Yakıcı Sır

8,2/10  (360 Oy) · 
781 okunma  · 
277 beğeni  · 
4.560 gösterim
Kısa bir tatil için Avusturya Alplerine giden bir baron, zamanını zararsız bir flörtle renklendirmenin yollarını aramaktadır. Kendine fazlasıyla güvenen ve gönül maceralarına her zaman açık olan bu müzmin kadın avcısı, kısa sürede kendisine bir av bulmakta hiç zorlanmayacaktır. Tanışıp yakınlaşmak istediği kadının on iki yaşındaki oğluyla ahbaplık kurarak işe koyulur. Yakıcı Sır annesini elde etmek isteyen bu narsist çapkın tarafından kullanılan bir çocuğun hikâyesidir aslında. Ne var ki, yetişkin dünyası bazen masum çocuklara büyüklere göründüğünden çok daha berrak görünmektedir… 
 
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2015
  • Sayfa Sayısı:
    88
  • ISBN:
    9786053325536
  • Orijinal Adı:
    Brennendes Geheimnis
  • Çeviri:
    İlknur İgan
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Oğuz Aktürk 
 27 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Nasıl ki milletler arasında savaş olduğunda buna dünya savaşı deniyorsa, insan ilişkileri konusunda sadece insanlar arasında gerçekleşen dünya savaşları da vardır.

Edgar'ın annesinin yaptığı şeyi unutturmaya çalışması "bastırma"yı ve "bahane bulma"yı, kendi suçunu sanki kendisinin değilmiş gibi göstermesi "yansıtma"yı, kitabın sonunda yaşanılan onca olaydan sonra edinilen buruk zafer "telafi etme"yi, annelik sorumluluğuna sahip birinin tamamen annelikten uzaklaşması "karşıt tepki geliştirme"yi, annenin sıkıcı hayatına özenti bir heyecan katarak kendini başarıya ulaşmış gibi göstermeye çalışması "özdeşim kurma"yı, anneyi tavlamaya çalışan baronun bütün hareketleri "hayal kurma"yı, Edgar'ın yaşadığı ruhsal kaos ve sonunda kendinden uzaklaşması "kaçma"yı, asıl tepkinin barona verilmesi gerekirken çocuğa veriliyor olması "yön değiştirme"yi, Edgar'ın annesinin ve adamın onca iyi hareketinden sonra yaptıklarını bir türlü kabullenememesi "yadsıma"yı, Edgar'ın ne olursa olsun kötünün iyisi bir sonuca kavuşmayı "pollyanna"cılığı temsil ediyor. Yani bu kitabın adı Yakıcı Sır değil de Zweig ile Savunma Mekanizmaları Manifestosu olsaydı hiç şaşırmazdım.

Ayrıca yine bir şarkı çaldı aklımda tabii kitap boyunca. Bunda kitabın kapağıyla beraber kitabın içeriği de etkili oldu. Bu da Ok Go grubunun Skyscrapers adlı şarkısının özellikle de klibiyle oldu.

https://www.youtube.com/watch?v=Rb4lgOiHBZo
Sanki duvardaki renk Edgar'dı da annesiyle baronun davranışları Edgar'ın yaşantısına hep yakın gibi görünmesine rağmen durmaksızın bir kaçış içeriyordu. Edgar'ın bir duvar gibi statik göründüğünü, sadece bir çocuktan ibaret olup düşüncelerinin olgunlaşmadığını düşünüyorlardı. Fakat Edgar'ın ruhunun rengi de hep aynıydı onlarla başından beri. Sadece annesiyle baronun yaptığı o tehlikeli kumara yakın dansı başından beri sabırla izledi. Fakat babanın verdiği o değişmez otorite her ne olursa olsun tekrar ortaya çıkar. Biz de genelde gördüğümüzü sanırız fakat bir süre sonra yaptıklarımıza karşı aslında ne kadar da kör olduğumuzu fark ettiğimizle kalırız. Ama siyah renkten başlayıp beyaz renge doğru giden hayatlarımız vardır aslında. Bir anne karnında simsiyah bir çevre içinde dönüp dururuz ve bir süre sonra beyaz bir dünyaya gözlerimizi açarız. Nasıl ki şu görselde olduğu gibi http://fenokulu.net/kavramresim4/Image-16.jpg beyaz renkten sayısız renk ortaya çıkıyorsa, bizim bu gözlerimizi açmayı seçemediğimiz ve rengini beyaz sandığımız dünyadan gelen o keskin ve bizim daha hayatın en başında ağlamamızı sağlayan ışık da prizmamız olan ruhumuzdan geçip zamanla çeşit çeşit renkler olan aşklar, öfkeler, zevkler, nefretler, hüzünler, şaşkınlıklar ve yaşanmışlıklara dönüşüyor.

