Yaralarım Aşktandır

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.704
Gösterim
Adı:
Yaralarım Aşktandır
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944330145
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Totem Yayınları
Baskılar:
Yaralarım Aşktandır
Yaralarım Aşktandır
sen ışıklarınla gelirdin sokağımıza
sen ışıklarınla gelirdin
çocuklar gidince
ve akasya başakları uyuyunca
ve ben aynada yalnız kalınca
sen ışıklarınla gelirdin...
...
sen yanaklarını yaslardın
memelerimin acısına
ve ben
söylemeye başka bir şey bulamadığımda
sen yanaklarını yaslardın
memelerimin acısına
ve dinlerdin
ağlayarak akan kanımı
ve ağlayarak ölen aşkımı
sen dinlerdin
görmezdin beni ancak.
(Tanıtım Bülteninden)
Bu kitap özlem ’le birlikte okuduğumuz ilk kitap olup bizim için çok değerli ve özel olmuştur. Furuğ ile ortak yaşadığımız şeyler ve Furuğ’un eşsiz gücü yüreklerimizi birbirimize ılık yaz esintileriyle daha çok yakınlaştırmış, Furuğ’un şiirleri gökkuşaklı yağmurlarla gözlerimizden süzülmüştür..

Bir kadın yazar seçmemi istemişti ama hangi kitabını okuyacağımıza kendi karar vermişti:) Hediye ettiği onca şeyle beraber gelen o kutuda ilk baktığım şey Furuğ’un hangi kitabını seçtiğiydi… Gerisi yağmurlu baya anlatmayayım :)
https://hizliresim.com/BzzagV

Kitabı bana hediye edişinden, okurken eşlik edişinden ve daha ekleyemeyeceğim kadar çok sebepten ötürü Yıldızıma teşekkür ederim:) Varlığın en güzel hediyem...


Yaralarım Aşktandır sadece bir şiir kitabı değil, Furuğ’un biyografisini barındıran, şiirini ince ince inceleyen enfes bir kitap…
Bu kitapla Furuğ’un ne kadar güçlü bir kadın olduğunu, ona ne derlerse desinler yaptığı işten vazgeçmeyişini, tutkusunu görüyorsunuz...Ta yüreğinizde hissediyorsunuz..

‘Ürkmüş’ şiirinde dediği gibi:

“dinlediklerinde şiirlerimi yüzüme
hoş kokulu bir çiçek gibi açan
fakat yalnız olduklarında beni
fahişe bir deli diye adlandıran”

Aslında buradaki kısa bir özet sayılır Furuğ’un şiir hayatından. Furuğ’a şiirlerini beğendiklerini söyleyip yayımlayanlar, onun ardından adını çıkarıp magazinsel olarak bunu kullananlar doluydu çevresinde. Ama onu yıldırmadı tüm bunlar.
Kocası, çocuğu bir yaşına bile gelmeden ya şiiri bırakırsın ya da oğlunu bir daha göremezsin dedi. O boşandı ve oğlunu görememek pahasına devam etti … Oğlunu da göremedi bir daha…Oğlu Kami’ye gelecek umutlarıyla şiirler yazdı:

“bu son ninnimdir yavrucağım
senin beşiğinin yanında salınır
belki bir gün bu yaban çığlığım
gençliğinin göklerinde yankılanır”
(Senin İçin Bir Şiir)

“seni istiyorum ve biliyorum
asla koynuma alamayacağım
sen o aydın ve pırıl pırıl gökyüzüsün
ben bu kafeste bir tutsağım”
(Tutsak)

Yaraları aşktandı ışıktan kadının… Ama hiçbir yarasını saklamadı şiirinden. Açıkca aktı mürekkebiyle, utanmadı, sıkılmadı, insani, kadınsal tüm duygusunu hissini, şehvetini döktü kağıtlara…
İyi ki de döktü. Yoksa bu yola ışık olamayacak, yola çıkanlara öncü olamayacaktı.

“ben çıplağım, çıplağım, çıplak
sevgi sözcükleri arasındaki duraksamalar gibi çıplak

ve tüm yaralarım benim aşktandır
aşktan, aşktan, aşktan”

Ölümüyle ilgili Esther. Sema ‘ın şu iletisini de ekliyorum. Mutlaka okuyun… (bkz: Furuğ Ferruhzad Kazası ve Ölümü)

İncelemenin şiirli kısmını bu parçayla dinlemenizi tavsiye ediyorum..
https://soundcloud.com/...o-1/sad-piano-violin

Bizleri soğuk mevsimin başlangıcına inandıran Furuğ’a ve soğuk mevsimlerde bile bana ağustos mevsimini yaşatan Özlem’e…
İnci Küpeli Kız’dan…

“Yüreğinde birikmiş yangılı kelimeler
Sızım sızım sızlatır içini, dile gelmez
Tene vuran dolu taneleri gibi

Kanatmış ruhunu hak etmediği ithamlar
Buydu insanlar: acımasız ve çirkin
Senin devrim gibi duruşunu
Yıkmaya çabaladılar

Sen ki dile getirdiğin için tutkunu
Çekinmeden döktüğün için arzunun nehrini
Ne adi bir fahişe
Ne aşağılık bir kadın oldun
“onların dilinde”

Onların dilleri de yalandı,
Duyguları da,
Yüzleri de.

Gerçek olan senin o içten şiirindi
Ölümünün üzerinden yarım asır geçmişse
Hala büyüyorsa bahçeye diktiğin eller
Bu rayihalı şiirinden
Bu yüreğinde büyüttüğün kökleri toprakla kaynaşmış
tutku ağacından

Sen, dediğin gibi
Ölümünün ardından hiçbir iz bırakmadan
giden insanlar gibi olmadın
Farklı olmak istedin/oldun…
Şiirinle pencereler açtın yüreklerde
Açılan pencerelerden gökyüzü yağdı
Sicim gibi…

Adın gibi, anlamı gibi ışık oldun
Kararmış, bastırılmış, yaralı gözlere.
Yılmadın, karanlığı delip geçtin
büyük çaresizliklerin.
Ve Furuğ’u oldun
Şiirin…

Sen inandırdın herkesi
Soğuk mevsimin başlangıcına
Ve o soğuk mevsimde
Ellerini bıraktın şiirlerinin
Yaralı üşümüş bir halde…
Kitapta ne bulabilirsiniz;

*Furuğ hakkında biyografi,
*İran'ın mevcut durumu,
*Furuğ'un babasına ve sevdiği adama yazdığı mektuplar (babasına yazdığı iki gönderilmemiş mektup)
*Furuğ'un şiirleri tabii.

1. Biyografi, tam olarak içerik teşkil etmese de mevcut sistem hakkında, Furuğ hakkında doyurucu bilgi ediniyorsunuz.
Şairenin dikkat çekici şiirlerinin tek tek analizi ile de karşılaşıyorsunuz.
Furuğ hangi şiirini hangi buhran anında yazmış, ne düşünmüş, neyi anlatmak istemiş, neyi anlamışlar, ne önlemler almışlar vs.

2. Eleştri- eleştri yönünden zengin yerlere rastladım. İran sisteminden tutun da ataerkil bir topluma kadar uzanıyor.

3. Mektuplar- daha çok iki mektup dikkati çekmekte. Furuğ'un kocasından ayrıldıktan sonra babasına yazdığı ama bir türlü gönderemediği mektuplar okurken hem sorguluyor hem de insanın içini burkuyor.

4. Ve tabii ki şiirler. En çok yer verilen şiirler en dikkat çeken, eleştirilen şiirler olmuş. Bu şiirler hakkında önceden kısacık inceleme, analizler edinip sonra sonda şiirleri okuyorsunuz.

*Furuğ'u merak edenler, şiirlerini okumak isteyenler, şiirlerine daha başka açıdan bakmak isteyenler buyursun okusun :)
Şiir sevdiğim, herkes tarafından kabul edilen bir şeydir. Hatta üniversitede arkadaşlar hadi bir şiir patlat derdi. Sevinirdim, çocuk gibi.. Hâlâ ne zaman birisi şiir oku dinlesek dese yine aynı heyecan ile sayfaları çeviririm. Şiirler benim için nefes alma alanıdır. Şiirler ki bizzat nefestir bana..

Birçok şairin şiir kitabını okudum. Tabi ki hepsini tam anlamı ile kendime yakın bulmadım ama güzelliklerini de inkar etmedim.

Füruğ, aklımda çoktandır vardı. Okumayı çok istedim ama okurken sıkıldım açıkçası. Şiirler kötü mü? Haşaaa! Kimse kimsenin yazdığına kötü diyemez. Kimin haddine! Velhasıl ben Füruğ Hanımı kendime yakın bulamadım. Şiir tadından çok biraz daha düyazı tadı aldım. Ama bana hiçbir şey katmadı da diyemem.

Okuyup okumamak size kalmış.. Keyifli okumalar..
Furuğ Ferruhzad, namı değer, Kırık Kanatlarıyla Uçmaya Çalışan Güvercin...
Bazı insanlar ölmez ışte, yıllar sonrasında bile hala yaşarlar. Kelimeleri, cümleleri, şiirleri kalbimizi okşar ve taze tutar kendini.
Sevgiyle, Furuğ...
Bir acı gülümseme müsebbibidir..
Soğuk mevsimlere inanmanın başlangıcıdır..
hüzünden ve sevinçten anlar..
Hayal kırıklığının sesi, sesidir..
Biten aşkların gittiği yerlere kuşlar salmıştır..
Sonra sanrılar kuşanmış, furuğa kapanmaz yaralar ısmarlamıştır..
Furug Ferruhzad -Yaralarim Aşktandır-
gerçekten çok güzel bir kitap Furug'un şiirlerini çok iyi analiz etmisler. Erk fars edebiyatında kadının da yer edinişinin ataerkilliğe başkaldırının simgesi olmuştur, Furuğ. Onu fahişe olarak tanımlayanlar onu cadı olarak tanımlayıp yakmak isteyenler bedenen yok etseler bile Furug şiirleriyle şiirlerindeki isyanı ile ölümsüzleşmiştir. Gelenekçilikle modernizmin çatışmasında yeşermiş bir tohumdur Furug ve akıllardan hiç silinmeyecek dizeler yaratmıştır.
Başından sonuna kadar okuduğum tek şiir kitabı. Bir İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi olarak, gerek kendi ilgim gerekse derslerim gereği tabiri caizse hayvan gibi okumak durumunda kalıyorum. Edebiyatın birçok ürününe tutkum olsa da, itiraf etmeliyim ki şiiri anlayamam, pek de sevmem. Füruğ’a kadar...

Batının usta şairlerinin eserlerini, profesörlerimizin bire bir analizleri ile okuyor ve inceliyoruz ancak şimdiye kadar William Blake’ten başka bir şair derinden etkileyememişti beni, ta ki Füruğ ile tanışana kadar.

Atılgan’ın “Aylak Adam” eserinde duymuştum ilk defa ismini. Kitapta “C.”, bir karakter için “demek Füruğ’u biliyor,” gibi bir cümle kuruyordu. Ben de çok sevdiğim, o yaşlardayken delicesine özendiğim C’yi etkileyebilmek için “Kimmiş ulan bu Füruğ, göreceksin bak ben de bileceğim onu!” diye bir kitap kahramanı ile atışmaya başladım.

Araştırdım, şair olduğunu öğrendim. Eğer C’yi etkilemek için olmasaydı o anda vazgeçebilirdim Füruğ’dan. Neyse ki, kendimi zorladım ve İran kültürüne de merakım olduğundan civardaki kitabevlerini dolaşıp usta şairin bu eserini buldum.

Baştan sona, yazdığı her şeyi sevmek şöyle dursun, artık şiiri de sevdiğimi fark ettim. Özellike hayatını araştırdıkça, tavrını ve algısını öğrendikçe, yani sözlerinin anlamı derinleştikçe defalarca okudum yazdığı her satırı.

Füruğ’un isyankarlığı, bildiğini okuması, tutkulu ve sürekli öğrenen bir yapıya sahip olması, baskıcı bir rejime, kapalı kutu bir topluma sözcüklerinin açıklığıyla, çıplaklığıyla baş kaldırışı beni çok fena sarstı. Trajik ölümünden bağımsız olarak, sonsuz saygımı kazanmıştı çoktan.

Füruğ, büyük bir şair, büyük bir kadın, bir sembol, büyük bir asi.
"arsızlıkla damgalanan
boş kinayelere gülen bendim
kendi varlığıının sesi olayım
istedim yazık ki "kadın"dım "
 Evet bir kadındı hemde yozlaşmanın yüz tuttuğu bir zamanda bir kadındı. Konuşması yasaktı kadının o konuştu, yazması yasaktı yazdı, sevmesi yasaktı kadının o sevdi hemde fazlasıyla. Yasaklar kondukça daha da dolu dolu yaşadı ve haykırdı hayatı. Kadınların sesi olmaya çalıştı. İşte bunun yansımaları bu kitap.

"acaba bu ülkede hala
kendi yok olmuş yüzleriyle tanışmaktan
korkmayan
kimseler var mı?" Bu ülke yani; İran yavaş yavaş  zannımca sahte olan bir İslam devrimine doğru yol almakta. Ülke giderek yozlaşmakta ve bunun etkisiyle gördüklerini eleştirerek, hicvederek şiirlerini yansıtıyor bir yönüyle şairimiz.

