Yaşama Uğraşı (Günlükler - 1935-1950)

·
Okunma
·
Beğeni
·
9847
Gösterim
Adı:
Yaşama Uğraşı
Alt başlık:
Günlükler - 1935-1950
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
416
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750730139
Orijinal adı:
Il Mestire Di Vivere
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Yaşama Uğraşı
Yaşama Uğraşı
İlkgençlik yıllarının geçtiği köy ve çiftlïk ortamı, Cesare Pavese´ nin ilk şürlerine olduğu kadar Ay ve Şenlik Ateşleri adlı ilk romanına da esin kaynağı oldu. Çocukluğu yoksulluk içinde geçti. Lisedeyken iki yakın arkadaşının intiharları, Pavese´yi çok etkiledi. Ondaki `intihar´ eğilimi, böyle başladı. Üniversitede edebiyat okudu. Amerikan edebiyatının dev yapıtlarını İtalyanca´ya çevirdi. Özgürlük ve demokrasi ağırlıklı çevirileri ve yazılan yüzünden Faşist yönetimce tutuklandı, bir yıl kadar hapis yattı. `Kısık sesli bir kız´a aşık oldu. Bu aşk, Cesare Pavese´yi, içedönüklükten ve aşağılık duygusundan kurtarmıştı. Ancak `kısık sesli kız´ın alaycı sözleri, yazarı yine `intihar´ düşüncesiyle yüz yüze getirdi. Kadınlardan nefret eden, karamsar bir insan oldu. İlerleyen yıllarda iki kez evlenmeye kalktıysa da, olmadı. Hayal kırıklıklarıyla dolu bir yaşamı 1950 yılına kadar sürdürebildi. Yalnız Kadınlar Arasında adlı romanına, İtalya´nın en büyük edebiyat ödülü olan Strega Ödülü verilmişti. Ödülünü almak üzere, Roma´ya bir uyurgezer gibi gitti. Ödülü aldıktan sonra, 1935 yılından beri tuttuğu bu günlük dışındaki bütün yazılarını, notlarını yok etti ve 26 Ağustos 1950´de, küçük bir otel odasında, uyku haplarıyla intihar etti. Bu günlükte gündelik olaylardan çok, bu büyük yazarın sanatıyla ilgili düşüncelerini bulacaksınız. Ölümünden iki yıl sonra Yaşama Uğraşı adıyla yayınlanan bu çok değerli kitabı ilk kez tam metin olarak yayınlıyoruz.
416 syf.
Yaşama Uğraşı, Cesare Pavese ' nin 1935' ten başlayarak 1950 yılına kadar yazdığı günlüklerinin kitap haline getirilmesiyle oluşmakta. Pavese intiharından 8 gün önce güncesini " Sözler değil. Eylem! Artık yazmayacağım…” cümleleriyle noktalar. Bu son notundan 8 gün sonra hep düşündüğü eylemi gerçekleştirme cesareti gösterir. Bir otel odasında " 1935-1950 Ce. Pavese ' nin Yaşama Uğraşı " yazılı bir dosya dışında bütün özel yazılarını, notlarını yakıp gerçekleştirir özkıyımını.


Cesare Pavese ' nin Yaşama Uğraşı... Kulağa nasıl da tuhaf geliyor değil mi? Bir insan hayatının her döneminde belki her anında bir şeylerin uğraşını verir. Okuma uğraşı, aşk uğraşı, kariyer uğraşı, güzel bir yemek yapma uğraşı, iyi bir evlat, eş, sevgili, anne- baba olma uğraşı... Ama yaşama uğraşı veren birine kaçımız rastlamışızdır? Evet, Pavese hayatının yarısından fazlasında intiharı sayıklamış, bunun aksi için yaşama uğraşı vermiş fakat başaramamış bir yazar, bir şair.


Pavese ' nin güncelerinin başından sonuna kadar intihara olan meylini görüyorsunuz. Onu buna sürükleyen sebeplere tanıklık ediyorsunuz. Ne kadar duygusal, yalnız ve mutsuz bir adam olduğunu, depresif ruh halini baştan sonuna kadar bütün çıplaklığıyla görüyoruz. Pavese' nin en samimi duygularını, mutsuzluğunu okurken duygulanmamak mümkün değil. Kitapta bunu sıkça dile getirir. Mesela ;

14 ocak 1930

"Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum...

