Yanan Günışığı

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.917
Gösterim
Adı:
Yanan Günışığı
Baskı tarihi:
10 Mayıs 2010
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754068795
Kitabın türü:
Çeviri:
Ali Şan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınevi
Cem Yayınevi, ünlü yazar Jack London’un (1876-1916) tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de olağanüstü ilgiyle karşılanan eserlerini okurlarına toplu olarak sunuyor.

Jack London’un roman, öykü, deneme ve anı kitapla-rından oluşan bu toplamda, onun en seçkin eserlerini bula-bileceksiniz. Jack London Toplu Eserleri’nde tüm kitaplar, ilk basımlarının özgün biçimine sadık kalınarak eksiksiz çevrilmiş ve Kadir Kıvılcımlı tarafından dipnotlarla zengin-leştirilerek yayına hazırlanmıştır.

Yanan Günışığı, London’un Kuzey topraklarındaki deneyimleri ile ABD toplumunun kapitalist düzenine dair gözlemlerini harmanladığı uzun soluklu bir romanıdır. Demir Ökçe’de siyasal iktidarın düzeneklerini görünür kılmayı başaran London, bu kez iktisadi iktidarın işleyiş biçimini anlatmaktadır. Zenginlik kavramının, kapitalist bir toplumda taşıdığı anlamı irdeleyen London, aynı zamanda bir kez daha üstün insan temasını da işlemektedir.
352 syf.
·10 günde·6/10 puan
Yanan Gün kitabı, çok sevdiğim Jack London'un çok sevemediğim bir eseri oldu. Kitap genel hatlarıyla iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde kahramanız Kanada'nın Yukon bölgesinde zor şartlarda altın araması ve onunla birlikte gelişen olaylar üzerine kurulmuş. Kendisi de gerçekten Altına Hücum yıllarında bulunmuş. Bu kısımdaki atmosfer Beyaz Diş ve Vahşetin Çağrısı gibi macera yönü yüksek kitaplara benziyordu. İkinci bölüm ise neredeyse birinci bölümden bağımsız ve aşk teması ağırlıklıydı. Bir de burada kırsaldan uzaklaşıp şehre yerleşmesi var. Yer yer doğa tasvirlerini sevsem de diğer eserlerine kıyasladığımda bazı bölümleri okurken sıkıldığımı dile getirebilirim. Ama bu kişisel yorumumdan çok vasat bulduğum da anlaşılmasın Jack London'un kalemini gerçekten seviyorum. Şu an yazarın 6 kitabını okudum ve okumaya devam edeceğim.

Ayrıca youtube ''Karanlık İzler'' kanalıma da beklerim.

https://www.youtube.com/...XwbqX66bQMw&t=2s
336 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Altına hücum, ilk olarak 1849 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nin Kaliforniya eyâletinde, Sierra Nevada'nın dağlarında yaşanan ve çılgın bir altın bulma yarışı olarak tanımlanan hareket.

Bunu diğerleri izlemiş ve kolay yoldan zengin olma hayalleri kuran binlerce insan, altın bulunduğu haberi çıkan her bölgeye akın etmiştir.

Dünyanın dört bir yanından gelen altın avcıları, kaderlerini değiştirecekleri inancıyla kayıklarla, trenlerle, yürüyerek bölgeye akın ettiler.

London romanında altına hücum.la başlayan Elam Harnish.in serüvenini bizlere anlatmıştır.Fakir ama mutlu olan Elam Harnish için romanın başlangıcında her şey büyük bir kumar'dan ibaretti, paraya değer vermiyordu. Parayı eğlenmek, zaman geçirmek için bir araç olarak kullanıyordu.

London Elam Harnish karaketeri ile kapilast düzeni iyice irdelemiş, bu düzenin yaşamın içinde insanlığa ne getirdiğini, ne götürdüğünü çok güzel bir dille anlatmıştır.

Para ile saadet olur mu? sorusunu yaşayarak, yaşatarak anlatmıştır.

London' un muhteşem romanı, kesinlikle okunması gereken bir roman, bu roman için çekilen filmler de var.

Keyifli okumalar......
368 syf.
·9 günde·Beğendi
BİR ADAMI YUKON'DAN ÇEKİP ALABİLİRSİNİZ AMA YUKON'U İÇİNDEN KOPARAMAZSINIZ!

Sen neymişsin be Günışığı? Kitabı bitirince ilk tepkim bu oldu. Beni bu kadar çok etkileyen, kendine hayran bırakan bir karakter daha görmedim. Okuduğum en iyi Jack London kitabı olduğunu söylesem abartmış sayılmam.

1910'ların en çok satan ve Jack London'u meşhur eden, 4 farklı filmi çekilen bir kitap. Girişimci, altın avcısı Borax Smith'in gerçek yaşam hikâyesinden esinlenilmiş bir karakter romanı. Bu işadamı, London'un hayatta olmak istediği tek kişi ve London'un yaşamak istediği hayatı yaşamış biri. Bir Klondike romanı. Bu kitap şu ana kadar okuduğum London kitaplarının bir karışımı olmuş, yazarın pek çok hikâyesinden izler taşıyor ama bu roman hepsinden daha derli toplu: Vahşi doğada yaşam mücadelesi, altın arayıcılığı, kapitalist düzen ve eşitsizlik hepsi çok güzel kurgulanmış. Yavaşça dokunan bir olay örgüsü, kristal berraklığında düşünceler zinciri, etkili cümleler ve korkuyla karışık hayranlıkla takip edilen bir karakter: Günışığı.

Alaska'da altın arayıcılığıyla başlayan roman tatlı bir aşk hikâyesiyle bitiyor. Günışığı’nı ilk olarak Alaska'da görüyoruz, arkadaşları arasında çok sevilen, mert, adam gibi bir adam olduğunu hemen anlıyoruz. Yaşadığı çevre gibi tertemiz, içi dışı bir olan bir insan. Ne zaman ki altın işinden milyonlar kazanıyor ve şehir hayatıyla tanışıyor işte o zaman karakterimizin dönüşümü de başlıyor. Pek çok London kitabında kötüden iyiye doğru evrilen karakterler bu romanda tam tersine iyiden kötüye doğru evriliyor. Şehir hayatının ve paranın bir insanı ne kadar yozlaştırdığını, kendine esir ettiğini çarpıcı bir şekilde görüyoruz. Bu noktada kitaptan bir alıntı yapmak istiyorum ve bence bu paragraf tüm kitabı özetlemeye fazlasıyla yetiyor. Günışığı’nın kim olduğunu, uğrunda milyon dolar servetini gözü kırpmadan feda ettiği sevgilisinin ağzından dinleyelim:

"Bu son yıllar boyunca doğal olmayan bir yaşayış sürdürdün, sürdürmekte de devam ediyorsun. Açık havaların adamı olan sen, şehirde, şehir hayatının bütünü pislikler içinde gömüldün. Hiç de o eski Yanan Gün değilsin, seni mahveden şey ise parandır. Gittikçe başka bir insan oluyorsun; daha az ince, daha az temiz ve daha az sağlıklı bir şey haline geliyorsun. Bunun sebebi paran ve yaşayış tarzındır. Sen de farkındasın. Eski vücudun yok şimdi. Gittikçe şişmanlıyorsun ve sağlıklı bir şişmanlık değil bu. Bana karşı açık ve ince yüreklisin, ama eskiden olduğu gibi, bütün insanlara, bütün dünyaya böyle değilsin şimdi. Sert, zalim bir insan oldun. Zalimlik yalnız yüreğinde ve düşüncelerinde değil; yüzünde de görülüyor bu. Zalimlik kendi çizgilerini çekmiş yüzüne senin. İşte bütün bunların sebebi paran ve paranın seni zorladığı yaşama şeklindir. Gaddar, düşük bir insan haline getirdi paran seni..."

Evet, Günışığı'nı bitiren para ve şehir hayatı oldu. Ancak tüm bunların farkına varan, gerçek aşkı bulan Günışığı her şeye sırtını dönerek yine eski Günışığı oluyor. Büyüleyici, çok önemli mesajlar ve dersler çıkarılacak bir kitap.
428 syf.
·5 günde·Puan vermedi
1910’ların en çok satan ve Jack London’u meşhur eden,4 farklı filmi çekilen bir eser. Girişimci , altın avcısı Borax Smith’in gerçek yaşam hikayesinden esinlenmiş bir karakter geçiyor kitapta.
Kitabın konusu; Günışığı’nın zorlu doğa koşullarında altın arayıcılığıyla başlayan maceralarının ve sonrasında para babalarıyla devam eden ve karşısına çıkan Dede ile değişen hayatını ve aynı zamanda Jack London’un kendi hayatından da kesitler bulunan harika bir eser. Kitaptan spoiler vermek istemiyorum tek diyeceğim sonu gerçekten çok güzel bitiyor.
Kitabın betimlemeleri oldukça güzel ve sürükleyici bir anlatımı var.
Birçok kişisel gelişim kitaplarından daha öğretici bir eser mutlaka okumalısınız. .
320 syf.
·7/10 puan
Önce dobra dobra bir suale cevap vermem gerekir: ( Bu kitabı beğendin mi? ) Elimdeki kitap baskısı 316 sayfa. ilk 150 den fazla sayfa da bocaladım durdum. Bu gerçekten J. London mu diye. Gerçi soğuğu macerayı anlatımlarda o idi, ama konunun, hikayenin olmayışı akışına giden bir çıkar yol arayan edası ile uzakçaydı London dan. Arta kalan sayfalar ise harika bir düş dünyasının hikayesini anlatıyordu İşte oradan itibaren beğendim.
Bu kitabında haddinden fazla yer ismi veriyor ki okurken önünüze Kanada , Alaska haritası açmanız gerekiyor. Ayrıca klasik London usulü burada da var. Kişileri çoğu zaman lapları kimi zaman karakter isimi ile anıyor. bu okurda algılama zorluğu yaratıyor.
Okuyucuyu hikayenin içine çekebilmek için öylesine yoğun bir şekilde detaya inip öylesine ince noktaya inen betimlemelere başvuruyor ki Bu yöntem bende bazen sıkıntı vermedi dersem yalan olur. Bu yöntemi uygularken bazen de inandırıcılıktan uzaklaşıyor.60 gün içinde kışın en sert zamanın da, tabiat şartlarının en çetin yerlerinden 2000 mili yayan kat edeceksiniz. üstelik aç kalacak uykusuz kalacaksınız ama hiç mi hiç yorgunluk hissetmeyeceksiniz. İnsan üstü bir varlık gibi aylarca aç kalabilecek hayata tutunacaksınız .Roman'ın kahramanı o noktada bir masal kahramanına dönüşmüş oluyor sanki.
Elbette J.London un kaleminin gücü yadsınamaz. Ancak, London un karakteri ve hayat felsefesi açısından kitabı ele alacak olunduğunda insan düşünmeden de edemiyor. Toplumsal gücün varlığın her zaman kabul eden birisi bu kitabında bireyselliğin üstünlüğünü nasıl öne çıkarıp, savunup, kanıtlama yolunu tutuyor? olması: "Acaba , yazarın bilmediğimiz hangi yönleri varda, biz yazar hakkında ön yargılı mı davranmaktayız? "düşünçesi altı çizilerek ortaya çıkıyor.
Bu kitabında masalsı bir dil tercih etmiş yazar. Bu masalımsı hikaye düşleri çok fazla zorluyor. Sanki Kanada da 1800 lü yıllar itibarıyla altın arayıcılarının tarihsel belgeselini konu ediyor edasında.
İlk başlarda ilk 150 sayfadan söz etmiştim. İşte o sayfalar boyunca yazar kitabın kahramanı Günışığı nın karakter yapısının tahlili için harcamış.
Maceralara açılan bir hayat içinde geçen, Hikayesi olmayan adeta önemli bir yerin geçmişteki tarihsel öz yapısını anlatmaya çalışır gibi Günışığı nın karakterini, benliğini, felsefesini anlatmış.
Okuma tercihi sizlerin...
İyi okumalar dileği ile...
320 syf.
·Puan vermedi
#kitapyorumum
#yanangunisigi
#jacklondon

