·
Okunma
·
Beğeni
·
2.349
Gösterim
Adı:
Yasak Olmayan Hazlar
Baskı tarihi:
Şubat 2017
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053160717
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Unforbidden Pleasures
Çeviri:
Saliha Nilüfer
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Psikologlar ve psikanalistler genelde yasak hazlardan bahseder, onlar aracılığıyla insanın içdünyasını keşfetmeye çalışırlar. Yasaklar çoğunlukla arzuyu kamçıladığından, yasak hazlar hep öne çıkar, hep daha çok arzulanır. Peki ya yasak olmayan hazlar? Onların kıymetini biliyor muyuz, yoksa yasak olmadıkları için gözümüzdeki değerleri azalıyor mu? “Bu kitap, yasak olmayan hazların yasak olanlara nazaran haz konusunda bize anlatacak daha fazla şeyleri olup olmadığını konu alıyor,” diyor Adam Phillips. “Bu doğru olsaydı, fazlasıyla ciddiye aldığımız onca şey ciddiyetini yitirirdi. Yasak olanın despotluğu bir şeyleri yasaklamasından değil, bize ne yapmak istediğimizi söylemesinden gelir — yasak olanı yapmak isteriz. Oysa yasak olmayan hiç emir vermez.” İtaat, özeleştiri ve hayatın yaşamaya değer olup olmadığı gibi yakıcı meseleleri, yasak olan ve olmayan hazlar bağlamında ele alıyor Phillips. İtaatsizliğin yasak hazzının yanı sıra, itaatin yasak olmayan hazzı hakkında düşünmeye teşvik ediyor bizi. Özeleştirinin sık sık insanın kendini haksız yere mahkûm etmesi anlamına geldiğini, oysa acımasız özeleştirinin ta kendisinin bir haz, yasak olmayan bir haz olabildiğini söylüyor. Ve şunu soruyor hepimize: “Hayat katlanılmaz mıdır yoksa ondan keyif almak bize yasaklanmış mıdır? Ve şayet hayat aynı zamanda yasak bir hazsa, onu kim ve neden yasaklamıştır?”
160 syf.
Aynı zamanda psikoterapist olan Adam Phillips tarafından yazılan kısa ama dolu dolu bir kitap. bize ahlak teriminin ortaya çıkışını anlatıyor aslında bu eser. dinlerden de eski, insanın var olduğu andan itibaren var olan ahlak teriminin nasıl ortaya çıktığı, hangi davranış biçimlerinin buna neden olduğu, insan üzerindeki etkilerini yasak duygusu ve haz ilkesi üzerinden oluşan ahlakı anlatıyor bizlere. Oldukça dolu bir kitap dedim çünkü; Freud, Nietzsche, Schopenhauer gibi değerli isimlerin analiz ve görüşleri çerçevesinde yürümekte.

Adem ile Havvanın cennetten kovuluşu, örtünme gereği duyup ilk kabilenin genital bölgeyi kapatacak çözümler geliştirmesi, evlerin yada mağara bölümlerinin oluşturulması, tek eşliliğin ortaya çıkması, tek eşliliğe bağlı gelişen yasaklar ve ahlaki oluşum gibi insan bilinci, toplumsal norm ve inançsal yasaklar garip bir şekilde hazzı bastırmaya yönelik çalışmış ve haz bu baskılamaya binaen bir o kadar çekici hale gelmiştir insan için.

ahlakı yaratan insan hazzı vazgeçmeyecek kadar sevmiştir.
160 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
İnsanoğlunun varoluş sürecinde “yasak” ile ilk karşılaşması, Adem ve Havva’nın Cennetten uzaklaştırılmalarına neden olan o ağacın meyvesine kadar uzanır. Bilinen ilk kurallardan biri olan bu kavram, kendisi aynı zamanda bir psikoterapist olan yazar Adam Phillips tarafından harika bir şekilde ele alınmış.

