Yanan Ormanlarda Elli Gün Bu Diyar Baştanbaşa 2

9,3/10  (12 Oy) · 
72 okunma  · 
12 beğeni  · 
851 gösterim
Romanlarında Anadolu insanının gerçek dünyasını destansı boyutlara taşıyan, yaşanmış ve yaşanan gerçeği mitlerin, efsanelerin evreninde çoğaltan Yaşar Kemal, sadece bir romancı ve halkbilimci değil, gazetelerimizde modern röportaj yazarlığının da kurucusudur. Onun, her biri yayımlandığı dönemde olay yaratan röportajlarında gerçek, hayat buldu ve okuyucuyu sarstı.
Bu Diyar Baştanbaşa dörtlüsünün ikinci kitabı Yanan Ormanlarda Elli Gün "Doğuda İnanılmaz Şeyler Gördüm" başlıklı bir röportajla başlar. İnanılmaz ve acı şeyler Yaşar Kemal'in satırlarında masalsı bir güzelliğe bürünür, İçimize işler. Hayat kaynağımız doğaya yaptığımız kötülüklerle bizi yüzleştirir.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2003
  • Sayfa Sayısı:
    230
  • ISBN:
    9789750807121
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Şeyma Öztürk 
28 Eki 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · 9/10 puan

Bu Diyar Baştanbaşa treninin ilk kitabı olan Nuhun Gemisi ile Erzurum, Van, Diyarbakır, Ağrı, Amasya gibi çeşitli şehirlere yolculuğa çıkarmıştı bizleri Yaşar Kemal. Bu yolculuğun kısa olmadığından, aksine meşakkatli ve uzun bir yolculuk olduğundan daha önce de bahsetmiştim. Anadolu'nun sorunları bitmediği gibi yazılacak satırlara da bir yenisi ekleniyordu.

Serinin ikinci eseri Yanan Ormanlarda Elli Gün isminden de anlayabileceğiniz üzere ağırlıklı olarak çeşitli amaçlar uğruna ormanları yakan köylüleri konu ediniyor. İlk durağımız yine Diyarbakır. Bu defa çeşitli medreseleri ziyaret edip, Anduk Dağı'nda yapılacak olan bir tekke ayinine konuk oluyor Yazar. Bu ziyaretlerden edindiği gözlemlerle her dönemde olduğu gibi 1950'li yıllarda da insanların dini duygularının maddi çıkarlar uğruna nasıl kullanıldığını gösteriyor. Bu durumun hâlâ değişmemesi aksine zamanla artması da içler acısı.

İlk eserinde şehir demeye dilinin varmadığı Van'da ise bu sefer mağara köylerinden bahsediyor. Yanlış duymadınız, yerin epey altına yapılan, güneşten bîhaber mağara evleri... İşin garibi bu evler sadece Van'da değil; Bitlis, Erzurum, Muş'a dek pek çok doğu ilinde mevcut. Gazete kelimesinin ne demek olduğunu bilmeyen, doktorun ne olduğundan habersiz, hayvanlarla birarada yaşayan güzel yürekli Anadolu insanı ve onların dertleriyle dertlenen Yaşar Kemal...

Eserde dikkatimi en çok cezbeden kısım orman yangınlarına ayrılan kısımdı. Zira bir insanın bile isteye ormanları yakması kabul edilebilir bir durum değil benim için. Hele ki bu yangınlar her gün, sıklıkla gerçekleşiyorsa... İşin en acı kısmı ise bu yangınların tarla açabilmek, daha fazla ekim alanına sahip olabilmek amacıyla köylüler eliyle yapılması ve bu durumun hiçbir cezaya tâbi tutulmaması. Bu satırları okurken yanan ormanlarla birlikte insanın içi de yanıyor. Bu idrakle, anlık menfaatlerin kurbanı olarak geleceğe ne birakabiliriz bilemiyorum.

Orman yangınları hezimetinin ardından gelelim Peygamberler şehri güzel Urfa'ya. Şehri hiç ziyaret etmemiş biri olarak satırları okurken Urfa'ya yolculuk yapmış gibi hissettim. Deyim yerindeyse Halilrahman Camii'nin önündeki kutsal sudan içerken bir yandan Mancınık efsanesini ve Urfa'nın meşhur at hikâyelerini dinledim. Atın Türkler için taşıdığı kutsiyeti bilmekle beraber Urfa'daki at hikâyeleri epey ilginç geldi bana. Eminim şu alıntı atın Urfa'daki kıymetini tam anlamıyla yansıtacaktır sizlere, yorum sizin. :)

"Eğer at beslemeye gücün yetmiyorsa, komşunun duvarından bir delik aç, hiç olmazsa atın soluğu girsin evine."

