Adı:
Yanılsamalar Kitabı
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
306
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750702099
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Book of IIlusions
Çeviri:
İlknur Özdemir
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Karısıyla iki küçük oğlunu bir uçak kazasında yitiren David Zimmer, yaşayan bir ölüye dönüşmüştür, kederini alkole gömerken günlerini kendine acıyarak geçirmeyi sürdürür. Bir gece televizyon izlerken, sessiz film döneminin komedi oyuncularından Hector Mann üzerine bir belgesele rastlayınca hayata bakışı bir anda değişir. Altmış yıl önce ansızın ortadan kaybolan ve o zamandan beri kendisinden haber alınamayan bu gizemli oyuncunun filmlerinin peşine düşen, Avrupa ve Amerika'da dolaşan David, sonunda onun hakkında bir kitap yazar. Kitap yayınlandıktan hemen sonra aldığı ve başka bir dünyadan gelmişe benzeyen ilginç bir mektupla hayatı geri dönülmez biçimde değişecektir. Soluk kesici bir tempoda ilerleyen bu şaşırtıcı roman, okuru gülünçle trajik olanın, gerçekle hayalin, şiddetle yumuşaklığın birbirinin içinde eridiği bir imgeler evreninde dolaştırıyor. Önceki romanlarında olduğu gibi rastlantıların insan yaşamında oynadığı rolün altını çizen, bütün olayların birbirine bağlanıp çözüldüğü "Yanılsamalar Kitabı", Amerika'nın en güçlü ve özgün yazarlarından Paul Auster'ın, içeriği en yoğun, duygusal yanı en zengin romanlarının başında geliyor.
(Arka Kapak)
Yazar okuru aldatmamalı!

Yok olmadı! Şöyle olmalıydı; aldatsa bile, okur bunun farkına varmamalı. Aldandığını fark eden okur küser yazara, bir daha da almaz kaale o yazarı. Zaten elinden başka da bir şey gelmez okurun. Yazar kurar. Gerçeği deforme eder. Gerçekliği bozup, yeniden kurar. Son tahlilde en gerçekçi yalancıdır iyi yazar. Evet, bu oksimoron cuk oturdu; en Gerçekçi Yalancı.

Bırakın ölüleri, hayvanları, eşyaları konuşturmayı, yepyeni, hem de olmayan bir canlı türü yaratabilir yazar. Yazar kendine has öyle bir dünya kurar ki, bildiğimiz hiçbir dünya yasası olmaz o kurmacada. Yani tüm yasaları kendi koyabilir. Buna fizik yasalarını bile ekleyebilirsiniz. Ama çok ince bir nokta vardır burada. Koyduğu yasalarla çelişmez. Çelişirse okuru küstürür. Beğenmez okur. Buna yapacağınız itirazı sakın yazılı yapmayın, inkar edemezsiniz sonra. Yazarın hakikatlisi, mesela bu yarattığı “yeni dünyadaki yeni canlı türünü” öyle bir gerçeklikle verir ki, öyle bir gerçeklik duygusu yaratır ki, öyle bir gerçeklik kurar ki, okur okuduğunun gerçek olduğuna yemin eder. Çünkü yazarın yarattığı gerçekliğe iknadır, yazarın tarafına geçmiştir artık. Avukatı olmuştur onun. Öyle çıkarsamalar yapar ki, yazarına söylese, aklı durur yazarının. Tefsir yapma arzusu sarar içini.

Okur ve kurmaca ilişkisine ise hiç girmeyeceğim. Aynı kurmacayı okuyan her okur, farklı, kendi meşrebiyle anlar. Aynı yazara ait bir kurmaca için rahatlıkla diyebiliriz ki, onu okuyan kadar çoğalmıştır.

Bu düşünceler, Paul Auster’in “Yanılsamalar” kitabını okurken değil de, okumaya ara verip kitabın kahramanı Hector Mann’ı imdb’de ararken geldi aklıma.
Yazar, Hector Mann’ı yaratırken öyle bir gerçeklik duygusu yaratmıştı ki bende, kahraman hakkında daha fazla bilgi edinirim niyetiyle imdb’de aramaya başlamıştım.

