Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz

·
Okunma
·
Beğeni
·
11.377
Gösterim
Adı:
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
Baskı tarihi:
Ocak 2000
Sayfa sayısı:
315
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754180947
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Baskılar:
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
Yaşar yaşamaz kendi öyküsünü Aziz Nesin`in nasıl yazdığını anlatıyor Meral çelen...

Aziz Nesin beni ne kadar yakından tanıyor, başımdan geçenleri sizlere anlatıyorsa, ben de onu iyi tanıyorum. Yalnız yazarlar mı kahramanlarını anlatır? Ben de sizlere, Aziz Nesin`in benim yaşamöykümü nasıl yazdığını anlatacağım...

Bu düşün, nerden aklıma geldi diye sorarsanız, kendiliğinden oluverdi... İş aramak için yollara düştüğüm şu son günlerde, nereye gitsem, nerde dolaşsam, herkesin ağzında bir "Yaşar Yaşamaz "dır gidiyor... İlk günler şaşırdım, aptallaştım... Birdenbire bu kadar büyük bir üne kavuşmak tatlı bir sarhoşluk veriyor insana ama, birde tedirginleşiveriyorsunuz... Neden derseniz, eee o zaman herhangi biri olmaktan çıkıyor, rahat hareket edemiyor, üstünüzü başınızı, yakanızı paçanızı toparlamak gereğini duyuyorsunuz...

Yolda giderken, sağdan soldan şöyle şeyler çarpıyor kulağıma:
-Aman çabuk, Yaşar Yaşamaz başlayacak televizyonda...
-Benim başıma gelenler, Yaşar Yaşamaz`ın başına bile gelmemiştir...
-Geçen gün başıma bişey geldi, aynen Yaşar Yaşamaz...
Bunları duyunca insan hem seviniyor, hem de bir tuhaf oluyor. Adamın yanına gidip, "İşte, `Ne Yaşar Ne Yaşamaz`durumda olan Yaşar Yaşamaz benim" demek geliyor içimden... ünümüz bar yanı sarmış ama ben yine yaşama savaşında bir Yaşar Yaşamaz...
343 syf.
·9/10
Spoiler İçermektedir
Aziz Nesinle tanışmama vesile olan ve en beğendiğim kitabı Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz roman olarak basılmadan önce radyo oyunu olarak yazılmıştır,sonra senaryo olarak en sonda şu an elimizde tuttuğumuz roman olarak basılmıştır.
Kemal Sunal’ın unutulmaz tiplemelerinden Şaban gibi düşünün Yaşar’ı o kadar saf ve iyiniyetli ki hiç bir şey sorgulamayan her şeye inanan saflığından yer yer kendimizi tutamayıp sinirlendiğimiz var mı böyle bir şey diye düşünüyoruz.Evet Eğlence-Mizah tarzında yazılmış bir roman bazı yerlerde gülmekten yıkıldığımız anlarda oldu ;ama bildiğimiz gülmelerden değil hani ağlanacak halimize güleriz ya aynı onun gibi bir şey.Konu olarak başkahramanımız olan Yaşar’ın çocukluk yaşlarından beri almaya uğraştıkları nüfus kağıdını bir türlü alamazlar çünkü Yaşar Çanakkale’de şehit düşmüş olarak görünmektedir ama aslında şehit olan Yaşar değil babasıdır.Nüfus memurları ; “Bize ne,kağıtlarda böyle yazıyor bizden daha mı iyi bileceksin.” diyerek başlarından gönderirler.Yaşar nüfus kağıdı olmadığı için okula gidemez,askere gidemez,işe giremez ama babasının vergisi için yaşıyor görünür.Yani Yaşar gerektiğinde yaşıyor gerekmediğinde yaşamıyor.Yaşar’ın kendini bildi bileli sevdiği kızın haberi olmadan o kadar güzel seviyor ki işte gerçek sevmek böyle olur diyorsunuz.İş,Okul,Askerliğin olmağı gibi sevdiğine de parasızlıktan dolayı kavuşamaz.Yaşar artık dayanamaz bir gün ağzından çıkanı kulağının duymayacağı şekilde ağzına ne gelirse hükümete sayar söver ve bunun sonunda da hapsi boylar.Karakaplı Nizami bey isminde biriyle tanışır onun gibi olmaya çalışır ve çark döner Nizami Bey olarak hapisten çıkar.Hayat bize hep dersler çıkarmaktadır ama önemli olan dersleri farkedebilmektir.
Dipnot : Bu eserinin yazılmasında yazarın soyadı öyküsüde etkili olmuş o da şöyledir ;
1934 yılında soyadı kanunu çıktı. Herkes kendisine soyadını kendisi seçtiği için, insanların bütün gizli aşağılık duyguları ortaya çıktı. Dünyanın en cimrileri ‘Eli açık’, dünyanın en korkakları ‘Yürekli’, dünyanın en tembelleri ‘Çalışkan’ gibi soyadları aldılar. Her türlü yağmada hep sona kaldığım için, güzel soyadı yağmasında da sona kaldım. Bana, ortada böbürlenebileceğim bir soyadı kalmadığından, kendime ‘Nesin’ soyadını aldım. Herkes ‘Nesin’ diye çağırdıkça ne olduğumu düşünüp kendime geleyim istedim.
Eh hayat ! Kimlere neler oluyor neler görüyor
Yalan kim saf kalabilmiş ki
Yaşar da saf kalabilsin...
Keyifli Okumalar Dilerim
343 syf.
·Beğendi·9/10
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

