Yanan Ormanlarda Elli Gün (Bu Diyar Baştanbaşa 2)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2509
Gösterim
Adı:
Yanan Ormanlarda Elli Gün
Alt başlık:
Bu Diyar Baştanbaşa 2
Baskı tarihi:
Nisan 2003
Sayfa sayısı:
230
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807121
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Yanan Ormanlarda Elli Gün
Bu Diyar Baştan Başa 2
Romanlarında Anadolu insanının gerçek dünyasını destansı boyutlara taşıyan, yaşanmış ve yaşanan gerçeği mitlerin, efsanelerin evreninde çoğaltan Yaşar Kemal, sadece bir romancı ve halkbilimci değil, gazetelerimizde modern röportaj yazarlığının da kurucusudur. Onun, her biri yayımlandığı dönemde olay yaratan röportajlarında gerçek, hayat buldu ve okuyucuyu sarstı.
Bu Diyar Baştanbaşa dörtlüsünün ikinci kitabı Yanan Ormanlarda Elli Gün "Doğuda İnanılmaz Şeyler Gördüm" başlıklı bir röportajla başlar. İnanılmaz ve acı şeyler Yaşar Kemal'in satırlarında masalsı bir güzelliğe bürünür, İçimize işler. Hayat kaynağımız doğaya yaptığımız kötülüklerle bizi yüzleştirir.
(Arka Kapak)
230 syf.
·5 günde·9/10
Bu Diyar Baştanbaşa treninin ilk kitabı olan Nuhun Gemisi ile Erzurum, Van, Diyarbakır, Ağrı, Amasya gibi çeşitli şehirlere yolculuğa çıkarmıştı bizleri Yaşar Kemal. Bu yolculuğun kısa olmadığından, aksine meşakkatli ve uzun bir yolculuk olduğundan daha önce de bahsetmiştim. Anadolu'nun sorunları bitmediği gibi yazılacak satırlara da bir yenisi ekleniyordu.

Serinin ikinci eseri Yanan Ormanlarda Elli Gün isminden de anlayabileceğiniz üzere ağırlıklı olarak çeşitli amaçlar uğruna ormanları yakan köylüleri konu ediniyor. İlk durağımız yine Diyarbakır. Bu defa çeşitli medreseleri ziyaret edip, Anduk Dağı'nda yapılacak olan bir tekke ayinine konuk oluyor Yazar. Bu ziyaretlerden edindiği gözlemlerle her dönemde olduğu gibi 1950'li yıllarda da insanların dini duygularının maddi çıkarlar uğruna nasıl kullanıldığını gösteriyor. Bu durumun hâlâ değişmemesi aksine zamanla artması da içler acısı.

İlk eserinde şehir demeye dilinin varmadığı Van'da ise bu sefer mağara köylerinden bahsediyor. Yanlış duymadınız, yerin epey altına yapılan, güneşten bîhaber mağara evleri... İşin garibi bu evler sadece Van'da değil; Bitlis, Erzurum, Muş'a dek pek çok doğu ilinde mevcut. Gazete kelimesinin ne demek olduğunu bilmeyen, doktorun ne olduğundan habersiz, hayvanlarla birarada yaşayan güzel yürekli Anadolu insanı ve onların dertleriyle dertlenen Yaşar Kemal...

Eserde dikkatimi en çok cezbeden kısım orman yangınlarına ayrılan kısımdı. Zira bir insanın bile isteye ormanları yakması kabul edilebilir bir durum değil benim için. Hele ki bu yangınlar her gün, sıklıkla gerçekleşiyorsa... İşin en acı kısmı ise bu yangınların tarla açabilmek, daha fazla ekim alanına sahip olabilmek amacıyla köylüler eliyle yapılması ve bu durumun hiçbir cezaya tâbi tutulmaması. Bu satırları okurken yanan ormanlarla birlikte insanın içi de yanıyor. Bu idrakle, anlık menfaatlerin kurbanı olarak geleceğe ne birakabiliriz bilemiyorum.

Orman yangınları hezimetinin ardından gelelim Peygamberler şehri güzel Urfa'ya. Şehri hiç ziyaret etmemiş biri olarak satırları okurken Urfa'ya yolculuk yapmış gibi hissettim. Deyim yerindeyse Halilrahman Camii'nin önündeki kutsal sudan içerken bir yandan Mancınık efsanesini ve Urfa'nın meşhur at hikâyelerini dinledim. Atın Türkler için taşıdığı kutsiyeti bilmekle beraber Urfa'daki at hikâyeleri epey ilginç geldi bana. Eminim şu alıntı atın Urfa'daki kıymetini tam anlamıyla yansıtacaktır sizlere, yorum sizin. :)

"Eğer at beslemeye gücün yetmiyorsa, komşunun duvarından bir delik aç, hiç olmazsa atın soluğu girsin evine."

Nuhun Gemisi'nde anlatılanlar beni ne derece etkilediyse bu eserdekiler de en az o kadar etkiledi. Üstten konuşmak diye bir tabir kullanırız ya hani, işte bu serinin samimiyeti ve doğallığını üstten konuşmamaya, insanların içine karışabilmeye, onlarla belirli bir süre de olsa aynı ortamda kalıp hâllerinden anlamaya bağlıyorum. Daha güzel, herkesin insanca yaşadığı bir Türkiye umuduyla...
230 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Diyarbakır. Van. Urfa. Antep. Kayseri. Yozgat...
Yaşar Kemal okuyunca Türkiye'nin siyasal, kültürel, coğrafi yapısı ile ilgili birçok bilgi alıyorsun. Onun yanında sosyolojik, psikolojik açıdan da özellikle Anadolu 'nun durumunu öğreniyorsun.
Kitapta anlatılan her şeyi ayrı ayrı yazmak istemem. Mutlaka okuyun. Ama burda da insanların hikayeleri, dertleri çok güzel dile getirilmiş. Hep duyduğum ama tam olarak bilmediğim efsaneler çok güzel anlatılmış. Gitmediğim yerlerin güzelliklerini, özelliklerini öğrendim.
Gazetecilik, gazete ile ilgili hiç bilgisi olmayan insanlarla bir araya gelmiş. Onların derdini dinlemiş, halka aktarmaya çalışmış. Yaşar Kemal okumaktan sıkılmayacak biri olarak diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.
230 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Yaşar Kemal okumaktan hiç bıkılmaz. Romanlarının yanına röportajlarını da eklemesi büyük nimet. Serinin ikinci kitabında da 1950-1960 yılları arasında Anadolu’yu derin derin hissediyoruz. Gezerken öğrenen Yaşar Kemal, okurken öğrenen biz okurlar.
230 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Yaşar Kemal’i okumanızı şiddetle tavsiye ederim, tam bir halk insanı. Doğaya ve insanlara aşık bir değerimiz. Bu Diyar Baştanbaşa serisinin ikinci kitabını çok severek okudum
230 syf.
·10/10
Yaşar Kemal efsanedir. Bu kitapta bir gazeteci olarak gidip de şahit olduğu orman tahribatının sebeplerini, köylünün neden orman yaktığını, doymak bilmez müteahhitlerin ormanları ne oyunlarla kesip sattığını, köylüyü bu oyunlara nasıl alet ettiğini anlatmış. Devlete de bu çıkar kavgasından ormanlar nasıl kurtarılır sorusunun cevabını vermiş. "Ormanı insandan değil insanı ormandan kurtarmak" Aslında çok ilginç olmakla birlikte tamamen doğru bir çözüm önerisi.
Kitabı okuyun ve ormanlardan yükselen çığlıkları kulaklarınızda hissedin, bilinçlenin.
230 syf.
·
En çok sevdiğim yazardır kendisi. Şimdiye kadar 30 kitabını okudum ve bütün kitaplarını okumaya düşünüyorum . Allahın Askerleri kitabını bulamıyorum. Sanırım baskısı bitmiş. Beklemedeyim. Her kitabında olduğu gibi bu kitabında da betimlemeler öyle güzel, öyle gerçekçi ki sanki o an orada durup manzaraya bakıyorsunuz. İnsanlarla yaptığı röportajlar , o bölgenin tarihi , kültürü, yaşayışı kısaca herşeyi hakkında bilgi ediniyorsunuz. iyi okumalar.
230 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Güneydeki ormanlarımızın nasıl tahrip edildiği dramatik bir şekilde anlatılmış.Toros ormanlarının nasıl dış ülkelere satıldığı peşkeş çekildiği hazin bir şekilde anlatılıyor . Bir rivayete göre Süveyş Kanalının yapımı esnasında kullanılan kalıpların Türkiye den gittiği açıklanıyor.
