Yatak Odasında Felsefe

6,5/10  (44 Oy) · 
96 okunma  · 
22 beğeni  · 
1.645 gösterim
"Evet, ben bir libertenim, itiraf ediyorum, bu konuda akla gelebilecek her şeyi düşündüm; ama düşündüğüm, tasarladığım şeyleri elbette yapmadım ve kesinlikle de yapmayacağım. Ben bir libertenim, adi suçlu ya da katil değil." Tüm zamanların en lanetli yazarı Marquis de Sade kendini böyle ifade etmişti. O, ömrü boyunca tüm Fransız politik rejimlerinin zindan müdavimiydi. Monarşi koşullarında demokrat, 1789'da devrimci bir aktivist... olan bu müebbet isyancı, hep orta yolu reddetmenin peşinde koştu.
G. Apollinaire, A. Breton, O. Wilde, O. Mirbeau ve M. Heine gibi edebiyat devleri sayesinde gün ışığına çıkmış olan Sade'ın eserleri, yirminci yüzyılda felsefe, düşünce ve edebiyat alanında vazgeçilmez bir referans noktasına dönüşmüş; Dostoyevski dahil sayısız yaratıcının ilham kaynağı olmuştur. Başyapıtı olan Yatak Odasında Felsefe ise tüm dünya dillerine çevrilerek milyonlarca adet basılmış, birçok kez sinemaya uyarlanmış, özgür ve özgün düşüncenin doruğu olarak kabul edilmiştir.
Genç bir kıza teorik ve pratik libertenlik eğitiminin verildiği Yatak Odasında Felsefe, metafiziğin, ahlâkın, tarihin, felsefenin sık sık araya girdiği 1795 tarihli yedi diyalogdan oluşur. Diderot ve Rousseau'nun natüralizminin mirasçısı, Pascal'ın savunucusu olan Sade, bu eserinde on sekizinci yüzyılın düşünce akımlarına saldırır; özgür düşünceye sonuna kadar bağlı biri olarak doğayı yüceltir, şiddet de dahil her şeyin doğallığını savunur. Yalnızca cinselliği değil aynı zamanda etik, metafizik ve estetik algıyı da altüst eder. Ona göre "hayal gücü düzenin düşmanıdır."
Baştan sona neşe ve kara mizah duygusunun egemen olduğu yapıt, fikir ve edebiyat tarihinde bir başyapıt olarak kabul görmüştür.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2002
  • Sayfa Sayısı:
    187
  • ISBN:
    9789755393469
  • Orijinal Adı:
    La Philosophie dans le boudoir
  • Çeviri:
    Kerim Sadi
  • Yayınevi:
    Ayrıntı Yayınları
  • Kitabın Türü:
Muzaffer Akar 
05 May 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Okuduğum en ilginç kitaplardan birtanesiydi, bazen son derece aydınlatıcı bazen tiksindirici bazen sapıklığın en beteri, bazen felsefenin en tepesi.

MaGeLLaN 
22 Tem 01:59 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 7/10 puan

BEN BU ADAMI OKUMAM DEDİM AMA...AMA OKUYORSUN İŞTE BÜYÜK KONUŞMAMAK LAZIM ;) YERALTI EDEBİYATI DEDİNMİ YA SADE YADA BUKOWSKI OKUNUR...OKUNURMU?
OKUNMAZ GÜZEL KARDEŞİM!EĞER YERALTI EDEBİYATI'NA SADE İLE BAŞLARSAN AYNEN LİNKTEKİ GİBİ OLURSUN :D

AHA LİNK: https://www.youtube.com/watch?v=xizv19MMb3o

BU NASIL BİR HASTALIKLI DİMAĞDIR?

KESİNLİKLE OKUMAYIN HATTA VE HATTA KİTAPLARINI GÖRDÜNÜZMÜ YOLUNUZU DEĞİŞTİRİN MÜMKÜNSE ŞEHRİDE DEĞİŞTİREBİLİRSİNİZ :D

DAHA ÖNCE SODOM'UN 120 GÜNÜ'NÜ OKUMUŞTUM,ŞİMDİDE YATAK ODASINDA FELSEFE,AL BİRİNİ VUR ÖTEKİNE KİTAP BİTMEK ÜZERE,NASIL YORUMLAYACAĞIMI DÜŞÜNÜRKEN AAA BU KİTAP YORUMLANMAZKİ DEYİP AÇIKLAMALAR EKLEYEREK SİZİN HASSAS BÜNYELERİ BU ÇARPIŞMADAN KORUMAK ADINA BUNLARI ÇİZİKTİRDİM.

HAZIR DEĞİLSENİZ SAKIN OKUMAYIN.BEN YİNE OKUYACAKMIYIM TABİİKİ DE...

KİTAP HAKKINDA BİLGİ VEREMEDİK AMA YAZARINI TANITALIM DEDİK UMARIM YARARLI OLUR.

AŞAĞIDA:





Sadizm dendiğinde insanın gözünün önüne pek iyi şeyler gelmediği kesin. Kırbaçlar olsun, kelepçeler olsun… Oysa sadizmin özünü “ acı çektirmekten zevk duymak” şeklinde özetlenebilir. Bu “fikrin” kurucusu Marquis De Sade ise durumu eylemle sınırlı tutmamış, işin felsefesine inmiş ve sonunda sadizme adını vermiş enteresan bir kimse. Kimdir yahu bu Marquis De Sade derseniz, buyurun sizi şöyle alalım:




Aşağı biraz daha aşağı ;)





1. Kendisi aristokrat bir aileden gelmektedir aslında


2 Haziran 1740’ta Conde Sarayı’nda ağzında gümüş kaşıkla doğmuştur bir nevi. Annesi de Conde Prensesi’nin kuzenidir.




2. Çocukluğu ve ilk gençliği boyunca dini ve askeri eğitim almıştır


“İnsanlar arasındaki en doğal hal savaş halidir,” diyerek savaşa bakış açısına tak diye ortaya koymuştur.




3. Başlarda bir aşk adamıdır kendisi. 1763’te savaştan dönünce gönlünü zengin bir devlet adamın kızına kaptırır


Ancak kızın babası önce büyük kızının evlenmesi gerektiğini düşündüğünden bu ilişkiye müsaade etmez.




4. Marquis (yani markiz) ismi değil, soylu olmaktan kaynaklanan unvanıdır

Asıl ismi Gaspard François’dır. Kendisi aynı zamanda ailesinde bu unvanı kullanan ilk kişidir.




5. Sade’in kötü şöhreti unvanından da hızlı yayılmıştır. Marquis De Sade’in ahlaksızca ve olaylı bir yaşamı olduğu herkesçe bilinir, kendisi de bunu pek gizlemez hani

Sadece birlikte olduğu fahişelere değil, emrinde çalışan kadın ve erkeklere de son derece zalimce davranır.




6. Marquis De Sade’in en büyük skandallarından biri Rose Keller adlı bir kadını kendisine cinsel olarak hizmet etmeye zorlamasıyla gerçekleşmiştir

Kadını şatosunda zorla alıkoymuş ve fiziksel ve cinsel saldırıda bulunmuştur. Olay zavallı kadının ikinci kat penceresinden kaçıp yetkililere başvurmasıyla ortaya çıkar.




7. Böylelikle De Sade ilk kez hapse girme ihtimaliyle karşı karşıya gelir

Ancak Sade’in kayınvalidesi devreye girer ve kralın mührünü taşıyan bir belge ile damadını hapse girmekten kurtarır. Fakat bu belge sonradan başına çok işler açacaktır.




8. Bunun ardından Marquis De Sade Paris’e taşınır ve buradaki fahişelerin başına bela olmaya başlar

Sık sık fahişeler tarafından şikayet edilir ve polisle başı belaya girer. Sonunda çareyi memleketine dönmekte bulur.





9. 1772’de uşağı Latour ile beraber afrodizyak olduğu bilinen kuduzböceği tozu ile zehirlemekle ve erkek erkeğe ilişkiyle suçlanır ve yargılanmaya başlar

Yargılama sonucunda ölüm cezasına çarptırılan De Sade baldızını da ayartıp İtalya’ya kaçar. Böylece kaynanasının şimşeklerini de üzerine çeker. Kral’ın mührünü taşıyan malum belge bu kez Marquis De Sade’i mahkum etmek için kullanılır.





10. Marquis De Sade aynı yılın sonlarına doğru yakalanır, fakat dört ay sonra yine kaçar ve sonraları suç ortağı haline gelecek karısının yanına sığınır

Gizlendikleri kaleye hapsettikleri işçiler cinsel tacizlerden yılıp kaleyi terk edince De Sade yine İtalya’ya kaçmak zorunda kalır. Bu kaçış dört yıl sürer. Dört yılın sonunda ise tekrar kaleye döner ve bu kez hizmetçi kızlar üzerinde emellerini uygulamaya başlar.





11. 1777 yılında hizmetçi kızlardan biri Marquis De Sade’in yediği herzeleri öğrenir ve silahını alıp Marquis De Sade’i öldürmek üzere kaleyi basar

Öfkeli babanın silahının ateş almaması Marquis De Sade’in en büyük şansıdır muhtemelen.





12. Bir yıl sonra Paris’e gider ve yine tutuklanır. 1778’de ölüm cezasına çarptırılmak için başvursa da tutukluğu sürer

Buradan da kaçar ama kısa sürede yakalanır. De Sade için tutukluluk günleri başlamıştır artık. Ömrünün toplam 29 yılını hapislerde geçirir. Fikirlerini ve fantezilerini tutkuyla yazıya dökmeye başlar.





13. 2 Temmuz 1789’da hücresinden dışarı doğru sarkar ve “Burada tutukluları öldürüyorlar!” diye bağırır


Hemen ardından akıl hastanesine gönderilir. Bu nakil sırasında başyapıtı Sodom’un 120 Günü’nün müsveddesini kaybeder, fakat çalışmaktan vazgeçmez.





14. Fransız Devrimi’nin ardından birçok tutuklu gibi Marquis De Sade de serbest kalır ve karısından ayrılır, eski bir oyuncuyla yaşamaya başlar





15. 1803 yılında ailesinin de desteğiyle De Sade’in deli olduğu ilan edilir ve Charenton adlı akıl hastanesine yerleştirilir


De Sade’in ömrünün toplam 13 yılı akıl hastanesinde geçer. 1813 yılında devlet Charenton’ın faaliyetlerini durdurunca De Sade de hastaneden ayrılır ve hastanede çalışması vesilesiyle tanıştığı 13 yaşında bir kız çocuğuyla yeni maceralara adım atar. Bu sübyancı macera 4 yıl sürer ve Marquis De Sade’in ölümüyle son bulur. Ölümünden sonra yarım kalmış ya da basılmamış bütün müsveddeleri oğlu tarafından yakılır. Böylece De Sade’in belki de her zamankinden karanlık olan birtakım fantezileri kül olup havaya karışır.

İndantee 
26 Şub 10:39 · Kitabı okudu · 75 günde · 6/10 puan

Ahlâka ve felsefeye sadist bir bakış açısı. Tüm dinlere ve ahlâk yasalarına bir başkaldırı. Sadece doğanın yasalarına uymamız gerektiğini savunup suç olgusunu yeniden tanımlıyor.

Pelin Tunç 
01 Haz 2016 · Kitabı okudu · 1/10 puan

Kişilik bozukluğu veya davranış bozukluğu olan kişilerin çoğunlukla sanatsal yönlerinin yüksek olduğuna inanırım. Özellikle şizofreni hastalarının gerçeklikten kopuk, özgün tarzlarını da çoğunlukla beğenmişimdir. Fakat bu dediklerim, akıl hastanesine yatmış Sade için geçerli değil! İdine dönük davranışları hat safadayken estetik duygusuyla eser yazması beklenemez değil mi ?

İlk okuduğum kitabı Aşkın Suçları'nda sapkınlığı Türk Filmlerini aratmaz nitelikte içeriğe sahip olup asgari düzeydeydi. O kitabında daha çok yavan anlatımıyla birlikte aşırı dramatikleştirme çabası, tek düze anlatımın şoke edici gelişmeyle ortaya çıkartma üslubu vardı. Yatak Odasında Felsefede böyle bir durum ağırlığında yazılmamıştır. Sanırım bu kitabı daha sonra yazmış, ilerleyen yaşıyla birlikte rahatsızlığı artmış olduğunu tahmin ediyorum. Ki siz de bu kitabı okuma gafletine düştüğünüzde sosyopat halini görmüş olacaksınız.

Sade'nin sürekli tekrar etmiş olduğu, sadizimle dolu olan pornografi dışında! din ve ahlak üzerine görüşleridir. Bu görüşlerini mantıkla açıkladığını sanmayın sakın. bu açıklamalar karanlık dünyasını daha fazla gün yüzüne çıkartıyor; peşi sıra eklenen başka sapkın görüşleri, iğrençliğini daha da kanıtlıyor.

Son olarak dikkatimi çeken nokta; Kitabın son sayfasındaki incelemede: Alacakaranlık serisi ve bu seriye itafen daha ayrıntılı cinsel içeriğe sahip olan Grinin Elli Tonu, Sade'den ilham alınarak yazıldığını dile getirmiş. Yani Sade, günümüz kitap piyasasının büyük parçasını oluşturan cinsel fetişizmin ağırlıklı romanların kategorisini belirlemiş diyebiliriz...

gzd 
23 Mar 15:55 · Kitabı yarım bıraktı · Puan vermedi

Rahatsız edici bir romandı .Daha fazla okuyamadım. Ahlak,erdem,Tanrı konularını en sınırsız şekilde irdelemiş Sade. Eğer bu konularda sınır çizmeyen kişilerseniz okuyabilirsiniz ama benim sınırlarım varmış roman bunu anlamamı sağladı.

COŞKUN 
11 Ara 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 6/10 puan

İlginç ve provake edici bir kitap. Türkiye'de sansürsüz çevirisine ulaşabildiğimiz için mutlu olmak ve okumak lazım.

Genel anlamda, fena değil, diyebilirim. Fikir açan kısım olarak cinsel özgürlük, cinsel zevk ve arzuya şiddetin dahil edilmesi, neredeyse evrensel kabul edilen ahlak kurallarının aslında gayet toplum ve zamana göre değişip gayet yıkılabilir olduklarını savunması dikkatimi çekiyor. Bunları bireyselcilik temelinde oturtup okuma yapıldığında güzel yerlere çıkıyor. Ancak kitabın tümünde bir fikir zenginliği ve mantıklı temel göremedim. Aynı şeyleri sündürerek anlatıyor çoğunlukla; yarısı uzunluğunda bir kitapla da tüm bunlar anlatılabilir.
Oldukça mantıksız savları da var. Örneğin, üremeye karşı çıkışı. Bugün ben de kendimce üremeye karşı çıkıyorum; bunu dayandırdığım iki ayrı temel nokta var. Sade, üremeye karşı çıkarken, doğanın aslında üremeyi desteklemediği, doğada üremek diye bir amacın olmadığı yönünde bir iddiaya dayanarak ürememeliyiz diyor. Halbuki, doğadaki canlıların, bakterisinden gelişmiş memeli hayvanlara kadar, yegane amacı üremek ve soyunu devam ettirmektir. Boyle gerçek dışı bir iddia üzerine sayfalarca okurken insan sıkılıyor.
Cinayet suç değildir, doğaldır diye bir düşüncesi var. Merakla başladım o bölümlere, bakalım altını nasıl dolduracak diye ama hiç dişe dokunur bir şey yok. Cinayet yerine ölümü irdelemiş, ölümün doğallığından, bir kişinin ya da büyük bir topluluğun yok olmasının doğa için bir şey değiştirmeyeceğinden dem vurmuş. Bunlar doğru, ölüm sıradandır ve geniş açıdan bakıldığında kimsenin ölümü hiçbir şey değiştirmez ancak bu cinayet kavramıyla tamamen alakasız. Cinayet tümden başka bir şeydir Ölümün normal olması üzerinden cinayetin normalliğinin savunulması çok boş geldi, tatmin olamadım. Dahası, hiç yeni bir fikirle karşılaşmamış oldum.

Burak Erdoğdu 
18 Eki 2016 · Kitabı okudu · 1/10 puan

Felsefesi sığ. Ozgürlük anlayisi seksten ibaret. Pornografiden rahatsız değilim ancak Pornografiden ibaret olmaktan rahatsızım. Beğenmedim ve ,zorlama ve fazla iddialı, doğa çok ama çok yorumlanmis zira Sade nin belirttiğinin aksine doğa üretmeyi ve uremeyi salık verir. Kisacasi ortak birçok nokta bulacağıma kanı olarak okumama rağmen pek bir bağlaşim kuramadım. Tavsiye etmem...

alp y. 
18 Oca 08:13 · Kitabı okudu · 8/10 puan

okuması en zor yazarlardan olan sade felsefe adı altında bildiğimiz ve edindiğimiz tüm değer yargılarını yerle bir ediyor her kitabında olduğu gibi çok uçlarda olan düşüncelerini de felsefe adı altında aktarıyor okuması ve anlaması bir hayli zor olan kitaplarını her şeye rağmen okumakta fayda var

Furkan Eşki 
11 Tem 20:43 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 7/10 puan

Kitap yatak odasında baş karakterlerin diyalogları şeklinde geçiyor. Ağırlıklı olarak karakterlerin seks gündeliği ele alınmış. Gerçek mutluluk nasıl olur sorusunun yanıtını arıyor yazar. Cinsellik, felsefe, din ve Tanrı. Klasik Marquis de Sade eseri. Keyifli ve etkileyici.

Osman Kaplan 
30 Oca 19:15 · Kitabı okudu · 4 günde · Puan vermedi

hem felsefik hem de aşırı uç şeylerin geçtiği bir kitap. bazen kapılıp gidiyorsunuz hikayeye, bazende tiksinti duyup bırakma isteği geliyor. Ortası olmayan bir kitap..

2 /

Kitaptan 46 Alıntı

kitapları seven 
24 Haz 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''Hayal ettiğim şeyleri, ve yapmak istediğim şeyleri aklınıza bile getiremezsiniz dostum.''

Yatak Odasında Felsefe, Marquis De SadeYatak Odasında Felsefe, Marquis De Sade
kitapları seven 
26 Haz 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''Temellerini özgürlük ve eşitlikten alan bir toplumda pek az eylem suç oluşturur.''

Yatak Odasında Felsefe, Marquis De SadeYatak Odasında Felsefe, Marquis De Sade
kitapları seven 
26 Haz 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''Ancak acılarla bizi mutluluğa erdirmeyi seçmiş doğa; acılar bir kez yenildiğinde tadılan zevkleri ise başka hiçbir şey veremez.''

Yatak Odasında Felsefe, Marquis De SadeYatak Odasında Felsefe, Marquis De Sade
kitapları seven 
25 Haz 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Fransa'da hiç yoksul olmamasını mi istiyorsunuz? Hiç sadaka dağitmayin ve özellikle hayır kurumlarınızı ortadan kaldırın."

Yatak Odasında Felsefe, Marquis De SadeYatak Odasında Felsefe, Marquis De Sade
kitapları seven 
26 Haz 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''İnsanları ancak kendimiz için sevmeliyiz; onları kendileri için sevmek bir aldatmacadır.''

Yatak Odasında Felsefe, Marquis De SadeYatak Odasında Felsefe, Marquis De Sade
kitapları seven 
26 Haz 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''Doğanın yasalarına aykırı olan tüm insani yasalar ancak küçümsenmeyi hak ederler.''

Yatak Odasında Felsefe, Marquis De SadeYatak Odasında Felsefe, Marquis De Sade
kitapları seven 
26 Haz 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Hiçbir fantezi böyle nitelenemez, sevgilim; hepsi doğada vardır; doğa, insanları yaratırken yüzleri gibi zevklerini de ayrıştırmayı yeğlediğinden, yüz hatlarımıza getirdiği çeşitlilik bizi nasıl şaşırtmıyorsa duygularımıza kattığı da şaşırtmamalıdır."

Yatak Odasında Felsefe, Marquis De SadeYatak Odasında Felsefe, Marquis De Sade
kitapları seven 
26 Haz 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''Yeryüzünde iyilik yapmak da kötülük yapmak da farksızdır; zevklerimiz, mizacımız değil midir tek uyulması gereken?''

Yatak Odasında Felsefe, Marquis De SadeYatak Odasında Felsefe, Marquis De Sade
5 /

Kitapla ilgili 1 Haber

İthaki: “Okurdan özür dileriz”
İthaki: “Okurdan özür dileriz” İthaki Yayınevi'nin Dünya Klasikleri dizisinde yer verilen “farklı” üsluptaki yazar biyografileri sosyal medyada yoğun tartışmalara yol açtı. Yayınevi, Radikal Kitap’a yaptığı açıklamayla “maksadını aşan eril dilden” ötürü okurlardan özür diledi.