1000Kitap Logosu
Resim
8.6
10 üzerinden
1.516 Puan · 261 İnceleme
224 syf.
Kısa bir şiir ve ardından “ne çok acı var” diye başlıyor kitabımız… Sonra kendinizi Zarif adam ile beraber altmışlı yetmişli yıllarda buluyorsunuz. Yaşamak… Bence bir kitaba verilebilecek mükemmel bir isim. Çoğu insan yaşadığını sanıyor ama aslında yaşamıyor. Yaşamak denilemez buna. Ama Cahit Zarifoğlu yaşamayı beceren sayılı insanlardan bir tanesi diye düşünüyorum. Bu kitabı okurken sizde nasıl yaşadığına tanık olacaksınız. Normal de kapalı bir anlatım tarzı olan Cahit Zarifoğlu’nun şuana kadar okuduğum en açık kitabı diyebilirim. O yüzden ilk bu kitabını okumanızı tavsiye ederim. Kitap günlük ve anı türünde gibi gözüküyor. Öyle bildiğiniz gibi zamana göre ilerlemiyor. Tarihler karışık. Bir bakmışsınız geçmişe gitmiş. Birde bakıyorsunuz yaşadığı zamana geri gelmiş. Ayrıca bu türler dışında yazılarının içine birçok türü de katmış. Deneme yazıları da var. Şiir de var. Sayamayacağım kadar çok konuya değinmiş. Bazen yeni bilgiler öğreniyorsunuz. Bazen de yazarın bir insan, bir konu hakkındaki görüşlerini görüyorsunuz. Kitap içerisinde çok sevdiğim anlam dolu beni duygulandıran paragraflar vardı. Bu adama Zarif adam diyorlarsa içinde aşkında, sevginin de geçmesi gerekiyor. Ve geçiyor da... Yalnızlık da olmazsa olmazlardan… Yazılarında kimi zaman insanları, kimi zaman da davasını anlatmış… Bazı yerlerde annesine olan sevgisi ve özlemini dile getirmiş. Bazen de babasına sitem etmiş. Gönlü zengin yaşlı bir dedeyle olan anısını da anlatmış. Hani bir yayla da süt ikram eden fakat Nehri geçemediği için sütü gelip kendilerinin almasını isteyip, hediye eden kişinin kendisi olmasına rağmen özür dileyen kocaman yüreği olan yaşlı dede... Ne sevmiştim bu dedeyi. Dedemi hatırladım. Ne çok özlemişim onu. Bugünlerde ölmüştü oda. Yazarımız yeni nesilden de şikâyetçi olduğunu "Dönelim kendimize ve aldığımız yaralara bakalım" diyerek belirtmiş. Modernleştikçe kendimizi, kültürümüzü kaybettiğimizi söylüyor. Türkiye sınırları içerisinde yazdığı yazıların yanı sıra yurtdışı yazıları da var. Oralardan da bahsetmiş. Biliyorsanız C. Zarifoğlu Dünyanın birçok yerini otostop ile dolaşmıştır. Her dilden her renkten insanlarla tanışmış ve yaşamış olması gerekir. Ama yine de yalnızlık işlemiş bu şairimizin içine. Savaş hakkında yazıları da var. Mesela Vietnam savaşına değinmiş. Kitabın sonuna doğru Afganistan savaşını da kalemine almış. Bun konuyla ilgili şiir türünde yazmış olduğu bir Çocuk kitabı da var. İspanya iç savaşına da... (Bu bölümü okuduğum gün Pan’ın labirentini izledim. Orada da ispanya savaşı atmosferi vardı. Tevafuk olsa gerek. :) ) Bir yazısında ise Şairi anlatır. Şiiri anlatır. Bu ikisinin arasında ki bağı, hangisinin hangisine hükmettiğini anlatır. Yazmaya çalıştığı romanlardan bahseder. Oradaki olaydan, romancıdan, karakteri olan çocuğun safça bakış açısından… Babası ile olan mektuplar da kitabın içinde yer almaktadır. Babası ile problemli olduğunu düşünürdüm. Daha önce bazı yazı ve videolardan böyle düşünmüştüm ama bu mektuplara bakınca hiçte öyle gözükmüyor. Babasının oğluna ne kadar değer verdiğini görüyoruz. Her mektubun da ibadetlerini yapmasını yazması da dikkat çekici… Dini konulara da değinmiş. Her şeyin mirasçısı olana duyulan Hasretten bahsetmiş. Kelimeden, sevgiden, sevginin çekip gitmesinden bahsetmiş. Sezai Karakoç ve onun edebi dilini nasıl kullandığına, o dönemde şiirine duyulan hatırı sayılır ilgiye değinmiş. Müzik için fazla şansınız olmadığından, müzik başlar başlamaz kapatılan radyoların yanında büyüdüğüne değinmiş. Önceden sevdiğim, bir insan sayesinde daha da çok sevdiğim İzmir'i ve orda geçen bir anısını da yazmış. Ankara’dan Oradaki insanlardan, yer altında okunan