·
Okunma
·
Beğeni
·
65,2bin
Gösterim
Adı:
Yakıcı Sır
Baskı tarihi:
Eylül 2015
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053325536
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Brennendes Geheimnis
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Kısa bir tatil için Avusturya Alplerine giden bir baron, zamanını zararsız bir flörtle renklendirmenin yollarını aramaktadır. Kendine fazlasıyla güvenen ve gönül maceralarına her zaman açık olan bu müzmin kadın avcısı, kısa sürede kendisine bir av bulmakta hiç zorlanmayacaktır. Tanışıp yakınlaşmak istediği kadının on iki yaşındaki oğluyla ahbaplık kurarak işe koyulur. Yakıcı Sır annesini elde etmek isteyen bu narsist çapkın tarafından kullanılan bir çocuğun hikâyesidir aslında. Ne var ki, yetişkin dünyası bazen masum çocuklara büyüklere göründüğünden çok daha berrak görünmektedir…
88 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
En sevdiğim Zweig eserleri arasında yeri çok sağlam olmuştur. Akıcı, merak uyandıran, insan ve çocuk psikolojisin derinlemesine ve en fevkalade şekliyle okuyucuya geçirildiği muazzam bir eser... Sevgi ve ilgiden yoksun birinin hayatın acımasızlıkları karşısında olgunlaşmaya başlamasını konu ediyor. Diğer kitaplarında olduğu gibi karakterlerinde biraz Zweig'i görür gibi oluyorsunuz
Spoiler...
Oldukça çapkın, genç ve yakışıklı bir baron'un tatil için gittiği otelde vakit geçirebileceği, birlikte olabileceği bir kadın araması üzerine başlıyor hikaye. Kadını bulduğunda ona ulaşmak için kadının on iki yaşındaki oğlu Edgar'la tanışıp arkadaş olması yani aslında onu kandırarak hedefine ulaşmaya çalışması ve bunu başardığında çocuğun yaşadığı kandırılmışlık hissi, hayal kırıklığı ve yetişkin oyunları karşındaki çaresiz kalışı... Bir yetişkinin arkadaşlığına kendisi alıştıran ve bu arkadaşlığı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Edgar'ın ruh hali geçiyor okuyucuya.
88 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
YouTube kitap kanalımda Yakıcı Sır kitabının da içinde bulunduğu kitaplık turu videomu izleyebilirsiniz: https://youtu.be/a3ctaLux8B4

Nasıl ki milletler arasında savaş olduğunda buna dünya savaşı deniyorsa, insan ilişkileri konusunda sadece insanlar arasında gerçekleşen dünya savaşları da vardır.

Edgar'ın annesinin yaptığı şeyi unutturmaya çalışması "bastırma"yı ve "bahane bulma"yı, kendi suçunu sanki kendisinin değilmiş gibi göstermesi "yansıtma"yı, kitabın sonunda yaşanılan onca olaydan sonra edinilen buruk zafer "telafi etme"yi, annelik sorumluluğuna sahip birinin tamamen annelikten uzaklaşması "karşıt tepki geliştirme"yi, annenin sıkıcı hayatına özenti bir heyecan katarak kendini başarıya ulaşmış gibi göstermeye çalışması "özdeşim kurma"yı, anneyi tavlamaya çalışan baronun bütün hareketleri "hayal kurma"yı, Edgar'ın yaşadığı ruhsal kaos ve sonunda kendinden uzaklaşması "kaçma"yı, asıl tepkinin barona verilmesi gerekirken çocuğa veriliyor olması "yön değiştirme"yi, Edgar'ın annesinin ve adamın onca iyi hareketinden sonra yaptıklarını bir türlü kabullenememesi "yadsıma"yı, Edgar'ın ne olursa olsun kötünün iyisi bir sonuca kavuşmayı "pollyanna"cılığı temsil ediyor. Yani bu kitabın adı Yakıcı Sır değil de Zweig ile Savunma Mekanizmaları Manifestosu olsaydı hiç şaşırmazdım.

