Yatakta On Beş SaniyeDeniz Pınar

·
Okunma
·
Beğeni
·
488
Gösterim
Adı:
Yatakta On Beş Saniye
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
112
ISBN:
9786055737993
Kitabın türü:
Yayınevi:
Yıldızlar Yayıncılık
Aynanın karşında buldum kendimi. Onca yıldan sonra hâlâ burada. Oturma odasından yükselen ahenge kaptırıyorum kendimi. Joubran, Üç Kardeş ve beni istimlâk edişlerini. İçimde onlardan biri olma umudu. Sis ve karanlık... Kendimi aynanın karşında buluyorum yine. Kadınlar hakkında çok şey anlatan Bukowski ve ben ve Joubran kardeşler. Ölümcül bir bermuda şeytan üçgeni oluşturmuştuk. Ne içimize girebiliyorlardı ne de içimize girenler dışa çıkabiliyordu. Dişlerimi sıkıp kırılmalarını bekledim. Öyle sert sıktım ki en tehlikeli savaş köpeklerini boğabilir, ölmesin diye sınırda neyi beklediğini bile bilmeyen askercik üzerine giydiği çelik yeleği çiğneyebilirdim. Dudak kenarımdan damla damla kanları görünce gülmeye başladım. Kulağıma çalınan o aykırı ses Bukowski’nin tüm iğrençliği ve kandamlaları. Yine o muhteşem üçgen. nsanı insan yapan tüm duygularıyla yaşadıklarını ve yaşamak istediklerini kimi zaman düşsel bir avuntuyla mistik bir anlatımla karlayan şair hiçbir sözcüğü haybeye söylemeyerek ve altında kaç anlam yatarsa yatsın keskin diliyle anlatarak düş penceremizi aralar. Ve bizi daha önce bakmadığımız belki de boyumuzun yetmediği bir pencereden kendimize bakmamızı sağlar. Deniz Pınar’ı o yapan şey karmaşanın ve kaosun şiirini, anın üstünlüğünü ve geçmiş pişmanlıkları damarımıza ustaca zerk etmesidir. Okurken muhakkak kendi ayak izlerinize rastlayacağınız bu kitapta Deniz Pınar ı değil, onun insanlara bakışını tüm çıplaklığıyla hissedeceksiniz.
İçinde ilk sayfalarda nesire benzer yazılar vardı.
Daha sonra şiire benzer şeyler...
Bunu hakaret kastı ile ya da küçümseme ile söylemiyorum.!
İmla redakte desen..!
Kitabın adı, içindeki bir şiirden seçilmiş, dikkat çeksin diye belki, ( yazarın inisiyatifi dışında yayın evi de ticari kaygı adına bu ismi seçmiş olabilir.)
Argoyu hiç sevmem şiir bile olsa, kitapta vardı..!
Hediye eden dosta ve yazarına ayıp olmasın diye kısa keseyim.
Karabasanları gündüzlerine taşıyan, ruhunda sancılar çeken birinin kelimeleri.
Kitaba adını veren şiirle sözü bitirmiş olayım (sh : 62 ) :

''Yatakta on beş saniye

Gözlerimi açtım.
tavan yine aynı.
Gözlerimi kapadım.
Karanlık, o da aynı.

Pencereyi, demir parmaklık gibi gördüğüm kirpiklerimin arasından süzülen güneşin
yüzümdeki sıcaklığı ile hissedebiliyorum.
sabah ayazında kalmışçasına batıyor gözlerime ayyaş bir üşümüşlük.
ben küçükken de kirpiklerim gözüme kadar gelir ve acıtırdı.
O zamanlar bu kadar acıtmamasının nedeni sanırım,
çingenelerin mesken tuttuğu,küçük çocukları afsunladığı o dönemde
tek yanılgımın,
zamane çingelerinin döğmeleriyle beni cezbedişi,
uzun kirpikli çocukları öpmesi,
büyük göğüsleriyle
kafamı kendinlerine yaslamalarıydı .
Ama nefeslerindeki o dayanılmaz tütünün kokusuyla,
anlamadığım zırvalarla
hep ürkütülen, korkutulan ruhumla
hayatımın dışlanmışlığının son perdesindeki
uysal karakteri oynadım.


