Yalnızlığın Felsefesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
1978
Gösterim
Adı:
Yalnızlığın Felsefesi
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
6056727177
Kitabın türü:
Çeviri:
Murat Erşen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Redingot Kitap
Çoğumuz için en büyük korku: yalnız ölmek. Yalnızlık, üzerine eğilmesi zor bir konu çünkü yoğun bir şekilde sosyal olan dünyamızda pek çok olumsuz tınıya sahip. Ama gerçek şu ki nerede insan varsa orada yalnızlık da vardır. Odanızın sessizliğinde otururken, ikindi vakti bir parkın sakinliğinde dinlenirken ya da hareketli bir sokakta insan kalabalığıyla çevriliyken yalnız olabilirsiniz. Şarkı mırıldanan birinin bize ne kadar yalnız olabileceğimizi anlattığını duymak için radyoyu açmanız yeterli. Bu ezber bozan kitapta, filozof Lars Svendsen yalnızlığın üstüne gidiyor ve bu en insani duygunun hem olumlu hem olumsuz taraflarını masaya yatırıyor.

Felsefe, psikoloji ve sosyal bilimlerde yapılan son çalışmalardan yararlanan Yalnızlığın Felsefesi farklı yalnızlık türlerini keşfe çıkıyor ve insanları bunlara yatkın kılan psikolojik ve sosyal karakteristikleri inceliyor. Svendsen dostluğun ve aşkın önemini gözden geçirirken yalnızlığın yaşam kalitemizi nasıl etkilediğini, fiziksel ve zihinsel yaşamımız üzerindeki tesirlerini araştırıyor. Kışkırtıcı bir hamleyle, modern toplumumuzun ana sorununun çok fazla yalnız olmamız değil daha ziyade yeterince tek başına kalamamamız olduğunu ileri sürüyor ve yalnızlığımızın kendimiz ve dünyadaki yerimiz hakkında bize derin şeyler söyleyebildiği anların izini sürüyor.

Ortaya çıkan sonuç ise varlığımızın karmaşık ve derinden anlam dolu bir parçası hakkında yazılmış işte bu büyüleyici kitap.
216 syf.
·9 günde·9/10
Norveç Bergen Üniversitesi Profesörü Svendsen, “Yalnızlık hakkında bildiğimi düşündüğüm neredeyse her şey yanlış çıktı.” diyerek başlıyor sözlerine. Kitabın arkasındaki 24 sayfalık kaynakça şahit ki boş atıp dolu tutmamış, çok ciddi bir araştırma ve emek var yazdığı her bir cümleden önce. Konuların 8 farklı bölümde ele alınması kitabın daha akıcı ve anlaşılır hale gelmesini sağlamış. Bölümler hem birbirleriyle bağlantılı hem de bağlantısız. Yalnızlık üzerine söylenmiş vurucu ve düşünmeye sevk eden alıntı sayısı hiç de az değil. Bilimsel verilerin, anket çalışmalarının vs. arasına tatlı tatlı serpiştirilmiş. Nokta atışı tespitlerle dolu, aceleye getirmeden, geniş bir zamanda mutlaka okunması gereken felsefik ve psikolojik kitaplardan biri.
216 syf.
kitabı kaynakçasına bakarak okumaya başladım. o kadar zengin bir kaynakça kesinlikle güzel bir kitabı oluşturmuş olmalıydı. -ki öyle de oldu. felsefi ve akademik bir dilin yanında iyi bir edebi söylem ve bol bol psikolojik, sosyolojik kuramlar ışığında yalnızlığın irdelendiği dolu dolu bir kitap olmuş.

kuramlara girip incelemeyi akademik bir dile boğmak niyetinde değilim.

bilimsel araştırmalar ''yalnızlık erken ölümü getiriyor.'' derken, yalnızlık konusunda schopenhauer, ''zeki bir insan yalnızlıkta, düşünceleri ve hayal gücüyle mükemmel bir eğlenceye sahiptir.'' der ve ekler; ''kalbin gerçek, derin barışı ve tüm ruhun huzuru sadece yalnızlıkta bulunur.''

kitap da bizi bu iki zıt görüşün girdabına sokuyor resmen. ve o girdaba dalınca ulaştığınız kişi nietzsche olacak. çünkü nietzsche, ''kimine göre yalnızlık, hasta kişinin kaçışıdır; kimine göre de, hasta kişilerden kaçıştır.'' diyerek kaynakça zengini bu kitabın özetini tek cümleyle yapmış oluyor.

hatırladıklarım arasında tesla, cioran, freud, bukowski, kafka gibi isimler bu konuda hemfikir isimler.

