Adı:
Yaz Rüzgarı
Baskı tarihi:
Eylül 2014
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053434061
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Summer Island
Çeviri:
Solina Silahlı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Kalbini nerede bıraktıysan evin orasıdır… Ünlü talk show sunucusu Nora Bridge'in hayatı, basın ve magazin dünyasını alt üst eden bir skandalla cehenneme döner. Kariyerindeki ani çöküşle birlikte meraklı gözlerden kaçan Nora yıllar önce ailesini terk ettiği Summer Adası'ndaki evine dönmek zorunda kalır. Nora'nın, bir komedyen olarak Hollywood'da tutunmaya çalışan küçük kızı Ruby ise annesini yıllardır affetmemiştir ve yaşanan skandalın ardından Nora'nın gizemli hayat hikâyesini yazması için ünlü bir dergiden servet değerinde bir teklif alır. Fakat bu yazıyı yazmak o kadar kolay bir iş değildir. Annesine yardımcı olma bahanesiyle adadaki eski evlerine gelen ve burada hem acı dolu hem de keyifli hatıraların gün yüzüne çıktığı dopdolu bir hafta geçiren Ruby'nin intikam ve öfke dolu hisleri yavaş yavaş durulmaya başlar. Çünkü bir anne ve kızı birbirine kenetleyen bağlar, ne kadar büyük bir felaketle yıpranmış olursa olsun asla kopmayacak kadar güçlüdür…

Geçmişle yüzleşmeden asla mutlu olunamayacağını herkese kanıtlayan Yaz Rüzgârı, Kristin Hannah'nın insan ruhunu ne kadar iyi tanıdığını özetliyor…

"Karakterlerin iç dünyasına Kristin Hannah kadar nüfuz edebilen başka bir yazar bulabilmek çok zor."
-Washington Post Book World-

"Yenilenmek ve tekrar sevebilmek mümkün. Yaz Rüzgârı tüm dünyadaki anne ve kızların kalbini çalacak."
-Tulsa World-

"Kalbin en derin sırlarını elinde tutan Kristin Hannah aşkın ve affetmenin gücünü anlatıyor."
-Tami Hoag-
(Tanıtım Bülteninden)
400 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Okuduğum kitaplar listesine eklenen beşinci Kristin Hannah romanı oldu Yaz Rüzgârı. Yine sımsıcak bir dil, sevilesi karakterler ile buram buram samimiyet kokan bir roman. Romanlarında aile ilişkileri, aşk, arkadaşlık gibi konulara yer veren Hannah, Yaz Rüzgârı'nda temel olarak anne-kız ilişkisini ele alıyor. Bir yazarın birden fazla kitabını okuduğumuzda her zaman bu kitaplar arasında karşılaştırma yaparız. Yaz Rüzgârı, Ateşböceği Yolu ve Gece Yolu kadar olmasa da beni tatmin etti ve beklentilerimi karşıladı.

Ünlü bir talk show sunucusu olan Nora Bridge kendisine aile, arkadaşlık, aşk ilişkileri ile ilgili sorular soran dinleyicilerine yardımcı olurken, kendi kalp kırgınlığına merhem bulamamış bir kadındır. On bir yıl önce eşini ve çocuklarını terk eden Nora'nın hayatı ve kariyeri ortaya çıkan bir skandalla alt üst olur. Bir süre bu olaylardan uzaklaşmak isteyen Nora kendini terk ettiği Summer Adası'ndaki evde bulur. Öte yandan Nora'yı bir türlü affedemeyen küçük kızı Ruby ise ablası ve annesinin ısrarıyla evde Nora'ya eşlik etmeyi kabul eder. Ruby'nin adada kalmaktaki asıl amacı skandalın ana karakteri olan ve basının oyuncağı haline gelen annesi hakkında bir yazı yazarak karşılığında 50 bin doların sahibi olmaktır.