25 mart 1950

" Mecburuz diye yaşayıp duruyoruz. Bu fikir beni çileden çıkarıyor. Kendi bedenim içindeki kuşkulara bile hâkim değilken nasıl dünyayı değiştirebileceğime inanmalıyım? Evet mutlu değilim. " notları da mutsuz ve yalnız olduğunu destekler nitelikte.


Pavese ' nin daha önce bir kitabını okumuş arkadaşlar kadınlara olan düşkünlüğünü, zaafını (kimi anlamayıp nefret dese de) bilir. Bu kitabında da mutsuzluğunun, intiharının en büyük sebebi kadınlar gibi görünsede tek sebep buydu demek haksızlık olur. Dönüp Pavese ' nin hayatına bakacak olursak onu intihara sürükleyen tek sebebin bu olmadığını, yaşadığı dönemin ne kadar zorlu geçtiğini görebiliriz.


Pavese çocukluk döneminde 1. Dünya Savaşı ' na, gençliğinde 2. Dünya Savaşı ' na tanıklık ediyor. Savaşlar her insanın ruhunu yaraladığı gibi Pavese ' yi de etkiliyor. Daha sonra, ilerleyen yıllarda (1922-1943) İtalya' nın yönetimini ele alan Benito Mussolini yani İtalya' nın faşist Hitler' i ülkeyi cehenneme çevirmiş, yazarları, şairleri hapse tıkmış, kitapları yakmış, sanatı öldürmüştür. Savaşın ve tüm bu zorlukların ardından birçok yazar ve şair etkilenip intihar etmiştir. Pavese' nin intiharının en büyük etken kadınları olarak gözüküyor olsada bunları da göz ardı etmemek gerekir. Fakat ilginçtir ki Pavese güncelerinde bu trajedilerden neredeyse hiç bahsetmez. Kitapta eleştirebileceğim tek nokta da bu sanırım. Bu kadar zorlu bir dönemi, yaşananları es geçip sürekli kadınlardan bahsetmek, onlar yüzünden mutsuz olduğunu anlatmak zayıflık bence.


Dönemin zorluğunu pek dile getirmeyi tercih etmeyen yazar, günlüklerinde genellikle kişisel hayatından, duygularından, sanatından ve gezilerinden söz açar. Aşık olduğu kadınlarından, bu kadınların ona yaşattığı acılardan, yıkımlardan, inanç sorgulamalarından ve peşini bırakmayan intihar düşüncesinden bahseder.


Hayatını kadınları anlamak üzerine harcayan yazar, onlardan nefret ettiğini söylerken bile kendisine gösterecekleri sevgiye ihtiyaç duyuyor. Kadınlarını anlama girişimleri sürekli başarısızlıkla sonuçlandıkça karamsarlığa kapılıyor. Her yitirdiği aşkıyla birlikte yaşama uğraşını bırakma düşüncesi aklını çelip daha da yer ediyor. Bu yıkımlara rağmen yüzünü kadınlara çevirmekten, sevgi ummaktan vazgeçemiyor.


Bu aldığı yaralar bir bakıma onun sanat, edebiyat hayatını daha da güçlendirmiştir. Çünkü hayatının son dönemlerinde edebi yönden en başarılı devirlerini yaşamıştır. İntiharından çok kısa bir süre önce aldığı dönemin en önemli ödüllerinden biri olan Strego Ödülü de bunun kanıtlıyor bana göre.


Kitabı okurken yaşadıkları beni gerçekten çok etkiledi. Edebi yönden de çok kuvvetli bir anlatıma sahip olan Pavese her kitabını okuyabilecağim yazarlardan biri benim için. Pavese ile henüz tanışmamış arkadaşlara da bu kitapla başlamalarını tavsiye ederim...
416 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Ne zaman Tezer Özlü ile ilgili bir metin okusam karşılaştığım ikinci isim Cesare Pavese olur. Tezer Özlü'nün bu denli sevdiği yazarı ben de tanımak istedim ve okumak için "Yaşam Uğraşı"nı seçtim.

Yaşam Uğraşı yazarın 1935-1950 yılları arasında tuttuğu günlüklerden oluşuyor. Günlüklerde uzun uzun edebi çalışmalarından, eleştirilere karşı duruşundan, günlük uğraşılarından, çokça kadınlardan ve kadınlara karşı bir nefret geliştirdiğini düşündüğü zamanlarda ise yalnızlığından hatta kadınlardan arta kalan acılardan bahsediyor. Henüz ilk notlarında itibaren intihara meyilli olduğunu ama bunu asla yapamayacağını söylüyor. İntihar konusunda düşündükleri insanı dehşete düşürüyor. Pavese, intiharı fırtınalı zamanlarında sığınacağı bir liman olarak görüyor desek çokta yanılmış olmayız.

Pavese 1950 Ağustos'unda yeni kitabının da ödül kazandığı başarılı bir dönemdeyken şaşırtıcı bir şekilde bir otel odasında intihar ediyor. Çok sonra günlüklerin ortaya çıkmasıyla aslında o kadar da şaşılacak bir durum olmadığı anlaşılıyor. Pavese intiharından yalnızca dokuz gün önce günlüklerini yani "Yaşam Uğraşı"nı şu sözlerle noktalıyor.
"Tiksiniyorum bütün bunlardan.
Sözler değil. Eylem. Artık yazmayacağım."
416 syf.
·35 günde·Beğendi·9/10
Altını çizdiğim çok fazla cümlesi olmasına rağmen, kitaplarını yazarken dikkat ettiği, veya dikkat çekmeye çalıştığı durumlar için aldığı notlarda sıkılmadım değil. Üretemediğinde yada üretmediğinde veya eserlerinde fark yaratamadığında kendisini boşlukta hissediyor. Ölüm, ölme isteği, intihar hayatında hep hazır onu bekliyor. Sanırım bütün amaçlarına ulaşmanın verdiği beklentisizlik sonunu hazırlıyor.
416 syf.
·10 günde
Yaşama uğraşı Cesare Pavese’nin 1935-1950 yılları arasında tuttuğu günlüklerinden oluşuyor. Pavese ‘Yalnız Kadınlar Arasında’ adlı romanıyla İtalya’nın Stringa ödülünü aldıktan kısa bir süre sonra son 15 yılına ait bu günlükler dışında tüm yazı ve notlarını yok ederek bir otel odasında yaşamına son vermiştir.

Günlükler günlük olayları değil yazarın yaşama dair düşünceleri, şiir, yazarlar, şairler ve eserleriyle ilgili düşünceleri, bazı kitaplardan aldığı alıntıları içeriyor.

Okurken onun yaşamı, şiir yazımı, çeşitli yazarlar ve eserleri, aşk, kadınlar, Tanrı, din, inanç, kader, ölüm, intihar, çocuklar gibi birçok konudaki düşüncelerine, hayal kırıklıklarına, yaşama çabalarına, eşlik ettim. Derin anlamlar içeren aforizma niteliğinde birçok satır var. Yaşadığı ilişkilerin mutsuzlukla sonuçlanmasından sanırım kadınlarla ilgili acımasız çıkarımları dikkatimi çekti. Psikanalizin hataları hastalığa dönüştürmesini eleştirmiş. Psikanaliz kuramlarını kullanarak kendi ilgisizliklerini gizlemek amacıyla küçük çocuklara tecavüz edenleri geçmişindeki olayla ilişkilendirerek bağışlanabilir gösterenlere karşı düşüncesini yansıtan şu cümlesini çok beğendim: “Hayır, beyler! Küçük çocukların ırzına geçmenin bağışlanacak hiçbir yanı yoktur.” Bu cümlenin balyoz gibi kafalarına inmesini -hanımlar sözcüğünü de ekleyerek- istediklerim var.

