Yaşam Bilgeliği Üzerine-Aforizmalar

·
Okunma
·
Beğeni
·
29,3bin
Gösterim
Adı:
Yaşam Bilgeliği Üzerine-Aforizmalar
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
254
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780201005622
Orijinal adı:
Aphorismen zur Lebensweisheit
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ezr Yayınları
"Mutluluğumuz ve mutsuzluğumuz açısından son çözümlemede önemli olan, bilincin ne ile doldurulmuş ve meşgul edilmiş olduğudur. Bu noktada, tümü bakımından her saf entelektüel uğraş, bu uğraşa yeteneği olan zihne, içinde başarının ve sarsıntılarıyla, eziyetleriyle başarısızlığın sürekli yer değiştirdiği gerçek yaşamdan daha çok yarar sağlayacaktır."

Felsefenin en derin köşelerini, en anlaşılmaz denilen yanlarını kimse Schopenhauer kadar açık ve anlaşılır bir şekilde anlatmayı başaramamıştır. 20. yüzyılı etkileyen bir başka önemli filozof olan Friedrich Nietzsche'nin "Ona çok şey borçluyum," dediği Schopenhauer, bir yandan modern felsefenin yapıtaşlarını sağlamlaştırırken, diğer yandan onun mezarını kazmıştır. Gücünü de buradan alan ünlü filozofun, Parerga ve Paralipomena adlı eserinin Aforizmalar bölümünden seçilmiş parçaları, Güven Savaş Kızıltan'ın özenli ve nitelikli çevirisiyle sizlere sunmaktan gurur duyuyoruz. Bu değerli eser, sizi hem büyük bir filozofla hem de Schopenhauer felsefesiyle tanıştıracaktır... Bu kitabı okuduktan sonra yaşama eskisi gibi bakamayacaksınız.
222 syf.
Mutluluğumuzu kendimiz yapar ya da buluruz.

Schopenhauer nedir? Kimdir diye sormuyorum nedir bu adam? Schopenhauer, her şeyden önce felsefenin başkaldırısıdır, bu başkaldırının arasından sızan gülüşüyle. O korkunç resmin arkasında yatan ıstırap infaz mangasının iyi niyetli yol göstericisidir. Schopenhauer olmak yürek ve zekayı aynı kulvarda buluşturmaktır. Adanmışlıktır en başta. Gezdiği yöreleri, okuduğu kitapları, duyumsadığı doğayı düşünsel doktrinlerle yüreklerimizin, zihnimizin içine açıp koyandır.

Bu kitabı okuduktan sonra kendime dedim ki: ''Onur, hayatını değiştirecek kitaplar okumalısın.'' Öyle işledi ki her bölüm içime. Evet, hayatınızı değiştiren kitaplar okuyun, sizi gerekirse yerden yere çalan, etinizi, kemiğinizi bavullara doldurup oradan oraya sürükleyen, ilmek ilmek zihninize işleyen kitaplardan söz ediyorum. Tam olarak bu kitaptan söz ediyorum Arthur Schopenhauer'ın bilgeliğinden sızan aforizmalar.

Okuduktan sonra şu sorular kafamda belirdi:

°Schopenhauer bize ne anlatmak istiyor?
°Schopenhauer'u diğer düşünür ve filozoflardan ayıran nedir?
°Anlatıların hayata uygulanırlığı nedir?
°Anlatıların doğruluğu sadece yaşanmışlıklardan ve bize öğretilenlerden ötürü mü bizi sarsmaktadır?
°Anlatıcı koltuğunda oturan kişi olarak Schopenhauer iyi, soylu ve yaşamı hak eden biri midir?
°Bu kitap bir insana rehber olabilir mi?
°Okuduklarımızı hayatımıza katmayı başarabilirsek gerçekten bilge bir kişi olabilir miyiz?
°Schopenhauer'ın bu hassas ve can alıcı konularda yanılma payı nedir?
°Doğru ve gerçek kardeş midir?
°Söylenenlerin söyleme şekliyle daha etkin bir şekilde bizi etkilediğini düşünüyor muyuz? Filozof bu konuda ne denli başarılı olmuştur?
°Nietzsche Schopenhauer'un devamıdır diyebilir miyiz?
°Burada bahis edilen konular dışında bilgeliği etkileyecek insan hayatını olumlu ya da olumsuz etkileyen konular yok mudur?
°1800'lü yıllar ile 2020'ye merdiven dayadığımız bu yılların arasında bir fark görebiliyor muyuz? Dünya hala Schopenhauer'ın dünyasıyla aynı mı?
°Anlatımı kuvvetlendirmek amaçlı sürekli diğer düşünür ve yazarlara başvurması rahatsız edici midir? Özellikle Goethe ve Aristoteles'ten çok faydalanmakta yazar?

