Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar

·
Okunma
·
Beğeni
·
17954
Gösterim
Adı:
Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
244
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055272388
Orijinal adı:
Aphorismen zur Lebensweisheit
Dil:
Türkçe
Yayınevi:
Kabalcı Yayınevi
İnsanlar için kıskançlık doğaldır: Yine de kıskançlık hem bir ayıp hem de mutsuzluktur. Bu yüzden onu mutluluğumuzun düşmanı olarak görmeli ve kötü bir şeytan olarak boğmaya çalışmalıyız. Seneca da bunun için bize şu güzel sözlerle kılavuzluk eder: Sahip olduklarımızı karşılaştırmadan tadını çıkarmalıyız. Başka birinin bizden daha şanslı olduğundan tasalanırsak asla mutlu olamayız (Asabilik Üzerine III, 30), ayrıca: Sizden önde olan birçoklarını görürseniz, bir de arkanızdakileri düşünün (Mektuplar, 15).

Öyleyse bizden daha iyi durumda gibi görünenlerden çok, daha kötü durumda olanlara sık sık bakmalıyız. Ortaya çıkan gerçek fenalıklarda bile, kıskançlıkla aynı kaynaktan çıkan en etkili teselliyi, bizimkilerden daha büyük acılara bakmak, bir de bunun yanında, bizimle aynı durumda bulunanlarla, kader yoldaşlarımızla arkadaşlık etmek getirecektir.

Arthur Schopenhauer
222 syf.
Mutluluğumuzu kendimiz yapar ya da buluruz.

Schopenhauer nedir? Kimdir diye sormuyorum nedir bu adam? Schopenhauer, her şeyden önce felsefenin başkaldırısıdır, bu başkaldırının arasından sızan gülüşüyle. O korkunç resmin arkasında yatan ıstırap infaz mangasının iyi niyetli yol göstericisidir. Schopenhauer olmak yürek ve zekayı aynı kulvarda buluşturmaktır. Adanmışlıktır en başta. Gezdiği yöreleri, okuduğu kitapları, duyumsadığı doğayı düşünsel doktrinlerle yüreklerimizin, zihnimizin içine açıp koyandır.

Bu kitabı okuduktan sonra kendime dedim ki: ''Onur, hayatını değiştirecek kitaplar okumalısın.'' Öyle işledi ki her bölüm içime. Evet, hayatınızı değiştiren kitaplar okuyun, sizi gerekirse yerden yere çalan, etinizi, kemiğinizi bavullara doldurup oradan oraya sürükleyen, ilmek ilmek zihninize işleyen kitaplardan söz ediyorum. Tam olarak bu kitaptan söz ediyorum Arthur Schopenhauer'ın bilgeliğinden sızan aforizmalar.

Okuduktan sonra şu sorular kafamda belirdi:

°Schopenhauer bize ne anlatmak istiyor?
°Schopenhauer'u diğer düşünür ve filozoflardan ayıran nedir?
°Anlatıların hayata uygulanırlığı nedir?
°Anlatıların doğruluğu sadece yaşanmışlıklardan ve bize öğretilenlerden ötürü mü bizi sarsmaktadır?
°Anlatıcı koltuğunda oturan kişi olarak Schopenhauer iyi, soylu ve yaşamı hak eden biri midir?
°Bu kitap bir insana rehber olabilir mi?
°Okuduklarımızı hayatımıza katmayı başarabilirsek gerçekten bilge bir kişi olabilir miyiz?
°Schopenhauer'ın bu hassas ve can alıcı konularda yanılma payı nedir?
°Doğru ve gerçek kardeş midir?
°Söylenenlerin söyleme şekliyle daha etkin bir şekilde bizi etkilediğini düşünüyor muyuz? Filozof bu konuda ne denli başarılı olmuştur?
°Nietzsche Schopenhauer'un devamıdır diyebilir miyiz?
°Burada bahis edilen konular dışında bilgeliği etkileyecek insan hayatını olumlu ya da olumsuz etkileyen konular yok mudur?
°1800'lü yıllar ile 2020'ye merdiven dayadığımız bu yılların arasında bir fark görebiliyor muyuz? Dünya hala Schopenhauer'ın dünyasıyla aynı mı?
°Anlatımı kuvvetlendirmek amaçlı sürekli diğer düşünür ve yazarlara başvurması rahatsız edici midir? Özellikle Goethe ve Aristoteles'ten çok faydalanmakta yazar?

Bir kitaptan beklentiniz tam olarak nedir?