Bazı insanlara ne kadar kızsak ya da kırılsak da içten içe yine onlara özlem duyar yine yanlarında olmak isteriz. Birçoğumuz hattâ tamamımız için anne ve babalarımız söz konusu olduğunda durum böyledir. Onlara karşı hissettiğimiz sevginin ne kadar derin olduğunu anlayabilmek için ağızlarından çıkan bir "kızım, oğlum" sözcüğü yeterlidir çoğu zaman. Bazen de kendimizi bir şeye yıllarca o kadar inandırmışız, o şeyi o kadar çok doğru kabul etmişizdir ki gözümüzün önünde duran gerçekleri göremeyiz ve bu durum yıllarımızdan alır götürür. İşte Yaz Rüzgârı'nda bu tür düşüncelere kapılıp gidiyorsunuz. Güçlü görünmek istemesine rağmen, umursamıyormuş gibi davranmasına rağmen insanın içinde ne tür fırtınaların kopabileceği ve aslında insanoğlunun ne kadar kırılgan, güçsüz olduğu gerçeğini yüzümüze çarpıyor Kristin Hannah.

Kitabı okurken bir yandan da düşündüğüm şey yanımızda olan, onlar tarafından sevildiğimizi sandığımız kişilerin yaptığımız, yapacağımız bir hata ile bizleri ne kadar çabuk yargısız infaz edebileceğiydi. Yaz Rüzgârı'nda bu durum sıkça karşımıza çıkıyor. Bir ailenin oğullarına yaptıkları ve bir kişiyi yücelten basınının yine aynı kişiyi nasıl yerin dibine sokabildiği gerçekleri ile.

Kristin Hannah'ın başarılı birey çözümlemeleri ile roman karakterlerinin iç dünyalarında yaşadıklarını âdeta ben de yaşıyorum. Her zamanki duru, akıcı diliyle herkesin yaşayabileceği sorunları aktaran Hannah her kitabında beni kendisine biraz daha hayran bırakıyor. Umarım en kısa zamanda diğer kitaplarından birini daha okuyabilirim. Kristin Hannah okumak benim için o kadar keyifli bir hale geldi ki hissetiklerimi tam olarak tarif edecek kelimeleri bulamıyor olabilirim. Hepinize keyifli okumalar...
400 syf.
Bir okurun, e-kitap arşivini paylaşması sonucu tanıştım eserle. Hangi okurun paylaştığını şu anda anımsamıyor olsam da, o zaman arşivlerinde bulunan eserleri paylaşan bütün okurlara gelsin edeceğim bu teşekkür.
Teşekkürler...

E-kitap okumak ile yazarlara çok büyük haksızlık yapıldığını savunan fikirlerin yoğunluklu olarak hissedildiği bir platformda hislerimi telaffuz etmek, ince bir buz tabakasının üzerinde yürüyormuşcasına bir izlenim uyandırsa da üzerimde, doğru bildiğinden şaşmaz bir mizaca sahip olduğumdandır, hakikatleri olduğu gibi deşifre etmek.

Ben böyleyim işte!...
Ne eksik, ne fazla! Ruhum da kopan fırtınalar, olduğu gibi dilime yansır. Bazı anlar, kızarım kendime! Her şeyi aleni bir şekilde, beyan etmek zorunda mısın? Ama dil sussa da gönül, susar mı? Hadi gönüle söz geçirdik diyelim, bu sefer de dil susar mı? Birinden biri habire durmadan konuşur, konuşur...

O zaman özgür bırak cümlelerini. Bırak hakkında isteyen, istediği yargıya varsın! Ne eksilir, ne de çoğalırsın. En azından doğru bildiğinden ödün vermemiş olursun, varlığından eksiltmeden...

Hayata dair yapılan hatalardan biridir, konuşamamak! Maalesef konuşmayı bilmiyoruz. Tek bildiğimiz öfkelenmek, bağırmak ve haykırmak! Öfkeli düşüncelerin adaletsiz bencilliğinden yaşansa da bütün bu anlaşılmazlıklar, emin olun ki uygun bir lisanla konuşarak her türlü mevzuların üstesinden gelebiliriz. Yaradılışımızdan kaynaklanan bütün farklılıklarımıza binaen...

