Adı:
Yasımı Tutacaksın
Baskı tarihi:
1993
Sayfa sayısı:
364
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753880480
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Payel Yayınları
Baskılar:
Yasımı Tutacaksın
Yasımı Tutacaksın
'Okurken insanı, allak bullak eden bir eser...'
-Fethi Naci, Yeni Dergi-

'Bu kitabı okumamış olmak, gerçek bir kayıptır.'
-Rauf Mutluay, Cumhuriyet-

'Bana bir yetki verselerdi, sanırım herkese zorla okuturdum 'Yasımı Tutacaksın'ı.'
-Atilla Özkırımlı, Yeni Ortam-

'Yasımı Tutacaksın', bana öyle geliyor ki, 'romancı'larımız kadar 'okur'larımız için de ibret dersleri getirmektedir.'
-Cavit Orhan Tütengil, Türk Dili-

'Hadise yaratacak bir kitap.'
-Jean Cau, Paris Match-

'Derhal okunması gereken çok güzel bir kitap.'
-Rene Maine, Journal Du Dimanche-

'Bu kitapta, insanı okumaya zorlamayan bir sayfa bile yok.'
-Jean-Louis Ferrier, L'Express-

'Ritmi hiç yavaşlamayan olağanüstü bir kitap.'
-Michel Droit, Figaro Litteraire-
364 syf.
·16 günde·Beğendi·9/10
| Merhaba,

Yasımı tutacaksın,yıllar önce bir blogda yorumunu okuduktan sonra adının naifliği için bile ben de okuma isteği uyandıran kitaptı.
Birçoğumuzun matadorların yaptığı işle ilgilendiği pek söylenemez. Hatta barbarca geldiğinden eminim. Bu kitabın gerçek bir hikayeyi anlattığını,iki yıl süren titiz bir incelemenin ve
yüzlerce mülakatın ürünü olduğunu öğrendiğimde içimden şunları söylemiştim:Ya görünenin ardında daha fazlası varsa...Ya barbar bulduğumuz durum, bir başkalarının hayatta kalma umuduysa?
İspanya iç savaşının hareketlilik kazandığı,"gücün hangi ideolojinin elinde olursa olsun karşısındakini acımasızca ezdiği yıllar" bir ulusun sefaletten kırıldığı, kanın içinde yaşamını sürdürmeye çalıştığı ve acımasızca oradan oraya savrulduğu yıllar...
Tüm bunların dalga dalga yayıldığı zaman diliminde,insanların kuru ekmek, bir patates için insafsızca çalıştırıldığı zor yıllarda, ablasının deyimiyle fazladan bir doyması gereken bir boğaz,
uyumak için fazladan bir yatak bulmak zorunda kaldıkları -daha sonraları İspanyollar'ın efsanevi matadorlar diye andıkları matodorlardan biri olan Manuel Benitez- dünyaya gelmiştir.
Manuel Benitez,savaşın ve sonrasında getirdiği ekonomik buhranla büyüyüp,ailesinin parçalanaşına şahit olup, ablasının emekleriyle büyüyen bir çocuktur. Hayatını değiştirecek tutkuyu
büyülendiği sinemada hissetmiştir. İzlediği bir film sonrası,ailesini hatta çevresini,köy halkını sefaletten kurtarmanın tek yolu matador olmaktan geçtiği inancı kalbine doğar.
Kalbine dolan bu inancın sesini her kovulup hor görüldüğü kapı, reddetmekle kalmayıp tehditte bulunan insanlar,zorluklarla süren hayatına çomak sokan her ne olursa olsun,susturamayacaktır.
Manuel, bu inancı öyle derinden hissetmektedir ki ablasına şu sözleriyle anlatmıştır: "Ağlama Angelita;bu akşam ya sana bir ev alacağım,ya da yasımı tutacaksın."
Hayatını bu uğurda feda etmeye hazır olan Manuel'in,küllerinden yeniden doğmak uğruna yıllarını harcayacağı matador olma yoluna "sabır" zırhıyla çıkıp kendisine gelen tüm okları göğüslediği,
biyografik ve savaşın toplumlar üzerinde bıraktığı hasarı anlatan güzide bir kitap. Olaya şahit olanlar tarafından bölüm bölüm hikâye gibi anlatılması sizi daha çok içine çekiyor.
Her bölüm,film karesi gibi canlanıyor gözünüzde. Bir boğayla göz göze geldiğinizi hissettiğiniz anlarda kalbiniz deli gibi çarparken,inşaatlarda uyuyan Manuel'in matador olma rüyalarına eşlik ediyorsunuz,barbarca görmeye devam ettiğiniz her şey tarihin o an ki akışında ve size empati yaptırıyor.
Bir gün bu kitabı okuyan biriyle sohbetim olursa, bir isyanımı paylaşmayı da umuyorum elbette...


