Yaralı Zaman

·
Okunma
·
Beğeni
·
1328
Gösterim
Adı:
Yaralı Zaman
Baskı tarihi:
13 Nisan 2016
Sayfa sayısı:
86
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755705118
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayınları
Baskılar:
Yaralı Zaman
Yaralı Zaman
Yaralı Zaman
Ferit Edgü, ilk kez 1977’de yayınlanan O *Hakkâri’de Bir Mevsim+ adlı romanında, Türkiye’nin Doğu’suna, sarp dağlarına, umarsız insanlarına bir ağıt yakmıştı. Melih Cevdet Anday’ın “gerçeğin inanılmaz bir düşe dönüştüğü, şaşırtıcı bir öykü” diye nitelediği O’dan tam otuz yıl sonra, Edgü Yaralı Zaman’la yeniden Doğu’ya dönüyor. Bu kez, hiç de düşsel olmayan Hakkâri’de bir yolculuğa çıkıyor.
88 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Bir doğu yolculuğundan notlar...
Notlardan çok daha fazlasını barındıran, kelimelerle dahi anlatılamayan ama mevcut kelimelerle kağıda dökülmüş bir anlatı eseri. Hakkari'de Bir Mevsim' den tam otuz yıl sonra tekrar doğuya dönen Ferit Edgü'nün etkileyici kitabı size uzunca bir süredir dağlarda, yokluk içinde kasvetin göbeğinde hissettiriyor.

Dağların bir gizemi var. Sizi arkasında ne olduğunu merak ettiğiniz bir bilinmeze çeken garip bir gizem. Çocukluğumdan beri beni garip şekilde çekmiştir bu taş yığınları. Acaba ötesinde neler var, uzun uzun arabayla yolculuk yapsak o dağlara ulaşabilir miyiz diye düşünüp kurmuşumdur kafamda. Dağların mavi, mor silüeti bana hep el sallamıştır... Ancak benim gördüğüm dağlarla bu kitapta anlatılan dağ çok başka.
Bu dağlarda silah seslerinden, korkudan kaçan ancak tam da göbeğinde olan ve aslında kaçtıkları şeylerden hiç de kurtulamayan insanlar var. Ve "İnsan hayatında bir kere kaçar, biz artık kaçmayı bıraktık." diyen insanlar...

Karakış, kurtlar, çakallar, açlık... Ne doğum kayıt altında ne ölüm. Ölen hiç doğmamış gibi gömülüyor bu dağlara... Orada mezarlık yok eline alıp vurduğun zaman kazmayı toprağa görürsün her yer mezarlık... Çocuklar doğar doğmaz büyümüş sanki. Şımarıklıkları anne karnından çıkar çıkmaz son buluyor bu taşlıkta. Doğar doğmaz kocaman birer kadın/erkek oluyorlar.

İliklere kadar kendini hissettirecek bir kitap bu. Ferit Edgü az sözcükle o kadar şey anlatıyor ki bunu başarmak her kişinin hakkı değil. Okurken buruyor içinizi, sizi o soğuklara, oranın deyişiyle; kanlıkışa, soğuğa, sefalete götürüyor elinizden tutup. Ferit Edgü elinizden tutsa da orada kimsesiz ve yalnız kalıyorsunuz, bir başınıza. Sığınabileceğiniz ve bir sığınak ve bir ağaç kalıyor. "Çünkü bu dağların ağaçları şu koskoca kayalardır"

Kitapla ve sevgiyle kalın...
88 syf.
·4 günde·9/10
Ben Hakkâri'de Bir Mevsim'i okuyunca Doğu görevi yapmış kadar oldum demiştim. Hiçbir yapaylığı yoktu, az çok duyduklarımdan bildiğim bir o zamanların Hakkârisi çok gerçek gelmişti. Gerçek, soğuk ve kasvetli. Yaralı Zaman ise daha farklı bir hikaye. Yazında minimalizmi yansıtan bir hikaye. Az sözle çok şey anlatmak. Ve yine bazı bazı anlatıyı şiirin duvarına yaslamış. Bence en çok bu sebepten daha kolay okunuyor. Bu nasıl roman ya da hikaye diyebileceğiniz bir şekilde yazıyor Ferit Edgü. Okurken benim hissettiğim ise, herkes uyuduktan sonra düşen o ses tonları ve yavaşlık olur ya konuşmada. Sanki öyle anlatıyor, geceyi çatlatmayacak naiflikte. Usul usul ama bir ürpertiyle. Hafif bir serinlik hissiyle.
Bu kitabımızın konusu alenen belirtilmese de Halepçe Katliamı. Daha sonraları bir söyleşide kendisi de söylüyor. "Halepçe'yi İstanbul'da bir yara gibi yaşadım." diyor. Hikayedeki gibi gazeteci olarak gitmek istiyor aslında ama onun yerine başkasını gönderiyorlar, o da gitmeden gitmiş gibi anlatıyor. Ne de olsa düşler de gerçektir. Ne de olsa düş gücüyle yolculuklara çıkılabilir.
Kitaplarını okumanın kolay olduğundan bahsetmiştim şeklinden ötürü, dili de yormaz. Sade bir dille, aslında fazla da edebiyat yapmadan anlatır. Daha doğrusu yer yer edebiyat yapmaktan ziyade hikayenin bütünü öyledir. Bir bakmışsınız bütünüyle bir düştesiniz. Ferit Edgü resim sanatıyla da ilgili olup öğrenimini de Paris'te tamamlayan biri, Paris sanat ve kültür açısından entelektüel olma yolunda çok şey katmasına rağmen Doğu'yu daha gerçekçi bulmuş. İnsan kendisini daha iyi buluyor orada. Başka hiçbir şey yok çünkü. Dağlar var. Konuşsan sesin çarpıp sana dönecek yine. Sen yine kendin kendinle konuşacaksın. O zaman aynı zamanda insanın kendi içine yolculuk diyebilir miyiz? Bence deriz.
88 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Doğu'yu birebir anlatan tasvirlerin gerçekliği suratınıza her sayfada, birer sille gibi çarpıyor.
Dağlar...
Her yerde dağ var, çaresiz dağlar, dağ, dağ dağ..
88 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
3 gunde bitirdim.
Nasıl okudum, nasıl bitirdim? Ne anladim? Bir fikrim yok.
Bu insanlar nerden geliyor, nereye gidiyor, ya da nerede yasıyor.
Savas, ne savası, insanlar, hayvanlar, kadinlar ve cocuklar niye ölüyorr? Kim neden öldürüyor?.
Kafam karışık ve çok ağrıyor.
88 syf.
·8/10
Kitabi okurken isyan etmemek mumkun degil... Hep mi yaralı olur bi zaman, hic mi birsey degismez?? Malesef bu cografyada hep ama hep yaralı zaman...
98 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Herkese merhaba. Aslında 4 gün önce Hakan Günday'ın bir kitabına başlamıştım. Ama dün arkadaşımla kitapçıya gitmiştik. Bu kitaba rastladım ve okumam gerektiğini düşündüm. Ve bugün başlayıp bir solukta bitirdim. Ferit Edgü'nün üslubunu az çok bildiğimden (ve sevdiğimden) beni az çok neyin beklediğini biliyordum. Arka kapaktan yazarın bu kitabı Hakkari'de Bir Mevsim kitabından tam otuz yıl sonra (1977-2007) yazdığını ve yazarın tekrar bir Doğu yolcuğunda bu kitabı yazdığını öğrendim. Anı-Roman tarzında bir kitaptı. İlk öndeyide adamın sevgilisine dile getirmesi ve 30 yıl sonra neden tekrar gitmek istediğini anlatıyor. Bir şeylerin değişip değişmediğini, dağları, oradaki insanları özlediğini söylüyor. Ve böylelikle kitap başlıyor. Minimal ve şiirsel bir anlatımla parça parça, hikaye hikaye işliyor. Dillerini anlamadığından oradaki insanların bir de rehber buluyor kendine, Vahap adında. Dağın diğer yakasındaki insanların göç yolculuklarında yanlarında oluyor. Fotoğraflayıp defterine geçiyor onların söylediklerini. Hislerine, öfkelerine, yaşayışlarına kulak veriyor. İnsanları ilmek ilmek işliyor defterine. İlerledikçe anlıyorsunuz ki sorumlu hissettiği için bu yolcuğa çıkmış. Tıpkı diğer kitaplarında da hissettirdiği gibi aslında bizim de sorumlu hissetmemiz, görmemiz gerektiğini hissettiriyor. Ölümlerin normal olmasından, kadınlardan, çocuklardan, kandan bahsediyor. Çocukların hiç değilse tok ölmeleri gerektiğini söylediğinde şartların insanları nasıl değiştirdiğini anlıyorsunuz. Ölümü kabullenişini görüyorsunuz. Zap suyundan, kardan,dillerinden bahsediyor. Yağmur mevsimi, korku mevsimi, öldürme mevsimi,ölüm mevsimi, göç mevsimi gibi mevsimlerin olduğundan bahsediyor. Mevlana'dan söz açılıyor. Diyor ki Mevlana: ''Sen bir ceylan avladın.
Ulu mevlam bir ceylanla avlar seni''
Kısacası dağlardan, göçten, kış mevsiminden, dahası ''insanlardan'' bahsediyor. Düşlerden değil olandan, gerçekten bahsediyor.

Ne zaman Ferit Edgü'yle kesişse yolum bir farklı oluyor içim. Yüreğime değiyor onun sözcükleri. Umarım bir gün tanışabilirim kendisiyle...
88 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Yaralı Zaman Gerçek dediğimiz şey, yaşayan coğrafyayla öyle bütünleşerek anlatılıyor ki. Tabiat, börtü böcek, nehirler gerçeğe tanıklık ediyor. Acıyı yani gerçeği yağan yağmurda, yağan karda, akan nehirde görüyorsunuz... hissediyorsunuz tüm yaşananları.... Hüznü, kederi, sevinci... Bu kez anlatı bir düş olmaktan çıkıyor. Öyle büyüyor ki ,bir yaşlı rindın odanın ortasına bıraktığı çuvalla sözcüklerin toplamı: hakikat Kitabın beni en çok etkileyen cümlelerinden biride şuydu: ''Portakal uzatır dere kenarında çamaşır yıkayan kadınlara. Hediyedir sözcüğü dökülüverir dudaklarından.Kadınlar aldıkları portakalları koyunlarından içeri koyarlar. Anaçlığın, anneliğin ağır bastığı o duygu. ''çocuklarımız için'' Görülmeyen, bilinmeyen, tadını o güne kadar tadılmayan bir meyvenin koyunlarında saklanışı ve çocuğun ana için kutsallığı...
88 syf.
·Puan vermedi
Ferit Edgü'den ne okusam büyülüyor.Hep karanlık olarak gördüğüm Doğu'yu Ferit Edgü loş ışıklarla aydınlatıyor.
Kitabın içinde yer yer Kürtçe cümleler var eğer Kürtçe bilmiyorsanız kitabın arkasında Türkçeleri var bakmanızı salık veririm.
Ferit Edgü yargılamıyor izliyor öylece. Basit, sade. Belki de hasret olduğumuz şey budur baait olma kaygısı olmadan anlatmak.
88 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Edgü, bu kez yönünü Doğu'ya çevirmiş. Eser "Bir Doğu Yolculuğundan Notlar" adıyla da biliniyor. Hakkari'de Bir Mevsim romanından 30 yıl sonra tekrar Doğu'ya gidiyor ve orada gördüklerini fotoğraf çeker gibi yazdığı kısa, yoğun ve şiirsel bir dille okurlarına iletiyor.
.
Eserin içinde sorgulananlar arasında "sınır, ölüm, zaman, dağlar, ağaçsızlık, korku, gitmek, sürgün, soğuk, sefalet" gibi kavramlar var.
Bari ölmeden çocuklara yiyecek bir şeyler verseydiniz, dedim.
Niçin, dedi.
Hiç değilse tok ölsünler, dedim.
Ferit Edgü
Sayfa 35 - Can Yayınları
ma tu nizanî ku darên van çiyayan zinar in.. *

bilmez misin ki bu dağların ağaçları kayalardır.*
Çocukluğunu hatırlıyor musun?
..ölmek isteyişini, bu dünyada olmamak isteyişini
Ferit Edgü
Sayfa 54 - Can Yayınları
Kimi günler böylesi uzundur, kimisi de çok kısa. Bakarsın, gün doğmuş. Bakarsın, batmış. Bu arada ben ne yaptım? diye sorarsın kendi kendine. Hiç.
Ferit Edgü
Can Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yaralı Zaman
Baskı tarihi:
13 Nisan 2016
Sayfa sayısı:
86
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755705118
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayınları
Baskılar:
Yaralı Zaman
Yaralı Zaman
Yaralı Zaman
Ferit Edgü, ilk kez 1977’de yayınlanan O *Hakkâri’de Bir Mevsim+ adlı romanında, Türkiye’nin Doğu’suna, sarp dağlarına, umarsız insanlarına bir ağıt yakmıştı. Melih Cevdet Anday’ın “gerçeğin inanılmaz bir düşe dönüştüğü, şaşırtıcı bir öykü” diye nitelediği O’dan tam otuz yıl sonra, Edgü Yaralı Zaman’la yeniden Doğu’ya dönüyor. Bu kez, hiç de düşsel olmayan Hakkâri’de bir yolculuğa çıkıyor.

Kitabı okuyanlar 99 okur

  • Halis Çepni
  • ' vâveylâ '
  • Idil Beril ERTUNÇ
  • B.E
  • Beyza Hilal Akardere
  • Freesia
  • Ftm
  • Viva La Muerte
  • Selective Participant
  • Yakup duran

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%4.2 (1)
9
%4.2 (1)
8
%0
7
%8.3 (2)
6
%8.3 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0