Yaşadığımız Sefalet (Kurtuluş Çareleri)

·
Okunma
·
Beğeni
·
240
Gösterim
Adı:
Yaşadığımız Sefalet
Alt başlık:
Kurtuluş Çareleri
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
212
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755393445
Orijinal adı:
Misères du présent Richesse du possible
Çeviri:
Nilgün Tutal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Andre Gorz, yeni bir yüzyıla girdiğimiz şu günlerde bizlere, yaşadığımız gündelik kabuslardan çıkış kapılarını göstermeye devam ediyor. Bu yeni kitabında, önceki eserlerinde ele aldığı düşünceleri daha da olgunlaştırıyor ve kölesi olduğumuz "çalışma"dan kurtulmanın yollarına işaret ediyor. Çalışma, yaratıcılığı ifade eden ontolojik, felsefi anlamından tamamen kopmuştur ve bugünkü anlamı yalnızca bir işe sahip olmaktır. Dahası, içinde bulunduğumuz bu dönemde çalışma ile yaşamlarımız arasındaki mesafe giderek açılmaktadır. Sahip olunan iş, toplumsal kimliği oluşturma işlevini yitirmektedir. Maddi olmayan entelektüel üretimle birlikte çalışma zamanı emeğin ölçütü olmaktan çıkmış; toplumsal zenginlik, o günden beri çalışma süresinden bağımsız dağıtılır hale gelmiş, değer yasası geçerliğini yitirmiştir. Diğer yandan, işsizlik büyüyen bir sorundur; bırakın geleceği bugününden bile endişe duyanlar hızla artmaktadır. İnsani yaşam standardına uygun bir gelir sağlayan kalıcı işler sadece bir avuç seçkine nasip olmaktadır. Büyük çoğunluk ise ya geçici olarak ya da ara sıra iş bulabilmektedir. Geçmişte bir Ütopya olarak görülen "boş zaman" kavramına yakınlaşıldığı yanılsamasını yaratan bu durumun, yaşamsal ihtiyaçları karşılayacak kalıcı bir gelirden yoksun olanlar açısından "boş zaman" ya da "yaratıcı faaliyet zamanı" terimleriyle ifade edilmesi mümkün değildir. "İşin önemi yok, yeter ki ay sonunda maaş ödensin" denen günler gerilerde kalmıştır, artık söylenen tek şey "maaşın önemi yok, yeter ki bir işimiz olsun".
212 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Özneye saygı, günümüzde iyiliğin tanımı haline gelmiştir. Kötülük ise, insan üzerindeki tahakkümü ve insanın bir nesneye ya da bir nesnenin parasal karşılığına dönüştürülmesidir. Her birimizi özne olarak yaşatan şey, artık toplumsal bütünleşmeden başka bir şeyden söz etmeyenlerin ahlakçı söylemleri değil, aidiyetsizlik, kendi toplumsal rolleriyle kendisi arasına mesafe koyma kapasitesi ve karşı gelme ihtiyacıdır. Özneleşme, bir öznellik karşı-kültürüne kendisini hapsetmemek ve tam tersine özneyi aktif olarak yok eden güçlere karşı mücadeleye katılmak koşuluyla, her zaman toplumsallaşma karşıtıdır. Yalnızca bir özne anlam yaratabilir.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yaşadığımız Sefalet
Alt başlık:
Kurtuluş Çareleri
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
212
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755393445
Orijinal adı:
Misères du présent Richesse du possible
Çeviri:
Nilgün Tutal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Andre Gorz, yeni bir yüzyıla girdiğimiz şu günlerde bizlere, yaşadığımız gündelik kabuslardan çıkış kapılarını göstermeye devam ediyor. Bu yeni kitabında, önceki eserlerinde ele aldığı düşünceleri daha da olgunlaştırıyor ve kölesi olduğumuz "çalışma"dan kurtulmanın yollarına işaret ediyor. Çalışma, yaratıcılığı ifade eden ontolojik, felsefi anlamından tamamen kopmuştur ve bugünkü anlamı yalnızca bir işe sahip olmaktır. Dahası, içinde bulunduğumuz bu dönemde çalışma ile yaşamlarımız arasındaki mesafe giderek açılmaktadır. Sahip olunan iş, toplumsal kimliği oluşturma işlevini yitirmektedir. Maddi olmayan entelektüel üretimle birlikte çalışma zamanı emeğin ölçütü olmaktan çıkmış; toplumsal zenginlik, o günden beri çalışma süresinden bağımsız dağıtılır hale gelmiş, değer yasası geçerliğini yitirmiştir. Diğer yandan, işsizlik büyüyen bir sorundur; bırakın geleceği bugününden bile endişe duyanlar hızla artmaktadır. İnsani yaşam standardına uygun bir gelir sağlayan kalıcı işler sadece bir avuç seçkine nasip olmaktadır. Büyük çoğunluk ise ya geçici olarak ya da ara sıra iş bulabilmektedir. Geçmişte bir Ütopya olarak görülen "boş zaman" kavramına yakınlaşıldığı yanılsamasını yaratan bu durumun, yaşamsal ihtiyaçları karşılayacak kalıcı bir gelirden yoksun olanlar açısından "boş zaman" ya da "yaratıcı faaliyet zamanı" terimleriyle ifade edilmesi mümkün değildir. "İşin önemi yok, yeter ki ay sonunda maaş ödensin" denen günler gerilerde kalmıştır, artık söylenen tek şey "maaşın önemi yok, yeter ki bir işimiz olsun".

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Atakan Gazioğlu
  • s.

Kitap istatistikleri