Kahramanımız Ruby'de konuşmaz. Ruhunda kopan fırtınalara rağmen! Susar... Gençliğinde canından çok sevdiği annesi, habersizce evi terk etmiş ve bu terk ediliş akabinde, aile tarumar olmuştur. Annesinin sorgusuz sualsiz evi terk etmesine, bir anlam veremez! Tam da annesine en çok ihtiyaç duyduğu bir zamanda terk edilmek ağır gelir, gencecik omuzlarına. Acısını sevdiklerinden çıkarır, canını yakma pahasına da olsa! Canı yandıkça, can yakar. Annesinin evden ayrılmasını, bağışlayamaz. Bağışlamak istese de... Affetmeden unutmak ister. Affetmeden unutabilir mi, bir insan. Unutamayacağını bildiği halde...

Oysa ki, bağışlamak ve affetmek en büyük ihsan. Ruby de acı yaşanmışlıklara rağmen, annesini affetmeyi öğrenebilecek mi? Yazarın okumuş olduğum ilk eseri olmasına rağmen, yazım dili samimi ve içten. Okumak isteyen okurlara tavsiye ederim. Gerçek hayatınızın karmaşasından yorulduğunuzda, zihninizi yormayan eserler iyi gelir.

Yaşadığımız atmosfer de, kötülüklerin olduğu yadsınamaz. Objektif bir bakış açısıyla bakabilirsek eğer, kötülüklerin yanı sıra iyilik ve güzelliklerin de var olduğunu görebiliriz.
O halde iyilik ve güzellikler adına, dünya da ne varsa arta kalan siz değerli okurlara gelsin...
400 syf.
·Beğendi·10/10
Bu yazarın kitaplarının hastasıyım. Çok seviyorum kalemini ve yazar favori yazarlarım arasında. Kitapları ise; tam severek, ağlayarak okuyabileceğim tarzda tam benlik. Bu kitabını da nihayet okumuş bulunmaktayım. Kitabı okumaya başladığımda çok özlediğimi fark ettim. Gerçekten de KRISTIN HANNAH üslubuyla, güçlü kalemiyle, hayat verdiği karakterleriyle tam da sevilesi ve özlenilesi bir yazar bence. Bu romanıyla biz sevenlerine performansını çok güçlü bir şekilde kanıtlamış. Kitaptaki her sayfada emek, içtenlik, profesyonellik var. Yazarın bütün kitaplarını okudum. Umarım daha başka kitaplarını da sevenleriyle buluşturmaya devam eder.
382 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Çok etkileyici ve huzur veren bir Kristin Hannah kitabının daha sonuna geldim. Ben bu kadının kalemine bayılıyorum yahu. Baktığınız zaman değişik bir şey yok gibi ama kitaptaki duyguları size hissettirmesi muazzam bir özellik. Bir de kitaplarının buram buram huzur kokan bir yanı var ki beni en çok çeken şey de bu. Kristin okumak istiyorsanız öncelikle aksiyon, macera, korku gibi beklentileriniz olmayacak. Kristin Hannah bir konuyu işlemeye başlıyor ve o konuda yaşanabilecek bütün duyguları okurun iliklerine kadar işliyor. İnsanların psikolojilerini çok güzel analiz ediyor.
Yaz Rüzgarı kitabında anne ve kızları arasındaki sorunlu ilişkiyi kaleme almış. Nora, iki kız annesi ünlü ve sevilen bir radyocu. Ruby, asi kız. Caroline, evli ve her şey yolundaymış gibi davranmaktan vazgeçmeyen bir kadın. Aynı zamanda iki çocuk annesi.
Nora, kızları çok küçükken evden ayrılıyor ve kızları her zaman annelerini suçlayarak ondan nefret ederek büyüyor. Bu durum, 10 küsür sene sonra Ruby'e bir teklif gelene kadar devam ediyor. 50 bin dolar karşılığında Ruby'den ünlü annesinin geçmişini yazıya dökerek sevenlerinin gözünde düşürmesini istiyorlar. Tabi Ruby de onları terk ettiği için annesinden nefret ediyor ve bu işi hemen kabul ederek çocukluğunun geçtiği  Summer Adası'na gidiyor. Annesiyle yaşamaya başlıyor ve makalesi için annesinden bütün geçmişini öğreniyor. Aslında hiçbir şey bildiği gibi çıkmayınca Ruby'nin bütün öfkesi ve nefreti diner.
Mükemmel bir anne-kız romanıydı. Kristin'in kalemini sevenlere tavsiyemdir. Hem gözyaşı dökmek hem sıcak bir tebessüm etmek isteyenlere de tavsiyem olsun.
400 syf.
·7/10
Klasik Hannah romanı.Aşk , üzüntü ve asla kaybolmayan sevgi ! Eğer aileyi işleyen kitapları seviyorsanız hoşunuza gidecektir.Ağır bir kitap değil , açık dille yazılmış.Yazarın hayranıysanız kaçırmayın derim :)
400 syf.
Kristin Hannah'ın okuduğum ilk kitabı. Ve çok beğendim. Çok gerçekçi çok sade bir dili vardı. Okurken burnumun direği sızladı. Tek kelimeyle bayıldımmm.