Benim bir kitaptan beklentim düşüncelerime, fikirlerime, yaşayışıma, hayallerime, planlarıma etki edebilmesi, bana yol gösterebilmesidir. Tabii bunu her kitaptan bekleyemem. Kimi kitaplar edebi anlamda bizi doyurur, onun tadı bir süre zihnimizde kalır. Bu kitapta anlatılanlar tam anlamıyla hayatın resmidir. Hayatını düşünmeye ve insanları gözlemlemeye adamış birisi kalkmış bizim için bunları kağıda dökmüş. Bir musibet bin nasihattan iyidir derler. Ancak bu özlü sözün içeriği korkunçtur. Çünkü yaşam her olguyu sırtlayacak kadar uzun değil. Tecrübelerin bile son kullanma tarihi var. Çünkü biz insanoğlu şartlar karşısında çok çabuk değişir, evriliriz. Schopenhauer'ın dimağından yükselenler aklımıza ördüğümüz duvarlardan, zihnimize çekilmiş perdelerden içeri sızıyor. Öncelikle yaşamın kader ve keder arasında sıkışmış bir mutluluk labirentinden ibaret olduğu kabul edilmeli. Evet mutluluk adına sarf ettiğimiz çaba bizi daima keder istikametine sürükler. Mutluluğun da tecrübeler gibi son kullanma tarihi vardır. Hem de süt ürünleri gibi kapağını açar açmaz bozulma süresi de kısadır.

Schopenhauer, diğer okuduğum kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da genellikle Aristo ve Goethe gibi düşünürlerden yararlanmış. Bu düşünürlerin fikirlerini kimi zaman açıklayarak desteklerken kimi zaman da kendi anlatısını onların sözleriyle desteklemekte. Bu kitap bir anlamıyla rehber. Yaşama rehberi. Peki Schopenhauer bütün bilgelik adı altında bize sunduğu bu öğreti ve anlatılarında hiç yanılmadı mı? Veyahut bu anlatılanların hepsine birebir hak verdik mi? Hak vermediğim bir çok kısım oldu. Ki Schopenhauer sayfa 183'te şu cümleleri bir başlık altında toplamıştır: ''İnsan, yapıp ettiklerinde kimseyi örnek almamalıdır: Çünkü durumlar, koşullar, ilişkiler hiçbir zaman aynı değildir ve karakterlerin farklılığı eyleme de farklı bir görünüm verdiği için, iki kişi aynı şeyi yapsalar da, yaptıkları şey aynı değildir. İnsan, yeterince düşünüp taşındıktan ve iyice gözden geçirdikten sonra, kendi karakterine uygun bir biçimde davranmalıdır. Demek ki, pratik yaşamda özgünlük kaçınılmazdır; yoksa, insanın yaptığı kendisine uymaz.'' Buradan da anlıyoruz ki Schopenhauer gibi soylu bir üstat bile kendi sözlerine kefil olamıyor, olamaz da.

Yaşlılığın bilgeliğe ve erişkinliğe olan etkisinden söz eden yazarımız başyapıtım dediği ''İstenç ve Tasarım Olarak Dünya'' kitabını 30 yaşında yazmış. Kitaba birkaç kez başlamak istemiştim ancak kafa olarak kendinizi hazır hissetmeden asla başlamamanız taraftarıyım. Çünkü zihni yormadan, üzerinde düşünülerek okunmalı.

Bu kitap aslında bir incelemedir, araştırmadır. İncelemeyi incelemek ve Schopenhauer gibi bir üstadın sözünün üstüne söz söylemeyi fazlalık olarak görüyorum. Çünkü yıllar yılı işgal ettiğim şu yeryüzünde ne ile karşılaştıysam, neyi tecrübe ettiysem her sayfada beni buldu. ''Abi yuh ya!'' ''üstat ne yaptın?'' ''Bu kadar olur'' gibi tepkilerin bir zaman sonra normalleşerek ''Adam Schopenhauer abi elbet bunların farkında olacak, bilecek'' tepkisiyle yer değişti. Toprağın bol olsun, cidden bu kitap insanlığa hizmettir. Elbette yer yer katılmadığım olgular, görüşler oldu. Ancak 222 sayfa ve bir o kadar yoğunluk içeren polemiklerde normaldir.

Bu kitabında spoiler'ı olur muymuş? Olabilir, neden olmasın?