Gözümü açtım.
Tavan yine aynı.

müstakil bir evin yanan sarı ampulünün bekçiliğinde
güneş yavaş yavaş terkediyor tüm bedenimi.
güneş doğuyor mu batıyor mu
Arafta, bilemiyorum .

Gözümü kapattım.
Mavi bir bulut yavaş yavaş tavanımdan ayrılarak
penceremden,şehrimden, denizlerden geçti.
türkçe konuşan insanların ülkesini geçerek
daha önce hiç duymadığım bir dilin konuşulduğu çöle yolcuğa çıktı.
ayaklarımı ellerim,
ellerimi ayaklarım gibi düşünüp bir örümcek gibi hissettim.
ben gözüm kapalıyken bile tebessüm edebilirim.

Gözümü açtım.
Burnum hala üşüyor.
Hayattayım...

Gözümü kapattı yüreğim.
Mardinin tüm sokakları, o kadar dar değilmiş.
uyduruk yalanlarıyla süslenmiş tarih kitabımın arkasında
o büyük harflerle yazılan başkentimsi tamlamayı
-ki neden gözüme sokuldu bunca yıl bu harfler
ve neden hep taştan bir adama saygı duruşunda bulunduk tanrıymış gibi
her kış sabahı
ve üşür insan hele ki tepesinde sıcak soğuğun boğazına çatarken,
kafatasımı çatlatırcasına kaynatan yazları da hiç unutmam
sıradaki bekleyişleri-
ordaki gibi basit bir kroki ya da küçük bir köy değildi.


Gözümü açtı sağ kulağımdaki korku.

Midyattaki köhnemiş bir caminin
gür yapılı megafonuyla seslenen zat'ında vaktiyle dediği gibi ;
-Sağa yatıp bilmem kaç fatiha okursa çocuklar, rahat uyur.
Sağıma yatıp solumla düşündüm ben ama
o gün bugündür sağ kulağım hep daha az işitir .

"Gözümü kapattı katli vacip bir düş
Anlattım olmayanı
aslında en olanları."

Deniz Pınar
Deneme tarzıyla başlayan kitap, insanın aklına mıh gibi çakılan dizelerle örülmüş şiirlerle devam ediyor. Şiirden şiire değişen temaların ana vatanın hep aşk oluşu kutsanmış bir tat bırakıyor insanın dimağında.. Ben okudum ve çok beğendim hatta başucu kitabım oldu.. Şiddetle tavsiye ediyorum bütün okurlara ve tabi ki şairden devamını bekliyorum..
İtiraf ediyorum kitabı bilinçli olarak geciktirdim ve kitaplığımda beklettim. Belki de klasik aşk kitaplarına duyduğum, bilinçaltıma yerleşen, önyargı nedeniyle geciktirdim. Kesinlikle klasik bir aşk kitabı değildi. Özellikle "Çemberi Tanımak, Çemberi Kabullenmek ve Çemberi Öldürmek" bölümlerini okurken önyargım için kendime kızdım. Düşük beklentimi fazlasıyla aşan bir kitap oldu. Yazarın karanlık ve kasvetli uslûbunu beğendim. Özellikle de belirttiğim gibi Çember kavramı...
Ferzé..
Başka söyleyecek söz Var mi?
Bence bu her şeyi açığa kavusturuyor
Yazar ferze dışındaki diğer tüm eserleri bonus olarak eklemiş her biri ayrı bir dünya olan şiirler, her biri farklı. cümleler farklı ölüm darbesi. aynı yere tam yüreğe.

bu kitap için söylenecek en güzel söz şüphesiz " İnsanın kendinde keşfetmedigi yerlerine dokunmasi " sözüdür..
''Beni kendi cümlelerinle sevmelisin sevgilim,
Hiç bir şairin aklına düşmemiş...''
Deniz Pınar
Sayfa 31 - Yıldızlar Yayıncılık
''Acımı acına kat demiyorum sana
Elimi tut ya da sev istemiyorum
Göğüm ol ve yağmala şehrimi
İsyan yüzüm ol, dağıt yüreğimi...''
Deniz Pınar
Sayfa 29 - Yıldızlar Yayıncılık
''Sadece yağmur bilir gerçeği.
Gözlerinizi onun ıslatmadığını...''
Deniz Pınar
Sayfa 16 - Yıldızlar Yayıncılık
''Sonra ben büyüdüm.
Yani en azından büyüdüğümü söylediler ve ben büyüdüğümü bu şekilde anlamış oldum...
Bazen hâlâ çocukluğum hınzırca şeyler fısıldıyor kulaklarıma...''
Deniz Pınar
Sayfa 8 - Yıldızlar Yayıncılık
''Ne dokunabiliyorum yüzünün ayazına
Ne yazabiliyorum seni beyaz kâğıda''
Deniz Pınar
Sayfa 31 - Yıldızlar Yayıncılık
''Yalan yok
Ben kendimi sevmeye
Senin adınla başladım
Senin adınla başladım,aşkı yeniden ezber etmeye''
Deniz Pınar
Sayfa 25 - Yıldızlar Yayıncılık
''Beklediğimi bildiğini bilsem
Çürürdüm, beni bıraktığın sularda
Ama unuttun beni belgesiz bir zamanda...''
Deniz Pınar
Sayfa 28 - Yıldızlar Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yatakta On Beş Saniye
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
112
ISBN:
9786055737993
Kitabın türü:
Yayınevi:
Yıldızlar Yayıncılık
Aynanın karşında buldum kendimi. Onca yıldan sonra hâlâ burada. Oturma odasından yükselen ahenge kaptırıyorum kendimi. Joubran, Üç Kardeş ve beni istimlâk edişlerini. İçimde onlardan biri olma umudu. Sis ve karanlık... Kendimi aynanın karşında buluyorum yine. Kadınlar hakkında çok şey anlatan Bukowski ve ben ve Joubran kardeşler. Ölümcül bir bermuda şeytan üçgeni oluşturmuştuk. Ne içimize girebiliyorlardı ne de içimize girenler dışa çıkabiliyordu. Dişlerimi sıkıp kırılmalarını bekledim. Öyle sert sıktım ki en tehlikeli savaş köpeklerini boğabilir, ölmesin diye sınırda neyi beklediğini bile bilmeyen askercik üzerine giydiği çelik yeleği çiğneyebilirdim. Dudak kenarımdan damla damla kanları görünce gülmeye başladım. Kulağıma çalınan o aykırı ses Bukowski’nin tüm iğrençliği ve kandamlaları. Yine o muhteşem üçgen. nsanı insan yapan tüm duygularıyla yaşadıklarını ve yaşamak istediklerini kimi zaman düşsel bir avuntuyla mistik bir anlatımla karlayan şair hiçbir sözcüğü haybeye söylemeyerek ve altında kaç anlam yatarsa yatsın keskin diliyle anlatarak düş penceremizi aralar. Ve bizi daha önce bakmadığımız belki de boyumuzun yetmediği bir pencereden kendimize bakmamızı sağlar. Deniz Pınar’ı o yapan şey karmaşanın ve kaosun şiirini, anın üstünlüğünü ve geçmiş pişmanlıkları damarımıza ustaca zerk etmesidir. Okurken muhakkak kendi ayak izlerinize rastlayacağınız bu kitapta Deniz Pınar ı değil, onun insanlara bakışını tüm çıplaklığıyla hissedeceksiniz.

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Murat Mesut
  • Yusuf Araf
  • Biaksiyel
  • Aysun Çelik

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%75 (3)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%25 (1)
3
%0
2
%0
1
%0