Oysa Hector Mann sadece roman kahramanıydı ve imdb'de olmazdı.

Yalnız olmadığımı da, Hector Mann ismini yazıp Google’de aratınca anladım. Zira, tam 430 bin sonuç (0,4 saniye) bulmuştu motor. Ne demek istediğimi anladınız di mi?
Bu kitabı okuyun.
...ormanda bir ağaç devrilirse ve bunu kimse duymazsa ağaç ses çıkarmış olur mu olmaz mı? Hector, o güne kadar epeyce kitap okumuştu, filozofların bütün numaralarını ve argümanlarını biliyordu. biri bir film çekerse ve bu filmi kimse görmezse, o film var mıdır yok mudur? işte yaptığını böyle mazur gösterdi. seyirciye gösterilmeyecek filmler çekecekti. inanılmaz bir nihilizim örneğiydi bu..." (sf: 200-201)
Romanın üzerine kurulu olduğu fikir ise "hiçbir tanık, hiçbir iz kalmazsa tüm yaşananlar yaşanmış mıdır?"

New York üçlemesinden sonra Auster'ın okuduğum ikinci kitabı.
Kurgusuyla insanın başta kafasını karıştıran ancak yavaş ve sindire sindire okuduğunuzda anlayacağınız bir kitap.

Roman içinde mi film izliyoruz yoksa filmin senaryosunu zihinlerimizde mi romanlaştırıyoruz? bunu keşfetmeye çalışırken "yazarın, kitabın kahramanının silueti olduğu" anlayışını bir kez daha benimsiyoruz.

"Yanılsamalar" birçok eleştirmen tarafından Paul Auster’in en iyi romanı olarak kabul edildi.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.348 Oy)19.113 beğeni43.529 okunma3.020 alıntı183.514 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.577 Oy)8.857 beğeni28.801 okunma849 alıntı140.091 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.919 Oy)8.875 beğeni26.405 okunma2.682 alıntı115.161 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.315 Oy)9.279 beğeni25.725 okunma1.838 alıntı119.173 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.494 Oy)7.901 beğeni21.444 okunma4.030 alıntı129.846 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.041 Oy)6.390 beğeni16.876 okunma2.761 alıntı86.317 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.748 Oy)13.459 beğeni34.639 okunma3.415 alıntı146.529 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.676 Oy)5.782 beğeni19.727 okunma845 alıntı101.557 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.594 Oy)9.101 beğeni25.428 okunma1.570 alıntı127.146 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.434 Oy)3.932 beğeni13.013 okunma1.233 alıntı53.187 gösterim
Bir Ay Sarayı etkisi yapmasa da üzerimde Auster yine şaşırtarak, parçaları birleştirerek, en olmadık yerde sizi olabileceğine inandırarak,kaderin cilveleriyle ve hesaplaşmalarla dolu bir hikayenin içine götürüyor bizi. Hikaye içinde film, film içinde hikaye;hikaye içinde hikaye; gerçeğin içinde hayal,hayalin içinde gerçek ve yanılsamalar. Her sey inanılmaz bir şekilde birbirine bağlanıyor ve sizi bu akışa hayran bırakıyor. Hector Mann'in, bu gizemli sinemacının pesine düşmeye değer, filmlerini yok etmek için yapmış olsa da. Yazarın da dediği gibi: Felsefeciler haklıymış. Yaşadığımız hiçbir şey yok olmaz.
Paul Auster'in, David Zimmer adında, eşi ve iki çocuğunu bir uçak kazasından kaybeden bir yazarın ağzından anlattığı bir romanı var karşımızda.

Hepimiz çeşitli acılar yaşar, bir süre hayata küser, sonra kendimize tutunacak bir dal bulur ve hayata yeniden döneriz. İşte roman kahramanı David'in hayata dönüş hikayesi de Sessiz Sinema alanında tam başarıyı yakalayacakken birdenbire ortadan kaybolan Hector Mann'ın kısa filmlerini izlemekle başlıyor. Ailesini kaybettikten sonra bu filmler ile hayata gülümsemeye başladığını fark ediyor ve sessiz ama çok komik olan bu adamın hayatını araştırmaya başlayarak hakkında bir kitap yazıyor.

