1000Kitap Logosu
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz

Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.7
2.041 Kişi
8,3bin
Okunma
2.022
Beğeni
39,7bin
Gösterim
343 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 9 sa. 43 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Nesin Yayınevi · Şubat 2008 · Karton kapak · 9789759038471
Diğer baskılar
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
Aziz Nesin Yaşar Ne Yaşamaz'ı önce radyo oyunu olarak yazdı. Kazandığı büyük başarı üstüne sahne oyunu haline getirdi. Israrlar üzerine senaryosunu yazdı; çoğu tiyatrocudan olduğu gibi, bu kez de filmciden telif hakkını alamadı. Bir haftalık gazetede çizgi romanı yayımlandı. Ardından televizyon senaryosunu yazdı. okurların isteği, çevrenin baskısı artınca sonunda Yaşar Yaşamaz, şu anda bu roman oldu. Kitabın giriş yazısını kaleme alan Meral Çelen bu büyük ilgiyi Yaşar Yaşamaz'ın ağzından şöyle açıklıyor: '... Ünümün bu kadar yaygınlaşmasına, beni bu kadar sevmenize ilk zamanlar akıl erdiremiyordum ama, şimdi biliyorum artık... Nasıl hepimizde biraz Don Kişot'luk varsa, demek biraz da Yaşar Yaşamaz'lık varmış... Başıma gelenler yabancınız olsaydı, sever miydiniz beni, arar mıydınız? '
7 mağazanın 6 ürününün ortalama fiyatı: ₺23,78
8.7
10 üzerinden
2.041 Puan · 264 İnceleme
Mervé
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz'ı inceledi.
343 syf.
·
2 günde
·
9/10 puan
"Yaşamak istiyorum, yaşayamıyorum; ölmek istiyorum, ölemiyorum."
"Nasıl hepimizde biraz Don Kişot'luk varsa, demek biraz da Yaşar Yaşamaz'lık varmış. Başıma gelenler yabancınız olsaydı, sever miydiniz beni, arar mıydınız?" . . . Aziz Nesin'i herkes okumalı herkes onu bilmeli, o kadar güzel bir dili var ki kitap nasıl bitti hiç fark etmedim bile.. kesinlikle okuyun hem sizi güldüren hemde düşündüren kitap ve bir adam bu kadar mı şansız olur dedirten. . . . Konusu; Yaşar Yaşamaz adında bir adamın nüfus kağıdı olmaması sonucu başına gelen maceraları anlatıyor. Aziz Nesin, kitabında bürokrasiyi eleştiriyor. Devletimizin öne çıkardığı zorluklar ve işlerin yanlış ilerlemesi kişilerin başvurmaması gereken yollara başvurmak zorunda kalmalarını çok güzel işliyor kitapta. . Uzun lafın kısası bu trajikomik hikâyeyi kaçırmayın derim. ✿ ✿ ✿
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
88
Sultannn
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz'ı inceledi.
343 syf.
·
9 günde
·
Beğendi
Hay sen çok yaşa emi...
İşte bir Aziz Nesin klasiği daha. Ne iyi etmiş de yazmış. Yoksa bu güzel eserden mahrum kalacaktım. Her ne kadar Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz'ın hikayesini bilsem de, sizin de bildiğiniz üzre okumak gibisi yoktur. Efendim Aziz Nesin, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz'ı ilk önce 12 bölümlük bir radyo tiyatrosu olarak yazar. Ama kendi kendine yazmaz. Zaten çoğu yazılarını da ısmarlama yazmış. Yani anlayacağınız birilerinin yaz demesi gerekiyor. Aziz Nesin, o kadar yufka yürekli ki, kim yaz dese onlara hayır diyemiyor. Ne yapıp edip söz verdiği kişi için bir şeyler karalıyor. Anlayacağınız, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz'ın macerası böyle başlıyor. Radyo tiyatrosu o kadar çok tutuyor ki, bu sefer de tiyatro eseri olarak yazmasını istiyorlar. Ona da tamam diyor ve oyunları yurdun dört bir yanında sahneleniyor. Göz açık sinemacılar durur mu? Bu kadar çok tutulan bir tiyatro oyunu sinemaya neden uyarlanmasın? Bu sefer de sinema için senaryolar yazar. Tahmin edersiniz ki sinemada da başarılar elde ediyor. Radyo tiyatrosu tamam, sahne tiyatrosu tamam, sinema tamam. E, hani bunun kitabı? Yahu hangi kitapçıda var? Yok! Nasıl yok? Olur mu öyle şey? Bu kadar edebiyat sever kitapçılardan boş çevrilir mi? Çevrilmez tabii! Bu sefer de oturur benim zevkle okuduğum, okurken kahkahalar attığım, yok artık bu kadarı da olmaz dediğim Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz'ı yazar. Öyle ki, kahramanın ünü Aziz Nesin'i bile sollar. Anlayacağınız Aziz Nesin, kendi ününü bile gölgede bırakan bir Yaşar yaratır. Kahramanımız olan Yaşar, bütün macerasını hapishanede anlatır. İsminin Yaşar olduğuna bakmayın siz, aslında o hiç yaşamamış. Yaşar'ın aslında yaşamadığını ben de hapishane arkadaşlarıyla birlikte öğrendim. Şimdi diyeceksiniz ki, yaşamayan adamın hapishanede ne işi var? Valla orasını ne siz sorun, ne de ben söyleyeyim. Ama anlatmasam da içim rahat etmeyecek. İlle de anlatmam lazım. Siz ne kadar gerek yok deseniz de ben anlatacağım. İster okuyun, ister okumayın. Evet sevgili dostlar, bizim gariban Yaşar'ın başına gelen, pişmiş tavuğun başına gelmez. İlkokula gitmek ister, sen ölmüşsün derler. Baba mirasını almak ister, sen yaşamıyorsun derler. İşe girmek ister, nüfus cüzdanı isterler. Yaşamayan adamın nüfus cüzdanı olur mu? Olmaz tabii! Yani sizin anlayacağınız ismi 'Yaşar' ama namı diğer 'Yaşamaz'. 'Hadi canım sende, olur mu öyle şey?' diyenler iyi dinlesin o zaman. Kulak verin ey ahali! Bizim gariban Yaşar'ın yaşamadığı, devlet okuluna gitmek istediği zaman ortaya çıkar. E, devlet okulu için nüfus cüzdanı gerekli. Eskiden şimdi olduğu gibi çocuk doğar doğmaz nüfus cüzdanı verilmezdi. Babanın keyfi ne zaman isterse, o zaman gider çocuğun cüzdanını çıkarırdı. Öyle ki, doğum tarihleri de çoğu zaman yanlış yazılırdı. Eskilerin çoğu ya harman zamanı, ya çapa zamanı, ya ekin zamanı, ya da kışın çok kar yağdığı zaman doğmuştur. Ya da birileri askere giderken. Sonra o askere gideni ara ki bulasın. Bir ara da işin kolayına kaçıp 1 Ocak yazdırmak moda olmuştu. Herkes 1 Ocakta doğmuştu. Yoksa doğum tarihini unutan babalara kolaylık olsun diye, nüfus memurları mı yazıyordu? O da mümkün. Neyse efendim, bizim Yaşar nüfus cüzdanı sahibi olacağı gün öldüğünü öğrenir. Hem de Çanakkale Savaşı'nda şehit düşmüştür. Şehit olana da nüfus cüzdanı verilemez ya! Babası Yaşar'ın ölmediğini ispat edip bir nüfus cüzdanı alayım derken bu kez de 1935'te Dersim'de öldüğünü öğrenirler. Zavallı Yaşar nüfus cüzdanı sahibi olamadan meğer çoktan ölmüştür de haberi yoktur. Gel zaman git zaman işler iyice karışır. Askere alınca nüfus cüzdanı istemezler, ama terhis etmeye gelince ille de nüfus cüzdanı derler. Bulsa zaten devlet okuluna giderdi. Borç ödemeye gelince nüfus cüzdanı getir demezler ama babadan kalma mirası almaya gelince ille de nüfus cüzdanı isterler. Bulsa mirası çoktan alacak da nüfus cüzdanı veren yok. İş aramaya gelince nüfus cüzdanı fotokopisi isterler ama vergi ödemeye gelince kimse sormaz. Zavallı Yaşar, yaşadığını ispat edemediği için sevdiğine de kavuşamaz bir türlü. E, Anşe de haklı. İlle de hükümet nikahı olsun ister. Yaşasa hükümet nikahını kıyacak da... Ah bir yaşadığını ispat edebilse! Yaşadığını ispat edemeyen Yaşar akıl hastanesine yatırılırken kimse nüfus cüzdanı sormaz, ama taburcu etmek isterken nerede derler. "Evet ağbiler, emiceler... Böyle yaşanır mı? Bu da yaşamak mı? Nedir benim çektiğim be! Yaşadığımı ispat edemedikten sonra, yaşamışım n'olacak, yaşamamışım n'olacak...." (s. 220) İşte böyle sevgili dostlar, Aziz Nesin devletin bozuk dönen çarkına bir gönderme yapmıştır, her zamanki gibi. Zavallı Yaşar devlete olan girdilerde hep yaşıyor, ama çıktılarda nedense hep ölü. Kitap boyunca Yaşar'ın neden hapse düştüğünü merak edip durdum. Çünkü onun kadar mülayim birinin hapse düşmesi imkansız gibi görünüyor. Yaşar'ın arada bir feleğe sövmesinden başka bir kötü sözü bile yoktur. "... feleğe sövmenin ceza kanununda maddesi yoktur. Feleğe sövünce hem senin için serinler, hem de duyanlar kime sövdüğünü anlarlar." (s.341) E, Yaşar da insan! En sonunda tepesi atmış. "Ben o kayıttakinin, o kaydı yapanın, kaydın..." .... "Resminin de, defterin de... yazanın da, yazmayanın da..." (s. 340) "... feleği unutup, gerçek adlarıyla söyleyerek silme sıvama sövmüşüm." (s. 341) Ah felek, yaktın Yaşar'ı! Uzun zamandır bir kitabı okurken bu kadar gülmemiştim. Ülkemin ağlanacak haline ancak bu kadar gülünür. O halde gülmece öykülerine devam diyorum. Çünkü acı da olsa gülmeye o kadar ihtiyacımız var ki! Şimdiden keyifli okumalar efendim :) Siz Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz'ı okuya durun, ben Karakaplı Nizami Beyi bulmaya gideyim. Olur a, belki derdimize bir çare bulur... "Dünyada yürür nami Nana nina ninami Olmazı olmaz yapar Karakaplı Nizami" (s. 194)
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
OKUYACAKLARIMA EKLE
26
225
Gamze
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz'ı inceledi.
Ömrüm boyunca televizyonda komedi adı altında yapılan dizilerden, filmlerden hiç zevk alamamışımdır. Komedi adı altında yapılan çoğu senaryo, bürünülen rollerin asla gerçek hayatta örneğinin olamayacağını düşünüyorum. Yani çok ama çok yapmacık, çok sahte geliyor komedi ürünleri. Vermek istenilen mesajlara eyvallah ama daha gerçekçi tipleme, olay, karakterlerle olsun isteyenlerdenim. Hayata hep gerçekçi, çok mantıksal açıdan baktığım için sanırım. Bu romanda da benzer duyguları hissettim. Yazar trajikomedik bir olay anlatmaya çalışmış. Gerçek yaşanmış bir hikaye olduğu söylenmekte. Eski zamanlarda yeni yetme memurların yaptıkları hatalar yüzünden karakterimiz Yaşar ölü görünmektedir, bir türlü nüfus kağıdı çıkaramaz. Bu yüzden de başına gelmeyen kalmaz. Başına gelenleri biraz fazla abartmış yazarımız. 150-200 sayfada anlatabileceği hikayeyi 350 sayfada uzattıkça uzatmış, birbirini tekrarlayan, çoğu yerde çok ama çok saçma gelen hikayelerdi. Hayatta birçok saçma olaylarla karşılaşmıyor değiliz, oluyor elbet. Ancak kitapta sıkıcı hale getirecek kadar abartılı, uzatmalı saçmalıklara gerek yoktu bence. Sırf bitirmeye çalışmaktan isyan edip en sonunda yarım bıraktım malesef:(( Komedi sevenler yine de okuyabilir kitabı. Yaşanmış bir hikaye yani bu kadar da olur muymuş diyip bir yandan gülüp, bir yandan hüzünlenmek isteyenler varsa okusun. Yazarımızın da tarzını, edebi kişiliğini, devleti kara mizahla, hicivle nasıl eleştirdiğini okumuş olursunuz. Bana o trajikomedik olaylar çok uzatmalı, abartılı geldiği için çok sevemedim malesef:((
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
OKUYACAKLARIMA EKLE
7