Kitabın içinde konuyu pekiştirmek için Oscar Wilde’dan Freud’a, William William Shakespeare’den, Beckett’e, Schopenhauer’a, Friedrich Nietzsche’ye kadar onlarca düşünür, felsefeci veya psikanalist’in çalışmalarından notlar ile eserlerinden alıntılar yapılmış. Bu alıntı fikirler kitabı zenginleştirdiği gibi, okurun konuyu hem daha iyi anlamasına hem de karşılaştırmalar yaparak daha iyi kavramasına yardımcı olmuş. Genelde içinde fazlaca alıntı ve başka yazarların, düşünürlerin fikirlerinin paylaşıldığı kitaplardan rahatsız olmama rağmen bu kitapta bunu hiç hissetmedim. Bunun kendimce nedeni, doğru insanların düşüncelerinin yerinde ve isabetli bir şekilde kullanılmasından olabilir.

Kısaca özetlemek gerekirse; yalın, anlaşılır ve karmaşık olmayan bir kitap olmuş. İnsanın “kendilik bilgisi” hakkında yasak ve yasağın yarattığı o tuhaf haz duygusu ile birlikte vicdan, korku, endişe, itaat, arzu, inanç ve bağımlılıklar ile ilgili bir çok konuya da değinilmiş olması, psikolojiye ve felsefeye ilgi duyanlar için harika bir karışım olmuş.
İçeriğine bakılınca ağır gibi gözüken konular oldukça akıcı ve anlaşılır bir dille de yazıldığı için, ilgililerin keyifle okuyacağına inanıyorum. Ben keyifle okudum…

Sevgilerimle,
150 syf.
https://youtu.be/kPuFKFiIpr4

"Gelecek hayata inanıyor musun?"
"Benimki hep öyleydi,"

Her şeyi bulanıklaştır.
Freud, Kant, Nietzsche, Cavell, Wilde, Klein, Bowlby daha çok bulanıklaştır.

Deneyimlemeden yasak olanı, bulamazsın yasak olmayanı. Kim demiş benim nesnem "şey" dir. Tanrı bir nesnedir altını derin kazınca tanrılaştırdığımız bir "şey" vardır.
Muazzam bir sıkıntı duyuyorum hâlâ duymaya devam edeceğim. Hiç sormadan inandığım düşüncelerden, düşüncelerimizden. Çözmek değil çözümün içinde çözümlenememeyi aramaktır asıl izin vermek yasak olmayana. İzin vererek yasak koymuş oluruz en başından taaaa başından Havva ile Adem olayından.
Rahatsızım ya siz? Rahatsız edici bir arzu var vazgeçmek zorunda kaldığım "şey" lere.. Mümkün mü bir şeyi unutulmaz hâle getirmek evet mümkün yasak olmayanı unutulmaz hale getirmek, derin kazı çalışması, kazın durmayın, karıştırın benliğinizi, olmak istediğinizle olamadığınız insan arasında.
Hayvanız çiftdeğerliliği olan..

Ruhumun kontrol, disiplin, ceza dilinden ayrı bir ruhu var. Sizin var mı? Yoksa bulmanız dileğiyle. Öğretmek için çaba sarfedemem ama bilmeniz için unutmamanız gereken şeyleri hatırlatabilirim.

Steril olun, kazı çalışması dengesiz bir virüs gibidir. Hazlarınız hariç her şeyi unutun. Wilde; hazlarımız hariç her şeyi anımsamanın öğretildiğini ima eder. Kimse ima da bulunmadı mı size? Unutun yasak olmayanı, yasak olanı arayıştır yasak olmayana teslimiyet. Tabularınız ne kadar hayvanca?

Yasak olanı deneyimlediniz mi hiç? Özgür sizsiniz artık yasak olamadınız mı kendinize sadık olun içinize. Hazzınıza itaat edin yasak olan-yasak olmayanı yavan yavan dayatılanlarla kabullenmeyin. Albenili olanı yasaklamadınız mı kendinize sadık olun içinize.

İçimde bir yaşam içgüdüsü var bahardan mı? Değil "şey" den...
Zalimsiniz, içsel otoritenizle kendinizi cezalandırıyorsunuz. Ahlaki saydamlığınız arzularınızı bastırdığınız gerçeğinin sağlamasıdır.