Böylece kitabın isminde olduğu gibi yanılsamalar yanılsamaları açıyor ve güzel bir eser ortaya çıkıyor. Charlie Chaplin ile tanıdığımız sessiz sinema alanında sessiz kalmış bir kahramanın hayat hikayesi sizin de çok hoşunuza gidecektir diye düşünüyorum. Küçükken sürekli ilgimi çeken Sessiz Sinema kültürü hakkında detaylı bilgilerin de yansıtıldığı bu eseri tavsiye ederim.

Bakalım Hector Mann hakkında hangi bilgilere ulaşıyor ve yaşamıyla ilgili kendini hangi sürprizler bekliyor?

Velhasıl yanılsanız bile yanılmadığınızı anlayacaksınız...

Saygılarımı sunar, keyifli okumalar dilerim...
Anlatmaya nerden başlayacağımı bile bilmiyorum. Öyle bir kitap... Bir sürü karakter var. Bir sürü olay var birbirinden bağımsız. Ama çok üzgünüm sevgili günümüz Türk yazarları, siz bu kitaptaki karakterlerden biri bile olamazsınız. Kafanız karışır, saçmalamaya başlarsınız.

Paul, öyle güzel bir düzende bizi David Zimmer'ın hayatından alıp Hector Mann'ınkine, oradan Alma Grund'un hayatına taşıyor ki; asla "Ne okuyorum lan?" demiyorsunuz. Tüm bu hayatların içinde gezinirken "Benim" diyecek senaristin bile yazamayacağı bir kaç tane de film giriyor araya. Kitap okurken onları da izliyorsunuz bir güzel. Ohhh değmeyin okurun keyfine...

Kesinlikle yorulmadan, sıkılmadan, bunalmadan, nerde kalındığı unutmadan okunabilen bir kitap.

"İnsanın bir tek ve hep aynı yaşamı yoktur.
Peşpeşe eklenen birçok yaşamı vardır
ve çektiği acıların nedeni de budur"
Chateaubriand

Kitap, David Zimmer adında bir öğretim görevlisinin bir uçak kazasında iki küçük oğlu ve karısını kaybetmesiyle başlıyor. Kendisini eve hapsedip, alkole veren David bir gece tesadüfen televizyonda siyah beyaz filmlerin konu edildiği bir belgesele denk gelir ve içlerinden birine güler. Hem de kahkahalarla. Sonra da kendisini böylesi güldürebilen adamı daha yakından tanımak ister. Hector Mann. Tüm filmlerini seyreder, eline geçen tüm bilgileri değerlendirir ve bir kitap yayınlar.
Hector Mann üç film çektikten sonra aniden ortadan kayboluyor. Girdiği gibi hızlıca çıkıyor film sektöründen. Öldü mü kaldı mı bilinmiyor ve tabii bir süre sonra öldüğü düşünülüyor.
1981'den sonra gizemli bir kişi tarafından diğer filmlerin orijinal kopyaları farklı farklı yerlere postalanıyor...
Neyse,
Gerisini siz okuyun :D
Sessiz film döneminin parlayan yıldızı Hector Mann, bir gün ansızın ortadan kaybolur. Bir uçak kazasında eşini ve çocuklarını kaybeden Prof. David Zimmer, çöküşün eşiğinden Hector'un filmiyle kurtulur ve hikaye başlar...
David, karısıyla iki oğlunu uçak kazasında kaybetmiştir. Bunu izleyen süreçte işten izin almış, kendini eve kapatmış ve ailesinin geride bıraktığı eşyalarla alkolün sağladığı bulanıklık arasında yaşamını sürdürmeye devam etmektedir. Çevresindeki herkesi kendinden uzaklaştırmış ve bir daha gülemeyeceğini düşündüğü bir anda televizyonda gördüğü kısa filme gülmeye başlamış ve hayatına bir amaç girmiştir. Bu kısa filmin oyuncusu olan Hector Mann’in diğer filmlerini de görmek için seyahate çıkar. Başlarda bu seyahati anlamlı kılmak için çevresine bir kitap yazacağını söylemiştir. Ancak filmleri gördükçe bu düşüncesini gerçeğe dönüştürmeye karar verir. Elde ettiği bütün kaynaklar Hector Mann’in 60yıl önce ortadan kaybolduğunu ve ölü olduğunu göstermektedir. Ancak kitap yayınlandıktan bir süre sonra David Hector Mann’den bir davet alır. David’i yaşama döndüren ve tüm dünyaca öldü bilinen kişi David’le tanışmak istemektedir. Başta şaka olduğunu düşünse de, karşılaştığı çeşitli durumlar doğrultusunda bu mektubun gerçek olduğunu düşünür ve filmlerin peşinde geçirdiği maceraya yeni bir tanesini eklemeye karar verir.
İç içe geçmiş kurgu ve karakter öğeleriyle, sinematik bir okuma deneyimi sunan başarılı bir eser. Kurgudan ziyade gerçek hayatı okuyor hissi veren ve okumayı hak eden bir kitap.
Bir adamın yeniden varoluş hikayesi... günlük hayatta hiç olmadık anlarda ortaya çıkıp insanın hayatını tümüyle değiştirebilecek yanılsamalar yaşadığımızın kurgusal kanıtı.
Sinema ve edebiyat. İzlerken ya da okurken aslında yalnızca kendi içimize daldığımızın, anlatılan hikayenin sadece bir vasıta olduğunun farkındayızdır belki de. Bu yüzden her biri bizler için birer yüzleşme şekli, kendimizin derinlikerini öğrenme fırsatı sayılamazlar mı?
Auster bir hikaye anlatıyor bize. 1920'lerde başlayan ve 20. yüzyılın sonunda biten uzun, nefeskesici ve olağanüstü bir hikaye bu. Bir insanın - sessiz sinema döneminin önde gelen oyuncularından birinin aniden kayıplara karışmasının ve intihar eşiğine gelen bir profosörün onun varlığı ya da yokluğu sayesinde tekrardan hayata dönmesinin hikayesi. Verdiğimiz her kararın, yöneldiğimiz her bir yolun hayatımızı bir anda nasıl değiştirebileceğini, kaderlerimizin görünmez zincirlerle birbirine bağlı olduğunu tekrar tekrar görürüz hikayede. Nitekim kahramanımızın hayatı, filmleri, yazdıkları, anlattıkları kaç kişinin hayatının çizgisini tamamen değiştirmiş ve biz-okurları bile derinden etkileyecek bir serüven ortaya koymuş.
Auster'dan okuduğum ilk kitap bu. Sade cümlelerle anlatarak dolu içerik sunuyor okura. Fazla hiçbir şey yok, saf hikaye var. Kendimizle yüzleşebileceğimiz bir hikaye.
Kitabı bitirdiğimde hayatımın dayağını yemiş gibi oldum. Paul Auster beni evire çevire dövdü. Kendime gelince ilk iş polise gidip şikayetçi olacağım..
Spoiler vermeden bu kitaba inceleme yapacağımı sanmıyorum.