Şiirleri küçük parçalar halinde değil bir bütün halinde çok daha anlamlı ve okuması zevkli bir hal alıyor. Çeviri bir eser olduğundan bazı cümle ve kelimelerin tam karşılığı yazılamamış olduğunu ve bundan dolayı şiirin ahenginin biraz bozulduğunu düşünüyorum. Ancak ne kadar çeviri de  olsa anlatımı ve cümlelerin ahenk ve gücü, güzelliği yine de çok iyi derecede.
güçlü bir kadın, çeşitli sanat dallarından yeteneği olan. her zaman şair kalmış bir kadın. ve birbirinden güçlü şiirler. ve isyan, umut, karamsarlık, ve daha bir çok şey
İran yazın tarihinde aykırılığıyla kadının sesi olan Ferruhzad'ın, içinde barındırdığı acıya vurgu yapan şiirlerinin bulunduğu eserdir. Otuz iki gibi çok genç ve en verimli zamanında hayata veda eden Füruğ'un hayatına dair izler bulabileceğiniz eseri okuyun, okutturun.

Ve bu dünya yılan yuvasına benzerdir
ve bu dünya
öyle insanların adım sesleriyle doludur ki
seni öpüyorken
kafalarında seni asacakları urganı örüyorlar, selam ey masum gece!
Yazdıkları şiir ise, Mehmet Akif, Necip Fazıl, Özdemir Asaf, Atsız, Atilla İlhan vb...….. yazdıkları ne diye merak ettim. Benim için tamamen zaman kaybı olarak gördüğüm bir kitap oldu.
‘Yaralarım aşktandır’ demiş Furuğ Ferruhzad, ne güzel söylemiş.

Yalnızlık boyutlarındaki bir odada
Aşk boyutlarındaki yüreğim
Kendi mutluluğunun sade bahanelerini seyreder

Benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenlerden inmektir
ve ulaşmaktır bir şeylere çürüyüşte ve gurbette
Benim payıma düşen anılar bahçesinde hüzünlü bir gezintidir
ve “ellerini seviyorum” diyen sesin hüznünde ölmektir

Ve tüm yaralarım benim aşktandır
Aşktan, aşktan, aşktan.”
"Çünkü şu sıralar çok acı ve zor günler geçirmekteyim ve mezarında yatan biri gibi yalnızım, bir sürü acı ve azap veren düşünce ve bir sürü hiç bitmeyecek olan hüzünle. "
"Mutluluk benim için ... güzel elbise iyi yaşam ve iyi yemek değil. Ben, ruhum memnun olduğu zaman mutluluk duyuyorum ve şiir benim ruhumu memnun ediyor. Şayet, insanların elde etmek için çırpındıkları o güzellikleri bana verseler ve karşılığında şiir söyleme yeteneğini benden alsalar, intihar ederim. "
".. insan ne kadar daha az umarsa yaşamında bir o kadar daha rahattır. Şimdi, ben kendimi yaşamdan pek bir şey ummamaya alıştırmaktayım."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yaralarım Aşktandır
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944330145
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Totem Yayınları
Baskılar:
Yaralarım Aşktandır
Yaralarım Aşktandır
sen ışıklarınla gelirdin sokağımıza
sen ışıklarınla gelirdin
çocuklar gidince
ve akasya başakları uyuyunca
ve ben aynada yalnız kalınca
sen ışıklarınla gelirdin...
...
sen yanaklarını yaslardın
memelerimin acısına
ve ben
söylemeye başka bir şey bulamadığımda
sen yanaklarını yaslardın
memelerimin acısına
ve dinlerdin
ağlayarak akan kanımı
ve ağlayarak ölen aşkımı
sen dinlerdin
görmezdin beni ancak.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 164 okur

  • Hatice Halidenur
  • 07mbaln
  • Şeyma Uysal
  • Hakan
  • Milena'nın Kafka'sı
  • Boraban
  • yıldırım kerem çambel
  • Yasemin Işık
  • Nurten kadaş
  • Orhan Soran

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%9.4
14-17 Yaş
%1.6
18-24 Yaş
%14.1
25-34 Yaş
%42.2
35-44 Yaş
%21.9
45-54 Yaş
%3.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%7.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%67.9
Erkek
%32.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%34.6 (18)
9
%25 (13)
8
%17.3 (9)
7
%17.3 (9)
6
%0
5
%0
4
%1.9 (1)
3
%1.9 (1)
2
%0
1
%0