Korumayın kendinizi başka "şey" den. Yasak olanı deneyimleyin yasak olmadığını fark edebilmek için. Sahi hiç sizin karşınıza hazzınızın kaynağı en direkt serbest vuruşla çıktı mı? Benim çıktı. Baştan çıkarmaya yönelik cezbedici bir haz yasak olan yasak olmayan eksenini karıştıran.

Kendime uygun olmayan şekillerde davranıyorum kim olduğumu unutmaktan çok hatırlamak istiyorum ya siz hayatınızın bir evresinde kayışlarınız koptu mu? Algıladığım benliğimle gerçek benliğim arasındaki tirigel kayışlarım koptu. İtaatkar olarak kendinizi bu hazdan mahrum etmeyin, psikoseksüel bir döneme saplanmadım hayır, hayır. Şiddetli bir uyaran tarafından ele geçirildim. "Kaleydoskop"

Uyumlu evreye geçiniz. Ölümle uzlaştınız tebrikler. Uyumsuz evrelerde yolunuzu kaybetmeniz dileğiyle. Arzularınızdan yoksun kalmamanız için tanımlamayın "şey" leri sahi ben seni tanımladım mı? "Bir şeyi yasaklamak onu tanımlamaktır." Sahte seçimlerden vazgeçin trajedi istemiyorsanız. Sana karşı itaatkâr olamam yalnızca seni sevebilirim. İtaat yasaklayıcı değildir ve çok fazla şeyi yasaklamak zorunda kalmıştır mümkün kılabilmek adına itaat. Anlıyor musun "şey"?

Güvenceye ve vaatlere ihtiyacım yok.
Olmayanı keşfettiniz.
Zevkleriniz neler sizin sordunuz mu hiç kendinize? zevk aldığınız şeyin yerine zevk aldığınız şeyi koyup koyamayabileceğinizi?
Bir "şey" var yasak olduğunu keşfettim ve yasak olmayana dönüştürdüm. Nerede dönüşümünüz? Bağlılık mı duyamadım sesinizi, bağlılık bir çesit yasak olana köle olma istencidir. Köle misiniz? Ben değilim.

Ahlâk en büyük ahlâksızlıktır. Korkakların haz karşısında köşe kapmaca oynadığı kendinden feragat etmediği bir oyundur. Karşılıklı isteklerinizi ahlak kapanına sıkıştırıp cezadan mı kaçıyorsunuz ?Ya siz algılarınızla mı, ahlakınızla mı, arzularınızla mı, teslimiyetinizle mi yaşamayı tercih ediyorsunuz? Doğmamış olmayı deneyimleyebilmek için gerçekten doğmuş olmanız gerekiyor. Doğdunuz mu? Hedonistik cebiri boş verin. Doğduğunuza inanıyor musunuz? Değiştirin her şeyi, bulanıklaştırın kendinizi? Uymayan ve istediğinizi size vermeyen hayattan kendinizi kurtarmak için gerçekten hiç doğmamış olmanız gerekmiyor mu? Yoksa siz ne istediğinizi bildiğinizi bildiğinizi mi sanıyorsunuz?

Keyif alın her şey sis içinde bulanıklaşsın.
Başkalarıyla yaşamanın başkaları için yaşamakla arasında bir ayrım olduğunu fark ettiniz mi? Unutun her şeyi yasak olmayanı yasak olanla deneyimleyin. Zeki olduğunuz farkındasınız uyanın.. Bilinciniz sizinle ve hayal gücünüz sınırsız.


Aklım yok, yaşadığımı tam anlamıyla hissedebiliyorum, yoldan çıkmadan hissedemezsiniz. Hissedin "şey" bir iletişim metodu olarak değil gerçek bir "şey" gibi düşünün.

"Düştüm" istediğim zaman ve istediğim şekliyle bir "şey" e düştüm. Adem ile Havva'nın düşüşten önce ellerinin altında erişilir bulunan, yasak olmayan hazlarla aldandığı gibi..