Bir yerlerde karşınıza çıkarsa okumaktan caymayın,sayfalarına kendinizi teslim edin dediğim kitaplardan.
364 syf.
·13 günde·Beğendi·9/10
#spoiler#
"Kordobalı her kadının "aşk "ı "
Manuel Benitez EL CORDOBEZ

"Kovalanan ...açlık ve soğuktan titreyen bir yoksul Endülüs 'lü..düşlerini gerçeğe çevirir , ....bizi de alır götürür "impulsivo"nun karşısına elimizde aile yatağından alınmış , kırmızıya boyanmış çarsaftan bozma bez parçasıyla diker ..

Manuel 1931/1936 ıspanya iç savaşı sırasında doğar ..general Franco kabus gibi halkın üzerine çökmüştür. .insanlar evlerinden ayrılır ,kacar ..kilometrelerce uzayan bu kaçış yürüyüşünde Manuel ve ailesi de vardır .."savaşın ilk haftasında Endülüs 'ün verdiği kayıp yani on bin kişide üçyüz elli erkek evlat ,bütün ispanya daki ölüm oranına uygundur. .savaş bittiğinde 350000 ölü ve sayısız kayıp ilanı duvarlarda ,kurşun izleriyle birlikte yerini almıştır ..
1940/1941 yılları ıspanya yı "kıtlık"ile sınar
"Aç kalmadınızsa...açlık nedir bilemezsiniz o günler aklıma geldikçe hâlâ ağlarım ..o zaman lar elimizden gelen tek sey ağlamaktı, gece yatarken ağlardık ,çünkü yiyecek bir şey yoktu ..sabah ağlardık ,çünkü gene yiyecek bir şey yoktu "
......Angelita Benitez :o savasta ölen babasının ve açlık da (hastalığının ne oldugu bilinmeden ) ölen annesinin yerine Manuel'e kol kanat gerecektir ..

Manuel'in her zaferinden sonra ablasina dönüşleri, portakal çaldığı için tutuklanıp yediği dayaklar,hiç vazgeçmeden her gece buzlu sulardan geçip toprak agasının boğalarına ulaşma çabası (antreman için )...köyden sürülmeler, arenaların ortasına atlayıp jandarmalarca götürülmeler.. (kitapta fotoğrafı da var ) ..yaralanmalar ,ameliyatlar ,doktor ayaya kalkamazsın dediğinde hastahaneden kaçıp sabah 2 boğa kulağı ile geri dönmeler. ...arena hileleri ,paranın satın aldığı gazeteciler ,kanla kaplı ikinci el matador giysileri ..detaylar ,detaylar. .

Manuel Benitez"EL cordobez" bir -vazgeçmeme - hikayesidir ...istediği şeyi elde etmenin her yolunu , canı yana yana ,dövüle ,sövüle elde etme hikayesidir ..bir kendine inanma hikayesidir ..

Çok keyifle okudum , lütfen elinize geçerse siz de okuyun .
Bu adama saygı için

"Oleeeeeey Oleeeeeey ,Oleeeeey "'


https://youtu.be/sjOAxEZZ2oM



"Kordobanın korkulu sokağından
Ünün yayıldı bütün dünyaya
Madrid boyandı kırmızı kana
Sen sen gelince bu güzel bir ara
Güneş bile senden renk alıyor
Alev alev gök sanki yanıyor
Parlayan canlı gözlerin
Fethetti bütün arenayı
Dövüşün zamanı geldi
Heyecan sardı sahayı
Gölge ve güneş raksediyordu
Ayaklarının altında senin
Fırtına gibi saldırıyordu
Korkusuzdun herkes biliyordu
Herkes onu biliyordu
Ölüm bile senden korkuyordu
Sivri kılıcı ona saplarken
Coşkular her yerinde çınladı oley oley sesleri
Madridde her yer titredi
Sonsuzluk zafer neşesi
Toledo Barselone Sevlle Linares
Kutluyor seni Manuel Benites
Kalplerdesin artık
el Cordobes
El cordobes "
364 syf.
Karlı bir günde, yeni yılın ilk günü hediye edildi bu kitap bana. Kitabın ön sayfasında ise şu not yazılıydı; "mükemmel bir hayat bizi bekliyor".
Notu okuyup teşekkür etmek için kafamı kaldırdığımda mükemmel bir hayat vaadeden adamın elinde bir yüzük vardı ve bana evlenme teklifi ediyordu.

Kitabın hayatıma giriş şekli dolayısıyla bendeki yeri hep ayrı olacaktı kuşkusuz. Okuyunca anladım ki geliş şeklinden bağımsız bendeki yeri zaten ayrı olacak kitaplardan biriymiş.

Uzun zamandan beri okuduğum kitaplara inceleme yazmıyordum. Fakat "Yasımı Tutacaksın"ın sitedeki okunma sayısı beni buna itti diyebilirim. Çünkü, bu kitabın kitaplığınızda olmamasının büyük bir kayıp olacağını düşünüyorum.

Giriş cümlesi şu olan bir kitabı okumadan nasıl durabilirsiniz ki;
"Ağlama Angelita; bu akşam ya sana bir ev alacağım ya da yasımı tutacaksın."

Öncelikle belirtmek istiyorum ki boğa güreşi denildiğinde "bu nasıl bir zalimlik" diye düşünür, çocukken televizyonda rastladığımda sinirlenir kanal değiştirirdim.

Bu kitapta ise Manuel Benitez'in matador olma tutkusunu o kadar içten yaşıyorsunuz ki, boğa güreşi, boğa güreşi olmaktan çıkıyor. Bulunduğu koşullar içinde yaşamayı kabullenmeyip, hayatının kontrolünü o hayatı kaybetme ihtimaline rağmen eline almayı kafaya koymuş, bütün imkansızlıklar ve yoksulluğun içinde bu uğurda inanılmaz mücadeleler vermiş bir adamın bir halk kahramanına dönüşmesine tanık oluyorsunuz. Bu kitapla beraber siz de Manuel Benitez El Cordobes oluyorsunuz.

Kitapta Manuel Benitez'in, El Cordobes olma yolundaki mücadelesine paralel bir ulusun dramı, İspanya iç savaşı da anlatılmaktadır.

Kitaptan birkaç alıntı bırakmak istiyorum tam da buraya;
"Olimpiyatlar eski Yunanistan için neyse, korrida (boğa güreşi) da İspanya için aynı şeydir."
"Ozanın ortaya attığı kan-vahşet-ölüm üçlüsü, tüm İspanya'yı anlatmaz, ama yaşamı, sürekli olarak ölümle karşı karşıya gelmek şeklinde anlayan bir ulusun temel kişiliğini tanımlar"
"Bugün, büyük din adamlarından birini yücelten bu dinsel bayram, yalnızca burada, Avrupa'nın öteki ülkelerine hem çok yakın, hem çok uzak olan bu topraklarda, Arapların, Yahudilerin ve Hristiyanların kan ve teriyle sulanmış olan, onur, cesaret ve ölümün neredeyse bağnaz bir tapınmanın nesnesi olduğu bu İspanya'da doğabilirdi ancak."
"Fiesta Brava'nın anlamını bütün derinliğiyle kavrayabilmek için korridanın (boğa güreşi) bir spor, ya da bir sanat gösterisi, arenanın bir tiyatro sahnesi, boğanın da sahne takımlarından biri olmadığını anlamak gerekir."
"Arena, ateş gibi yanan kumunun hayvan kanını emmeye hazır beklediği bir tapınaktır."

Dominique Lapierre ile Larry Collins'in birlikte yazdığı ikinci kitap olan "Yasımı Tutacaksın", iki yıl süren titiz bir araştırmanın ve yüzlerce insanla yapılan konuşmanın ürünüdür. 30'dan fazla dile çevrilmiş ve bütün dünyada şatış rekorları kırmış.

(Kitabin kapağında Francisco Goya'nın en önemli yapıtlarından biri olan "İsyancıların Ölümü" isimli tuvalinin resmi vardır. Bu resimi Goya, Fransızlar'ın 1808'de Madrid'i işgali sırasında, Napolyon'un ordularına direnen İspanyolların anısına çizmiş.)

En şiddetinden tavsiye ediyorum, kesinlikle okuyunuz.
364 syf.
·95 günde·Beğendi·10/10
Boğa güreşi benim için vahşi bir olaydı bu nedenle hiç ilgimi çekmezdi; bir arkadaşımın tavsiyesi ile kitabı okuyana kadar. ( Gerçi fikrim yine değişmedi).
Bu kitap bir matadorun yaşadıklarından ziyade matador olmak için verdiği mücadeleyi anlatmış. Kitap beni derinden etkiledi. Ayrıca İspanya iç savaşının da anlatıldığı bir kitap.
Kitapla keşke gençken tanışsaymışım diye düşündüm.
Bu kitabı okuyanların sayısının artmasını umut ediyorum ve diliyorum.
364 syf.
·Puan vermedi
“Boğa güreşçisi olmak için önce, boğa olmak gereklidir.”
Tüm bu arka planda bir boğa güreşçisinin gerçek ve sarsıcı öyküsünü okuyorsunuz kitapta. Hırsları, tutkuları ile birlikte çocuk yanını ve en çok eksik yanını. Zenginliğini “salam” varlığına bağlamış bir örselenmiş çocuk. 
“Aç kalmadınızsa, açlık nedir, bilemezsiniz. O günler aklıma geldikçe hala ağlarım. O zamanlar elimizden gelen tek şey ağlamaktı. Gece yatarken ağlardık, çünkü yiyecek bir şey yoktu. Sabah ağlardık, çünkü gene yiyecek bir şey yoktu. Miğdelerimiz sancıdığı için ağlardık, çünkü elimizden bir şey gelmezdi. O yıllarda hepimiz durmadan ağlardık, yapabileceğimiz tek şey buydu çünkü. Yiyecek hiç bir şey yoktu. Tek lokma bulamazdık.”
İspanya anlatılıyor romanda. O dönem ve tüm acımasız gerçekler. Yazım dili sade anlaşılır. Hayalleri peşinde koşan bir tutkulu insan profilinin tüm ayrıntılarını ortaya koymuş yazar. 
“Ün çok tatlı bir şeydir, ama meyvelerini koparan, sonuçlarına katlanmak zorundadır.”
Bedeller pek çok şekilde ödeniyor ve ne yazık ki popüler olmak bir sürü bedel istiyor. Ve bir anda her şey değişiyor. Boğanın kazanmasını isteyen bir seyirci buluyorsun karşında. O an insan olmanın hiç önemi olmuyor. Oradaki imajsın yaşayan bir varlık değil. Çağımızın sorunu değil aslında bu genel insanlık sorunu. İnsan tüketiyor öyle veya böyle; bu yüzyılın sorunu ise çabuk tüketmek. Tükenmemek umut ettiğimiz. 
“Heyhat! Mutluluklar, mevsimler gibi geçicidir.”
364 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Ünlü İspanyol matador Manuel Benítez Pérez namı diğer El Cordobés’in mücadele ile dolu hayatını ele alan harika bir biyografi kitabı Yasımı Tutacaksın.Esnek hareketleriyle adeta boğalarla dans eden ve arenadaki kalabalığı sürekli ‘ole’ sesleri eşliğinde diri tutan korkusuz bir efsanedir El Cordobés.

Kitap hem İspanyol iç savaşı yıllarını ve general Franco diktatörlüğü altındaki İspanya’yı hem de El Cordobés’in hayatını içi içe ve paralel bir biçimde anlatıyor. İspanyadaki o karanlık dönemi,insanların çektiği açlık ve yoksulluğu ve yapılan toplu katliamları okurken yüreğiniz burkuluyor ve tüm bunlar keşke kurgu olsaydı diyorsunuz ama değil maalesef gerçek olaylar.

Öte yandan ise , bir insanın şartlar ne olursa olsun eğer bir şeyi tutkuyla sever ve isterse onu mutlaka başaracağını zevkle okuyorsunuz.Bir adamın , bu kadar olumsuzluğa ,fakirliğe ve çaresizliğe rağmen cesareti ve inancıyla neler yapabildiğine şahit olmak inanılmaz bir his.Hiç bir ünlü matadorun yolundan gitmeyip kendi çizgisini ortaya koyan gerçek bir marka olan El Cordobés’in hayatını mutlaka okuyun derim.

Son olarak kitabı mükemmel bulmama rağmen bir puan kırdım çünkü boğa güreşleri bence yasaklanması ve yok edilmesi gereken bir ritüel. Spor olarak asla kabul etmiyorum.Bir canlıya işkence etmek spor olamaz.


Asla pes etmemeniz ve tutkularınızı kovalamanız dileğiyle…………
364 syf.
·15 günde·10/10
Ben ki hayvan hakları savunuculuğunda kendimi ilk sıra saflarda görürüm. Hiç bir insani zevk için hiç bir hayvanın tüyü dahi dökülmemeli. Boğa güreşi izlemişliğim olmamakla birlikte yine de izleyeceğimi sanmadığımın altını çizerek şu kadarını söyleyebilirim, okuduğum sürece İspanyol iç savaşını da yaşadım, tenimde, kalbimde acısını hissederek hemde; arenada kendimi bir Cordebes sandım bir az sonra ölüme gönderilecek boğa! ders kitabı yapılmalı, zorla okutturulmalı. Hele hele en küçük zorlukta, işler yolunda gitmediğinde ya da diledikleri olmadığı zamanlarda tüm dünyayı başlarına yıkılmış zanneden zamane gençliği bu kitaptan haber edilmeli. Kendimi İspanya'ya gitmemek ve El Cordebes'i bulmamak için zor tuttuğumu söylersem mübalağa etmiş olmam, o derece.
364 syf.
·Puan vermedi
" Ağlama Angelita ;bu akşam ya sana bir ev alacağım, ya da yasımı tutacaksın..."
Bu cümleyi okuduğumda heralde bizi sıradan bir aşk hikayesi bekliyor eyvahhhlar olsun dedim. Aldığım sahaf ta okumam için çok ısrar etmişti ama ;yine de kitaba karşı bir önyargıyla başlamama engel olamamıştı. Size şunu söyleyebilirim ki ;cumartesi gününden beri kitap beni esir aldı. İçinde yaşadım, ruhumda hissettim desem yeridir. Nedenini yorumumu sonuna kadar okuduğunuzda anlayabilirsiniz veya burunda kıvırabilirsiniz.
Manuel Benitez El Cordobes;İspanya 'nın vahşi boğalarıyla ilk kez dövüşmeye çıkacağı gün ablası Angelita' ya yukarıdaki cümleyi söylemiştir.
Ya ölecektir ya da yeniden doğacaktır...
İspanya iç savaşı yıllarının getirdiği ölümler, açlık, sefalet...
Monarşi'nin devrilip Cumhuriyet'in kurulmasıyla herşeyin değişeceğini, yoksulluğun, açlığın sona ereceğini, kendilerini köle gibi kullanan zengin mülk sahiplerinin gücünün kırılacağını sanmışlardı. Bekledikleri, umdukları Cumhuriyet 'in gelişiyle ulusun istediği tarım reformu, düş kırıklıklarına uğrayacaktı. Koca bir ulusun boynundaki ilmekler üç büyük toprak ağası olan Martinezler, Gameru Civicolar ve Morenolar' ın elindeydi. Hiç kimse onlara karşı birşey yapamıyorlardı.
O sıralarda olimpiyat eski Yunanistan için neyse, Korrida da (boğa güreşi) İspanya için aynı şeydi. Kan_vahşet_ölüm üçlüsü, tüm İspanya 'yı anlatmaz ama yaşamı, sürekli olarak ölümle karşı karşıya gelmek şeklinde anlayan bir ulusun temel kişiliğini tanımlar niteliğindedir. Daha baştan soyutlanmaya mahkum edilmiş, kanlı savaşlarla tekrar tekrar fethedilmiş, inancı adına halkları katletmiş ve tüm kıtalarda zaferler kazanmış İspanya 'nın ruhu, bu oluşum nedeniyle sert, mağrur ve ateşlidir.
Erkekliğin, verimliliğin, yiğitliğin simgesi olan boğa;en eski çağlardan beri insanların tapındığı bir yaratık olmuştur. İşte İspanyol erkeğinin yiğitliğini sınaması ve ölüm oyunlarını oynamasının ateşli dansı burda başlar.
Beş çocuklu açlıkla kırılan ailenin oğludur El Cordobes. 11 yaşındayken babasını hapishanede açlıktan, annesini de yine çocuklarına bakma uğruna, açlıktan ve hastalıktan kaybetmiştir. Ablası yeni ve çaresiz anneleridir artık... 13_14 yaşlarındayken izbe bir sinemada izlediği boğa güreşi onun düşlerinin ilahı ile tanışmasına vesile olacaktır.
Cesaretini, gözü karalığının ve yoksulluk denen illetin onu sürüklediği yeni yolculuğunun ismi buydu... "Aç kalmayan, açlığın ne demek olduğunu bilmez" der sürekli anılarında.
Portakal çalar bahçelerden...
Dayak yer... Hapse atılır...
Toprak ağalarının boğalarıyla gece gizlice güreşmeye gider...
Yine yakalanır... Dayak yer, hapse atılır...
Ama yılmaz.... Ruhuna işlemiştir bir kere.
364 sayfalık kitap;ablasının, dostlarının, papazın, ona dayak atan çavuşun, boğalarıyla gizlece güreştiği toprak ağasının,İlk arenaya çıkmasına yardım eden, kısaca bu rüyasının gerçekleşme yolundaki tüm insanların ve daha birçoklarının anlatısının yer aldığı unutulmaz bir yapıttır. Azim, cesaret, inanç ve yiğitliğin bir biyografisidir. Açlıktan ümidini kesmiş bir şekilde dolaşırken ;sokakta bulduğu bir lokma ekmeği, az ileride döküntü bir ahırda yemek ve ısınmak için avunduğu duygu yoğunluğu...
Gözlerinden ateş saçan, burnundan derin nefesler alıp veren, ağzından salyalar akıtan bir boğanın tasvir edildiği kitabın içine sürüklendiğinizi hissediyorsunuz okurken.
Müthiş etkileyici, sarsıcı, kan donduran bir yaşam öyküsüydü. Örnek timsali...
Okuduğum en güzel kitaplar arasında yerini aldı. Çok şey kaçırmayın derim, gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim kitaplardan birisi.
Teşekkür ediyorum ️️️
364 syf.
·30 günde·Beğendi·10/10
Yasımı Tutacaksın okuduğum en iyi kitaplardan biri . Beni inanılmaz derinden etkiledi . İspanya iç savaşını ve ünlü matador manuel benitezin hayatını anlatan bir belgesel roman diye biliriz . Deniz gezmişin ölmeden önce dinlemek istediği rodrigo'nun gitar konçertosundan tutun . Picasso'nun Guernica Tablosuna kadar . Müthiş bir bilgi birikimiyle dolu bir kitap . Okumak için bu kadar geç kalmış olmam beni çok üzdü. Eğer okumayı düşünüyorsanız hiç düşünmeden başlayın umutlarından asla vazgeçmeyenlerin romanı.
364 syf.
·Beğendi·9/10
Kelepir kitaplara bayılırım. İçinde yaşanmışlıkların gelir size. Bu kitabı da 2.el kitapçıdan aldım bir an çekti beni kendine.
Matadorlar ilgi alanım dışında olmasına rağmen farklı bir alana dair bilgiyi edinmek hoşuma gitti.

Hem teorik açıdan oldukça fazla bileği veriyor hem dönemin siyasi- sosyal sorunlarını ele alıyor hem de duygusal yönden fazlasıyla derine inip etkileyebiliyor.
364 syf.
·13 günde·Beğendi·9/10
Okunmaması büyük eksiklik olacak olan ender güzellikteki eserlerden. Cümlelerin peşine mi takılıyorsunuz yoksa El Cordobes'in heyecan ve tutku dolu zorlu mücadelesinin peşine mi? Derken kendinizi kitabin icinde kaybediyorsunuz.

"Ağlama Angelita, bu akşam ya sana bir ev alacağım ya da yasımı tutacaksın"
....
Manuel de sadece bir kez ablasının kapısını perişan bir halde çaldı. Manuel'in geliş nedeni yırtık gömleğinin içinde titizlikle sakladığı bir karton rulosuydu. Bir sanat yapıtıymışçasına dikatle çıkarıp açtı. Olup olacağı bir takvimdi fakat üzerinde Manolete'nin yani İspanya'nın en büyük matadorlarından birinin portresi vardı...
Matadorların tarihçesini anlatıp, boğa güreşlerine karşı olan önyargımı bir nebze azaltıp, bir eğlenceden fazlası olduğuna ikna oldum. Fakat hala tasvip etmemekle birlikte kitabı kaybettiğim için fazla bir bilgi öğrenemeden kitap yarım kaldı. Daha başlarında olmama rağmen kitap gayet zevkli ve kendini okutuyordu; ben kaybedene kadar.
"Yoksullar içinde yaşayıp yoksulluk gördüm,
Hiç ağlamadım ....
Para benim neyime. .
Yalnızım. ...
Kalbim kan ağlıyor. ...
Larry Collins
Sayfa 31 - Payel yayın..
"Alfonso caddesinde bir çadır sineması kurulurdu ...adı Cine Coliseo Espana'ydı...
Bazan çadırın altından usulca içeri girerdik,ama öyle küçüktük ki..filmi anlamazdık. ..O devirde anladığımız tek şey şuydu : Açlıktan ölmemek için çalışmak gerekti ... "
Larry Collins
Sayfa 48 - Payel yayın..
"Bazan ,babam uzakta, tarlada çalıştığı geceler ,evde paramız olmazdı ; o zaman annemin ağladığını ve patrona'ya yakardığını duyardım. ...Ama sızlanmazdık.
Kimi kime şikayet edebilirdik ?
Sekiz yaşında gülmeyi unuttum...
Yüzüm Endülüs toprağı kadar sertti. "
Larry Collins
Sayfa 49 - Payel yayın..
"Genç matador sanatın kurallarını ve denge yasalarını hiçe sayarak , bütün tutkuları zincirden boşaltan. .ve kimsenin kayıtsız kalmasına meydan vermeyen yepyeni bir stil getiriyordu...
Tapılan ve nefret edilen, alkışlanan ve hakarete uğrayan El Cordobes,televizyon sayesinde o güne dek hiç bir matadorun göremediği bir kalabalığın arena gişelerine akın etmesiyle kendini gösteren büyük bir üne kavuştu. .
Larry Collins
Sayfa 17 - Payel yayın..
“Yoksullar içinde yaşayıp yoksulluk gördüm,
Hiç ağlamadım...
Para benim neyime.
Yalnızım, kalbim kan ağlıyor...”
Bir gece birinin kapıyı tıkırdattığını duydum. Geri gelmişti. Açım dedi sadece. Yedi aylık bir gurbetten sonra eve getirdiği şey, boş bir miğde, bitli bir kafa, kat kat kuru kana ve çamura bulanmış yıkamamı bekleyen bir gömlekti.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yasımı Tutacaksın
Baskı tarihi:
1993
Sayfa sayısı:
364
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753880480
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Payel Yayınları
Baskılar:
Yasımı Tutacaksın
Yasımı Tutacaksın
'Okurken insanı, allak bullak eden bir eser...'
-Fethi Naci, Yeni Dergi-

'Bu kitabı okumamış olmak, gerçek bir kayıptır.'
-Rauf Mutluay, Cumhuriyet-

'Bana bir yetki verselerdi, sanırım herkese zorla okuturdum 'Yasımı Tutacaksın'ı.'
-Atilla Özkırımlı, Yeni Ortam-

'Yasımı Tutacaksın', bana öyle geliyor ki, 'romancı'larımız kadar 'okur'larımız için de ibret dersleri getirmektedir.'
-Cavit Orhan Tütengil, Türk Dili-

'Hadise yaratacak bir kitap.'
-Jean Cau, Paris Match-

'Derhal okunması gereken çok güzel bir kitap.'
-Rene Maine, Journal Du Dimanche-

'Bu kitapta, insanı okumaya zorlamayan bir sayfa bile yok.'
-Jean-Louis Ferrier, L'Express-

'Ritmi hiç yavaşlamayan olağanüstü bir kitap.'
-Michel Droit, Figaro Litteraire-

Kitabı okuyanlar 91 okur

  • Gamze K.
  • Türkoğlu
  • Samet Balta
  • Bahadır Çavuşoğlu
  • Medet Şervan Özbadem
  • F.A
  • Mervek
  • Metin Küçükarslan
  • Sude Naz
  • Pınar civak

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%11.1
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%11.1
25-34 Yaş
%11.1
35-44 Yaş
%44.4
45-54 Yaş
%22.2
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.8
Erkek
%44.2

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35.7 (15)
9
%42.9 (18)
8
%7.1 (3)
7
%11.9 (5)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0