Geri Bildirim

Yatar Bursa KalesindeNazım Hikmet Ran

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.608
Gösterim
Adı:
Yatar Bursa Kalesinde
Alt başlık:
Şiirler 4
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
224
ISBN:
9789750803765
Kitabın türü:
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Türk şiirinin çizgisini değiştirmiş, çok yönlü, evrensel boyutlu bir şair ve yazarın bu basım için yeniden gözden geçirilmiş, kaynak metinler esas alınarak düzeltilmiş "külliyatı"...
(Arka Kapak)

Yeni Sanat
Döndü
Bin bir volt bin bir amperle döndü motör
Kudurmuş bir rüzgar gibi vantilatör
Koptu avarasından...
Girdi
Çelik yaylı aklımın son kafasından...

Hey 
Hey
Yeni sanatın makinalaşan şaheserini
Kuş sütüyle beslenen kuş kafana sığdırmazsan
Eski sanatın kadın kokan şiirlerinde bulamazsın
Üç kat nasıl patlatan avuçlarımın zahmetini!
(Kitabın İçinden)
Nazım Hikmet’in 1929-1935 yılları arasında yazdığı ama sağlığında yayımlanan kitaplarına almadığı şiirlerinin yanında 1937-1951 yılları arasında yazdığı ama sağlığında kendi derlediği (ve ancak ölümünden sonra basılabilen) kitaplarına almadığı şiirleri bu kitapta toplanmış.

Nazım’ın okuduğum ilk eseri olma özelliğini taşıyan bu kitabı Fazıl Say’ın bestelediği, Genco Erkal’ın seslendirdiği “Yaşamaya Dair” adlı Nazım Hikmet şiirine hayranlık duyduğum için aldım.

Şiirseverlerin başucu kitabı olmalı. İnsanların Facebook sayfasında paylaştığı çoğu şiir bu kitapta yer alıyor diyeyim de, nemalanın .p
Nazım Hikmet namı diyar "Mavi Gözlü Dev"

"O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan bir ev."

Bu şiiri kitapta yer almasa da yazarı tanımlamada çokça kullanılan bir şiir. Aynı zamanda beyazperdeye ilham kaynağı olmuştur.

Edebî kişiliğinin yanında çapkınlığı ile bilinen Nazım, bu eserini sağlığında derlemiş fakat basımı ölümünden sonra gerçekleşmiştir. Eser şiirselleştirilmiş mektuplardan, hapisteki gözlemlerinden ve Piraye'nin mektuplarından oluşmaktadır. Nazim'ın hayatının, yaşama dair bakış acısının, kadınlara verilen haklara ve kadının sürekli ikinci plana atılmasına değinmiştir. Kadını unutmadı ve unutturmadı. Anadoluda gözlemlediği kadın profilini Nazım bu dizelerle anlatmıştır.

"....Korkunç ve mübarek elleri
Ince küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz,
ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen

ve sofradaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp, uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki,
ve karasabana koşulan
ve ağıllarda
Isiltısında yere saplı bıçakların
Oynak ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan

kadınlar
bizim kadınlarımız..."

Kadınların toplumdaki yerini yaşantısını anlatırken "sanki hiç yaşamamış gibi ölen" dizesi, kadın açısından tüm zamanları tanımlıyor. Bunun gibi kadınlara yönelik bir çok şiirini görebiliriz.

Piraye Nazım'a yazdığı mektupların siirsellestirilmesini istememistir. Nazım bunun üzerine Ayşe'den hapisteki eşi Halil'e yazılan mektuplar şeklinde siirsellestirip yayınlamıştır. Hapiste yatan birine verdiği gücün yanında, edebî değerlerine dikkat çekmiştir. Mektuplarda Ayşe küçük kızı Leyla ile yaşadığı evi, komşularını, yanan evleri, gözemlerini anlatır. Yıllar içinde Ayşe'nin ruh hali değişir, hatıralar aklına gelir yaşlanıyor hissine kapılır. Ayse'nin mektubundan;

"Her kadın saçmadır sevdiği zaman
bırak da içimden seveyim seni
açığa vurmadan."

Diğer bir yönü Nazım bütün hayatını büyük bir coşku ve ciddiyetle yaşamış bir adamadır. Şiirleri ile ciddiyet ile yaşadığı hayatını ciddiyetle yazdığı şiirleriyle aktarmıştır dünyaya. Yaşama Dair'de de dediği gibi:

"Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi meselâ,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey
beklemeden
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,"

Bu ölümsüz şiiri Genco Erkal- Fazıl Say'dan dinlemek bambaşka bir tad.

https://youtu.be/SEbsNaWA7-I

Nazım insanlığa bakışı ve dünyanın neresinde olursa olsun, yaşanan zulüm, baskı, iktidar zorbalıkları ve katliamları kendi yaşamış gibi hissetmiş, karşı çıkmış ve bunu devrimci kişiliği ile kült bir ruha çevirip yansıtmıştır.

Sergilediği cesareti ile yasamak zorunda kaldığı hapislik hayatını, ömründen geçen her günün kendisine ve yakınlarına olan yansımalarını şiirinde konu edinmiş ve;

"Kardeşlerim, bu ne biçim iş,
şu dokuz yıldır eli elime değmeden,
ben burda ihtiyarladım,
o orda."

Hapiste geçirdiği günleri, yaşadığı haksızlığı "Ben içeri düştüğümden beri" diyerek akan giden zamanın değiştirdiği hayatları anlatmıştır. Yine Fazıl Say ve Genco Erkal yorumu ile bu eser ilgiyi daha fazla üzerine almıştır.

https://youtu.be/0Mq9Ri8CjMg

Işte böyle hayatını satırları ile bize yansıtan koca bir çınardır Nazım Hikmet. Onun şiirlerini, hayata bakışını burda bir incelemeye sığdırmak mümkün değil. Zira yazar "Zafer aşkın ve hayatındır" derken dolu dolu hayatını hissettirir.

"Yatar Bursa Kalesinde" yazarın hayatının harmanlandığı bir eser. Şiir severler için mutlaka okunması gereken bir yapıt. Mükemmel bir Türkçe, asil bir anlatimı ile Romantik Devrimci şairdir. Ayrıca Tahir ile Zühre, Hoş geldin, Yaşama Dair, Ölçü... gibi bir çok tanımış şiirleri bu eserdedir.

Nazım okuyan kötü olabilir mi hiç. Tanımadığı tüm insanlar için onlarla yaşıyorcasına acı çeken Nazım'ı okumak için kominist olmaya gerek yok insan olmak yeterli.

(Not: kadın hakları ile bildiğimiz Nazım, hayatında olan kadınları ki bu kadınlar eşleri bile olsa kendi aşkları için hiçe sayan biriydi. Aşk için egoist olduğu aşikardır. Tüm bunlara rağmen şiirlerinde aşkı hissetirmekten öteye geçtiği için ramantik şairdir.)

Keyifli okumalar!

Benzer kitaplar

En sevdigim siir kitabidir.
"Dağlardan inip yayılan bu duman
kış dumanı değil artık.
Bak,
çocuk elleri gibi yumuşak olan sisin içinde
gül kütüklerinin aşı bezleri ıslak.
Kapanmak üzre yarası budanmış ağaçların.
Çırılçıplak dallarda uykuyla uyanıklık arası.
Fakat henüz
ne bir filiz
ne bir yaprak.
Cemreler bile düşmedi daha.

Yağmur yağdı bütün gece,
şakır şakır, bir zafer şarkısı gibi yağdı yağmur,
hâlâ da çiseliyor cesur ve sıcak
ve kardeşçesine gülümsiyerek.

Fakat mümkün
hava belki poyrazlar yine,
hattâ kar serpiştirir.
Lâkin bahar,
artık o bir müjdeden de fazla bir şey
lakin bahar geldi demektir."
Hem memleketten insanlar anlatılıyor ,hem kendi şiirleri ,hem karısının mektupları; gerçekten güzel bir harman ,güzel bir düzen. Bu kitap beni her zaman derinden etkilemişti ,ikinci defa okumak ,sabahtan akşama kadar okumak bugüne denk geldi. Açıkçası kitaptan alıntı yapmak oldukça zor. Hepsi birbirinden anlamlı koca bir şiir yığını. Üstelik bazı şiirler daha var paylaşmak istediğim ,ancak o kadar uzunlar ki yazılamıyorlar. Siz en iyisi okumadıysanız bir tane edinin.
Nazım Hikmet Ran'ın bizlere bırakmış olduğu muhteşem şiirlerden oluşan eserlerinden biri. Kesinlikle en sevdiklerim arasındadır. Büyüksün Baba.
Kesemde verecek şeyim
yok. Yüreğimden verdim.
Nazım Hikmet Ran
Sayfa 39 - Yapı Kredi Yayınları 9.Baskı 2011
O, ölümden değil
Ölmekten korkuyordu.
Her şeyden üstün
Her şeyden önce
Yaşamak istiyordu sadece.
Kadınlı
Kadınsız,
Tok
Aç,
Herhangi bir ağaç
Bir kuş
Bir bulut
Bir balık,
Bir bardak su
Bir avuç toprak
Gibi yaşamak...
Ve bu ölmemek
Sadece yaşamak isteyen kaçak
Bir sabah bir çiçek
Bir dalda açarken
Dizildi kurşuna.
Kardeşlerim, bu ne biçim iş,
Şu dokuz yıldır eli elime değmeden,
Ben burda ihtiyarladım,
O orda.
İki elin kanda bile olsa gel.
Sana bir bayrak gibi açacağım içimi.
Dudakların değerken alnıma,
Ben… Hürriyet şarkısı söyliyeyim son defa.
Ölümü bilmiyordu.
Ne Hamlet’i okumuştu, ne Dante’den bir şiir.
Ve yoktu en ufak fikri
kitapların muamması ölüme dair.
İyi günlerimde çok eller uzanır ellerime,
Resmimi, suratımı baş köşeye asarlar...
Fakat demir kapıların her kapanışında üzerime,
Ardında taş duvarların her kaldığım zaman,
Ne arayan beni, ne soran...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yatar Bursa Kalesinde
Alt başlık:
Şiirler 4
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
224
ISBN:
9789750803765
Kitabın türü:
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Türk şiirinin çizgisini değiştirmiş, çok yönlü, evrensel boyutlu bir şair ve yazarın bu basım için yeniden gözden geçirilmiş, kaynak metinler esas alınarak düzeltilmiş "külliyatı"...
(Arka Kapak)

Yeni Sanat
Döndü
Bin bir volt bin bir amperle döndü motör
Kudurmuş bir rüzgar gibi vantilatör
Koptu avarasından...
Girdi
Çelik yaylı aklımın son kafasından...

Hey 
Hey
Yeni sanatın makinalaşan şaheserini
Kuş sütüyle beslenen kuş kafana sığdırmazsan
Eski sanatın kadın kokan şiirlerinde bulamazsın
Üç kat nasıl patlatan avuçlarımın zahmetini!
(Kitabın İçinden)

Kitabı okuyanlar 162 okur

  • İbrahim Yusuf Pala
  • Yudum Duran
  • büşra
  • Ruken Al
  • Almost Honest
  • Sdf
  • fulden ufacık
  • Galip
  • Tuğçe
  • Semra Korkut

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.8
14-17 Yaş
%0.9
18-24 Yaş
%21.1
25-34 Yaş
%38.5
35-44 Yaş
%24.8
45-54 Yaş
%7.3
55-64 Yaş
%2.8
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%50.3
Erkek
%49.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%53.7 (22)
9
%22 (9)
8
%12.2 (5)
7
%7.3 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%2.4 (1)
2
%2.4 (1)
1
%0