Yasak olan dikkat dağıtıcım mısın nesin? Ahlaka ihtiyacım yok iyi ve kötüye hiç ihtiyacım yok. Hepsi bir arada bulanıklaştır ve karıştır.

Öfkemi kışkırttın ve ayarttın. Yoksa öfkenizi kışkırtan kimse yok mu çevrenizde? Kışkırtılacaksınız yasak olanla hem de..

Sahi çelişkili değil mi biraz duygularımız ortak kaynağımızı nereden aldık biz? Öfkemi kışkırttın ve sevme biçimime bağımlılığımı buldun? Asla olmam gerektiği kadar iyi değilim tabi siz de değilsiniz şimdiki zaman için geçerli olan iyilik haliniz var. Sahi sen de asla olman gerektiği kadar iyi değilsin, başka bir "şey" sin ama:)

İç dünya denilen şey varsa trajedimin kahramanı benim ama kılıcı sensin. Drama oynamıyoruz burada hazlarımızdan bahsediyoruz. Banane üstbenden, egodan, idden, benden, ahlâktan, itaatten,vicdandan, çiftdeğerlilikten.

Kısıtlamayın, bulanıklaştırın daha net görebilmek için yasak olanın yasak olmadığını. Yoksa korkak mısınız? Chambers sözlüğüne göre; zihnin dayanıklılığından yoksun, ... zayıf, yüreksiz " olan sizsiniz. Sınırlarımı keşfediyorum "şey" le.. Sahi sen benimle sınırlarını keşfedecek misin? deneysel bir kaleydoskop icat ettim bizi keşiften alıkoyan ahlakçıyı öldür, gel...

Bilinmezliği düşünüyor musun? Gelecekte mi, şimdi mi, yoksa geçmişte mi? Hangisi keskin bir keşfetme ve bilmedir. Bildiğini biliyor musun?

Düşüncenizin soluk alışverişini hissedebiliyor musunuz? "Şey" seninle düşüncelerimiz soluk alıp veriyor. Derin nefes allll... Parlak, katıksız ve ışıltılı.

"İçimizde bir yargıç ve suçlu vardır ama jüri yoktur."

"şey" jürim olmaya karar verdin mi? Daha fazlası var mı sizin için?

Sorguladığınızı sorgulamak hastalığına yakalanmanız gerekirdi şimdiye kadar, bitmedi henüz. Size yasaklanan bir şeyler oldu mu? Kendiniz kendi içinizin yargıcı oldunuz bir kere dahi olsa jürinizi niye kaybettiniz? Yoksa hâlâ bulamadınız mı?
Eyleme geç, arzula, konuş yasaklandığında daha çok özgürleşiyorsun...
Korkutucu geldi eminim ama cezbediyor. Debdebeli saçmalıkları doğru gibi yaşayan iki ayaklı hayvanlarız biz. Güçlü değiliz, içimizde ki yargıç antisosyal, tehlikeli ve korkutucu.

Aradığım tek "şey" değildin bulduğum tek "şey" sin. Yasak olanın olmayana doğru yeniden tanımlanması. Yeni ilişkisel durumlar yarattık gördün mü bak? Yasak olan şeylerle sınırımızı daraltabilirdik, evrildik serbest düşüşü olmayana..

Sansürleri istiyor musun? Sanmam. Peki siz sansürlü hayatınızla, rollerinizle, jürisiz yargıçlarınızla türünüzü hayvanlaştırmaktan zevk alıyor musunuz? Bağımlı, ahlâkî, itaatkar köleler iyileştirme etkisi olan "şey" lere tabuyu nasıl güzel dikte ediyorsunuz.

Yeni nesneler bulun tek nesnenin saplantısı çürütür. Ayrılın ve birleşin. "Estetik an" yasak olanı yap yap yap cezbediyor emir alıyorsunuz. Despot bir ülkenin yerli uzaylıları.

"ŞEY"
Ne yapmak istediğimi söyleme ne yapabileceğimizi anlat.

