Adı:
Yaşlı Cato veya Yaşlılık Üzerine
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053329862
Kitabın türü:
Çeviri:
Cengiz Çevik
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Cicero ölümünden bir yıl önce kaleme aldığı Yaşlı Cato Veya Yaşlılık Üzerine’yi yazdığında 62 yaşındaydı. Eserini Platon’u örnek alarak diyalog biçiminde kurgulamış, esas konuşmacı olarak da Latin edebiyatında Büyük Bilge olarak anılan Marcus Porcius Cato’yu seçmiştir. Cicero, Cato’nun şahsında yaşlılığın da çocukluk, gençlik, olgunluk gibi insan ömrünün doğal bir aşaması olduğuna, bu çağı bir yük gibi görmemek gerektiğine dair görüşlerini dile getirir.
Cicero, Yaşlılık Üzerine eserinde Platon’un kullandığı yöntemi kullanarak düşüncelerini diyaloglar vasıtasıyla iletir. Bu diyalogların ana kişisi ise Cato’dur.

Cicero eserinde yaşlılığın acınası bir durum olarak görülmesine neden olan dört sebep üzerinde durur: 1) İş yapmaktan alıkoyması. 2) Bedeni zayıflatması. 3)Tüm hazlardan yoksun bırakması. 4) Ölümden uzak olmayışı.
Peki bu acınası olarak görülen sebepler gerçekten de öyle midir?
Cicero bunların hiç de öyle olmadıklarını Cato aracılığıyla anlatır: 1)Yaşlılığın iş yapmaktan alıkoyduğu düşünülse de yaşlıların bilgeliğine ve erdemine her daim öncelikli olarak başvurulacaktır. 2)Yaşlılık ile bedenin zayıfladığı doğrudur; fakat hiç kimse yaşlılardan bedensel kuvvet gerektirecek işler beklememektedir. Herhangi bir sağlık sorunu olmadığı sürece aşırı olmayan bedensel aktiviteler, zihni berrak tutacak zihinsel aktiviteler ve doğru beslenmeyle yaşlılık sorunsuz bir şekilde geçirilebilecektir. 3)Cicero hazzı tamamen yadsımaz; fakat hazcılığı amaç edinen Epikürcülerin aksine tutum sergileyen, hazzı bütün kötülüklerin yemi olarak gören Platoncu görüşe de yakındır. Bu yüzden yaşlılığın kişiyi hazlardan bağımsız kılması ancak bir lütuf olarak görülebilecektir. Kişi hazlardan bağımsız olduğu ölçüde kendini aklın ve bilgeliğin egemenliğine bırakacaktır. 4) Ölümün yaşa pek de aldırış etmediği acı bir gerçektir. Ruhun ölümsüzlüğü kabul edildiğinde ölümden korkmak anlamsız olacaktır.
Xenophon’dan alıntıya yer verir burada Cicero:
“Ölüme uykudan daha çok benzeyen hiçbir şey olmadığını görüyorsunuz; uyuyanların ruhları kendi kutsallığını ziyadesiyle gösterir; buradan, bedenin zincirlerinden tümüyle kurtulduklarında ruhlara ne olacağı anlaşılır.” (S.39)

Cicero, eserini yazdığında altmış iki yaşındaydı ve bu da eserinin yaşlı bir bilgenin altın öğütleri niteliğinde olmasını sağlıyor.
“Yaşlılık Üzerine”de, bize her yaşın kendine özgü özellikleri olduğu, bunun farkında olarak kendimizi yaşamın akışına teslim etmemizin yerinde olduğu anlatılmaktadır.
Hayatın bize neler getireceğini bilemiyoruz; ama atalarımızın da dediği gibi ne ekersek onu biçeceğimizi düşünürsek yaşlanmadan önce yaptıklarımızın yaşlandığımızda karşılığını bulacağımızı söyleyebiliriz.

Yaşanılan her ânın değerini kavrayabilmek dileğiyle...
Herkese iyi okumalar dilerim.
Rus yönetmen Tarkovski, sanatın maksadını açıklarken : " İnsanları ölüme hazırlamak " diyordu. Sanatın ya da felsefenin en nihai amacının bu olduğu görüşüne katılarak, kaliteli bir eseri tüketmenin insanı karşılaşacağı mutlak neticeye hazırlayacağını düşünüyorum. Cicero da bu eserinde ziyadesi ile bu işi yapmış. İhtiyarlığın kötü görünen yanlarının aslında kötü olmadığını izaha yönelik olarak açıklamaları oldukça tatmin edici. Hoş gerçi hayat denilen bela, insanı içinde bulunduğu duruma dair methiyeler düzmeye zorluyor. Mesela evli olan biri başka şansı olmadığı için, içinde buluduğu bataklığı övmeye, diğer bekar arkadaşlarını da bu batağa saplamak ve kendi yalnızlığından kurtularak aynı kötü kaderi başkalarının da yaşaması gayesiyle evliliğin nimetlerini sıralamaya başlıyor. Ya da çocuk sahibi insanları düşünelim, daima çocuk sahibi olmanın güzelliğinden bahsederler, lakin uykusuz geçen gecelerin, sırtlarına yüklenen maddi ve manevi külfetin hiç bahsini etmezler. Nitekim insanlar içinde bulundukları durumun kötülüğünü şöyle durup bir düşünseler yaşayamazlar bu sebeple de bulundukları durumun iyiliğine dair bir takım yalanlar uydurup buna kendileri de inanırlar. Bu yalanlardan hiçbir zaman emin olamadıkları için de sürekli doğruluğunu beyan etmek ihtiyacı hisseder, kendileri gibi olmayanları bu yalanlara uymaya zorlarlar. Cicero da acaba böyle mi yaptı diye düşündüm. Fakat gençlik çağını yeni yeni terkedip, orta yaşa doğru yol aldığım bir dönemde bulunmama rağmen ihtiyarlığa gıpta etmem, Cicero'nun bu maksatta olmadığına kanaat getirmeme neden oldu. Şu bir hakikat ki sonuna kadar katılıyorum: Gençlik insanın hırslarının, şehvetinin, ihtiraslarının ve arzularının yarattığı bir açlığın zirvede olduğu bir dönemdir. Bu sebeple bir gencin kararlarına aklından öte, bedeni ve ihtirasları yön verir. Bu sebeple o genç bir sürü yanlış karara vararak hayatını berbat eder. Fakat ihtiyarlık bunların nispeten kaybolduğu, aklın ise özgür olduğu bir dönemdir. Özellikle Cicero gibi olgun bir zihne sahip olabilirsek, kendimizi bu çağa en iyi şekilde hazırlayabilir, devamında karşılaşacağımız ölümü büyük bir metanetle karşılayabiliriz. Evet ihtiyar bir insanın beden gücünü kaybetmesi hoş bir durum değildir ve bunun övülecek bir yanı da yoktur elbette ama o beden gücünün başımıza açtığı belaları düşünürsek ihtiyarlık gençlikten, ölüm ise yaşamdan yeğdir diyebiliriz. Bu da ömrümüzün son perdesini daha huzurlu geçirmemizi sağlayabilir. Ve sonuçta kitapta bahsi edildiği gibi, geçmekte olan bir ateşin sönüşü gibi usulca bu yaşama veda edebiliriz.

https://www.youtube.com/watch?v=QphglQu3oL0
Bugün Antik Çağ’ın en önemli hatiplerinden, avukatlarından, yöneticilerinden ve filozoflarından biri olan Cicero’nun “Yaşlı Cato veya Yaşlılık Üzerine” eseri ile karşınızdayım. Öncelikle bu eseri dilimize kazandıran hocam Cengiz Çevik’e ve Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’na teşekkür ediyorum. Büyük bir keyifle okudum.

Eser, Scipio ve Laelius’un Yaşlı Cato’ya yaşlılık ile alakalı birtakım sorular sorması ile başlıyor ve Cato’nun uzun konuşması ile devam ediyor. Aslına bakılırsa Scipio ve Laelius’un giriş bölümü haricinde bir rolleri bulunmuyor, tüm yükü Cato üstleniyor.

Cicero’nun eserinde Cato birçoklarının zannettiği gibi yaşlılığın menfi bir şey olmadığından bahsediyor. İnsanlar yaşlılığı işlerden alıkoyması, bedeni zayıflatması, hazlardan yoksun bırakması ve ölüme yakın oluşundan dolayı sevmiyorlar. Cato sunulan bu gerekçelere gerek tarihe gerek ise felsefeye dayanarak gayet makul cevaplar veriyor. Sırasıyla bu düşünceleri çürütüyor. Yaşlıların sanıldığı gibi hiçbir iş göremez insanlar olmadığını, kendilerince yararlı birçok iş yapabileceklerini ve gençlere örnek olabileceğini söylüyor. Bedeni zayıflatmasının ise gençlikte yapılan davranışlar ile ilgili olduğunu, ayrıca yaşamın her döneminin belli özellikleri olduğunu söylüyor. Buna göre bir yaşlının zorunluluk ile bedensel güce ihtiyacı olacağına karşı çıkıyor Yaşlı Cato ve karşı çıkış sebeplerini örneklendiriyor. Yaşlılığın da kendince kuvvetli yanları olduğunu söylüyor. Hazların eksikliği ve ölüme yakınlık konusunu ise burada birkaç cümle ile geçiştirilemeyecek kadar derin bir konu olmasından dolayı atlıyorum. Ancak burada sunduğu argümanlar da çok kuvvetli.

Antik Çağ felsefesi veya Cicero ile alakalı bir şeyler okumak istiyorsanız bu eser sizin aradığınız eser olabilir. Savunduğu fikirlerin günümüzde halen kabul edilebilir olması, eserin evrenselliğini gösteren güzel bir yönü. Bu kısa eseri tüm felsefe sevenlere öneriyorum. İyi okumalar.
Metro'ya binmeden 10 dakika önce yanımdaki kitabın bittiğini farketmem üzerine hemen bir kitapçıdan severek kaptığım bir kitap. Bu cümlemden kesinlikle sadece okumak için okuduğum bir kitap olduğu çıkartılmamalı. Çünkü gerçekten okurken büyük bir haz ile okudum. Bi de Cicero...

Okumalı mıyım? Evet.

Cicero'nun, dönemin Yunan edebiyatı ve kültürüne üst düzey karşıtlığıyla bilinmesine rağmen hayatının son yıllarında Yunan edebiyat eserlerini okumaktan kendini alamayan Cato'nun ağzından "Yaşlılığı nasıl bu kadar güzel karşılayabiliyosun?" sorusunu soran iki orta yaşlı adama karşı verdiği cevabı içeren dehşet bir eseri.

Okuyun, okutturun.
Cicero ahlâkın düşük olduğu bir dönemde gençliğe ders vermek, yardımda bulunmak istemiştir. Cato Maior'u işte biraz da gençlerin kaçınmalarını istediği tehlikelerden söz etmek için yazmıştır. Bu açıdan dönemin koşulları gençlerin şehvet ve arzuların yoğun yaşandığı ve Cicero'nun ahlaki olarak sınırlaeın zorlandığı dönem olarak görmektedir. Cicero yaşlılığı bir eksiklik , bir üzüntü hali olarak görmez tam aksine bir bilgelik , bir devlet yönetme hali, engin tecrübe olarak görür. Yaşlılığa yaklaşan ve sadece üzüntü duyulmasının sebebi bazı temel özelliklerden yoksunluk sonucudur.
Ey yaşlılık! Başka hiçbir dert getirmesen de yanında getirdiğin şu dert yeter:
*İnsan çok yaşayınca, görmek istemediği birçok şey görür.
Kısa bir yaşam süresi iyi ve dürüst bir yaşam için yeterince uzundur.
Marcus Tullius Cicero
Sayfa 34 - İş Bankası Yayınları, 1. Basım Mart 2017, Çeviri: C. Cengiz Çevik
Yaşlılık çok fakir olana, bilge de olsa kolay gelmez; buna karşın akılsız olana, onca zenginlikle bile ağır gelir.
Marcus Tullius Cicero
Sayfa 7 - İş Bankası Yayınları, 1. Basım Mart 2017, Çeviri: C. Cengiz Çevik
Bir gün gelir, ihtiyarlarlar. Bir çekicilikleri kalmaz, bozulur kalıpları kıyafetleri.. Gene de kadın düşünürler. Ama para vermek zorunda kalırlar. Yalnızlıktan kurtulabilmek için her türlü uzlaşmalara, bin türlü küçük dalaverelere başvururlar. Oyuncak olurlar şunun bunun elinde, üzülürler. Çoğunun sonunu gördüm ben: birer çöküntü yıkıntı oluvermişlerdi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yaşlı Cato veya Yaşlılık Üzerine
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053329862
Kitabın türü:
Çeviri:
Cengiz Çevik
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Cicero ölümünden bir yıl önce kaleme aldığı Yaşlı Cato Veya Yaşlılık Üzerine’yi yazdığında 62 yaşındaydı. Eserini Platon’u örnek alarak diyalog biçiminde kurgulamış, esas konuşmacı olarak da Latin edebiyatında Büyük Bilge olarak anılan Marcus Porcius Cato’yu seçmiştir. Cicero, Cato’nun şahsında yaşlılığın da çocukluk, gençlik, olgunluk gibi insan ömrünün doğal bir aşaması olduğuna, bu çağı bir yük gibi görmemek gerektiğine dair görüşlerini dile getirir.

Kitabı okuyanlar 35 okur

  • Sırra Kadem Kâtibi
  • CEM AKDAG
  • Mehmet Kaya
  • Tolunay
  • Can Özyurt
  • Sîdar Ronahî
  • Cemile Timurkaynak
  • Alp Kaan Kara
  • İrem Dede
  • Kardelen Okcu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.7 (4)
9
%33.3 (5)
8
%6.7 (1)
7
%33.3 (5)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0