* Amerikan filmi tadında bir kitap, filmini seyretmek oldukça keyifli olurdu. Kuzeyden gelen beyaz adamın hikayesi. Ancak destanlarda karşımıza çıkacak kadar gözüpek, mert, kendisinde olumlu tüm özellikleri barındıran...Medeniyet karşındaki değişimi, tutanamayıp herkeslesmesi esas konu. Uygarlığın herkesin üstüne bir güneş gibi doğduğu sanılır ya burda tam tersini göstermek istemiş London. Kapitalizm, para hirsi, modern dolandırıcılık gibi kavramlara parmak basmış yazar.
* Kırk yıllık yaşamına elli kitap sığdırmış ve 1916 yılında kendi hayatına son vermis Jack London. Kitaplarında aslında kendini de anlattığı " üstün adam " hayalinden vazgeçmemiş burda da Günışığı karakteriyle. Hayal ile gerçeği harmanlayıp okuyucuya sunmuş. Okurken sıkmayan, içinde herkesi bulabileceğimiz bi kitap, tavsiye olunur.
428 syf.
·2 günde·Puan vermedi
uzun zaman önce okuduğum, defalarca inceleme yapma girişiminde bulunup bir türlü hakkını veremedim diye düşünüp bıraktığım kitap :)) artık hakkını verip verememe kısmına takılmadan olduğu gibi kitap hakkındaki düşüncelerimi yazmak istiyorum. kitaba ilk başladığımda çok sıkılmıştım, özellikle ilk 100 sayfasında kurgu sürekli bir kumar masası etrafında dönüp duruyor. buraya kadar okuyup ben ne okuyorum allah aşkına deyip bırakmıştım, fakat aradan zaman geçtikten sonra kendimi zorlayıp kaldığım yerden devam ettim. aman allahım küçük bir şok :) kitabın ilk 100 sayfasını yazan kişi ile devamını yazan aynı değil gibi. hayatımda okuduğum en çarpıcı romanlardan biri oldu, üstelik başucu kitaplarım arasına da girebilir. kitabın ana karakteri elam harnish yani yanan gün ışığı. öncelikle çok güçlü bir karakter profili var karşımızda hatta o kadar güçlü ki yazar zaman zaman kendisine bazı insanüstü özellikler atfederek onu adeta bir masal kahramanına dönüştürmüş. hak ediyor mu? bence evet :) roman, zengin olma hırsıyla altın avına çıkan ardından kumar oynayan ve istediğini elde edip çok zengin olan bir karakterin yaşadığı dönüşümleri bütün incelikleriyle anlatıyor. tüm bunlarda huzur bulamayan karakter yaşadığı tatlı aşk serüveni uğruna her şeyini bırakıp, şehrin gürültüsünden, insanlardan, modern hayattan ve en önemlisi paradan ve kumardan uzaklaşıp ufak bir dağ evine sığınıyor. uğruna her şeyini bırakıp gittiği kız aşkına karşılık verip vermediğini, yaşadığı duyguların tüm bu vazgeçişlere değip değmediğini söylemeyecem, kendiniz okuyup görün :)) ayrıca kitapta inceden inceye müthiş bir kapitalizm, eşitsizlik eleştirisi var. zengin olma hırsıyla yanıp tutuşan, altın ve gümüşe tapan insanlara okutulan tüm kişisel gelişim kitaplarından daha etkili olduğunu iddia edebilirim. bu yönüyle de epey hoşuma gitti. kitabın dili çok akıcı(ilk 100 sayfayı saymazsak), betimlemeler, eleştiriler ve okuyucuya verilmek istenen mesajlar abartılmadan yerli yerinde verilmiş. kitabı kapattıktan sonra sırıtarak uzun uzun düşüncelere daldım ve yaklaşık bir saat uyuyamadım. en sevdiğim yemeğin tadı damağımda kalmış gibi bir his bıraktı. müthişti, kesinlikle tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim.
368 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Bir insanın düşüncelerinin ,yaşam tarzının, bakış açısının zamanla uğradığı değişikliği ve tekrar öze dönüşü mükemmel betimlenerek anlatılmış,tavsiye ederim,başta sıkılabilirsiniz ama bırakmayın ,pişman olmazsınız.
320 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Yazar Jack London'un ( çeviri : Mete Ergin ) okuduğum en güzel romanıydı diyebilirim.