Yıllarca konuşmamış anne kızın ve yıllarca konuşulmamış çocukluk aşkıyla yüzleşmenin anlatıldığı bir kitap. Özet yazamıyorum çünkü konu birbiriyle çok bağlı. Kısaca KESİNLİKLE OKUNMALI....
400 syf.
·Beğendi·7/10
Aile , aşk, anne kız ilişkisi , gençlikte yapılan hatalar, pişmanlıklar ...Kendisini bırakıp giden annesine öfkeli olan Ruby nin annesini tanıması .Dağılan aileleri hakkında bilmedikleri. Gerçekleri öğrendikçe annesini sevmeye başlaması . Tabi yıllarca geç kaldığını fark ederek. Annesinin de hataları vardı .
Ve arkadaşının abisi Eric.. Ailesinin hatta çoğu zaman toplumun kabul etmeyeceği tercih yapmıştır. Ama böyle bir şey olsa bile bir aile oğlunun son nefesinde yanında olmaz mı ? Yaşam boyu gorusulmeyebilir ama hayatının son anında ailesini yanında görmek isteyen birinin isteği geri cevrilmemeliydi.
Ve zamanın önemi . yapabileceklerinizi zamanında yapın . Rahat davranıp erteliyoruz ama gerçekten geri dönüp baktığınızda ertelenen zamanın omrunuzden boşa gittiğinizi görüyor sunuz
380 syf.
İlk oluduğum Hannah kitabı, Nora’nın ailesini terk edişindeki gizemi anlamak için o kadar sayfa okuyup, Müge Anlı’daki aile dramlarını da görünce bu muydu dedirten türdendi bence. Yazar Nora yı haklı çıkartmak için bence gereksiz yere kurguyu uzatmış, haklı çıkartmak için
başarılı da olamamış, ben ikna olamadım. Hep Kristın Hannah okumak istemiştim , diğerlerini şimdilik bilmiyorum ama ilk kitap olarak yanlış seçim olduğunu düşünüyorum...
400 syf.
·15 günde·Beğendi·9/10
Anne.... Hannah bu sefer anne kız ilişkisi üzerinden okuyucusunu esir alıyor. Hayatımızın en sağlam duvarı.... Sırtını yaslamak için arandığın duvarın... Ya duvarın yoksa, ya onu hayatından uzak tuttuysan.... İşte bu kitapta hayatımızın en temel duvarının varlığı ve yokluğu anlatılmış....
400 syf.
·6 günde·6/10
Bu kitap için farklı bir yorum yazacağım...
Dünya kimin dünyası... Ben gerçekten istediğim bir dünyada mı yaşıyorum... Yoksa birilerinin istediği ve düzenlediği bir dünyada mı yaşıyorum?
İnsanoğlunun şahsi hırsları gün geçtikçe bu dünyayı daha da yaşanmaz bir hâle sokacak...
Bunu bizden daha ileri bir şehir hayatına daha karmaşık ilişkiler yumağına sahip ve bazı toplumsal aşamaları bizden önce yaşamaya başlamış amerikan toplumunu okuyarak görebiliyoruz.
Sonunda bizde onların geçtiği aşamalardan geçip onlar gibi yozlaşıp bir arayış içine girip tekrar benliğimizi bulmaya mı çalışacağız?...
Modern hayat, modern hayat diye bize dikte etmeye çalıştıkları bir yozlaşma ve insanlıktan uzaklaşmadan başka bir şey değil o zaman...
Kendi kurmak istedikleri sefil düzen için hepimiz birer piyon muyuz?
Hristiyanlar da aynı biz Müslümanlar gibi ezilip ufalanıp dönüştürülüyor.
O zaman biz kimin dünyasında yaşıyoruz?
400 syf.
·10 günde·Beğendi·Puan vermedi
İki kızın kendilerini terkeden annelerini tanımalarını konu ediyor. Yeni tanıştıkları anneleri sayesinde ailelerini, kendilerini, geçmişlerini ve olayları çözümlüyorlar. Skandala konu olmuş annelerinin aslında o ladar da suçlu olmadığını madum yanlarının da bulunduğunu çözmlüyorlar.
Eline geçen şansı tepme. Fırsatlar her ihtiyaç duyduğumuzda karşımıza çıkmıyor.
Kristin Hannah
Sayfa 187 - Pegasus Yayınları
Akşam haberlerinin bir sürü iç karartıcı olaylarla dolu olduğu bir dönemde yaşıyoruz.
Kristin Hannah
Sayfa 363 - Pegasus Yayınları
Bizi daha iyi birine dönüştürecek doğru bir yol bulduğumuzda o yola sapmalıyız.
Kristin Hannah
Sayfa 185 - Pegasus Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yaz Rüzgarı
Baskı tarihi:
Eylül 2014
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053434061
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Summer Island
Çeviri:
Solina Silahlı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Kalbini nerede bıraktıysan evin orasıdır… Ünlü talk show sunucusu Nora Bridge'in hayatı, basın ve magazin dünyasını alt üst eden bir skandalla cehenneme döner. Kariyerindeki ani çöküşle birlikte meraklı gözlerden kaçan Nora yıllar önce ailesini terk ettiği Summer Adası'ndaki evine dönmek zorunda kalır. Nora'nın, bir komedyen olarak Hollywood'da tutunmaya çalışan küçük kızı Ruby ise annesini yıllardır affetmemiştir ve yaşanan skandalın ardından Nora'nın gizemli hayat hikâyesini yazması için ünlü bir dergiden servet değerinde bir teklif alır. Fakat bu yazıyı yazmak o kadar kolay bir iş değildir. Annesine yardımcı olma bahanesiyle adadaki eski evlerine gelen ve burada hem acı dolu hem de keyifli hatıraların gün yüzüne çıktığı dopdolu bir hafta geçiren Ruby'nin intikam ve öfke dolu hisleri yavaş yavaş durulmaya başlar. Çünkü bir anne ve kızı birbirine kenetleyen bağlar, ne kadar büyük bir felaketle yıpranmış olursa olsun asla kopmayacak kadar güçlüdür…

Geçmişle yüzleşmeden asla mutlu olunamayacağını herkese kanıtlayan Yaz Rüzgârı, Kristin Hannah'nın insan ruhunu ne kadar iyi tanıdığını özetliyor…

"Karakterlerin iç dünyasına Kristin Hannah kadar nüfuz edebilen başka bir yazar bulabilmek çok zor."
-Washington Post Book World-

"Yenilenmek ve tekrar sevebilmek mümkün. Yaz Rüzgârı tüm dünyadaki anne ve kızların kalbini çalacak."
-Tulsa World-

"Kalbin en derin sırlarını elinde tutan Kristin Hannah aşkın ve affetmenin gücünü anlatıyor."
-Tami Hoag-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 232 okur

  • Nehir
  • Elif ÇELİK
  • Gamze
  • Canan Şengül
  • Şebnem Toprak
  • deniz
  • Blue
  • Aylis Oğuz
  • Hülya kara
  • Fatoş Çetiner

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.7
14-17 Yaş
%9.5
18-24 Yaş
%17.6
25-34 Yaş
%25.7
35-44 Yaş
%29.7
45-54 Yaş
%10.8
55-64 Yaş
%4.1
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%93.8
Erkek
%6.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%32.8 (22)
9
%19.4 (13)
8
%16.4 (11)
7
%19.4 (13)
6
%10.4 (7)
5
%1.5 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0