Yazarlık yaşamında başarıyı yakalamış, ancak günlüğün henüz başındayken 1936 yılı 10 Nisan’ında “….kendini bir şey sanan, intihar düşüncesinden bir şeyler uman, ama bunu gerçekleştiremeyen adam.” diye kendini nitelendiren ve hep bu düşünceyi taşıyan yazarın “Sözler değil. Eylem. Artık yazmayacağım.” satırlarıyla yaşama uğraşını bırakmasına eşlik etmek istemedim. Bildiğim sonu geciktirmek ister gibi kitabın okuyacağım sayfaları azaldıkça yavaşladım. Kitap günlük olduğu için ilginizi çekmeyen konularda –özellikle en başta yer alan şiirle ilgili bölümlerde- zaman zaman sıkıcı olabilir, ancak diğer bölümler oldukça ilgi çekici. Okuyun derim.
416 syf.
·5 günde
En beylik, en umutsuz anlamıyla bir , ahlaki olgunluğa ulaşmamış, kendini bir şey sanan, intihar düşüncesinden bir şeyler uman, ama bunu gerçekleştiremeyen bir adam.

Çoğu Türk okur gibi ben de Tezer Özlü'nün kitaplarında tanıdım Pavese'yi. Tıpkı Kafka ve Svevo gibi.

Kitap, Pavese'nin 1935'ten başlayıp onu intihara götüren 1950 yılına kadar yazdığı günlüklerden oluşuyor. Edebi değeri oldukça yüksek olan bu günlükler de Pavese'nin hayatta ki deneyimlerini, iç dünyasını, aşk, kadınlar, ölüm ve acıya dâhil düşüncelerine tanıklık ediyoruz.
Pavese'yi ilk defa okuyacaklar için zorlayıcı bir kitap olabildiği için öncelikle diğer eserlerini okumanızı öneririm, bu şekilde bu edebi şaheser olan günlükleri daha iyi anlamlandırabilirsiniz.

Pavese ile tanışmanız dileğiyle keyifli okumalar..
416 syf.
·Beğendi·10/10
Yazarın intihar ettiği otel odasını seneler sonra tezer özlünün kiralayıp, kalması pavese yi daha da yüceltmiştir. Zaten intihar eden yazarlara hastalıklı bir bağlılığım var. Kitabını okuduğunuz yazarların hayat hikayelerini okuyor, ekşiye falan göz atıyorsunuz değil mi? Tamam. ️
416 syf.
·30 günde·Beğendi·9/10
"Acı çeken hiç kimse eskisi gibi değildir." Acı çekmenin merkezine değişimin ulussal taşları yerleştirilmiş. Varolma biçimini en iyi hissedebilme yetilerinden biri olan acı çekmek, bir insanı ne kadar değiştirmişse işte o kadar değişmiştir Pavese. Kadınlardan nefret edecek kadar değişmiştir..

Yaşama sanatını 1950 yılına kadar devam ettirebilmiş, yalnızlığın ete kemiğe bürünmüş bir hali olarak yazmaya sığınmıştır. Tam 15 yıl boyunca yazdığı günlüklerden derlenen bu kitap, Pavese'nin ölümünden iki yıl sonra basılabilmiştir. Eleştirmen olmanın verdiği ayrıcalıkla acının ve yalnızlığın dışavurumunu çok iyi bir şekilde betimlemiştir.

Onun kitabını mükemmel yapan şey, kayıtsızlığı kendine model edinmiş bir insanın hayat karşısında ondan bir şey beklemeden yazabilme özgürlüğünün gücüdür. İşte söylemek istediğim, budur taşlara milyonlarca yıl değişmeden dayanabilme olanağı veren. Ama kayıtsızlık ile umursamamak bir değildi onun gözünde çünkü o hiçbir zaman dünyayı umursamadan hayatın tadını çıkarabilen biri değildi.

Bu kitap âdeta 15 yılda yalnızlık içinde acı çeken bir ruhun dünyayı anlamlandırabilme çabasına girişmesi ve en sonunda da pes etme şeklinin somut bir örneğidir. Sonunda bunun olacağı belliydi çünkü insan her zaman acıya yenik düşer ve bazıları sadece daha erken terkeder dünyayı, acı çekmekten vazgeçtikleri için.