- SİVRİSİNEK BASKINI VE AZİZ BABA -

Şu dakikalarda (04:35) pearl harbor baskınından bir kesit yaşanmakta ..beni bir amerikan detroyeri ya da cüsseme orantılıyarak uçak gemisi , sağımda solumda uçuşan öldürdükçe bir ıslıkla 5 6 minion arkadaşını daha bu muharebeye çeken sivrisinekleri ise KAMİKAZEler olarak düşünün ...YILDIM! yanımda okumak için getirdiğim diğer kitapta, bu amansız saldırılardan kelli huzursuzluğun kodeksini bana alttan alttan yazdıran, bol baharatla harmanlanıp kötü içyağıyla hazırlanmış, ısırık alır almaz ağzımdaki buzlu yağ partiküllerini , boya badana yapılacak binaya monte edilen iskele misali damağıma monte edip kucaklayan içi dikenli telle dolu bir kokorece dönüştü.. .. hani bazen kokoreç üstüne soğuk koladan bir yudum çözersiniz sonrasında damakta bir tabaka yoktan KÜT DİYE VAROLUR.. büyükşehir fen işleri gelir , dozer girer , diliniz darbeli matkap olur.. yok!! gitmek bilmez dinmek bilmez bir cinnet .. sanki dişçiye gitmişsiniz de dişleri çekmişler kuyruk yağıyla ağzınızın kalıbını alıyorlar ( HAHAHAHA NASIL NEŞE KAÇTI DİMİ ?!?! BENİM UYKUM KAÇMIŞ SİZİN NEŞENİZ UMRUM OLUR MU ?!?!) Neyse efenim ...işte bu güzel duyguların arifesinde baktım olacak gibi değil , başlayayım yazayım dedim..

Öncelikle yazar şudur, yazar budur şöle bir dili vardır falan diyecek halimiz yok .. Bilmeyenler bir zahmet gitsin gözü kapalı alsın üzerinde Aziz Nesin yazan herhangi bir kitabını ..Bu romanı da '78 de yanılmıyorsam, eğer yanlış kalmadıysa aklımda ödül alan bir romanı .. daha öncede sinemaya uyarlanmış ..Hatta ilkin Yaşar karakteri için Kemal Sunal düşünülmüş ama o zaman Kemal Sunal , Ertem Eğilmez' den izni koparamamış..Aziz Nesin ' in tüm söyleşi, anı ve köşe yazılarını ,hayat hikayesini okuduğum için gayet iyi biliyorum ki bu kitabından telif hakkı alamamıştır..buna da çok sinirlidir Aziz baba ..Ona pinti falan derler .. halbuki alakası yoktur ..bu kadar çok üretip karşılığını bu denli az alan pek azı vardır yazarlar arasında..

Genel olarak kahramanlar castine bakacak olursak..

