Adı:
Yarının Tarihi
Baskı tarihi:
1991
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755101927
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Die Geschichte von Morgen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Stefan Zweig, yaşamı boyunca yapıtlarıyla hep insanı yücelten, bireyin kutsallığını ve dokunulmazlığını en büyük değer sayan bir hümanizmin öncülüğünü yaptı. Onun hümanizmi, sınırların, ulusların, ırkların üzerinde kalıyordu. "Yarının Tarihi ve Rotterdamlı Erasmus"ta yer alan denemelerinde, Stefan Zweig, bu görüş ve inanışlarını paylaşan, yaşadıkları döneme damgasını vurmuş, insani ve toplumsal değerler açısından yakın olduğu, özdeşleştiği kişileri irdelemektedir. Ölümünden önce kaleme aldığı son denemesi "Montaigne" ve ününün doruğundayken yazdığı deneme alanındaki başyapıtı sayılan, bağnazlığın her türlüsüne karşı savaş ilanı anlamı taşıyan "Rotterdamlı Erasmus", bu kitapta yer alan son iki seçkidir. Stefan Zweig, Almanya'da Nazi egemenliğinin başladığı, özgür düşüncenin, mantığın sesinin kin ve ateşle susturulduğu bir dönemde zorbalığın karşısına düşünceyi, kitle çılgınlıklarının karşısına bireyin insan olarak kutsallığını çıkarıp savunmak istemiştir.
"Kitap okuyan insanlar, dünyayı yalnızca kendi gözleriyle değil, sayısız insanların ruhsal bakışlarıyla görebilir."

Stefan Zweig öyle usta bir kalem ki, dünyanın en zor temasını ya da kişisini anlatsa , oturduğun kolktuktan kıpırdamadan ,çayını soğutma uğruna kitabını bir solukta okumak istiyorsun.
Gerek hikayeleri gerek romanları ve biyografileri ... hepsi üzerinde büyük emek ve araştırma olan eserler...
Bu kitabında da hümanizmin sözcülüğünü üstleniyor. Sınır, pasaport, ulus, ırk ayrımı yapmadan insanları ve onların tarihini anlatıyor.
Ölümsüz Usta'ya bizden selam olsun.
Şeksiz şüphesiz. Eğer bir kitaptaki denemeler Stefan Zweig'ın imzasını taşıyorsa mutlaka okunmalı. Hele birde yakın zamanda kaybettiğimiz Ahmet Cemal çevirisi ile size sunulmuşsa.

Kitap Zweig'ın daha çok edebiyat ağırlıklı denemelerinden oluşuyor.

Beni en çok etkileyen deneme 'Yarının Tarihçiliği' konulu Zweig'ın savaş merkezli ulusal tarih anlatılarını sorguladığı denemeydi.
Okullarda öğretilen militarist tarih anlatısını çok iyi yakalamış Zweig.

Örnegin Tolstoy'un anarşizmine odaklandığı denemesinde Tolstoy'un askerlik kurumuna yönelttiği eleştiriler bir hayli dikkat çekici.

Kitapta altı çizilecek, üzerinde durulacak, düşündürten sorgulatan bir çok cümleler var.

Zweig daha çok özdeşleştiği kişilere, yaşadığı dönemde savaş karşıtlığının, hümanizmin öncülüğünü üstlenmiş önemli şahsiyetlere dair denemeler kaleme almış.

Ahmet Cemal'in sunuş yazısından bir cümle ile özetleyecek olursak;

"Onun hümanizmi, sınırların, ulusların, ırkların üzerinde kalıyordu. Yarının Tarihive Rotterdamlı Erasmus'ta yer alan denemelerinde, Stefan Zweig, bu görüş ve inanışlarını paylaşan, yaşadıkları döneme damgasını vurmuş, insani ve toplumsal değerler açısından yakın olduğu, özdeşleştiği kişileri irdelemektedir. Ölümünden önce kaleme aldığı son denemesi `Montaigne' ve ününün doruğundayken yazdığı deneme alanındaki başyapıtı sayılan, bağnazlığın her türlüsüne karşı savaş ilanı anlamını taşıyan `Rotterdamlı Erasmus', bu kitapta yer alan son iki seçkidir. Stefan Zweig, Almanya'da Nazi egemenliğinin başladığı, özgür düşüncenin, mantığın sesinin kin ve ateşle susturulduğu bir dönemde zorbalığın karşısına düşünceyi, kitle çılgınlıklarının karşısına bireyin insan olarak kutsallığını çıkarıp savunmak istemiştir."
Ülkemizde maalesef ki Zweig kısa novellalarıyla tanınıyor. Böyle yanlış bir algı var.

Aksine O biyografi ve denemeleriyle ün yapmış biri tüm Dünya’da.

Onun bazı deneme derlemelerini bulacaksınız bu eserinde. Zweig ve Dünyasını anlama adına okunması gereken eserlerden tabiki.
Roma´dan başlayıp İkinci Dünya savaşı yıllarına kadar tarih içinde yapılan bir yolculuk. Bu yolculuk esnasında Balzac. Tolstoy, Rimbaud gibi sanatçılara yapılan göndermeler. Ufkunuzu genişletecek makalelerden oluşan bu deneme her kitaplıkta baş ucu kitabı olarak bulunması gerektiği düşüncesindeyiz.
İnsanlığın geçirdiği tüm aşamaları Balzac, Tolstoy,Rimbaud başta olmak üzere önemli edebiyatçıların eserleri vasıtası ile gözlerimizin önüne seriyor.
Beni en çok etkileyen bölümlerinden bir tanesi, bazen büyük toplumsal olaylar karşısında çevremdeki insanlar kadar neden etkilenmiyorum ?sorusuna bulduğum cevap ..
" Doğanın iradesi, sürekliliktir. Doğa , bu sürekliliğin kesintiye uğratılmasını hoş görmez. Birilerini hiç umursamaksızın yıkarken, ötekilerinden günlük çalışmalarını sabırla sürdürmelerini talep eder. Bizler kimi zaman umursamaz görünüyorsak , bunun suçu, yarattıklarının acılar karşısında kayıtsız kalan doğaya aittir. Ve bizler ,çöken dünyanın yıkıntılarına bakıp durmak yerine, yeni ve daha iyi dünya inşa etmeye çalıştığımızda , yalnızca doğanın karşı çıkılmaz buyruğunu dinlemiş oluruz. "
Bazen de, benim coşkulu bir şekilde katıldığım olaylar karşısında başka insanların ilgisizliği hep merakımı çekmiştir.
Yıllar önce Fransız İhtilali’ne dair bir tarih kitabında, o zamanlar bana bütünüyle inanılmaz gelen, çoğu kez üzerinde pek duyulmayan bir olaya rastlamıştım.