Bir kitaptan beklentiniz tam olarak nedir?

Benim bir kitaptan beklentim düşüncelerime, fikirlerime, yaşayışıma, hayallerime, planlarıma etki edebilmesi, bana yol gösterebilmesidir. Tabii bunu her kitaptan bekleyemem. Kimi kitaplar edebi anlamda bizi doyurur, onun tadı bir süre zihnimizde kalır. Bu kitapta anlatılanlar tam anlamıyla hayatın resmidir. Hayatını düşünmeye ve insanları gözlemlemeye adamış birisi kalkmış bizim için bunları kağıda dökmüş. Bir musibet bin nasihattan iyidir derler. Ancak bu özlü sözün içeriği korkunçtur. Çünkü yaşam her olguyu sırtlayacak kadar uzun değil. Tecrübelerin bile son kullanma tarihi var. Çünkü biz insanoğlu şartlar karşısında çok çabuk değişir, evriliriz. Schopenhauer'ın dimağından yükselenler aklımıza ördüğümüz duvarlardan, zihnimize çekilmiş perdelerden içeri sızıyor. Öncelikle yaşamın kader ve keder arasında sıkışmış bir mutluluk labirentinden ibaret olduğu kabul edilmeli. Evet mutluluk adına sarf ettiğimiz çaba bizi daima keder istikametine sürükler. Mutluluğun da tecrübeler gibi son kullanma tarihi vardır. Hem de süt ürünleri gibi kapağını açar açmaz bozulma süresi de kısadır.

Schopenhauer, diğer okuduğum kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da genellikle Aristo ve Goethe gibi düşünürlerden yararlanmış. Bu düşünürlerin fikirlerini kimi zaman açıklayarak desteklerken kimi zaman da kendi anlatısını onların sözleriyle desteklemekte. Bu kitap bir anlamıyla rehber. Yaşama rehberi. Peki Schopenhauer bütün bilgelik adı altında bize sunduğu bu öğreti ve anlatılarında hiç yanılmadı mı? Veyahut bu anlatılanların hepsine birebir hak verdik mi? Hak vermediğim bir çok kısım oldu. Ki Schopenhauer sayfa 183'te şu cümleleri bir başlık altında toplamıştır: ''İnsan, yapıp ettiklerinde kimseyi örnek almamalıdır: Çünkü durumlar, koşullar, ilişkiler hiçbir zaman aynı değildir ve karakterlerin farklılığı eyleme de farklı bir görünüm verdiği için, iki kişi aynı şeyi yapsalar da, yaptıkları şey aynı değildir. İnsan, yeterince düşünüp taşındıktan ve iyice gözden geçirdikten sonra, kendi karakterine uygun bir biçimde davranmalıdır. Demek ki, pratik yaşamda özgünlük kaçınılmazdır; yoksa, insanın yaptığı kendisine uymaz.'' Buradan da anlıyoruz ki Schopenhauer gibi soylu bir üstat bile kendi sözlerine kefil olamıyor, olamaz da.

Yaşlılığın bilgeliğe ve erişkinliğe olan etkisinden söz eden yazarımız başyapıtım dediği ''İstenç ve Tasarım Olarak Dünya'' kitabını 30 yaşında yazmış. Kitaba birkaç kez başlamak istemiştim ancak kafa olarak kendinizi hazır hissetmeden asla başlamamanız taraftarıyım. Çünkü zihni yormadan, üzerinde düşünülerek okunmalı.

Bu kitap aslında bir incelemedir, araştırmadır. İncelemeyi incelemek ve Schopenhauer gibi bir üstadın sözünün üstüne söz söylemeyi fazlalık olarak görüyorum. Çünkü yıllar yılı işgal ettiğim şu yeryüzünde ne ile karşılaştıysam, neyi tecrübe ettiysem her sayfada beni buldu. ''Abi yuh ya!'' ''üstat ne yaptın?'' ''Bu kadar olur'' gibi tepkilerin bir zaman sonra normalleşerek ''Adam Schopenhauer abi elbet bunların farkında olacak, bilecek'' tepkisiyle yer değişti. Toprağın bol olsun, cidden bu kitap insanlığa hizmettir. Elbette yer yer katılmadığım olgular, görüşler oldu. Ancak 222 sayfa ve bir o kadar yoğunluk içeren polemiklerde normaldir.