Kitaptan kısa ve öz hisse: Yalnızlık kötü değildir, kendi kendine yetebilmeyi öğrenmelisin, insanlara vazgeçilmez olduğunu hissettirme, en iyi zaman şimdidir, yarını bekleme, sahip olduklarınla yetinmesini bil, ''daha iyi, iyinin düşmanıdır.'' bugünün dostu, yarın deler postu, kendi kendine yetebilmek, kendi kendine bir yaşam alanı açabilmek esastır, sağlık en önemli unsurdur, toplumdan kaçamazsın ancak iletişimini kısıtlı tutmak seni soylu yapar... Liste böyle uzayıp gidiyor. Uzaktan bir kişisel gelişim kitabı dursa da, kişisel, zihinsel ve sayamayacağım onlarca gelişimi sağlayabilir size bu kitap. Keyifli okumalar diliyorum.

https://www.youtube.com/watch?v=xwOto0m-sXg
222 syf.
·25 günde·Puan vermedi
"İnsanın olası mutluluğunun ölçüsü bireyselliğiyle önceden belirlenmiştir. Özellikle zihinsel gücünün sınırları, yüksek bir hazzı alma yeteneğini sonsuza dek belirlemiştir."

Öncelikle yukarıdaki cümleyi birkaç sefer okumanızı tavsiye ederim. Schopenhauer, karakter yapımızın mutluluğumuza doğrudan etki edeceğini düşünüyor. Bu yüzden bize verilen kişiliği yani hem fiziksel hem de zihinsel özelliklerimizi yararlı bir biçimde kullanarak mutlu olabilmemiz için, hayatın her alanında kendimize uygun olan çabalara girmemizi öğütlüyor. Aksi takdirde yaptıklarımız yeteneklerimize uygun olmazsa veya yeterli gelmezse mutlu olamayız.

"İnsanın mutluluğu üzerinde; ne olduğunun, neye sahip olduğundan kesinlikle daha çok katkısı vardır."

Karakterimize uygun olarak kendimizi yetiştirip dolu dolu bir birey olduğumuzda, maddi anlamdaki varlıklarımızdan çok daha fazlasına sahip oluruz. "Cebin delikse, hiç olmazsa güzel zamanlara sahip olmalısın." diyen Nikos Kazancakis'in Zorba'sı, özgür ruhuyla, cesur karakterini bütünleştirip yaptığı işlerle zamanını güzelleştirerek mutlu olabilmiş ve gittiği her yere mutluluğu da götürmeyi başarmıştır.

Schopenhauer cehalet mutluluktur tanımına da değiniyor. Aslında böyle bir mutluluğu hiç kimsenin kıskanmayacağını da ekliyor. "Çünkü böylesi, tamamen dışa bağımlıdır ve etkenlerini kaybettiğinde büyük bir boşluğa düşebilir." Yani insan içerisinde ne kadar boşsa doldurmak için içini ya kişileri ya da nesneleri arıyor çevresinde. İşte bu boş insanlar canlarının sıkılmaması için bunlara başvurmak zorundadır. Halbuki dolu olan insanların keyifli vakit geçirmek için nedenleri içlerinde mevcut durumdadır. Ancak bu, yalnızlığa itiyor. "Çünkü bir kimse kendinde ne çok şeye sahip ise, dışarıdan o denli az şeye gereksinir. Bu yüzden, zihnin kendinde olağanüstülüğü, toplumdan uzak durmasına yol açar." Dolayısıyla zihinsel yoksunluk ile arkadaş canlılığı doğru orantılıdır.

"Elalem ne der?" diye bir kalıp vardır. Her birimiz bundan nefret ettiğimizi dile getirsek de, insanlar bizleri övdüğünde mutluluktan göklere çıkarız. O zaman elalemin gözünden banane demeyiz. "Çünkü, bizim hastalıklı bir hassaslıkta olduğu için sık sık hastalanan tüm özgüvenimizin, tüm kibirliliğimizin ve iddialarımızın ve aynı zamanda tüm gösterişimizin ve böbürlenmemizin temelinde başkalarının görüşü yatmaktadır." Kısacası mutluluğumuz, başkalarının gözünde ne olduğumuzla doğrudan ilişki içerisindedir.

Kıskançlığı da mutlu olmanın önünde bir engel olarak görüyor Schopenhauer. Buna hiçbirimizin itirazı yoktur sanırım. Yalnız bu durum için yazdığı reçeteye kendi adıma katılmadığımı ifade etmeliyim. Şöyle ki: "Kendinizden üstün olana değil, alçak olana bakıp mutlu olmaya devam edin." diyor. Bu çok sorunlu bir düşünce bence. "Halinize şükredin" diye milletin kafasını uyuşturup harekete geçmesini engelleyenlerle aynı düşünce yapısıdır çünkü bu.

Kitabın ilk bölümü diyebileceğimiz kısımda Schopenhauer, mutluluğun yollarını kendi bakış açısından değerlendiriyor. Geri kalan bölümde ise kitabın isminden de anlaşılacağı üzere bilge insan olmak adına aforizmalarını sunuyor.

Bu bölümde 53 aforizma var. Uzun uzadıya bahsetmeyeceğim bu bölümden. Bu bölümü özetleyebilecek nitelikte olan Schopenhauer'in şu cümlesinin inceleme için yeterli olacağını düşünüyorum: "Zamanın etkisi ve şeylerin değişebilirliği sürekli göz önünde bulundurulmalı ve şu anda olup biten her şeyin derhal tam tersi hayal edilmelidir; demek ki mutlulukta mutsuzluk, dostlukta düşmanlık, güzel havada kötü hava, sevgide nefret, güvende ve açıklıkta ihanet ve pişmanlık ve bunların tersi de, sürekli canlı bir biçimde göz önüne getirilmelidir. Bu bize dünya bilgeliğinin kalıcı bir kaynağını verecektir ve sürekli temkinli olup, kolay kolay aldatılmamamızı sağlayacaktır."

Okuduğum ilk Schopenhauer kitabı olması neticesinde kendisiyle ilgili şöyle bir düşüncem oluştu: Dilinin kemiği yok. Ne düşünüyorsa hiçbir otosansüre uğratmadan direk aktarıyor. Ortası da pek yok. Ya yüceltiyor ya da aşağılıyor. Onun dünyasında ya övüleceksiniz ya da gömüleceksiniz. Yalnız tercih hakkını size bırakıyor. "Ben lafımı ortaya korum, beğenen alır gider; beğenmeyen bırakır kaçar." diyor.
222 syf.
Sevgili https://1000kitap.com/SinestezikMuz;
bu aralar etkinliklere sardım elimde olmasa da sağdan soldan bulup buluşturup okumaya ve tanımadığım yazarlar ile tanışmaya yeni türler keşif etmeye başladım ama senin bu Arthur amca yordu beni ya ne elimden bırakabiliyorum ne de keyifle okuyorum çok karmaşık duygulara soktu beni ama yine de sağol karışıklık da iyidir :)))


Yaşam bilgeliğini bir sanat olarak kaleme aldığını söyleyen Arthur bu sanatın kılavuzunun mutluluk öğretisi olarakta adlanandırılabildiğini öne sürüyor. Mutluluk öğretisi adına yazılan yazıları beğenmemiş ve yeterli bulmamış yine bunlardan faydalanmadığını ve faydalanırsa  bunun kendi düşüncesi olmayacağını belirtmiş.

"Ordan burdan derleyip yazmak benim işim olmadığından ve böyle bir şey yapıldığında bu türden bir yapıtın ruhunu oluşturan görüşün tekliği ortadan kalkacağı için bu öncülerden yararlanmadım."

Kitap altı bölümden oluşuyor ve ilk bölümde insanların yazgısının 3 ayrı belirlenime dayandığını söylüyor ki bu 3 belirlenim şu şekilde; bir kimsenin "ne olduğu", "neye sahip olduğu" ve "neyi temsil ettiği". Daha sonra bunların her birini bir bölüm olarak anlatıyor, beşinci bölümde ise "Öğütler ve Özdeyişler" var bu bölümda nerdeyse her paragrafta bir alıntı var diyebilirim. Altıncı ve son bölüm ise "Yaşam çağlarının farklılığı üzerine" bu bölüme ait şu alıntıyı yazmak istiyorum;

" tüm yaşamımız boyunca sadece şimdiki zamanın farkında oluruz, asla daha fazlasının değil. Şimdiki zamanın özelliği ise, başlangıçta önümüzde uzun bir gelecek, ama sonlara doğru ise ardımızda uzun bir geçmiş görmemizdir; bundan dolayı, mizacımız -ama bununla birlikte karakterimiz değil- bildik bazı değişiklikler geçirir, böylelikle her defasında şimdiki zamanın bir başka rengi ortaya çıkar."


Arthur mutlu yaşama felsefesini kendince çizmiş peki doğru çizmiş mi bu kişiden kişiye değişir kimi anın tadını çıkarmak ile mutlu iken kima az mutluluk ile yetinip bi ömür olsun diye çabalar... ne alakadır bilmem küçükken bana mutluluk = sorumsuzluk gibi gelirdi daha sonra bu fikrim değişti ve bazı sorumlulukarımı yerine getirmenin beni daha mutlu ettiğini fark ettim.

Neden ben mutluluğu sorumluk ile kısıtlıyorum bilmiyorum :/

Kitaptaki bir çok söz kafanıza kafanıza vurup şu aslında bilip ama bilmemezlikten geldiğimiz şeyleri gün yüzüne çıkarıp tarttırıyor hangisi mutluluk?  Ayrıca yazarın hiç çekinmeden üstü kapalı konuşmadan gayet açık ve net olduğunu söyleyebilirim...
 

