Yaprak Fırtınası

7,4/10  (85 Oy) · 
248 okunma  · 
74 beğeni  · 
2.906 gösterim
"1982 Nobel Edebiyat Ödülü'nü 'Gabriel Garcia Marquez'e veren İsveç bilimler Akademisi, bu ödülün gerekçesinin şöyle açıklıyordu: 'Gerçekle gerçeküstünü, bir anakaranın yaşamını ve çelişkilerini zengin bir hayal dünyasında birleştiren roman ve çelişkilerinden dolayı bu ödül Gabriel Garcia Marquez'e verilmiştir.'"
(Arka Kapak
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2014
  • Sayfa Sayısı:
    152
  • ISBN:
    9789750721915
  • Orijinal Adı:
    La Hojarasca
  • Çeviri:
    İnci Kut
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Şimal 
 03 Ara 2017 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

.....DOKTOR CİVANIM VE GABO DAYI....

Efendim merhabalar... kitabı yeni bitirme ve bu yılın hedefi olan 100 kitabı da okumuş olmanın huzuruyla bir incelemeyle daha karşınızdayım..

Öncelikle belirteyim ki Marquez den okuduğum bu ikinci kitap.. en meşhur olanı "yüz yıllık yalnızlık" ı okumadım fakat bu iki kitap ile az çok tarzı ve kendi hakkında çok şey öğrendim diyebilirim..

Yaprak fırtınası onun ilk yazdığı kitap. . Vee çook sonraları yazdığı Kırmızı Pazartesi nin ayak seslerini tee bu kitaptan duymak mümkün. .zaten bir röportajında kendisi de demiş aynı sözler olmasa da "kırmızı pazartesi" tam da şimdiye kadar yapmak istediğim içime sinen şeydi tarzı bir konuşmayla...

Her zaman savunduğum bi şeyi şu anda okumakta olduğum Ben bir Ağacım kitabının ön sözünde Orhan Pamuk şöyle dile getirmiş
" romancılık, insanın kendi hayatından başka birinin hayatı gibi, başkalarının hayatından da kendi hayatıymış gibi söz edebilme hüneridir. "
Bu çok mühim sözlerle birlikte çocukluğun ve o dönemde geçen hadiselerin kişinin hafızasında tabiri caizse başköşede olduğunu söyleyip kişinin hayatı çevresi ve yazdıklarına dair mühim ipuçları verdiğini çok nazik bir dille anlatır.

Bu demektir ki.. ayinesi iştir kişinin lafına bakılmaz değil lafına da bakılır efenim :) çünkü küpte ne varsa dışarı o sızar, taşar, köpürür.. bu yüzden her yazarla barışık olamıyorum ben kendi adıma.. çünkü bir nevi o kişiyle arkadaşlık ediyorsunuz en ince düşünce ve hislerini okuyarak.. başkasının hayatı gibi anlattığı şeylerin içinde kendini görebiliyorsunuz çünkü bazı şeyleri anlatmak için o şeyi yaşamak gerektiği gibi birşey var.. yani anca o şeyi yaşasa o kadar anlatabilirdi dediğimiz türden şeyler. . Anladınız siz onu diyorum :) Şimdi bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyim tarzı atalarımızın hep de haklı çıktığı bissürü laf etmeyim :) kallavi atalarımız var nitekim er geç de haklı çıkarlar :)) o yüzden kitap da seçilir yazar da efendim!!! ve her kitabı okuyayım diye birşey de yoktur aslında...

ve kitaba geri dönüyorum :)

Bu minvalde Gabriel Marquez nam ı diğer Gabo dayı.. bi kaç incelemede okuyunca hoşuma gitti bu tabir bu arada o yüzden öyle hitabı samimi buldum :) tam da bizden biri gibi Marquez.. kasaba ve ordaki yaşamla barışık biri ki.. sanırım, sanırsam (yanılıyorsam uyarın ) her kitabında bi kasaba, ordaki cahil- bildiğimiz halk, bi rahip, bi belediye başkanı, bir cenaze, o cenazeye diş bileyen kişiler, evlenen bi kız, mektup ve bi ev vardır ve o evde yaşayan ana karakterler. .hizmetçi vs..
Burda da bi doktor var sayın okuyucular.. o ana karakter evine gelip orda üç beş yıl kalan ve sonra evin hizmetçisini kapatma yaparak o üç beş yılın sonunda başka bi eve ayrılan ve sonunda kendini asarak öldüren bi doktor .. spoi demeyin sakın çünkü bu yine kitap başlarken bildiğiniz bir konu oluyor.. tıpkı kırmızı pazartesi deki gibi ne menemen bi doktormuş bu be ya bu kasaba halkı buna diş bilemiş diyorsunuz.. taa ki kitabın sonuna kadar. . Başkalarının gözünden dinliyorsunuz hep ve tiksiniyorsunuz adeta bu doktor bozuntusundan...teee ki sonuna kadar..
katil yine bahçıvan çıktı dedirtecek kadar ters köşe oluyorsunuz.. bahçıvan filan yok tabi kitapta lafın gelişi dedim hani insanları tanımanız adına..

Daha da anlatmayım çünkü okuyun efendim. .okunası bir kitap. .. Gabo dayı yine inceden dokunmuş kalp ve merhamet tellerine. . Önce bunu okuyun ve ardından Kırmızı Pazartesi ni...beni anlayacaksınız. .
Haaa bir de İtirazım var filminde imamın ölü yıkadığı bir sahne vardı..onu da izleyin efendim. . İmam Selman Bulut ile bu kitaptaki Albay ın aslında aynı insani duyguları taşıdığını ve en nihayetinde ölmüş birine yapılabilecek son insani vazifedeki nüansı anlamak için. . Ibret için belki de... değil mi..
İyi okumalar diliyorum. .kalın sağlıcakla. ..