Karısını ve iki çocuğunu bir uçak kazasında kaybeden, karşılaştırmalı edebiyat hocası David, alkolle ev hapsinde kendisini avutmaya çalışırken izlediği bir TV programında hayatına dahil olan, Hollywood'da yardımcı eleman olarak işe başlamış, figüran olmuş sonra aktörlüğe geçiş yapan, meslek yaşamı erken sona eren, çok fazla bilinmeyen bir komedyenin, Hector'un, kendisini güldürdüğü bir sahnesinden sonra kitabını yazmaya, filmlerini incelemeye, hayatını araştırmaya kendisine hem bir uzun vadede bir amaç hem de kendisini yaşadığı trajediden kurtulma yolu olarak görüyor ve bizi muhteşem bir maceraya sürüklüyor.Dünyanın farklı yerlerine dağıtılmış Hector'un filmlerini izlemek için ta Avrupalara kadar gidiyor.Filmlerini izliyor, notlar tutuyor, karakter analizi yapıyor, detaylı bir araştırmaya giriyor ve bu bölümlerde okura da televizyonu açtırıp Hector'un filmlerini izletmeyi çok başarılı bir şekilde sağlıyor.Filmlerin içinde geçen tiyatrolar, kitaplar, senaryolar iç içe geçen yanılsamaların baş yapıtı adeta; gerçekler kurguların içinde.O bölümleri okumaktan, aslında o filmleri izlemekten büyük bir keyif aldım.Kitabın bir diğer okunmasını gerektiren yanı da Hector'un hayatının tahmin edilemez bir şekilde ilerlemesiydi.Kitabı okuma süresini daha uzun bir süreye yaymak istesem de Alma'nın Hector'un hayatını anlatmaya başladığı bölümden itibaren kitabı elimden bırakmak istemedim.
Bu arada sadece görsel efektlerden ibaret, diyaloglardan, duyulardan yoksun sinema dünyasına da göndermeler yapmış.
Hector'un, Paul Auster'ın yarattığı bu baş kahramanın, kitabı okuduktan sonra filmlerini de izleyebilmeyi çok isterdim.Çünkü gerçekten yaşamış olduğuna inandım.Ama kitapta bahsedilen Hector'un bir filmini ''Martin Frost'un İçsel Yaşamı'' (https://www.imdb.com/title/tt0479074/) buldum ve bu esnada Paul Auster'ın aynı zamanda yönetmen olduğunu da öğrendim.
Kesinlikle okuyun, okuyun, okuyun.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yanılsamalar Kitabı
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
306
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750702099
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Book of IIlusions
Çeviri:
İlknur Özdemir
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Karısıyla iki küçük oğlunu bir uçak kazasında yitiren David Zimmer, yaşayan bir ölüye dönüşmüştür, kederini alkole gömerken günlerini kendine acıyarak geçirmeyi sürdürür. Bir gece televizyon izlerken, sessiz film döneminin komedi oyuncularından Hector Mann üzerine bir belgesele rastlayınca hayata bakışı bir anda değişir. Altmış yıl önce ansızın ortadan kaybolan ve o zamandan beri kendisinden haber alınamayan bu gizemli oyuncunun filmlerinin peşine düşen, Avrupa ve Amerika'da dolaşan David, sonunda onun hakkında bir kitap yazar. Kitap yayınlandıktan hemen sonra aldığı ve başka bir dünyadan gelmişe benzeyen ilginç bir mektupla hayatı geri dönülmez biçimde değişecektir. Soluk kesici bir tempoda ilerleyen bu şaşırtıcı roman, okuru gülünçle trajik olanın, gerçekle hayalin, şiddetle yumuşaklığın birbirinin içinde eridiği bir imgeler evreninde dolaştırıyor. Önceki romanlarında olduğu gibi rastlantıların insan yaşamında oynadığı rolün altını çizen, bütün olayların birbirine bağlanıp çözüldüğü "Yanılsamalar Kitabı", Amerika'nın en güçlü ve özgün yazarlarından Paul Auster'ın, içeriği en yoğun, duygusal yanı en zengin romanlarının başında geliyor.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 223 okur

  • Eddie Breeg
  • Bahar Karakaş
  • who is joseph
  • mehmet
  • Özge Tuna
  • Halikarnas Tavukçusu
  • cuyiruh
  • Ö...
  • Wicapi Wakan
  • ESMA UYAR

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.1
14-17 Yaş
%1
18-24 Yaş
%11.2
25-34 Yaş
%24.5
35-44 Yaş
%44.9
45-54 Yaş
%11.2
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%60.7
Erkek
%39.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.9 (12)
9
%38.8 (26)
8
%25.4 (17)
7
%9 (6)
6
%4.5 (3)
5
%1.5 (1)
4
%0
3
%0
2
%1.5 (1)
1
%1.5 (1)