Olay sadece kör olup olmamakla ilgili. Bahsetmeye çalıştığım şey de fiziki körlükten öte manevi körlük zaten. Kalp bile düz bir çizgide devam edemiyorken ruhumuzun devinimlerinin de dümdüz olmasını bekleyemeyiz. Ruhlarımız da başka insanlarla iletişimde, ilişkide, herhangi bir deneyim üstünde olurken dünya savaşları yaşayacak. Herkesin kazanmayı arzuladığı bu savaşta bizim de savunma mekanizmalarımız olacak saldırılarımızdan fazla. Herkes Bukowski'nin de dediği gibi "Benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki." psikolojisinde yaşıyor olacak. Bir yerde sevgiyi ararken zulümle, merhameti ararken nefretle, zevki ararken pişmanlıklarla karşılacağız. Ama sonuçta bir arayışta olacağız. En güzeli de bu değil mi zaten? Sonuçların verdiği o keskin sayısal birimlerin dışında sürecin ve arayışın verdiği o belirsiz ve ruhumuzu daima canlı tutan sorgulama ihtiyacı en değerli şey değil mi? Sorgulamalarımız olmasaydı Zweig bu kitabı yazıp sadece bir çocuk karakter üzerinden siyasi göndermelere, psikolojik tahlillere, anne-baba-çocuk ilişkilerine ulaşabilir miydi? Diplomalarımız olur her zaman ama üzerlerinde sorgulayışlarımızın notu yazmaz hiçbir zaman. Onun içindir ki günlük rutin ve heyecansız hayatlarımız için kullanacağımız, üzerinde birtakım sayılar yazan kağıt parçalarından başka bir şey bilmeyiz biz.

Bir kenarda oturup zamanında çokça vakit geçirdiğimiz insanları, nesneleri, olayları, şehirleri, dersleri, okulları ve işleri düşüneceğiz. Bunların hepsinin birbirleriyle uyum içinde yaptığı o sırlı dansı anlamaya çalışacağız. Pek tabii ki meraklı kişiler için bu biraz anlamsız gelecek. Edgar gibi Malala gibi Atatürk gibi sadece kendimiz için değil aynı zamanda başkalarının da mutluluğu için çalışacağız. Bir kenarda otururken aslında beynimiz de bir o kadar bir kenarda oturmayacak. Hep düşüneceğiz, hep düşüneceğiz ve hep düşüneceğiz ki artık şu sonsuz evrenin sırlarını çözmeye çalışmaktan beynimiz patlama noktasına gelecek. Ve bu o kadar değerli bir patlama sınırı ki sayın Hiroşima'nın kıskanmasıyla sonuçlanacak. Öldüren cinsten değil de tam tersine daha çok yaşatan, daha çok renklendiren ve ruhundan çiçek açtıran cinsten reaksiyonlara sebep olacak şekilde. O kadar dokunaklı olacak ki güzel olmasına gerek kalmayacak. Ve o kadar doğru bir hareket olacak ki cesaretle yapılmasına gerek kalmayacak.

Yine de sırları olmalı insanın başka insanlardan saklamaya çalıştığı... Yoksa ne anlamı kalırdı sadece onun üzerinde yaşam olduğunu sandığımız dünyanın?

Mehmet Aldemir 
 04 Eki 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

(SPOİLER İÇEREBİLİR)
Bak ben sana söyliyiverem. Kitap ucuz, öyle 60-70 lira diil. 6-7 Liraya alıverirsin. Ben de ucuz diye aldım zaten, yoksa Stefanımış, Zwaygımış ben anlamam. Aldım ben de elimde taşıyon öyle afillli görünüyo falan neyse canım sıkıldı, açıp okuyuverem dedim. Kısa çünkü ondan 60-70 sayfa bi şey. Anlatıverem: Baron diye bi adam var, çapkın, sinsi, lanet herifin teki. Kır düğününde bi hatunu görüyo, gözüne kestiriyo bunu. Amma kadın evli, çocuğu falan var, pek de pas vermiyo, bizim Baron bakıyo papuç sağlam. Gidiyoo çocuğa sarıyo pislik herif. Çocuklan arkadaşmış gibi tanışıveriyo bu Baron, çocuğa ülker çikolatalı gofret alıyo ne bilem sulugöz sakız alıyo, stres çarkı falan ne varsa yapıştırıyo namussuz kansıız, bizim saftirik de kanıveriyo buna. Vay Baron amca kral adam da bilmem ne de derken anasıynan tanıştırıveriyo saf çocuk. Bizim Baron amacına ulaşıyo gali o zaman Alahın belası lanet Baron, yüzüne tokatlaa patlıyasıca eşek herif seni!!! Neyse bizim çocuk, sonradan anlıyo mu meğer bu Baron anasını ayarlamış, bi ayar oluyo çocuk, sinsi bi velede dönüşüveriyo deme gitsin… Gerisini de sen oku gali ben anlatmıyem. Bu yakıcı sır dediğini de ben ateşin icadını falan anlatıyo sandıydım, meğer ne anlatıyomuş aman ayıp, deyemem.
Aha da sana mis gibi inceleme. Yani şimdi ben sana kitaptaki ima ve gölgelemeleri, anjenbemanı, yok kendini çocuk yerine koyup yaptığı empatiyi, dilindeki akıcılığı, rahmetli Stefan’ın üslubunu falan anlatmaya kalksam, ne sen okucen, ne de ben doğrudüzdün anlatabilecem. Sözün özü kitap ucuz, bu rahmetli Zwaygın kitapları hep böyle, hem ucuz hem kısa, yoksa kim okur? Kitabın ana fikri de şu: Çocuk kısmısı öyle her şeyi merak etmez! Hadi hayırlı okumalar…
:)

Damla Köseoğlu 
28 May 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · 6/10 puan

Korku ve Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat'in ardından üçüncü Stefan Zweig kitabımı da bitirdim. Yakıcı Sır'ın yorumları genel itibariyle olumlu, kitap hakkında olumsuz yorumların sayısının çok az olduğunu söyleyebilirim. Hal böyle olunca beklentiler de ister istemez yükseliyor, Yakıcı Sır maalesef bu beklentilerimi karşılamadı. Belki çok keskin bir cümle olacak ama artık ciddi ciddi okurların büyük çoğunluğunun yazarın isminden etkilenip ortalama bir kitaba çok iyi kitap şeklinde yorumlar yaptığını düşünmeye başladım. Kapağında usta bir yazarın isminin yazması hiçbir kitabı eleştirilemez yapmıyor tabii ki. Benim açımdan bu kitapta bir şeyler eksikti. Konuyu tam olarak sevemedim, sayfa sayısı zaten az bir de kitap çok durağan başlayınca sıkıcı bir hale gelebiliyor. Okuduğu kitapları yaşamayı seven biri olarak Yakıcı Sır'ı okurken hiçbir şey hissetmedim. Yazarımızın vermeye çalıştığı mesaj dışında karakterlerin neredeyse tek bir duygusu bana geçmedi.

Yakıcı Sır'ın konusu şöyle: Genç, yakışıklı ve çapkın bir baron, tatil için gittiği otelde zaman geçirebileceği bir kadın arar. Kısa bir süre içerisinde bu kadını bulan baron, kadınla tanışmak için ilk adımı kadının on iki yaşındaki oğlu Edgar'la tanışarak atar. Yakıcı Sır'da bir yetişkinin arkadaşlığına kendisi alıştıran ve bu arkadaşlığı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Edgar'ın ruh halini okuyoruz diyebilirim.

