Yalnızlıklar

8,9/10  (30 Oy) · 
79 okunma  · 
22 beğeni  · 
1.417 gösterim
Metinlerini varoluş ve yokoluş üzerine kurarak varoluşçuluğu taşraya taşımasıyla özgünlük kazanan, sade dilinden yükselen müzikle giderek hayatı yazıya, yazıyı ise büyülü bir hayata benzeten bir yazar...

Yazma serüvenini hayatı kelime kelime genişletmek olarak adlandıran Hasan Ali Toptaş, metinlerini birer senfoniye de dönüştürerek, dışarıyla içerinin, görünenle iç dünyanın, gerçeklikle rüyaların, somutla soyutun çarpışmasından doğan tekinsiz bir atmosfere çağırıyor okurunu. Tam bir yazı ustalığıyla, Türkçenin imkânlarını sonuna kadar zorlayarak, edebiyatın büyülü dünyasına kapılar açarak...

ve benim gözlerim gördüklerimden yaratılmıştı
o yıllarda,
ellerim dokunduklarımdan.
Dilimi sormayın,
konuşamadıklarımdandı
ve kanlı bir kitap gibi yatıyordu ağzımda.

Hasan Ali Toptaş, aklımızın ve dilimizin yerleşik egemen mantığına karşı ruhumuzun sözünü geçerli kılıyor.
Necmiye Alpay

YALNIZLIKLAR, THEATER RAST TARAFINDAN HOLLANDADA HOLLANDACA VE
TİYATROOYUNEVİ TARAFINDAN DA TÜRKİYEDE SAHNEYE KONULMUŞTUR.
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2009
  • Sayfa Sayısı:
    113
  • ISBN:
    9789750506741
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınları
  • Kitabın Türü:
mustafa adak (aktivist) 
 12 Şub 20:13 · Kitabı okudu · 1 günde · 8/10 puan

Kitap kardeşim ‘’Özlem'in Kitapları'na’’ bu güzel kitap için teşekkürlerimi sunarak başlamak istedim.

Doğrusu şiir kitaplarını incelemek her zaman güç olmuştur. Hangi mısrasına dokunsan bir hayat fışkırır, bir ölüm, bir umut, bir mana, bir kırgınlık, bir huzur… Bir beyit veya bent ise halledebilirsin ama söz konusu bir şiir kitabı olunca iş gerçekten çok zor. O yüzden esere etraflıca bakmak daha doğru ve daha anlamlı olur.

Şiir tahlili yaparken kişiyi, şiiri, dönemi, anahtar kelimeleri ve benzetmeleri tanımadan şiir tahlili olamaz. Her neyse uzun hikâye diyelim(şiir kitabı olduğundan dolayı değindim). Konumuz, kitabı genel itibariyle tanımak ve yazarın kendinden neler yansıttığını bulmaya çalışmak.

Hasan Ali, 1958’de doğuyor. Darbeler, savaşlar(iç ve dış savaşlar), eşkıyalık, değişen ve yabancılaşan toplum, bireyselliğin yükseldiği, aşıkların halk şarkıları, Anadolu insanının buhranı, yoksulluğu, göçler.. En yoğun olduğu dönemde doğar. Hepsinden bir parça koparır. Her parçada bir ahh vardır. Yani yalnızlık. İşte kitabı bu parçalardan oluşuyor ve bizi dağlarda, gökyüzünde, dört duvar arasında, deniz kenarlarında bir halk aşığının yalnızlığında dolaştırıyor..

Aşk, yalnızlık, özlem, ölüm, yaşam gibi konular hem bireysel hem de toplumsal konulardır. İşte şair burada her ikisini de güzel, ince bir dokunuşla kalbimize tesir ediyor.

Yirmili yaşlarda savaşın bıraktığı bir izlenim: ‘’Beşparmak’taki mavzer çıvlamaları, gök boncuklu beşiklere çarpıp……. Köylüler kazmayı küreği bırakıp, eliği bırakıp, tarhana çorbasını, zencefil kokusunu, düşlerini, seslerini ve cesaretlerini bırakıp dağlara bakarlardı durup dinlenmeden.’’(syf.16)
Savaştan bir parça alıp kitaba vermiş(döneme değinerek).