230 syf.
·4 günde·8/10
Yaşar Kemal'in 1950'li yılların başında dağ tepe bayır bozlak orman ülkenin değişik yerlerinde yaşayan daha doğrusu yaşamaya çabalayan insanlarla yaptığı röportajlarını bir gazetede yayınlamak amacıyla dolaşır durur. Ülkenin en doğusundaki karanlığı o yılların Türkiye'sini cehaletin dibinden ülkeye anlatmaya çalışır. Diyarbakır başta olmak üzere tarikatların, medreselerin, şeyhlerin, hurafelerin bir virüs gibi kadınların çocukların akıllarına nasıl girdiğini ilk ağızlardan söylenenleri okumak ürpertiyor insanı. Medeniyetin ilk 30 yılında Atatürk sonrasında ülkeyi yine din sömürüsü batağına çekildiğini ve bu bataktan kurtulamayanlarla bugünlere geldiğimizi ve şu an yaşadığımız kısmi cehaleti o günlerden bizlere ulaştığını okuyoruz sayfa sayfa. Kitap sadece bunlardan oluşmuyor, bile bile yakılan ormanlar... Yok edilen doğa buna sessiz kalan hatta ağaçları yakan köylüler... Yaşar Kemal gerçek bir vatansever. O yılların şartlarıyla diyar diyar dolaşarak yaşayıp gördüğü şeylerin şaşkınlığını bizlerle paylaşmış. Gerçekten zoru başarmış bir insan. Bugünü anlamak istiyorsanız bu kitabı okumanız elzemdir.
230 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Okumadığım türleri bile bana okutan yazar... Sen nasıl olağanüstü bir yazarsın Yaşar Kemal...Seni anlatmaya kelimeler yetmiyor...
Romanlarıyla tanıdığımız Yaşar Kemal BU DİYAR BAŞTANBAŞA serisinin ikinci kitabı YANAN ORMANLARDA ELLİ GÜN'deki röportajlarıyla karşımızda.1950'nin ilk yıllarında gazeteci kimliğiyle halkın sorunlarını görmek için Anadolu'yu dağ, taş, ova, kaya gezen Yaşar Kemal, Anadolu’da gördüğü gerçekleri gözümüzün önüne seriyor...
Beni en çok etkileyen bölümlerden biri DOĞUDA İNANILMAZ ŞEYLER GÖRDÜM bölümüydü. Diyarbakır’da ve Doğu'da şeyhlerin ne kadar önemli olduğunu, Cumhuriyetle din adı altında halkı bağnazlığa sürükleyenlerin savaşını anlatıyor Yaşar Kemal bu bölümde.Özellikle şeyhler için EN BÜYÜK DÜŞMAN ÖĞRETMEN dediği bölüm içimi inanılmaz acıtıyor. Okudukça tiksiniyorsunuz şeyh adı verilen bu din tüccarlarından. Ne fedakar ne büyük insanlarmış o dönemdeki öğretmenler diyorsunuz boynunuzu bükerek.Sanırım onlar sulayıp büyütüp bugünlere getirmişler Cumhuriyet Ağacı'nı.
YANAN ORMANLARDA ELLİ GÜN bölümünde ise İzmir'de Muğla, Antalya, Isparta'ya kadar yanan ormanları araştırıyor Yaşar Kemal. Tarla açmak için binlerce dönüm ormanların yakıldığını okudukça kahroluyorsunuz.Tabi bunu aç kalmamak için yapan Anadolu köylüsüne de acımadan geçemiyorsunuz.Bir de o dönemde Ortadoğu'nun ve Süveyş Kanalı'nın yapımında tüm Güney Anadolu ormanlarının peşkeş çekilerek ormanların yok edildiğini öğrenince içinizdeki ağaçların da kesildiğini hissediyorsunuz.
Güzel şeyler de var tabi bu arada. Türkiye’nin ilk kadın çini sanatçısı Füreya Kılıç' tan, köylü ressam İbrahim Balaban' dan, Urfa'nın atlarından-kutsallığından, Kayseri'den, Yozgat'tan, Gaziantep'ten bahsediyor ve içinize işliyor nakış nakış. Ha bir de mağaralarda yaşayan insanların yaşadığı yerleri geziyor karış karış.O kadar ilginç bir o kadar sefiller ki yaşayabildiklerine inanamıyorsunuz.
1950'lerin Anadolu filmi diyebiliriz kısacası kitap için. Böyle bir film çekilseydi bu kadar gerçekçi olamazdı sanırım.
Hissedebilmek için okuyun...
207 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
1953-1954 Türkiyesini anlatıyor Yaşar Kemal. Diyarbakır'dan ve o zamanlar etkili olan Kadiri, Nakşi ve Rüfai tarikatlarından bahsediyor. 1946 ile 1952 yılları arasında her 10 çocuktan 5 inin tarikatların tedrisatından geçtiğini anlatıyor. Çoğu yerde köy enstitülerine düşmanca bakıldığını ismini vermek istemediği (ismini açıklamasının öğretmen için risk olduğunu düşünüyor) öğretmenin gözünden bizlere sunuyor.

Mağara evlerini anlatıyor Yaşar Kemal. Kartal yuvalarının olduğu sarp, engin, ışıksız mağaralar ve orada yaşama tutanmaya çalışan insanlar. "Hükümete halimizi arz et, bizi bu mağaralardan kurtarsın." diyorlar.

İbrahim Balaban isimli ressam, sahaflar ve çiniyle devam ediyor diyarımız.

Ve ormanlarımız, canımız, ciğerimiz. 1938'de 398 olan orman yangını sayısının 1951'de 628, 1952'de 1282 ye ulaştığını, önlemini alamazsak önümüzdeki 25 yılda ormansız, ağaçsız kalacağımızı haykırıyor. Ormanlarımızın neden yakıldığını, ne yapılması gerektiğini yöre halkını da dinleyerek tane tane anlatıyor. Bir yanda uyanık müteahhitler, bir yanda insanların yoksulluğu, bir yanda orman işletmesinin çabalarını duyacaksınız.

Gariplerin sevildiği yer Urfa da sıra. Halilrahman gölünü (balıklı göl) efsaneleriyle dinleyeceksiniz. Balıkları, Nemrud'u, Zeliha anneyi tanıyacaksınız. Fırat nehrini sallarla geçip, boğulan kaymakamın türküsünü öğreneceksiniz. Kan davalarını okuyunca üzüleceksiniz. Urfa da atların ve kadınların (14-15 yaşında kızların) ne kadar değerli olduğunu anlayacaksınız. Bir de bolca at efsanelerine kulak vermiş olacaksınız.

Şahin bey ve Karayılan'ın sesini duyuyorsunuz Gaziantep diyarında. Karayılan'ın eşkıyalığı bırakıp şehit olduğunu anlatıyor Yaşar Kemal. Karayılan'ın kız kardeşi Hane Hatun'u ziyaret etmek istiyor ancak bulamıyor. Şehre Küstü mahallesinin ismini merak edip araştırma yapıyor. Selçuklu şehri Kayseri ve Yozgatla kitabımız son buluyor.
230 syf.
·Beğendi·10/10
Yaşar Kemal'in 1950-1965 yılları arasında, Anadolu'nun her köşesini bizzat dolaşarak, insanları ile bizzat yaşayarak, üşüyerek, ıslanarak, korkarak, terleyerek gerçekleştirdiği röportajlarını ve başından geçen serüvenlerini anlattığı bir seri..
Anadolu'yu, insanını, doğasını, hayvanını Koca Yaşar kadar iyi anlatabilen, tasvir edebilen var mı bilmiyorum?

Sabahattin Eyüboğlu da onun için diyor ki:
İnsan var
Karartır ak gündüzü,
İnsan var
Ağartır gecemizi...

️ Tarihi anlamı da bulunan bu seriyi kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.. Milli Eğitim Bakanı olsam, Türkiye'nin yakın tarihinin anlaşılması için okullarda okutulmasını zorunlu kılardım.. Saygılarımla..
230 syf.
·3 günde·9/10
Yaşar Kemal’in neden bu kadar değerli olduğunu kanıtlayan bir eser daha. Bu Diyar Baştanbaşa serisinin ikinci kitabı. ‘Seri’ kelimesine takılmayın. Birbirinden bağımsız da okunabilen bir kitaplar silsilesi.

1953 Ağustos’unda başlayıp 1955 Ağustos’unda sonlandıracağı bir gezi, röportaj ve gözlem eseri okuyacaksınız.

Diyarbakır ile başladığı seyahatini Van, Antalya, Isparta, Aydın, Urfa, Antep, Kayseri ve Yozgat ile sürdürüyor. Anadolu’nun hangi sorunları yaşadığına birinci elden tanıklık ediyorsunuz her satırında.

Yeri geliyor bir gazeteci olarak tanıtıyor kendini Yaşar Kemal, yeri geliyor bir köylü. Ama samimiyetinde en ufak bir azalma hissetmiyorsunuz.

‘Böyle de mi bir şey varmış’ cümlesini fazlasıyla kullanacaksınız okurken.

Özellikle Diyarbakır ve Van illerindeki ‘şeyh’ dediğimiz Dinci kitleyi öyle güzel anlatıyor ki... Sonrasında Antalya, Isparta, Aydın ve İzmir’deki ‘orman yangınlarına’ değinip bir büyük soruna parmak basmaya da çalışıyor.

Ve devamında Urfa, Antep, Kayseri güzelliklerini okuyorsunuz.

Yaşar Kemal ‘masa başında’ yazan bir adam olmadığını Bu Diyar Baştanbaşa serisi ile gösteriyor bizlere. Okuyunuz.
Bu adamları gözlerinden tanırım. Ben değil, her Anadolulu tanır. Bunların tespihleri, yenleri kıvrılmış kara ceketleri, ayaklarındaki lastik ayakkabıları, kederli, ihtiraslı gözleri, bilhassa ihtiraslı, insanın can evine işleyen gözleri başkalarında kolay kolay bulunmaz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yanan Ormanlarda Elli Gün
Alt başlık:
Bu Diyar Baştanbaşa 2
Baskı tarihi:
Nisan 2003
Sayfa sayısı:
230
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807121
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Yanan Ormanlarda Elli Gün
Bu Diyar Baştan Başa 2
Romanlarında Anadolu insanının gerçek dünyasını destansı boyutlara taşıyan, yaşanmış ve yaşanan gerçeği mitlerin, efsanelerin evreninde çoğaltan Yaşar Kemal, sadece bir romancı ve halkbilimci değil, gazetelerimizde modern röportaj yazarlığının da kurucusudur. Onun, her biri yayımlandığı dönemde olay yaratan röportajlarında gerçek, hayat buldu ve okuyucuyu sarstı.
Bu Diyar Baştanbaşa dörtlüsünün ikinci kitabı Yanan Ormanlarda Elli Gün "Doğuda İnanılmaz Şeyler Gördüm" başlıklı bir röportajla başlar. İnanılmaz ve acı şeyler Yaşar Kemal'in satırlarında masalsı bir güzelliğe bürünür, İçimize işler. Hayat kaynağımız doğaya yaptığımız kötülüklerle bizi yüzleştirir.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 263 okur

  • Emine Bakır
  • Rojda istekli
  • Bilal Işık
  • Enes Bener
  • Zeynep kılıç
  • Tuğba yaşar
  • Abbas çetin
  • Eray
  • kitap kokusu
  • Bekir ÇAVUŞ

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.1
14-17 Yaş
%3.1
18-24 Yaş
%23.4
25-34 Yaş
%31.3
35-44 Yaş
%23.4
45-54 Yaş
%9.4
55-64 Yaş
%6.3
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%32.9
Erkek
%67.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%63.9 (53)
9
%16.9 (14)
8
%10.8 (9)
7
%3.6 (3)
6
%1.2 (1)
5
%1.2 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0