Günışığı karakteri romana adeta damgasını vurmuş.Yazarın kendi hayatından da kesitlerin bulunduğu ve o dönemde yaşanmışlıkları anlatan bir eser.

Tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
368 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Özellikle işkolik ya da para hırsı had safhada olan insanlar için birçok kişisel gelişim kitabından daha faydalı olacak bir kitap.

Kitap, Günışığı'nın zorlu doğa koşullarında altın aracılığıyla başlayan maceralarının ve sonrasında para babalarıyla devam eden mücadelesinin öyküsünü anlatıyor.

Kitap dili akıcı ve anlaşılır.

Doğa ile ilgili betimlemeler okuyucuyu bunaltıcı uzunlukta olmayıp yerinde ve yeterince kullanılmış.

Bazı sayfalarda özellikle hayatla ilgili görüşlere kahramanların ağzından daha fazla yer verilmiş. Ancak bunlar hikayeden kopmadan anlatıldığı ve fazla uzun olmadığı için okuması gayet zevkliydi.

"İnsan neden çok para ister, daha çok para ile ne elde edilebilir? Mutlu olmak için ne gerekir? Yaşamdaki gayemiz, amacımız nedir?" sorularını sorduracak bir kitap.

Tavsiye ederim, iyi okumalar..
368 syf.
·Puan vermedi
Çocukluğu yoksulluk içinde geçti. 14 yaşında okulunu bırakarak hayata atıldı. Türlü türlü işlere girip çıktı, Amerika içinde ve dışında uzun, maceralı yolculuklar yaptı, hapis yattı. Giderek militan bir sosyalist oldu.
Eserlerinde yaşam kavgasını romantik bir bakışla anlatır, çoğu eserinde sert bir kapitalizm eleştirisi göze çarpar. Kitapları yabancı dillere en çok çevrilmiş ABD'li yazarlardandır.
Yazarı ilk "Martin Eden" ve "Beyaz Diş" romanlarında tanıdım. Daha sonra "Ademden Önce" kitabıyla devam etti. "Demir Ökçe" ve en en çok da "Uçurum İnsanları" yla bu zirve yaptı. En son bu kitabında da gönlüme taht kurmadaki haklılığını göstermiş oldu.
1897'de Klondike'a altın aramaya gidenlere katıldı ve "Vahşetin Çağrısı" dahil birçok kitabını bu tecrübesinden yararlanarak yazdı.
Jack London bir yazar olarak, kendini toplum karşısında sorumlu hisseden ve iyiye, mutluluğa yönelen, bunun gerçekleşmesi için çalışan bir kişi.
Mücadeleci... Gerçekçi...
İnsan, hayvan ve tabiat aşığı...
İşte tam da burada sanatın evrenselliği ortaya çıkıyor. Ne mutlu böyle sanatçılara...
Ve ne çok şanslıyız ki;böylesi sanatçılarla yollarımız bir şekilde kesiştiği için.
Kitap iki bölümden oluşuyor.
Kahramanımız Yanan Gün (Günışığı) ;güçlü, kuvvetli, çalışkan, gözüpek, kutup kahramanı, sıkı bir kumarbaz, tutkusu olduğu altın arayı ısı, seyyahların ve köpek sürücülerinin kralı.
İlk bölümde onun 60 günlük zorlu kış günlerinde girdiği iddia sonucunda seyehatiyle büyülenip heyecanlanıyoruz. Onunla birlikte soğukla, karla _kışla mücadele edip, onunla birlikte aç kalıyoruz. Soğuk karların üzerine oturup bir bardak çay bulmanın zevkini tadıyoruz.
İkinci bölümde ise;altın arayıcılığından zengin olup, şehirde inanılmaz işler kurup inanılmaz paralar kazanmasının hikayesi karşılıyor bizi.
Tabi bu arada hayatının hiçbir alanında yer vermediği ve bir o kadar da korktuğu aşk çıkmazıyla burun buruna geliyor.
Jack London 'un ulaştığı gerçek başarı, sosyalizmi tarihin gidişine uydurarak romanın hareketliliğine ve gerilimini üste çıkarmış olmasıdır.Kurguladığı karakterlerle ve verdiği mesajlarla sosyalist ve burjuva okurları bir araya getirmeyi başarmıştır.
