Yalnız Uyuyanlar İçin

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.169
Gösterim
Adı:
Yalnız Uyuyanlar İçin
Baskı tarihi:
Ocak 1996
Sayfa sayısı:
110
Format:
Karton kapak
ISBN:
9755106854
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Yalnız Uyuyanlar İçin
Yalnız Uyuyanlar İçin
Cemil Kavukçu, Can Yayınları arasında daha önce yayınladığımız Uzak Noktalara Doğru adlı kitabıyla, kendinden ve kitabından çok söz ettiren, yeni ve farklı bir yazar olduğunu kanıtlamıştı. Fethi Naci'nin `Tam bir anlatı ustası' diye nitelediği Cemil Kavukçu, bu yeni kitabında bir araya getirdiği öykülerinde, yine yeni insan tipleriyle tanıştırıyor bizleri. Bakışlarını dış dünyadan çok kendi içlerine çevirmiş insanlarla tanışıyoruz. Onların düşsel aşkları, hoşnut olmadıkları yaşam biçimlerinden kaçıp gitmekle kaçıp gidememek arasındaki kararsızlıkları, kırılgan mutsuz dünyaları, hiçbir sorunlarını çözemeyen küçük kaçamakları anlatılıyor bu öykülerde. Cemil Kavukçu, günlük ve sıradan bir yaşamı öyküye dönüştürürken, karamsar olmayan bir bakışla karamsarlığın öykülerini yazıyor. Yalnız Uyuyanlar İçin, öykücülüğümüzün kalıcı kitaplarından biri olacak.
112 syf.
·3 günde·8/10
Cemil Kavukçu değerli bir öykücü. Keyifli bir kalemi var ve okutuyor kendini. Yalnız Uyuyanlar İçin kendisinin erken dönem kitaplarından. Başkasının Rüyaları gibi buruk bir tat bırakan sade güzel hikayeler. Yalnızlık ana tema diyeceğim, ama değil o kadar çok. Bir yalnızlık var, ama yazarın o kadar önemsediğini söyleyemem, alışmış, şikayetçi değil. Üslubu güzel, erkek hikayeleri bir parça galiba- ben kendimden bir şeyler buldum ama herkese hitap eder mi, bilemeyeceğim doğrusu. Hayal gücü, kendine yabancılaşma, sıradan ama o kadar da sıradan olmayan insanlar. Ya da iç dünyalarını gördüğümüzde aslında hiç kimsenin sıradan olamayacağını anlıyoruz kitap boyunca. Bazı hikayelerde doğa üstüne kaçış, bazılarında ölüm özlemi, bazılarında ise pişmanlık var.

Hikayeler içine alıyor bu kitapta da insanı, ama Başkasının Rüyalarını okuyunca yazardaki gelişimi fark edebiliyor insan. Dili daha sadeleştirip zekice açılımlar yapmış o kitapta. Hatta oradaki düğünde geçen “Dört Örümcek Şov Orkestrası” bu kitaptan alınmış. Öykü okumayı sevenler için okunası bir kitap yine de Yalnız Uyuyanlar İçin
112 syf.
Cemil Kavukçu yalın anlatımda en önde olan öykücülerden. Bu kitabında 11 öykünün ana sorunu yalnızlık gibi görünüyor. Görünüyor diyorum, bazılarında somut bir belirti olsa da bazılarında yalnızlık soyut bir şekilde anlatılmış. Kitaba adını veren öyküde ramazan davulcusundan dolayı çocukluğumun ramazanlarına gitmedim, aksine beni çocukluğumun ramazanlarına götüren karakterin sokakta geçe bekçisi ile karşılaşmasıydı. Eskiden var olan gece bekçileri. Ayrıca "Hangi çağdayız son teknolojilerle geliştirilmiş iletişim araçlarının yaygın bir biçimde kullanıldığı dönemde davulcunun işi ne? Çalar saate güvenmeyenler için PTT'nin telefonla uyandırma servisi var." cümlesi de ergenliğime götürdü beni.
Eskilerden, mektuplardan, arabaların kelebek camlarından, nostalji olan şeyler şimdiki zamanda...
Aşk, ölüm, pişmanlık, acı öykülerin içinde geçen temel unsurlar. Yalnızlıktan kaçışta kiminde hayali aşklar, kiminde alkole bağlı kaçışlar. Cemil Kavukçu'nun şimdiye kadar okuduğum kitaplarında alkol hep vardı. Malı Baba, Kuzeydeki Kum Kosterleri, En Eski Güvercin, Yalnız Uyuyanlar İçin daha çok beğendiklerim arasında yer aldılar.
104 syf.
·2 günde·7/10
İlk kez Cemil Kavukçu okudum ve büyük ihtimalle bir daha da okumayacağım. Bu kitabında yazar kitabın tanıtımında ifade edildiği ve nice hikâye kitapları için de söylenebilecek bir şekilde, "sıradan hayatlar"ı anlatıyor; bu hikâyelerin bir çoğu ilginç, belki vurucu sayılabilecek sonlarla bitiyor. Cemil Kavukçu'nun kaçıncı kitabı bu, bilmiyorum; ancak kesinlikle kıvrak bir üslûbu var, cümleler, imgeler akıp gidiyor; bütün hikâyelerde kıvamı tutmuş bir tad seziliyor, bu tadı ala ala bitiriyoruz hikâyeleri. Kitabın adını da taşıyan ilk hikâyemiz en sevdiğim hikâye oldu; "Yalnız Uyuyanlar İçin", ramazan vakti sahurdaki iki davulcunun peşine düşen bir adamı anlatıyor, adam bu davulcuların peşine düşüyor, çünkü bu davulcuların seneler önce öldüğünü adı gibi biliyor karakterimiz...hikâye sona ererken kitabın adının ne anlama geldiğini şaşırarak öğreniyoruz, ama bunu önceden bilebilmemiz mümkün değil zaten; çok ilginç, hoş bir hikâyeydi.

Kitapta en beğendiğim ikinci hikâye ise "Kuzeydeki Kum Kosterleri". Bu hikâyede kitabın diğer bazı hikâyelerinde olduğu gibi denizin ucundayız, bir fenerdeyiz ve hikâyemizde bir kez daha ölüler var. Bir kaç hikâyede yazar, bana göre, çıtayı yükseltiyor, anlatımı daha güzel bir hâl alıyor.Kitabın tamamına yayılan üslûbun güzelliğini hikâyelerin kendilerinde de bulduğumu söyleyebilmek isterdim, ama bunu söyleyemiyorum..

Yine de, herkese öneriyorum bu kitabı.
112 syf.
·40 günde·Beğendi·8/10
Bu aralar kendimi öykü kitapları okurken buldum :) Ve Cemil Kavukçu ile böylece tanışmış oldum. Yeni yazarlar; yeni insanlar ve yeni hikâyeler demek. Yeni hayatlar demek benim için. Bu aradığım nitelikleri de Cemil Kavukçu’nun bu öykülerinde gayet tatmin edici bir şekilde buldum diyebilirim.
Belki çalıştığımız iş yerinde aynı yemekhane de yemek yediğimiz biri, belki sokakta yürürken yanımızdan geçen biri, belki haberlerde hayretle haberini izlediğimiz insanlar, belki bizden fersah fersah uzakta yaşanan hayatlar. Kendimizin kapsama alanı dışında yaşayan milyonlarca hayat ve o hayatlarda yaşanan yaşanmışlıklar biz görmek sekte duymasak ta. İşte bu öyküler; belki dün sokağın köşesini dönerken yanlışlıkla çarpıp çantasını düşürüp özür dilediğiniz sizin ki gibi sıradan insanların belki o kadar sıradan olmayan hayatlarından biraz hüzünlü, biraz buruk kesitler anlatıyor.

Bu öykülerde ki ortak nokta baş aktörlerimizin hepsinin erkek olması ve hikâyelerde yalnızlık çekenler kadar psikolojik olarak benliğinde yalnızlığa hapsolmaya aday bireylerinde olduğuydu. Tabi her öyküde yalnızlık teması somut olarak kullanılmasa da bir araç olarak öykülerde soyut bir biçimde başrol oyuncusu olarak yerini alıyor. Mesela “Kuzeydeki Kum Kosterleri” ni örnek verebilirim. Ana karakterlerin hepsi erkek olunca öykülerin aşk ile bağlantılı olmasını bekleyebiliyor ama öyle değil öyle olmaması da güzel. Tabi aşk acısı da işlenmiş ancak öykülerde her türlü duygu var: ayrılıklar, pişmanlıklar, özlemler, bıkkınlıklar, umutlar, umutsuzluklar, yalnızlıklar, çaresizlikler… Bu öykülerde mutlu yaşanmışlıklar, eğlenceli hayatlar, mutlu sonlar bulamazsınız. Yazar bize madeni paranın diğer yüzünü de gösteriyor hiçbir zaman çevirmek istemediğimiz, hepimizin hayatında yaşayabileceği duygulara tercüman oluyor.

Kitabın içindeki 11 öyküyü okuduğum da birbirinden bağımsız ve farklı hikâyelere sahip bu öykülerin genel olarak kitabın ismine yaraşır bir biçimde bir bütünlüğe ve hissiyata sahip olması etkiledi beni. Her öyküyü bir yemek olarak düşünün görünüşleri ve kokuları farklı olsa da damakta bıraktıkları tatlar birbirine yakın ve lezizdi. Bunu da yazarın usta kalemi ve akıcı diline borçlu diye düşünüyorum. Üslubu gayet net ve okuyucuya vermek istediği hissiyatı hissedebiliyorsunuz. Öykülerden “Yalnız Uyuyanlar İçin”, “En Eski Güvercin”, “Malı Baba”, “Kuzeydeki Kum Kosterleri”, “Parantezler”, “Eyyup” en beğendiğim öyküler oldu.
112 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Hepsi birbirinden güzel öyküler..farklı öyküler değil , hepsi aynı şeyi anlatıyor sanki.Hepsinde içimizdeki gündelik, olağan duygulardan izler var.Yalnızlığımız, yorgunluğumuz,umutlarımız ve umutsuzluklarımız..Cemil Kavukçu içimizin fotoğrafını çekiyor sanki..
112 syf.
·2 günde·6/10
Yazar " Cemil Kavukçu'nun bu okuduğum ilk kitabıydı " Yalnız Uyuyanlar İçin ".
Kitapta bulunan öykülerin ağırlıklı konuları ise yalnızlık ve ölüm .
Öyküler bana biraz itici geldi,ona rağmen tavsiye
eder, iyi okumalar dilerim.
112 syf.
·Beğendi·10/10
Cemil Kavukçu çok iyi bir hikayeci özellikle bu kitabında, kitaba da adını veren hikayesi ve En Eski Güvercin beni etkiledi, bu kitapta 11 hikaye var ve hepsi de birbirinden güzel. Roman okumaya sıkılan ama hikayelere bayılan
lar için şiddetle tavsiyemdir. Hepsi de gayet akıcı.
Artık ölsem, yaşamanın bir tadı kalmadı falan deriz ya, hepsi laf yiğit, boş laf. Ölümü bir gören yaşama deli gibi sarılır.
Ölüm bu işte yiğit! Öyle bir haspa için falan ölünmez.
Artık ölsem, yaşamanın bir tadı kalmadı falan deriz ya, hepsi laf yiğit, boş laf.
Ölümü bir gören yaşama deli gibi sarılır.
...gözlerini gözlerime dikip şunu sorsan bana:
”Yıllardır nerelerdeydin?" Bir damla gözyaşım yok.
Ama ağlıyorum. Her-şeye-çok-geç-kaldım.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yalnız Uyuyanlar İçin
Baskı tarihi:
Ocak 1996
Sayfa sayısı:
110
Format:
Karton kapak
ISBN:
9755106854
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Yalnız Uyuyanlar İçin
Yalnız Uyuyanlar İçin
Cemil Kavukçu, Can Yayınları arasında daha önce yayınladığımız Uzak Noktalara Doğru adlı kitabıyla, kendinden ve kitabından çok söz ettiren, yeni ve farklı bir yazar olduğunu kanıtlamıştı. Fethi Naci'nin `Tam bir anlatı ustası' diye nitelediği Cemil Kavukçu, bu yeni kitabında bir araya getirdiği öykülerinde, yine yeni insan tipleriyle tanıştırıyor bizleri. Bakışlarını dış dünyadan çok kendi içlerine çevirmiş insanlarla tanışıyoruz. Onların düşsel aşkları, hoşnut olmadıkları yaşam biçimlerinden kaçıp gitmekle kaçıp gidememek arasındaki kararsızlıkları, kırılgan mutsuz dünyaları, hiçbir sorunlarını çözemeyen küçük kaçamakları anlatılıyor bu öykülerde. Cemil Kavukçu, günlük ve sıradan bir yaşamı öyküye dönüştürürken, karamsar olmayan bir bakışla karamsarlığın öykülerini yazıyor. Yalnız Uyuyanlar İçin, öykücülüğümüzün kalıcı kitaplarından biri olacak.

Kitabı okuyanlar 69 okur

  • Feray Öner

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%3.8 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0