Kitabın anlatmak istediği yetişkin davranışlarının çocuklar üzerindeki etkilerinin neler olabileceği. Yakıcı Sır'da bu etkileri Edgar vasıtasıyla öğreniyoruz. Bizler zaman zaman çocukları göz ardı edebiliyor, onları çeşitli şekillerde ortamdan uzaklaştırmaya çalışabiliyoruz. Edgar'ın yaşadığı da tam olarak bu: Görmezden gelindiğini, önemsenmediğini düşünme. Tabii bu durumda unutulmamalıdır ki çocuklar da her şeyden önce birer birey. Duyguları ve düşünme yetileri var ve bu duygular, düşünceler çok kolay yön değiştirebiliyor. Çevresinde bulunan yetişkinlerin davranışları, çocuk davranışlarının şekillenmesi konusunda önemli bir yer tutuyor. Dolayısıyla her birey bunun bilincinde olup, buna göre hareket etmeli. Çevremizdeki çocuklarla kurduğumuz sağlıklı ilişki geleceğin sağlıklı yetişkinlerini ortaya çıkarma konusunda mühim bir paya sahip olacaktır. Yakıcı Sır'a bu bakış açısı ile baktığımızda Edgar'ın annesi ve baron son derece itici karakterler konumunda.

Zweig'in Korku isimli eserinde karakterin içinde bulunduğu ruh halinin anlatılması aşamasında o gerginlik duygusu bana geçebilmişti. Yakıcı Sır'da ise Edgar bağlamında bu duyguyu tam olarak alamadım. Beğendiğim nokta birkaç sayfalık kısımda Edgar'ın yalnızlık ve dünya hakkındaki hislerinin anlatıldığı kısımlardı. Bunun dışında konu, akıcılık, duygunun okura geçirilmesi konularında beklentilerimin çok altında kalan bir kitap okudum. Bir sonraki Zweig kitabım Bir Çöküşün Öyküsü olacak, o kitapla ilgili düşüncelerimin de ne olacağını çok merak ediyorum. Birkaç kitabını daha okuduktan sonra Zweig ile ilgili daha genel bir fikrim olacak. Hepinize keyifli okumalar.

Pınar Yiğitcan 
 16 Oca 20:06 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

12 yaşındaki bir çocuğun annesine ilgi duyan bir adam tarafından ihanete uğramasını çocuğun kendi içinde yaşadığı zaferi,buhranı,aldatılma hissini anlatıyor.Nasıl bir anne ki ilgi duyduğu ama tanımadığı bir adam uğruna evladını karşısına alabilir.Çocuk için yıkıcı bir sır adam ve kadın için yakıcı bir sır.
Çocuk deyip geçmemek lazım onlarda insan ilişkilerindeki sırları,duyguları tam olarak algılayamasalar da hissedebiliyorlar.Zweig bu sefer çocuk bakış açısıyla anlatmış.

Rogojin 
 01 Haz 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · 10/10 puan

Aslında bir kaç gündür Isabel Allende'nin kitabına gömülmüş hâlde, Şili'de ilginç karakterler eşliğinde diyar diyar geziyordum; ama bugün okuyasım geldi Yakıcı Sır'rı, kitaplığımda görünce fazla düşünmeden hemen elime aldım...

Stefan Zweig'ın bu küçük romanı ya da uzun hikâyesi, yazarın diğer kitaplarıyla kıyaslayınca değişen fazla birşey olmadığını gösteriyor bize: bir anne, bir oğul ve bir yabancı adam arasında geçiyor hikâyemiz ve küçük Edgar'ın büyük sancılarla dolu büyüme sürecinin küçük bir parçasına dahil ediliyoruz. Edgar'ın hikâyenin başında kitabın ikinci kısmına kıyasla daha az inandırıcı bir havası var, ama yazar bu yönünü törpülüyor karakterimizin, onun iç sesini yetişkin birisinin sesinden ayırt etmemizi sağlayacak şekilde bir üslûp tutturuyor kitabın özellikle ikinci kısmında.