öyleyse kitabın duruşuyla paralel olarak şunu sormalı;
karakteriniz yalnızlığa meyilli olduğu için mi yalnız hissediyoruz yoksa hep yalnız olduğumuz için mi karakteriniz böyle?

nietzsche sevgi nöbetlerinden de koru kendini diyor ama yine de düşünmeli bunun üzerine...
§edef
§edef Yalnızlığın Felsefesi'ni inceledi.
@sdfs·15 Eki 2019·Kitabı okumadı
Yalnızlığı kültürel, psikolojik, felsefik ve daha birçok alanda irdeliyor. Yalnızlığı toplumsal ve bireysel boyutlarıyla ele alırken yalnızlık kelimesinin farklı anlamlarına da odaklanıyor: Terkedilmek, yalnız bırakılmak, bir başına olmak, yalnızlığı tercih etmek gibi. İnsan sayısı kadar yalnızlık çeşidi olduğundan bu sebeple bir ölçü belirleyip oradan yürüyerek bir sonuca varmanın zor olduğunu belirtiyor. Bir kavram ancak bu kadar ayrıntılı incelenebilir ve bu kadar doyurucu olabilirdi.

"Yalnızlık kaçınılmaz olarak zaman zaman tokat gibi çarpacaktır. Bu sorumluluğunu almanız gereken bir yalnızlıktır. Çünkü her şeye rağmen, bu sizin yalnızlığınız."

Arthur Schopenhauer, insanın ancak münzevi olduğu ölçüde kendisi olabileceğini ve özgürleşebileceğini ileri sürer.

"Yalnızlıkta, insan kendisiyle bir başınadır, oysa tek başınalıkta kendisiyle birliktedir."
216 syf.
·Beğendi·5/10
Şöyleki kitap filozof yazarımızın yalnızlık üzerine yapılan araştırmaları derlemesinden oluşuyor. Yalnızlık ve bir başınalık kavramlarını ayıran yazarımız yalnızlığa farklı açılardan yaklaşıp sebepler, sonuçlar ve yalnızlıkla ilgili tercihler üzerine duruyor. Ayrıca bazı çarpıcı araştırmalarının sonucuna yer verirken bazı durumların -örneğin internette çok takılan insanların sosyal etkileşimle ilgili durumları gibi-hiçte saldığımız gibi olmadığını ortaya koyuyor.
216 syf.
·5 günde·7/10
Hayatımız boyunca bir kere de olsa''Yanlız'' mı yoksa ''Yalnız'' mı diye şüpheye düştüğümüz ''Yalnış ''mı yoksa ''Yanlış'' mı yazdık diye düşündüğümüz,bazen tek başınayken hissettiğimiz bazen de herkesin içinde bile yalnızız diye düşündüğümüz bu duyguyu Norveç'li felsefeci ,Norveç'te yapılan çalışmalarından,şarkılardan,filmlerden örnekler vererek örnekler vererek Yalnızlığın Senfonisi'ni gösteriyor bize.Hevesle başlayıp,sıkılarak bitirdiğim bir kitap,yapılan araştırmaları sayfa altı açıklamalarla desteklemiş yazar
https://www.youtube.com/watch?v=2AANqNskGog
216 syf.
·30 günde·Beğendi·10/10
Henüz 65. sayfasındayım ama okuduğum en iyi kitap diyebilirim. Daha yüksek puan verebilsem verirdim. Belki de yalnızlık hissime ilaç gibi geldiği içindir. Okuduğum her satırı çizmekten yoruldum. Fakat bu kitabın herkese hitap ettiğini düşünüyorum herkes hayatında yalnızlık hissini mutlaka tatmıştır. Kitabın her bir satırını ezberlemek istiyorum. Yalnız insanı o kadar güzel çözümlüyor ki nasıl düşündüğünü, ne hissettiğini, nerde ne yaptığını ve ne yapması gerektiğini ve tabii kimlerin yalnız olduğunu anlatıyor. Toplumlarda “tek başınalık” ve “yalnızlık” kavramlarının ayrımının yapılamadığından ve bunların aslında çok farklı şeyler olduğundan da bahşediyor. Özetle okuduğum en iyi kitap diyebilirim. Şu an zirveye yerleşti ve yazarın diğer kitaplarını da en kısa sürede okuyacağım. Buraya kadar okuduysanız mutlaka tavsiye edeceğimi de anlamışsınızdır.
216 syf.
Kimi okur "yalnızlık" ve "tek başınalık" durumlarının birbirinden ayrılmasını anlamsız bir yaklaşım olarak görse de, yazarın bu tutumuna katılan kitleye dahil olduğumu söylemek isterim.