ezanlardan ve kılınan namazlardan bahsetmiş. Olumlu düşünceler değildi bunlar. Sonunda ihtiyar dedenin sayesinde asıl manayı fark etmiş. Bir annenin çocuğuna olan ilgisin gözlemlediği bir olayı ve sonucunu anlatmış. Anarşi salgınını kokakolanın tutması gibi reklam ve propagandaya bağlamış. Neden Dindar bir çevreden evlendiğine değinmiş. İsmet Özel ile olan anısına yer vermiş. Sanat’tan da bahsetmiş. Divan Edebiyatından dahi bahsetmiş. Arada Fuzuli’ye değinip oradan da Dostoyevski’ye atladığı olmuş. Sanat üzerine yazdığı bölüm kitabın en ilgi çekici yerlerinden birisiydi. Son olarak kitabında bazı yerlerinde Necip Fazıl’dan da bahsediyor. Hatta bahsettiği bir olayı Necip Fazıl’ın O ve Ben kitabında da okumuştum. Velhasıl gördüğünüz gibi gündelik, sanatsal, eleştirel yazılar yazmış. Çok da güzel yazmış. Keyifli Okumalar…
Yaşamak
8.6/10 · 6,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
204 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
"Dedim ya işte, bocalıyorum. Yeniden yaşamaya başlamak kolay mı?"
Cahit Zarifoğlu en sevdiğim yazar ve şairdir. Bu eserini aslında geçen yıl almıştım fakat şiirleri biraz kapalı olduğu için acaba bu kitabını da okurken zorlanır mıyım, verilmek istenen mesajları anlayabilir miyim, kitabı okumak için hazır mıyım diye düşünmekten bir türlü başlayamamıştım. Her kitabın bir zamanı vardır derler. Bizim de başlamamız bu yıla nasipmiş. Zarifoğlu'nun bu eserinin türüne tek başına günlük demek doğru olmaz çünkü kitapta anı, günlük, mektup, şiir ve denemelere de yer verilmiştir. Zarifoğlu, savaş, din, sanat, edebiyat hakkındaki görüşlerine, çocukluk ve askerlik anılarına ve daha birçok konuya değinmiştir. Yaptığı eleştirilerle bizi düşünmeye ve sorgulamaya, özümüze dönmeye davet etmiş, pek çok mesaj vermiştir. Özellikle babasının yazmış olduğu o samimi mektupları okurken içim sımsıcak oldu. Zarifoğlu'nun bu eseri diğer eserlerine oranla çok daha açık. Yer yer kapalı betimlemeler, cümleler olsa da bunlar sıklıkta değil. Tarihler karışık olarak verilmiş, yazım ve noktalama kuralları kitabın orijinalinin bozulmaması için düzeltilmemiştir. Zarifoğlu da zaten kitabın bir yerinde "İmla düşüklüğünden zevk alıyorum." gibi bir ifade kullanmış, bunu kasıtlı yaptığını belirtmiştir. Bu ufak yerler hariç okunması kolay, akıcı. Kitabın bitmesinden korkarak yavaş yavaş okumaya çalıştım ama o kadar muazzamdı ki bir sayfa daha bir sayfa daha derken okuma süremi ancak bu kadar uzatabildim. Sizin de kendinizden muhakkak bir parça bulacağınızı düşünüyorum. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
Yaşamak
8.6/10 · 6,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
220 syf.
“Ne çok acı var diye.” başladığı kitabı işte bu bir günlük düşünün bir geçmişi hatırladığınız anılarınızı döktüğünüz ardından ise şimdiye döndüğünüz...İşte zarif adamın yaşamaktan anladığı da tam olarak bu.Zaman sıralaması yok.Dilinden acısını, hasretini, yalnızlığını, çaresizliğini ve geçmişe özlemini okuduğunuz satırları var.Ve ben en çok zarif adamın kendi kendine kaldığı zamanlardakileri seviyorum yalnızlığa bir süre sonra alışıyoruz uzun uzun düşündüğü içini döktüğü her bir kelime benim için paha biçilemez.
Yaşamak
8.6/10 · 6,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
220 syf.
·
Puan vermedi
Bir kalbiniz vardır onu tanıyınız. Bir şehir kadar kalabalıktır bazıları Bir dehliz kadar karanlıktır bazıları Konuşurlar İsterler Susarlar Dinlememişseniz nice yıl kalbinizi Ev meslek iş para geçim diyerek Düşünün şimdi bir de Şehirlerde kasaba ve köylerde Başını eğmiş kalbiyle söyleşen bir kişi olduğunuzu.
Yaşamak
8.6/10 · 6,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
1
2
3
4
...
27
262 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.