Silahlarla büyür yalnızlık. Silahlar ki, her biri bin yalnızlıktır ve düşmanıdırlar dilin. Onların menzilinde kavramlar birer oruspudur, kelimeler tacir.’’(syf.23) Evrenselliğe yükselen sanatçı savaşın getirdiği yalnızlık ve tacirliğe şiirlerinde vurgulamıştır. Dönem kendini şiire, şiir kendini döneme veriyor. İkisi birbirini besliyor.

‘’Kimi zaman da, öldürmektir. İçlerinden sana en çok benzeyeni, benzemiyor diye. Yalnızlık öldürmektir.’’(syf.31) Şair veya sanatçı. İki yöne işaret ediyor. Biri insanın kendi içinde ki savaşı diğeri insanın insan ile olan savaşın temel nedenine işaret ediyor. Evrenselliği yakalayan bir şiir anlayışı.

Şair, kitabında benzetmelere sık sık başvurmuş ve ustaca kullanmıştır. ‘’Babalar ki, bizim tamamladığımızdır; döverlerse yalnızca kendilerini döverler.’’(syf.39)(Ne güzel benzetme ve çağrışım uyandırıyor…

‘’O vakitler, henüz elektrik gelmemişti Baklan’a…. Cinler çoğalırdı yavaş yavaş ve cinler nedense hep ninemin tanıklığında evlenirlerdi.’’(syf.44) Döneme vurdukça vuruyor. Elektrik olmadan söylenen masallara vuruyor önce. Sonra inanç ve inanışlara giriyor cinler, periler, devler… Böyle büyüyen bir yazar, elbette hayatından izlere rastlıyoruz.

‘’Ve yalnızlık biraz da aklın, törelerin ve geleneklerin ve yasalarla alışkanlıkların bizi kuşattığı yerdi.’’(syf.50) Çocuk gelinleri, Berdel evlendirilenler, namus cinayetleri, zorla evlendirmeler.. Sanatçı, bir mısrayla bazı yalnızların yalnızlığını topluma vuruyor, nedenler vererek. Gerçek bir sanatçı duyarlılığı..

‘’Balkonlarda çırılçıplak sevişmek yasaktı sözgelimi, hepimiz birer bekçiydik o yasağın içinde.’’(syf.81) Her birimiz bekçiyiz belki de en saçma kanunların. Belki de şunu demek istiyor: Kanunda yazmasına ne gerek var. Gelenek ve görenekler kanunlardan çok üstündür.

Daha onca mısra ve şiir var. Ben topluma ve toplum yapısına bakan yerleri saydım bir az da olsa. Yalnızlığı uzun ve anlam dolu anlatmıştır. Orayı siz okuyunca göreceksiniz. İçinden geçen birkaç sözle bitireyim. Bu vahşi coğrafyanın keskin bir rüzgar gibi geçiyor kelimeler içimizden, içinizden..

‘’Her çiçek insandan kaçabildiği kadar çiçekti.’’(syf.108)

‘’Düşenler için ufuk yoktur artık; bütün renkler beyazdır, sesler birdir ve yarın belki’lidir, dün şüphelidir, bugün nerededir.’’(syf.111)

‘’Nesneler adama tasma takıp gülermiş, bilmiyordum’’(syf.115)

Hepinize şimdiden keyifli şiirler dilerim.
Sevgiyle..

Celal Uslu 
29 Oca 11:43 · Kitabı okudu · 1 günde · 9/10 puan

(bkz: 4. Yazar Kitapları Okuma Etkinliği: Hasan Ali TOPTAŞ) düzenlenen bu etkinlik kapsamında yazarın okuduğum ilk kitabı ve özellikle yazarla tanışma kitabı olarak Yalnızlıklar'ı seçtim.

Mısralar arası derinliklerin ölçüsü bir çok yazar/şair derinliğinden -hakkını verecek ölçüde- fazla, dili de bir o kadar sade. Yerli yazarlarımızdan dili bu sadelikte olup okuyucuya da doruklarda haz silsilesi yaşatan isim Ahmed Arif'tir. Hasan Ali de kesinlikle ilk beşe girecek kaleme sahip bir yazar, dilerim şiirlerinin devamını getirmekten çekinmez.

Kitap da yazarın kendisi hariç bahsi geçen üç belirgin şahıs var. Onlardan bir tanesi nine; gelenek, toplum tabuları, batıl inançlar, karşılıksız, temiz bir sevgi ekseninde torunu üzerinde etki bırakmış bir karakter. Diğer bir karakter ise baba; sevgisinin büyüklüğünden dolayı ve rol model olarak sevilen aynı zaman da bir o kadar da nefret edilen bir karakter olarak vücut bulmuş Hasan Ali'nin kaleminde. Bir de sevgili karakteri var; sevilen ama ulaşılamayan, ulaşılsa bile elde tutulamayan bir yalnızlık nedeni yazar için. Kendisi ise içinde geçtiği ve üzerinde etki bırakan olayları ele almış; darbe, savaş çığırtkanlığı, eskiye duyduğu özlem bunlardan en belirginleri olarak sıralanabilir.

Sırada ki kitabı Kuşlar Yasına Gider için, kitap hakkında okuduklarım ve Yalnızlıklar'dan sonra güzel bir eserle karşılacakmışım izlenimini bıraktı.

İyi okumalar dilerim. Etkinlik için ayrıca teşekkürler.

Ilayda Caner 
 28 Oca 20:09 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

YALNIZLIKLAR / HASAN ALİ TOPTAŞ
İnsana en yakın yalnızlıktır insan, cümlesini kitabın girişinde tek sayfaya sığdırabilmiş bir yalnız Hasan Ali Toptaş (Hangimiz değiliz ki? sorusu kitabın ardından bilinçaltından bilinç düzeyine çıkıyor.) Sandığımız, içinde bulunduğumuz durum, içinde bulunduğumuzu sandığımız durum, ve içinde bulunduğumuz ama sanmadığımız durum sorularını dile getiriyor kitap, en çok da yalnızlık tanımınla başbaşa bırakıyor seni. ''Fiiliyatımızın kaynağı kendimizi zamanın merkezi, nedeni ve sonucu zannetmeye bilinçsizce meyilli olmamızdadır.'' demiş Cioran, fiiliyat'ı yalnızlık olarak düşledim sonra her defasında. Yalnızlıklarımızı düşünürken yalnızken nasıl hissettiğimi düşündüm.. terk edilmiş? ıssız? hissiz olamazdım çünkü yalnızlığı hissediyordum, mutsuz? olağan? sonra ilk aklıma gelen cevabın üzerinde durmam gerektiğini ayırt ettim. Kimsesiz. neydi kimsesizlik, ne değildi? bedenen insan kalabalığı oluşması mıydı etrafında, Kafka giriyordu burda da işin içine ''Benim yalnızlığım insanlarla dolu..'' O halde neydi yalnızlık? Kimsesizliğin içinde kendimizin kendimizi bulamaması mıydı, hep ötekini aramak, bulamadığın zaman (öteki yoktu çünkü) içinde bulunduğunu varsaydığın -varsaymayı istediğin çünkü- durum muydu? ''Ben sensizliği yalnızlık sanmıştım, yalnızlık bende bensizlikti oysa- ya da bende birçok ben.'' Tam bu noktada kozanın içinden kelebek çıkıyordu, parmaklığın içinden Kafka, yalnızlıkların içinden Hasan Ali. İçinizden daha önce olmadığınızı düşündüğünüz, ya da içgüdüsel olarak hep hazırlandığınız durum, tam olarak aslında başından beri içinde bulunduğunuz; ayrımsamadan: Yalnızlığınız çıkıyordu. İnsanın içinde bulunmaktan kaçınması gereken durum Tanrı için ebediydi başından beri gelen. Çünkü yalnızlık Allah'a mı mahsustu? (Öyle denir)
Yalnızlık neydi? Hüzünle, kederle eş anlamlı mıydı bazan sevinç de doğurabilir miydi? Ben neyi yalnızlık sanmıştım bir keresinde? diyor yazar, biz neyi yalnızlık sanmıştık her keresinde? İçinde bulunduğumuz ebedi duruma yağdırılan sitem değil miydi yalnızlıklarımız -sanılanlar.- Belirli dönemlerde (o dönemler hiç bitmez; ''...'' olarak sandığımız dönemler biter yerini başkasına devrederken) Sandıklarımızın bir bütünü değil miydi yalnızlıklar. Hatırlarım bir keresinde yalnızlığı dedemsizlik sanmıştım, şimdi huzursuzluk sanıyorum.. yarın ne sanacağım, ne sanacaktım? BİR ŞEYİN OLMAMASI DURUMUNA VERDİĞİMİZ TANIM MIYDI YALNIZLIK?
Türkçeyi yerle bir eder bu sanrılar... (!)
Kitabı bitirdiğim gündür, yalnızlıkların ve yalnızlığın tanımıyla başım dertte, halbuki bildiğimi sanıyorum, tanımlama isteği de bir yalnızlık belirtisi (kafamızdaki karşılığından bağımsız yalnızlığın) ''Tanımlama zaafı onu merhametli bir cani ve uysal bir kurban haline getirmiştir..'' diye de eklemiş Cioran gene, bu incelemeyi yazarken oturup düşündük, dünkü ben, bugünkü ben, yarınki bana ulaşamadık, Hasan Ali, Cioran ve Çürümenin Kitabı, en başta Yalnızlıklar...