Sıradansın en çok olmak istediğim "şey" sin.
Kendi sesimle konuşuyorum duyuyor musun? Fısıldama bana bağırsana yasak olmayan hedonistik yönüm.

Umutsuz musunuz, yenildiniz mi? Daha çok umutsuzluğa kapılın, yenilin. Yenildikçe yenileceksiniz. Kendi sesinizle konuşursanız siz ancak size ait olursunuz.

Yanlış şeyler mi bekliyorsunuz? Muhtemel hayattan. O zaman hayal kırıklığı sahi siz nasıl eğitildiniz?

Cüret edin tek bir "ŞEY" in bilinmeye değeceğine. Doyumsuzsunuz ve hep doyumsuz kalacaksınız. Doğdunuz ve ölemezsiniz. Ölmeniz için doğmamış olmanız gerekir. En kısa zamanda aykırı dünyanıza giriş yapınız ve birilerinin sizi bulmasını bekleyiniz.

Asla -yasak olanın- yapılmaması gereken şeyin önkoşulu yapılmış olmasıdır.

Beceriksiz misiniz? İstemek beceriksizliği. Doğdunuz ve buradasınız, dünya içindeki yasak olmayan değil yasak olan hazları deneyimleyerek yasak olmayana dönüştürmek.
Değişmek istiyor musunuz? Değiştirildiniz hepiniz birileri tarafından değiştirildiniz. Eminim hazlarınız doğru değildi ve size ve başkalarına zarar veriyordu! Lütfen dünyanın kapısını açın ve yerli uzaylılar olarak kendi gezegeninizi keşfedin.

Eşlik etmek. "ŞEY" gezegenime eşlik edebilir misin?

BUL BENi BUL BENi BUL:)
160 syf.
Kesinlikle felsefe-psikoloji alanlarında okutulabilecek bir ders kitabı niteliğinde. Yasak bağlamında haz konusu işleniyor kitap boyunca. Bir araştırma-inceleme- eleştiri kitabı denilebilir, roman değil. Okumaya başladığımda çok güzel ilerledi ama konu bir çember içinde sürekli dolaşıyor ve bu bakımdan sıkıcılığa yol açıyor. Belki felsefe ve ya psikoloji alanında olsam zevkle okurdum karşılaştırmaları. Bu kitapta hoşuma giden sadece alıntı yaptığım cümleler oldu. Bitirmek için yarım bırakmamak için zorladım kendimi ve nihayetinde bitti. Bu kitabı okuyan Freud'a Nietzsche'ye fazlasıyla doyacak.
160 syf.
·9/10
Hem felsefi hem de psikolojik esintileri fazlasıyla içeren bir kitap. Oscar Wilde'nin sanatçının özgür olması gerektiği, toplumsal beklentilerden uzak eserler üretmesi gerektiğini dile getirerek başlıyor. Shakespeare'in Hamlet'teki oedipus kompleksi üzerinden itaat, hazlar, üst benlik kavramlarını Freud'dan alıntılarla açıklıyor. Neden hayattaki en önemli hazlar yasak? Yasak olan hazlar üzerinde konuşmak, tartışmak itaatsizlik ise eğer Freud'un çiftdeğerlilik kavramına göre yasak olmayan hazları tartışarak ve düşünerek yasak hazları anlayabilir miyiz? Neden yasak olmayan hazları bu kadar göz ardı ediyoruz? Nietzsche'nin deyişiyle olmak ya da olmamak yasak veya yasak olmayan bir hazsa buna kim karar verdi? Yaratıcı veya anne baba neden hayatın tadını çıkarmayı yasak edecekleri canlılar yarattılar? Ve daha nice sorularla hem düşündürüp hem de anlaşılır bir dille ve bol örneklerle anlatıyor.
160 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
Hem felsefi hem de psikolojik esintileri fazlasıyla içeren bir kitap. 
Neden hayattaki en önemli hazlar yasak? Yasak olan hazlar üzerinde konuşmak, tartışmak itaatsizlik ise eğer Freud'un çiftdeğerlilik kavramına göre yasak olmayan hazları tartışarak ve düşünerek yasak hazları anlayabilir miyiz? Neden yasak olmayan hazları bu kadar göz ardı ediyoruz? Nietzsche'nin deyişiyle olmak ya da olmamak yasak veya yasak olmayan bir hazsa buna kim karar verdi? Yaratıcı veya anne baba neden hayatın tadını çıkarmayı yasak edecekleri canlılar yarattılar? Ve daha nice sorularla hem düşündürüp hem de anlaşılır bir dille ve bol örneklerle anlatıyor. Yasak Olmayan Hazlar
160 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Her şey zıddıyla kaimdir denilir. Aydınlığı biliyorsak bu karanlığı bilmemizden ya da tam tersi. "Kendimize hangi konuda izin veriyorsak başka bir konuda yasak koymuş oluyoruz." Kitap varoluşumuzla beraber, Adem ve Havvadan bu yana hayatımızın her anında var olan yasak kavramıyla ilgili. Kendi varlığımızı düşünelim anne babamız tarafından öğretmenler tarafından toplum tarafından bize yasak denilen şeyler. Bir şey yasak olduğunda zihnimizi daha çok meşgul ediyor ve o meşgaleler yasak olmayan üzerine düşünmemizi engelliyor. Yasak olmadığı halde belki rutin bile olsa yapmaktan zevk aldığımız yahut faydalı şeyler de mevcut elbette. İtaat, öz eleştiri, hayatın kendisine dair yasak olan- olmayan hazlarla harmanlanan muazzam bir düşünce kitabı olmuş bence. Birçok yazar ve psikanalistten alıntılarla zenginleştirilmiştir. Oscar Wilde, Shakespeare, Freud, Beckett, Nietzsche... Faydalı, bakış açınızı değiştirebilecek ya da farkındalığınızı artırabilecek bir kitap. Yazarı daha yakından bilmek isteyenler için de Metiskitap'ta "başka sesler duymaya ihtiyacım var" adında bir söyleşi mevcut.
150 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Derin, daha derin. Psikanaliz, Freud, Nietzsche, Shakespeare üzerine yeterince okuyup bilgi sahibi olan herkes için ustalık kitabı diyebilirim. Tıpkı güzel bir yemek üzerine yenilen hafif ve lezzetli tatlı gibi düşünebilirsiniz kitabı. Felsefe ile ilgili herkes tarafından beğenileneceğine inanıyorum. İçinde bulunan metaforlar da tatlının üzerine konulan ek lezzet sunuyor. Yemekten çok bahsettim idare edin. (:
160 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
İtaat ve arzu kavramının hayatımızdaki, oluşumuz içindeki yeri hakkında derinlemesine analizler bulunan kitap, Adam Philips'in o hafif ve akıcı anlatımıyla konunun ağırlığına rağmen insanı bir sonraki sayfaya sürüklemeyi başarıyor. İtaat mekanizmalarına olan çarpıcı yaklaşımın yanısıra, sonraki okumalar için liste oluşturmak adına alıntıları ve içerisinde geçen eser isimleriyle de takdire şayan ve okunası bir kitap olmuş yine.
160 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Hem felsefi hem de psikolojik esintileri fazlasıyla içeren bir kitap. Oscar Wilde'nin sanatçının özgür olması gerektiği, toplumsal beklentilerden uzak eserler üretmesi gerektiğini dile getirerek başlıyor. Shakespeare'in Hamlet'teki oedipus kompleksi üzerinden itaat, hazlar, üst benlik kavramlarını Freud'dan alıntılarla açıklıyor. Neden hayattaki en önemli hazlar yasak? Yasak olan hazlar üzerinde konuşmak, tartışmak itaatsizlik ise eğer Freud'un çiftdeğerlilik kavramına göre yasak olmayan hazları tartışarak ve düşünerek yasak hazları anlayabilir miyiz? Neden yasak olmayan hazları bu kadar göz ardı ediyoruz? Nietzsche'nin deyişiyle olmak ya da olmamak yasak veya yasak olmayan bir hazsa buna kim karar verdi? Yaratıcı veya anne baba neden hayatın tadını çıkarmayı yasak edecekleri canlılar yarattılar? Ve daha nice sorularla hem düşündürüp hem de anlaşılır bir dille ve bol örneklerle anlatıyor.

