Yalnız Seni Arıyorum (Nahit Hanım'a Mektuplar)

·
Okunma
·
Beğeni
·
8240
Gösterim
Adı:
Yalnız Seni Arıyorum
Alt başlık:
Nahit Hanım'a Mektuplar
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750827082
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Yalnız Seni Arıyorum
Yalnız Seni Arıyorum
Yalnız Seni Arıyorum
Bir de sevgilim vardır, pek muteber;
İsmini söyleyemem,
Edebiyat tarihçisi bulsun.

O zamanlar ismini söyleyemediği sevgilisi "Nahit Hanım"dı Orhan Veli'nin. Hayatta iki varlığı oldu: Şiiri ve sevdası. Şiirleri okurlarının ezberinde... Sevgisine gelince, onu, tek büyük aşkı "Nahit Hanım"a vermişti: Bu kitap onun belgesi.Şiirimizde çığır açmış ustanın aslında nasıl bir gönül ustası olduğunu kanıtlayan mektuplarını okuduğunuzda onu çok daha yakından tanıyacaksınız. "Istanbul Türküsü" gibi pek çok şiirini daha iyi anlayacaksınız. 36 yıllık ömrüne neler sığdırdığını görecek, onu daha çok sevecek ama belki biraz da üzüleceksiniz. Nereden bakılsa, gizli saklı yaşanmış kırık bir aşk hikâyesine tanık olacaksınız. 64 yıldır çekmecelerde kalmış mektuplar, ince ince akan bir mağara suyu gibi dingin, dupduru ilk kez gün ışığına çıkıyor.

Sizin İçin
Sizin için insan kardeşlerim,
Her şey sizin için.
Gece de sizin için, gündüz de;
Gündüz gün ışığı, gece ay ışığı;
Ay ışığında yapraklar;
Yapraklarda merak;
Yapraklarda akıl;
Gün ışığında binbir yeşil.
Sarılar da sizin için, pembeler de.
Tenin avuca değişi,
Sıcaklığı,
Yumuşaklığı.
Merhabalar sizin için;
Sizin için limanda sallanan direkler.
Günlerin isimleri,
Ayların isimleri;
Kayıkların boyaları sizin için;
Sizin için postacının ayağı,
Testicinin eli;
Alınlardan akan ter,
Cephelerde harcanan kurşun;
Mezarlar, mezar taşları;
Hapishaneler, kelepçeler, idam cezaları;
Sizin için,
Her şey sizin için.
160 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Kitabı okuduğumda Orhan Veli'yi daha yakından tanıdım.
Çok fakir olan, fakat her şey rağmen edebiyata çok büyük katkıları oldu.
Şimdilerde sizler serbest şiirler okuyorsunuz ya hani, işte bu Orhan Veli'nin sayesindedir.
Şair'in ücret almadan bir çok çeviri yaptığını biliyor musunuz? Sefaletine rağmen bunu yaptı.
Garipçiler akımının kurucusu. Vezin ve kafiyeyi atan ve şiirde 'Mana' yı getiren kişidir.

Beni en çok üzen sefaletinin yanında bir acı trajik ölümü...

"Orhan Veli, bir haftalığına gittiği Ankara'da, 10 Kasım gecesi, belediyenin açtığı çukura düşerek başından yaralandı. İstanbul'a döndükten sonra, 14 Kasım
salı günü bir arkadaşının evindeki öğlen yemeğinde fenalaşınca Cerrahpaşa
Hastanesi'ne kaldırıldı. O gece (23.20'de) hayatını kaybetti. Önce, "alkol zehirlenmesi" nedeniyle öldüğü sanıldı; ancak 15 Kasım'da yapılan bir otopsi raporuyla "beyin kanaması" tesbiti yapıldı. "

Kitapta Nahit Hanım'a yazdığı mektuplar var.

Kesinlikle tavsiye ederim.
Okuyacaklar için keyifli okumalar :))
160 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Son satırları da bitirip kitabın kapağını kapattığımda zihnimden Behçet Necatigil'in Kitaplarda Ölmek şiiri geçti.