Gamze 
 25 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yalnız kalmaktan değil yalnız olmaktan kork sen diyor Kargo grubunun söz yazarı Mehmet Şenol Şişli. Hasan Ali Toptaş ın bu kitabı bu sözleri uzun uzun açıklamış sanki. Okurken kendimden o kadar çok şey buldum ki neredeyse kitabın her bir satırını işaretlemek istedim. Uzun zamandır okuduğum kitaplar arasında beni en çok etkileyenlerden. Dizeleri okurken yalnızlığınızla oturup dertleşir gibisiniz. Dilin kullanımı yalınlığı akıcılığı duyguların aktarımı sizi içine çekiyor. Kesinlikle okuyun.

Selman Ç. 
 03 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Hasan Ali Toptaş ilk iki kitabını 1987 ve 1990 yıllarında kendi imkanlarıyla yayımlatmış ancak beklentilerinin altında bir durum olunca Yalnızlıklar kitabını oyalanmak amacıyla, yayımlatmak düşüncesi olmadan yazmış. İyi ki de yazmış diyorum şimdi. Kitap şiir kitabı olarak geçse de bana göre şiir kitabı denemez kendisinin tabiriyle 'şiirsel metinler' diyebiliriz. Yalnızlık üzerine Deneme-İnceleme daha bir açıklayıcı olacaktır. Yalnızlık teması ancak bu kadar güzel işlenebilirdi. Okurken aslında ne kadar da yalnız olduğumuzu içinize işleye işleye öğreniyorsunuz. Gerçekten çok büyük bir keyifle okudum. Çoğu sayfayı tekrar tekrar okudum. Çok içten ve samimi bir dille yazılmış. Keyifle okuyacağınızı düşünüyorum.

-Bana göre- Her yazar yaşadığı deneyimleri, iç dünyasının algıladığı şekliyle anlatabilmek için kendi sözcükleriyle yeni bir dil arayışına gider. Var olanın artık kalıplaşmış olması ve insanların duyarsızlaşması nedeniyle onları farklı ifadelere iter. Yazar, bu durumu kişisel ya da toplumsal olarak kendine bir görev sayar.
Hasan Ali Toptaş'ın yaşadıklarının onu bu türden bir bakış açısına yönlendirmesi ve ona böyle bir üslup kazandırmasında etkilidir, diye düşünüyorum.

"İnsana en yalnızlıktır insan." diye başlıyor" 'Yalnızlıklara' şekil vermeye, Hasan Ali Toptaş...

Benim kitaptan edindiğim fikre göre;

Yalnızlık belirsizliktir, boşluktur, araftır... Bu yüzden onu istediğiniz yere katabilir, istediğiniz nesnelerle tanımlayayabilirsiniz.
Değişik şekillerle gösterebilir, farklı anlamlar yükleyebilirsiniz.
Hasan Ali toptaş'ın yaptığı gibi...
Yalnızlık herkese özeldir, özgüdür, özneldir...
En önemlisi o (Yalnızlık) kişiden kişiye değişen bakış açıları sunan bir yöndür, yoldur...

Üslubu hakkında;

Sadece şiir ve düz yazının birleşimiyle ortaya konulmuş bir anlatım biçimidir, diye tanımlamamız dar bir ifade olur. Anlatımını tam olarak açıklayabilmemiz mümkün görünmüyor, ancak okuyarak anlayabiliyorsunuz...

Hasan Ali Toptaş'la "Yalnızlığın Kelimeleri"ni okuyun!
Yalnız değilseniz, şiir okumak için alın. Şiiri sevmiyorsanız, nesir türüyle yazılmış bir eser okuyun. Nesri sevmiyorsanız, edebiyat için okuyun. Edebiyatı sevmiyorsanız, okumak için okuyun. Okumayı sevmiyorsanız...

cansu tekcan 
05 Kas 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · 7/10 puan

Son zamanlarda yeni kitabı Kuşlar Yasına Gider'le tekrar dikkatimi çekmiş olan yazar. Yıllar önce Gölgesizler'i okuduğumda çok beğenmiştim. Uzun bi süre hikayeyi unutamamış, etkisinden çıkamamıştım. Hasan Ali Toptaş denildiğinde aklıma direkt o gelirdi, okuduğum tek kitabı olmasına rağmen çok iyi bi yazar olduğunu teyit ederdim. Sonra dedim ki diğer kitapları da okuyayım, en çok duyduğum Yalnızlıklar'dı. Nedense roman olduğunu düşündüm hiç bilmiyordum şiir olduğunu. Adından da anlaşılacağı gibi yalnızlık üzerine. Ben beğendim ama aşırı iyiydi mükemmeldi diyemiyorum. Vurucu gelen birkaç yer vardı. Yani romanı kadar mükemmel değildi. Elimde diğer kitapları da var hikayelerden oluşan vesaire. Bakalım, onları da okuyup yine bahsederim nasıl olduğundan. Fakat güzel olacağına eminim.

Esra 
 21 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 2 günde

Hasan Ali Toptaş'ın okuduğum ilk kitabı. Çok merak ettiğim bir yazardı ve rastgele Yalnızlıklar kitabını aldım. İlk başta kitabı açtığımda şiir kitabı zannettim. Ancak okudukça şiir ve düz yazının birbirine karıştığını fark ettim ve kelimelerin anlamlarla dans edişini keyifle okudum. Yalnızlık ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi...
Hasan Ali Toptaş deyince akla kelimeleri anlamlarla yoğurması geliyor. Zaten kendisi de yazma serüvenini "hayatı kelime kelime genişletmek " olarak ifade ediyor.
Hasan Ali Toptaş'ı okuyun asla pişman olmayacaksınız.

Cheyenne 
17 Oca 13:04 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Hep merak ettiğim bir yazardı Hasan Ali Toptaş. Nihayet sıra geldi, iyiki de gelmiş. Aslında özellikle şiir kitabından başlamak istedim çünkü şiirin insanın özüne giden en kısa yol olduğunu düşünüyorum. Tam olarak şiir de denebilir mi bilmiyorum bu kitap için. Şiir tadında denemeler de diyebiliriz belki.
Yalnızlık ancak bu kadar dokunaklı anlatılabilir. Kendinizle dertleşmek gibi, îçerdeki bir şeyleri keşfetmek gibi, derinlere giden sorgulayan bir yolculuk yapmak gibi kitabı okumak.
Keyifli, hüzünlü bir yolculuk...

Okan Bayram 
 19 Nis 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Hasan Ali Toptaş'ın çok etkileyici ve kaliteli şiirleri bulunan bir kitap. Kitaptaki bazı şiirler sizi çok etkilerken, hiçbir şiir boş ve anlamsız gelmiyor. Kitapta Hasan Ali Toptaş her şiirinde yalnızlığın tanımını yapıyor. Her bir yalnızlığı ifade edişi anlamlı ve derin. Bazen bu kadar doğru tespitlere ağzınız açık kalıyor. Sadece tespit yapmakla kalmıyor, bunun yanında bunları müthiş bir dille dile getiriyor. Bu kadar az kelimeyle bu kadar şey anlatması takdiri hak ediyor.

2 /

Kitaptan 113 Alıntı

...
yürür ya da koşarken,
coşarken ya da
deli dolu yaşarken
ansızın ölümü istemektir yalnızlık;
kendimizin kendimize sağırlığıdır.

Yalnızlıklar, Hasan Ali ToptaşYalnızlıklar, Hasan Ali Toptaş

Neresinden bakılırsa bakılsın,
her cümlede bir çift göz vardır
ve her noktada bir insan.
O insan ki, bakar bize ve ötemize;
ve o insan ki, giyindiği zamanın gerisinden sorar hep
kaygılanır, duraksar ve ve sessizdir;
ve geldim demenin bir sessizliği varsa, öpüşelim
demenin, sen hâlâ gitmiyor musun demenin ya da
ölmek istemenin bir sessizliği varsa,
kelimeleri de vardır sessizliğin
duruşun kelimeleri vardır;
bakışın, uzanışın,
gülüşün...

Ama yalnızlığın kelimeleri yoktur.
O, bütün kelimelerden oluşmuş bir kelimedir.

Yalnızlıklar, Hasan Ali ToptaşYalnızlıklar, Hasan Ali Toptaş

"…

yalnızlık susturmaktır
kendi sesinle kendini,
iç bedenini oymaktır diş diş,
düş düş
genişletmektir.

Yalnızlık en çok susturmaktır.”

Yalnızlıklar, Hasan Ali ToptaşYalnızlıklar, Hasan Ali Toptaş
Celal Uslu 
29 Oca 10:57 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Henüz ölmemiş ölülerleyim
derdim aynaların içine girerek;
ve içimde bir iç büyütürdüm gizlice.
Çünkü onlarla paylaşıyorduk gökyüzünü.
Onlar ki,
yüzlerini anımsamayan birer maske hamalıydılar
ve yalnızlık biraz da dışını düşlemekten korkan
maskelerin içiydi.

Yalnızlıklar, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 84)Yalnızlıklar, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 84)

Yalnızlık alıp karşına kendini,öteki kendinlerle konuşmaktır.Bakışmaktır, öteki kendinlerle; dövüşmektir.Kimi zaman da öldürmektir içlerinden sana en çok benzeyeni, benzemiyor diye.

Yalnızlık, öldürmektir

Yalnızlıklar, Hasan Ali ToptaşYalnızlıklar, Hasan Ali Toptaş
Y. Serkan Tuncer 
18 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

İçin ki, içimin aynasıydı
ve yalnızdık

Yalnızlıklar, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 48 - İletişim Yayınları)Yalnızlıklar, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 48 - İletişim Yayınları)

...benim gözlerim gördüklerimden yaratılmıştı
o yıllarda,
ellerim dokunduklarımdan.
Dilimi sormayın,
konuşamadıklarımdandı
ve kanlı bir kitap gibi yatıyordu ağzımda.

Yalnızlıklar, Hasan Ali ToptaşYalnızlıklar, Hasan Ali Toptaş

Yalnızlık bir boşluktur
içimizde;
sisli yamaçlarında babalarımızın
dev gölgesi dolaşır
babalar ki,
bizde bitmeyen upuzun tiratlardır;
bir masal ağacına benzeyen ellerini uzatıp
ellerimizden
çocuklarımızı okşarlar.
Torunlarına baba derler sonra,
sürekli değişen sesleriyle
torun çocuğunda hortlayarak.

Babalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır.

Kimi zaman asarlar kendilerini tütün dumanına
bir akşamın en ince yerinde
yorgun yorgun,
kimi zaman iç kanamalı bir şilep gibi
rakıya demirlerler yüreklerini;
kimi zaman dayanamayıp kusarlar
bizi hızla,
kimi zaman silerler görüntümüzü
kızları olmamış bir kızla
ve dönüp dolaşıp baba kelimesinde yaşarlar.
Bu kelime biricik evleridir onların
ve onların,
koşulsuz sevmek gibi
sonsuz bir mahkûmiyetleri vardır;
severler.

Babalar ki, bizim tamamladığımızdır;
döverlerse,
yalnızca kendilerini döverler.

Erken çizilmiş karikatürlerimizdir babalar bizim;
onları tamamlaya tamamlaya
çocuklarımızla tamamlanmaya koşullanırız.
Elimizden biricik el eksilse,
yanağımızdan küçücük bir ağız düşse
ya da
kulak mememizde asılı duran
ve zamanı örtündükçe
inatla sesimize benzeyen o ses
sessizliğe dönüşse;
telaşlanırız hemen.

Ellerimizi yitiririz birdenbire, yokturlar;
yanaklarımız tozlu bir ülkedir
unutulmuş masallarda
ve şuramızda
bir gökyüzü sürekli kuşsuzluğa doğurur kendini
ve eşyalar
aslında birer boşluk olduklarını anımsarlar ansızın
sonra boşluk taşar boşluk kelimesinden,
taşar.
Artık ne yapsak yapmıyoruzdur,
ne yıksak yıkmıyoruz.

Babalar ki, yalnızlığın en uzun tarihidir
içlerinden gelip geçtiğimiz.

Yalnızlık,
çocuk kılığında bir babadır
torunların büyüttüğü.

Ve
her terekede bir yalnızlık vardır
sulh hâkimlerinin göremediği.

Yalnızlıklar, Hasan Ali ToptaşYalnızlıklar, Hasan Ali Toptaş