Hikâye bir anlamda tanıdık bir hikâye aslında: yazar Korku adlı eserinde de buna benzer bir temayı işlemişti. Burada da bir korku var: Edgar'ın korkuları bir kâbus gibi yayılıyor hikâyeye; Edgar önce öfke, nefret dolu bir çocuk olarak çıkıyor karşımıza; ardından merak, telaş, pişmanlık ve kabullenilmenin, bağışlanmanın getirdiği bir kıvamla çok güzel bir hikâye karakterine dönüşüyor. Kitabın ikinci kısmı, yani "suç"un işlendiği kısımdan itibaren son sayfaya kadar Zweig, Edgar'ı çok güzel, çok inandırıcı bir karaktere dönüştürüyor. Hikâyenin başlarda zorlama gibi görünen atmosfer oluşturma çabası artık bu bölümlerde daha edebi, daha hikâyenin ruhuna uygun bir yumuşaklığa kavuşuyor. Belki de Stefan Zweig, Edgar'ın öfkesini ve nefretini değil de sevgisini, anne özlemini, büyüme yolunda attığı suçlu adımları anlatırken daha merhametli, şefkatli davranıyor. Bu yaklaşım hikâyenin sert çehresini yumuşatıyor, ona yumuşak, sıcak bir lezzet veriyor. Geriye bu güzel, canlı karakterlerle dolu; duyguların, hislerin herşeyden önemli olduğu ve insan hisleriyle insandır, diyen yazarın 'Yakıcı Sır'rını okumak kalıyor.

Stefan Zweig'ı seven herkese bu eserini de öneriyorum...

Bir Zweig kitabı daha.
Baron; yakışıklı ve çapkın biri. Tatil için bir otele yerleşir. Vakit geçirebileceği bir kadın arar, ve bulur. Bu kadın, kitabın ana karakteri olan on iki yaşındaki Edgar' ın annesidir. Baron; Edgar'la çok iyi bir arkadaşlık kurar. Çocukta tüm kalbiyle Baron'a bağlanır, sevmeye başlar. Bu arkadaşlığa kendisini alıştırıyor ve bu arkadaşlığı annesi yüzünden kaybetme korkusu yaşıyor. Kitap, küçük Edgar'ın, Baron'u tanıdığından beri başına gelen olaylarını, içine düşen şüphelerini, kendine nasıl hükmedebildiğini anlatıyor.
Kitabın anlatmak istediği; yetişkin bireylerin, çocukların üzerinde nasıl bir etki yarattığı. Çocuklara olan bakış açınızı değiştirebilecek bir kitap. Herkese tavsiye ederim.

Psikolojik tahlillerin, betimlemelerin yer aldığı eserlere ekstradan bir merakım ve ilgim var. Bu anlamda "Yakıcı Sır" son zamanlarda okuduklarım arasında büyük keyif aldığım kitaplardan biri oldu. Akıcı bir olay örgüsünü mükemmel betimlemelerle okuyucuya sunmak, şüphesiz Zweig'in hayran olduğum kaleminin hünerlerinden biri. Tatile gittiği yerde can sıkıntısından kurtulmak için kısa süreli bir flört yaşamak isteyen çapkın bir baronun otele on iki yaşındaki hasta oğluyla gelen bir kadını baştan çıkarmak için oğluna yanaşması, onu tanışmak için bir araç olarak kullanması sonrasında bunun farkına varan çocuğun içinde an be an büyüyen nefretinin etkisiyle bu ilişkiyi baltalamak için kendi dünyasında ürettiği çözümleri hayata geçirmesi ve bu süreçte karakterlerin değişen ruh halleri hikayenin konusunu oluşturuyor. Yazar tüm bunları, çocuğun dünyasından açılan bir pencereden bakma ayrıcalığıyla sunuyor bize. Kitabı, okumayı bitirdikten sonra içgüdüsel bir şekilde bir süre elimden bırakmadığımı farkettim. Bu davranışımı, kurgu ve tasvirlerin oluşturduğu gerçekliğe kendimi kaptırmış olup; kitabın kısa olması yüzünden o dünyadan beklediğimden erken ayrılmama bir tepki olarak yorumluyorum. Çocukların gözünden yetişkin davranışlarının, düşüncelerinin bu kadar açık ve net bir şekilde yansıtılması beni çok etkiledi. Çocukları; hiç bir şeyin farkında olmayan, yüzeysel düşünen, tek dertleri karın açlığı ve birkaç sevgi sözcüğü olan kişiler olarak gören zihniyete tokat gibi bir cevap niteliğinde. Okumalısınız bence.

mukavvadan adam 
11 Eki 2017 · Kitabı okudu · 14 günde · 9/10 puan

Bir zweig'cı oldum çıktım. Psikolojiyi ve insan ilişkilerini hikayeleştiren yazar.

Korku eserinde yaşadığım soğuk ve gergin hava devam ediyor. Peki bu Kahramanların duyguları nı yüklerken neden sıcak bir his uyanmıyor. :) kötü bir amacla ortaya çıkan
Kendi güdülerini bastırmak için gözüne kestirdiğini, avcı gibi sinsi bir şekilde yaklaşan bAron.
Ne olacak....!!!
mutlu sona ulaşacak derken, hedef için kullandığı araç her şeyin farkına varıyor.
çocukları bir büyük insan olarak görememenin oluşturduğu krizi anlatıyor. belki çoğumuzun maruz kaldığında oluşan kıskançlık, arzu, hırs nefret, kin çocuk yaşında hepsini yaşamak, aman Allah'ım ne kötü.

Bu çatışma kuramlarını yaşarken verdiği acı.
Nefretin öfkenin nelere sebep olduğunu adeta insanı kör ettiğini görüyoruz.
Yetişkin insanların dünyasının kirliliği aldatılmayı yalanı belki en temiz duyguları yaşayacağı çağda kalbi aklı psikolojik buhranların hezayanların girdabına giriyor. Ah siz büyüklerin dünyası...

Kitabı okurken düşündüğüm sır ile sonundaki sır birbirini tutmadı, ben büyüklerin aşkını ve nefsini anlamıyor zannediyordum çok güzel bir eser ama konuyu biraz daha berrak derin yapabilir di. Basit kalmış.

Sigmund freud ile arkadaşlığı, psikoanaliz in bilinç ve bilinçaltı gibi konuları hikayelerine güzel aktardığından freud a merak salanlar Zweig'ı okumalı...

fazi 
 23 May 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yazarın, psikolojik tahlillerle daha akıcı hale getirdiği bir kitaptı Yakıcı Sır. Okurken kitabın üç kahramanının da hislerine ortak oldum.. Hepsinin duygularını anlayabildim.. Tabi ki bu yine Zweig'in başarısı!
Tatil nedeniyle Alplere giden Baron, orada bir kadını gözüne kestirir. Kadının oğluna yaklaşarak, onu elde edebileceğine emindir. Başlarda çocuk tek arkadaşı olarak Baron'u görse de, bir süre sonra çocuğun gözündeki değerli imajı zedelenir ve adeta Edgar Baron'dan nefret etmeye başlar. Ve sonra hiçbir şey eski masumiyetinde kalmaz.
Kısa ve akıcı olan bu güzel eserde, küçük bir çocuk olan Edgar, büyüklerin birbiri ile olan ilişkilerini anlamaya çalışır.. Farklı duyguların bir bütün olarak ele alındığı kitap gerçekten güzeldi..
Çocukların psikolojisini, iç seslerini merak ediyorsanız ve beğeneceğiniz bir kitap arıyorsanız mutlaka okuyun..

Kitaptan 146 Alıntı

Ne var ki daha dün gözüne o kadar önemli ve çekici görünen bu şeylerin tümü şimdi birdenbire değerini yitirmişti, onları aptalca ve değersiz buluyordu artık.

Yakıcı Sır, Stefan ZweigYakıcı Sır, Stefan Zweig
Nurhan Işkın 
01 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Çocuklar hastalanmakla gururlanırlar, çünkü bunun ailelerinin gözünde önemlerini iki katına çıkarttığını bilirler.

Yakıcı Sır, Stefan Zweig (Sayfa 9)Yakıcı Sır, Stefan Zweig (Sayfa 9)
15 /