Beni düşündüren bir alıntısı da buydu;
"İnsan yaşamının mülklerine ilişkin öteki iki maddenin önemini vurgularnam gerekmiyor. çünkü mülkiyetin değe­ri günümüzde öylesine yaygın bir kabul görmektedir ki, tav­siye edilmesi gerekmez bile. Hatta üçüncü maddenin, ikin­cisi karşısında çok uçucu bir yapısı vardır; çünkü o sadece başkalarının görüşlerinde yer alır. Yine de saygınlık için, ya­ni iyi bir isim için herkes çabalamak zorundadır; rütbe için yalnızca devlet hizmetindekiler, ün için ise yalnızca çok az kişi. Bu arada, saygınlık paha biçilmez bir mülk olarak gö­rülür; ün ise insanın ulaşabileceği en pahalı şeydir, seçilmiş­lerin altın postudur."


İlk defa felsefe okudum ve bir çok yeni terim kelime öğrendim biraz zorladı ama  sanırsam anladım :) bu kelimelerin bazılarını bildiğimi daha doğrusu anladığımı sanıyordum ama google amcaya sorunca baktım ki yok aynı şey değilmiş felsefe de bana göre değilmiş. :)

Okumak isteyen varsa akıcı ve uyandırıcıydı keyifli okumalar :)
onurgoztepe
onurgoztepe Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar'ı inceledi.
hani bir şeyler düşünmüşsündür hayatının bu zamanına kadar; ama net olarak kendine bile ifadesini yapamamışsındır kafandan geçenlerin , o düşünceler aklının en ulu yerinde kalmıştır hep ve sonra bi an gelir okuduğun birkaç satır ürkütür seni; çünkü adeta senin aklından geçenleri birkaç cümleye sığdırmıştır ve kendi istediğin yolu bulmak için gerekli olan birkaç ipucu vererek karşına çıkmıştır schopenhauer.

bunca sene ben kendimi değiştirmeye, iyileştirmeye çalışırken adam gayet karamsar bir şekilde yalnızlığı överek, salt düşünmeyi önererek bunca zamandır dem vurduğum düşünceye bağlı kalmamı sağlayıp beni güçlendirmiştir

sahip olmayı dilediğimiz şeyleri, ve içimizde büyüyen gereksiz hırsı bir kenara bırakıp, sosyal statüleri boşverip, kendi içimize odaklansak daha mutlu, daha huzurlu ve kendimizle daha barışık bir insan olabiliriz…
222 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Tanıştırayım kendisi başucu kitabım olur :) Alıntı yapmaktan, üzerine düşünüp tekrar tekrar okumaktan anca 5 günde bitirdim. Tamam yahu sevdiğim için biraz da bilerek uzatmış olabilirim :) Kitap içereği hakkında hiç bir şey yazmayacağım çünkü bu öyle anlatılacak bi kitap değil. Felsefeyle ilgilenenler, yaşamda kendimize itiraf edemediğimiz gerçekleri merak edenler ya da farkında olmadıklarımızı pat diye yüzümüze vuracak bir şaheser. Kadınlar hakkında düşüncelerinden dolayı çoğu hemcinsim sevmiyor, ama ben onu yaşadığı döneme ve sancılı yaşantısına veriyorum. Çünkü fikirleri 'bu benim zihnim' dedirtti. En sevdiğim yazarımı değiştirdim şimdilik o sen oldun Schopenhauer! Onun Immanuel Kant'a hayranlığı ve Nietzsche'nin ilk akıl hocası olması da nedenini açıklıyor galiba :)
222 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Bir diğer Arthur Schopenhauer kitabı ile karşınızdayım. Tabi artık yazarın ismini bi' yerden bakmadan yazabiliyorum :D
Öncelikle Schopenhauer Okuma Etkinliği düzenleyerek bu güzel adamla beni tanıştıran https://1000kitap.com/SinestezikMuz a çok teşekkür ederim :)
Kendisinin etkinliğinin linki: #29220221
Neyse hadi incelememize geçelim :D
Kitap için yine benim çok sevdiğim kitaplar için kullandığım kelimeler olan "Muhteşemmmm" "Harikaa!" gibi kelimeleri bolca duyacaksınız :D
İnceleme okumaya üşenenler için: Kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ederim :D
Üşenmeyenler için: Kitap bana kalırsa çok güzeldi. Yazardan da etkilenme seviyemi ve kendisiyle kişisel bağımı şu şekilde açıklayayım. Bugüne kadar beni en iyi yansıtan, kendimi bulduğum yazar Franz Kafka'ydı. Ta ki Schopenhauer okuyana kadar. Bu yazarda ben kendimi buldum resmen.
Mükemmel bir üslubu ve bilgi açısından doygunluğu var.
Çok sevdiğim bir şey olan kitaplardan alıntıları yazarımızda kitabında bol bol anlatıyor :)
Peki başlıktan başlarsak Yaşam Bilgeliği nedir?
Burada yazarın kitapta anlattıklarına göre Yaşam Bilgeliği bir nevi hayattan mutlu olmayı beklemek değil de mutsuzluğu en aza indirgemek.
Tabi ne kadar doğru ne kadar yanlış tartışılır ama ben bu fikri benimsedim :)