Yer yer gerilim dolu, maceradan maceraya sürükleyen, aşkın saf halleriyle karşılaştıran kitap, acaba para mı aşk mı diyor???
Ben öğrendim... Sıra sizde...
Harika bir eserdi kesinlikle...
Teşekkür ediyorum ️️️
320 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Karakterlerinin her birerlerine sımsıcak sarılasım gelen yazar J. London. Martin Eden, Boksör, Yanan Gün.. her biri kendi davranışlarını başkalarınınkine göre değil de, kendi doğrularına göre belirleyen, içimize bir onur damlası sızdıran, hayatımızın bir köşesine çeki düzen verebilenler. selamlar hepsine.
''Ölenler kaybediyordu bu oyunda ve herkes ölüyordu. Kim kazanıyordu peki? Hilebaz, ispiyoncu, soytarıların alayı, hayat bile kazanamıyordu.''
Jack London
Sayfa 92 - Yordam Yayınları
Bir üstün insanın en büyük düşmanı başka bir üstün insandı. Büyük halk yığının önemi yoktu. Öyle aşağılık bir çamurdan yaratılmışlardı ki, en aşağılık düzenbaz bile onları kandırabilirdi. Üstün insanlar sadece zincirleme soygunu idare ediyorlar, işçilerin soyulması ağırlaştığı, tekdüzeleştiği zaman dönüp birbirlerini soyuyorlardı.
Çalıyorlardı, çalıyorlardı hem de nasıl çalıyorlardı; üstelik de hırsızlıklarının hacmiyle orantılı bir saygı görüyorlardı kendileri gibi olanlardan.
... Ben bundan para kazanıyorum. Siz ne kazanıyorsunuz kitaplardan?"
"Yeni görüşler, yeni fikirler, hayat."
"Benim paramla bir metelik etmez."
Miss Mason, "Ama hayat paradan daha değerlidir," diye itiraz etti.
İşte neden buydu,aşk. Belayı getiren aşktı. Aşk ayazdan da açlıktan da beterdi. Kadınlar yalnız başlarına güzeldiler,onlara bakması hoştu,ne var ki,onlarla birlikte şu aşk denen şey hemen beliriyordu. Çünkü aslında kadınlar iliklerine kadar aşkla doluydular. O derece akıldışı bir yaradılışları vardı ki ,bir an sonra ne yapacaklarını kestirmek olanaksızdı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yanan Günışığı
Baskı tarihi:
10 Mayıs 2010
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754068795
Kitabın türü:
Çeviri:
Ali Şan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınevi
Cem Yayınevi, ünlü yazar Jack London’un (1876-1916) tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de olağanüstü ilgiyle karşılanan eserlerini okurlarına toplu olarak sunuyor.

Jack London’un roman, öykü, deneme ve anı kitapla-rından oluşan bu toplamda, onun en seçkin eserlerini bula-bileceksiniz. Jack London Toplu Eserleri’nde tüm kitaplar, ilk basımlarının özgün biçimine sadık kalınarak eksiksiz çevrilmiş ve Kadir Kıvılcımlı tarafından dipnotlarla zengin-leştirilerek yayına hazırlanmıştır.

Yanan Günışığı, London’un Kuzey topraklarındaki deneyimleri ile ABD toplumunun kapitalist düzenine dair gözlemlerini harmanladığı uzun soluklu bir romanıdır. Demir Ökçe’de siyasal iktidarın düzeneklerini görünür kılmayı başaran London, bu kez iktisadi iktidarın işleyiş biçimini anlatmaktadır. Zenginlik kavramının, kapitalist bir toplumda taşıdığı anlamı irdeleyen London, aynı zamanda bir kez daha üstün insan temasını da işlemektedir.

Kitabı okuyanlar 152 okur

  • Alpay
  • SİSİFOS
  • reverdi
  • Onur Bozkurt
  • Bakur acat
  • Ogün Nazlı
  • Uygar
  • John Barleycorn
  • Anıl Uraz
  • Sozdar Atan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%1.7 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0