Geri Bildirim

Yarın Diye Bir Şey YokturTarık Buğra

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.121
Gösterim
Adı:
Yarın Diye Bir Şey Yoktur
Baskı tarihi:
2004
Sayfa sayısı:
222
ISBN:
975-437-064-8
Kitabın türü:
Yayınevi:
Ötüken
Yazarın 1948-49, 1950-52, 1954-64 yılları arasındaki hikâyelerini içine alır. Bu hikâyelerde insanın değişmeyen yanlarını ve eskimeyen bir Türkçe ile duyguları ve düşünceleri zenginleştiren bir anlatım bulacaksınız.
Tarık Buğra'nın tüm hikayelerini barındıran bu eserde:
Kimi zaman kırgınlıkları, kimi zaman ümit dolu dakikaları tattım. Öyle anlar oldu ki karakterle acılarını bir edindim; Bir "A" lafı ile ben de kırıldım, bir "B" eylemi ile ben de oraya oraya savruldum. Ne zamandı o? Tam olarak hatırlamıyorum fakat șöyle söyleyebilirim ki; Karakterin biri beni tum kuvvetiyle ezdi geçti; yokluğu ile kıvrandırdı, mutsuzluğu - O kimsenin bilmediği hüznü- ile kayıplara karıștırdı. Hayatın pespembe tarafları, renkli kıvılcımları, rengarenk ıșıltıları bir an olsun bu karakteri güldürmedi; çünkü o kayıp, çünkü o terk edilmeye mahkum gibi...
Iște tüm bu yoklukları, hüzünleri, gün yüzüne çıkamamıș samimiyetleri Tarık Buğra genellike tek bir karakterde halletmiș. Halletmiș diyorum; genelde karakterler evli oluyorlar. Musmutlu geçen günler ardından, ortak bulundukları konutu bir kasvet sarıyor. Ikisi de ötekine bir șey söyleyemiyor, bu uçuruma sürükleyen kasvette tozu dumana katarak ortadan çekilmek üzereler... Ancak karakter anlıyor ki, karısı onun her șeyi, doğacak olan; doğduğunda dünyanın en güzel canlısı olarak dünyaya pırıl pırıl bakan çocuğu onun her șeyi; öyleyse karısını, çoçuğunu, varlığını sevmeli. Bu varlıktır ki zaten huzura erdirecek olan...
Beni en çok etkileyen birkaç hikaye üzerinden böyle bir incelemede bulundum, arkadașlar. Tarık Buğra, tekrar tekrar söylerim ki: Pohpohlanarak, hak etmeyerek, siyasi emellerini gün yüzüne çıkararak, saçma sapan noktalardan anlatım sergileyerek, insanda tatsızlık bırakan ögelere değinerek üst raflarda yerini bulabilmiș tüm yalancı sanatçılardan daha usta bir kalem. Öyledir ki o; Ne birisine öykünmüș, ne anlamsız ifadeler takınmıș ne de ahenksiz bir tutum sergilemiș. O sadece kendisine has bir üslup ve Anton Çehov'un durum kesitini de örnek alarak hikayelerine kendi bakıș açısını kullanmıș ve tüm bu ham maddeleri yoğurarak ortaya bir tepsi sunmuș. Sunulan bu tepside birçok manalı eserler ve anlatımlar varmıș...
Sözüm odur ki; Tarık Buğra'nın eserlerini șiddetle tavsiye ediyor ve bu değerli ustaya böylesine beni etkileyen hikayeler bıraktığı için teșekkür ediyorum. Huzur içinde yat...
Tarık Buğra'nın hikayelerinden oluşan kitabıdır. Edebiyatla ilgilenen kişilerin okuması gereken kitaplardan. Tarık Buğra'nın hak ettiği kıymeti gördüğünü düşünmüyorum. Okunmalı...

Benzer kitaplar

İnsanlar genellikle böyledir yavrum. Bilmedikleri şeyleri asla olamazmış farzederler.


Sen namaza durdun mu kimin için ne için dua edeceksin ah bunu bir bilsem.


İlk sebepten az öncesi geri gelse zaman oradan başlayıp yeniden aksa gene boyle mi olur bu mümkün müdür?
Sayfa 200 üçüncü paragraf.
Yenilmek mukadder bile olsa asıl mesele netice almak değil, bir yolu açmak, ikinci hamleye omuz vermekti. İyinin, doğrunun, güzelin safını tutacak beş on kişi Bağdatta bile bulunurdu ve her şey bu beş on kişiye tavır takındırmaya bağlıydı.
Söylesinler: hatırlamakla yeniden sahip olmanın arasındaki o kıl kadar boşluğu, o çıldırtıcı boşluğu kim aşabildi; bunu söylesinler!..
Sefil mecburiyetler nasıl yenilir?
Tel örgüler nasıl kırılır? Çerçeveler nasıl parçalanır? Sınırlar nasıl geçilir?..
Yıllar, saatler, saniyeler değil, biz nereye gidiyoruz; değil yıllarca önceye ait olanlar, sabahki duygularımız nerede; onlara niçin hükmedemiyoruz? Kararlarımıza, iyi niyetlerimize rağmen dostluklarımızı, sevgimizi... Așkımızı elimizden alan ne?
Hikayelerimi asıl sahiplerine armağan ediyorum;
Hikayelerimi umutlara ve umut kırıklıklarına,
bekleyişlere ve kavuşmalara, ayrılıklara ve özleyişlere armağan
ediyorum. Hikayelerimi gülümseyişlere ve öfkelere armağan ediyorum. Hikayelerimi tanışmalara, kırgınlıklara, barışmalara, hikayelerimi seslere, bakışlara armağan ediyor, inanışlara ve vazgeçişlere, yitirip buluşlara, düşüncenin, duygunun hürlüğüne ve yaşamanın ayak bağlarına armağan ediyorum. Hikayelerimi unuttuklarıma ve beni unutanlara, unutmadıklarıma, unutamayacaklarıma ve beni unutmayanlara, asıl sahiplerine armağan ediyorum. Bu hikayelerde bulamayacağınız, kimsenin bulamayacağı şey kin'dir, hınç'tır, insanın yerilişi, horlanışıdır. Ben de bununla övünüyorum.
Sevgi, benimseyiş, anlayış ve şefkat tüten bir gülümseme..pırıl pırıl.. tertemiz, milyarlarca genç kızın -bir vakitler teyzemin de- özlediği gibi.. Havva’dan beri.
Sabah serindir, sabah sessizdir, sabah dinçtir, Allah’a ve ümide yakındır, bana yakındır!
Sana verecek hiç bir şeyim yok mu?Sen sınırsız ve vahşi karanlıkları yırtıp gelen, bir an sonra gene yönsüz sonsuzlukta eriyip giden şahaplar gibi...
Süleyman Yücel

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yarın Diye Bir Şey Yoktur
Baskı tarihi:
2004
Sayfa sayısı:
222
ISBN:
975-437-064-8
Kitabın türü:
Yayınevi:
Ötüken
Yazarın 1948-49, 1950-52, 1954-64 yılları arasındaki hikâyelerini içine alır. Bu hikâyelerde insanın değişmeyen yanlarını ve eskimeyen bir Türkçe ile duyguları ve düşünceleri zenginleştiren bir anlatım bulacaksınız.

Kitabı okuyanlar 61 okur

  • Ekin Eylem Aşık
  • Zembilfros
  • Abdurrahman Ak
  • Oguzhan Kocyiğit
  • Ay Ce
  • Suzan Yorulmaz
  • Abdulkadir arslan
  • Myusacan
  • .
  • Aslıhan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.2
14-17 Yaş
%3.2
18-24 Yaş
%41.9
25-34 Yaş
%32.3
35-44 Yaş
%12.9
45-54 Yaş
%6.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.6
Erkek
%44.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (3)
9
%33.3 (4)
8
%8.3 (1)
7
%25 (3)
6
%8.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0