Geri Bildirim
Adı:
Yarenlik
Alt başlık:
Şiirler 1943
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
88
ISBN:
9789753480079
Kitabın türü:
Yayınevi:
Çınar Yayınları
Çağın gerçekleri, sorunları içinde tarihsel görevinin bilincine varması gereken bir şairin eylemi sözkonusudur bugün.Her yeni çağ aşağıdan yukarıya doğru itilerle oluşup gelişirken, toplumla içli dışlı olması gereken şair de gerçekçiliğin yeni biçimlerini yaratmaya itilmektedir. Şair toplumu değiştirme, oluşturma çabası içinde kendisini de değiştirip oluşturacaktır. Bu gerçeği Brecht'le birlikte yineleyebiliriz:'Her yeni çağ gerçekçiliğin yeni biçimini ortaya koymak zorundadır.'Şairin amacı, bu gerçekleri öğrenmekle bitmiyor. Bunları yapıtına bilgi olarak koymak, şairi sanat dışı gereksiz çabalara götürür. O, bu gerçekleri içeriğine uygun bir biçim içinde yansıtmak zorundadır. Şair, coşku ve hayranlık yaratan kişidir. Bu coşku ve hayranlık, benzer koşullar içinde yaşayanlar arasında mümkündür. Bir şiirin etkileyici ödevi, bu koşulların içindekilerle yüz yüze geldi mi başlar. Bu bakımdan şair yan tutan kişi sayılır."
Yarenlik, Rıfat Ilgaz'ın içinde 20 adet buram buram halk kokan şiirlerinin bulunduğu, aynı zamanda Ilgaz'ın edebiyat dünyasındaki ilk kitabı.

88 sayfadan oluşan bu kitabın 41 sayfası şiirlerden oluşmakta kalan kısımlar ise Sabahattin Ali, Oktay Akbal, Abdülbaki Gölpınarlı, Özdemir Asaf, Behice Boran, Asım Bezirci gibi tanıdık simaların Rıfat Ilgaz şiiri ve Yarenlik hakkındaki görüşlerinden oluşmaktadır. Sabahattin Ali, "sosyal şiir nedir?" diyenlere bu kitabının gösterilmesini belirtirken, Behice Boran, Rıfat Ilgaz'ı "Halkın Şairi" olarak nitelemiş.

"Alişim" (#13297993) "Kitaplar" (#13294284) "Cenaze" (#13289907) "İşte Böyle Azizim" (#13288626) şiirlerini çok sevdim. "Sanatoryum" adlı şiirinde bir dönem kendisi de veremle mücadele etmiş olan Ilgaz'ın ve dönemin ekonomik sıkıntılarının yarı gerçek yarı mizah şiirine yansıttığını görmekteyiz. "Baba" adlı şiirde ise Rıfat Ilgaz küçük bir memur olan babasını anlatmış:

"Küçük işler peşinde harcadın
altmış üç yılını
mum sattın, kürek çektin
kul oldun sonunda bir kapıya
çıkarı olduğu halde işinin
kaplarını doldurmadın vaktinde
sessiz sedasız göçtün aramızdan”

Keyifli okumalar...
Yaşamak zor azizim,
sağ olsaydın eğer
nasıl bulacaktın her gün,
sütü, taze yumurtayı, pirzolayı?
Çok şükür bunlara kalmadı ihtiyacın,
Biz hâlâ öğrenemedik
senin kadar olsun,
etsiz ekmeksiz,
parasız pulsuz yaşamayı!
Rıfat Ilgaz
Sayfa 19 - Çınar Yayınları 7.Basım 1997
Üç odalı bir ev kiraladığım gün,
kurtulacak kitaplarım
merdiven altındaki şeker sandığından.
Belki de gün geçtikçe,
tabanında halı döşemeli bir kütüphanem olacak.
Benden bahsedilirken
evvelâ kitaplarımın sayısı söylenecek
sonra Barem'deki derecem...
Bense herşeyden uzak
kitaplarımın ortasında kendimi unutacağım!
Evde bulunmadığım günler
<<Meşgul!>> diyecek beni soranlara
güler yüzlü hizmetçim.

Başka bir gün masamın başında
en kalın kitabımı okur görünürken
bastıracak misafirlerim...
En yakın dostumun bile
dalgın dalgın bakıp yüzüne
ismini soracağım!
Çıkarırken gözlüğümü
eski mahalle arkadaşıma
<<Nerde tanıştıktı,
yabancı gelmiyor yüzünüz>> diyeceğim;
dalgınlığım onları güldürmeyecek.
Sorarlarsa dünyanın gidişini
Eflatun'dan satırlar okuyacağım.
Rıfat Ilgaz
Sayfa 34 - Çınar Yayınları 7.Basım 1997
Omuzlanınca tabutun
ilk defa kurtuldu ayakların topraktan,
muhteşem oldu medreseden çıkışın.
Bir dilim ekmeği çok görenler
yüzüne bakmayanlar sağlığında
dikildiler yol üstüne
bir selamla ödediler bütün borçlarını...
Üzülme, gelmiyor diye çelenkler peşinden,
mevsimsiz oldu ölümün...
Ne olurdu, bir kış daha bekleseydin,
bahar gelir çiçekler açardı...
Ölümün kimseyi sevindirmedi,
atsız arabasız kalktı cenazen.
Zaten alçak gönüllü adamdın,
herkesten uzak yaşadın
cami avlusunda.
Ölümün de gürültüsüz olsun!
Rıfat Ilgaz
Sayfa 24 - Çınar Yayınları 7.Basım 1997
Hepimize geçmiş olsun,
atlattık bu kışı da burnumuz kanamadan.
Sıkıntımız kalmadı soğuktan yana.
Oduna, bundan sonra
çamaşırdan çamaşıra iş düşecek,
kömüre misafirden misafire…
Lüzum kalmadı tencerenin kaynamasına
açtı gözlerini güneşe soğanlar,
su yürüdü domateslere…
Artık kömürlüğün önünden geçmek
ne beni korkutacak ne oğlumu.
Bir türlü gözü doymayan sobamızı
hapsedeceğiz merdiven altına.
Rıfat Ilgaz
Sayfa 39 - Çınar Yayınları 7.Basım 1997
Kasnağından fırlayan kayışa
kaptırdın mı kolunu Alişim!
Daha dün öğle paydosundan önce
Zilelinin gitti ayakları,
Yazıldı onun da raporu:
<<ihmalden!>>
Gidenler gitti Alişim,
boş kaldı ceketin sağ kolu...
Hadi köyüne döndün diyelim,
tek elle sabanı kavrasan bile
sarı öküz gün görmüştür,
anlar işin iç yüzünü!
Üzülme Alişim, sabana geçmezse hükmün
Ağanın davarlarına geçer...
Kim görecek kepenek altında eksiğini
kapılanırsın boğazı tokluğuna.
Varsın duvarda asılı kalsın bağlaman
beklesin mızrabını.
Sağ yanın yastık ister Alişim
sol yanın sevdiğini.
Ama kızlarda emektar sazın gibi
çifte kol ister saracak!
Rıfat Ilgaz
Sayfa 22 - Çınar Yayınları 7.Basım 1997
Pencereler bizimdir bu saatte
Uykumuzu işçilere bıraktık.
-Bu saatte
İşte Böyle Azizim
Yaşamak zor azizim,
sağ olsaydın eğer
nasıl bulacaktın her gün,
sütü, taze yumurtayı, pirzolayı?
Çok şükür bunlara kalmadı ihtiyacın,
Biz hâlâ öğrenemedik
senin kadar olsun,
etsiz ekmeksiz,
parasız pulsuz yaşamayı!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yarenlik
Alt başlık:
Şiirler 1943
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
88
ISBN:
9789753480079
Kitabın türü:
Yayınevi:
Çınar Yayınları
Çağın gerçekleri, sorunları içinde tarihsel görevinin bilincine varması gereken bir şairin eylemi sözkonusudur bugün.Her yeni çağ aşağıdan yukarıya doğru itilerle oluşup gelişirken, toplumla içli dışlı olması gereken şair de gerçekçiliğin yeni biçimlerini yaratmaya itilmektedir. Şair toplumu değiştirme, oluşturma çabası içinde kendisini de değiştirip oluşturacaktır. Bu gerçeği Brecht'le birlikte yineleyebiliriz:'Her yeni çağ gerçekçiliğin yeni biçimini ortaya koymak zorundadır.'Şairin amacı, bu gerçekleri öğrenmekle bitmiyor. Bunları yapıtına bilgi olarak koymak, şairi sanat dışı gereksiz çabalara götürür. O, bu gerçekleri içeriğine uygun bir biçim içinde yansıtmak zorundadır. Şair, coşku ve hayranlık yaratan kişidir. Bu coşku ve hayranlık, benzer koşullar içinde yaşayanlar arasında mümkündür. Bir şiirin etkileyici ödevi, bu koşulların içindekilerle yüz yüze geldi mi başlar. Bu bakımdan şair yan tutan kişi sayılır."

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Burcu
  • Karakan | Zagor
  • Aynur

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0