Kalabalığızdır; ancak sahip olduğumuz yaralar iyileşmiş(!?) , kopan kabuklar bizi saran boşlukta asılı kalmışlardır. dünyaya baktığınız pencereye asılmış kirli bir perde misali. Edilen sohbetlerin, yüzlerdeki mimiklerin, sosyal medyada paylaşılanların,yorumların iç dünyamızda sürekli irdelendiği, her eylemde pislik (teşbihte hata olmaz) aradığımız bir süreçtir içinde boğulduğumuz. Gerçi boğulduğumuzu sanıyor olmamız da çok mümkündür insanın fikirlere saplanabilen doğası düşünüldüğünde. O yara izlerinin ise unutulmuş/bilinçdışına atılmış/taze iyileşmiş olma durumu kişiye hastır. özetle Svendsen yalnızlığı, deneyimlerimiz sonucu deneyimlediğimiz rahatsızlık veren bir durum olarak tanımlamaya çalışmış.


Bu tanımdan ayrılan diğer yarıya odaklanınca, "tek başınalığa", durumun rahatsızlık veren bir histen oldukça uzak, alınmış bir karar olduğunu görüyoruz. Pek tabi , alınan tek başınalık kararı, yanımıza üç nesne alıp ıssız adaya taşınmak gibi bir soyutlanış değil. tam tersi, kişinin kendi dinginliğinde hayatı anlama kavuşturabilmek,içselleştirmek için sosyal iletişime zaman zaman, belki de sık sık, verdiği molalar.. yalnızlık girdabının yarattığı etkinin aksine bu molalardan çıkan sonuç, hayatı olumlamak, ve uyum oluyor tabi ki.

Svendsen'in bu tanımsal ayrım için kendine tanıklık etsin diye çağırdığı 'bilirkişilere' değinip burada kalabalık yaratmak yersiz diye düşünüyorum. Kitabın ilk yarısının bende yarattığı izlenim ile bu incelemeyi(ki haddime değil) yazdığımı itiraf edeyim. ikinci bir itiraf ise kitabı okuyup, alıntı kaynaklarına göz atarken, zihnimin içinde yazarın söyledikleri ile şahsi deneyimlerim karışmış, bu yüzden söylemek isteneni değil de canımın istediğini anlamış da olabilirim :)

Düzeltme/ekleme : Kitabın son bölümünde Svendsen, insanların insanlara ihtiyaç duyduğunu, ve diğer tarafa geçip bakınca ihtiyaç duyulmak istediğini belirtir. Ve yalnızlık hissiyatının bu durumun eksikliğinden doğacağına bağlar sözü. Yazarın tanımlamasından gelen 'yalnızlığın', ihtiyaç durumuna değil kişiler arası etkileşimle ufacık bile olsa fark yaratmak ile bu farkı yaratabildiğini fark edebilmek eyleminin eksikliğine bağlamak gerektiğini düşünüyorum. Ki bu farkındalık, düşünsel olgunluk ile gelen bir beceri : artı değer katmak ve bilincinde olmak.

Okumaya karar verenlere, keyifli okumalar diliyorum..
216 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
yalnızlığın hem duygusal hem de bilişsel tarafı vardır.fakat bu iki yan keskin biçimde ayrılmış değildir, zira duygusal fenomenin de bilişsel veçhesi vardır.
216 syf.
·1 günde·7/10
İnsanın varoluşsal anlamda içinde bulunduğu yalnızlık durumunun, toplumsal ve bireysel anlamda zorluklarının irdelendiği bir kitap.

Daha çok akademik ağırlıklı hazırlanmış kitapta, farklı yazarlar ve araştırmacıların yalnızlık üzerine görüşleri, deneysel çalışmaları ve gözlemleri mevcuttur.