felsefi kitap okuyanlara tavsiye edilir. Ama kurgu severseniz muhtemelen çabucak sıkılırsınız. Daha çok akademik tez tarzında yazılan ve bolca kaynak kullanılan bir eser olmuş
160 syf.
·8/10
kitapta benim dinimin peygamberlerinin düşüncelerinin esas alınmış olması kitabı fazladan sevdirdi diyebilirim. ulan senin peygamberleri kim ola derseniz: oscar wilde, nietzsche, schopenhauer'ı övünerek söyleyebilirim. o değil de isimlerini yan yana yazınca ve adamların yaşamları ile sonlarını düşününce irkilmedim değil. ortaklığın bu kadarı... bu isimler dışında özellikle freud da kitapta özel bir yer kaplıyor. ama onu peygamber olarak kabul etmiyorum. bununla birllikte j. s.mill'de arada bir çıkıp okuyucuya göz kırpıyor. kendisini çok sevsem de peygamber sayılmaz. halife diyelim.

öncelikle kitap çok yeni bir şey söylemiyor. ancak oldukça güzel bir derleme ve bu derlemeyi yorumlama söz konusu. okuyucu yer yer söylenin ötesine geçip farklı çıkarımlar da yapabilir. bu şansı tanıyacak bir anlatıma da sahip. çok fazla nietzsche ve schopenhauer okuması yapmadıysanız kitap sizi ya keyiften ya da sıkıntıdan kudurtabilir. bunun arasının olacağını sanmıyorum. ama bu iki isimle ilgili yeterince okuma yaptıysanız bir yerden sonra anıları tazelemeye dönüşecektir. bu arada 18-22 yaş arası okuyucuyu kötü etkileyebilir. bunu da demeden geçmeyeyim. her neyse, yazar derdini çeşitli başlıklarla açımlamış. bunlar sırasıyla:

yasa koymak
itaatin hileleri
özeleştiriye karşı
yasak olmayan hazlar
hayatın kendisi
koda

yasa koyma bölümünde benim yukarıda da bahsettiğim oscar wilde ağırlıklı bir serimleme var. bu bölümde wilde'e ait bir kaç alıntı yapmak isterim. mesela: " kamuoyu, toplumun cehaletini düzenleme ve onu fiziksel bir güç konumuna yükseltme girişimidir" der. ne güzel bir tanım.

yine bu bölümde bencillikle ilgili güzel bir tanım yer alır. "bencillik, kişinin dilediği gibi yaşaması değil, başkalarından kendi istediği gibi yaşamalarını talep etmektir."

ilk bölümde burada uzun uzun anlatıp yorumlayamadığım sanat fikirleri yer almakta. bu fikirler oscar wilde düşüncesinde temellenmiş. sanata bakışınızı gerçekçi bir şekilde temellendirmeniz için bence oldukça yararlı bir bölüm.

sonraki bölümde itaatin hileleri var. burada adem ve havva'ya baya takığız. yazar tanrının havva'yı kıskanmasından bahsetmiyor ama okuyucu başka bir pencereden bu sonuca varabilir. neticede adem tanrıyı değil havva'yı dinlemeyi tercih etmiştir ve bu tek bana tapacaksınız başka bir ilah yoktur diyen yaratıcı için oldukça sarsıcı olsa gerektir.

sonrasında gelen özeleştiriye karşı bölümündeyse özellikle ilk satırlar oldukça eğlencelidir. şöyle ki:" isa, komşunuzu kendinizi sevdiğiniz gibi sevin der. ne ironik! çünkü insanlar kendinden nefret eder".

ardından yasak olmayan hazlar bölümü gelir. bu bölümde ağırlıkla kuralların insanlarda görülen ampirik etkilerine değinilir. sonlara doğru hayatı sorgulamaya başlar ve
hayatın kendisi bölümüne geçeriz. artık bu bölüm tam bir nietzsche ve schopenhauer tiradına dönüşür. yer yer de bu iki ismi atıştırır. ve o meşhur söz bu bölümün temelini oluşturur: "insanın başına gelecek en iyi şey hiç doğmamış olmaktır. en iyi ikinci şey ise oldu ki doğduysa en kısa zamanda ölmek".

bu arada kitabın sonlarında wilde'a çok keyifli bir alıntıyla döneriz. "peki wilde ahlakın önemli olduğunu düşünmüyor musunuz?" "evet, ama önemin önemli olduğunu düşünmüyorum".

kitap koda bölümüyle son bulur.

uzun lafın kısası kitabı tavsiye ederim. ben burada sadece ağıza bal çaldım.
Yasaklama arzuyu baskı altına alır. Bir şeyi tuhaf bir biçimde al benili hale getirir. Bizi itaatkâr yapar ama aynı zamanda bize hayaller kurdurur...
İtaatsizlik yasak bir haz olabiliyorsa, o zaman itaat de yasak olmayan bir haz olabilir. Yasak haz olmadan itaatsizlik diye bir şey olamaz; itaat olmadığındaysa nelerin olabileceği hayli aşikardır.
"Sanat tamamıyla ahlaka aykırıdır," der Wilde, dolayısıyla gerçek hazlarımızı geri aldığımız yer de sanattır; ahlakın bizi feragat etmeye zorladığı ne varsa geri alırız.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yasak Olmayan Hazlar
Baskı tarihi:
Şubat 2017
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053160717
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Unforbidden Pleasures
Çeviri:
Saliha Nilüfer
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Psikologlar ve psikanalistler genelde yasak hazlardan bahseder, onlar aracılığıyla insanın içdünyasını keşfetmeye çalışırlar. Yasaklar çoğunlukla arzuyu kamçıladığından, yasak hazlar hep öne çıkar, hep daha çok arzulanır. Peki ya yasak olmayan hazlar? Onların kıymetini biliyor muyuz, yoksa yasak olmadıkları için gözümüzdeki değerleri azalıyor mu? “Bu kitap, yasak olmayan hazların yasak olanlara nazaran haz konusunda bize anlatacak daha fazla şeyleri olup olmadığını konu alıyor,” diyor Adam Phillips. “Bu doğru olsaydı, fazlasıyla ciddiye aldığımız onca şey ciddiyetini yitirirdi. Yasak olanın despotluğu bir şeyleri yasaklamasından değil, bize ne yapmak istediğimizi söylemesinden gelir — yasak olanı yapmak isteriz. Oysa yasak olmayan hiç emir vermez.” İtaat, özeleştiri ve hayatın yaşamaya değer olup olmadığı gibi yakıcı meseleleri, yasak olan ve olmayan hazlar bağlamında ele alıyor Phillips. İtaatsizliğin yasak hazzının yanı sıra, itaatin yasak olmayan hazzı hakkında düşünmeye teşvik ediyor bizi. Özeleştirinin sık sık insanın kendini haksız yere mahkûm etmesi anlamına geldiğini, oysa acımasız özeleştirinin ta kendisinin bir haz, yasak olmayan bir haz olabildiğini söylüyor. Ve şunu soruyor hepimize: “Hayat katlanılmaz mıdır yoksa ondan keyif almak bize yasaklanmış mıdır? Ve şayet hayat aynı zamanda yasak bir hazsa, onu kim ve neden yasaklamıştır?”

Kitabı okuyanlar 156 okur

  • Barış Uzun
  • Erdem
  • Özgenur Soydan
  • Gulshan21
  • Göksel Bahadır
  • Yusuf
  • Kerime Deniz Gürel
  • Veysel Kadir Şeker
  • koray
  • betül

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18 (9)
9
%24 (12)
8
%26 (13)
7
%18 (9)
6
%10 (5)
5
%2 (1)
4
%0
3
%2 (1)
2
%0
1
%0