Bu kitabında spoiler'ı olur muymuş? Olabilir, neden olmasın?

Kitaptan kısa ve öz hisse: Yalnızlık kötü değildir, kendi kendine yetebilmeyi öğrenmelisin, insanlara vazgeçilmez olduğunu hissettirme, en iyi zaman şimdidir, yarını bekleme, sahip olduklarınla yetinmesini bil, ''daha iyi, iyinin düşmanıdır.'' bugünün dostu, yarın deler postu, kendi kendine yetebilmek, kendi kendine bir yaşam alanı açabilmek esastır, sağlık en önemli unsurdur, toplumdan kaçamazsın ancak iletişimini kısıtlı tutmak seni soylu yapar... Liste böyle uzayıp gidiyor. Uzaktan bir kişisel gelişim kitabı dursa da, kişisel, zihinsel ve sayamayacağım onlarca gelişimi sağlayabilir size bu kitap. Keyifli okumalar diliyorum.

https://www.youtube.com/watch?v=xwOto0m-sXg
212 syf.
Arthur Schopenhaur hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum.Nietzsche’nin ilk akıl hocasıdır.Annesiyle anlaşmazlıkları, annesine karşı duyduğu olumsuz hisler ilerde kadınlar hakkında olumsuz düşüncelerinin çoğunun temelini atmıştır.iletiler bölümünde Aşkın Metafiziği kitabından alıntısını yaptığım kısmı okuyabilirsiniz.İnsan düşmanıdır diyebiliriz.İnsanlardan uzak bir yaşamı tercih etmiştir. “insanları tanıdığımdan beri hayvanları daha çok sever oldum” sözü bunu açıkça belirtir.Filozofumuz her ne kadar karamsar bir yaşam şekline sahip olsa da düşünceleriyle ön planda tutulmuştur.

Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar’a gelince;
Bir insanın ne olduğu , neye sahip olduğu ve neyi temsil ettiğini her açıdan ele alan bu eser okunmaya da okutulmaya da değer.. Mutluluğa katkı sağlayan kişisel ,fiziksel ve zihinsel özellikler insanın ne olduğu üzerinde etkilidir.İnsan gereksinimlerini de üçe ayırır.Birincisi doğal ve zorunlu olanlar(beslenme, giyinme gibi),bunlar karşılanmadığında kişi acı çeker.İkincisi doğal ama zorunlu olmayanlar(cinsel doyum gereksinimi gibi). Üçüncüsü ne doğal ne de zorunlu olanlar (lüks, zenginlik, şatafat ve gösteriş gereksinimleri vs.) , bunların sonsuz olduğunu ve karşılanmalarının da oldukça zor olduğunu belirtmektedir. Bu insan gereksinimleri bir kimsenin neye sahip olduğunu belirtir.İnsanın neyi temsil ettiğine bakarsak burada insanın başkası için ne olduğunun yeri önemli değil ,öncelikle kendi derisinin altında yaşaması gerektiğini söyler. Gerçek ve kişisel durumların başkalarının yaptıklarından daha önemli ve bunun mutluluğa katkı sağlaması açısından değerli olduğunu belirtir. Bu bölümde onuru, gururu, kibiri ve ünü de ayrıntılarıyla ele almıştır.Kitabın bir diğer bölümünde Arthur’un bizlere sunmuş olduğu hayata dair tavsiyeleri , öğütleri ele alınmış .
Hepinize Keyifli Okumalar:):)
Sevgiyle Kalın.
244 syf.
diye başlayan cümlelerin çoğu kez klişeler içerdiğini düşünür, nedense bellek kulağıyla dinlemeyiz. Çünkü öğrenilecek o her neyse, kendi zamanımızın yıkıntısını beraberinde getirmeli, ciddiye alınmak için, bir acı kırıntısını olsun içimizin boşluğuna iliklemelidir.

Schopenhauer'ın karamsar olduğunu iddia eden düşünürlerin aksine, sözlerinin ardında durabilme erdemini, bilgeliğe dönüştürebilmiş bir yaşantının ümit veren yanlarını, ruhumda beliren ışımanın terazisini zorladığında hissettim. Belki de talihsizlikler, Onu hep savunduğu, 'kim olduğundur en dikkate değer olan' gerçeğine eriştiren, şahane birer ödüldüler...

Talihsizlikler, kimine göre önünde yükselen duvarın kopan taşları, kimine göre ayaklarını sağlam basıp tutunmasını ve nihayet o duvarı aşmasını sağlayan oyuklardır...