Kitap bolca sizi fikir bombardımanına tutuyor ve bana kalırsa bu kitabı okumayan kişi KİTAPKURDU OLMA YOLUNDA EKSİK KALIR. Hem felsefi açıdan hem de edebiyat açısından.
Neyse ben kitabı çok sevdim. Bugüne kadar okuduğum Aforizmalardan en iyisiydi diyebilirim. (Franz Kafka'nınkiler de dahil, kusura bakma Kafka :( )
Neyse incelemem bu kadar bence OKUNMASI GEREKEN Bİ' KİTAP :)
Herkese iyi okumalar dilerim :)
222 syf.
·45 günde·Beğendi·8/10
Arthur Schopenhauer’un milliyetçilik üzerine bir aforizmasını görünce okumaya karar vermiştim bu kitabı. Kitap, adından da anlaşılacağı üzere mutlu bir yaşam için öğreti ve öğütlerden oluşuyor. Her şeyden önce tam bir ‘yalnızlar’ kitabı. Kitabı bitirdiğinizde yalnızlığın bir insanın neden en değerlisi olduğunu anlarsınız sanırım.

Dilini çok sevdim. Yazarla sohbet ediyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Çeviri olmasından dolayı kaynaklanıyor olabilir, cümleler çok sade. Anlaması zor cümle, çok az. Fakat anlatılanın kendisi bazen çok zor olduğu için, paragrafları çokça tekrar edebilirsiniz. Bu yüzden akıcı denilemez. Dilinin bir diğer özelliği direk erkeklere hitap ediyor olması. Beş altı erkek bir araya gelmiş de sohbet ediyor havasında. Bunun nedeni 1800’lerde kadın okur sayısının yok denilecek kadar az olması olabilir. Bunların dışında Goethe, Shakespeare, Aristoteles gibi düşünürlerden pek çok alıntı var. Neredeyse her sayfaya bir alıntı düşüyor.

Kitap bölümlere ayrılmış. Beşinci bölümü olan özdeyişler ve öğütler bana göre kitabın ana bölümü. 53 ayrı maddeden oluşan bir aforizma sıralaması var. 53’ü de dikkate değer.

Netice itibariyle çok ağır olmayan bir düşüce kitabı arayışındaysanız bu kitap tam size göre. 'Her insan kendisinden mutlaka bir şeyler bulacaktır kitapta'

Son olarak kitaptan şu alıntıyı paylaşmak istiyorum:
“...Elbette genel olarak tüm zamanların bilgeleri hep aynı şeyi söylemişlerdir ve tüm zamanların budalaları, yani ezici çoğunluğu da, tam tersini yapmışlardır: Ve bu durum bundan sonra da sürecektir....”
222 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Bir Arthur Schopenhauer şaheseri...

Karamsar, huysuz ve yalnızlığa teşvik edici çoğu sayfada alaycı bir üslupla kaleme alınan bir kitap.
Hemen hemen her sayfasından Goethe,Voltaire, Platon ve Shakespeare den sözler paylaşmış yazar. Ve bu sözler üzerine çeşitli örneklerle kendi deneyimlerini ve gözlemlerini aktarmış.
Kısaca; mutlu olmanın anahtarını açıklıyor. Ve yalnızlığa yaptığı övgüler ile son derece ilginç ve güzel tespitleri var...
Mutlaka okunması gereken ufuk açan ve belli bir yaş sonrası tekrar okunması gereken bir klasik. Ben bir kitabi bitirdikten sonra, önce bir bakarım kaç tane sayfa işaretlemişim ve ne kadar altını çizdiğim yer var. Ve bu kitapta buraya yazamayacağım kadar çok yer işaretlemişim.
Öyle tek sefer okuyup, geçilecek kitaplardan degil. Ara ara açıp, işaretlediğim sayfalarin uzerinde tekrar düşünme isteğim üst düzeylerde. Öyle ki, bir kimsenin ne olduğu üzerine, bir kimsenin neye sahip olduğu üzerine, bir kimsenin neyi temsil ettiği üzerine yazılmış olan bölümlerde yapılan felsefe muhteşem.
222 syf.
·1 günde
Arthur schopenhauer kimdir, necidir? Evi, arabası, işi, gücü, youtube kanalı falan var mı?
 