İşin kötü tarafı daima şu olur; acı çekmek bir işe yaramaz ve acını dışa vurmak hafifletmez.
416 syf.
·Puan vermedi
Nedense bu kitabı okuduğumda ve bu adamın yüzüne uzun uzadıya baktığımda otomatikman bir şiir canlanıverdi aklımda..İnsan yüzlü bir adamcağız bu -bana öyle geldi- lakin naif ve kırılgan..İç konuşmalarının sesi belli ki hepimizinden çok yüksek, o yüzden ebedi sessizliği tercih ettiğini düşünüyorum..
Neyse uzun uzadıya yazıp kafanızı mikmek istemem...

sene 1966 
kayınvaldenin evinde oturuyoruz kınalı'da 
gözü yaşlı bir sonbahar günü 
güler sökük dikiyor pencerenin önünde
ben odanın gerisinde masa başında 
hatırımda kalmamış kimden 
çeviri yapıyorum harıl harıl 
telifini parça-buçuk alacağımı bile bile... 

yau diye seslendi güler 
bir adam geçti önümüzden. tam bir eski tüfek. 
bu kadar olur ama!. 
demeye kalmadı zır kapı!
gittim açtım, karşımda bizim enver!

Can Yücel
416 syf.
·20 günde·Beğendi·10/10
Bu kitap yazarın hayatındaki mutlu hüzünlü düşünceli olduğu anlardaki yazdığı günlüklerden oluşuyor. 1950 yılındaki intiharının sebeplerini 15 yıl önceden görebiliyorsunuz. Çoğunda kendinizi bulabileceğiniz, Aforizma niteliğinde birçok cümle var. Pavese seven kişiler Tezer Özlü'de severler. Bu ikisini seven Dostoyevksi'yi zaten sever. Öyle okunası yazarlar silsilesinin son halkalarından birisi.
416 syf.
·8/10
Pavese. İtalyan şair ve yazar.

Yaşamına intihar yoluyla son veren sanatçılardan. Onun edebiyatına, hayat görüşüne, hiçliğin derinlerine gidişini gözlemlemek adına okumalısınız bu günlükleri.

İntiharından 9 gün önce şunları yazmıştı günlüğüne:

‘ Gizlice en çok korkulan şey hep gerçekleşir sonunda.
Yazıyorum: Ey, Sen, acı. Peki sonra?
Bütün gerekli olan, biraz cesaret.
...
Tiksiniyorum bütün bunlardan.
Sözler değil. Eylem. Artık yazmayacağım.’
416 syf.
·Puan vermedi
İtalya'nın en büyük yazarlarından biri kabul edilmişsin.Ülkenin en saygın ödüllerinden biri kabul edilen Strega ödülüne lâyık görülmüşsün.Sonun Torino'da bir otel odasında,yirmi bir adet uyku hapıyla son buluyor.Acı.Çok acı.Okudum,uzun süre ne hissettiğimi bilmeden boşluğa baktım.Edebiyatımızın gamlı prensesi,en sevdiğim kadın yazar, Tezer Özlü'yle tanıdım bu büyük yazarı.Bildiğiniz üzere Tezer'in etkilendiği yazarlar arasında :Kafka,Italo Svevo ve Pavese var.İntiharından sekiz gün evvel bütün yazdıklarını yakmış.Bizlere vasiyetname özelliği taşıyan bu müthiş kitabı bırakmış.Giderken de bizlere haksızlık yapmak istememiş bu büyük yazar.1935-1950 yılları arasında yazdığı güncelerden oluşuyor kitap.Gözlerimin dolmasına ve kitaba canla başla sarılmama sebep olan ilk satırlar:"Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece ayna karşısında oturdum".Şimdi okuyup okumayacağınıza siz karar verin değerli okur.
416 syf.
·Beğendi·10/10
Hayatını muhasebecilik yaparak kazanan sanatçı ve naif ruhlu bir yazarın günceleri olarak nitelenebilir. Evet gün aşırı yazılmamış ancak her yazının tarihi mevcut ve günlük yaşadığı olaylardan kaleme aldığı bir eser. Özellikle kadınlar konusunda yaşadıkları, yazılarını bu yönde nispeten acımasız kılmaktadır. Bunu ispatlayacak en güzel alıntı: "Hiç bir kadın parası için bir adamla evlenmez, ancak kadınlar zengin adama aşık olacak kadar kurnazdırlar".
"İnsanın çocukluğu, derdini söylemekle ona çare bulmanın aynı şey olmadığını anlayınca biter."
İntiharı düşünen bir insan için en kötü şey kendisini öldürmesi değil, bunu düşünüp yapmamasıdır. İntihar düşüncesine -bir alışkanlık haline gelen intihar düşüncesine- yol açan manevi çöküntü kadar aşağılık bir şey yoktur.
Kendini öldürmeye karar vermiş bir adamın damarlarından boğazına yönelen bu gizli ve köklü sevinç neden?
Bir kere şunu iyice anla ki, birini sevmek, bunun karşılığında sevilsen bile, sevilen kimseyi ilgilendirmeyen kişisel bir sorundur.
Bizi en çok inciten şey, enayi yerine konmak, çektiğimiz acıların yadsınması, göz önünde bulundurulmamasıdır.
Cesare Pavese
Sayfa 152 - Can Yay.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yaşama Uğraşı
Alt başlık:
Günlükler - 1935-1950
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
416
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750730139
Orijinal adı:
Il Mestire Di Vivere
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Yaşama Uğraşı
Yaşama Uğraşı
İlkgençlik yıllarının geçtiği köy ve çiftlïk ortamı, Cesare Pavese´ nin ilk şürlerine olduğu kadar Ay ve Şenlik Ateşleri adlı ilk romanına da esin kaynağı oldu. Çocukluğu yoksulluk içinde geçti. Lisedeyken iki yakın arkadaşının intiharları, Pavese´yi çok etkiledi. Ondaki `intihar´ eğilimi, böyle başladı. Üniversitede edebiyat okudu. Amerikan edebiyatının dev yapıtlarını İtalyanca´ya çevirdi. Özgürlük ve demokrasi ağırlıklı çevirileri ve yazılan yüzünden Faşist yönetimce tutuklandı, bir yıl kadar hapis yattı. `Kısık sesli bir kız´a aşık oldu. Bu aşk, Cesare Pavese´yi, içedönüklükten ve aşağılık duygusundan kurtarmıştı. Ancak `kısık sesli kız´ın alaycı sözleri, yazarı yine `intihar´ düşüncesiyle yüz yüze getirdi. Kadınlardan nefret eden, karamsar bir insan oldu. İlerleyen yıllarda iki kez evlenmeye kalktıysa da, olmadı. Hayal kırıklıklarıyla dolu bir yaşamı 1950 yılına kadar sürdürebildi. Yalnız Kadınlar Arasında adlı romanına, İtalya´nın en büyük edebiyat ödülü olan Strega Ödülü verilmişti. Ödülünü almak üzere, Roma´ya bir uyurgezer gibi gitti. Ödülü aldıktan sonra, 1935 yılından beri tuttuğu bu günlük dışındaki bütün yazılarını, notlarını yok etti ve 26 Ağustos 1950´de, küçük bir otel odasında, uyku haplarıyla intihar etti. Bu günlükte gündelik olaylardan çok, bu büyük yazarın sanatıyla ilgili düşüncelerini bulacaksınız. Ölümünden iki yıl sonra Yaşama Uğraşı adıyla yayınlanan bu çok değerli kitabı ilk kez tam metin olarak yayınlıyoruz.

Kitabı okuyanlar 437 okur

  • İdris Şapuk
  • Margaritaa
  • Uğur Karabürk
  • Hacer Özdemir
  • piktobet
  • Uğur
  • Glab
  • system
  • Doğu Çetin
  • HÜLYA KAPLAN

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%5.4 (8)
9
%3.4 (5)
8
%5.4 (8)
7
%2 (3)
6
%0.7 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları