Giriş Yap

Yaşamın Ucuna Yolculuk

8.110 üzerinden
2.442 Puan · 413 İnceleme
128 syf.
·
2 günde
·
10/10 puan
İncelemenin Ucuna Yolculuk
YouTube kitap kanalımda Tezer Özlü'nün hayatı, bütün kitapları ve okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz : youtu.be/4rhsgjdY_SQ Bu kitap incelemesini şu an Tezer Özlü'nün bedeninin yanında yazıyorum. Kanıt: i.hizliresim.com/e9h3lgo.jpg Demiştim ama sana Tezer, 4 gün önce Çocukluğun Soğuk Geceleri kitabına yazdığım bu incelemede #160478819 "Önümüzdeki günlerde seni ziyarete geleceğim Tezer, bekle beni." demiştim. Sadece 4 gün dayanabildim. Sen nasıl ki bu kitabında en sevdiğin yazarlar olan Kafka'nın, Svevo'nun, Pavese'nin yaşadığı yerleri ve mezarlarını bizzat ziyaret ettiysen, ben de senin kitaplarınla senin yanına geleceğimi söylemiştim, uyarmıştım seni... Üstünde çeşit çeşit otlar bürümüş ebedi meskenine bakıyorum şu an. Biliyorum, bu dünyada rahat bırakmadılar seni. Zaten o yüzden
Oğuz Atay
'ın
Tutunamayanlar
kitabında dediği "Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok." alıntısındaki gibi sen de iç dünyana dönmedin mi? Sen de hayal kırıklığının olmadığı, sadece sevdiğin yazarlar ve onların kitaplarıyla bir arada olabileceğin bir sığınak aramadın mı? İşte yanındayım. Ben de o sığınağı arayanlardanım. Toprağın üstünde bir türlü bulamadığın huzuru, toprağın altında bulduğunu hissedenlerdenim. Sen nasıl ki bu kitapta yazarların yanına yolculuk ederken aslında bir nevi kendi yaşamının ucuna da gitmişsen, ben de senin yaşamının tam ucundayım şu an. Bu uçtan, ölümden ötesi var mı? Bir şeyler söylesene Tezer... "Var" de bana. Dünyada milyarlarca inanan insan senden bu cümleyi duymak istiyor. Senin hayatın boyunca nefret ettiğin ve bu kitabında yerin dibine gömdüğün düzenlerimizin, akıl ve namus anlayışlarımızın, kurumlarımızın hepsi senden "Evet Oğuz, evet! Ölümden ötesi de var." demeni bekliyor. Ben ise nereye gömüleceğini ve ölü gövdenin ne olacağını bile umursamadığını bildiğim için senden bunları demeni beklemiyorum. -demin dediğin beklentiyle çeliştin Oğuz- Sen sadece sevdiğin yazarlarla ve roman kahramanlarıyla baş başa kalmak istedin. Senin kafana 27 Mayıs Darbesi'ni attılar. Sen sadece sevdiğin insanlarla keyifli sohbetler edebilmek istedin. Senin kafana 12 Mart Muhtırası'nı attılar. Sen sadece biraz olsun huzur bulabilmek, kendinle baş başa kalabilmek istedin bu canı çıkasıca dünyada. Senin kafana 1 Mayıs 1977'de hayatını kaybeden 34 işçinin cesedini attılar. Bu ülkede yaşamanı çok gördüler Tezer. Yaşamın ucuna bile rahat rahat yolculuk etme hakkı verilmiyordu insana bu dünyada... Ben ise yanındayım. Hiçbir siyasi olayın anlamının kalmadığı bir yerdeyim. İstanbul, Aşiyan Mezarlığı'ndayım. Bedeninle aramda 1 metre bile yok. Bedeninin yanında bir defne ağacı. Defne ağacının anlamını bilir misin Tezer? Bu ağaç her zaman yemyeşil kalmasıyla aslında ölümsüzlüğü temsil eder. Sen ölümsüzsün Tezer. İstediğin kadar fiziksel olarak aramızda olma, sen düşüncelerinle, tutkularınla, gitmek isteyişlerinle ölümsüzsün. İstanbul'a gömülmek istemediğini biliyorum. Ama emin ol, İstanbul'un en güzel yerlerinden birindesin. Yanında Rumeli Hisarı, karşında Anadolu Hisarı. Önüne serilmiş bir boğaz. Ben de senin kitaplarınla yanındayım işte. Sen nasıl kitaplar yazarak ölümsüzlüğe ulaşmak istediysen, ben de bugün seni resmen ölümsüz ilan