Yatakta On Beş Saniye

·
Okunma
·
Beğeni
·
509
Gösterim
Adı:
Yatakta On Beş Saniye
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055737993
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yıldızlar Yayıncılık
Aynanın karşında buldum kendimi. Onca yıldan sonra hâlâ burada. Oturma odasından yükselen ahenge kaptırıyorum kendimi. Joubran, Üç Kardeş ve beni istimlâk edişlerini. İçimde onlardan biri olma umudu. Sis ve karanlık... Kendimi aynanın karşında buluyorum yine. Kadınlar hakkında çok şey anlatan Bukowski ve ben ve Joubran kardeşler. Ölümcül bir bermuda şeytan üçgeni oluşturmuştuk. Ne içimize girebiliyorlardı ne de içimize girenler dışa çıkabiliyordu. Dişlerimi sıkıp kırılmalarını bekledim. Öyle sert sıktım ki en tehlikeli savaş köpeklerini boğabilir, ölmesin diye sınırda neyi beklediğini bile bilmeyen askercik üzerine giydiği çelik yeleği çiğneyebilirdim. Dudak kenarımdan damla damla kanları görünce gülmeye başladım. Kulağıma çalınan o aykırı ses Bukowski’nin tüm iğrençliği ve kandamlaları. Yine o muhteşem üçgen. nsanı insan yapan tüm duygularıyla yaşadıklarını ve yaşamak istediklerini kimi zaman düşsel bir avuntuyla mistik bir anlatımla karlayan şair hiçbir sözcüğü haybeye söylemeyerek ve altında kaç anlam yatarsa yatsın keskin diliyle anlatarak düş penceremizi aralar. Ve bizi daha önce bakmadığımız belki de boyumuzun yetmediği bir pencereden kendimize bakmamızı sağlar. Deniz Pınar’ı o yapan şey karmaşanın ve kaosun şiirini, anın üstünlüğünü ve geçmiş pişmanlıkları damarımıza ustaca zerk etmesidir. Okurken muhakkak kendi ayak izlerinize rastlayacağınız bu kitapta Deniz Pınar ı değil, onun insanlara bakışını tüm çıplaklığıyla hissedeceksiniz.
Deneme tarzıyla başlayan kitap, insanın aklına mıh gibi çakılan dizelerle örülmüş şiirlerle devam ediyor. Şiirden şiire değişen temaların ana vatanın hep aşk oluşu kutsanmış bir tat bırakıyor insanın dimağında.. Ben okudum ve çok beğendim hatta başucu kitabım oldu.. Şiddetle tavsiye ediyorum bütün okurlara ve tabi ki şairden devamını bekliyorum..
İtiraf ediyorum kitabı bilinçli olarak geciktirdim ve kitaplığımda beklettim. Belki de klasik aşk kitaplarına duyduğum, bilinçaltıma yerleşen, önyargı nedeniyle geciktirdim. Kesinlikle klasik bir aşk kitabı değildi. Özellikle "Çemberi Tanımak, Çemberi Kabullenmek ve Çemberi Öldürmek" bölümlerini okurken önyargım için kendime kızdım. Düşük beklentimi fazlasıyla aşan bir kitap oldu. Yazarın karanlık ve kasvetli uslûbunu beğendim. Özellikle de belirttiğim gibi Çember kavramı...
Ferzé..
Başka söyleyecek söz Var mi?
Bence bu her şeyi açığa kavusturuyor
Yazar ferze dışındaki diğer tüm eserleri bonus olarak eklemiş her biri ayrı bir dünya olan şiirler, her biri farklı. cümleler farklı ölüm darbesi. aynı yere tam yüreğe.

bu kitap için söylenecek en güzel söz şüphesiz " İnsanın kendinde keşfetmedigi yerlerine dokunmasi " sözüdür..
Ah!benim karanlık zindanlara düşen gölgem,yeni yetme çığlığım
Yarıda kalan gülüşleri toplayan bir eskici gibi
yarım kalan hayalleri topladım.
kanınla kuruyan çöllerin susuzluğunu,
ağlayamamanın çaresizliğini şimdi daha iyi anlıyorum.
ağlayamamak senin adın.
ferzê! 
doğmamış kızımın adı
Ağrı'nın en hırçın tayı
göz yaşının düştüğü toprağı göremediğim sevgili
Korkulacak o kadar çok şey yaşadım ki... Korkularım bile korkar olmuş bu kalabalık korkuluklardan.
Hiç beyaz bir bulutu kuyruğundan yakalama ya da yağmuru bir kavanozda biriktirip saklama fırsatım olmadı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yatakta On Beş Saniye
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055737993
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yıldızlar Yayıncılık
Aynanın karşında buldum kendimi. Onca yıldan sonra hâlâ burada. Oturma odasından yükselen ahenge kaptırıyorum kendimi. Joubran, Üç Kardeş ve beni istimlâk edişlerini. İçimde onlardan biri olma umudu. Sis ve karanlık... Kendimi aynanın karşında buluyorum yine. Kadınlar hakkında çok şey anlatan Bukowski ve ben ve Joubran kardeşler. Ölümcül bir bermuda şeytan üçgeni oluşturmuştuk. Ne içimize girebiliyorlardı ne de içimize girenler dışa çıkabiliyordu. Dişlerimi sıkıp kırılmalarını bekledim. Öyle sert sıktım ki en tehlikeli savaş köpeklerini boğabilir, ölmesin diye sınırda neyi beklediğini bile bilmeyen askercik üzerine giydiği çelik yeleği çiğneyebilirdim. Dudak kenarımdan damla damla kanları görünce gülmeye başladım. Kulağıma çalınan o aykırı ses Bukowski’nin tüm iğrençliği ve kandamlaları. Yine o muhteşem üçgen. nsanı insan yapan tüm duygularıyla yaşadıklarını ve yaşamak istediklerini kimi zaman düşsel bir avuntuyla mistik bir anlatımla karlayan şair hiçbir sözcüğü haybeye söylemeyerek ve altında kaç anlam yatarsa yatsın keskin diliyle anlatarak düş penceremizi aralar. Ve bizi daha önce bakmadığımız belki de boyumuzun yetmediği bir pencereden kendimize bakmamızı sağlar. Deniz Pınar’ı o yapan şey karmaşanın ve kaosun şiirini, anın üstünlüğünü ve geçmiş pişmanlıkları damarımıza ustaca zerk etmesidir. Okurken muhakkak kendi ayak izlerinize rastlayacağınız bu kitapta Deniz Pınar ı değil, onun insanlara bakışını tüm çıplaklığıyla hissedeceksiniz.

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Murat Mesut
  • Yusuf Araf
  • Biaksiyel
  • Aysun Çelik

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%75 (3)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%25 (1)
3
%0
2
%0
1
%0