Yanık Kalbler

·
Okunma
·
Beğeni
·
1
Gösterim
Adı:
Yanık Kalbler
Baskı tarihi:
1947
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnsel Kitabevi
"Demek henüz bir haber yok!" diye düşündü ve tekrar sokağa hakan büyük pencerelerden birinin yanına geldi... Sokaktaki insanlara baktı. "Onların da kim bilir ne gibi dertleri var. İnsan kadar esrarla dolu hiç bir mahlûk yoktur!" diye düşündü ve gözüne karşı kaldırımda duran bir polis ilişti. Ürperdi. Civardaki komşuların, kendisine büyük bir hürmet besledikleri aklına geldi. Yeniden ürperdi. "Ya beni polislerin arasında karakola, oradan da mahkemeye giderken görürlerse itibarım ne olacak?" diye düşündü. Sonra da zihninden gazeteciler geçti. Havadis toplamak için sağa sola, leş kargaları gibi hücum eden bu insanların, en küçük bir hadiseyi nasıl izam ettiklerini biliyordu. Gazetelerin ilk sayfalarında resmini görür gibi oldu. Gözlerini kapadı. Tekrar açtığı zaman bir otomobilin apartmanının önünde durduğunu gördü. Elleri titreye titreye perdeyi araladı. Taksiden ineni tanıdı. İçini müthiş bir heyecan kapladı. Derhal kapıya koştu. Merdivenlerdeki sesler kalbine birer çekiç gibi iniyordu. Neticeyi o kadar merakla bekliyordu ki nerede ise ziyaretçiye: "Canım biraz çabuk olsana" diye bağıracaktı. Birkaç saniye sonra onunla karşı karşıya gelince, kuruyan hançeresinden: - Nasıl oldu, kurtuldu mu? diye bir sual çaktı. Diğeri, nefes nefese: - İçeri gir, anlatacağım, dedi. Pek ümit yok doğrusu... Baygın yatıyor. Doktorlar komaya girmesinden korkuyorlar. Delikanlı gelen genç kızın ellerini yakaladı ve boğuk bir sesle: -Bir şey itiraf etti mi? diye sordu. -Hayır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yanık Kalbler
Baskı tarihi:
1947
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnsel Kitabevi
"Demek henüz bir haber yok!" diye düşündü ve tekrar sokağa hakan büyük pencerelerden birinin yanına geldi... Sokaktaki insanlara baktı. "Onların da kim bilir ne gibi dertleri var. İnsan kadar esrarla dolu hiç bir mahlûk yoktur!" diye düşündü ve gözüne karşı kaldırımda duran bir polis ilişti. Ürperdi. Civardaki komşuların, kendisine büyük bir hürmet besledikleri aklına geldi. Yeniden ürperdi. "Ya beni polislerin arasında karakola, oradan da mahkemeye giderken görürlerse itibarım ne olacak?" diye düşündü. Sonra da zihninden gazeteciler geçti. Havadis toplamak için sağa sola, leş kargaları gibi hücum eden bu insanların, en küçük bir hadiseyi nasıl izam ettiklerini biliyordu. Gazetelerin ilk sayfalarında resmini görür gibi oldu. Gözlerini kapadı. Tekrar açtığı zaman bir otomobilin apartmanının önünde durduğunu gördü. Elleri titreye titreye perdeyi araladı. Taksiden ineni tanıdı. İçini müthiş bir heyecan kapladı. Derhal kapıya koştu. Merdivenlerdeki sesler kalbine birer çekiç gibi iniyordu. Neticeyi o kadar merakla bekliyordu ki nerede ise ziyaretçiye: "Canım biraz çabuk olsana" diye bağıracaktı. Birkaç saniye sonra onunla karşı karşıya gelince, kuruyan hançeresinden: - Nasıl oldu, kurtuldu mu? diye bir sual çaktı. Diğeri, nefes nefese: - İçeri gir, anlatacağım, dedi. Pek ümit yok doğrusu... Baygın yatıyor. Doktorlar komaya girmesinden korkuyorlar. Delikanlı gelen genç kızın ellerini yakaladı ve boğuk bir sesle: -Bir şey itiraf etti mi? diye sordu. -Hayır.

Kitap istatistikleri

  • 1 defa gösterildi.