Kitaba şöyle bir göz gezdirdiğimizde aslında Aziz Nesin ' in tüm romanlarında olan demirbaş tayfanın bu romanda da boy gösterdiğini görüyoruz .. saf ama sonradan şeytanı rulette pul diye masaya sürecek masum bir köylü , kendini öte dünyaya vermiş az sahtekar pek bahtiyar bir imam , kendi de ömrünün bir kısmını cezaevlerinde geçirdiği için bol bol mahpus ve çeşit çeşit suçlu, birde zevce .. eee onsuz olmaz =) askeri , polisi HÖKÜMETİ saymıyorum bile =)

Konuya gelirsek.. Yaşar kardeşimizin ilkokula yazılma süreciyle başlıyor cinnet maratonu .. nüfus müdürlüğünde kendisine yaşamadığını ,Çanakkale Savaşında şehit düştüğünü söylüyorlar.. sonrasında devlet dairelerinde yaşanan bürokrasi cinnetleri .. oraya git ordan Kumkuma hanımı gör.. ondan 2 adet dünya kupası kap ..onu Gıyas beye götür yalnız odaya girerken beynini dışarda bırak .. ne derse evet de...oraya bırakacağın saç örneği sonuçlarını öğlen tatiline mütakip Kazulet hanıma teslim et falan derken bizimkinin sıtkı sıyrılıyor.. bu tabi romanın başlangıcı ..Aziz Nesin muhteşem bir gözlemci olduğu için sistemdeki gedikleri taşlamasını ve hicvetmesini çok iyi bilmiş ..Rüşvet , yolsuzluk, vicdansızlık , adam kayırma ,devlet dairelerindeki kokuşmuşluk .. tüm bu saydıklarımdan roman boyunca tadımlık dozda alacaksınız bünyeye... işin asıl ilginç yanı , kaba bir hesapla bu yazılanların üzerinden 40 sene geçmiş olmasına rağmen, romanda anlatılan pek çok olumsuzluğun HALEN daha devam ettiğini romanı okurken kendinize itiraf etmek durumunda kalacak, Aziz babaya da şapka çıkaracaksınız ..
343 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Şimdi şöyle ki, Aziz Nesin adını duyunca aklıma ilk gelen eserdir Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz. Kendisinin bende yeri ayrıdır, en sevdiğimdir, en güldüğümdür, çocukluğumdur Yaşar... (Etkinliğin tatlısı canım dostum Tuco Herrera/Duvar/ sana gelsin favori kitabımın incelemesi :D)

Daha lise bire gidiyorken, edebiyat öğretmenimizin okumamızı önerdiği ilk kitaptı Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz. "Bu kitapla anlayacaksınız memleketin halini" demişti öğretmenimiz. Doğru da demişti, okuyunca anladım... Bir devlet gerçeği, bürokrasi ayıbı ve hatta Türkiye ayıbıdır Yaşar'ın yaşadıkları.

1897'de doğan babasından bir yıl önce, 1896'da doğmuştur Yaşar nüfus kayıtlarına göre. Ve 1935'te Çanakkale'de şehit düşmüştür. Bu kayıtları, devlet okuluna gitmek için nüfus kağıdı çıkarma sırasında henüz 12 yaşında öğrenir Yaşar. Ve işte her şey o gün başlar ya da başlamaz mı deseydim :D

Askere alınırken, "sen bu devlete hizmet et" derler Yaşar'a. Sevinir o da, çünkü askere gitmek yaşadığının kanıtı değil de nedir! Gider askere Yaşar, ama bu sefer de terhis olamaz çünkü zaten 1935'te şehit olmuştur! Zar zor eve döner askerden, sonra karşısına yığınla borç çıkar. Yaşamadığı için terhis olamaz ama borç ödenecek olunca yaşayası tutar Yaşar'ın. Miras alacakken yaşamaz ama tımarhaneye kapatılırken yaşıyorsun derler Yaşar'a. Hastaneye kapatırken yaşatırlar, taburcu edecekken öldün derler; vergi ödetirler, hapse atarlar, hırpalarlar. Bunlar hep yaşadığının kanıtıdır oysa Yaşar'ın. Ona ödenecekken şehit düşürür, ondan alacakken kanlı canlı yaşatırlar Yaşar'ı. İronidir, belki absürttür ama olanların hepsi Türkiye gerçeğidir.

Hapishane günlerinde anlattıklarına kahkahalarla güleriz Yaşar'ın. E zaten biz hep ağlanacak halimize güleriz... Bozuk da olsa bir düzeni vardır bu memleketin, uyanık olanlar ayak uydurur düzene. Böylece dişlilerden birkaçı kırık da olsa döner çark. Yaşar da bakar ki böyle olmuyor, o da ayak uydurur bu bozuk düzene. Açar gözünü ve başlar yaşamadığı günlerin hesabını sormaya!

Önce bir radyo oyunu, sonra bir senaryo ve ardından roman olur Yaşar. Filmi de harikadır, Halit Akçatepe can verir Yaşar'a 1975'te. O aslında tam da hayallerimdeki Yaşar gibidir. 4 kez okuduğum ve 5.sini de okuyacağım tek kitaptır, ben nereye gidersem benimle gelir Yaşar. Aziz Nesin etkinliğinin bence en güzel yanıdır, haftasonu film tekrar izlenecektir :)

Her okuyuşta farklı bir olaya kafayı taktırır, güldürür, hayret ettirir Aziz Nesin. Büyüktür, efsanedir, bu bozuk düzeni ince cümlelerle anlatan nadir insanlardandır. Etkinlik bitmeden, okumayanlara tavsiyemdir. Okuyanlar bir daha, okumayanlar ilk seferini okumaya başlasın. Biz okudukça da Yaşar yaşasın :)
343 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Ulan felek, yaktın bizi!
Ulan felek, olmaz ol!
Namussuz felek, sürüm sürüm sürün de bizden bin beter ol!
Ulan felek, Allah sana uyuz versin de kaşınacak tırnak vermesin!
Ulan Allahsız kitapsız felek, ulan imansız, vicdansız felek!
Dert bulup da derman bulamayası felek!

Bunca isyan, sitem Yaşar’ın yaşadığını ispat edemeyişinin sesidir.

Var mısın yok mu?
Yaşıyor musun ölü mü?
Nefes alıp veriyorsan yaşıyor sayılmazsın.
Düşünüyor ve hissediyorsan yaşıyor sayılmazsın.
Askere gitmişsen yaşıyor sayılmazsın.
Parmak izinin olması yaşadığını kanıtlamaz.
Bir isminin olması da...
Cisminin olması da...
Çocuğunun olması da yaşadığını kanıtlamaz.
Hapse giriyorsan bu senin yaşadığına işaret etmez.
Kontrol edin kendinizi :
1. Fiziken yaşıyor musunuz?
2. Ruhen yaşıyor musunuz?
3. Psikolojik olarak yaşıyor musunuz?
Hiçbirinin hükmü yok!
Tek hükmü olan hukuken yaşamak.
Dava açabiliyorsan yaşıyorsun!
İmza atabiliyorsan yaşıyorsun!
Kontrat yapabiliyorsan yaşıyorsun!
Hani o cüzdanınızdaki “KİMLİK” belgesi var ya!
Tüm varoluşun özü odur.
Eğer kimliğiniz yoksa YOKSUNUZ.
Bir kimlik çıkarmak zor mu peki?
Eğer doğduğunuz anda çıkarılmamışsa vay halinize...
Aziz Baba’nın yarattığı Yaşar,kimlik belgesi olmadan nasıl yaşadığını, yani yaşayamadığını gülsem mi ağlasam mı dedirterek bir Türkiye panoramasıyla anlatıyor.

Burası Türkiye!!!!
Paranın sözünün geçtiği ülke, ye kürküm ye ülkesi, dayın varsa iyisin ülkesi, bugün git yarın gel ülkesi, güleriz ağlanacak halimize ülkesi...
Ve Aziz, yine düşündürürken güldüren bir kara mizahla okuyucuyu sarsıyor.
Yılda birkaç kez Aziz Baba okunmalı ve düşünmeli yüzdelik dilimin 60’na mı aitim 40’ına mı?
Siz ne tarafındasınız? :))
343 syf.
·9/10
Aziz Nesin ilk defa karşıma çıktığında soyadını alma hikayesi beni çok etkilemişti. Zaten ona duyduğum sempatide bundan kaynaklanıyor. Dilerseniz sizinle de paylaşayım. Belki daha önce duymamış arkadaşlarımız vardır. Aziz Nesin'in ne denli muhteşem bi insan olduğunu tekrardan anlarız.

"NESİN" Soyadının gizemi:)

“1934 yılında soyadı kanunu çıktı. Herkes kendisine soyadını kendisi seçtiği için, insanların bütün gizli aşağılık duyguları ortaya çıktı. Dünyanın en cimrileri ‘Eli açık’, dünyanın en korkakları ‘Yürekli’, dünyanın en tembelleri ‘Çalışkan’ gibi soyadları aldılar. Her türlü yağmada hep sona kaldığım için, güzel soyadı yağmasında da sona kaldım. Bana, ortada böbürlenebileceğim bir soyadı kalmadığından, kendime ‘Nesin’ soyadını aldım. Herkes ‘Nesin’ diye çağırdıkça ne olduğumu düşünüp kendime geleyim istedim.”

(Gerçekten etkileyici. Şahsen benim aklıma böyle bir şey gelmezdi;))

Şimdi usta yazarın "Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz" adlı romanına gelelim. Bu roman aslında kurmaca bir roman gibi değil. Çünkü tam olarak bizi anlatıyor. Bizim kendi ülkemizde kendi topraklarımızda her gün yaşadığımız yüzlerce olay bu kitapta birleştirilmiş gibi. Okurken defalarca gülme krizine girdiğim bu kitabı kesinlikle herkesin okuması lazım. Aynı zamanda insanın hükümete karşı bakış açısındada bir değişikliğe yol açıyor.

■■■■■■■■SPOİLER■■■■■■■■

Yaşar Yaşamaz adlı karakter hapse girmesinin ardından mahkûm arkadaşlarına hayat hikâyesini anlatır. Devlet, Yaşar Yaşamaz'ın nüfus kayıtlarına göre bir ölü olduğunu düşünmektedir ama yine de askerlik görevini yerine getirir. Yaşar nüfus kâğıdı çıkaramaz ve olaylar hem güldürü hem de düşündürücü şekilde gelişir. Hikayeye göre 12 yaşında okula gitmek isteyen Yaşar nüfus kağıdını çıkarmak için nüfus dairesine başvurur. Ancak kütüğe göre Yaşar Çanakkale Savaşında şehit olmuştur. Bu yüzden nüfus kağıdı Yaşar'a verilmez. 

Askere gideceği zaman yaşar, terhis edileceği vakit yaşamaz.

Borç ödeyeceği vakit yaşar, miras alacağı vakit yaşamaz.

Biri hak davasında bulunduğunda yaşar, hakkını aramak istediği zaman yaşamaz.

"Kimi vakit YAŞAR, kimi vakit YAŞAMAZ."

İyi okumalar:)))
343 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Muhalif görüşleri ve sivri diliyle tanıdığımız yakın geçmişin önemli isimlerinden Aziz Nesin'den okuduğum ilk kitap Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz oldu. Ilginç bir kelime oyunlu isme sahip olan kitap, komik ve dramatik yönüyle oldukça ilgimi çekti. Bu zamana kadar neden okumadım bilmiyorum, artık bir önemi kalmadı. Bazı okullarda okutuluyordu diye hatırlıyorum, ancak şimdi okutacak cesareti olan var mıdır soru işareti. Zamanında tiyatro oyunları ve filminin yapıldığını unutmamak lazım. Kitap bize eski dönemin koşullarını esprili biçimde anlatıyor. Güzel bir toplum ve bürokrasi eleştirisi kitap adeta. Aziz Nesin oldukça sade ve anlaşılır bir dil kullanmanın yanında, ortam ve kişi betimlemelerinde oldukça başarılı. Yöresel söyleyişleri olduğu gibi aktararak samimiyetini bize gösteriyor. Tren yerine tiren yazmış olsa da bunu bilerek yaptığını öğrenmiştim. Kitap bol bol güldürürken zaman zaman düşündüren ve hüzünlendiren bir yapıya sahip. Oldukça ilginç bir hikayeye sahip olan kitap merak uyandırıcı ve sürükleyici. Yaşar Yaşamaz adında saf bir vatandaş nüfus kayıtlarında Çanakkale şehidi olarak göründüğünden nüfus kağıdı alamamaktadır. Nüfus kağıdı olmadığı için ne okula gidebilmiş, ne evlenebilmiş, ne de iş bulabilmiştir. Kimliksiz zor bir hayat yaşayan Yaşar en sonunda hapse girmiştir. Kendisi her akşam koğuştaki mahkumlara başından geçenleri anlatıyor ve biz de hikayesini o şekilde okuyoruz. Ayrıca cezaevindeki yaşamına da şahitlik ediyoruz. Bölümler ilerledikçe Yaşar'ın anıları daha heyecanlı hale geliyor, kodesteki hükümlüler gibi bekliyoruz adeta. Devlet kurumlarında yaşadığı acayiplikler bir yana, intihar teşebbüsleri oldukça komikti. Aziz Nesin büyük ihtimalle bunları yazarken gerçek olaylardan esinlenmiştir. Bundan yola çıkacak olursak durumun vehameti büyük. Aklıma çok kez bunlar gerçek olabilir mi diye geldiği oldu. Çünkü anlatılan hadiseler başka ülkede yaşayamam dedirten cinsten. Teknolojinin değeri çok iyi anlaşılıyor özellikle dolmuş kapılarıyla olan maceralarda. Kitap komik başlayıp komik bitiyor ve tatmin etti beni. Yaşar Yaşamaz'ın yerinde olmayı hiç istemezdim, okuyunca bana hak verirsiniz herhalde. Gerçekten güzel kitaptı, güldürürken düşündüren cinsten. Özellikle o hapishanede dışarıda göremeyeceğiniz tipler mevcut. Karakaplı Nizami Bey, seni çok arıyoruz gel bizi kurtar. Kendisi tam bir Superman okuyunca anlarsınız.
343 syf.
Kitap, hapishane imamı ile Yaşar Yaşamaz arasındaki ilginç olayla başlar.

Yaşar Yaşamaz hapishaneye düşmüştür, başından geçen bir dizi trajikomik olayı tüm saflığıyla anlatmaya başlar mahkumlara..

Onun hikayesi nüfus kağıdı olmadığı için okula gidemediğinde başlar. Nüfus müdürlüğündeki kayıtlara göre o Çanakkale savaşında şehit düşmüştür.
Koskoca devletin şerefli memurları hiç yanlışlık yapar mıymış? Yanlışlığı olsa olsa Yaşar'ın gariban babasıyla anası yapmıştır.

Kimliği yok diye okula alınmaz, askere alınır ama. Yaşamıyorsun denilip babasının mirasını alamaz ancak borçlarını ve vergilerini öder.
İş arasa iş yok, bulsa kimlik yok, iş kurmak istese memlekette üç kağıtçı çok.. Ölmeye çalışıp fare zehri içse zehir bozuk, kendini assa ipi kopuk.
Düşünün ki ölememesi bile talihsizlik onun için, hadi kazara öle yazsa imdadına yetişecek polis memurunun bölgesi ve görev tanımı içerisinde olmadığı için rahatlıkla ölebilir.

Gülmekle acımak arasında kaldığım olaylar silsilesi..
Yaşar anlattıkça mahkum arkadaşları ''haydaa'' çeker. Keşke Karakaplı Nizami Bey'e gideymiş, o her şeyi çözermiş. Bir yandan Yaşar gibi Karakaplı Nizami Bey'i merak edip duruyorum, bir yandan da baştaki olayla bizim saf Yaşar arasında bağlantı kurmaya çalışıyorum.

Elinde hemşehrisi Satı Bey'in ona her bişeyin avantajını sağladığı kartla, müzeye hademe olmayı tercih edecek kadar da tok gözlü olan Yaşar, artık içinde biriken isyanı Süleyman Usta'nın yaptığı gibi asıl sövülecek olanlara değil de feleğe küfrederek yapmalı, içini biraz olsun soğutmalıydı. İşini bilenler böyle yapardı çünkü, feleğe küfretmenin ceza kanununda maddesi yoktu.

Ya bu dönen çarkta yok olup gidecek ya da her şeyi kitabına uyduracak bir yolunu bulacaktı Yaşar. O zaman Karakaplı Nizami Beyler gibi bu çarkta sırtı yere gelmezdi.

Ayrıca, #28388406 etkinliğinin yapımcısı Bay Tuco Herrera 'ya teşekkürlerimi sunarım.
343 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Etkinlik boyunca okuduğum üçüncü Aziz Nesin kitabı,kendi adıma faydalı bir etkinlik geçirdiğimi söylemek istiyorum.Bu etkinliği düzenleyen yayında ve yapımda emeği geçen önce Tuco Herrera ya sonra NigRa ya teşekkürler bizi Aziz Nesin'le buluşturdukları için.
Aziz Nesin okumak hem çok keyifli hem de düşündürücü,onu tanıdığıma çok mutlu oldum...

Gelgelelim kitaba,Aziz Nesin bu kitabın da bürokrasıyi eleştiriyor miletin devlet kapılarında nasıl süründüklerini trajikomik bir şekil de anlatıyor.Yaşar'ın başına gelenler tabiri caizse pişmiş tavuğun başına gelmemiştir.Sen Çanakkale'de şehit düşmüşsün derler,nüfüscüzdanı vermezler,okulada gidemez bu yüzden,asker kaçağısın deyip askere gödürürler,terhis etmezler,vergi borcuna gelince yaşar,miras almaya gelince yaşamaz...Günümüzde de aynı Yaşar'ın yaşadıkları yaşanyanlar,https://www.google.com.tr/...ZBOdR&ampcf=1,ve hep olmaya da devam edecek galiba...



Kitapdaki bir öyküyü okuyunca buna benzer bir olay da bir komşumuzun başına gelmişti.Kadın ismini,babasının hep kız çocuğu olduğu için kızlar dursunda oğlum olsun diye bu teyzeye Durdu ismini veriyorlar.Git zaman gel zaman bir gün kapılarına jandarma geliyor,kadın evlenmiş çoluk çocuk sahibi olmuş,sen asker kaçağısın deyip kadını götürüyorlar,aynı kitap da olduğu gibi,bize kadın olduğunu ispat et deyip.Mahkemeye ver,hastaneye git falan filan bayağı uğraşıyorlar,sonunda ispat ediyorlar da askere gitmekten kurtuluyor...
Yaşar'ın başına gelenler hep gördüğümüz ve duyduğumuz şeyler aslında ama okuyunca insan inanamıyor.Ben okurken çok keyif aldım tavsiye ederim.
343 syf.
·Puan vermedi
Bu romanı lise zamanımda edebiyat hocamın önermesiyle başlayıp bitirmiştim. Her zaman yaptığım gibi bu romanada başlamadan önce güzel bir araştırma yapmıştım. Aziz Nesin Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz`ı önce radyo oyunu olarak yazmıştır. Kazandığı büyük başarı üstüne sahne oyunu haline getirmiş. Israrlar üzerine senaryosunu yazmış; Ardından televizyon senaryosunu yazmış. Okurların isteği, çevrenin baskısı artınca sonunda Yaşar Yaşamaz, şu an elinizde tuttuğunuz roman oldu.
Kitabın sayfalarını adete çılgınlar gibi çeviriyordum çünkü her sayfasında farklı bir tutku alıyordum. Sıkılmadan okuyacagınız bir kitap.Kesinlikle raflarınızda yer almalı. kısa ve özet; kitabı merak edenler için şunu demeliyim ki ;
Okula gideceksem, yaşamıyorum. Askere alacaklarsa, yaşıyorum. Nüfuskağıdı istersem, yaşamıyorum. Vergi alacaklarsa, yaşıyorum. İş ararsam, yaşamıyorum. Ceza keseceklerse, yaşıyorum. Dava açarsam, yaşamıyorum. Tımarhaneye kapatacaklarsa, yaşıyorum. Evleneceksem, yaşamıyorum. Ama şimdi bir casusla içli dışlı olduğum duyulursa, yaşıyorsun der de asarlar.
Kitap tam olarak bu şekil ....
Akıcı ve yalın bir dillle yazılmış bu romanı okurken keyif almanız dileğiyle.
İyi okumalar...
343 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Yaşar Yaşamaz karakterinin başından geçen birbirinden ilginç olaylara tanıklık edeceğiniz... insanı, 'Bu kadarı da olmaz' düşüncesinden elbette bir Aziz Nesin ustalığıyla 'olur mu olur' noktasına taşıyan komedi, dram, trajedi... bir yazında rastlanabilecek her şey..
343 syf.
·Puan vermedi
devletin işine gelince var, işine gelmeyince yok saydığı yaşar'ın görünüp kaybolmalarının hikayesi ve beni 'Aziz Nesin' ile tanıştıran ve o günden itibaren buldugum her Aziz Nesin eserini iştahla okumamı saglayan mükemmel bir kitaptır...
343 syf.
·13 günde·Beğendi·8/10
Kitap adindan da anlaşılacağı üzere özgün ve ilginç. Bu kitap yoğun istek üzerine Azizi Nesin tarafından tiyatro metni haline getirilmis, biz okulda tiyatro oyununu sergileyecekdik sonra olmadı ben de dedim ki bari kitabi okuyum.Hem boylece Aziz Nesin ile de tanışmış olayım.
Okuldu dersti derken kitap elimde süründü biraz. Kitabi bitirdiğim de " vay be pişmiş tavuğun başına gelmez bunlar" dedim söyleyecek başka bir şey bulamadım.

Acaba bunlar gercekten yaşanmış mi? diye kendimi düşünmekten alikoyamadim ama kitabin ilk basım tarihine bakacak olursak (1977) o zamanın Türkiye sinde bunlar olabilir. ( bu zamanın Turkiye'sinde de olabilir o ayri konu ama, neyse )

Mutlaka okuyun derim. Hani hep şikayet ediyoruz ya başımıza gelenlerden. Kimse yasamadi benim bu yaşadıklarımı diyoruz ya..bu kitabi okuduktan sonra hayatınızda daha hic bir şey görmemis ve yaşamamış olduğunuzu fark edeceksiniz.

Hayat bizim istediğimiz gibi değil kendi kurallarına göre akıp gidiyor.. yaşadığımız yerde ölüdürüyor, öldüğümüz yerde tekrar hortlatıyor bizi, kuralları böyle işliyor çünkü..

Aziz Nesin mizahlı anlatımıyla hayatın bu kurallarını eleştirmiş kitapta.. ' Çarklar
arasında kaybetmeyin kendinizi, SİZ CÜZDANINIZDA TAŞIDIĞINIZ KAĞITDAN
İBARET DEĞİLSİNİZ' demis. Ve cabalimis herkes duysun, farkına varsın bunun diye..Başarmış da kanaatimce.. ha hala farkında olmayanlar var mı, var.. onlarda en kısa zamanda farkına varırlar umarım.



Kitapla ve kendinizle kalın.....
Öyle deme arkadaş, bizden beterleri de var. Hani herif idama götürülürken biri, " Üzülme arkadaş, beterin beteri var! " demiş de, idama giden de "Ulan bundan beteri olur mu?" deyince öbürü, "Olur," demiş, " seni asmaya götürüyorlar yine, senden önce birini kazığa oturtmuşlardı. " Beterin beteri vardır.
-Burası resmi daire, burada hiçbir şey kaybolmaz!
-Evet, hiçbir şey kaybolmaz, ne var ki arayınca da bulunmaz!
Hatta vali bile olmak için, hatta elçi bile olmak için diploma gerekmez de, mahalle bekçisi olmaya kalksan diploma ister.
Aziz Nesin
Sayfa 133 - Nesin Yayınevi 43. Baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
Baskı tarihi:
Ocak 2000
Sayfa sayısı:
315
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754180947
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Baskılar:
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
Yaşar yaşamaz kendi öyküsünü Aziz Nesin`in nasıl yazdığını anlatıyor Meral çelen...

Aziz Nesin beni ne kadar yakından tanıyor, başımdan geçenleri sizlere anlatıyorsa, ben de onu iyi tanıyorum. Yalnız yazarlar mı kahramanlarını anlatır? Ben de sizlere, Aziz Nesin`in benim yaşamöykümü nasıl yazdığını anlatacağım...

Bu düşün, nerden aklıma geldi diye sorarsanız, kendiliğinden oluverdi... İş aramak için yollara düştüğüm şu son günlerde, nereye gitsem, nerde dolaşsam, herkesin ağzında bir "Yaşar Yaşamaz "dır gidiyor... İlk günler şaşırdım, aptallaştım... Birdenbire bu kadar büyük bir üne kavuşmak tatlı bir sarhoşluk veriyor insana ama, birde tedirginleşiveriyorsunuz... Neden derseniz, eee o zaman herhangi biri olmaktan çıkıyor, rahat hareket edemiyor, üstünüzü başınızı, yakanızı paçanızı toparlamak gereğini duyuyorsunuz...

Yolda giderken, sağdan soldan şöyle şeyler çarpıyor kulağıma:
-Aman çabuk, Yaşar Yaşamaz başlayacak televizyonda...
-Benim başıma gelenler, Yaşar Yaşamaz`ın başına bile gelmemiştir...
-Geçen gün başıma bişey geldi, aynen Yaşar Yaşamaz...
Bunları duyunca insan hem seviniyor, hem de bir tuhaf oluyor. Adamın yanına gidip, "İşte, `Ne Yaşar Ne Yaşamaz`durumda olan Yaşar Yaşamaz benim" demek geliyor içimden... ünümüz bar yanı sarmış ama ben yine yaşama savaşında bir Yaşar Yaşamaz...

Kitabı okuyanlar 2.502 okur

  • Emre Tosun
  • Mirakulin
  • Spectrum doppler
  • Hilal Çelik
  • M. Kayahan
  • Abdullah KURT
  • Emelk
  • Melinda
  • Dilara Şeker
  • Seda Nur Özer

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.2 (7)
9
%0.9 (5)
8
%0.7 (4)
7
%0.4 (2)
6
%0.2 (1)
5
%0
4
%0.2 (1)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları