Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları

7,5/10  (12 Oy) · 
34 okunma  · 
11 beğeni  · 
855 gösterim
Dostoyevski, 1862 Haziran'ında Petersburg'tan ayrılarak ilk Batı Avrupa seyahatine çıktı. Görünürde Batılı hekimlerin 'sara'sı hakkındaki görüşlerini öğrenmek için çıkmıştı seyahate. Ama başka bir amacı daha vardı: Rusya'yı yoldan çıkardığına inandığı Batılı 'fikirlerin' kaynağını yerinde görmek. Seyahati boyunca pek çok önemli şehri gezdi Dostoyevski: Berlin, Paris, Londra, Floransa, Milano ve Viyana. Bu seyahatten dönüşte kaleme aldığı Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları da, ilk olarak 1863 Şubat'ında, kendi çıkardığı Vremya (Zaman) dergisinde yayımlandı. Dostoyevski'nin bu öfkeli ve alaycı Batı eleştirisini, Nobel ödüllü büyük romancı Saul Bellow'un önsözüyle sunuyoruz.

"Dostoyevski'nin ilk Avrupa yolculuğunun hikâyesi olan bu kitap, büyük yazarın romanlarının da vazgeçilmez konusu olan, Batı'yla aşk ve nefret ilişkisini bütün çıplaklığı ve saflığıyla ortaya koyuyor."
-Orhan Pamuk-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2015
  • Sayfa Sayısı:
    137
  • ISBN:
    9789750518164
  • Orijinal Adı:
    Zimnie Zametki O Letnih Vpechatleniyah
  • Çeviri:
    Ergin Altay
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 4 Alıntı

Ali Yalçın 
21 Nis 14:18 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"İçtenlik her şeyin, gerçek vicdan sezisinden yoksun olmanın bile bağışlanmasına yeter elbette."

Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları, Dostoyevski (Sayfa 115)Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları, Dostoyevski (Sayfa 115)
Ali Yalçın 
21 Nis 14:20 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Tanrının da bildiği gibi, boş kaldığında insanın aklına bir sürü şey gelir."

Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları, Dostoyevski (Sayfa 55)Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları, Dostoyevski (Sayfa 55)
Bengü 
19 Mar 17:26 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kişioğluna akıl, amaçladığı bir şeye ulaşması için verilmiştir. Kilometrelerce yol yürürsün de bir işe yaramaz, boşa taban tepmiş olursun... oysa amacına doğru yürümekteysen yüz adım sonra hayli yaklaşmış olursun ona. Öte yandan, bir adımda ulaşmak istiyorsan amacına, akıl değildir seninki.

Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları, Dostoyevski (Sayfa 72)Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları, Dostoyevski (Sayfa 72)

"Peki ama niçin - dönüp dolaşıp aynı soruya geliyorum evet niçin hala bir şeyden korkuyor gibidir burjuva? Büyük korku vardır sanki içinde. Nedir onu huzursuz eden? Yazarlar, palavracılar mı? Sanmam. İstese bir tekmede topunun tozunu attırır çünkü. Sağduyunun delileri mi? Ama biliyorsunuz, sağduyu gerçeğe yenilmiştir. Dahası var, sağduyulu, bilgili insanların kendileri de günümüzde sağduyunun delili diye bir şeyin olamayacağı, aslında sağduyu diye bir şeyin olamadığı görüşünü savunuyorlar. Soyut mantığın insan yaradılışına uymadığını; insanların, Petrofların, Gustave'lerin mantığının yaşadığını; katıksız sağduyunun hiç var olmadığını, bunun 18.yüzyılın tutarsız, asılsız bir uydurması olduğunu söylüyorlar. Kimden korkuyor öyleyse burjuva?

İşçiden mi? Ama işçiler de ruhsal yönden birer özel mülkiyetçidirler. Bütün emelleri mal mülk sahibi olmak, elden geldiğince çok para biriktirmektir. Doğal özelliğidir bu onların. Doğal özellik dedikleri kolay kazanılmaz. Yüzyıllar süren eğitilmenin, yoğrulmanın sonunda kazanılır. Kişinin ulusal özellikleri öyle kolay değişmez. Birkaç yüzyılda edindiği ruhsal yapısının, kanına işlemiş alışkanlıklarını kolay bırakamaz...Toprak sahiplerinden mi korkuyor öyleyse burjuva? Olamaz. Fransız toprak sahipleridirler. Hem varlıklı, hem kafasız. Yani özel mülkten yana olanların hayal ettikleri en iyi, en hoş mülk sahipleridirler. Yoksa komünistlerden mi korkuyor? Sosyalistlerden mi? Doğrusunu isterseniz, bir zamanlar Fransa'da hayli palazlanmışlardı komünistlerle sosyalistler. Ruhunun derinliklerinde küçümsüyor onları burjuva... Ama gene de korkuyor. Evet onlardan korkuyor işte. Oysa ne var korkacak? Öyle ya, Albe Sieyes ünlü eleştiri kitabında burjuvanın herşey olduğunu söylemedi mi?.. Tiers etat dedikleri nedir? Hiçbir şey. Ne olabilir? Herşey "Onun dediği gibi de oldu. O zamanlar söylenenlerden bir bu sözler gerçekleşti. Yalnızca bunlar kaldı. Sieges'in sözlerinden sonra söylenenlerin tümü sabun köpüğü gibi yok olup gitti ama, burjuva hala inanmıyor sanki...
Burjuva yenilmezliği sürdürüyorsa Sieges'in dediği çıktı demektir. Peki noktası noktasına,kesinkes çıktı demektir. Peki neden huzursuz öyleyse burjuva? Ona karşı duran herşey yenilmiş, dağılıp yok olmuştur. Eskiden, söz gelimi Louis Philippe zamanında hiç de böyle huzursuz değildi. Korkmuyordu da. Oysa o zaman da iktidarda olan o idi. Evet henüz savaş sürüyordu o zamanlar. Düşmanları olduğunu sezinlemiş, haziran barikatlarında tüfekle, kılıçla son dersini veriyordu düşmanlarına. Savaşın sonunda bir de baktı yalnız kendisi var yeryüzünde. Kendisinden iyi hiç bir şey yok. Ülkünün, kendini olduğuna sezinledi birden. Eskiden olduğu gibi, ülkünün kendisi olduğuna insanları inandırmaya çalışması gerekmiyordu artık. En güzel, en kusursuz olarak olanca görkemiyle, gururuyla dikilmeliydi dünyanın karşısına... Ne derseniz deyin, hiç de rahat bir durum değildir bu, üçüncü Napolyon kurtardı onu. Gökten incersine çıktı ortaya, çıkmadan tek kurtuluş gibi, zamanın tek olanağı gibi... O günden bu yana birdi yağda bir eli baldadır burjuvanın. Bu bolluğun ücretini de çok pahalı ödüyor. Herşeyden korkuyor. Özellikle, onun için artık ulaşılacak bir amaç kalmadığı için korkuyor. Elde edebilecekleri elde edince her şeyi kaybetmek korkusu huzursuz etmeye başlar insanı... Burdan şu anlam çıkıyor dostlarını; Her şeyden kim en çok korkuyorsa, o en varlıklıdır, en rahattır... Gülmeyin lütfen. Günümüzde de burjuvanın durumu o değil midir?

(Burjuva üzerine) adlı bölüm

Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları, DostoyevskiYaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları, Dostoyevski