16. Louis'in idamı ...

Kaynaklara göre 16. Louis’in idam edileceği dramatik gün gelip çatmıştı. Kral’ın Concorde meydanı’na uzanan son yolculuğu başlamamıştı. Alanda giyotin kalabalığın başlarının üzerinde yükselmekteydi. Kral kolları bağlı olarak basamaklardan çıkarılmış, bıçak hızla inmiş ve Fransa’nın kutsanmış Kralı’nın kanlı başı sepete yuvarlandığında ,kalabalıktan tek bir ağızdan gelircesine müthiş bir sevinç çığlığı yükselmişti. Cumhuriyet en önemli zaferini kutlamaktaydı.
Ancak o arada Concorde Meydanı’nından ve giyotinden bir taş atımlık mesafede, Seine kıyılarına dizilmiş balıkçılar ,o unutulmaz tarihi anda , tıpkı normal günlerde yaptıkları gibi hiçbir şeyi umursamaksızın balık avlıyorlardı. Eşsiz sahneye sırlarını dönmüşlerdi.
Genç bir insan olarak ilk kez okuduğumda ,bu küçük olaya asla inanmak istemedim. İçimden bir şey ,böyle tarihi bir anda böylesine bencil bir umursamazlık olasılığına karşı direnmekteydi.
Kitap Zweig'ın daha çok edebiyat ağırlıklı denemelerinden oluşuyor. İnsanlığın geçirdiği tüm aşamaları Balzac, Tolstoy,Rimbaud başta olmak üzere önemli edebiyatçıların eserleri vasıtası ile gözlerimizin önüne seriyor.
Roma´dan başlayıp İkinci Dünya savaşı yıllarına kadar tarih içinde yapılan bir yolculuğa çıkıyorsunuz kitabı okurken.
İnsanlığın ortaya koyduğu ulus devlet kaygısını başka uluslar ve milletler içinde koyduğu vakit insanoğlunun yaradılıştan beri tanrıya ulaşma çabasının bir babil kulesinin gökyüzüne, tanrı katına kadar inşa edebilmesini sağlayacak, insanoğlu birliğini sağlayıp, aynı gökyüzünün altında olduğunu aynı havayı soluyup aynı toprağa ayak bastığının bilincine vardığında, yarınların tarihinde artık Napeleonlar, Attilalar, Cervantesler değil, insanoğlu için hizmet eden ve tarihin sadece toprak ve liderlerin savaşından ibaret olmadığını gün yüzüne çıkaranların olacaktır. Düşünün! Ortak bir dil, ortak bir dünya hepimiz için ortak bir yaşam bu mümkün kılınabilir. Bu zamana kadar ki yaptığımız herşey bizim eserimiz tarih, matematik, bilim hepsi bizim biz bu dünyanın tanrısal varlıklarıyız.Bizi sınırlayan engellerden ve buhranlardan kendinizi kurtarın ulus için değil insanlık için çalışın devlet ibaresi sadece dünya devleti için olsun. Çok güzel bir eser Stefan Zweig hümanizmi kendi yaşamına adapte eden hatta öyle ki 1942 yılında insanlığın yaşadığı buhranların karşısında gördükleri ve yaşadıkları yüzünden  eşiyle beraber intihar eden ve arkasında bıraktığı notta güneşli günlerin insanlar için yakın olacağı ama kendisinin onu görebilecek kadarda tahakatinin kalmadığını yazmış ve yaşamını sonlandırması güçsüzlüğünden değil inandığı uğruna hayatını sona erdirmekle insanlığa olan son mesajını bırakmıştır...
Dünün tarihi imparatorluklar, güçlü devletler olarak askeri başarılara dayalı ordu tarihi idi. Bugün, dünün askeri başarılarını överek kendimizi pohpohluyor, dünün görkemli zamanlarını yaşayabilmek için ölmüş bir bedenin ruhunu giymeye çalışarak ulusumuzu diğer uluslardan daha güçlü, daha kadim, daha saygıdeğer sunmaya çalışıyoruz. Peki birbirimizi öldürüp toprak kazanma-kaybetme ile neyi geliştirdik? İnsanlığa hizmet yerine "vatandaşım insanı" na dahi olsa neyi kazandırdık? Bir hortlak ile bugün o günlere dönmek ütopyası yerine daha adil, gelişkin dürüst yaşamı sunmaya ne kadar katkı sağladık? Savaşı tanrılaştırarak doğayı ve insanı kirletmekten başka elimize ne geçti?
.
Balzac; hayatını daha çok para kazanmak, hep kazanmak uğruna geçiren ama bu yüzden hayatı yaşayamayan ayrıca yazıları henüz kaleme alınmadan alıcı bulan yazar. Hayatını yaşamaya, aşklarını edebiyata sığdırabilecek kadar vakit bulmuştur.
.
Marcel Proust; görkmli aile zenginliği ile kendini etrafta var edebilme derdine düşmüş ama odasından çıkamayan, bir çiçeği bile koklayamayan yazar.
.
Tolstoy; Marks ve Proudhon birbirlerini yerken asıl devrimci olarak gözden kaçan düşünür.
Kitap okuyan insanlar, dünyayı yalnızca kendi gözleriyle değil, sayısız insanların ruhsal bakışlarıyla görebilir.
Kitap okuyan insanlar, dünyayı yalnızca kendi gözleriyle değil, sayısız insanların ruhsal bakışlarıyla görebilir. Stefan Zweig, Yarının Tarihi
Roma İmparatorluğu'nun çöküşüyle birlikte uluslar arasındaki trafik de kesilir,yollar bozulur,ortak dilin, Roma'nın örgütçü ruhunun uluslar arasında birleştirici bir öğe olmaktan çıkmasıyla birlikte kentler de çoraklaşır....

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yarının Tarihi
Baskı tarihi:
1991
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755101927
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Die Geschichte von Morgen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Stefan Zweig, yaşamı boyunca yapıtlarıyla hep insanı yücelten, bireyin kutsallığını ve dokunulmazlığını en büyük değer sayan bir hümanizmin öncülüğünü yaptı. Onun hümanizmi, sınırların, ulusların, ırkların üzerinde kalıyordu. "Yarının Tarihi ve Rotterdamlı Erasmus"ta yer alan denemelerinde, Stefan Zweig, bu görüş ve inanışlarını paylaşan, yaşadıkları döneme damgasını vurmuş, insani ve toplumsal değerler açısından yakın olduğu, özdeşleştiği kişileri irdelemektedir. Ölümünden önce kaleme aldığı son denemesi "Montaigne" ve ününün doruğundayken yazdığı deneme alanındaki başyapıtı sayılan, bağnazlığın her türlüsüne karşı savaş ilanı anlamı taşıyan "Rotterdamlı Erasmus", bu kitapta yer alan son iki seçkidir. Stefan Zweig, Almanya'da Nazi egemenliğinin başladığı, özgür düşüncenin, mantığın sesinin kin ve ateşle susturulduğu bir dönemde zorbalığın karşısına düşünceyi, kitle çılgınlıklarının karşısına bireyin insan olarak kutsallığını çıkarıp savunmak istemiştir.

Kitabı okuyanlar 51 okur

  • KunduzluBozkurt
  • PAKİZE ÇETİNKAYA
  • Dursun Yener
  • Hakan Senturk
  • emre saydam
  • Bey Böyrek
  • Adem Kara
  • Sîdar Ronahî
  • Berat Göktuğ Yılmaz
  • KafkaMilenka

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.4 (6)
9
%35.7 (10)
8
%32.1 (9)
7
%3.6 (1)
6
%3.6 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%3.6 (1)