Olay sadece kör olup olmamakla ilgili. Bahsetmeye çalıştığım şey de fiziki körlükten öte manevi körlük zaten. Kalp bile düz bir çizgide devam edemiyorken ruhumuzun devinimlerinin de dümdüz olmasını bekleyemeyiz. Ruhlarımız da başka insanlarla iletişimde, ilişkide, herhangi bir deneyim üstünde olurken dünya savaşları yaşayacak. Herkesin kazanmayı arzuladığı bu savaşta bizim de savunma mekanizmalarımız olacak saldırılarımızdan fazla. Herkes Bukowski'nin de dediği gibi "Benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki." psikolojisinde yaşıyor olacak. Bir yerde sevgiyi ararken zulümle, merhameti ararken nefretle, zevki ararken pişmanlıklarla karşılacağız. Ama sonuçta bir arayışta olacağız. En güzeli de bu değil mi zaten? Sonuçların verdiği o keskin sayısal birimlerin dışında sürecin ve arayışın verdiği o belirsiz ve ruhumuzu daima canlı tutan sorgulama ihtiyacı en değerli şey değil mi? Sorgulamalarımız olmasaydı Zweig bu kitabı yazıp sadece bir çocuk karakter üzerinden siyasi göndermelere, psikolojik tahlillere, anne-baba-çocuk ilişkilerine ulaşabilir miydi? Diplomalarımız olur her zaman ama üzerlerinde sorgulayışlarımızın notu yazmaz hiçbir zaman. Onun içindir ki günlük rutin ve heyecansız hayatlarımız için kullanacağımız, üzerinde birtakım sayılar yazan kağıt parçalarından başka bir şey bilmeyiz biz.

Bir kenarda oturup zamanında çokça vakit geçirdiğimiz insanları, nesneleri, olayları, şehirleri, dersleri, okulları ve işleri düşüneceğiz. Bunların hepsinin birbirleriyle uyum içinde yaptığı o sırlı dansı anlamaya çalışacağız. Pek tabii ki meraklı kişiler için bu biraz anlamsız gelecek. Edgar gibi Malala gibi Atatürk gibi sadece kendimiz için değil aynı zamanda başkalarının da mutluluğu için çalışacağız. Bir kenarda otururken aslında beynimiz de bir o kadar bir kenarda oturmayacak. Hep düşüneceğiz, hep düşüneceğiz ve hep düşüneceğiz ki artık şu sonsuz evrenin sırlarını çözmeye çalışmaktan beynimiz patlama noktasına gelecek. Ve bu o kadar değerli bir patlama sınırı ki sayın Hiroşima'nın kıskanmasıyla sonuçlanacak. Öldüren cinsten değil de tam tersine daha çok yaşatan, daha çok renklendiren ve ruhundan çiçek açtıran cinsten reaksiyonlara sebep olacak şekilde. O kadar dokunaklı olacak ki güzel olmasına gerek kalmayacak. Ve o kadar doğru bir hareket olacak ki cesaretle yapılmasına gerek kalmayacak.

Yine de sırları olmalı insanın başka insanlardan saklamaya çalıştığı... Yoksa ne anlamı kalırdı sadece onun üzerinde yaşam olduğunu sandığımız dünyanın?
88 syf.
·1 günde·10/10 puan
Tatil için Avusturya Alplerine giden bir baronun flört için yakınlaşmak istediği kadının 12 yaşındaki çocuğuyla ilgilenerek yola koyulması. Kitap genel hatlarıyla annesini elde etmek için kullanılan bu çocuğun hikayesidir aslında. Onun gözünden yetişkin dünyasını görmek..

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
108 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
+Anne ben nasıl oldum
-Oğlum, seni leylekler getirdiii
+Tamam anne
-Yaaaa ne kadar basit bir çocuksun
+Ne yaptım gene
-Birazz zorla benii
+Eee leyleklerr getirmiş benii dahaa ne sorayımm
-Oğlum olduğunaaa halaaa inanamıyorummm!
+Anne belki zaman bana doğruyu öğretir
Sen kendini yorma
-Ulannn ben mi anneyim yoksaa sen mii
+Bana yaşattıklarınız beni olgunlaştırdı anne
-Çocuk ol yaşına göre davran, her şeyi bilmee, kurallarr varr senn çocuksunn, çok bilmiş ıyyy
+Bilmiyor musun çocuklar her şeyi anlar, her şeyi görür ve duyarlar, sanırsın ki hiçbir şeyi bilmezler ne de olsa çocuklarr
Ama yanılıyorsun anne, bizlerr her şeyi bilirizz.

Üç farklı zihin ve üç farklı dünyaaa...

Küçüklüğünüzü hatırlayın ve neyi ne kadar biliyordunuz.
Gelişiminizi dünyaya bakışınızı ve yaşınızın ilerlemesiyle bazı şeyleri daha iyi anlamanız hatırlayın ve bu tüm cümleleri bir tek cümle yapan şu cümleyi görün şimdi; "Hayata ve yaşama olan bilincimiz yaşımızla doğru orantılıdır"
Bazen bazı şeylerr yaşımızla birlikte bize verilir, yapmamız gereken tek şey o yaşı ve zamanı beklemek olacaktır.
Tabi her geçiş bir çöküş bir yıpranıştır. Gerçeklerin dayanılmaz ve katlanılmaz darbesidir.
Kişi boynu bükük olur her geçiş sonrası, ondan sonrası dik durabilenler bu hayata karşı başarı sağlayabilenler olur.

Bu kitabı nedense çok sevdim
Çok güzel buldum
Hiçbir zaman kitabı tamamen anlatmam
Belki kitap bana şunu anlatman gerek der
Ama ben sadece bana hissettireni yazarım
O uçmaktan bahseder, ben hayalleri anlatırım.
O bana gerçekleri anlatır, ben ise varlık yok anlarım.
Her kitap herkes de aynı şeyi uyandırmaz
Aslında bir kitap vardır ve her okuyucuyla bir kitap daha yaratılmış olur.


https://youtu.be/wdY9XOcQLdQ
88 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
(SPOİLER İÇEREBİLİR)
Bak ben sana söyliyiverem. Kitap ucuz, öyle 60-70 lira diil. 6-7 Liraya alıverirsin. Ben de ucuz diye aldım zaten, yoksa Stefanımış, Zwaygımış ben anlamam. Aldım ben de elimde taşıyon öyle afillli görünüyo falan neyse canım sıkıldı, açıp okuyuverem dedim. Kısa çünkü ondan 60-70 sayfa bi şey. Anlatıverem: Baron diye bi adam var, çapkın, sinsi, lanet herifin teki. Kır düğününde bi hatunu görüyo, gözüne kestiriyo bunu. Amma kadın evli, çocuğu falan var, pek de pas vermiyo, bizim Baron bakıyo papuç sağlam. Gidiyoo çocuğa sarıyo pislik herif. Çocuklan arkadaşmış gibi tanışıveriyo bu Baron, çocuğa ülker çikolatalı gofret alıyo ne bilem sulugöz sakız alıyo, stres çarkı falan ne varsa yapıştırıyo namussuz kansıız, bizim saftirik de kanıveriyo buna. Vay Baron amca kral adam da bilmem ne de derken anasıynan tanıştırıveriyo saf çocuk. Bizim Baron amacına ulaşıyo gali o zaman Alahın belası lanet Baron, yüzüne tokatlaa patlıyasıca eşek herif seni!!! Neyse bizim çocuk, sonradan anlıyo mu meğer bu Baron anasını ayarlamış, bi ayar oluyo çocuk, sinsi bi velede dönüşüveriyo deme gitsin… Gerisini de sen oku gali ben anlatmıyem. Bu yakıcı sır dediğini de ben ateşin icadını falan anlatıyo sandıydım, meğer ne anlatıyomuş aman ayıp, deyemem.
Aha da sana mis gibi inceleme. Yani şimdi ben sana kitaptaki ima ve gölgelemeleri, anjenbemanı, yok kendini çocuk yerine koyup yaptığı empatiyi, dilindeki akıcılığı, rahmetli Stefan’ın üslubunu falan anlatmaya kalksam, ne sen okucen, ne de ben doğrudüzdün anlatabilecem. Sözün özü kitap ucuz, bu rahmetli Zwaygın kitapları hep böyle, hem ucuz hem kısa, yoksa kim okur? Kitabın ana fikri de şu: Çocuk kısmısı öyle her şeyi merak etmez! Hadi hayırlı okumalar…
:)
136 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Kitabı okurken günümüzde çok görülen, hatta kendi çocukluğumla çok bagdastirdigim bir hikaye ile karşılaştım. Ve stephan in böyle ince ve çok önemli bir ayrıntıyı böylesine güzel yorumlamasina hayran kaldım. Günümüz anne babaları arası iletişim kopukluğu ve ayrılıklarin çocuk üzerinde bir nevi etkisini görebilirsiniz fakat ben edgar kadar acik sözlü değildim sanırım ve ondan daha çok anlayabiliyordum birşeyleri küçükken. Umursamazdim ya da öyle görünürdum fakat bu tarz şeyler ruhumuza kalbimize geçmişimize kocaman yaralar açıyor. Bunu bizlere öz anne ve babalarımız yapabiliyor fakat burda kim suçlu bilinmez. Bu çağda anne ve baba olmak da zor, yetmek de yetinebilmek de bir tarafımızı tercih edip hep ona uygun yaşamak da. Ama kitabın sonunda Edgar ve annesi sevgiyi ve fedakarlığı seçiyor Stephan in kitaplarinin böyle sürükleyici olmasını su gibi gitmesini çok seviyorum
88 syf.
·2 günde·6/10 puan
Korku ve Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat'in ardından üçüncü Stefan Zweig kitabımı da bitirdim. Yakıcı Sır'ın yorumları genel itibariyle olumlu, kitap hakkında olumsuz yorumların sayısının çok az olduğunu söyleyebilirim. Hal böyle olunca beklentiler de ister istemez yükseliyor, Yakıcı Sır maalesef bu beklentilerimi karşılamadı. Belki çok keskin bir cümle olacak ama artık ciddi ciddi okurların büyük çoğunluğunun yazarın isminden etkilenip ortalama bir kitaba çok iyi kitap şeklinde yorumlar yaptığını düşünmeye başladım. Kapağında usta bir yazarın isminin yazması hiçbir kitabı eleştirilemez yapmıyor tabii ki. Benim açımdan bu kitapta bir şeyler eksikti. Konuyu tam olarak sevemedim, sayfa sayısı zaten az bir de kitap çok durağan başlayınca sıkıcı bir hale gelebiliyor. Okuduğu kitapları yaşamayı seven biri olarak Yakıcı Sır'ı okurken hiçbir şey hissetmedim. Yazarımızın vermeye çalıştığı mesaj dışında karakterlerin neredeyse tek bir duygusu bana geçmedi.

Yakıcı Sır'ın konusu şöyle: Genç, yakışıklı ve çapkın bir baron, tatil için gittiği otelde zaman geçirebileceği bir kadın arar. Kısa bir süre içerisinde bu kadını bulan baron, kadınla tanışmak için ilk adımı kadının on iki yaşındaki oğlu Edgar'la tanışarak atar. Yakıcı Sır'da bir yetişkinin arkadaşlığına kendisi alıştıran ve bu arkadaşlığı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Edgar'ın ruh halini okuyoruz diyebilirim.

Kitabın anlatmak istediği yetişkin davranışlarının çocuklar üzerindeki etkilerinin neler olabileceği. Yakıcı Sır'da bu etkileri Edgar vasıtasıyla öğreniyoruz. Bizler zaman zaman çocukları göz ardı edebiliyor, onları çeşitli şekillerde ortamdan uzaklaştırmaya çalışabiliyoruz. Edgar'ın yaşadığı da tam olarak bu: Görmezden gelindiğini, önemsenmediğini düşünme. Tabii bu durumda unutulmamalıdır ki çocuklar da her şeyden önce birer birey. Duyguları ve düşünme yetileri var ve bu duygular, düşünceler çok kolay yön değiştirebiliyor. Çevresinde bulunan yetişkinlerin davranışları, çocuk davranışlarının şekillenmesi konusunda önemli bir yer tutuyor. Dolayısıyla her birey bunun bilincinde olup, buna göre hareket etmeli. Çevremizdeki çocuklarla kurduğumuz sağlıklı ilişki geleceğin sağlıklı yetişkinlerini ortaya çıkarma konusunda mühim bir paya sahip olacaktır. Yakıcı Sır'a bu bakış açısı ile baktığımızda Edgar'ın annesi ve baron son derece itici karakterler konumunda.

Zweig'in Korku isimli eserinde karakterin içinde bulunduğu ruh halinin anlatılması aşamasında o gerginlik duygusu bana geçebilmişti. Yakıcı Sır'da ise Edgar bağlamında bu duyguyu tam olarak alamadım. Beğendiğim nokta birkaç sayfalık kısımda Edgar'ın yalnızlık ve dünya hakkındaki hislerinin anlatıldığı kısımlardı. Bunun dışında konu, akıcılık, duygunun okura geçirilmesi konularında beklentilerimin çok altında kalan bir kitap okudum. Bir sonraki Zweig kitabım Bir Çöküşün Öyküsü olacak, o kitapla ilgili düşüncelerimin de ne olacağını çok merak ediyorum. Birkaç kitabını daha okuduktan sonra Zweig ile ilgili daha genel bir fikrim olacak. Hepinize keyifli okumalar.
104 syf.
·2 günde·6/10 puan
Bir Stefan Zweig kitabının daha sonu geldik. Açıkçası yazarın daha önce okumuş olduğum kitaplarına göre bunu biraz basit gördüm çünkü zaten Stefan Zweig diyince büyük beklentilerim oluyor okuyacağım kitaba dair. Kısacası beklentilerimi karşılamadı.
Kitaba gelecek olursak konusu pek iyi olmasada içinde verilen mesajlar güzel ve anlamlı. Kitabın konusu da şöyle; genç, yakışıklı bir baron tatil için gittiği otelde vakit geçirebileceği bir kadın arar, ve bulduğu kadın kitabın ana karakteri olan 12 yaşındaki Edgar’ın annesidir. Kadına ulaşmak için Edgarla arkadaşlık kuran Baron çocuğu kendisine alıştırıp sevgisini kazanır bu sevgi ve arkadaşlığı kaybetmek istemeyen küçük Edgar’ın ruh halini, büyüklerin sırrını çözme çabalarını ve hayatı tanıma şansını yakalayan ruh halini okuyoruz.
Kitapta anlatılmak istenen yetişkin bireylerin, çocuklar üzerinde yarattığı etkinin gücü. Kitabı okuduktan sonra çocuklara olan bakış açınızın değişeceğini düşünüyorum. Keyifli okumlar.
88 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
(SPOİLER olabilir ! )

SIR MI? SIR , SENİN İÇİN ÖNCELİKLİ OLAN NE İSE ODUR, KENDİ ÇIKARINDIR !!

Zweig bildiğimiz gibi insanın özünü anlatmaya devam ediyor bu kitapta da. Onlarca kısa öykü-novella yazmış bu adamı, popüler kültür nedeniyle erteleyen öteleyen varsa artık daha fazla önem verip okumasını tavsiye ederim. Diğer okumalarınızın arasına birer Zweig serpiştirebilirsiniz kolaylıkla.

Kitaba gelirsek özetle ;

Mutsuz bir oğlan, mutsuz bir anne, duyarsız bir baba, çapkın bekar bir adam. Bu dört karakter üzerinden ilerliyor. 10 yaşlarında ve kendisine değer verilmesini bekleyen bir çocuk, annesiyle kısa bir tatildeyken, annesini gözüne kestiren çapkın bir bekarın tabiri caizse kadına ulaşmasına giden yolda “anahtar” rolünü alır. Adam çocuğun ilgiye muhtaçlığını fark ederek ona yakınlık gösterir ve bu yolla annesiyle yakınlık kurar. Kadın da kocasının ilgisizliğinden muzdarip olunca kayıtsız kalamaz adama. Çocuk ise adamın niyetini bir süre sonra sezer ve bu mevzuyu fazla uzatmadan çözer, annesini bu kim olduğu belli olmayan adama yem etmez. Kadın da zaten çelişkiler içindedir, hem yaklaşır adama hem de kaçar, tehlike ve günah bir yanda, suçluluk duygusu bir yanda cebelleşir kendiyle.

Çocuğun babasını pek görmeyiz, kitabın sonlarına doğru ortaya çıkar ama ne olursa olsun babasıdır işte, annesine ne kadar haksızlık etse de oğluna karşı yine de sevgisi vardır ama sıradan bir adamdır bir bakıma, o çapkın herif kadar kurnazlık bilmez. Babalık sorumluluğunu da çok yerine getirmez çünkü bilinçli bir adam değildir pek.

Oğlan da annesinin küçük kaçamak çırpınışını sır olarak saklar, babasına anlatmaz. Buna karşılık annesi tarafından daha çok ilgi görecektir elbette. Anne de çocuğuna zaten kıymet vermektedir. Pembe dizi kıvamında gelişir bir bakıma olaylar, zaten fazla olay da olmaz.

Her şey bir yana, büyüklerin dünyasında, olan çocuklara olur her zaman. Parçalanmış ailelerde kim bilir neler yaşanmaktadır buna benzer ve daha da karışık. Buradaki aile yine de kör topal bir arada kalmaktadır.

Sır yani kime göre neye göre? Çocuğun kendi dünyasında ne yaralar açılır ve tamir edilir mi? Kadın mutsuz bir evliliği sürdürür sırlarıyla, baba da kendi hayatına bakmaktadır vardır belki onun da sırları. Ve kahramanımız çapkın serseri, onun da bir hayatı vardır, yalnız bir adamdır işte, yalnız olur da sırları olmaz mı hiç?

Erkeklerin ele geçirme, kadınların ait olma, çocukların da adam yerine konulma istekleri meselesini Zweig kendi üslubunca bence güzel anlatmış. Büyük bir hikaye beklemeyin lakin belki de en büyük hikayeler bu sıradanlıklar içinde saklıdır, vardır bir sır belli mi olur, okuyun isterseniz..
104 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Yakıcı Sır,Stefan Zweig,

"Kendini ondan korumalısın.
Birini aldatan ötekini de kolayca aldatır."

Bir duygu ki insanı yok eder ve ölümün döşeğine sürükler insanın boğazını kesen o korkunç his en keskin bıçaktan daha siviridir. Bu duyguyu yazarımız o kadar iyi anlatıyor ki kitabı okurken o duyguların hepsini her sayfa da yaşıyor ve nefesiniz kesiliyor. Bir duyguyu insana anlatmak ne kadar zorsa ondan daha zor olan bir anlatıda bir duyguyu karşıdakine yaşatmaktır.

Bu işi en iyi yapabilen ve onlarca eserinin çoğunda benzer anlatılarla romanını bir duygu üzerine kuran ve en etkileyici yazarlardan biridir.

"Yalnızca başlangıçtaki vesileye bakmakla yetinirseniz bir sevginin gücünü yanlış değerlendirirsiniz, aslında daha öncesindeki gerilime, ruhun bütün büyük sarsıntılarına zemin hazırlayan, yalnızlığın ve düş kırıklıklarının yarattığı o bomboş karanlığa bakmak gerekir.
Yaşanmamış duygular burada birikerek aşırı ağırlaşır ve değeceğine inanılan ilk kişiyle karşılaşıldığında alabildiğince boşalır."

İyi okumalar....

-Furkan DOLGUN
88 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
12 yaşındaki bir çocuğun annesine ilgi duyan bir adam tarafından ihanete uğramasını çocuğun kendi içinde yaşadığı zaferi,buhranı,aldatılma hissini anlatıyor.Nasıl bir anne ki ilgi duyduğu ama tanımadığı bir adam uğruna evladını karşısına alabilir.Çocuk için yıkıcı bir sır adam ve kadın için yakıcı bir sır.
Çocuk deyip geçmemek lazım onlarda insan ilişkilerindeki sırları,duyguları tam olarak algılayamasalar da hissedebiliyorlar.Zweig bu sefer çocuk bakış açısıyla anlatmış.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yakıcı Sır
Baskı tarihi:
Eylül 2015
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053325536
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Brennendes Geheimnis
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Kısa bir tatil için Avusturya Alplerine giden bir baron, zamanını zararsız bir flörtle renklendirmenin yollarını aramaktadır. Kendine fazlasıyla güvenen ve gönül maceralarına her zaman açık olan bu müzmin kadın avcısı, kısa sürede kendisine bir av bulmakta hiç zorlanmayacaktır. Tanışıp yakınlaşmak istediği kadının on iki yaşındaki oğluyla ahbaplık kurarak işe koyulur. Yakıcı Sır annesini elde etmek isteyen bu narsist çapkın tarafından kullanılan bir çocuğun hikâyesidir aslında. Ne var ki, yetişkin dünyası bazen masum çocuklara büyüklere göründüğünden çok daha berrak görünmektedir…

Kitabı okuyanlar 20,7bin okur

  • Sena
  • artemis
  • Destan Canıperk
  • Sare Uzun
  • A.K.
  • Elia Rapheta
  • h.
  • Yaren Gün
  • MİNE BİRDAL
  • Veysel YAVUZ

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%8.8
13-17 Yaş
%10.9
18-24 Yaş
%22.8
25-34 Yaş
%30.7
35-44 Yaş
%17.2
45-54 Yaş
%6.6
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%68.2
Erkek
%31.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13 (729)
9
%13.8 (769)
8
%21 (1.171)
7
%12.2 (684)
6
%5.3 (294)
5
%2.1 (120)
4
%0.7 (40)
3
%0.3 (14)
2
%0.3 (14)
1
%0.1 (7)

Kitabın sıralamaları