Yahudi Soykırımı ve Türkiye

·
Okunma
·
Beğeni
·
514
Gösterim
Adı:
Yahudi Soykırımı ve Türkiye
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
512
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050813135
Kitabın türü:
Çeviri:
Fahir Armaoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
"Türkiye, 1933'ten başlayıp II. Dünya Savaşı'nın sonuna kadar sürecek olan dönemde, Nazilerin tepkilerinden daha büyük tepkilerle karşılaşmadığı gibi, Nazilerin Avrupa Yahudilerine karşı giriştiği zulümlere karşı gösterdiği davranıştan daha asil bir davranış göstermemiştir."
-Stanford J. Shaw-

Bir milyon üzerinde Yahudi çocuk, aşağı yukarı iki milyon Yahudi kadın ve pek çok Yahudi erkek... Üstelik sadece Yahudiler de değil, soy ağaçlarında Yahudi kişilere rastlanan herkes... Toplatılmak, hapsolmak ve gaz odalarında öldürülmek üzerine kurulu bir alınyazısını paylaşacaktı. 20. yüzyılın başlarıydı. Nazi Almanya'sı bir ütopyanın gerçekleşeceği hissinin peşine düştü. Şüphesiz Almanlar bu başarıya imza atacak tek ırk olmalıydı. Sonrasında yaşananlarsa malûm: Yahudilerin sivil haklarını elinden alan birçok yasa, II. Dünya Savaşı, toplama kampları ve 6 milyonun üzerinde ölü... Dünya çalkalanıyordu, peki Türkiye'de durumlar nasıldı? II. Dünya Savaşı'nda geri planda kalmayı tercih eden Türkiye, dünyanın izlediği bu zulme ne tepki vermişti? İddia edildiği gibi olaylara sırtını mı dönmüştü?

Savaşa girmemek adına yürütülen dış politika ve dış güçlerin kıskacında yurt içi ve dışındaki Yahudilere uzatılan yardım eli... 1930'larda, Nazi zulmünden kaçan ve Türkiye Cumhuriyeti'nde yeni bir hayata başlayan yüzlerce profesör, öğretmen, doktor, avukat, sanatkâr ve laborant ile binlerce az veya çok tanınmış kişinin hikâyesi...

Senelerdir Osmanlı ve Türk tarihi üzerine çalışmalar yapan ABD'li ünlü tarihçi Stanford J. Shaw'un kalemi, Prof. Dr. Fahri Armaoğlu'nun değerli çevirisiyle, arşivler, mülakatlar ve gazetelerin ışığında Yahudi Soykırımı: Yahudi Soykırımı Ve Türkiye.
Türkiye'de önümüzdeki günlerde II.Dünya Savaşı ve sözde Yahudi soykırımı ile ilgili yayınlar yoğunlaşacak. 2000 yılından beri yoğunlaşıyor da. Bu beklenti ışığında bu kitabın nitelikli bir dezenformasyon işlevi gördüğünü söyleyebiliriz. Nasıl, açıklayayım.

Kitap, Yahudilerin Almanya'dan çıkarılmasıyla başlıyor. Neden çıkarıldıkları ile hiç ilgilenmiyor yazar. Bu bir. Hemen ardından Siyon Protokolleri'nin Rus Çarı'nın uydurması olduğu varsayımıyla Türkiye'de Siyon Protokolleri'nin yayınlanmasını engelleme girişimlerine söz geliyor. Uydurma olduğu varsayımı hiç bir irdelemeye, bilimsel çözümlemeye tabi tutulmuyor. Bu iki. Hiç bir bilimsel kanıt veya referans sunma gereği duymadan Yahudilere soykırım uygulandığı iddiası, üzerinde tartışma olmayan bir gerçekmiş gibi sunuluyor. Tek dayanak soykırımın popüler kültürde "tanınmış" olması. Bu da üç. Kitabın kalanı olaylar örgüsünün ortasındaki bu üç büyük kara delik görmezden gelinerek gelişiyor. Yazar bu kara deliklerin üzerinden susarak atlarken, aslında Yahudilerin Almanya'dan durup dururken kovulduğunu, Türkiye'de aynı yıllarda Yahudi karşıtı yayınların durup dururken başladığını söylemiş oluyor. Tıpkı Taner Akçam'ın veya Ayşe Hür'ün Ermenilerin durup dururken sürüldüğünü iddia ettiği gibi. Tıpkı son on, on beş yılda tespih gibi dizilivermiş kitapların Dersim'in durup dururken bombalandığını iddia ettiği gibi. Zaten bu dünyada her eylem durup dururken olmakta, öyle değil mi? Nedenini, öncesini sorgulamak boşunadır. Bilimsel tarihçilik budur (!). Siyon Protokolleri'nin içeriğini incelemeye, gerçekleşen olaylarla rastlantı olamayacak benzerliğini gözler önüne sermeye de gerek yoktur... Şöyle bildik bir itiraz gelir: "Yahudi sürgünü öncesinde gerçekleşen olaylar bu kitabın konusu değil." İşte bu, sık rastladığımız bir çarpıtma biçimidir. Politik ajandaya uygun bir varsayım yapılır ve tekelleşmiş basın-yayının olanaklarıyla o varsayımın üzerine hızla dev bir bina inşa edilir. Ta ki okur kapının pencerenin eğriliğiyle oyalansın, temeli görmeye zamanı kalmasın. Benzer çarpıtmalar Varlık Vergisi konusunda da yapılmakta. Türkiye'nin 80 sonrası ve özellikle 2002 sonrası içine girdiği loş, bilimsiz ortamda tarihi silip yeniden yazmak bir meslek durumuna gelmiştir. Bunun adına da şeytana pabucunu ters giydirircesine "ezber bozmak" denmiştir. "Yeni tarih"i destekleyen her türlü yayın özenle derlenip toparlanmakta, bu gürültünün içinde nesnel bakışın sesi giderek boğulmaktadır. Her nasılsa ezberleri bozmamızı isteyenler, konu II. D. Savaşı ve "Yahudi soykırımı" olduğunda ezberleri sorgulamamızı istememekteler. Avrupa ve ABD'de Yahudi soykırımı iddiasını bilimsel olarak çürüten çok sayıda yayının bir teki bile Türkçe'ye çevrilip yayınlanmış değildir. Bu ıssız, tartışmasız ortamda dezenformasyoncuların önü alabildiğine açıktır. Türk okuru Yahudi soykırımını kanıtlarla çürüten çok sayıda kitabın Almanya, İsviçre, Kanada gibi ülkelerde yasaklandığından, Germar Rudolf, Ernst Zündel gibi pek çok muhalif yazarın hapiste çürütüldüğünden habersizdir.

İş işten geçip "soykırım inkarı suçu" adı verilen bu engizisyon yasaları Türkiye'de de yürürlüğe girmeden şu kitapları okumanızı öneririm: The Fate of Jews in German Hands - J. S. A. Hayward; The Lüftl Report: An Austrian Engineer's Report on the "Gas Chambers" of Auschwitz and Mauthausen; The Leuchter Reports - Fred A. Leuchter; The Six Million Swindle - Prof. Austin J. App, Ph.D.; Gruesome Harvest: The Costly Attempt To Exterminate The People Of Germany - Ralph Franklin Keeling; Diğer Kayıplar - James Bacque; Apocalypse 1945: Destruction Of Dresden - David Irving; Debunking The Genocide Myth - Paul Rassinier; Myth Of The Six Million - David Hoggan; Anne Frank's Diary A Hoax - Ditlieb Felderer; Carlo Mattogno - Auschwitz Serisi, Belzec, Majdanek, Sobibor, Treblinka, The Elusive Holes Of Death kitapları; The Hoax Of The Twentieth Century - Arthur R. Butz; -Lectures On The Holocaust - Germar Rudolf; The Forced War - David L. Hoggan; The Ethnic Cleansing Of The East European Germans, 1944-1950 Alfred-Maurice De Zayas; The High Cost Of Vengeance - Freda Utley; Holocaust Is Nothing But A Holohoax - Willie Martin; Auschwitz The Final Count - Michael Collins Piper; Truth For Germany The Guilt Question Of The Second World War - Udo Walendy; Unconditional Hatred: German War Guilt And The Future Of Europe - Russel Grenfell.

Bu kitabın yazarı Stanford Shaw'un ne anlatmak istediğini bu kitapların bir kaçını okuduktan sonra çok daha iyi anlayacaksınız. Eleştirel ve sorgulayıcı okuma ilkesinden vazgeçmeyiniz. Gerçekler soruşturulmaktan korkmaz. Gerçek üstün gelecektir.
512 syf.
·15 günde·Puan vermedi
Kitap döneme ve o dönem ki Türkiye'ye ışık tutuyor mu ? Bence hayır, dönemde Türkiye'ye ilişkin kitap sayısı oldukça az piyasada.
Kitap giriş olarak çok iyi ama yazışma kısımları bir süre sonra rutine bağlıyor ki buda insanda şevk kırıcı olarak vazife yapıyor.
Nasıl Osmanlı İmparatorluğu yüzyıllar boyu Yahudiler için bir cennet olmuşsa, Yahudi Soykırımı sırasında Nazi işgaline uğrayan Batı Avrupa'da yaşayan Türkiye Yahudilerinin kurtarılmasında Türkiye'nin oynadığı rol de o kadar önemlidir.
... meşhur Yahudi tarihçisi Avram Galante, 1943'te Türkiye Büyük Millet Meclisi' ne seçilirken, Varlık Vergisi'nin en hararetli destekçisi ve savunucusu olan ve gazetesi Cumhuriyet'te Nazileri açıkça destekleyen Yunus Nadi, bu tutumundan dolayı, Ankara Garı'nda, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü tarafından trenin sahanlığından aleni bir şekilde çıkarılmış ve bir müddet sonra yapılan seçimlerde de Türkiye Büyük Millet Meclisi' ndeki Muğla milletvekilliği sandalyesini kaybettiği gibi, gazeteleri de birkaç hafta süre ile kapatılmıştır.
“II. Dünya Savaşı sırasında, Avrupa’nın en önemli tarafsız ülkelerinin başında yer alan ve dolayısıyla ana kurtarma merkezi hâline dönüşen iki kent, İstanbul ve Cenevre idi.”
Stanford J. Shaw
Sayfa 309 - Timaş Yayınları
Savaş esnasında Nazilerin Yahudi aleyhtarı fikirlerini benimseyen yegane önemli kişi, bir lise öğretmeni olan ve konuşmasında ve giyiminde Hitler'e benzemek isteyen, ideolog ve ırkçı Nihal Atsız idi. Atsız, "Kendimizi Yahudilerden, komünistlerden ve masonlardan kurtarmanın ilk adımı" olarak Almanya ile ittifak yapılmasını savunuyordu.
Değişik ülkelerde değişik derecelerde görülen anti-semitizm tarihin hiçbir zamanında Türkiye'de görülmemiştir. Aksine Yahudi Türkler devlet tarafından hiçbir zaman kötü muamele görmemişlerdir; diğer Türk vatandaşları arasında dostluk ve sevgiyle yaşamışlardır. Bu nedenle başkonsolosluğun Türk vatandaşlarını koruma görevi sadece Yahudi Türklere değil, hangi dinden olursa olsun tüm vatandaşlarına uygulanacaktı.
1923 Lozan Antlaşması, Türkiye'deki Yahudiler, Ermeniler ve Rumlara TBMM'de belirli miktarda üyelik öngörmüştü. Bununla beraber, yeni Türk Anayasası'nda sağlanan eşitlik hükümlerine güvenerek ve yabancı devletlerle imzalanan bir antlaşmada kendilerini için ayrılmış olan özel ayrıcalıkların, yeni laik Cumhuriyet'in eşit vatandaşları olmalarına engel teşkil etmesinden korkarak, Yahudiler bu haklarından ve özel ayrıcalıklarından vazgeçtiler. Diğer gayrimüslim topluluklar da daha sonra Yahudileri izledi.
Alman hükümeti, Türkiye'deki bütün Yahudi mültecilerin vatandaşlıklarını iptal ettikleri gibi, Türkiye Yahudileri de dahil bütün bu mülteci Yahudilerin, cezalandırılmak üzere Almanya'ya iadesini Türkiye'den resmen istedi. Savaş sırasında bu isteklere tehdit unsuru da karıştırılmasına rağmen, Türk hükümeti devamlı olarak direndi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yahudi Soykırımı ve Türkiye
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
512
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050813135
Kitabın türü:
Çeviri:
Fahir Armaoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
"Türkiye, 1933'ten başlayıp II. Dünya Savaşı'nın sonuna kadar sürecek olan dönemde, Nazilerin tepkilerinden daha büyük tepkilerle karşılaşmadığı gibi, Nazilerin Avrupa Yahudilerine karşı giriştiği zulümlere karşı gösterdiği davranıştan daha asil bir davranış göstermemiştir."
-Stanford J. Shaw-

Bir milyon üzerinde Yahudi çocuk, aşağı yukarı iki milyon Yahudi kadın ve pek çok Yahudi erkek... Üstelik sadece Yahudiler de değil, soy ağaçlarında Yahudi kişilere rastlanan herkes... Toplatılmak, hapsolmak ve gaz odalarında öldürülmek üzerine kurulu bir alınyazısını paylaşacaktı. 20. yüzyılın başlarıydı. Nazi Almanya'sı bir ütopyanın gerçekleşeceği hissinin peşine düştü. Şüphesiz Almanlar bu başarıya imza atacak tek ırk olmalıydı. Sonrasında yaşananlarsa malûm: Yahudilerin sivil haklarını elinden alan birçok yasa, II. Dünya Savaşı, toplama kampları ve 6 milyonun üzerinde ölü... Dünya çalkalanıyordu, peki Türkiye'de durumlar nasıldı? II. Dünya Savaşı'nda geri planda kalmayı tercih eden Türkiye, dünyanın izlediği bu zulme ne tepki vermişti? İddia edildiği gibi olaylara sırtını mı dönmüştü?

Savaşa girmemek adına yürütülen dış politika ve dış güçlerin kıskacında yurt içi ve dışındaki Yahudilere uzatılan yardım eli... 1930'larda, Nazi zulmünden kaçan ve Türkiye Cumhuriyeti'nde yeni bir hayata başlayan yüzlerce profesör, öğretmen, doktor, avukat, sanatkâr ve laborant ile binlerce az veya çok tanınmış kişinin hikâyesi...

Senelerdir Osmanlı ve Türk tarihi üzerine çalışmalar yapan ABD'li ünlü tarihçi Stanford J. Shaw'un kalemi, Prof. Dr. Fahri Armaoğlu'nun değerli çevirisiyle, arşivler, mülakatlar ve gazetelerin ışığında Yahudi Soykırımı: Yahudi Soykırımı Ve Türkiye.

Kitabı okuyanlar 14 okur

  • Ukuş
  • M.Zeki Özmen
  • Abdullah Sarıgül
  • Diary of Last Man Existed
  • PORTRE
  • Arzu
  • OSMAN NURİ EFE
  • Kara
  • Doğa
  • Sinan Atıl

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.5 (1)
9
%25 (2)
8
%25 (2)
7
%12.5 (1)
6
%25 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0