Yaşamak Zamanı Ölmek Zamanı

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.319
Gösterim
Adı:
Yaşamak Zamanı Ölmek Zamanı
Baskı tarihi:
1983
Sayfa sayısı:
509
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Yaşamak Zamanı Ölmek Zamanı
Yaşamak Zamanı Ölmek Zamanı
509 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10
Bir asker, ikinci dünya harbinin kızıştığı zamanda yaşıyor. Ölüm zamanında. Propagandaların tüm kitleleri peşinden sürükleyen bir silah olarak kullanıldığı yıllarda. Bir patlama sonrası ile sonraki patlama süresi arasında, yaşadım diyebiliyor kurtulan. Ben yaşadım, ölümlerden geçerek. Yaşayarak ölmeye devam ediyorum, her gün ölüm kıyısında gezerek. 

Remarque'nun kurmuş olduğu bu simge, vatani duygularla cepheye giden bir er. Stalingrad'ı da gördü ve savaşı hiç sorgulamadı. Üstün ırkı... Alman faşizminin ötekileştirici politikalarını... savaş kızıştığı anda izin çıktı ere. Ertelenen sorgu, 'simge'yi yepyeni bir forma dönüştürdü. Memleketi bıraktığı gibi bulacağını umarak dönüş yolunu tuttu..

Sevgili Ernst, senin gibi savaş görmedim. Görmeyi de istemem.  Senin vatanın cepheden farksızdı. Kayıplar vardı döndüğünde, senin de vardı. Ne ummuştun oysa! Kilise duvarlarına asılmış, yıpranmış kağıtlara alalacele yazılan yazılarda son ümit aracını gördüm seninle birlikte. O kağıtlara sinen hüznü gördüm, çaresizliği gördüm ve de umudu gördüm. Yaşamak zamanı ölmek zamanı deyip zihnine işlerken her an, bir kez daha yaşamak dedin yine de.
Bir patlama oldu tam iki sokak ötende.  Ölen çocuktu. Savaşın bunlarla ne ilgisi vardı dedin fısıltıyla öyle sanıyordun bağırdığının farkında değildin. Bir ağırlık çöktü . Yağmur yağdı, gözlerinden istemsizce akan gözyaşların yağmurla bir oldu. Ben oradaydım.
Onca ölümü görmüş bir asker olmak acı duymanın, hissetmenin önünde engel değildi ki. 

Öğretmenin vardı senin, kütüphanesini sığınak yapan bir öğretmen. Bir öğretmen! Yabancılaşan sendin.  Üstün ırk dedin, üstün ırk. Varlığımı varlığına armağan edeceğim üstün ırk.. 

Savaşın cinayet olduğu ayrımına vardın sevgili Ernst, sevgili asker . Sırtında tüfeğinle yaşıyorsun. Büyük Almanya. Hell Hitler! Bir havan saldırısında anneni arıyorsun.  Yıkılmış evinin önünden ayrılamıyorsun.. Ve aşık oluyorsun. Ölüm zamanında. "Aşk, ruhların çeşitli yaratıklar arasında bölünmüş parçalarının birleştirilmesidir." Savaş zamanında birbirini bulan ruhlar varoluşsal bir kaygıszlık nedeni.
Boğazımda bir düğüm var, çok şey görmüş geçirmiş yaşlanmış genç asker. Evinin önünden ayrılamıyorum ben de. Yaşamak zamanı haydi.. 

https://youtu.be/6e6kIlyy9kM

https://youtu.be/BaRLonlJDOI
372 syf.
·9 günde·7/10
Kitap 2. Dünya Savaşı’nın sonuna doğru Almanların Rusya’dan çekilmesiyle başlıyor. Kayıplar ağır ancak hiç kimse savaşın çoktan kaybedildiğini söyleme cesaretini gösteremez, zira böyle bir şey vatana ihanet olarak algılanır. 2 yıllık bir cephe hayatından sonra Graber Almanya’ya izne gönderiliyor. Graber, 1. Dünya Savaşı sırasında doğmuş, enflasyon yıllarında büyümüş, Hitler Almanyası’na inanmış ve 2. Dünya Savaşı’na katılmış bir erdir. Ancak Graber’in memleketinde gördükleri cepheden farksızdır. Her baktığı yerde bombalanmış şehirler, yıkılmış binalar, ölmüş, kayıp (buna ailesi de dâhil) aç ve sefil bir sürü görür. Nazi doktrinleriyle büyümüş bu asker işte o anda her şeyin farkına varır. Nasıl kandırıldıklarını anlar. Bunu kendilerine yapanlara kızmaz, hatta onları haklı görür. Ben nasıl ki Rusya’da Rus öldürüyorsam onlar da aynı şekilde bize karşılık veriyor diye düşünür. Gelinen bu noktada kendisinin bir Nazi olmasından dolayı ne derece suçlu olup olmadığını merak eder ve bundan dolayı vicdanıyla derin bir hesaplaşmaya girişir. Savaş, ideolojiler ve vatandaşlık ya da ulusal çıkarlar hakkında değil, sivil yaşama dönmeye ve savaşı sonlandırmaya can atan askerler hakkında. Bu iddianın ne kadar doğru olduğunu Graber sayesinde anlıyoruz.

Nazilerin Almanya’ya verdiği zarar kitabın ana temasını oluşturuyor. Naziler dehşeti 1939’dan beri pek çok ülkeye taşıdı, şimdi itilaf güçleri aynı dehşeti Alman şehirlerine getirdi. Nazi baskısı komşuyu komşuya, kardeşi kardeşe, askeri askere düşman etmiştir. Kimsenin söz söyleme hakkı yoktur, kimse Hitler’i eleştiremez ya da hiç kimse herhangi bir konuda yorum yapamaz. Alman askerleri bile itilaf güçleri kadar Nazilerden nefret eder, hatta daha fazla nefret eder. Tüm bunların içinde romanda bir de aşk var. Tabii ki acıklı ama duygusal olmayan bir aşk hikâyesi. Graber hayatının en güzel yıllarını o iki haftalık izni sırasında geçiriyor.

Vakti zamanında bu kitap Almanya’da yasaklandı. Yakın zamana kadar İngilizce ve Almanca baskıları farklıydı. Remarque kitabı 1954’te yayımladı ancak bazı yerleri ve üslubunu tümüyle değiştirmek zorunda kaldı ve hatta bazı kısımları da sildi. 50’li yıllara Almanya’da hiç kimse askerlerin suçlu olmasından ziyade onların bir katil olduğu gerçeğini düşünmek istemiyordu. Yazar bu değişikliklerden hiç hoşnut değildi ama kitabın yayımlanmasını çok istediği için buna mecbur kaldı. Yazarın bizzat kendisi de Douglas Sirk’ün yönettiği “A Time To Love and A Time To Die” (Sevmek Zamanı Ölmek Zamanı, 1958) filmde kısa da olsa birkaç sahnede görünmüştü. Bu filmin Türkçe altyazısını çeviren ekibin içinde yer almak da benim için büyük bir mutluluktu. 2. Dünya Savaşı’nı Alman askerlerinin ve halkının bakış açısından anlatan ender kitaplardan biri. 2. Dünya Savaşı’na meraklı okurlar için güzel bir eser.
372 syf.
·Beğendi·10/10
Büyük bir yıkımın ve vahşetin tanımını yapan Remarque savaş karşıtı olduğunu bu romanında da göstermiş. Okuduğum baskı 74 basımlı baskıydı ve okurken hem baskıdan hem de üstündeki yılların kokusundan sanki o zamana gitmeyi daha rahat başarabildim. Savaş içindeki tutkulu bir aşkı ve güzel finali ile beraber okunması gereken bir eser.
İkinci dünya savaşı hep ilgimi çekmiştir. Kitap, şimdiye kadar, akıcı bir şekilde devam ediyor. Alman askerlerinin gözünden o zamanda yaşanan olaylar ve bir askerin izin dönemini içeren bir kitap. Ancak, asıl etkileyici kısmı, ikinci dünya savaşının perde arkasının farklı bir bakış açısıyla anlatılması.
372 syf.
·Beğendi·10/10
Okul kütüphanesinde görüp ilgimi çekmişti bu kitap. Tek solukta okudum ve gerçekten mükemmel bir kitap. Bu kitabın bana çok şey kattığını hissediyorum. Içerisinde güzel mesajlar da var. Herkesin okumasını tavsiye ederim.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yaşamak Zamanı Ölmek Zamanı
Baskı tarihi:
1983
Sayfa sayısı:
509
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Yaşamak Zamanı Ölmek Zamanı
Yaşamak Zamanı Ölmek Zamanı

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 14 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0