Adı:
Yalnızız
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
414
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754370577
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Yalnızız
Yalnızız
Yalnızız
Yalnızız
Peyami Safa'nın son romanı Yalnızız, engin ruh tahlilleri ve kendi türünde açtığı çığırla onu yalnızca Türk edebiyatının değil, Dünya edebiyatının zirvelerine taşımış şaheseridir. Peyami Safa'nın diğer bütün romanlarında olduğu gibi Yalnızız romanında da doğu-batı, madde-mânâ, ruh-beden, idealizm-materyalizm gibi ikilemler üzerinde durularak, aynı evde yaşadıkları hâlde birbirlerinden oldukça farklı mizaç, düşünce ve insan ilişkilerine sahip aile fertleri üzerinden ruhunu arayan bir toplum resmedilir. Bireysel ve toplumsal kimliklerimiz arasında, bilhassa Batılılaşma hareketlerinden sonra ortaya çıkan uyumsuzluğun yarattığı sıkıntılar, kalabalıklar içinde milyonlarca "yalnız"ın peyda olmasına sebep olmuştur. Yalnızız; sıra dışı kurgusu ve bir üst kurmaca metin olarak romanda kendine yer bulan ütopya ülkesi Simeranya ile yarım asırdır Türk edebiyatının en çok okunan ve sevilen romanlarının başında geliyor.
TÜRK EDEBİYATI İÇERİSİNDE EN BEĞENDİĞİM İLK 10 ESER İÇİNDESİN

Neden mi? Başlayalım o halde.

Peyami Safa'yı herkes sevmez. Bunu hala anlayabilmiş değilim. O kadar dergi alıyorum yahu dedim ben neden hiç kapakta bir 'Peyami Safa' göremedim bugüne kadar? Nedir bu ön yargı?
Hep aynı yüzler dönüp dolaşıp karşımıza çıkarken neden bu muhteşem yazar, bu muhteşem eser hiç dillendirilmiyor? Sağa yatkın oluşu, siyasi tercihleri ve ağır eleştirileri onun mükemmele yakın olan ( özellikle bu eserinde) yazarlığını nasıl gölgeleyebilmiştir? Ufak bir araştırma yaparsanız eğer yaşadığı dönemdeki söylemlerini bulabilirsiniz ve sanılanın aksine doğuyu da batıyı da gayet net anlamış bir insan olduğunu görebilirsiniz. Ben incelememi hiç hazzetmediğim bu konudan uzaklaşarak esere yoğunlaşmak istiyorum.

YALNIZIZ ; yoğun melankoli, dram, trajikomik ve tabi ki yalnızlık içeren bir eser. Hah tam aradığımız. Ne kadar da biz!

Samim, eserin baş kahramanı. " Simeranya " adlı ütopik bir şehir hayal ediyor ve kitabını yazıyor. Aşık. Çocuğu yaşındaki Meral'e. Belki de çocuğu. O da muamma. Adam bir göz kırpmadan, bir nefes alışından, diz oynatışından senin içini dışını, düşündüğünü düşünmediğini, yaptığını yapacağını anlayabiliyor. Allah'ım erkeğin fazla zekisi de başa bela. Zavallı Meral ne yalan söylese inandıramıyor. Bir örnek vereceğim. Meral kızımız aşırı Paris düşkünü. Toplum tarafından dışlanmış ve 'orospu' olarak yaftalanmış yakın arkadaşı Feriha tarafından kandırılıp, Paris'e götürülmek, zengin ve yaşlı bir koca bulup zevk-i sefa sürmek peşindeler. Samim durur mu? Ah içinde ne fırtınalar kopar bu Samim'in. Meral ona yaptığı bir kaçamak hakkında yalan söyledi ve bir yalanından bakın ne ihtimaller kurdu Simeranya Kral'ı:
“Bazı incelikleri feda edilmesi pahasına, bu arzuları saymaya çalışayım:
1. Bütün şanslarını denemek imkânını veren bir hürriyete kavuşma arzusu,
2. Kendi kendisinin tam ölçüsünü bulma arzusu,
3. Kendi kendisini değiştirme arzusu,
4. Muhitini değiştirme arzusu,
5. İnsan temaslarını zenginleştirmek arzusu,
6. Tecrübelerini zenginleştirmek arzusu (Hadise olarak),
7. Kireçlenmiş itiyatları kırıp yeninin meçhulüne yönelen ruhta yaratıcı hamlelere
serbest zemin hazırlamak arzusu,
8. En son haddinde iyi giyinip güzelliğinin azamisini kendi kendisinin hayranlığına arzetmek arzusu (Narsizm),
9. Başkalarının arzusunu son haddine vardırmak arzusu,
10. Kendi nefsine karşı bir şahsiyet ve irade zaferi kazanıp aşağılık duygusundan kurtulma arzusu,
11. Bu zaferi başkalarına da göstermek arzusu,
12. Aşka ve benden gelen tesirlere isyan ve mukavemet imkânlarını çoğaltan yeni alaka ve cazibe merkezleri bulmak arzusu,
13. Bu uzaklaşmanın ben de uyandıracağı ıstıraptan acı ve heyecan duyma arzusu,
14. Aynı zamanda benim ıstırabımdan keyif duyma arzusu(Sadizm),
15. Benimle mücadelesinde sırf mücadele zevki duymak arzusu,
16. Kendi nefsiyle mücadelesinde sırf mücadele zevki duymak arzusu.
Şimdilik hatırıma gelenler, bunlar. İkinci Meral’in birinciye karşı sık sık yaptığı ruh baskılarında bu arzuların bazıları hâkim.”

!:..1!:1.11.!. Ben hata verdim arkadaşlar. Sizi bilmiyorum.

Diyeceğim o ki; psikolojik tahlil deyince Peyami Safa ve Yalnızız diyorum.

Eleştireceğim bir konu kadına olan bakış. Kitapta kadın kahramanların hemen hepsinin paraya düşkün, alık, ahlaksız, aptal bir yansıması var gibi geldi bana. Erkekler son derece akıllı iken; hayatı zevkten ibaret gören, Batı aşığı, değerlerini unutmuş bir kadın göstermeye çalışmış Peyami Safa.
.
.
Kişisel Not:

Bu kitabı okurken sürekli iç sesimi dinledim. Samim'in düşündüğü her şey ne kadar doğru idi. Kalbimde olduklarını bilmediğim bir çok şey gün yüzüne çıktı. Tahayyül edemediğim şeyleri düşünmeye cesaret ettim. Çünkü Peyami Safa şöyle demişti: 'Kalbin tüm meseleleri yalnız kalpte halledilir. '

Kitabı okumak aklımda yokken ( bu ikinci okuyuşum oldu. Özlemişim. iyi ki), Cerrah Asya ' nın etkinliği ile okumuş oldum. Kendisine teşekkür ediyorum :)
.
.
Son söz:

--- Yalnızım, evet, herkes yalnızdır, yalnızız.---

Sevgiyle kalın :)
Peyami Safa Türk edebiyatının, dünyanın okuduğu yazarlarla kıyaslanacak kadar dolu, insanlığa seslenen ancak hak ettiği yeri çok da bulamamış yazarı bence.Evet romanın dili günümüz Türkçesine göre ağır gelebilir bazı okurlara. Meslegimdendir belki ama bu beni hiç üzmedi okurken. Aksine dilinin zenginliği beni cezbetti. Roman tekniği açısından mükemmele yakın bir eser. Sanatını bu eserinde döktürmüş Safa. Böyle yazarları okuduktan, onların derinliğine indikten sonra günümüz yazarlarının birçoğuna ön yargılı yaklaşıyorum. Belki de olumsuz tek tarafı bu benim için. Hani "kesmiyor " derler ya onu yaşıyor insan. Tabi okunmaya değer kitaplar var. Okurken çok da keyif aldıklarım oluyor. Ama benim hayatımda yer ediyor mu okuduklarım ? Diye sorduğumda fark ortaya çıkıyor. Kitabı okuduktan sonra insan kendine bir " simerenya"kuruyor.Samim gibi kendi dünyasını yaratıyor. Ruh tahlilleri o kadar başarılı ki sanki bir psikoloji uzmanı Safa. Romanın konusu insandır Safa için. İşte bu eser de bunun en mükemmel örneklerinden. İnsanın en temel duygularından olan "şüphe " kavramını işlerken daha ilk sayfalarda alıyor insanı içine. Ayrıca bizdeki batı düşkünlüğü, dostluk , gösteriş , para tutkusu gibi kavramlar etrafında olay örgüsü şekilleniyor. Psikanalist bir romancı olan Safa bu eserinde kişilerin bozuk karakteriyle, karamsarlıklariyla insanlığa sesleniyor. Kendimizi tanimamizin ve ruhumuzu kesfetmemizin bizim tek çözümümuz olduğunu vurguluyor. Ayrıca II. Dünya Savaşı sonrası kaleme alınmış ve o dönemin izlerini satır aralarında hissediyorsunuz. Romanı incelerken olay örgüsünden çok bahsetmiyorum. Çünkü kısa bir özet niteliğinde oluyor ki ben hep merak duygusunu canlı tutmadan yanayım. Daha çok teknik özelliklere ve bendeki izlenimlerine vurgu yapıyorum bence bu ,romanın asıl önemli tarafı.Kisaca Samim, Besim, Mefharet gibi karakterlerle Türk edebiyatının en önemli psikolojik romanlarından. Benim hayatımda özel bir yere sahiptir. Keyifli okumalar...
  • Huzur
    8.4/10 (527 Oy)607 beğeni1.850 okunma1.171 alıntı23.974 gösterim
  • Saatleri Ayarlama Enstitüsü
    8.6/10 (1.573 Oy)1.629 beğeni4.515 okunma1.865 alıntı38.017 gösterim
  • Mai ve Siyah
    7.9/10 (661 Oy)637 beğeni3.087 okunma397 alıntı16.800 gösterim
  • Kiralık Konak
    7.8/10 (555 Oy)432 beğeni2.957 okunma256 alıntı10.408 gösterim
  • Bu Ülke
    9.0/10 (951 Oy)1.084 beğeni2.821 okunma2.291 alıntı27.814 gösterim
  • Benim Adım Kırmızı
    8.1/10 (747 Oy)649 beğeni2.750 okunma532 alıntı15.167 gösterim
  • Anayurt Oteli
    7.3/10 (1.017 Oy)695 beğeni3.541 okunma162 alıntı16.395 gösterim
  • Sinekli Bakkal
    8.0/10 (609 Oy)587 beğeni3.446 okunma253 alıntı12.424 gösterim
  • Kör Baykuş
    8.4/10 (1.233 Oy)1.050 beğeni3.221 okunma1.383 alıntı23.210 gösterim
  • Çile
    9.0/10 (1.107 Oy)1.166 beğeni3.544 okunma1.635 alıntı24.230 gösterim
ARŞ, KENDİNİ AŞ!

''Bu yıkılışın sırrını bul, kendini çöz, içini ayıkla, şuurundan utanan ve ruhunun izbelerinde kaçacak delik arayan suçlu hislerini yakala, getir.''(S.245)

*Hepimiz ismini duyarız ama Peyami Safa gerçekte kimdir? Kitap okuyanlar bilhassa onu okuyanlar bilir lafını hiç esirgemez Peyami Safa. Ne düşüncesi var ise onu korkusuzca dile getirir. Yaşadığı dönemin yazarlarıyla deyim yerindeyse savaş halindedir. Safa'yı bilenler en çok kimi sever diye sormaz en çok kimden nefret eder diye merak ederlermiş. Kimler yok ki nefret dünyasında: Sait Faik Abasıyanık, (bir numaralı düşmanı), Nazım Hikmet, Aziz Nesin ve maalesef Sabahattin Ali!

*İki yaşında babasının kaybettiğinden sebep ''Yetim'i Safa'' olarak da bilinir. Babası İsmail Safa Bey, amcası Ahmet Vefa, diğer amcası Ali Kamil Akyüz, abisi İlhami Safa, kuzeni Behçet Kami yazar ve şairlik yapmışlardır. Safa'nın bu kitabında yer alan üçüncü tabaka diye nitelendirdiği genetikten doğan davranışlar belki de onu yazarlığa iten sebeplerdendir. Bahsettiğim isimlerden tek kelime bile okumadım ancak Safa beni tam anlamıyla mest etti!

*Peyami Safa romanlarında genelde;
doğu-batı,
madde-mânâ,
ruh-beden,
idealizm-materyalizm gibi ikilemleri işler.

*Yalnızız hepsinin toplamıdır. Ütopik hayat Simeranya, ruhsal çözümlemeler, karakterler üzerinden olağanüstü tahliller, çevreye olan alakayı uyandırma adına yapılan tasvirler. Ne diyebiliriim, ne diyebiliriim.

*Şüphelerin, tereddütlerin, dünyasında kendinize bir yer açın. Zihinlerinizi boşaltmakta acele edin. 414 sayfalık bir muhaberenin ortasında kılıçlarını terk edip kalemlerinizi kuşanın.

-PEYAMİ SAFA'nın kitaplarını cümle içinde değerlendirme-
Burası ''Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'', ''Yalnızız!'' En çokta burada yağmurlar yağar ''Şimşek''ler dolar koğuşa, ''Biz insanlar'' ''Mahşer'' kalabalığında bile olabildiğince ''Yalnızız.'' Burası ''Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'' oturmuşum ''Matmazel Noraliya'nın Koltuğu''na onu düşünüyorum. Bir tek onu. İsteğim beni sevmesi için ömür biçtiğim ismi sıfatı bir ''Canan!'' şeytan günaha davet eder der ''Sözde Kızlar'' nerede? Bilmez midir ben sadece bir ''Canan'' isterim. O da kalbimi mahşere çevirmiştir.
''Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'', ''Fatih-Harbiye''nin ortasında sıkışmış kalmış bir koğuştur. Hastanenin içinde cehennem yaşar. Yeraltı kişiliğe bürünür. Korkarım sıkıntılar beni zikrediyor. Şüphelerim beni bırakmıyor ''Canan''! Hayatım olsa olsa ''Bir Tereddün Romanı'' olur. Çünkü yazdığım bütün romanlar iki yaşımdaki acıma dönüyor. Dönüşün ancak geriye olduğunu tekrarlıyorum tavana. Lanet tavanları hiç sevmem! Hatırlar mısın, bilmem. Yine İstanbulda güzel ''Bir Akşamdı'' dört kişiydik. Sen, ben, ''Selma ve Gölgesi.'' Selma iyi kızdı esasen ancak tek isteği ''Cumbadan Rumbaya'' erişmekti. Kendisi mahallemizin en ''Cingöz Recaisi''dir zannımca. Muhitimize ihtilaf olan ve abesle iştigal çıkmazında sefil bir hayat süren ''Atilla'' ağabeyimizin de gönlü Selma'da idi. Bir Akşamdı ve Biz İnsanlar Mahşer kalabalığında kendimizi Yalnızız sanıyorduk.

DİP ZITLIK

İnsanın içinde iki farklı benlik vardır. Safa, bunu bir ve iki diye kodlamıştır. Birinci daima masumiyeti simgeler iken ikinci birincinin hislerini karanlığa davet eder. Kurnazdır. Bir şey aynı anda hem var hem yok olamaz. Ancak var yoka, yokta vara ihtiyaç duyar. Zıtlıklar kendi içlerinde bir bağlılığı da barındırır. Varlaşma ve yoklaşma diye iki kutup vardır. Bu kutuptan diğer kutba geçiş genellikle mümkün olmaz.

''KENDİ KENDİMDEN NEFRETİMİN ÇERÇEVELEDİĞİ VE ÇİRKİNLEŞTİRDİĞİ BİR DÜNYADA YALNIZIM.''

Özerkliği kendin yitirdin ve özverili çoğul bir maddeye dönüştürdün, yangınları sen çağırdın muhitine, sefil bir karanlığa itildin. Gorki'nin de dediği gibi ''Kadının gidecek kimsesi yoktur, kimse onun günahını yiğitlik saymaz.'' Saymadılar Meral, saymadılar! Günahlarla, kötülüklerle çevreledinse de bendini hiçbir madde, hiçbir canlı üzerinde seni ölüme götürmemeliydi. Küçük devrimler besledin içinde, kaçıp kurtulmayı arzuladın, durdular önüne, yok oluşunun önüne geçtiklerini zannettiler. Kafaya koymuştun sende, gidecektin! Öyle ya da böyle ya Paris'e ya da pek az umursadığın ölüme. Bir kıvılcıma ihtiyaç duydun. Kendi kıvılcımını yine kendinde buldun. İnsan önce kendini keşfetmeli diye içinden terkarlıyordun. Her bir şeyi kendisi başarmalıymış gibi. Sen de kendi kıvılcımınla kendi gidişine yön verdin. Belki istediğin, arzuladığın bu değildi ancak gitmek kaderinde esastı. Yokluk hissinin verdiği tatta kaybolup, tüm hayatını bir çırpıda gözlerinin önüne serişin, aynada tanıyamadığın benliğinle, bilhassa taşıyamadığın, taşımak istemediğin bedeninle buralardan gitmeyi en çokta sen istedin. Ne diyorlar senden için ''rezil''. Kendi günahlarını sırtından atıp hüküm vermenin yiğitliği, nüktedanlığı. Seni en çokta dostların öldürdü Meral. Erkeklere biçtiğimiz değer ile kadınlara biçtiğimiz değer arasındaki uçurumu kabullenemediğinde aşikardı. Günahlarınla sen yüzleşmeliydin, sen. Sırf rezil olma korkusuyla yanıp tutuşan pek sevgili çevren değil. Muhitinden kaçamadığın gibi, kendinden de kaçamadın.

SIR, SONSUZLUĞUN PRENSİBİ!

Samim Bey, cemiyet bey, ahlâk bey, namus bey! olmazsa olmazlar listesinin başında mantık abidesi, çevresinde saygı uyandıran, en büyük saygıyı da yine kendisinden görmüş bir adamsın Samim. Hem sen demiyor muydun? Tüm bu olanlar aşk mücadelesi değil, mücadele aşkıdır. Senin aşkın mücadeleye hitap ediyordu besbelli. Meral'in dünyasında tuhaf bir bağlılıktan öteye gidemeyişinde bundan. Kendimizle hesaplaşamıyoruz değil mi Samim? İnsanların hayatlarına yükselttiğin merceğini bir kez olsun kendinde denemedin. Olağanüstü tahlillerini bir kez olsun kendi perspektifinde yoğunlaştıramadın. Doğrunun, esasın kendinden başladığını iddia edipte neden kendini hiç keşfedemedin. Başkalarının günahlarıyla aziz olabilir miydik sahi? Hiç kimse senin aydınlığında körleşmek istemezdi. Kalbin içinde balta ile yaptığın ameliyat, oğlu tarafından öldürülen ananın feryadı, hiç bir şey içinde kendini avuttuğun yalana bu kadar benzemiyor. Kimsesizler mezarlığı gibi için. Bugün kayıpların içinde kaybolma vakti. Her şey olmak için kendine mahsus şartlara muhtaçtı, olmadı. Ölümler yığıldı, suretler dağıldı, bir yangın ki yüreklerin dışına taşıp bedenleri yakmış, sen dönmüş arkanı gidiyorsun. Samim bey, cemiyet bey, ahlak bey, namus bey!

Evet bitti, öylece geldi geçti. Sis perdesinden uzanan sırlar olmadan ne yaparım şimdi. Belirsizliklerin, şüphelerin, tereddütlerin sonuç ile kavuşmasından mahrum mu kalacağım yani? Ne de güzel tanışıklıktı oysa. Kalbim unut bu kitabı, unut ki yabancı olalım, öyle yabancı olalım ki bir daha karşılaştığımızda yeniden tanışmamız gereksin. Olmaz mı?

Etrafta gezen yorumlar görüyorum kadın düşmanlığına benzer yorumlarla karşılaşıyorum. Saygı duymasına duyuyorum da aynı kitabı mı okuduk. Burada anlatılmak isteneni gerçekten anlamamışsınız siz. Bir daha okuyup farklı pencereden değerlendirmeyi deneyin. Sabahattin Ali'ye olan sevgimi beni tanıyanlar bilir. İlk defa Ali ile kıyas edebileceğim bir yazar var şuan karşımda. Etkisinden nasıl çıkarım ne zaman çıkarım kestiremiyorum. Ve ve ve kirmizicekic sana esaslı bir teşekkürü borç biliyorum :) Bol yıldızlı, altı çizili cümlelerinle ayrı bir esinti vardı kitabında. Hakkını vererek okumuşsun.

Peyami Safa'nın değerini, derinliğini anlamanızı diliyorum hepinize. İyi okumalar.

https://www.youtube.com/watch?v=reuDS84657o
https://www.youtube.com/watch?v=brecMZGToLE
https://www.youtube.com/watch?v=-ixXF3l96vo
Bu sıradışı romanı tanımaya yazarından başlamak gerekiyor.

AZMİN,ENTELEKTÜELLİĞİN SEMBOLLERİNDEN PEYAMİ SAFA;
Kendini yetiştirmekten ziyade,adeta yeniden yaratan bir isim.
Servet-i Fünun dönemi şairlerinden İsmail Safa'nın oğludur. Sivas'a sürgüne gönderilen babasının orada ölmesi üzerine 1901 yılında iki yaşında yetim kalmış, bu yüzden "Yetim-i Safa" adıyla anılmıştır. Babasız büyümenin acılarının yanı sıra, sekiz dokuz yaşlarında yakalandığı bir kemik hastalığı dolayısıyla 17 yaşına kadar, bu hastalığın fiziksel ve ruhsal bunalımlarını yaşamıştır. 

Doktorlar bacağının kesilmesinde karar kılmış, fakat Safa bunu kabul etmemiştir. Bu günlerdeki tecrübelerini "9. Hariciye Koğuşu" kitabında işlemiştir. Hastalık ve savaşın yol açtığı maddî sıkıntılar dolayısıyla öğrenimini sürdürememiş,13 yaşında hayatını kazanmak ve annesine bakmak için Vefa İdadisi'ndeki öğrenimini yarıda bırakmıştır.

Posta Telgraf Nezareti'nde memur olarak çalıştı. 1914-1918 arasında öğretmenlik, 1918-1916 arasında gazetecilik yaptı. Hayatını yazıları ile kazandı.
Öğretmenlik yaparken Fransızcasını ilerletti.

Babası gibi şair olan amcalarının yönlendirmesiyle edebiyata başladı.
Para kaygısıyla yazdığı sıradan yazılarda annesi Server Bedia'nın adından esinlenerek yarattığı "Server Bedii" takma adını kullandı. Bu isimle kaleme aldığı "Cingöz Recai" isimli polisiye dizi romanları büyük ilgi gördü.


43 yıl hiç durmadan yazdı. İlk döneminde değişik ilgi alanları içinde sol eğilimli siyasal akımlara ilgi gösterdi. 1930'da basılan ve genç bir hastanın psikolojisini yansıtan otobiyografik romanı "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu"nun ilk baskısını "Nâzım Hikmet"e ithaf etmişti. Nazım Hikmet'le giriştiği kalem tartışmaları oldukça meşhurdur.

Ölümünden bir süre önce de metapsişik konulara yöneldi.

YALNIZIZ, Peyami Safa’nın 1951 yılında yayımlanan romanı.

Yalnızız romanı; önseziler, telekinezi, öngörü, şüphe ve düşlenen dünya 'Simerenya'ile yüklü ve insanoğlunun kendini yalnız bulmasından duyduğu acıyı,Freud'un tabiriyle id ve süperego,yazarca içimizdeki baskın ve temel iki kişiliğin çatışmasını derinliğine işleyen bir roman.

Safa'nın farklı üslup ve anlatımı zirve yapmış bu eserde.
Karakterlere,olaylara ilk sayfalardan bağlanıyorsunuz ki; hooppp kendinizi başka bir karakter ve onun iç ve dış dünyasını seyrederken buluyorsunuz.
Romanın en güzel,en naif tarafı,yazarın Samim karakteriyle, kendi güneş ülkesi Simerenya'yı anlatması.

Romanda manevi değerlerin zayıflaması sonucunda, insanın içine sürükleneceği açmazın, materyalist yaklaşımlarla çözümlenemeyeceği gerçeğini kabule yanaşmayanların, yalnızlığa düşüp, hüsrana uğrayacağı gerçeği konu ediliyor.
Bu gerçek baskın olarak,üç genç kızın,sosyal benlikleri ile biyolojik benlikleri arasındaki çatışmalarıyla resmediliyor.

Bir karakter de psikolojik ve sosyolojik kavgaya, id ve süperego çatışmasına kurban ediliyor.
Ve romanın en can alıcı yönü,
bir tereddüdün en sıradışı hali;kurbanın babası açıklanmadan,okuyucuda şüphe bırakılarak bitiriliyor.

Tekraren okunulası,yazarın kültürüne hayran olunası,psikoloji ve metafiziğin derinlerinde yüzülesi bir eser.
Merhabalar efendim, yapmaya çalışacağım ilk 'inceleme' olmasının verdiği tuhaf ve tatlı bir heyecan var üzerimde, belki de ileriki zamanlarda okuduğumda yazdıklarıma güleceğim, bilemiyorum. Yetersizliğimi, hatalarımı mazur görün lütfen, ne de olsa çiçeği burnunda bir okurum ben. İnceleme yazabilmek her yiğidin harcı da değil, bir yazarın/şairin kitabını okuyorsunuz ve onun verdiği emeği, hangi psikolojik süreçlerle yazdığını, bulunduğu ortamı, düşünce yapısını anlamaya velhasıl kelam o'nu çözmeye çalışarak bir şeyler yazıyorsunuz, bu kolay bir şey değil bence. Dediğim gibi ben inceleme yapmayacağım, inceleme yapmaya çalışacağım. Elimdeki 1989 basım MEB'in yayımladığı 469 sayfalık bir kitap. Çokça yıpranmış ama eski olmasını sevdim ben. Her neyse başlamam gerek artık sanırım.
Psikolojiye derin ilgim ve merakım olmasına rağmen okumakta geç kaldığımı düşündüğüm bir yazar Peyami Safa. Yalnızız okuduğum ilk kitabı ve anlaşılan son kitabı olmayacak. Her ne kadar Türk edebiyatını çok iyi tanımasam da bence en iyi psikolojik romanlardan birisi. Roman karakterlerinin -özellikle Samim'in- içinde bulunduğu haletiruhiyeyi muhteşem bir üslupla anlatıyor Peyami Safa. Kitabın ana duyguları ise yalnızlık ve şüphe. Samim aşık olduğu Meral'e -Meral onun kızı da olabilir, bu bir muamma bana göre- karşı sürekli bir şüphe içerisindedir ki bu şüphesinde haklıdır da. Meral'in söylediği yalanları keskin zekası ve yüksek önsezileriyle ortaya çıkartır. Sezgilerinin yüksek oluşu hayatındaki insanlar/olaylar hakkında yorum yapabilmesine yardımcı olur, bunu satırlarda fark edebiliyoruz. Samim'in gerçek hayatın dışında kendisinin var ettiği bir dünya da vardır ayrıca: Simeranya. Simeranya kardeşi Besim ile çoğu sohbetlerinin konusu olan bir ütopya. Yalan yerine doğruluk ve dürüstlüğün olduğu, toplumun yaşantısının ideal olduğu bir sistem Simeranya. Kitap boyunca Samim her insanın iki benliğe sahip olduğunu vurgular. Sevgilisi Meral'in bazı zamanlarda birinci benliğe bazı zamanlarda ikinci benliğe yöneldiğini anlatır. Psikolojideki süperego, id, telekinezi ve benzeri birçok kavramı işleyen bir roman Yalnızız. Kitapta Samim'in insan sarrafı oluşunu, Feriha'nın batı hayranlığını, Meral'in sahip olduğu iki benliği, Besim'in yemek sevdasını ve daha birçok şeyi görüyoruz. Kitaptaki batı hayranlığını arada geçen İngilizce/Fransızca kelimelerde de fark edebiliyoruz ayrıca. Eğer Türk edebiyatını okumak istiyorsanız, psikolojiye ilginiz varsa kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitap. Bu yazıyı üniversite yerleştirme sonuçlarının açıklanmasından bir gün önce yazıyorum ve evet Psikoloji okumak istiyorum. Umarım güzel haberler alırım. Yazıyı en sevdiğim ve bütün benliğimle -ya da benliklerimle :)- inandığım alıntılardan biriyle bitirmek istiyorum:
Yalnızım, evet, herkes yalnızdır, yalnızız.
Kendinize ve ruhunuza iyi bakın. Hatam varsa affola.
Yazar çok farklı karakterleri bir ailede bir araya getirip aile fertlerinden yola çıkarak insan ilişkileri, toplum, ahlaki değerler gibi bir çok konuya değinmiş. Kitapta en çok ilgimi çeken konu Samim'in ütopyası olan Simeranya! Simeranya öyle bir yer ki orada herkes yeteneklerine göre eğitim alır, insanlar hasta olduğunda buna sebep olan psikolojik etkenler aranır ve çözülür, herkes sakin ve mutludur. İşte öyle güzel bir yer:) Ve çok güzel akıcı bir kitap.
Büyük usta Peyami Safa hayatının tam tamına 43 yılını yazarak geçirmiş bir fikir adamıdır. Yalnızız romanını okuyucu kitlesini sıkmamak ve kolay anlaşılır kılmak için bölümlere ayırmıştır. Bu eser ayrıca yazarın psikolojik konu ve betimlemelerde ne kadar usta olduğunu gösteriyor.

Peyami Safa bu eserde iki anlatıcının ağzından anlatır olayları. Birinci ve üçüncü anlatıcı. Ama daha çok üçüncü anlatıcının ağzından okuyoruz romanı.

Eserde anlatılmak istenen temalar; Yalnızlaşmak, kültür çatışması, yalan-aldatma, ve ölümdür. Meb tarafından 1000 Temel Eser serisine konulan romanın baş karakteri Samim'e hayran kalmamak elde değil gerçekten. Meral'in yalanlarını bir bir ortaya çıkarması da takdire şayan.

Roman tartışmalı ve karamsar bir sabah ile başlıyor ve güzel bir sabah ile aydınlanmaya başlayan bir dünyanın müjdesi ile son buluyor. Yazar dış çevrenin tasvirlerine pek fazla girmiyor ve olaylar üzerinde yoğunlaşıyor.

Herkesin hayatında en az bir kere okuması gereken bir eser. Benim ikinci okuyuşum olmasına rağmen çok farklı şeyler hissettirdi. Kelime kelime, cümle cümle tahlil ederek notlar almaya çalıştım. Şiddetle tavsiye ediyorum.

İstifade etmeniz dileğiyle...
BÜYÜKSÜN PEYAMİ SAFA..

Okurken sık sık tekrar ettiğim bir cümle oldu bu.. Sadece bir roman değildi, çok daha ötesi vardı okuduklarımda..

Sanırım en çok alıntı yaptığım kitap oldu yirmi alıntı ile.. Altını çizip paylaşmadıklarım da var ilave olarak.. Ve o alıntıların her biri o kadar kıymetli ki benim için.. Yepyeni bakış açısı kazandıran, klasik söylemden uzak çok özgün ifadelerle yazılmış alt metinlerle dolu muhteşem bir kitap..

Okurken öyle bir hisse kapıldım ki sanki Peyami Safa'nın ilişkiler üzerine, aşk, sevgi, sadakat üzerine söylemek istediği sözleri vardı, bunları daha da derinlemesine inceleyip bir psikoloji kitabı yazmak istiyordu, biz okurlara daha kolay gelsin daha anlaşılır olsun diye "romanlaştırarak yazayım, karakterlerin hissiyatlarını anlatırken söylemek istediğim asıl noktaları söylerim" diyerek yazılmış bir kitaptı sanki.

Bir romandan beklentim kurgusunun akıcılığı veya bu kurgu içerisinde bana yaptığı katkıdır. Bu kitapta her ikisini de harmanlayan Peyami Safa'nın kaleminden bol bol edebî satırlar okuyup, şahısların derin psikolojik tahlilleri arasında kendimizi buluyoruz.. Ya da kendimizi kaybediyoruz..

Okurken kendimden utandım biraz, ilk defa bir Peyami Safa kitabı okuduğum için utandım, kitap okumayı bu kadar sevip hakiki yazarlarla bu kadar geç tanıştığım için utandım.. Burada 1000Kitap sitesine ve incelemeleriyle, alıntılarıyla, tavsiyeleriyle bu tanışmaya vesile olan arkadaşlara teşekkürü bir borç bilirim, iyi ki varsınız hepiniz..:)
Kitabı okuduğum gibi Yalnızız ile ilgili bir makale okuma ihtiyacı hissettim. Batı ve Doğu sentezini yapabilecek kişinin kadın olduğunu söyler, Peyami Safa bu kitabında. Erkekler ya Doğu'nun bilgeliğindedir ya da Batı'nın sahtekârlığında, insan iki benlikten oluşur. Birincisi maneviyatı, ikincisi insanın içindeki dürtülerin baskın gelmesinden oluşur.
Kitap üç bölümden oluşuyor, ilk bölümde Selmin'in yalanı ve Samim ve Besim'in arasındaki diyaloglar, Samim'in aşkı ve fail aranırken ki biraz daha romanın akıcılık kısmı buradadır. İkinci bölümde daha çok roman felsefik gider, ilk bakışta düalizmi gördüğümüzü sansakta kitap daha çok ''tekâmül'' üzerine kuruludur. Üçüncü bölümde ise olaylar biraz daha açığa çıkar. İnsan iki benliğinden birini seçtiğinde yaptıklarının cezasını ya da mükafatını görür.
Teknolojinin her saniye daha çok girdiği evde yozlaşmış bir neslin olduğunu ve maneviyatın olmazsa olmaz olduğunu anlatır. Kitapta Samim mutaasıp biri değildir ama insanın içinde maneviyatın olması gerektiğini söyler.
Kitap batı ve doğu sentezini anlatırken bir yandan Samim'in yüz elli yıl sonraki Simeranya'sından bahseder. Simeranya bir ütopyadır, iyisinden. Simeranya örnek toplumdan bahseder. Örnek bir toplumun nasıl olması gerektiğinden. Kitapta Simeranya üzerinden işlenir, Samim'in dünyasında Simeranya'dan örnekler verilir. Kitapta birçok fikirden alıntılar vardır.
Ahlaken çöken bir toplumda maneviyattan söz edilir ve bu problemin bir çaresi vardır, ideal. İnsanlar idealleriyle ayakta kalabilir. İdeal ve hisler.
Kitabı okumak için Peyami Safa'nın birçok kitabının okunmasını sonra buna gelmesini tavsiye ederim. Çünkü diğer kitaplarındaki karakterlerin son noktasıdır, Samim.
Okurken birçok yerini altını çizebileceğinizi, fikirlerinizin değişebileceği ve sonunun sizi nasıl şaşırtabileceği izleyin ve Peyami Safa'ya bakın. Birçok bilim dalıyla, özellikle psikolojiyle, bu kadar içeçe olması dogmatizme karşı tepkisini koyuyor.
Ne yazık ki, bizler Peyami Safa'yı eleştirel kimliğinden dolayı yanlış konumlara getirmiş ve hatta onu yok saymışızdır. Ne kadar da üzücü ama söylemeden geçemeyeğim o bir ''üstat''.
"Ey İnsan! Bu kitabı sana ithaf ediyorum. Başının üstünden büyük bir rüzgâr geçiyor. Yalancı bir fecirle başlayan asır kararıyor ve sana tek ümit ışığı olarak en kudretli kaynağı uranium’da değil, senin ruhunda sıkışmış maddeden koparak çıkardığın korkunç tahrip aletinin patlayışından yükselecek alevi bekletiyor. Ey bahtsız! Tarihinin hiç bir devrinde kendine bu kadar yabancı, bu kadar hayran ve düşman olmadın. Labaratuarında aradığın, incelediğin, oyduğun, dibine indiğin, sırrını deştiğin her şey arasında yalnız ruhun yok. Onu beyin hücrelerinin bir üfürüğü sanmakla başlayan müthiş gafletin, otuz yıl içinde gördüğün iki muazzam dünya harbinin kan ve gözyaşı çağlayanlarında en büyük dersi arayan gözlerine bir körlük perdesi indirdi. Bırak şu maddeyi, boğ şu ölçü dehanı, doy şu fizik ve matematik tecessüsüne, kov şu kemiyet fikrini,dal kendi içine, koş kendi kendinin peşinden, bul onu, bul kendini, bul ruhunu, bul, sev, bil, an, gör, kendi içinde gör Allah’ ını. Kendine dön, kendine bak, kendine gel. Aptalca bir konfor aşkından doğduğu halde her biri daha korkunç bir dünya harbi hazırlayan teknik mucizelerinin yanında, senin iç zıtlıklarını elemeye yarayacak ve seni kendi kendinle boğuşmaktan kurtaracak ruh mucizelerini ara. İnan manevilere ve mukaddeslere, inan! Onlar hakkında bu kadar küçük düşünmekten utan! Her sezilen derinliğin ifşa ettiklerini düşünmekten bile seni alıkoyan tabiatçı metotlarını fırlat ve bitlenmiş elbiseler gibi at. Ortaçağ papazında haklı olarak ayıpladığın dar kafalılığın anlayış sınırlarını daha fazla darlaştıran beş duyu idrakinin kapalı dünyası içinde kalma:
Arşı geç, ferşi atla, sidreyi aş,
Gör ne var maverada ibrethîz
Kitap kahranmanlarıyla o kadar bütünleşmişimki sanki kitabi biraktigımda hayatımda onlar var sanıyorum gercekten Samim'in Meralle barışmasını istiyosun , Besim 'in hergećen gün artan yemek sevdasına ortak oluyosun, Simeranya'nın güzelliklerine, düsüncesine hayran kalıyosun Ferhatla Necil'e arasındaki iliskiyi cözmeye calısıyosun ve daha sizlere yaşatamayacagım birçok duygu yaşatıyor... Iyiki okumusum:)
Karakter analizi yapmayı seven biri olarak Peyami Safa'nın eserlerinde yaptığı psikolojik analizleri hayranlıkla okudum. Bu kitabı da beni sürekli olarak şaşırtan karakterlerle ve olaylarla doluydu. Kurgusu ise merak uyandıran cinsten.
Matematik sıhhat kadar lâzım değil.
Hattâ insanların yüzde doksanına hiç lâzım değil.
Peyami Safa
Sayfa 25 - ötüken neşriyat
Kalbin tüm meseleleri yalnız kalpte halledilir. Çünkü bir hissin hakkından ancak başka bir his gelir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yalnızız
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
414
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754370577
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Yalnızız
Yalnızız
Yalnızız
Yalnızız
Peyami Safa'nın son romanı Yalnızız, engin ruh tahlilleri ve kendi türünde açtığı çığırla onu yalnızca Türk edebiyatının değil, Dünya edebiyatının zirvelerine taşımış şaheseridir. Peyami Safa'nın diğer bütün romanlarında olduğu gibi Yalnızız romanında da doğu-batı, madde-mânâ, ruh-beden, idealizm-materyalizm gibi ikilemler üzerinde durularak, aynı evde yaşadıkları hâlde birbirlerinden oldukça farklı mizaç, düşünce ve insan ilişkilerine sahip aile fertleri üzerinden ruhunu arayan bir toplum resmedilir. Bireysel ve toplumsal kimliklerimiz arasında, bilhassa Batılılaşma hareketlerinden sonra ortaya çıkan uyumsuzluğun yarattığı sıkıntılar, kalabalıklar içinde milyonlarca "yalnız"ın peyda olmasına sebep olmuştur. Yalnızız; sıra dışı kurgusu ve bir üst kurmaca metin olarak romanda kendine yer bulan ütopya ülkesi Simeranya ile yarım asırdır Türk edebiyatının en çok okunan ve sevilen romanlarının başında geliyor.

Kitabı okuyanlar 2.263 okur

  • Ayşegül Akduman
  • Fatma Sarıcı
  • Dilan Yıldırım
  • Okur ve Gezer
  • özge m
  • Gizem
  • Okan K.
  • Yusuf Kurt
  • Kitap Sever
  • Ali.

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8
14-17 Yaş
%4.9
18-24 Yaş
%25.5
25-34 Yaş
%33.6
35-44 Yaş
%19.3
45-54 Yaş
%5.4
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%2.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%69.2
Erkek
%30.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.2 (216)
9
%23.7 (154)
8
%21.8 (142)
7
%7.7 (50)
6
%4.3 (28)
5
%1.4 (9)
4
%0.6 (4)
3
%0.2 (1)
2
%0.3 (2)
1
%0.9 (6)

Kitabın sıralamaları