Adı, soyadı
Açılır parantez
Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti
Kapanır parantez.
(...)

Parantezin içindeki çizgi
Ne varsa orda
Ümidi, korkusu, gözyaşı, sevinci
Ne varsa orda.
(...)

Mevzu uzun ya da kısa yaşamakta, doğum ve ölüm tarihi arasındaki matematiksel kısımda değil; mevzu nasıl yaşandığında, aradaki kısa çizgiye neler sığdırıldığında, yaşam heybesine neler doldurulduğunda...

Bu kitap Orhan Veli'nin son üç yılındaki kısa çizgiyi yani yaşam heybesini nelerle doldurduğunu kendi ağzından anlatıyor bize. Aşkı, hasreti, yoksulluğu, umudu, umutsuzluğu, dostluğu, daha pek çok şeyi... Kitap, şairin "Ben Orhan Veli" şiirinde:
"Bir de sevgilim vardır pek muteber;
İsmini söyleyemem
Edebiyat tarihçisi bulsun." dediği evli sevgilisi Nahit Hanım'a yazdığı mektuplardan oluşuyor. Kitabın en sonundaysa Nahit Hanım'ın sevgilisinin ölümü üzerine gönderemediği son mektubu yer alıyor. Mektuplar her ne kadar şairin aşkını, hasretini anlatmak için yazılmış olsa da hayatına dair türlü ayrıntılar yer alıyor. Ömrünün son yıllarını nasıl bir yokluk içinde geçirdiğini her mektupta biraz daha duyumsuyorsunuz. Kirasını ödeyemediği için mahkemelik oluşundan kışın giyecek ayakkabı ve pardösüsü olmayışına, üç yılda yokluktan kaç kilo verdiğinden mektupları yollayacak posta pulu bulamayışına kadar pek çok şeye tanık oluyorsunuz. At yarışı sevdası, kayık gezintileri gibi küçük zevklerinin yanında ülkenin siyasi havası da mektuplarda yerini alıyor zaman zaman. Bazı mektupların sonuna yazdığı yeni şiirleri de iliştirip ilk olarak sevdiği kadına okutuyor. O dönem edebi anlamda hangi işle meşgul (şiir, çeviri, antoloji...) onu da mektuplarından okuyoruz.

Okuduğum her mektupta şairin sevgisine biraz daha hayran oldum. Nasıl güzel sevmektir bu? Nahit Hanım'ın cevapları kitapta yer almasa da şairin yazdıklarından gelen mektuplarda neler yazdığı az çok canlandı zihnimde. Sevdiğinin her türlü kaprisine, sitemine bu denli incelikle katlanan, sitemini kırmadan dökmeden bu kadar güzel anlatan bir aşık...

Mektuplar o kadar içten yazılmış ki okurken şairin aşkının büyüklüğünü hissetmemek imkansız. Bir mektubunda "Ama ne yapayım ki mesele benim için edebiyat meselesi değil. İşte bunun için değil mi zaten mektup yazmaya kalktığım zaman, elimden duyup düşündüklerimi çırılçıplak söylemekten başka hiçbir şey gelmiyor." diyor. Okurken gerçekten şairin edebiyat gayesi taşımadığını, en içten şekilde duygularını anlattığını hissediyorsunuz. 36 yıllık bir ömre böylesi duyguları sığdırmak...

Ben okurken çok büyük keyif aldım. Yeri geldi güldüm, yeri geldi en az Orhan Veli kadar üzüldüm. Kitaplığınıza mutlaka ekleyin diyebileceğim bir kitap. Keyifli okumalar...
160 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Yine bir şair yine bir mektup silsilesi. Ama bunun sonu hepsinden farklı bir de acı. Güzel bir aşkın içindeyken belediye çukuruna düşüp iki gün sonra beyin kanamasından ölmek... hem de 36 yaşında...

Canımmmmm arkadaşım, bana bu sitenin en güzel armağanlarından biri, Meltek/Duvar/ nin hediyesi bu kitap. Aynı satırları işaretlemişiz aynı dertlerde dertlenmişiz. Bu beni çok mutlu ediyor. Mektuplarimiz kitap kardesliğimiz hiç bitmesin :)
Muhteşem tespitime gelince bizim bu şairlerimiz niye hep zor olan kadınlara aşık olmuş bir türlü anlayamıyorum. Ya o dönemde bizimkilerin seveceği kadınlar çok azdı, herkes onlara aşıktı ya da bizimkilerin şairliği bu yönde:)
Ama şu cümleler insanın yüreğini yakmıyor mu ya;
" Saadetimin yalnız sana bağlı olduğuna inanıyorum. Canım sevgilim, tekrar ne zaman buluşacağız? Arzum, ümidim, zevkim, neşem, her şeyim sensin. Ancak senin yanında bahtiyar oluyorum. Hiç ayrılmadan yaşayacağımız gün gelmeyecek mi? Sen, bu arzumun ebedi olacağına inanmak istemiyorsun. Zannediyorsun ki günün birinde senden bıkabilirim. Senden bıkabilirsem Allah beni kahretsin. Ben bu hali üç beş günlük hissimin neticesi olarak söylemiyorum. Bu nice yıların tecrübesi. Sevdiğim, hoşlandığım, arzuladığım, güzel bulduğum, eşsiz şekilde güzel bulduğum tek kadın sensin. Hep senin yanında olmak, sonunda da senin yanında ölmek istiyorum. Bu sözlerimi mübalağa sanma. Duyduklarımı anlatamıyorum bile. Ben senin hayranın, esirinim. ..."
160 syf.
Ne acı ne keder, aşk mı ıstırap mı ?

Bir insan içinde neler yaşıyor, nelerle imtihan oluyor.
Parasızlık ...
Aşksızlık...
Kimsesizlik...

Sizi anlayan insanlar bile sanki sizi anlamaktan bihaber.

Sayın Orhan Veli Kanık'ın Nahit hanım'a yazdığı mektupların oluşturduğu kitap bizleri duygu yoğunluğuna sürüklüyor. Çaresizlik içinde yaşam mücadelesi veren ve hiçbir durum da aşkından vazgeçmeyen Orhan Veli'nin hayatını da yakından tanıma fırsatı sunuyor.

Senin gibi kimse sevmemiştir, senin gibi kimse beklememiştir.
Nahit hanım'ın eminim ki en çok seveni sen olmuşsundur. ve en çok sana çektirmiş. Bu kadar kendine hayran olmasının sebebi de senin bitip tükenmez sabrın olmuş.
Çok sinirlendim, çok laf söyledim, umursamazlık edişine. Seni olmazlara sürüklemesine.

Eminim ki zevkle okuyacaksınız. Ben çok sinir oldum :)

Fox Mulder teşekkürler :) Sen olmasan bu kadar sinir olamazdım :)) İyi ki okumuş ve okutmuş sun:) 7tl 1. baskı kitap benim olabilir demi ? :)
160 syf.
·2 günde·9/10
Orhan Veli Kanık'ın, Nahit Hanım'a yazdığı mektuplardan ve şiirlerden oluşan etkileyici kitap. Ahmed Arif'in Leylim Leylim'i ve Franz Kafka'nın Milena'ya Mektuplar'ı tadında sıcacık bir eser. Maalesef şimdilerde böyle mektuplar ve şairleri göremiyoruz. İçinde bulunduğumuz zaman düşünüldüğünde son derece yalın ve keyifsiz bir hayat sürdürdüğümüz aşikar.

Mektupları okurken yıllar önce yazılmış cümleler, yüreğinizi derinden etkiliyor. Benim en çok hoşuma giden kısımları ise, dönemin diğer şairleri, özellikle hayranı olduğum Sabahattin Ali, ile ilgili bilgiler ve yaşantılarından gizli ipuçları içermesiydi.

Birçok okur Nahit Hanım'ın Orhan Veli'ye karşı olan soğukluğu ve ilgisizliği karşısında Nahit Hanım'a karşı kin beslese de dönemin şartları içerisinde değerlendirildiğinde evli bir kadın olan Nahit Hanım'ı acımasızca eleştirmenin doğru olmayacağı kanaatindeyim. Kadının orta halli kocasının yanından ayrılıp beş parasız Orhan Veli'nin yanına yerleşmesi dönemin şartları da düşünüldüğünde Nahit Hanım'dan elbette beklenemezdi.

Son olarak, şiir okumaktan hoşlanmayan benim gibi okurları bile etkileyebilen, okunmaya değer, içten ve sıcak bir kitap olduğunu söylemem gerekir.
160 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Nahit Hanım'dan Orhan Veli'ye
Affet, zor kadındım, gel unuttum gel... https://youtu.be/pR_3NbMboLU
Ama maalesef gelemez ki, çünkü o artık yok. Sen 12 Kasım 1950 tarihli o mektubu yazdığında o mektup ona ulaşamadan o gitmişti. Pişman mısın acaba? Eminim pişmansındır ama işte son pişmanlık neye yarar diyor ya baba https://youtu.be/2agdQzh_zSk o hesap.

Yalnız aşağıda da yazacağım gibi Orhan Veli'nin maddi sıkıntılar içinde olması vs. Nahit Hanım'ı ona karşı bu şekilde davranmaya mı itiyor acaba? Evli bir kadın bir de. Öğretmen kendisi. Ayrıca Orhan Veli'den başka dönemin yazarları ve şairleri de tutuk kendisine. Çok acayip işler.

Neyse gelelim mektuplara
Mektupların tarihlerine bakıyorum üç gün dört gün bazen bir hafta sonra.. Eskiler çok sabırlıymış gerçekten. Şimdi her türlü teknolojik imkan var bir şey yazıyorsun 5 dk cevap gelmezse kafayı yiyorsun bazen. Düşünsenize sorduğunuz bir sorunun cevabı beş gün sonra gelecek. O beş gün içinde kurar da kurar insanoğlu.

Orhan Veli'yi;
"Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?"
diye devam eden şiiri ile tanımıştım. Ortaokulda hep okurdum bunu sınıfta törenlerde vs. O zamanlar tabii sadece okuyoruz, ne hayatı ne başka bir şey bilmiyoruz. Şimdi öğrendik ama bu şiirleri yazdıran biri mutlaka olmalı değil mi?
Bazen okurken bu kadar da olmaz diyorsunuz ama oluyor işte. Bir de okurken keşke Nahit Hanım'ın mektupları da olsaydı dedim. O zaman daha net anlardık durumu ama yine de Orhan Veli'nin yazdıklarından anlaşılıyor çoğu şey.
Zaman zaman da güldüm hele de o at yarışları, kuponlar vs. mevzusu. Bu kadar da içten seviyor işte. Hiçbir şeyi konuşmaktan çekinmiyor. Parasızlık durumu ise maalesef en acı tarafı. Yapmak istediklerini, sevdiği insanın yanına bile gitmek için binbir çare araması vs. Yürek acıtıyor.
Daha önce Bütün Şiirleri'ni okumuştum, bu kitabı okuduktan sonra tekrar bakmak ve o şiirlerin anlamını daha iyi anlamak gerek.
Bu kitabı bana öneren, benim için çok değerli olan insana da buradan teşekkür ediyorum
160 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Yalnız Seni Arıyorum, Orhan Veli'nin sevgilisine (Nahit Hanım'a) yazdığı mektupların yer aldığı bir kitap. Orhan Veli ilk şiirlerini Nahit Hanım'la paylaşıyor, bu nedenle de kitapta Orhan Veli'nin bazı şiirlerine rastlıyoruz. Kitabın sonunda da, Nahit Hanım'ın Orhan Veli'ye ulaşamayan bir mektubu yer alıyor.

Nahit Hanım öyle bir kadınmış ki, Cemal Süreya "Cumhuriyet dönemi küçük burjuva duyarlığının anası." Diye söz etmiş ondan. Sabahattin Ali de bir dönemler sevdalısı olmuş onun. Ama karşılık bulamamış Nahit Hanım'dan çünkü Nahit Hanım'ın gönlü Orhan Veli'deymiş.

Orhan Veli'nin mektuplarında Sait Faik, Abidin Dino, Sabahattin Ali gibi isimler de geçiyor. Hatta "Geçen Sabahattin'e sordum," tarzında samimi cümlelere de rastlıyoruz. O dönemdeki ahbaplıklarına bakıyoruz vs.

Benim çok severek okuduğum bir kitap oldu. Orhan Veli'nin her mektubunda gerçek sevgiyi hissettim. Her mektubun sonunda "hasretle gözlerinden öperim" cümlesini okudum. Biraz da yüreğimi burktu bu kitap çünkü Orhan Veli sonunda Ankara'ya geldiğinde ve bir nevi Nahit Hanım'ı görme fırsatı yakaladıktan sonra bir kaza sonucu vefat ediyor. Belediyenin kazdığı bir çukura yanlışlıkla düşüyor ve başını yaralıyor. Istanbul'a döndükten sonra arkadaşının akşam yemeğinde fenalaşıyor ve hastaneye kaldırılıyor. Burada hayatını kaybediyor. İlk önce alkol zehirlenmesinden öldüğü sanılsa da sonra beyin kanamasından öldüğü fark ediliyor. Geriye Nahit Hanım'ın elinde sadece ona gönderemediği bir mektup ve önceden Orhan Veli'nin göndermiş olduğu mektuplar kalıyor.

"Heeeeey!
Ne duruyorsun be, at kendini denize!
Geride bekleyenin varmış, aldırma.
Görmüyor musun, her yanda hürriyet.
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
Git gidebildiğin yere."
(Orhan Veli'nin en sevdiği şiirlerinden biridir.)
160 syf.
Kitapta Orhan Veli’nin Nahit Hanım’a yazdığı mektuplar var. Orhan Veli bu mektuplarda Nahit Hanım’a duyduğu sevgi, hasret, hayaller ve umutlarından bahsediyor. Bunun yanı sıra Orhan Veli başından geçen günlük olayları, sıkıntılarını Nahit Hanım’la paylaşıyor. İçten yazılmış mektuplardaki duygular size geçiyor. Ayrıca şairin içinde bulunduğu maddi olanaksızlıklara (bir kağıt ve pul parasının nasıl önemli olduğuna), sürekli sevgilisine kavuşmayı hayal eden şairin çaresizliğine tanık olup içiniz sızlıyor.
Nahit Hanım’ın mektuplarını da okumayı çok isterdim, kitabın sonunda tek mektubu var 12 Kasım’da yazılmış, ölümü nedeniyle Orhan Veli’nin eline geçmeyen, okuyamadığı. Burada da kendinizi kötü hissediyorsunuz.
Orhan Veli’nin duygu dünyasına girip sevgisini anlamak isteyenlere öneririm.
160 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Orhan Veli'nin hayatına bizzat şahit oldugunuz bir kitap. Yazdığı mektuplara, kişiliğine ve Nahit Hanım'a duyduğu derin sevgisine hayran olmamak elde değil. Öylesine naif bir kişiliğe sahip ki Nahit Hanım'a istemsizce kızdığınız zamanlar oluyor. Çünkü zorluklarla dolu yaşamında onu ayak tutan tek şeyin sevgi oldugunu görebiliyorsunuz. Mektupları okumakla kalkmıyor adeta yaşıyorsunuz. Orhan Veli'yi bu kitap sayesinde daha çok sevecek yaşadıklarına bir o kadar da üzüleceksiniz.
160 syf.
·2 günde
İyi ki seni tanımışım. Seni
tanımasaydım,hayatımda böyle bir aşk bulunmasaydı, hayatım ne kadar boş bir hayat olacaktı.

Kitap, Orhan Veli'nin tek ve en büyük aşkı Nahit Hanım'a yazdığı mektuplardan oluşuyor. Mektuplar'da Orhan Veli'nin sevdiceği Nahit Hanım'a olan uçsuz bucaksız aşkına şahit oluyoruz. Saf ve temiz duygularıyla her mektupta bir hüzün bırakıyor insanın yüzüne. Yaşadığı maddi güçlükler ise şiirlerinde olduğu gibi mektuplarda da var.
Orhan Veli'nin şiirlerini seviyorsanız mektuplara da bakmanızı öneririm. Keyifli okumalar..
Sen benim için daima tek varolan şeysin.
Senden başka hiçbir şeyim yok.
Hiçbir şeyim de olmasını istemiyorum.
Orhan Veli Kanık
Sayfa 46 - yapı kredi yayınları
Bu arada kaç defa rüyama girdin. Bazen iyi, bazen fena. Ama ne olursa olsun, hepsi, içimin senden uzak kalamadığına delalet ediyordu. Hiç merak etmedin mi?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yalnız Seni Arıyorum
Alt başlık:
Nahit Hanım'a Mektuplar
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750827082
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Yalnız Seni Arıyorum
Yalnız Seni Arıyorum
Yalnız Seni Arıyorum
Bir de sevgilim vardır, pek muteber;
İsmini söyleyemem,
Edebiyat tarihçisi bulsun.

O zamanlar ismini söyleyemediği sevgilisi "Nahit Hanım"dı Orhan Veli'nin. Hayatta iki varlığı oldu: Şiiri ve sevdası. Şiirleri okurlarının ezberinde... Sevgisine gelince, onu, tek büyük aşkı "Nahit Hanım"a vermişti: Bu kitap onun belgesi.Şiirimizde çığır açmış ustanın aslında nasıl bir gönül ustası olduğunu kanıtlayan mektuplarını okuduğunuzda onu çok daha yakından tanıyacaksınız. "Istanbul Türküsü" gibi pek çok şiirini daha iyi anlayacaksınız. 36 yıllık ömrüne neler sığdırdığını görecek, onu daha çok sevecek ama belki biraz da üzüleceksiniz. Nereden bakılsa, gizli saklı yaşanmış kırık bir aşk hikâyesine tanık olacaksınız. 64 yıldır çekmecelerde kalmış mektuplar, ince ince akan bir mağara suyu gibi dingin, dupduru ilk kez gün ışığına çıkıyor.

Sizin İçin
Sizin için insan kardeşlerim,
Her şey sizin için.
Gece de sizin için, gündüz de;
Gündüz gün ışığı, gece ay ışığı;
Ay ışığında yapraklar;
Yapraklarda merak;
Yapraklarda akıl;
Gün ışığında binbir yeşil.
Sarılar da sizin için, pembeler de.
Tenin avuca değişi,
Sıcaklığı,
Yumuşaklığı.
Merhabalar sizin için;
Sizin için limanda sallanan direkler.
Günlerin isimleri,
Ayların isimleri;
Kayıkların boyaları sizin için;
Sizin için postacının ayağı,
Testicinin eli;
Alınlardan akan ter,
Cephelerde harcanan kurşun;
Mezarlar, mezar taşları;
Hapishaneler, kelepçeler, idam cezaları;
Sizin için,
Her şey sizin için.

Kitabı okuyanlar 876 okur

  • Coşkun Can Karacaova
  • Burak DEMİR
  • Yasemin
  • Elif
  • Mete Ünal
  • Esra Yıldırım
  • Sibel Deniz
  • Onur Can Dalkılıç
  • ✞Poseidon
  • Mehmet Can Kuyucu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.1
14-17 Yaş
%6.1
18-24 Yaş
%22.8
25-34 Yaş
%38.6
35-44 Yaş
%18.4
45-54 Yaş
%5.3
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%66.9
Erkek
%32.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%36.5 (85)
9
%23.6 (55)
8
%16.3 (38)
7
%7.7 (18)
6
%5.6 (13)
5
%1.3 (3)
4
%0.9 (2)
3
%0.4 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları