Adı:
Yalnızız
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
414
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754370577
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Peyami Safa'nın son romanı Yalnızız, engin ruh tahlilleri ve kendi türünde açtığı çığırla onu yalnızca Türk edebiyatının değil, Dünya edebiyatının zirvelerine taşımış şaheseridir. Peyami Safa'nın diğer bütün romanlarında olduğu gibi Yalnızız romanında da doğu-batı, madde-mânâ, ruh-beden, idealizm-materyalizm gibi ikilemler üzerinde durularak, aynı evde yaşadıkları hâlde birbirlerinden oldukça farklı mizaç, düşünce ve insan ilişkilerine sahip aile fertleri üzerinden ruhunu arayan bir toplum resmedilir. Bireysel ve toplumsal kimliklerimiz arasında, bilhassa Batılılaşma hareketlerinden sonra ortaya çıkan uyumsuzluğun yarattığı sıkıntılar, kalabalıklar içinde milyonlarca "yalnız"ın peyda olmasına sebep olmuştur. Yalnızız; sıra dışı kurgusu ve bir üst kurmaca metin olarak romanda kendine yer bulan ütopya ülkesi Simeranya ile yarım asırdır Türk edebiyatının en çok okunan ve sevilen romanlarının başında geliyor.
Peyami Safa Türk edebiyatının, dünyanın okuduğu yazarlarla kıyaslanacak kadar dolu, insanlığa seslenen ancak hak ettiği yeri çok da bulamamış yazarı bence.Evet romanın dili günümüz Türkçesine göre ağır gelebilir bazı okurlara. Meslegimdendir belki ama bu beni hiç üzmedi okurken. Aksine dilinin zenginliği beni cezbetti. Roman tekniği açısından mükemmele yakın bir eser. Sanatını bu eserinde döktürmüş Safa. Böyle yazarları okuduktan, onların derinliğine indikten sonra günümüz yazarlarının birçoğuna ön yargılı yaklaşıyorum. Belki de olumsuz tek tarafı bu benim için. Hani "kesmiyor " derler ya onu yaşıyor insan. Tabi okunmaya değer kitaplar var. Okurken çok da keyif aldıklarım oluyor. Ama benim hayatımda yer ediyor mu okuduklarım ? Diye sorduğumda fark ortaya çıkıyor. Kitabı okuduktan sonra insan kendine bir " simerenya"kuruyor.Samim gibi kendi dünyasını yaratıyor. Ruh tahlilleri o kadar başarılı ki sanki bir psikoloji uzmanı Safa. Romanın konusu insandır Safa için. İşte bu eser de bunun en mükemmel örneklerinden. İnsanın en temel duygularından olan "şüphe " kavramını işlerken daha ilk sayfalarda alıyor insanı içine. Ayrıca bizdeki batı düşkünlüğü, dostluk , gösteriş , para tutkusu gibi kavramlar etrafında olay örgüsü şekilleniyor. Psikanalist bir romancı olan Safa bu eserinde kişilerin bozuk karakteriyle, karamsarlıklariyla insanlığa sesleniyor. Kendimizi tanimamizin ve ruhumuzu kesfetmemizin bizim tek çözümümuz olduğunu vurguluyor. Ayrıca II. Dünya Savaşı sonrası kaleme alınmış ve o dönemin izlerini satır aralarında hissediyorsunuz. Romanı incelerken olay örgüsünden çok bahsetmiyorum. Çünkü kısa bir özet niteliğinde oluyor ki ben hep merak duygusunu canlı tutmadan yanayım. Daha çok teknik özelliklere ve bendeki izlenimlerine vurgu yapıyorum bence bu ,romanın asıl önemli tarafı.Kisaca Samim, Besim, Mefharet gibi karakterlerle Türk edebiyatının en önemli psikolojik romanlarından. Benim hayatımda özel bir yere sahiptir. Keyifli okumalar...
TÜRK EDEBİYATI İÇERİSİNDE EN BEĞENDİĞİM İLK 10 ESER İÇİNDESİN

Neden mi? Başlayalım o halde.

Peyami Safa'yı herkes sevmez. Bunu hala anlayabilmiş değilim. O kadar dergi alıyorum yahu dedim ben neden hiç kapakta bir 'Peyami Safa' göremedim bugüne kadar? Nedir bu ön yargı?
Hep aynı yüzler dönüp dolaşıp karşımıza çıkarken neden bu muhteşem yazar, bu muhteşem eser hiç dillendirilmiyor? Sağa yatkın oluşu, siyasi tercihleri ve ağır eleştirileri onun mükemmele yakın olan ( özellikle bu eserinde) yazarlığını nasıl gölgeleyebilmiştir? Ufak bir araştırma yaparsanız eğer yaşadığı dönemdeki söylemlerini bulabilirsiniz ve sanılanın aksine doğuyu da batıyı da gayet net anlamış bir insan olduğunu görebilirsiniz. Ben incelememi hiç hazzetmediğim bu konudan uzaklaşarak esere yoğunlaşmak istiyorum.

YALNIZIZ ; yoğun melankoli, dram, trajikomik ve tabi ki yalnızlık içeren bir eser. Hah tam aradığımız. Ne kadar da biz!

Samim, eserin baş kahramanı. " Simeranya " adlı ütopik bir şehir hayal ediyor ve kitabını yazıyor. Aşık. Çocuğu yaşındaki Meral'e. Belki de çocuğu. O da muamma. Adam bir göz kırpmadan, bir nefes alışından, diz oynatışından senin içini dışını, düşündüğünü düşünmediğini, yaptığını yapacağını anlayabiliyor. Allah'ım erkeğin fazla zekisi de başa bela. Zavallı Meral ne yalan söylese inandıramıyor. Bir örnek vereceğim. Meral kızımız aşırı Paris düşkünü. Toplum tarafından dışlanmış ve 'orospu' olarak yaftalanmış yakın arkadaşı Feriha tarafından kandırılıp, Paris'e götürülmek, zengin ve yaşlı bir koca bulup zevk-i sefa sürmek peşindeler. Samim durur mu? Ah içinde ne fırtınalar kopar bu Samim'in. Meral ona yaptığı bir kaçamak hakkında yalan söyledi ve bir yalanından bakın ne ihtimaller kurdu Simeranya Kral'ı:
“Bazı incelikleri feda edilmesi pahasına, bu arzuları saymaya çalışayım:
1. Bütün şanslarını denemek imkânını veren bir hürriyete kavuşma arzusu,
2. Kendi kendisinin tam ölçüsünü bulma arzusu,
3. Kendi kendisini değiştirme arzusu,
4. Muhitini değiştirme arzusu,
5. İnsan temaslarını zenginleştirmek arzusu,
6. Tecrübelerini zenginleştirmek arzusu (Hadise olarak),
7. Kireçlenmiş itiyatları kırıp yeninin meçhulüne yönelen ruhta yaratıcı hamlelere
serbest zemin hazırlamak arzusu,
8. En son haddinde iyi giyinip güzelliğinin azamisini kendi kendisinin hayranlığına arzetmek arzusu (Narsizm),
9. Başkalarının arzusunu son haddine vardırmak arzusu,
10. Kendi nefsine karşı bir şahsiyet ve irade zaferi kazanıp aşağılık duygusundan kurtulma arzusu,
11. Bu zaferi başkalarına da göstermek arzusu,
12. Aşka ve benden gelen tesirlere isyan ve mukavemet imkânlarını çoğaltan yeni alaka ve cazibe merkezleri bulmak arzusu,
13. Bu uzaklaşmanın ben de uyandıracağı ıstıraptan acı ve heyecan duyma arzusu,
14. Aynı zamanda benim ıstırabımdan keyif duyma arzusu(Sadizm),
15. Benimle mücadelesinde sırf mücadele zevki duymak arzusu,
16. Kendi nefsiyle mücadelesinde sırf mücadele zevki duymak arzusu.
Şimdilik hatırıma gelenler, bunlar. İkinci Meral’in birinciye karşı sık sık yaptığı ruh baskılarında bu arzuların bazıları hâkim.”

!:..1!:1.11.!. Ben hata verdim arkadaşlar. Sizi bilmiyorum.

Diyeceğim o ki; psikolojik tahlil deyince Peyami Safa ve Yalnızız diyorum.

Eleştireceğim bir konu kadına olan bakış. Kitapta adın kahramanların hemen hepsinin paraya düşkün, alık, ahlaksız, aptal bir yansıması var gibi geldi bana. Erkekler son derece akıllı iken; hayatı zevkten ibaret gören, Batı aşığı, değerlerini unutmuş bir kadın göstermeye çalışmış Peyami Safa.
.
.
Kişisel Not:

Bu kitabı okurken sürekli iç sesimi dinledim. Samim'in düşündüğü her şey ne kadar doğru idi. Kalbimde olduklarını bilmediğim bir çok şey gün yüzüne çıktı. Tahayyül edemediğim şeyleri düşünmeye cesaret ettim. Çünkü Peyami Safa şöyle demişti: 'Kalbin tüm meseleleri yalnız kalpte halledilir. '

Kitabı okumak aklımda yokken ( bu ikinci okuyuşum oldu. Özlemişim. iyi ki), Cerrah Asya ' nın etkinliği ile okumuş oldum. Kendisine teşekkür ediyorum :)
.
.
Son söz:

--- Yalnızım, evet, herkes yalnızdır, yalnızız.---

Sevgiyle kalın :)
  • Huzur
    8.4/10 (431 Oy)477 beğeni1.514 okunma636 alıntı19.188 gösterim
  • Mai ve Siyah
    7.9/10 (545 Oy)518 beğeni2.579 okunma256 alıntı13.316 gösterim
  • Saatleri Ayarlama Enstitüsü
    8.6/10 (1.286 Oy)1.297 beğeni3.679 okunma1.060 alıntı30.941 gösterim
  • Kiralık Konak
    7.8/10 (469 Oy)370 beğeni2.527 okunma188 alıntı8.946 gösterim
  • Anayurt Oteli
    7.4/10 (850 Oy)572 beğeni2.878 okunma122 alıntı13.401 gösterim
  • Bulantı
    8.3/10 (603 Oy)627 beğeni1.937 okunma1.197 alıntı16.868 gösterim
  • Bu Ülke
    9.0/10 (762 Oy)870 beğeni2.251 okunma1.163 alıntı22.433 gösterim
  • Sinekli Bakkal
    8.0/10 (527 Oy)498 beğeni2.966 okunma206 alıntı10.878 gösterim
  • Cemile
    8.1/10 (666 Oy)542 beğeni2.149 okunma290 alıntı8.615 gösterim
  • Osmancık
    8.4/10 (595 Oy)539 beğeni2.377 okunma274 alıntı11.576 gösterim
Bu sıradışı romanı tanımaya yazarından başlamak gerekiyor.

AZMİN,ENTELEKTÜELLİĞİN SEMBOLLERİNDEN PEYAMİ SAFA;
Kendini yetiştirmekten ziyade,adeta yeniden yaratan bir isim.
Servet-i Fünun dönemi şairlerinden İsmail Safa'nın oğludur. Sivas'a sürgüne gönderilen babasının orada ölmesi üzerine 1901 yılında iki yaşında yetim kalmış, bu yüzden "Yetim-i Safa" adıyla anılmıştır. Babasız büyümenin acılarının yanı sıra, sekiz dokuz yaşlarında yakalandığı bir kemik hastalığı dolayısıyla 17 yaşına kadar, bu hastalığın fiziksel ve ruhsal bunalımlarını yaşamıştır. 

Doktorlar bacağının kesilmesinde karar kılmış, fakat Safa bunu kabul etmemiştir. Bu günlerdeki tecrübelerini "9. Hariciye Koğuşu" kitabında işlemiştir. Hastalık ve savaşın yol açtığı maddî sıkıntılar dolayısıyla öğrenimini sürdürememiş,13 yaşında hayatını kazanmak ve annesine bakmak için Vefa İdadisi'ndeki öğrenimini yarıda bırakmıştır.

Posta Telgraf Nezareti'nde memur olarak çalıştı. 1914-1918 arasında öğretmenlik, 1918-1916 arasında gazetecilik yaptı. Hayatını yazıları ile kazandı.
Öğretmenlik yaparken Fransızcasını ilerletti.

Babası gibi şair olan amcalarının yönlendirmesiyle edebiyata başladı.
Para kaygısıyla yazdığı sıradan yazılarda annesi Server Bedia'nın adından esinlenerek yarattığı "Server Bedii" takma adını kullandı. Bu isimle kaleme aldığı "Cingöz Recai" isimli polisiye dizi romanları büyük ilgi gördü.


43 yıl hiç durmadan yazdı. İlk döneminde değişik ilgi alanları içinde sol eğilimli siyasal akımlara ilgi gösterdi. 1930'da basılan ve genç bir hastanın psikolojisini yansıtan otobiyografik romanı "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu"nun ilk baskısını "Nâzım Hikmet"e ithaf etmişti. Nazım Hikmet'le giriştiği kalem tartışmaları oldukça meşhurdur.

Ölümünden bir süre önce de metapsişik konulara yöneldi.

YALNIZIZ, Peyami Safa’nın 1951 yılında yayımlanan romanı.

Yalnızız romanı; önseziler, telekinezi, öngörü, şüphe ve düşlenen dünya 'Simerenya'ile yüklü ve insanoğlunun kendini yalnız bulmasından duyduğu acıyı,Freud'un tabiriyle id ve süperego,yazarca içimizdeki baskın ve temel iki kişiliğin çatışmasını derinliğine işleyen bir roman.

Safa'nın farklı üslup ve anlatımı zirve yapmış bu eserde.
Karakterlere,olaylara ilk sayfalardan bağlanıyorsunuz ki; hooppp kendinizi başka bir karakter ve onun iç ve dış dünyasını seyrederken buluyorsunuz.
Romanın en güzel,en naif tarafı,yazarın Samim karakteriyle, kendi güneş ülkesi Simerenya'yı anlatması.

Romanda manevi değerlerin zayıflaması sonucunda, insanın içine sürükleneceği açmazın, materyalist yaklaşımlarla çözümlenemeyeceği gerçeğini kabule yanaşmayanların, yalnızlığa düşüp, hüsrana uğrayacağı gerçeği konu ediliyor.
Bu gerçek baskın olarak,üç genç kızın,sosyal benlikleri ile biyolojik benlikleri arasındaki çatışmalarıyla resmediliyor.

Bir karakter de psikolojik ve sosyolojik kavgaya, id ve süperego çatışmasına kurban ediliyor.
Ve romanın en can alıcı yönü,
bir tereddüdün en sıradışı hali;kurbanın babası açıklanmadan,okuyucuda şüphe bırakılarak bitiriliyor.

Tekraren okunulası,yazarın kültürüne hayran olunası,psikoloji ve metafiziğin derinlerinde yüzülesi bir eser.
Yazar çok farklı karakterleri bir ailede bir araya getirip aile fertlerinden yola çıkarak insan ilişkileri, toplum, ahlaki değerler gibi bir çok konuya değinmiş. Kitapta en çok ilgimi çeken konu Samim'in ütopyası olan Simeranya! Simeranya öyle bir yer ki orada herkes yeteneklerine göre eğitim alır, insanlar hasta olduğunda buna sebep olan psikolojik etkenler aranır ve çözülür, herkes sakin ve mutludur. İşte öyle güzel bir yer:) Ve çok güzel akıcı bir kitap.
BÜYÜKSÜN PEYAMİ SAFA..

Okurken sık sık tekrar ettiğim bir cümle oldu bu.. Sadece bir roman değildi, çok daha ötesi vardı okuduklarımda..

Sanırım en çok alıntı yaptığım kitap oldu yirmi alıntı ile.. Altını çizip paylaşmadıklarım da var ilave olarak.. Ve o alıntıların her biri o kadar kıymetli ki benim için.. Yepyeni bakış açısı kazandıran, klasik söylemden uzak çok özgün ifadelerle yazılmış alt metinlerle dolu muhteşem bir kitap..

Okurken öyle bir hisse kapıldım ki sanki Peyami Safa'nın ilişkiler üzerine, aşk, sevgi, sadakat üzerine söylemek istediği sözleri vardı, bunları daha da derinlemesine inceleyip bir psikoloji kitabı yazmak istiyordu, biz okurlara daha kolay gelsin daha anlaşılır olsun diye "romanlaştırarak yazayım, karakterlerin hissiyatlarını anlatırken söylemek istediğim asıl noktaları söylerim" diyerek yazılmış bir kitaptı sanki.

Bir romandan beklentim kurgusunun akıcılığı veya bu kurgu içerisinde bana yaptığı katkıdır. Bu kitapta her ikisini de harmanlayan Peyami Safa'nın kaleminden bol bol edebî satırlar okuyup, şahısların derin psikolojik tahlilleri arasında kendimizi buluyoruz.. Ya da kendimizi kaybediyoruz..

Okurken kendimden utandım biraz, ilk defa bir Peyami Safa kitabı okuduğum için utandım, kitap okumayı bu kadar sevip hakiki yazarlarla bu kadar geç tanıştığım için utandım.. Burada 1000Kitap sitesine ve incelemeleriyle, alıntılarıyla, tavsiyeleriyle bu tanışmaya vesile olan arkadaşlara teşekkürü bir borç bilirim, iyi ki varsınız hepiniz..:)
Kitabı okuduğum gibi Yalnızız ile ilgili bir makale okuma ihtiyacı hissettim. Batı ve Doğu sentezini yapabilecek kişinin kadın olduğunu söyler, Peyami Safa bu kitabında. Erkekler ya Doğu'nun bilgeliğindedir ya da Batı'nın sahtekârlığında, insan iki benlikten oluşur. Birincisi maneviyatı, ikincisi insanın içindeki dürtülerin baskın gelmesinden oluşur.
Kitap üç bölümden oluşuyor, ilk bölümde Selmin'in yalanı ve Samim ve Besim'in arasındaki diyaloglar, Samim'in aşkı ve fail aranırken ki biraz daha romanın akıcılık kısmı buradadır. İkinci bölümde daha çok roman felsefik gider, ilk bakışta düalizmi gördüğümüzü sansakta kitap daha çok ''tekâmül'' üzerine kuruludur. Üçüncü bölümde ise olaylar biraz daha açığa çıkar. İnsan iki benliğinden birini seçtiğinde yaptıklarının cezasını ya da mükafatını görür.
Teknolojinin her saniye daha çok girdiği evde yozlaşmış bir neslin olduğunu ve maneviyatın olmazsa olmaz olduğunu anlatır. Kitapta Samim mutaasıp biri değildir ama insanın içinde maneviyatın olması gerektiğini söyler.
Kitap batı ve doğu sentezini anlatırken bir yandan Samim'in yüz elli yıl sonraki Simeranya'sından bahseder. Simeranya bir ütopyadır, iyisinden. Simeranya örnek toplumdan bahseder. Örnek bir toplumun nasıl olması gerektiğinden. Kitapta Simeranya üzerinden işlenir, Samim'in dünyasında Simeranya'dan örnekler verilir. Kitapta birçok fikirden alıntılar vardır.
Ahlaken çöken bir toplumda maneviyattan söz edilir ve bu problemin bir çaresi vardır, ideal. İnsanlar idealleriyle ayakta kalabilir. İdeal ve hisler.
Kitabı okumak için Peyami Safa'nın birçok kitabının okunmasını sonra buna gelmesini tavsiye ederim. Çünkü diğer kitaplarındaki karakterlerin son noktasıdır, Samim.
Okurken birçok yerini altını çizebileceğinizi, fikirlerinizin değişebileceği ve sonunun sizi nasıl şaşırtabileceği izleyin ve Peyami Safa'ya bakın. Birçok bilim dalıyla, özellikle psikolojiyle, bu kadar içeçe olması dogmatizme karşı tepkisini koyuyor.
Ne yazık ki, bizler Peyami Safa'yı eleştirel kimliğinden dolayı yanlış konumlara getirmiş ve hatta onu yok saymışızdır. Ne kadar da üzücü ama söylemeden geçemeyeğim o bir ''üstat''.
Kitap kahranmanlarıyla o kadar bütünleşmişimki sanki kitabi biraktigımda hayatımda onlar var sanıyorum gercekten Samim'in Meralle barışmasını istiyosun , Besim 'in hergećen gün artan yemek sevdasına ortak oluyosun, Simeranya'nın güzelliklerine, düsüncesine hayran kalıyosun Ferhatla Necil'e arasındaki iliskiyi cözmeye calısıyosun ve daha sizlere yaşatamayacagım birçok duygu yaşatıyor... Iyiki okumusum:)
Karakter analizi yapmayı seven biri olarak Peyami Safa'nın eserlerinde yaptığı psikolojik analizleri hayranlıkla okudum. Bu kitabı da beni sürekli olarak şaşırtan karakterlerle ve olaylarla doluydu. Kurgusu ise merak uyandıran cinsten.
Peyami Safa, karakter analizleri çok yoğun yapan, bu konuda bence deha seviyesinde bir adam. Zira yazdıklarını hayal ederken aklınızdan devamlı "sahiden öyle oluyor" gibi ifadeler geçebilir.

Bundan sonrasında kitap hakkında bilgi vardır. Okuyacaklara spoiler olabilir.
Bu kitabı da iki bölüm ile incelenebilir. Birincisi evin kızı Selmin'in hikayesi var. Selmin insanları en kötüye alıştırmaktadır. Oynadığı oyunda insanlar, onun bunu oyun olduğunu söylediğinde o kadar rahatlamaktadırlar ki her şartı seve seve kabul etmektedirler.

İkinci kısım Samim ile Meral'in hikayesidir. Meral o dönem bir çok yazarda hissedilen bir karakterdir. Batıya körü körüne hayran ve batı için kendi şahsiyetinden birçok taviz verebilecek bir genç kız. Ancak içinde bir yerlerde yine de kendi kültürüne minik de olsa bağları vardır. Bu bağlar ile Samim'e tutunmaktadır. Safiye Erol, Bahaeddin Özkişi, Samiya Ayverdi, ve Kemal Tahir gibi birçok dönem yazarında benzer karakteri bulabilirsiniz.

Kitapta ayrıca önemli bir ayrıntı da hayal ülkesi olan Simeranyadır. Samim aklındaki ideal ülkeyi burada kurmaktadır.
Kitabın bütünü ayrı sonu apayrı güzel.Tüm dikkatimle ve ruhumla okudum cidden insanın derinlerine işleyen bir kitap.Peyami Safa yazar değil sanki bir psikolog bir filozof aldı götürdü kitap
Burası Urfa. Sanki şehir terk edilmiş ve biz çok yalnızız değil mi ? En çok kendi içimizde. İçimizin o kimseye açamadığımız dehlizlerinde fena halde yalnızız. Tutunacak bir şeyler ararken düşenleriz biz. Biz her şeye rağmen savaşan, umudu biricik varlığı olan o insanlarız evet. Bizler yalnızız. Bizim sesimizse Peyami. Sözde Kızlar, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu ve Fatihi Harbiye den sonra yine beni hiç şaşırtmayan Peyami.
Ortaokul yıllarımın en nadide yazarlarındandır kendisi. Nerde görsem kitaplarını, naif bir sevgi hissiyatı geçer içimden. Severim, sevdirmeyi denerim insanlara.
Her ne kadar eski zamanlarda geçtiği hissini verse de o bizim sesimiz. Bundan 100 yıl sonra da yine aynı kaybedilmiş Meraller, yine her şeyi en ince noktasına değin düşünen Samimler olacak, var da üstelik.
Bu bir dünya klasiği diyorum kendimce. Eğitim sistemimizden tut insanlığımıza, insanlarımıza, toplum önyargılarına kadar her şeye çok zarifçe değinen bu kitap size tekrar tekrar çok başka ufuklar açacak eğer ki peşinden gitmeyi ve görmeyi bilirseniz. Bilinçakışı tekniği ile bana Oğuzcum’u hatırlattığı için çok feci tutuldum bu kitaba. O iç hesaplaşmalar aldı götürdü beni. Çok başka bir kitap yalnızız. Bütün buhranına rağmen sevinçli, tüm o sevince rağmen kederli. Sizi düşünmeye sevk eden. Bir şeyler hissedeceğiniz ve bilinçleneceğiniz bir kitap.
Hep mi yalnızızdır?
Yoksa yalnız olduğumuzu mu sanarız?
İçimizde hep bir Simerenya'ya kaçış.
Kalabalıktan uzaklaşmak isteği.
Sorumluluklardan kaçma isteği.
Ama nereye kadar yalnızlık?
Mefharet'in şüphesi kadar mi?
Besim'in açlığı kadar mı?
Meral'in intihar eşiğine gelmesi kadar mı ?
Ya da.
Samim'in yalana sığınması belki de.
Ya da hiçbiri.
Hepsi bir kurgu.
Aslında!
Yalnızlık diye bir sey yok.
Bu bizim yalanımız
Belki.
Ama o da yoksa ne var ki?
Kaderinin şoförü sensin. Emin ol. Onu dram istikametinde sürme. Biraz gül, yahu! Değmez vallahi bu dünya.
Matematik sıhhat kadar lâzım değil.
Hattâ insanların yüzde doksanına hiç lâzım değil.
Peyami Safa
Sayfa 25 - ötüken neşriyat
Bak şu gül bile yalan söylüyor. Öyle taze bir duruşu var ki, manası: "Ben solmayacağım, ben ebediyim’den başka bir şey değil. Yarına kadar solacak halbuki. Yalan söylüyor.
Kalbin tüm meseleleri yalnız kalpte halledilir. Çünkü bir hissin hakkından ancak başka bir his gelir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yalnızız
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
414
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754370577
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Peyami Safa'nın son romanı Yalnızız, engin ruh tahlilleri ve kendi türünde açtığı çığırla onu yalnızca Türk edebiyatının değil, Dünya edebiyatının zirvelerine taşımış şaheseridir. Peyami Safa'nın diğer bütün romanlarında olduğu gibi Yalnızız romanında da doğu-batı, madde-mânâ, ruh-beden, idealizm-materyalizm gibi ikilemler üzerinde durularak, aynı evde yaşadıkları hâlde birbirlerinden oldukça farklı mizaç, düşünce ve insan ilişkilerine sahip aile fertleri üzerinden ruhunu arayan bir toplum resmedilir. Bireysel ve toplumsal kimliklerimiz arasında, bilhassa Batılılaşma hareketlerinden sonra ortaya çıkan uyumsuzluğun yarattığı sıkıntılar, kalabalıklar içinde milyonlarca "yalnız"ın peyda olmasına sebep olmuştur. Yalnızız; sıra dışı kurgusu ve bir üst kurmaca metin olarak romanda kendine yer bulan ütopya ülkesi Simeranya ile yarım asırdır Türk edebiyatının en çok okunan ve sevilen romanlarının başında geliyor.

Kitabı okuyanlar 1.830 okur

  • Gamze Özben
  • Zelal
  • Murat Çamlı
  • Liva Zynp
  • Buket Kıray
  • Buket Arslan
  • Rifat Server
  • Pınar Kuş
  • utsdln
  • Emine Beyhan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8
14-17 Yaş
%4.9
18-24 Yaş
%25.5
25-34 Yaş
%33.6
35-44 Yaş
%19.3
45-54 Yaş
%5.4
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%2.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%69.2
Erkek
%30.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%34.5 (182)
9
%25.6 (135)
8
%24.1 (127)
7
%7 (37)
6
%4.9 (26)
5
%1.7 (9)
4
%0.6 (3)
3
%0.2 (1)
2
%0.4 (2)
1
%1.1 (6)

Kitabın sıralamaları