Eser, iç zenginliğin mutluluğu belirleyen en hayati unsur olduğunu yineliyor ve 'nedir mutluluk?' diye soruyor okura...Bu soru o kadar güçlü ki, gizil bir savaş başlatıyor, bir anda ilişkilerinizde en belirleyici nedenleri ararken buluyorsunuz kendinizi, yahut onlarca kişinin sizi izlerken, size verdikleri rolü, bir yapbozun yanlış boşluğa sıkıştırılmaya çalışılan parçasıymışsınız gibi, üzüntüyle seyrediyorsunuz...

Schopenhauer, hissettirmeden, öğüt veren bir dostunuz gibi devam ediyor sözlerine ve bir anda gözlerini keskin bir bakışla size çeviriyor; eğer kendi içinizde mutlu değilseniz başka yerde beyhude aramayın, geçici lezzetler sizi balçıktan bir patikaya sürükler ve her hamlenizle, toplumsal azalışın, elele vermiş intiharına eşlik edersiniz diye, sarsıcı bir uyarıda bulunuyor.

Affetmek üzerine beni düşündüren, Schopenhauer'in eğer birisi size karşı bir hatada bulundu ise, onu aynı hata yüzünden defalarca affedemeyecekseniz, hayatınızdan çıkarın nasihatiydi.Belki de bu hususta fazla şüpheciydi, ya da çok haklıydı, her iki durumda da biraz yorulacaktım bu kesindi :)

Eserde beni en çok büyüleyen aforizma; büyük sevinç ve büyük üzüntülere karşı duyulması gereken serinlikti.Tasavvufta da bir mürşidin nefsinde aşması gereken en büyük merhalelerden biridir bu...Bediüzzaman Hazretleri'nin de zikrettiği gibi;

“Dünya madem fânîdir; değmiyor alâka-i kalbe.”

Schopenhauer'ın bütün kısımlarda altını çizdiği o güzelim çağrı şu; sağlık herşeyden önce gelir...Bütün varlığımız odur.Bedensel ve ruhsal sağlığın en büyük düşmanları ise hırs, kıskançlık ve kötücül duygulardır...

Ahlakın yücelttiği bir karakterin, zamanla yıkılan diğer bütün değer yargılarının önünde bir zırh gibi ruhu koruduğunu sayfalarca izah ediyor yazar.

Beni tesiri altına alan diğer bir tespitte; Hassasiyetin, bir bilginin zihni doyurmasında en önemli ölçüt olduğuydu.Yani Schopenhauer'a göre kişi duyarlılığı ölçüsünde iç yaşantısını zenginleştirebilir.Bana göre muazzam bir öngörü...

Onur, kibir ve gurur mefhumlarını öyle dahiyane bir bakışla izah ediyor ki, ruhunuzda ve zihninizde geri dönüşü olmayan bir aydınlanma yaşayacağınız muhakkak.

Son olarak yazarın, gördüğüm herkese okumak istediğim muhteşem cümleleriyle bitirmek istiyorum, hepinize mutluluğunuzu dâima bir şükre çevirecek halisane bir iç yaşantısı diliyorum :)

"Yaşamı, üzerine nakış işlenmiş bir kumaşa benzetebiliriz; herkes, yaşamının ilk yarısında bu kumaşın ön yüzünü, ikinci yarısında ise arka yüzünü görür: Arka yüzü o denli güzel değildir ama öğreticidir; çünkü ipliklerin bağlantılarını görmemize izin verir."(sayfa:152)

Keyifli okumalar...
222 syf.
·25 günde·Puan vermedi
"İnsanın olası mutluluğunun ölçüsü bireyselliğiyle önceden belirlenmiştir. Özellikle zihinsel gücünün sınırları, yüksek bir hazzı alma yeteneğini sonsuza dek belirlemiştir."

Öncelikle yukarıdaki cümleyi birkaç sefer okumanızı tavsiye ederim. Schopenhauer, karakter yapımızın mutluluğumuza doğrudan etki edeceğini düşünüyor. Bu yüzden bize verilen kişiliği yani hem fiziksel hem de zihinsel özelliklerimizi yararlı bir biçimde kullanarak mutlu olabilmemiz için, hayatın her alanında kendimize uygun olan çabalara girmemizi öğütlüyor. Aksi takdirde yaptıklarımız yeteneklerimize uygun olmazsa veya yeterli gelmezse mutlu olamayız.