Nuhun Gemisi'nde anlatılanlar beni ne derece etkilediyse bu eserdekiler de en az o kadar etkiledi. Üstten konuşmak diye bir tabir kullanırız ya hani, işte bu serinin samimiyeti ve doğallığını üstten konuşmamaya, insanların içine karışabilmeye, onlarla belirli bir süre de olsa aynı ortamda kalıp hâllerinden anlamaya bağlıyorum. Daha güzel, herkesin insanca yaşadığı bir Türkiye umuduyla...

Nurten Ulaba 
22 Oca 21:55 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Güneydeki ormanlarımızın nasıl tahrip edildiği dramatik bir şekilde anlatılmış.Toros ormanlarının nasıl dış ülkelere satıldığı peşkeş çekildiği hazin bir şekilde anlatılıyor . Bir rivayete göre Süveyş Kanalının yapımı esnasında kullanılan kalıpların Türkiye den gittiği açıklanıyor.

Erdem Gül 
29 Eki 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yaşar Kemal'in 1950-1965 yılları arasında, Anadolu'nun her köşesini bizzat dolaşarak, insanları ile bizzat yaşayarak, üşüyerek, ıslanarak, korkarak, terleyerek gerçekleştirdiği röportajlarını ve başından geçen serüvenlerini anlattığı bir seri..
Anadolu'yu, insanını, doğasını, hayvanını Koca Yaşar kadar iyi anlatabilen, tasvir edebilen var mı bilmiyorum?

Sabahattin Eyüboğlu da onun için diyor ki:
İnsan var
Karartır ak gündüzü,
İnsan var
Ağartır gecemizi...

️ Tarihi anlamı da bulunan bu seriyi kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.. Milli Eğitim Bakanı olsam, Türkiye'nin yakın tarihinin anlaşılması için okullarda okutulmasını zorunlu kılardım.. Saygılarımla..

Ümit Malkoçoğlu 
19 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · Puan vermedi

Daha çok romanları ile biliriz Yaşar Kemal'i . Halbuki o aynı zamanda gazetelerimizde ki modern röportaj yazarlığının da kurucusudur.

50 li yılların Anadolu'suna, ormanlarımızın talanına ve özellikle dönemin insanlarına dair bazen acı bazen keyifli, ilgi çekici izlenimlerden oluşan "Yanan ormanlarda elli gün" her biri yayımlandığı dönemde olay yaratan bu röportajlardan...

Kitaptan 27 Alıntı

nejla güldalı 
09 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Yirminci asırdan ortaçağa doğru gidiş, gittikçe hızlanıyor. Evet, korkunç bir geriye gidiş var.

Yanan Ormanlarda Elli Gün, Yaşar Kemal (YKY YAYINLARI)Yanan Ormanlarda Elli Gün, Yaşar Kemal (YKY YAYINLARI)
nejla güldalı 
10 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

“Yürü bre fıkaralık elinden. Dolanıp belime kuşak olursun,”

Yanan Ormanlarda Elli Gün, Yaşar Kemal (YKY YAYINLARI)Yanan Ormanlarda Elli Gün, Yaşar Kemal (YKY YAYINLARI)
nejla güldalı 
11 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Türkiye ormanları normal olarak yılda ancak 3,5 milyon metreküp ağaç verebilir. Halbuki her yıl bu ormanlardan 17 milyon metreküplük bir ağaç alınıyor. Şimdiki hızla kesime devam edilirse, yirmi, yirmi beş yıl sonra memleketin bütün ormanları tükenmiş olacaktır. Bu anormal işletme ne nispeten küçük çapta olan kereste sanayisinin, ne de büyük şehirlerin ihtiyaçlarından doğmaktadır. Bu durum, ormanlarda, ormanların dolaylarında yaşayan köylülerin ihtiyaçlarından ileri gelmektedir.[1]

Yanan Ormanlarda Elli Gün, Yaşar Kemal (YKY YAYINLARI)Yanan Ormanlarda Elli Gün, Yaşar Kemal (YKY YAYINLARI)
Şeyma Öztürk 
12 Eki 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Benim gibi düşünmeyeni sevmek... iyiyse övmek günah mı?"

Yanan Ormanlarda Elli Gün, Yaşar Kemal (Sayfa 92 - Yapı Kredi Yayınları, 8.baskı)Yanan Ormanlarda Elli Gün, Yaşar Kemal (Sayfa 92 - Yapı Kredi Yayınları, 8.baskı)
nejla güldalı 
09 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

“Yahu,” dedim, “sofi, diyorlar ki, senin şeyh rakı içip, kız oynatıyormuş İstanbulda. Doğru mu acaba?”
Boş atıp dolu tutmuştum. Başını olanca sertliğiyle salladı. Gözleri döndü:
“Herkes söylüyor, zındıklar şeyhe iftira ediyorlar. O içtiği rakı değildir. Gözleri güneşe kapalı olanlar onu göremiyorlar. Şeyh rakı kadehine elini dokundurur dokundurmaz o rakı kevser suyu olur. O kadın cennetten gelmiş huridir. Yoksa şeyh kadına bakar mı?”

Yanan Ormanlarda Elli Gün, Yaşar Kemal (YKY YAYINLARI)Yanan Ormanlarda Elli Gün, Yaşar Kemal (YKY YAYINLARI)
nejla güldalı 
09 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

“Anlat bakalım, radyonun sana ne zararı dokundu?” diye sordular.
Kahveci:
“Allah belalarını veresice şeyhler, hocalar var ya, köylülere demişler ki, o kahveye gidip, o pınarın suyundan içmek külliyen haramdır. Kafir olursunuz. Çünkü o pınarın suyuna radyo sesi sinmiştir. Radyo şeytanı lainin icadıdır. Radyo sesinin sindiği toprağa basmak bile kafirliktir. Radyo neredeyse cehennem oradadır. Ya işte, beni böyle geçimimden etti radyo. Bu laf çıktığından beridir ki, kara sakallılardan hiçbiri kahveye uğrayıp bir tas su içmediler. Sıcaktan yanmış bir halde, başlarını bile bu tarafa çevirmeden geçip gidiyorlar.”

Yanan Ormanlarda Elli Gün, Yaşar Kemal (YKY YAYINLARI)Yanan Ormanlarda Elli Gün, Yaşar Kemal (YKY YAYINLARI)
BARAN 
19 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Sözü değiştirdim:
Sofi sen hangi tarikata mensubusun? Şeyhin kim? Dedim.’’Ya hak’’ dedi,’’Ya Abdülkadir Ceylani… Bizim şeyh çok büyüktür. Ya şeyh… Bizim şeyhin bir eli gökte, bir eli cennettedir.’’
‘’Yahu ,’’ dedim,’’sofi, diyorlar ki, senin şeyh rakı içip,kız oynatıyormuş İstanbul da. Doğrumu acaba?’’
Boş atıp dolu tutmuştum. Başını olanca sertliğiyle salladı. Gözleri döndü.
‘’Herkes söylüyor zındıklar şeyhe iftira ediyorlar. Onun içtiği rakı değildir. Gözleri güneşe kapalı olanlar onu göremiyorlar. Şeyh rakı kadehini eline dokundurur dokundurmaz o rakı Kevser suyu olur. O kadın cennetten gelmiş huridir. Yoksa şeyh kadına bakar mı?’’


Doğuda İnanılmaz Şeyhler Gördüm / Yanan Ormanlarda Elli Gün

Yanan Ormanlarda Elli Gün, Yaşar Kemal (Sayfa 23)Yanan Ormanlarda Elli Gün, Yaşar Kemal (Sayfa 23)
Şeyma Öztürk 
13 Eki 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Urfada, bir kadın pahalıdır, bir de asil at. Bir ağa kızı otuz bine kadar yükselebilir. Bir at on bine kadar."

Yanan Ormanlarda Elli Gün, Yaşar Kemal (Sayfa 198 - Yapı Kredi Yayınları, 8.baskı)Yanan Ormanlarda Elli Gün, Yaşar Kemal (Sayfa 198 - Yapı Kredi Yayınları, 8.baskı)
nejla güldalı 
11 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Son yıllarda sel basmaları gittikçe çoğalıyor ve afet halini alıyor. Bu, ormanların bitmesindendir. Dağlardaki bir iki ağaç da biterse, ki çok az zaman kalmıştır, sellerin önünü ne barajla, ne de başka suni tedbirlerle alamayacağız. Tekrar orman yapmak zorunda kalacağız. Toprağı taşınmış dağlarda da orman yetişmez… Korkunç bir şey bu…

Yanan Ormanlarda Elli Gün, Yaşar Kemal (YKY YAYINLARI)Yanan Ormanlarda Elli Gün, Yaşar Kemal (YKY YAYINLARI)
3 /