Kendisi, Alman felsefe dünyasının ilk filozoflarındandır. Dokuz yaşından itibaren tüccar olan babasıyla birlikte ticari seyahatlere çıkmış ve bu yolda ilerlerken babasını kaybetmesi üzerine Annesinin isteğiyle akademik hayata atılmış. Pekde gönlü olmayacak ki, direk yüksek liseye başlamış. Burada rahat durmadığını hocasını sert bir şekilde eleştirip okuldan ayrılmış olduğundan anlıyoruz ( Kesinlikle kovulmadı. Hayır!:)). Sonrasında özel filoloji  dersleri almış ve üniversiteye kaydolmuş. Tıp okumuş sonra felesefeye yönelmiş. Annesi kendisinin başarılarını takdir etmeyip dalga geçtiği için pek anlaşamıyorlarmış. Bu nedenle evden de ayrılmış.(Evet annesi de kovmadı). Genelde Goethe'yi öven ve Newton'u yeren bir anlayışı vardır.

Doğu bilgeliği ile ilgilenmiş. Doğu mistisizmi ve panteizmi araştırmış. Berlin üniversitesinde öğretim üyeliği yapmış, burada da pek rahat durmamış. Aynı fakültede meslekdaşı olan Hegel'e  "Eserlerinin dörtte üçü safi saçmalık, dörtte biride paradoks" cümlesini kullanmış. Okuduğum kitabında bahsettiği "İnsan dayak atan bir hayvandır." (syf: 70)mevzusu bu olaydan sonra mı yazıldı? Bilemeyeceğim artık. Bu kadar biyografi yeterli diye düşünüyorum devamı için şu: http://www.dmy.info/...er-felsefesi-hayati/ adresi ziyaret ediverin, bende becerebilirsem incelemeye geçeyim

Kitap altı bölümden oluşuyor
-Temel Bölümlendirme
-Bir Kimsenin Ne Olduğu Üzerine
-Bir Kimsenin Neye Sahip Olduğu Üzerine
-Bir Kimsenin, Neyi Temsil Ettiği Üzerine
-Öğütler ve Özdeyişler
-Yaşam Çağlarının Farklılığı Üzerine

Genel mantık olarak, isminden de anlayabiliceğimiz gibi kitap,  yaşamımız üzerine geniş açıklamalı aforizmalar bulunduruyor, bunları bir kaç farklı felsefeci aforizmalarıyla da destekliyor. İçine girince olaylara birde pesimist bir gözle  bakmanız gerektiğini, saf iyiliğin asla bulunamayacığı göreceksiniz. O na göre insan yalnız ve sağlıklıysa, sadece kendisiyle mutlu olabilir. Başka insanlar her daim sizden bir beklenti içinde olduğu için, gerçek mutluluğa asla başkalarıyla  ulaşamazsınız. Egoizmi savunan bir felsefesi var.

Karamsar filozof olan schopenhauer için, hasta bir kişiliği olduğu ve başka bir görüş olan gerçekçi ve bilimsel açıdan da desteklenebilir sözleri olduğunu düşünen iki farklı görüşle karşılaştım. Genel olarak eseri sevdiğimden, bence çoğu aforizmalar  haklı ve yerinde tespitlerle yapılmış. Aslına bakılırsa bilinç altına attığımız bazı duyguları karşımızda ki insanlara yansıtmamanın iki yüzlülük olduğunu düşünüyor bu konuda haklı olduğu yön daha baskın. Çünkü gerçekten de her insanın içinde bulunan kötülük yapma isteği, iyilikle baskılanınca bilinç altına itiliyor bunu beceremeyen insanlarında şuan hak ettikleri yerler de olmaları gerekir. Sonuçta bir çoğumuzun aforizmalarını ezbere bildiğimiz Nietzche'yi bile derinden etkilemiş bir filozof.

Son olarak onunla ilgili bir kaç ünlünün düşüncelerini bırakmak istiyorum, duygularımı yerinde ifade edemeyeceğimi düşündüğümden ben susuyorum onlar konuşsun.

Schopenhauer’e olan sonsuz hayranlığım daha önce hiç tatmamış olduğum bir dizi manevi zevk. Eminin ki en büyük dahi: Schopenhauer.
– Lev Tolstoy

Schopenhauer ile birlikte ben de özgür iradenin varlığına inanmıyorum.
– Albert Einstein

Schopenhauer bir üslup dahisi. Sadece dili için bile kesinlikle okunmalı. 
—Franz Kafka

Genç Schopenhauer’i tuhaf ve ilginç bir delikanlı olarak tanıdım. Keskin zekalı ve inat; onu çok akıllı buluyorum.
– Johann Wolfgang von Goethe 

Dürüstlüğün en büyük örneği ve gerçeğe her şeyden öte tapan bir adam. – Karl Popper

Onun ilk sayfasını okuduktan sonra bütün sayfalarını okuyacaklarından ve dediği her kelimeyi dinleyeceklerinden emin olan okurlarındanım.
– Friedric Nietzche

Bol muhakemeli okumalarınız olsun :)
Alıntılar gelmeye devam edecek...
222 syf.
·6 günde·Beğendi
"Mutluluk, kendi kendinle baş başa kalmakta görünüyor.
.
.
.
İnsan sadece yalnız olabildiği sürece, bütünüyle kendisi olur: Demek ki yalnızlığı sevmeyen özgürlüğü de sevmez; çünkü insan ancak yalnız olduğunda özgürdür.
.
222 syf.
Felsefi dilini çok anlaşılır bir biçimde ifade eden/kullanan filozof, aforizmalarıyla mutlu olmaya perde açıyor diyebilirim.
Yazar diğer çalışmalarında aşk temasını kültürümüze uygun bir şekilde işlememişti, batıya uygun yani sığ kalmıştı. Ama bilgelik yerelliğe hiç yer tanımayan bir kavram veya olgu olduğu için bu çalılmasında evrensel kalabilmiş.

Özetle bilgilenmek, umut etmek, bilgiye ve mutluluğa götüren yöntemleri (veya sözleriyle bunları fitillemesi) bu kitabı değerli kılmış.
Okursanız; iyi okumalar!
Saygılar
İnsan sadece yalnız olabildiği sürece, bütünüyle kendisi olur: Demek ki, yalnızlığı sevmeyen özgürlüğü de sevmez; çünkü insan ancak yalnız olduğunda özgürdür.
birisi bizim için çok değerliyse, bunu ondan bir suçmuş gibi gizlemeliyiz. bu elbette pek sevindirici değildir ama doğrudur. bırakın insanları, köpekler bile büyük dostluklara katlanamazlar.
Pek çok insan gereğinden fazla şimdiki zamanda yaşar: hafifmeşrepler; ötekiler ise gereğinden fazla gelecekte: ürkekler, tasalılar. İnsanın bu konuda doğru ölçeği tutturması enderdir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
244
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055272388
Orijinal adı:
Aphorismen zur Lebensweisheit
Dil:
Türkçe
Yayınevi:
Kabalcı Yayınevi
İnsanlar için kıskançlık doğaldır: Yine de kıskançlık hem bir ayıp hem de mutsuzluktur. Bu yüzden onu mutluluğumuzun düşmanı olarak görmeli ve kötü bir şeytan olarak boğmaya çalışmalıyız. Seneca da bunun için bize şu güzel sözlerle kılavuzluk eder: Sahip olduklarımızı karşılaştırmadan tadını çıkarmalıyız. Başka birinin bizden daha şanslı olduğundan tasalanırsak asla mutlu olamayız (Asabilik Üzerine III, 30), ayrıca: Sizden önde olan birçoklarını görürseniz, bir de arkanızdakileri düşünün (Mektuplar, 15).

Öyleyse bizden daha iyi durumda gibi görünenlerden çok, daha kötü durumda olanlara sık sık bakmalıyız. Ortaya çıkan gerçek fenalıklarda bile, kıskançlıkla aynı kaynaktan çıkan en etkili teselliyi, bizimkilerden daha büyük acılara bakmak, bir de bunun yanında, bizimle aynı durumda bulunanlarla, kader yoldaşlarımızla arkadaşlık etmek getirecektir.

Arthur Schopenhauer

Kitabı okuyanlar 1.453 okur

  • Tuğba Gündoğdu
  • Taylan Yılmaz
  • Mahmut Ziya
  • °Muutos
  • Adem Dayangaç
  • K.
  • Gizem Zeytineli
  • Zeynep ÖZÇEREZCİ
  • Mustafa Çetin
  • Özlem Kafa

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.7 (8)
9
%0.6 (3)
8
%0.6 (3)
7
%0.2 (1)
6
%0.2 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0.2 (1)

Kitabın sıralamaları