Yanık Maske

·
Okunma
·
Beğeni
·
291
Gösterim
Adı:
Yanık Maske
Baskı tarihi:
22 Ekim 2015
Sayfa sayısı:
207
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059087360
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Şule Yayınları
“Anam yorgunluktan ocaklığın yanında uyumuş kalmıştı. Tepenin üstüne saplanan kayalar gibi ağzı açık, ucu keskindi topuğundaki yarıkların. Anneye acımanın ne iğrenç bir duygu olduğunu biliyordum. Gözümü ayaklarından çekip yaşlı, olgun, kararlı yüzüne diktim. Cılız bedeninden dökülen karnı inip kalkıyordu. Ablam ne kadar diriyse annem o kadar ölüydü.” Yanık Maske, dünyadan ve takvimlerden bağımsız, kendi zamanını kendi oluşturan bir köyün meydanına davet ediyor okurunu. Bir maskeyle yaşamak zorunda olan İmam, yüzünü herkesten gizlese de ruhunu sonuna kadar açıyor. Ruhunun cazibesine direnmek faydasız ve imkansız.
207 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Kalbin bir kapısı kırk odası var, hangisinden diliyorsan gir.

Bu yazarı ilk defa okudum, iyi ki de okumuşum. Kitabın her cümlesini yüreğimde hissettim. Hiç tam olarak bir köyde bulunmasamda, duyduklarıma ve televizyonlarda gördüğüm kadarıyla köy yaşantısını çok iyi anlattığını düşünüyorum. Bir köye atanan entelektüel, yüzünü deri bir maske ile gizleyen imamın hikayesini bir delikanlının gözünden anlatıyor yazarımız. Kitabın sonuna kadar imamın maskesini çıkarmasını bekledim. Ha şimdi çıkaracak diye diye sonunu ettim. Sonu hiç de tahmin etmediğim gibi bitti ama yine de çok güzel bağlanmış bir sondu bence. Hatta bu sonun kitaba kendi hayal ettiğimden daha çok yakıştığını düşünüyorum. Kesinlikle okuyun. / Sevene seda gerekmez, iş ki fısıltımı duysun da gelsin.
207 syf.
·7 günde·Beğendi·5/10 puan
Şule Hocam öyle güzel bir kitap kaleme almış ki... Kitaptaki her satır içimizi ısıtıyor. Eğer köyde yaşıyorsanız yada yaşadıysanız mutlaka okumalısınız. Kendinizden birşeyler bulacağınıza eminim.

Kitap köye atanan Maskeli bir imam etrafında gelişen olayları genç bir delikanlının ağzından anlatıyor, ve bizi tertemiz biz aşk karşılıyor kitapta.

Okurken hem heycanladım hem hüzünlendim . Bazı sayfalarda okuduğumu değil yaşadığımı hissettim. Belki de köyde sedirin üzerinde, yanan sobanın başında okuduğum için bu kadar benimsedim. Küçükken babannemin, annanemin anlattığı hikâyeler gözümün önünden film şeridi gibi aktı. Mehmet amcanın nişanlısını görmeye gitmesi, yolda yaşadıkları dedem ve annannemin hikayesini hatırlattı bana.
((Dedem de gençken annannemi görmek için bir ramazan akşamı yola koyulur. Köyde herkesin teravih namazında olduğu bir vakit kapıyı tıklatır. Anneannem evde kardeşleriyle oturur fakat laf söz olamasın diye dedemi almaz içeri ama dedem birkere kafaya koymuştu aylardır görmediği nişanlısını görmeden gitmeyecekti. Bacanın deliğinden (puharikten) isli ocağa atlar...))

Sivas yöresine ait kelimelerin sık sık kullanılması da benim için sıcacık bir atmosfer oluşturdu. ((Kitapta geçen kelimelerin anlamlarını bilmeyenler için kitabın son sayfalarında mini bir köy sözlüğü var. Kolaylıkla bakıp anlayabilmemiz açısında çok güzel düşünülmüş.)) Kitap bitene kadar merak duygusunu kaybetmiyoruz. Maskeyle ilgili kafamda sürekli hayaller kurdum sürpriz bir gelişme bekledim. Beklediğim gibi sonlanmadı ama böylede güzeldi.
207 syf.
·9/10 puan
#okudumbitti
#ŞuleKöklü
#YanıkMaske
#213
sayfa
Selam canlar. Şule Köklü henüz yeni tanıştığım bir yazar. @masuk.cabuk kardeşimin hediye etmese daha da uzunca bir zaman tanışacağımı sanmıyorum. Biliyorum ki önyargı iyi bişey değil ama elümde olmadan bunu yapıyorum ben. Adını hiçbir şekilde duymamışsam yazarın çok dikkatimi çekmiyor ve elim o kitaba çok kolay gitmiyor. Ama bu kitapla birlikte gördüm ki iyi bişey yapmıyorum. Maşuk can olmasa bu kitabı okuyamayacaktım.
Kitabı okurken Tolstoy'un Anna karenina'sına bir selam çaktım desem yeridir. Orada levin karakteriyle rus köylüsünün yaşamına dahil olurken burada da ülkem köylüsünün yaşayışına dahil olduk. Tarlada patates mi toplamadık, helkeyle( kitabın arkasında köy sözlüğü diye bir bölüm var. Kitabı alınca oradan bakar bilmeyenler helkenin ne olduğuna. Bizim yörenin dili.. Bana yabancı değil hani) su doldurmaya çeşmeyemi gitmedik, madımak çorbasımı içmedik, harmanda patozın başınamı geçmedik.... Velhasıl kelam bu kitabı okurken acaba bir yüz yıl sonra klasikler arasında olur mu acaba diye sormadım da değil hani.
Yanık maske aslında acaba neden neden diye merakla okurken aslında vermek istediği mesajın bambaşka olduğunu kitabın son sayfasını kapatırken anlıyorsunuz. Ben çok sevdim kitabı. Umarım hak ettiği değeri görür.
" Ya susup köle kalacak, ya da ölümü göze alıp efendi olacaktı" sayfa 15...
" Gülüyordu kadın. Hürriyetini toprağa gömdüğünden beri gülüyordu" sayfa 17..
"Vermeyene ver oğul, gülmeyene gül, gelmeyene git. Sana gülerse aldırma! Şehrin kapısının anahtarı budur".. Sayfa 30
"Özgürlüğü kimse sana vermez, adamsan gidip alırsın." Malcolm X sözü imiş... Sayfa 75
"Kara bir leke gibi ha bire yakasına iliklenen dulluğu, ölümün acısından daha ağır bir yüktü" sayfa 79.. Toplumun halen kanayan bir yarası. Bir yüz yıl sonra bu kitabı okuyanlar sözlükte dulluk kelimesini arar olsunlar inşallah. Yani bilmesinler..
207 syf.
·15 günde·Beğendi·10/10 puan
Çok akıcı üslubu ile etkisinde bırakan bir roman.Köy yaşantısını yansıtan sade dilde etkileyici bir anlatım olmuş.Özellikle ismi ile merak uyandıran son sayfalara doğru heyecan artıran şahane bir kitap.
"Köyde her ev aynı kokar; biraz ahır, biraz süt, biraz tütün. Onunki farklıydı ve ben bunu çok seviyordum. Meyve mi, şeker mi, bisküvi mi yoksa kitaplar mı kokuyordu böyle tatlı tatlı."
gülüyordu kadın. hürriyetini toprağa gömdüğünden beri gülüyordu. ne çok işe yarardı bu. aklını yitiren bile unutmadı gülmeyi. utandın gül, ağlamamak için gül..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yanık Maske
Baskı tarihi:
22 Ekim 2015
Sayfa sayısı:
207
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059087360
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Şule Yayınları
“Anam yorgunluktan ocaklığın yanında uyumuş kalmıştı. Tepenin üstüne saplanan kayalar gibi ağzı açık, ucu keskindi topuğundaki yarıkların. Anneye acımanın ne iğrenç bir duygu olduğunu biliyordum. Gözümü ayaklarından çekip yaşlı, olgun, kararlı yüzüne diktim. Cılız bedeninden dökülen karnı inip kalkıyordu. Ablam ne kadar diriyse annem o kadar ölüydü.” Yanık Maske, dünyadan ve takvimlerden bağımsız, kendi zamanını kendi oluşturan bir köyün meydanına davet ediyor okurunu. Bir maskeyle yaşamak zorunda olan İmam, yüzünü herkesten gizlese de ruhunu sonuna kadar açıyor. Ruhunun cazibesine direnmek faydasız ve imkansız.

Kitabı okuyanlar 40 okur

  • Tuğba Ekici
  • Muhabe kaya
  • Şazimet Şahin
  • Mehmet Batuhan Uçak
  • zy
  • narilya
  • felicityfornow
  • Kübra
  • Sporcu
  • Esra Akyüz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.3 (5)
9
%18.8 (3)
8
%0
7
%43.8 (7)
6
%0
5
%6.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0