ediyorum. Kurumların canı cehenneme. Bu yazı sürecinde bunu ilan edecek kurumların hepsi benim. Çünkü Tezer, benim de senin dediğin şekilde "Kurumlarınıza uyuyor gibi görünmem, onlara karşı direnmemi ancak böyle sağlayabileceğine inanmamdandır" (s. 58) Yanımda kitaplarını da getirdim demiştim, evet getirdim. Yazdığın ne varsa hepsini okudum Tezer! Sadece ben de değil. Binlerce okur senin yazdıklarınla kendi ruhunu şekillendiriyor şu an. Cümlelerinin altını çiziyor. Çocukluğunun soğuk gecelerini hatırlıyor. Yeryüzüne dayanabilmek için yeni anlamlar keşfediyor. Yaşamlarının ucuna yolculuk ederken yanında götürebileceği yol arkadaşları buluyor. Sen tutkularını, arayışlarını, başkaldırılarını ve bu ülkeden kaçıp gitmek isteyişlerini bu kitabında yazdıkça "Ne kadar da bana benziyor bu kadın!" diye haykırdım içimdeki sığınaklarda sessizce. Evet, bence sessiz haykırışlar da vardır. Yaşamımın ucuna yolculuk ederken o iç sığınağımdaki haykırışların ne kadar da sesten mahrum olduklarını fark ettirdin bana. Seni okudukça kendimi okuyormuşum gibi hissettim. Yediğin fiziksel elektroşokların düşünsel olanlarını yedim ben senle. Sahi... Hepimiz, evet hepimiz, kendi yaşamlarımızın ucuna yolculuk etmiyor muyuz en nihayetinde? Hepimiz bir gün Tezer'in huzurla uyuduğu yerin bir benzerinde olacağız. Kapkara toprağın altında. Belki de ilk kez o zaman canlılara besin olduğumuzda bir işine yarayacağız hayatın. Değil mi Tezer? Tezer'in yaşamının ucundayım. Şu an onla birlikte kendi yaşamımın ucuna da yolculuk ediyorum her saniye. Akrepler ve yelkovanlar peşimde. Bıraksanıza peşimi! Her an kendi ölümüme doğru adım atıyorum. Bu yazdıklarımı okuyan sizler de -evet, evet hepiniz, size sesleniyorum- kendi yaşamlarınızın ucuna yolculuk ediyorsunuz benle birlikte. Bileti çok önceden kesilmiş ve adı ecel konmuş bir seyahat bu. Hazır mıyız bu yolculuğa, düşündük mü kendimizden başkalarını, birilerinin yüzünde ufak da olsa bir tebessüme sebep olabildik mi, bir açın karnını doyurabildik mi, dünyayı daha yaşanır hale getirebildik mi, Cioran'ın dediği gibi nerede tükettik ömrümüzü, ne kadar başarılı olduk hayatlarımızda? -işlerimizde hiç ödün veremediğimiz şu kokuşmuş başarılar var ya hani- Bu ülkede hiçbir şeyin değişmediğini sana söylemeliyim Tezer. Hala siyaset ve futbol gündemin büyük kısmını kaplıyor. Hala senin gibi bu ülkeden kaçıp gitmek isteyen milyonlarca genç var. Bir zamanlar ben de onlardan biriydim. Senin bu kitabında yaptığın gibi ben de kaçıp gittim Berlin'e, Prag'a, Torino'ya; ben de yürüdüm Kafka'nın, Svevo'nun, Pavese'nin yürüdüğü yerlerde! Acaba bu dünyaya bıraktığımız izler olan adımlarımız birleşmiş midir, aynı yerlere basmış mıyızdır senle, ne dersin? Ama sen üzülme Tezer. Biz senin kitaplarını kitap okuma grubumda bile okuyup tartışacağız bu ay. Biraz olsun mutlu hissedebil, yaşamının ucundayken o uçurumdan aşağı biraz daha güvenle bakabilesin diye... Emin ol ki senin yazdıklarını içselleştiren yüzlerce, hatta binlerce okur var bu ülkede şu an bile. Onlar da kendi yaşamlarındaki yolculuklara seni katıyorlar, her gün seyahat ediyorlar senle ve acılarınla birlikte. Kaybettikleri umutların yolculuklarındalar onlar da. Sen üzülme. Bu incelemeyi şu an okuyanlar da aslında farkında olmadan bu "İncelemenin Ucuna Yolculuk" ettiler. Bu inceleme de şimdi diğer benzerleri gibi son noktasını koyacak. Koyuyor. Koydu.
Yaşamın Ucuna Yolculuk
8.1/10 · 9,3bin okunma
·
13 yorumun tümünü gör
Reklam
126 syf.
·
2 günde
·
4/10 puan
Hani olur ya, mesela taze fasulyeyi sevmezsiniz, ama gittiginiz bir yerde fasulye ikram edilir, cok da guzel yapilmistir, herkes cok begenir. Ve siz de merak eder bir catal alirsiniz. Guzel de olsa, baskin tat fasulyedir ve siz sevmiyorsunuzdur neticede. Bu, fasulyenin kotu oldugunu gostermez, ama sizin sevmenizi de gerektirmez… Ozetle, kitabi bitirdim ama anladim ki kitap benlik degilmis. Kitaba kotu diyemem, neticede o kadar cok sevenin yaninda begenmeyen azinliktayim. Ama kitapla ya da yazarla okuyucu arasinda kurulmasi gereken o bag, bizim aramizda olmadi. Olamadi… Peki neden… Birincisi ben sayisalciyim, hayatta her seyi formulize edebilen bir yapim var. O yuzden o formulun disina cikan bir sey oldugu an ben kayboluyorum. Algim kopuyor. Benim icin de bir yazinin girisi, gelismesi ve sonucu olmali. Ki ne kitabin genelinde, ne de kitabin bolumlerinde bunu bulamadim. Bir anda yazarin beyninde baslayan dusunce akisi, zaman zaman bir yolculuk boyutunda zaman zamansa yine beyinde dusunceler uzerinden akti. Akti akmasina da, bende pek akamadi. Bir cumle yazarin dis agrisindan bahsediyor, bir sonraki cumle sehrin sokaklarina geciyor, ardindan yalnizliktan dem vurup dorduncu cumlede yeniden konu bas agrisina baglaniyor. Takip etmekte gercekten zorlandim. Ikincisi, ki yine tamamen birinci ile ayni sebepten, cumlelerde de bir formul aradim durdum. Benim bildigim, cimleler sirasiyla ozne tumlec ve yuklemden olusur. Ama bu kitapda degil. Tamam arada devrik cumleler de olur ama bir paragraf, sadece birer kelimeden olusan cumleler vardi. Kitabin ozellikle ilk yarisinda tamamlanmamis cumleler, tamamlanmis cumlelerden cok cok daha fazlaydi. Zaten Saramago tarzinda nokta ve virgule disinda bir isaret kullanilmamis olmasi zorlastiriyordu okumayi. Son olarak da… Ne yazik ki yazarla aramla duygusal bir bag da kuramadim. O yuzden pek cok okurun incelemelerinde belirttigi “cok guzel tespitleri var, bana hayati sorgulatti” gibi bir durum bende olmadi. Bunun altinda yatan sebep ise yazarin inanilmaz karamsar olmasi. Gercekten okurken icim daraldi. Ya bir de, nasil desem, hayatta gercek problemleri olan milyonlarca insan varken cani biraz sikilmis ve kendisini Avrupa gezisine vermis bir insanin burjuva problemlerini okumak bana pek de samimi gelmedi. Yani nasil desem, yillardir Dante’nin evini, mezarini gormek icin bir Italya yapasim var ama is guc hayat kosusturmacasi yuzunden hala mumkun olmadi. Ote yandan yazarin haftalarca is guc dusunmeden sevdigi bir yazarin ayak izlerini takip edebilmesi mukemmel bir firsast ve harika bir yasam tarzi. Bir de nasil desem… ben bir kitabi okurken yazarin hayal gucunu, hayallerini, umutlarini paylasmak isterim. Hayatta o kadar can sikici olgu varken, ve ne yazik ki her haberlere bakinca bu kotu olgulara maruz kaliyorken, bir kacis noktasi olarak gordugum, guvenilir limanlarim olan kitaplarimda da fazladan defresif fikre maruz kalmayi istemiyorum.
Yaşamın Ucuna Yolculuk
8.1/10 · 9,3bin okunma
·
13 yorumun tümünü gör
142 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Yaşamın Ucuna Yolculuk ve Tezer Özlü... Şüphesiz ki bu inceleme bugüne kadar yaptığım en kişisel ve farklı inceleme olacak :) Hadi, o zaman başlayalım! Aylardır, incelemelerde okumalarda gördüğüm bir yüz... Bir kadın var ve gülümsüyor. Gözlerinin çevresinde biraz kırışıklıklar ve acı dolu bir gülümseme... Okuyanlar var sevenler var tabi bana da önerenler oldu. Sonra birkaç gün önce kitap sipariş edeceğim zaman aklıma geldi. Dedim araya katayım bunu da. İyi ki de demişim! Benim DÜNYANIN EN İYİ KİTABI ile tanışmam işte bu şekilde oldu. Bugün iki tane Zweig kitabı okudum sonra da bunu da okuyayım bari dedim. Bakın bunu da iyi ki demişim :D Kitabı elime aldım ama bu benim için bir ilkti. Tezer Özlü kimdir bilmiyorum hala araştırmadım da :D Kitabın başında yazılanları biliyorum sadece. Daha öncede kitaplarını okumamışım. Ama bu nasıl bir kitaptır ya! 11. sayfaya gelmişim ve şöyle diyorum "Bu kitabı okumam çok uzun sürecek galiba!" Çünkü her sayfada beni çeken bir şey var ve durmadan aynı yerleri tekrar tekrar okuyorum. Ha bu anlayamadığımdan değil, o kadar etkililer ki... Sonra 57. sayfaya geliyorum ve şunu diyorum. BU DÜNYANIN EN İYİ KİTABI ve Tezer Özlü'yü herkesin tanıması şart! Dünya bu kitabı tanımalııı! Ve bundan dolayı etkinlik oluşturuyorum :D İncelememi beğenip etkinliğe dahil olmak isteyenler için: #30470051 Peki neydi bu kitabı EN İYİ yapan? Ben de bilmiyorum :D Sadece bildiğim bir şey var ki beni ilk sayfalarından içine çekti. Hani yemek yersiniz falan da doymazsınız hala yemek istersiniz İşte benim bu kitabı okumam öyleydi. Bir yandan her sayfasını hızlı hızlı okumak istiyorum diğer yandan da dur ya diyorum kendime dur! Bu kadar hızlı okuma ki çabuk bitmesin... Her sayfası ayrı mükemmel olan bu kitap baya melankolik ve intihar hakkında birkaç tavsiye veriyor :D Burada tuhaf olan bir şey daha var "Ben Tezer Özlü ile daha önce neden tanışmadım?" Kendime çok ama çok kızıyorum. Hayatım boyunca tanışabileceğim en güzel ve en iyi yazarların arasında yerini aldı kendisi :) Kitaplığımda da olmasından gurur duyuyorum! İncelememde sona yaklaşırken de şöyle bir şey söylemek isterim. Beni bu dünyada tutan tek şey kitaplar. Ve bu kitabın ne kadar iyi olduğunu betimlemek istersem şöyle bir şey söyleyebilirim. Bu dünyaya veda etmek istersem şüphesiz okuyacağım son kitap ve başucumdaki kitap Yaşamın Ucuna Yolculuk olurdu. Herkese iyi okumalar dilerim :) Hala burada mısınız? Çabuk gidin okuyun şu kitabı!! :D
Yaşamın Ucuna Yolculuk 35 Yaşında
8.1/10 · 9,3bin okunma
·
7 yorumun tümünü gör
128 syf.
·
9 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Kitabı okumadan önce yazarın hayatını okuyun lütfen. Kitabı daha iyi özümsemenizi sağlayacaktır. Aksi takdirde yazarın neden bu kadar karamsar ve mutsuz olduğuna anlam veremeyebilirsiniz. Tezer Özlü bu kitapta sürekli bir yolculuk halinde. Durmadan oradan oraya savuruyor kendini. Sevdiği yazarların yürüdüğü yollardan yürüyor. Özlü’nün her kitabın da oldugu gibi edebi zevki çok iyi. Her insanın kendi kendine konuştuğu durumlar vardır elbette işte kitabın ilk iki bölümünde ki zaten bu kitabın yarısı ediyor, Tezer Özlü ’nün içindeki kişi çıkıyor ortaya ve o anlatıyor bize olanları. Zaman zaman Tezer Özlü ‘nün kendisi de araya giriyor, hatta bazen de okuyucu da yanlarına alıyorlar ve o durumu yaşatıyorlar. Keyifli Okumalar...
Yaşamın Ucuna Yolculuk
8.1/10 · 9,3bin okunma
1 yorumun tümünü gör
Reklam
2
42
417 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42