Yazarımız kitabında yalnızlığın insanın yaşam kalitesi üzerine etkisini, dostluğun ve arkadaşlığın önemi ile bu en insanı duygunun olumlu ve olumsuz yönlerini gözler önüne seriyor.
%62 (131/213)
Aşk için her zaman ödenecek bir bedel vardır ve yalnızlık bu bedelin bir parçası. Başka biriyle ilgilenen ya da onu seven herhangi biri, bu insan artık orada olmadığında, onu fiziksel ya da duygusal olarak terk ettiğinde yalnızlığı tadacaktır.
216 syf.
·3 günde·5/10
Yazar ,yalnızlığı diğer insanlarla iletişim ve paylaşım yapamamanın verdiği acı olarak tanımlayıp tüm kitabı bu tez üzerine oturtmuş.Dolayısıyla kitap boyunca yalnızlık negatif bir algı üzerinden şekillenip işlenmiş.Bu kez Lars Svendsen bunu dengelemek için, İngilizce loneliness (yalnızlık ) ve solitude (yalıtılmışlık veya tek başınalık) ayrımı gibi bir ayrımla iyi yalnızlık kötü yalnızlık benzeri bir tez öne sürmüş.Olmuş mu? Bence olmamış.

Amacım tereciye tere satmak yada koskoca felsefe profesörünü yanlışlamak değil ama kitapta ileri sürülen tezler çok yavan ve bir türlü oturmamış geldi bana.Bilimsel veriler olarak sunulan anketler de konuyu nihai bir noktaya ulaştırmıyor galiba.

Kitaptaki dip notlar gelişigüzel ve aşırı minik yazıldığı için okumayı zorlaştırıyor.Çeviri idare eder ama okunabilirlik olarak çok rahat bir kitap değildi.Kısacası pek beğenmedim.
216 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Yalnızlığın sebebi biz kendimiz miyiz, başkaları mi? Bu ve buna benzer cevap ve değerlendirmelere yeni bir ışık tutan, başkalarından önce kendimizi sorgulayıp değerlendirmemizi sağlayan bir kitap.
Güvensizlik gerçek bir dost olmadığınızı gösterir ve gerçek bir dost değilseniz, yüz üstü bırakılmayı hak ediyorsunuzdur. Başkalarına duyduğumuz güvensizlik onların bizi aldatmasına haklılık kazandırır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yalnızlığın Felsefesi
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
6056727177
Kitabın türü:
Çeviri:
Murat Erşen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Redingot Kitap
Çoğumuz için en büyük korku: yalnız ölmek. Yalnızlık, üzerine eğilmesi zor bir konu çünkü yoğun bir şekilde sosyal olan dünyamızda pek çok olumsuz tınıya sahip. Ama gerçek şu ki nerede insan varsa orada yalnızlık da vardır. Odanızın sessizliğinde otururken, ikindi vakti bir parkın sakinliğinde dinlenirken ya da hareketli bir sokakta insan kalabalığıyla çevriliyken yalnız olabilirsiniz. Şarkı mırıldanan birinin bize ne kadar yalnız olabileceğimizi anlattığını duymak için radyoyu açmanız yeterli. Bu ezber bozan kitapta, filozof Lars Svendsen yalnızlığın üstüne gidiyor ve bu en insani duygunun hem olumlu hem olumsuz taraflarını masaya yatırıyor.

Felsefe, psikoloji ve sosyal bilimlerde yapılan son çalışmalardan yararlanan Yalnızlığın Felsefesi farklı yalnızlık türlerini keşfe çıkıyor ve insanları bunlara yatkın kılan psikolojik ve sosyal karakteristikleri inceliyor. Svendsen dostluğun ve aşkın önemini gözden geçirirken yalnızlığın yaşam kalitemizi nasıl etkilediğini, fiziksel ve zihinsel yaşamımız üzerindeki tesirlerini araştırıyor. Kışkırtıcı bir hamleyle, modern toplumumuzun ana sorununun çok fazla yalnız olmamız değil daha ziyade yeterince tek başına kalamamamız olduğunu ileri sürüyor ve yalnızlığımızın kendimiz ve dünyadaki yerimiz hakkında bize derin şeyler söyleyebildiği anların izini sürüyor.

Ortaya çıkan sonuç ise varlığımızın karmaşık ve derinden anlam dolu bir parçası hakkında yazılmış işte bu büyüleyici kitap.

Kitabı okuyanlar 101 okur

  • Uğurtan
  • Arın
  • Rümeysa Korkmaz
  • İpek Erdem
  • Demet Elmas
  • Yclhyt
  • Melis Gencer
  • Kitaplığım
  • Onur bahcivan
  • Ruch Kowski

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.5 (7)
9
%25 (10)
8
%25 (10)
7
%15 (6)
6
%5 (2)
5
%10 (4)
4
%2.5 (1)
3
%0
2
%0
1
%0