"İnsanın mutluluğu üzerinde; ne olduğunun, neye sahip olduğundan kesinlikle daha çok katkısı vardır."

Karakterimize uygun olarak kendimizi yetiştirip dolu dolu bir birey olduğumuzda, maddi anlamdaki varlıklarımızdan çok daha fazlasına sahip oluruz. "Cebin delikse, hiç olmazsa güzel zamanlara sahip olmalısın." diyen Nikos Kazancakis'in Zorba'sı, özgür ruhuyla, cesur karakterini bütünleştirip yaptığı işlerle zamanını güzelleştirerek mutlu olabilmiş ve gittiği her yere mutluluğu da götürmeyi başarmıştır.

Schopenhauer cehalet mutluluktur tanımına da değiniyor. Aslında böyle bir mutluluğu hiç kimsenin kıskanmayacağını da ekliyor. "Çünkü böylesi, tamamen dışa bağımlıdır ve etkenlerini kaybettiğinde büyük bir boşluğa düşebilir." Yani insan içerisinde ne kadar boşsa doldurmak için içini ya kişileri ya da nesneleri arıyor çevresinde. İşte bu boş insanlar canlarının sıkılmaması için bunlara başvurmak zorundadır. Halbuki dolu olan insanların keyifli vakit geçirmek için nedenleri içlerinde mevcut durumdadır. Ancak bu, yalnızlığa itiyor. "Çünkü bir kimse kendinde ne çok şeye sahip ise, dışarıdan o denli az şeye gereksinir. Bu yüzden, zihnin kendinde olağanüstülüğü, toplumdan uzak durmasına yol açar." Dolayısıyla zihinsel yoksunluk ile arkadaş canlılığı doğru orantılıdır.

"Elalem ne der?" diye bir kalıp vardır. Her birimiz bundan nefret ettiğimizi dile getirsek de, insanlar bizleri övdüğünde mutluluktan göklere çıkarız. O zaman elalemin gözünden banane demeyiz. "Çünkü, bizim hastalıklı bir hassaslıkta olduğu için sık sık hastalanan tüm özgüvenimizin, tüm kibirliliğimizin ve iddialarımızın ve aynı zamanda tüm gösterişimizin ve böbürlenmemizin temelinde başkalarının görüşü yatmaktadır." Kısacası mutluluğumuz, başkalarının gözünde ne olduğumuzla doğrudan ilişki içerisindedir.

Kıskançlığı da mutlu olmanın önünde bir engel olarak görüyor Schopenhauer. Buna hiçbirimizin itirazı yoktur sanırım. Yalnız bu durum için yazdığı reçeteye kendi adıma katılmadığımı ifade etmeliyim. Şöyle ki: "Kendinizden üstün olana değil, alçak olana bakıp mutlu olmaya devam edin." diyor. Bu çok sorunlu bir düşünce bence. "Halinize şükredin" diye milletin kafasını uyuşturup harekete geçmesini engelleyenlerle aynı düşünce yapısıdır çünkü bu.

Kitabın ilk bölümü diyebileceğimiz kısımda Schopenhauer, mutluluğun yollarını kendi bakış açısından değerlendiriyor. Geri kalan bölümde ise kitabın isminden de anlaşılacağı üzere bilge insan olmak adına aforizmalarını sunuyor.

Bu bölümde 53 aforizma var. Uzun uzadıya bahsetmeyeceğim bu bölümden. Bu bölümü özetleyebilecek nitelikte olan Schopenhauer'in şu cümlesinin inceleme için yeterli olacağını düşünüyorum: "Zamanın etkisi ve şeylerin değişebilirliği sürekli göz önünde bulundurulmalı ve şu anda olup biten her şeyin derhal tam tersi hayal edilmelidir; demek ki mutlulukta mutsuzluk, dostlukta düşmanlık, güzel havada kötü hava, sevgide nefret, güvende ve açıklıkta ihanet ve pişmanlık ve bunların tersi de, sürekli canlı bir biçimde göz önüne getirilmelidir. Bu bize dünya bilgeliğinin kalıcı bir kaynağını verecektir ve sürekli temkinli olup, kolay kolay aldatılmamamızı sağlayacaktır."

Okuduğum ilk Schopenhauer kitabı olması neticesinde kendisiyle ilgili şöyle bir düşüncem oluştu: Dilinin kemiği yok. Ne düşünüyorsa hiçbir otosansüre uğratmadan direk aktarıyor. Ortası da pek yok. Ya yüceltiyor ya da aşağılıyor. Onun dünyasında ya övüleceksiniz ya da gömüleceksiniz. Yalnız tercih hakkını size bırakıyor. "Ben lafımı ortaya korum, beğenen alır gider; beğenmeyen bırakır kaçar." diyor.
222 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Eser, isminden de anlaşılacağı üzere yaşamımız üzerine geniş açıklamalı, öğüt veren bilgiler içermektedir. Bir insanın ne olduğu, neye sahip olduğu, neyi temsil ettiğini her açıdan ele almış filozof.
Kişisel gelişim gibi dursada insana, hayata dair bilgiler içeren hem kişisel, hem zihinsel açıdan gelişime dair bilgiler içermektedir
hani bir şeyler düşünmüşsündür hayatının bu zamanına kadar; ama net olarak kendine bile ifadesini yapamamışsındır kafandan geçenlerin , o düşünceler aklının en ulu yerinde kalmıştır hep ve sonra bi an gelir okuduğun birkaç satır ürkütür seni; çünkü adeta senin aklından geçenleri birkaç cümleye sığdırmıştır ve kendi istediğin yolu bulmak için gerekli olan birkaç ipucu vererek karşına çıkmıştır schopenhauer.

bunca sene ben kendimi değiştirmeye, iyileştirmeye çalışırken adam gayet karamsar bir şekilde yalnızlığı överek, salt düşünmeyi önererek bunca zamandır dem vurduğum düşünceye bağlı kalmamı sağlayıp beni güçlendirmiştir

sahip olmayı dilediğimiz şeyleri, ve içimizde büyüyen gereksiz hırsı bir kenara bırakıp, sosyal statüleri boşverip, kendi içimize odaklansak daha mutlu, daha huzurlu ve kendimizle daha barışık bir insan olabiliriz…
222 syf.
Tanıştırayım kendisi başucu kitabım ve en çok tavsiye ettiğim kitap olur :)

Alıntı yapmaktan, üzerine düşünüp tekrar tekrar okumaktan ancak 5 günde bitirdim. Tamam yahu sevdiğim için biraz da bilerek uzatmış olabilirim. :)

Kitap içereği hakkında hiçbir şey yazmayacağım çünkü bu öyle anlatılacak bir kitap değil. Felsefeyle ilgilenenler, yaşamda kendimize itiraf edemediğimiz gerçekleri ya da farkında olmadıklarımızın pat diye yüzümüze vurulmasını isteyenler için enfes bir şaheser. Kadınlar hakkında düşüncelerinden dolayı çoğu hemcinsim sevmiyor ama ben onu yaşadığı döneme ve sancılı yaşantısına veriyorum. Çünkü fikirleri 'bu benim zihnim' dedirtti.

En sevdiğim yazarımı değiştirdim şimdilik o sen oldun Schopenhauer! Onun Immanuel Kant'a hayranlığı ve Nietzsche'nin ilk akıl hocası olması da nedenini açıklıyor galiba. :)
222 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Bir diğer Arthur Schopenhauer kitabı ile karşınızdayım. Tabi artık yazarın ismini bi' yerden bakmadan yazabiliyorum :D
Öncelikle Schopenhauer Okuma Etkinliği düzenleyerek bu güzel adamla beni tanıştıran https://1000kitap.com/SinestezikMuz a çok teşekkür ederim :)
Kendisinin etkinliğinin linki: #29220221
Neyse hadi incelememize geçelim :D
Kitap için yine benim çok sevdiğim kitaplar için kullandığım kelimeler olan "Muhteşemmmm" "Harikaa!" gibi kelimeleri bolca duyacaksınız :D
İnceleme okumaya üşenenler için: Kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ederim :D
Üşenmeyenler için: Kitap bana kalırsa çok güzeldi. Yazardan da etkilenme seviyemi ve kendisiyle kişisel bağımı şu şekilde açıklayayım. Bugüne kadar beni en iyi yansıtan, kendimi bulduğum yazar Franz Kafka'ydı. Ta ki Schopenhauer okuyana kadar. Bu yazarda ben kendimi buldum resmen.
Mükemmel bir üslubu ve bilgi açısından doygunluğu var.
Çok sevdiğim bir şey olan kitaplardan alıntıları yazarımızda kitabında bol bol anlatıyor :)
Peki başlıktan başlarsak Yaşam Bilgeliği nedir?
Burada yazarın kitapta anlattıklarına göre Yaşam Bilgeliği bir nevi hayattan mutlu olmayı beklemek değil de mutsuzluğu en aza indirgemek.
Tabi ne kadar doğru ne kadar yanlış tartışılır ama ben bu fikri benimsedim :)

Kitap bolca sizi fikir bombardımanına tutuyor ve bana kalırsa bu kitabı okumayan kişi KİTAPKURDU OLMA YOLUNDA EKSİK KALIR. Hem felsefi açıdan hem de edebiyat açısından.
Neyse ben kitabı çok sevdim. Bugüne kadar okuduğum Aforizmalardan en iyisiydi diyebilirim. (Franz Kafka'nınkiler de dahil, kusura bakma Kafka :( )
Neyse incelemem bu kadar bence OKUNMASI GEREKEN Bİ' KİTAP :)
Herkese iyi okumalar dilerim :)
222 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Yaşam Bilgeliği üzerine Aforizmalar Schopenhauer'ın okuduğum ilk kitabı ve söylemeliyim ki; dürüst olmak gerekirse her paragraf ve kelimenin her anlamıyla bilgeliği adeta kucaklıyor. Alıntı olmayacak, altı çizilmeyecek tek bir kelime veya satır yok. Okumayı yeni bitirdiğim sayfalara dönüp baktığımda neredeyse % 90'ı daha sonra dönmem gerekebilecek satırlar içeriyor. Belki de uzun zamandır en fazla altını çizdiğim kitaplardan biri bu oluyor. Gerçekten de kitabın adında barındırdığı gibi bilgelik dolu sözlerle dolu ve çok keyifli bir okuma oldu. Schopenhauer'un oldukça tekrarlayıcı olabileceği bir hisse kapılabiliyorsunuz ama -bence- bunun nedeni aynı şeyi söylemenin 10 farklı yolu olması ve Schopenhauer'un bunu çok iyi biliyor olması olarak yorumluyorum. Kitap daha ilk başlarda belirtildiği gibi, insan felsefesine katılsanız ya da katılmasanız da, onun her eserinde sergilediği ustaca yazıyı inkar edemiyorsunuz. Schopenhauer'ın iyi bilinmesine rağmen popüler bir yazar olmamasını görüşleri oldukça kötümser olarak yorumlanmasına bağlıyorum. Yine de bu kitabı okuduktan sonra, bu kötümserlik fikrini tamamen yerine getirdiğini ya da herhangi bir şekilde karamsarlığın gerçek bir meyvesi olduğunu söylemek zor.

Yaşam Bilgeliği üzerine Aforizmalar sonrasında tipik (günübirlik) kitapları okumaya, birkaç yüz sayfadan sadece birkaç noktayla geri dönmek çok zor olacağa benziyor ve şimdilik, insan olma peşinde koşma becerisiyle tercih ettiğim kötümser bu filozof okumaya değer güçlü bir perspektif yönlendirici. Kitapla ilgili sadece küçük bir eleştiride bulunacağım; Schopenhauer, en yüce entelektüel yeteneklere sahip zihinlerin bilim yerine felsefe veya şiir peşinde koşması gerektiğini söylediğinde de önyargılı olduğunu düşünüyorum.
222 syf.
·45 günde·Beğendi·8/10
Arthur Schopenhauer’un milliyetçilik üzerine bir aforizmasını görünce okumaya karar vermiştim bu kitabı. Kitap, adından da anlaşılacağı üzere mutlu bir yaşam için öğreti ve öğütlerden oluşuyor. Her şeyden önce tam bir ‘yalnızlar’ kitabı. Kitabı bitirdiğinizde yalnızlığın bir insanın neden en değerlisi olduğunu anlarsınız sanırım.

Dilini çok sevdim. Yazarla sohbet ediyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Çeviri olmasından dolayı kaynaklanıyor olabilir, cümleler çok sade. Anlaması zor cümle, çok az. Fakat anlatılanın kendisi bazen çok zor olduğu için, paragrafları çokça tekrar edebilirsiniz. Bu yüzden akıcı denilemez. Dilinin bir diğer özelliği direk erkeklere hitap ediyor olması. Beş altı erkek bir araya gelmiş de sohbet ediyor havasında. Bunun nedeni 1800’lerde kadın okur sayısının yok denilecek kadar az olması olabilir. Bunların dışında Goethe, Shakespeare, Aristoteles gibi düşünürlerden pek çok alıntı var. Neredeyse her sayfaya bir alıntı düşüyor.

Kitap bölümlere ayrılmış. Beşinci bölümü olan özdeyişler ve öğütler bana göre kitabın ana bölümü. 53 ayrı maddeden oluşan bir aforizma sıralaması var. 53’ü de dikkate değer.

Netice itibariyle çok ağır olmayan bir düşüce kitabı arayışındaysanız bu kitap tam size göre. 'Her insan kendisinden mutlaka bir şeyler bulacaktır kitapta'

Son olarak kitaptan şu alıntıyı paylaşmak istiyorum:
“...Elbette genel olarak tüm zamanların bilgeleri hep aynı şeyi söylemişlerdir ve tüm zamanların budalaları, yani ezici çoğunluğu da, tam tersini yapmışlardır: Ve bu durum bundan sonra da sürecektir....”
222 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Bir Arthur Schopenhauer şaheseri...

Karamsar, huysuz ve yalnızlığa teşvik edici çoğu sayfada alaycı bir üslupla kaleme alınan bir kitap.
Hemen hemen her sayfasından Goethe,Voltaire, Platon ve Shakespeare den sözler paylaşmış yazar. Ve bu sözler üzerine çeşitli örneklerle kendi deneyimlerini ve gözlemlerini aktarmış.
Kısaca; mutlu olmanın anahtarını açıklıyor. Ve yalnızlığa yaptığı övgüler ile son derece ilginç ve güzel tespitleri var...
Mutlaka okunması gereken ufuk açan ve belli bir yaş sonrası tekrar okunması gereken bir klasik. Ben bir kitabi bitirdikten sonra, önce bir bakarım kaç tane sayfa işaretlemişim ve ne kadar altını çizdiğim yer var. Ve bu kitapta buraya yazamayacağım kadar çok yer işaretlemişim.
Öyle tek sefer okuyup, geçilecek kitaplardan degil. Ara ara açıp, işaretlediğim sayfalarin uzerinde tekrar düşünme isteğim üst düzeylerde. Öyle ki, bir kimsenin ne olduğu üzerine, bir kimsenin neye sahip olduğu üzerine, bir kimsenin neyi temsil ettiği üzerine yazılmış olan bölümlerde yapılan felsefe muhteşem.
Voltaire'in dediği duruma gelinir: "Sadece iki günümüz var yaşamak için: Bu günleri de aşağılık heriflerin önünde diz çökerek geçirmeye değmez!
İnsan sadece yalnız olabildiği sürece, bütünüyle kendisi olur: Demek ki, yalnızlığı sevmeyen özgürlüğü de sevmez; çünkü insan ancak yalnız olduğunda özgürdür.
Birisi bizim için gerçekten çok değerliyse, bunu ondan sanki bir suçmuş gibi gizlemeliyiz. Bu elbette pek sevindirici değildir, ama doğrudur. Bırakın insanları, köpekler bile büyük dostluklara katlanamazlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yaşam Bilgeliği Üzerine-Aforizmalar
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
254
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780201005622
Orijinal adı:
Aphorismen zur Lebensweisheit
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ezr Yayınları
"Mutluluğumuz ve mutsuzluğumuz açısından son çözümlemede önemli olan, bilincin ne ile doldurulmuş ve meşgul edilmiş olduğudur. Bu noktada, tümü bakımından her saf entelektüel uğraş, bu uğraşa yeteneği olan zihne, içinde başarının ve sarsıntılarıyla, eziyetleriyle başarısızlığın sürekli yer değiştirdiği gerçek yaşamdan daha çok yarar sağlayacaktır."

Felsefenin en derin köşelerini, en anlaşılmaz denilen yanlarını kimse Schopenhauer kadar açık ve anlaşılır bir şekilde anlatmayı başaramamıştır. 20. yüzyılı etkileyen bir başka önemli filozof olan Friedrich Nietzsche'nin "Ona çok şey borçluyum," dediği Schopenhauer, bir yandan modern felsefenin yapıtaşlarını sağlamlaştırırken, diğer yandan onun mezarını kazmıştır. Gücünü de buradan alan ünlü filozofun, Parerga ve Paralipomena adlı eserinin Aforizmalar bölümünden seçilmiş parçaları, Güven Savaş Kızıltan'ın özenli ve nitelikli çevirisiyle sizlere sunmaktan gurur duyuyoruz. Bu değerli eser, sizi hem büyük bir filozofla hem de Schopenhauer felsefesiyle tanıştıracaktır... Bu kitabı okuduktan sonra yaşama eskisi gibi bakamayacaksınız.

Kitabı okuyanlar 2.551 okur

  • Muzaffer Erol BAŞLI
  • Şule
  • Elif Akyol

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0.1 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları