Yaşar Ne Yaşar Ne YaşamazAziz Nesin

·
Okunma
·
Beğeni
·
8.710
Gösterim
Adı:
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
Baskı tarihi:
Şubat 2008
Sayfa sayısı:
343
ISBN:
9789759038471
Kitabın türü:
Yayınevi:
Nesin Yayınevi
Aziz Nesin Yaşar Ne Yaşamaz'ı önce radyo oyunu olarak yazdı. Kazandığı büyük başarı üstüne sahne oyunu haline getirdi. Israrlar üzerine senaryosunu yazdı; çoğu tiyatrocudan olduğu gibi, bu kez de filmciden telif hakkını alamadı. Bir haftalık gazetede çizgi romanı yayımlandı. Ardından televizyon senaryosunu yazdı. okurların isteği, çevrenin baskısı artınca sonunda Yaşar Yaşamaz, şu anda bu roman oldu.

Kitabın giriş yazısını kaleme alan Meral Çelen bu büyük ilgiyi Yaşar Yaşamaz'ın ağzından şöyle açıklıyor:

'... Ünümün bu kadar yaygınlaşmasına, beni bu kadar sevmenize ilk zamanlar akıl erdiremiyordum ama, şimdi biliyorum artık... Nasıl hepimizde biraz Don Kişot'luk varsa, demek biraz da Yaşar Yaşamaz'lık varmış... Başıma gelenler yabancınız olsaydı, sever miydiniz beni, arar mıydınız? '
- SİVRİSİNEK BASKINI VE AZİZ BABA -

Şu dakikalarda (04:35) pearl harbor baskınından bir kesit yaşanmakta ..beni bir amerikan detroyeri ya da cüsseme orantılıyarak uçak gemisi , sağımda solumda uçuşan öldürdükçe bir ıslıkla 5 6 minion arkadaşını daha bu muharebeye çeken sivrisinekleri ise KAMİKAZEler olarak düşünün ...YILDIM! yanımda okumak için getirdiğim diğer kitapta, bu amansız saldırılardan kelli huzursuzluğun kodeksini bana alttan alttan yazdıran, bol baharatla harmanlanıp kötü içyağıyla hazırlanmış, ısırık alır almaz ağzımdaki buzlu yağ partiküllerini , boya badana yapılacak binaya monte edilen iskele misali damağıma monte edip kucaklayan içi dikenli telle dolu bir kokorece dönüştü.. .. hani bazen kokoreç üstüne soğuk koladan bir yudum çözersiniz sonrasında damakta bir tabaka yoktan KÜT DİYE VAROLUR.. büyükşehir fen işleri gelir , dozer girer , diliniz darbeli matkap olur.. yok!! gitmek bilmez dinmek bilmez bir cinnet .. sanki dişçiye gitmişsiniz de dişleri çekmişler kuyruk yağıyla ağzınızın kalıbını alıyorlar ( HAHAHAHA NASIL NEŞE KAÇTI DİMİ ?!?! BENİM UYKUM KAÇMIŞ SİZİN NEŞENİZ UMRUM OLUR MU ?!?!) Neyse efenim ...işte bu güzel duyguların arifesinde baktım olacak gibi değil , başlayayım yazayım dedim..

Öncelikle yazar şudur, yazar budur şöle bir dili vardır falan diyecek halimiz yok .. Bilmeyenler bir zahmet gitsin gözü kapalı alsın üzerinde Aziz Nesin yazan herhangi bir kitabını ..Bu romanı da '78 de yanılmıyorsam, eğer yanlış kalmadıysa aklımda ödül alan bir romanı .. daha öncede sinemaya uyarlanmış ..Hatta ilkin Yaşar karakteri için Kemal Sunal düşünülmüş ama o zaman Kemal Sunal , Ertem Eğilmez' den izni koparamamış..Aziz Nesin ' in tüm söyleşi, anı ve köşe yazılarını ,hayat hikayesini okuduğum için gayet iyi biliyorum ki bu kitabından telif hakkı alamamıştır..buna da çok sinirlidir Aziz baba ..Ona pinti falan derler .. halbuki alakası yoktur ..bu kadar çok üretip karşılığını bu denli az alan pek azı vardır yazarlar arasında..

Genel olarak kahramanlar castine bakacak olursak..

Kitaba şöyle bir göz gezdirdiğimizde aslında Aziz Nesin ' in tüm romanlarında olan demirbaş tayfanın bu romanda da boy gösterdiğini görüyoruz .. saf ama sonradan şeytanı rulette pul diye masaya sürecek masum bir köylü , kendini öte dünyaya vermiş az sahtekar pek bahtiyar bir imam , kendi de ömrünün bir kısmını cezaevlerinde geçirdiği için bol bol mahpus ve çeşit çeşit suçlu, birde zevce .. eee onsuz olmaz =) askeri , polisi HÖKÜMETİ saymıyorum bile =)

Konuya gelirsek.. Yaşar kardeşimizin ilkokula yazılma süreciyle başlıyor cinnet maratonu .. nüfus müdürlüğünde kendisine yaşamadığını ,Çanakkale Savaşında şehit düştüğünü söylüyorlar.. sonrasında devlet dairelerinde yaşanan bürokrasi cinnetleri .. oraya git ordan Kumkuma hanımı gör.. ondan 2 adet dünya kupası kap ..onu Gıyas beye götür yalnız odaya girerken beynini dışarda bırak .. ne derse evet de...oraya bırakacağın saç örneği sonuçlarını öğlen tatiline mütakip Kazulet hanıma teslim et falan derken bizimkinin sıtkı sıyrılıyor.. bu tabi romanın başlangıcı ..Aziz Nesin muhteşem bir gözlemci olduğu için sistemdeki gedikleri taşlamasını ve hicvetmesini çok iyi bilmiş ..Rüşvet , yolsuzluk, vicdansızlık , adam kayırma ,devlet dairelerindeki kokuşmuşluk .. tüm bu saydıklarımdan roman boyunca tadımlık dozda alacaksınız bünyeye... işin asıl ilginç yanı , kaba bir hesapla bu yazılanların üzerinden 40 sene geçmiş olmasına rağmen, romanda anlatılan pek çok olumsuzluğun HALEN daha devam ettiğini romanı okurken kendinize itiraf etmek durumunda kalacak, Aziz babaya da şapka çıkaracaksınız ..
Şimdi şöyle ki, Aziz Nesin adını duyunca aklıma ilk gelen eserdir Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz. Kendisinin bende yeri ayrıdır, en sevdiğimdir, en güldüğümdür, çocukluğumdur Yaşar... (Etkinliğin tatlısı canım dostum Tuco Herrera sana gelsin favori kitabımın incelemesi :D)

Daha lise bire gidiyorken, edebiyat öğretmenimizin okumamızı önerdiği ilk kitaptı Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz. "Bu kitapla anlayacaksınız memleketin halini" demişti öğretmenimiz. Doğru da demişti, okuyunca anladım... Bir devlet gerçeği, bürokrasi ayıbı ve hatta Türkiye ayıbıdır Yaşar'ın yaşadıkları.

1897'de doğan babasından bir yıl önce, 1896'da doğmuştur Yaşar nüfus kayıtlarına göre. Ve 1935'te Çanakkale'de şehit düşmüştür. Bu kayıtları, devlet okuluna gitmek için nüfus kağıdı çıkarma sırasında henüz 12 yaşında öğrenir Yaşar. Ve işte her şey o gün başlar ya da başlamaz mı deseydim :D

Askere alınırken, "sen bu devlete hizmet et" derler Yaşar'a. Sevinir o da, çünkü askere gitmek yaşadığının kanıtı değil de nedir! Gider askere Yaşar, ama bu sefer de terhis olamaz çünkü zaten 1935'te şehit olmuştur! Zar zor eve döner askerden, sonra karşısına yığınla borç çıkar. Yaşamadığı için terhis olamaz ama borç ödenecek olunca yaşayası tutar Yaşar'ın. Miras alacakken yaşamaz ama tımarhaneye kapatılırken yaşıyorsun derler Yaşar'a. Hastaneye kapatırken yaşatırlar, taburcu edecekken öldün derler; vergi ödetirler, hapse atarlar, hırpalarlar. Bunlar hep yaşadığının kanıtıdır oysa Yaşar'ın. Ona ödenecekken şehit düşürür, ondan alacakken kanlı canlı yaşatırlar Yaşar'ı. İronidir, belki absürttür ama olanların hepsi Türkiye gerçeğidir.

Hapishane günlerinde anlattıklarına kahkahalarla güleriz Yaşar'ın. E zaten biz hep ağlanacak halimize güleriz... Bozuk da olsa bir düzeni vardır bu memleketin, uyanık olanlar ayak uydurur düzene. Böylece dişlilerden birkaçı kırık da olsa döner çark. Yaşar da bakar ki böyle olmuyor, o da ayak uydurur bu bozuk düzene. Açar gözünü ve başlar yaşamadığı günlerin hesabını sormaya!

Önce bir radyo oyunu, sonra bir senaryo ve ardından roman olur Yaşar. Filmi de harikadır, Halit Akçatepe can verir Yaşar'a 1975'te. O aslında tam da hayallerimdeki Yaşar gibidir. 4 kez okuduğum ve 5.sini de okuyacağım tek kitaptır, ben nereye gidersem benimle gelir Yaşar. Aziz Nesin etkinliğinin bence en güzel yanıdır, haftasonu film tekrar izlenecektir :)

Her okuyuşta farklı bir olaya kafayı taktırır, güldürür, hayret ettirir Aziz Nesin. Büyüktür, efsanedir, bu bozuk düzeni ince cümlelerle anlatan nadir insanlardandır. Etkinlik bitmeden, okumayanlara tavsiyemdir. Okuyanlar bir daha, okumayanlar ilk seferini okumaya başlasın. Biz okudukça da Yaşar yaşasın :)

Benzer kitaplar

Muhalif görüşleri ve sivri diliyle tanıdığımız yakın geçmişin önemli isimlerinden Aziz Nesin'den okuduğum ilk kitap Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz oldu. Ilginç bir kelime oyunlu isme sahip olan kitap, komik ve dramatik yönüyle oldukça ilgimi çekti. Bu zamana kadar neden okumadım bilmiyorum, artık bir önemi kalmadı. Bazı okullarda okutuluyordu diye hatırlıyorum, ancak şimdi okutacak cesareti olan var mıdır soru işareti. Zamanında tiyatro oyunları ve filminin yapıldığını unutmamak lazım. Kitap bize eski dönemin koşullarını esprili biçimde anlatıyor. Güzel bir toplum ve bürokrasi eleştirisi kitap adeta. Aziz Nesin oldukça sade ve anlaşılır bir dil kullanmanın yanında, ortam ve kişi betimlemelerinde oldukça başarılı. Yöresel söyleyişleri olduğu gibi aktararak samimiyetini bize gösteriyor. Tren yerine tiren yazmış olsa da bunu bilerek yaptığını öğrenmiştim. Kitap bol bol güldürürken zaman zaman düşündüren ve hüzünlendiren bir yapıya sahip. Oldukça ilginç bir hikayeye sahip olan kitap merak uyandırıcı ve sürükleyici. Yaşar Yaşamaz adında saf bir vatandaş nüfus kayıtlarında Çanakkale şehidi olarak göründüğünden nüfus kağıdı alamamaktadır. Nüfus kağıdı olmadığı için ne okula gidebilmiş, ne evlenebilmiş, ne de iş bulabilmiştir. Kimliksiz zor bir hayat yaşayan Yaşar en sonunda hapse girmiştir. Kendisi her akşam koğuştaki mahkumlara başından geçenleri anlatıyor ve biz de hikayesini o şekilde okuyoruz. Ayrıca cezaevindeki yaşamına da şahitlik ediyoruz. Bölümler ilerledikçe Yaşar'ın anıları daha heyecanlı hale geliyor, kodesteki hükümlüler gibi bekliyoruz adeta. Devlet kurumlarında yaşadığı acayiplikler bir yana, intihar teşebbüsleri oldukça komikti. Aziz Nesin büyük ihtimalle bunları yazarken gerçek olaylardan esinlenmiştir. Bundan yola çıkacak olursak durumun vehameti büyük. Aklıma çok kez bunlar gerçek olabilir mi diye geldiği oldu. Çünkü anlatılan hadiseler başka ülkede yaşayamam dedirten cinsten. Teknolojinin değeri çok iyi anlaşılıyor özellikle dolmuş kapılarıyla olan maceralarda. Kitap komik başlayıp komik bitiyor ve tatmin etti beni. Yaşar Yaşamaz'ın yerinde olmayı hiç istemezdim, okuyunca bana hak verirsiniz herhalde. Gerçekten güzel kitaptı, güldürürken düşündüren cinsten. Özellikle o hapishanede dışarıda göremeyeceğiniz tipler mevcut. Karakaplı Nizami Bey, seni çok arıyoruz gel bizi kurtar. Kendisi tam bir Superman okuyunca anlarsınız.
Etkinlik boyunca okuduğum üçüncü Aziz Nesin kitabı,kendi adıma faydalı bir etkinlik geçirdiğimi söylemek istiyorum.Bu etkinliği düzenleyen yayında ve yapımda emeği geçen önce Tuco Herrera ya sonra NigRa ya teşekkürler bizi Aziz Nesin'le buluşturdukları için.
Aziz Nesin okumak hem çok keyifli hem de düşündürücü,onu tanıdığıma çok mutlu oldum...

Gelgelelim kitaba,Aziz Nesin bu kitabın da bürokrasıyi eleştiriyor miletin devlet kapılarında nasıl süründüklerini trajikomik bir şekil de anlatıyor.Yaşar'ın başına gelenler tabiri caizse pişmiş tavuğun başına gelmemiştir.Sen Çanakkale'de şehit düşmüşsün derler,nüfüscüzdanı vermezler,okulada gidemez bu yüzden,asker kaçağısın deyip askere gödürürler,terhis etmezler,vergi borcuna gelince yaşar,miras almaya gelince yaşamaz...Günümüzde de aynı Yaşar'ın yaşadıkları yaşanyanlar,https://www.google.com.tr/...ZBOdR&ampcf=1,ve hep olmaya da devam edecek galiba...



Kitapdaki bir öyküyü okuyunca buna benzer bir olay da bir komşumuzun başına gelmişti.Kadın ismini,babasının hep kız çocuğu olduğu için kızlar dursunda oğlum olsun diye bu teyzeye Durdu ismini veriyorlar.Git zaman gel zaman bir gün kapılarına jandarma geliyor,kadın evlenmiş çoluk çocuk sahibi olmuş,sen asker kaçağısın deyip kadını götürüyorlar,aynı kitap da olduğu gibi,bize kadın olduğunu ispat et deyip.Mahkemeye ver,hastaneye git falan filan bayağı uğraşıyorlar,sonunda ispat ediyorlar da askere gitmekten kurtuluyor...
Yaşar'ın başına gelenler hep gördüğümüz ve duyduğumuz şeyler aslında ama okuyunca insan inanamıyor.Ben okurken çok keyif aldım tavsiye ederim.
Kitap, hapishane imamı ile Yaşar Yaşamaz arasındaki ilginç olayla başlar.

Yaşar Yaşamaz hapishaneye düşmüştür, başından geçen bir dizi trajikomik olayı tüm saflığıyla anlatmaya başlar mahkumlara..

Onun hikayesi nüfus kağıdı olmadığı için okula gidemediğinde başlar. Nüfus müdürlüğündeki kayıtlara göre o Çanakkale savaşında şehit düşmüştür.
Koskoca devletin şerefli memurları hiç yanlışlık yapar mıymış? Yanlışlığı olsa olsa Yaşar'ın gariban babasıyla anası yapmıştır.

Kimliği yok diye okula alınmaz, askere alınır ama. Yaşamıyorsun denilip babasının mirasını alamaz ancak borçlarını ve vergilerini öder.
İş arasa iş yok, bulsa kimlik yok, iş kurmak istese memlekette üç kağıtçı çok.. Ölmeye çalışıp fare zehri içse zehir bozuk, kendini assa ipi kopuk.
Düşünün ki ölememesi bile talihsizlik onun için, hadi kazara öle yazsa imdadına yetişecek polis memurunun bölgesi ve görev tanımı içerisinde olmadığı için rahatlıkla ölebilir.

Gülmekle acımak arasında kaldığım olaylar silsilesi..
Yaşar anlattıkça mahkum arkadaşları ''haydaa'' çeker. Keşke Karakaplı Nizami Bey'e gideymiş, o her şeyi çözermiş. Bir yandan Yaşar gibi Karakaplı Nizami Bey'i merak edip duruyorum, bir yandan da baştaki olayla bizim saf Yaşar arasında bağlantı kurmaya çalışıyorum.

Elinde hemşehrisi Satı Bey'in ona her bişeyin avantajını sağladığı kartla, müzeye hademe olmayı tercih edecek kadar da tok gözlü olan Yaşar, artık içinde biriken isyanı Süleyman Usta'nın yaptığı gibi asıl sövülecek olanlara değil de feleğe küfrederek yapmalı, içini biraz olsun soğutmalıydı. İşini bilenler böyle yapardı çünkü, feleğe küfretmenin ceza kanununda maddesi yoktu.

Ya bu dönen çarkta yok olup gidecek ya da her şeyi kitabına uyduracak bir yolunu bulacaktı Yaşar. O zaman Karakaplı Nizami Beyler gibi bu çarkta sırtı yere gelmezdi.

Ayrıca, #28388406 etkinliğinin yapımcısı Bay Tuco Herrera 'ya teşekkürlerimi sunarım.
Aziz Nesin ilk defa karşıma çıktığında soyadını alma hikayesi beni çok etkilemişti. Zaten ona duyduğum sempatide bundan kaynaklanıyor. Dilerseniz sizinle de paylaşayım. Belki daha önce duymamış arkadaşlarımız vardır. Aziz Nesin'in ne denli muhteşem bi insan olduğunu tekrardan anlarız.

"NESİN" Soyadının gizemi:)

“1934 yılında soyadı kanunu çıktı. Herkes kendisine soyadını kendisi seçtiği için, insanların bütün gizli aşağılık duyguları ortaya çıktı. Dünyanın en cimrileri ‘Eli açık’, dünyanın en korkakları ‘Yürekli’, dünyanın en tembelleri ‘Çalışkan’ gibi soyadları aldılar. Her türlü yağmada hep sona kaldığım için, güzel soyadı yağmasında da sona kaldım. Bana, ortada böbürlenebileceğim bir soyadı kalmadığından, kendime ‘Nesin’ soyadını aldım. Herkes ‘Nesin’ diye çağırdıkça ne olduğumu düşünüp kendime geleyim istedim.”

(Gerçekten etkileyici. Şahsen benim aklıma böyle bir şey gelmezdi;))

Şimdi usta yazarın "Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz" adlı romanına gelelim. Bu roman aslında kurmaca bir roman gibi değil. Çünkü tam olarak bizi anlatıyor. Bizim kendi ülkemizde kendi topraklarımızda her gün yaşadığımız yüzlerce olay bu kitapta birleştirilmiş gibi. Okurken defalarca gülme krizine girdiğim bu kitabı kesinlikle herkesin okuması lazım. Aynı zamanda insanın hükümete karşı bakış açısındada bir değişikliğe yol açıyor.

■■■■■■■■SPOİLER■■■■■■■■

Yaşar Yaşamaz adlı karakter hapse girmesinin ardından mahkûm arkadaşlarına hayat hikâyesini anlatır. Devlet, Yaşar Yaşamaz'ın nüfus kayıtlarına göre bir ölü olduğunu düşünmektedir ama yine de askerlik görevini yerine getirir. Yaşar nüfus kâğıdı çıkaramaz ve olaylar hem güldürü hem de düşündürücü şekilde gelişir. Hikayeye göre 12 yaşında okula gitmek isteyen Yaşar nüfus kağıdını çıkarmak için nüfus dairesine başvurur. Ancak kütüğe göre Yaşar Çanakkale Savaşında şehit olmuştur. Bu yüzden nüfus kağıdı Yaşar'a verilmez. 

Askere gideceği zaman yaşar, terhis edileceği vakit yaşamaz.

Borç ödeyeceği vakit yaşar, miras alacağı vakit yaşamaz.

Biri hak davasında bulunduğunda yaşar, hakkını aramak istediği zaman yaşamaz.

"Kimi vakit YAŞAR, kimi vakit YAŞAMAZ."

İyi okumalar:)))
Bu romanı lise zamanımda edebiyat hocamın önermesiyle başlayıp bitirmiştim. Her zaman yaptığım gibi bu romanada başlamadan önce güzel bir araştırma yapmıştım. Aziz Nesin Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz`ı önce radyo oyunu olarak yazmıştır. Kazandığı büyük başarı üstüne sahne oyunu haline getirmiş. Israrlar üzerine senaryosunu yazmış; Ardından televizyon senaryosunu yazmış. Okurların isteği, çevrenin baskısı artınca sonunda Yaşar Yaşamaz, şu an elinizde tuttuğunuz roman oldu.
Kitabın sayfalarını adete çılgınlar gibi çeviriyordum çünkü her sayfasında farklı bir tutku alıyordum. Sıkılmadan okuyacagınız bir kitap.Kesinlikle raflarınızda yer almalı. kısa ve özet; kitabı merak edenler için şunu demeliyim ki ;
Okula gideceksem, yaşamıyorum. Askere alacaklarsa, yaşıyorum. Nüfuskağıdı istersem, yaşamıyorum. Vergi alacaklarsa, yaşıyorum. İş ararsam, yaşamıyorum. Ceza keseceklerse, yaşıyorum. Dava açarsam, yaşamıyorum. Tımarhaneye kapatacaklarsa, yaşıyorum. Evleneceksem, yaşamıyorum. Ama şimdi bir casusla içli dışlı olduğum duyulursa, yaşıyorsun der de asarlar.
Kitap tam olarak bu şekil ....
Akıcı ve yalın bir dillle yazılmış bu romanı okurken keyif almanız dileğiyle.
İyi okumalar...
Yaşar Yaşamaz karakterinin başından geçen birbirinden ilginç olaylara tanıklık edeceğiniz... insanı, 'Bu kadarı da olmaz' düşüncesinden elbette bir Aziz Nesin ustalığıyla 'olur mu olur' noktasına taşıyan komedi, dram, trajedi... bir yazında rastlanabilecek her şey..
devletin işine gelince var, işine gelmeyince yok saydığı yaşar'ın görünüp kaybolmalarının hikayesi ve beni 'Aziz Nesin' ile tanıştıran ve o günden itibaren buldugum her Aziz Nesin eserini iştahla okumamı saglayan mükemmel bir kitaptır...
Kitap adindan da anlaşılacağı üzere özgün ve ilginç. Bu kitap yoğun istek üzerine Azizi Nesin tarafından tiyatro metni haline getirilmis, biz okulda tiyatro oyununu sergileyecekdik sonra olmadı ben de dedim ki bari kitabi okuyum.Hem boylece Aziz Nesin ile de tanışmış olayım.
Okuldu dersti derken kitap elimde süründü biraz. Kitabi bitirdiğim de " vay be pişmiş tavuğun başına gelmez bunlar" dedim söyleyecek başka bir şey bulamadım.

Acaba bunlar gercekten yaşanmış mi? diye kendimi düşünmekten alikoyamadim ama kitabin ilk basım tarihine bakacak olursak (1977) o zamanın Türkiye sinde bunlar olabilir. ( bu zamanın Turkiye'sinde de olabilir o ayri konu ama, neyse )

Mutlaka okuyun derim. Hani hep şikayet ediyoruz ya başımıza gelenlerden. Kimse yasamadi benim bu yaşadıklarımı diyoruz ya..bu kitabi okuduktan sonra hayatınızda daha hic bir şey görmemis ve yaşamamış olduğunuzu fark edeceksiniz.

Hayat bizim istediğimiz gibi değil kendi kurallarına göre akıp gidiyor.. yaşadığımız yerde ölüdürüyor, öldüğümüz yerde tekrar hortlatıyor bizi, kuralları böyle işliyor çünkü..

Aziz Nesin mizahlı anlatımıyla hayatın bu kurallarını eleştirmiş kitapta.. Çarklar
arasında kaybetmeyin kendinizi, SİZ CÜZDANINIZDA TAŞIDIĞINIZ KAĞITDAN
İBARET DEĞİLSİNİZ demis. Ve cabalimis herkes duysun, farkına varsın bunun diye..Başarmış da kanaatimce.. ha hala farkında olmayanlar var mı, var.. onlarda en kısa zamanda farkına varırlar umarım.



Kitapla ve kendinizle kalın.....
Tiyatrosunda oynadığım şahane kitap. Her hali nefis bu eserin. Benim için yeri çok özel. Sıkça yakındığınız şeyleri içinde bulabileceksiniz. Oynarken de okurken de çok keyif aldığım için elbette öneriyorum.
Okurken haykıra haykıra gülerek okuduğum bir kitaptı ama tabi keşke sadece roman olarak kalsaydı biliyoruz ki bu olaylar bir dönemin acı Türkiye gerçekleri ama olsun güzel eleştiri yapmışsın Aziz Nesin şahaneydi teşekkürler
Öyle deme arkadaş, bizden beterleri de var. Hani herif idama götürülürken biri, " Üzülme arkadaş, beterin beteri var! " demiş de, idama giden de "Ulan bundan beteri olur mu?" deyince öbürü, "Olur," demiş, " seni asmaya götürüyorlar yine, senden önce birini kazığa oturtmuşlardı. " Beterin beteri vardır.
-Burası resmi daire, burada hiçbir şey kaybolmaz!
-Evet, hiçbir şey kaybolmaz, ne var ki arayınca da bulunmaz!
Okula gideceksem, yaşamıyorum. Askere alacaklarsa, yaşıyorum. Nüfuskağıdı istersem, yaşamıyorum. Vergi alacaklarsa, yaşıyorum. İş ararsam, yaşamıyorum. Ceza keseceklerse, yaşıyorum. Dava açarsam, yaşamıyorum. Tımarhaneye kapatacaklarsa, yaşıyorum. Evleneceksem, yaşamıyorum. Ama şimdi bir casusla içli dışlı olduğum duyulursa, yaşıyorsun der de asarlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
Baskı tarihi:
Şubat 2008
Sayfa sayısı:
343
ISBN:
9789759038471
Kitabın türü:
Yayınevi:
Nesin Yayınevi
Aziz Nesin Yaşar Ne Yaşamaz'ı önce radyo oyunu olarak yazdı. Kazandığı büyük başarı üstüne sahne oyunu haline getirdi. Israrlar üzerine senaryosunu yazdı; çoğu tiyatrocudan olduğu gibi, bu kez de filmciden telif hakkını alamadı. Bir haftalık gazetede çizgi romanı yayımlandı. Ardından televizyon senaryosunu yazdı. okurların isteği, çevrenin baskısı artınca sonunda Yaşar Yaşamaz, şu anda bu roman oldu.

Kitabın giriş yazısını kaleme alan Meral Çelen bu büyük ilgiyi Yaşar Yaşamaz'ın ağzından şöyle açıklıyor:

'... Ünümün bu kadar yaygınlaşmasına, beni bu kadar sevmenize ilk zamanlar akıl erdiremiyordum ama, şimdi biliyorum artık... Nasıl hepimizde biraz Don Kişot'luk varsa, demek biraz da Yaşar Yaşamaz'lık varmış... Başıma gelenler yabancınız olsaydı, sever miydiniz beni, arar mıydınız? '

Kitabı okuyanlar 1.884 okur

  • Mhmt fth
  • Sena Duman
  • Zeynep Hilal DAĞ
  • AYŞE EVREM KAVAKLI
  • Selam
  • İbrahim Abanoz
  • Hülya Abidik
  • bir "insan"
  • Betül Erdoğan
  • Hermia

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.3
14-17 Yaş
%4.6
18-24 Yaş
%22.1
25-34 Yaş
%29
35-44 Yaş
%22.8
45-54 Yaş
%11.3
55-64 Yaş
%2.4
65+ Yaş
%2.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%66.9
Erkek
%33.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%36.8 (154)
9
%22.2 (93)
8
%22 (92)
7
%11 (46)
6
%3.8 (16)
5
%1.2 (5)
4
%1.7 (7)
3
%0.7 (3)
2
%0.5 (2)
1
%0.2 (1)

Kitabın sıralamaları