Yazın Sanatı ve Yaratıcı Yazarlık

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.134
Gösterim
Adı:
Yazın Sanatı ve Yaratıcı Yazarlık
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059878128
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Zen in the Art of Writing
Çeviri:
Deniz Kurt
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altıkırkbeş Basın Yayın
Baskılar:
Yazın Sanatı ve Yaratıcı Yazarlık
Zen in the Art of Writing
Ray Bradbury, Mars'tan getirdiği parçaların üzerinde bulunan garip simgeleri bu sefer bizler için çözümlüyor.
Yazın hayatı boyunca moral bozucu ve keyif verici birçok uçuk kategoriyi bir araya getirme becerisiyle bizleri karşılayan Bradbury, " canavarlar, iskeletler, sirkler, karnavallar, dinazorlar ve Mars " arasındaki bağlantıları nasıl kurduğuna ilişkin ipuçlarını, herkesi aynı kuşku tüneline bindirerek anlatıyor. Her gün en az bin sözcük yazamadığımız bir yaşamdan en fazla ne bekleyebiliriz ki ?
(Tanıtım Bülteninden)
152 syf.
·30 günde·Beğendi·8/10 puan
Ray Bradbury'nin yazarlık tecrübelerini kısmen öğüt mahiyetinde okuyuculara aktardığı güzel bir kitap çıkartmışlar. Bradbury'nin farklı zamanlarda yazdığı makalelerini bir kitapta birleştirmişler güzel de olmuş. Kendi yazarlık sürecinde neler yaşadığını anlatarak dersler çıkarmamızı bekleyerek bu süreçte yaşadığı zorlukları ve güzellikleri anlatmış. Yazar olmak istiyorsanız şunları şunları yapmanız gerekir gibi kesin tahlilleri yok tabi. Ben böyle yaptım isterseniz siz de yapın diyor Bradbury. Bilimkurgu camiasının mihenk taşlarından birisi olan Bradbury'den öğütler almak da heyecan verici bir tecrübe oldu, sohbet eder gibi anlatıyor yazar size. Yazma iştahı doğuran bu kitabı yazmayı seven herkese öneririm. Kitaplarla kalın...
Özgür
Özgür Yazın Sanatı ve Yaratıcı Yazarlık'ı inceledi.
152 syf.
·10/10 puan
Yazmak aslında her defasında yeniden icat etmektir. Yeni ve farklı fikirler doğmalı insanın aklında. Bir fikirden yüzlerce taze filiz çıkmalı. Bu için nasıl olacağı konusunda ilham verici bir kitap okumak istiyorsanız Fahrenheit 451' in yazarı bize keyifli bir kaynak sunuyor
152 syf.
·5/10 puan
Bir arkadaşımın hediyesi olan kitabı Amerikalıların fastfood kültürü misali iki saatte okuyup bitirdim. Peki ne tortu kaldı hafızamda? Bitirdiğimde uyuyakalmışım ve şimdi uyandığımda kahve eşliğinde birşeyler yazmaya çalışıyorum.

Ünlü #fahrenheit451 'in yazarından daha önemli şeyler bekliyordum belki de. Son yüzyılın süper gücü ülkesinin yazarları da yapıtlarından görüleceği üzere hemen her şeyi basite indirgeyip açıklama getirme ve başarılarının sır değil gayet basit sebepleri olduğunu belirtme hastalıkları var. Geçen yy sonunda başlayan bu süperleşmeyle dünya edebiyatına el atma oyunları, tüm kişisel gelişim kitaplarının söz birliği etmişçesine çıktığı bu aynı kaynağın bizleri benzer, robotik (bilimkurgu!) insanlara dönüştürme çabalarını beraberinde getiriyor.

Elbette #edgarallanpoe #williamfaulkner veya biraz #johnsteinbeck istisnadır belki ama kökeni olmayan veya karışık federal bir ülkenin yine aynı kıtada fakat benzer Latin ülkeler kadar (meksika, brezilya, Arjantin hatta Kolombiya) derinlikli edebiyatı olamaması şaşırtmıyor beni. Edebiyat her ne olursa olsun hala bu süper güç tarafından ele geçirilemedi veyahut savaşıyor.

Kitaba gelirsek; gayet samimi ve akıcı bir dille yazılmış kabul, ancak " şunları yaparsan iyi yazar olursun" diyebilmek kadar BASİT değildir bu iş. Aynı popüler kişisel gelişim kitaplarının dediği gibi, mistik havada fakat hepimizin bildiği şeyleri pazarlaması gibi. Orijinal bir fikir bulunup (ki Silikon Vadisini asla yadsımıyorum:) üzerine basit kurguda metin uydurulup ( #fahrenheit451) serbest piyasaya sürülmesi gibi...

Bir hikayeci ve yazarlık hevesinde biri olarak kitap benim için, Knut Hamsun, Marguarite Duras, Adana Binyazar hatta Necati Mert 'ın yazmak üzerine eserleri gibi bile değil. Edebiyat veya tüm sanatlar Fastfood tarzı çabuk pişirilip tuketilecek şeyler hiç değil.
149 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Yeterli doygunluğu verecek diye kaydırmakla bitmeyecek bir incelemeye yazmayacağım. Söyleyeceğim tek cümledir:

"Kitaplardan oluşan bir ilk yardım çantası olsaydı, seni de o çantaya koyardım."
152 syf.
Yazarların eserlerini oluştururken nasıl yazdıklarını hep merak etmişimdir. Eserlerin arka planda, mutfaktan nasıl çıktığı önemli bence. Çünkü beslendiğimiz fikirlerin oluşumuna biçim veren etkenler yer, zaman ve ruh durumu,.. Bu eserde yazar, yazmadan önceki teknik hazırlığını ve ilham durumundan, kendine has prensibinden bahsetmiş. Hoş bir kitaptı.
Sükûnet
Sükûnet Yazın Sanatı ve Yaratıcı Yazarlık'ı inceledi.
152 syf.
·2 günde·7/10 puan
Bir milenyum geri gidesim var. "Havam caka satıyor."

Bu başlığı atmamda ki gayem cok daha eğitici bir kitap düsturu beklerken, daha egolu bir ortamda bulunmam hiç hoş olmadı. 120 sayfa boyunca yazmış olduğu eserleri hangi koşullarda yazdığını anlatmış diyeceğim-de onu da diyemiyorum. Yazma hikayesini anlatmışş.. Yazarlığında ki hikayeden, acaba "hikaye kitabı mı okuyorum"diye bir kuşku bıraktı aklımda.

"Ray'den yazarlık hayatı" başlığı daha uygun olurdu.


Söyleyeceklerim bu kadar.

Dipnot:Fahrenheit 451 yazarı sen olamazsın!..
151 syf.
·193 günde·Puan vermedi
Uzun süredir kısa kısa okumakta olduğum bu eseri bir çırpıda ve en baştan başlayarak okumayı arzu ettiğimde bu kararımı istikrarlı bir şekilde yürütebileceğimden emin değildim. Ancak ilk 50 sayfada bu kararımda devam edebileceğimi anladım.

Kitapları incelerken yeni benimsediğim yöntem; okuduğum parça hakkinda yorum yaparak ayrıntıları kaçırmadan kitabın her yerine ulaşarak bir inceleme yazmak. Bu sebeple her paragraf kitabın bir parçası olarak degerlendirilebilir...

Her yazın hayattan doğmalı. Kaynağı insanin geçmişi geleceği hayalleri ve bir yerlerde gizlenen bastırılmış düşünceleri olabilir... Serbest çağrışımla dökülen kelimeler zenginleştirilmeli duygu libası giydirilmeli... Ruhsuz kelimeler dayanaksız fikirler gibidir aslında...
Aselay
Aselay Yazın Sanatı ve Yaratıcı Yazarlık'ı inceledi.
152 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Beylikdüzü kitap fuarında öylesine bakınırken çok sevdiğim Altıkırkbeş yayınları standında karşıma çıkan müthiş kitap! Serinin tüm kitaplarını aldım ve yazılarıma katkı sağlayacaklarına şimdiden eminim. Yaklaşık 150 sayfalık kitabın başından sonuna kadar teknik bilgiler ve Bradbury'nin kendi yazarlık hayatından aktardıklarıyla karşı karşıya kalmanın bu kadar eğlenceli olacağını düşünmezdim.
152 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Fahrenheit 451 in yazarı Ray Bradbury' nin kendi yazım tekniklerini anlattığı bir kitap içerinde güzel öneriler bulunuyor. Kendisinin yazmış olduğu eserlerin nasıl ortaya çıktığını anlatmış. Mars Yıllıkları adlı kitabını da merak ettim bu sayede o da alınacaklar listesinde artık. Yazma işine deneme ile başlayıp asla pes etmeyerek en iyisini yazana kadar devam etmemizi öneriyor. Belli mi belki bir gün bende bir şeyler yazarım.. Bu yayinevini ilk kez okudum bayağı beğendim içeriğini, kalitesini. Daha fazla şans verip okumalıyım.
152 syf.
·3 günde·7/10 puan
İlk iki bölüm yazmak isteyen hevesli okur için gerçek bir reçeteydi fakat bölümler ilerdikçe Ray Bradbury’nin kendi yazın hikayesine odaklandı. Keyifli bir monolog gibi akıyor kitap. Amacım Ray Bradbury ile sohbet etmek değildi ama sıkılmadan okudum. Üstelik bilimkurgu okumam, sevmem buna rağmen çok hızlı okudum.
152 syf.
·Puan vermedi
İyi yazabilmenin ilk şartlarından biri olarak düşünmemeyi tavsiye ediyor Ray Bradbury. Çalışmak bir diğer tavsiyesi. Kendi yazarlık serüveninden örneklerle perçinliyor yazarlık yolunda gidenlere verdiği öğütleri.
“Bir yazara verilebilecek en büyük ödül nedir? Biri yüzünde parlayan bir içtenlik, gözlerinde sıcak bir hayranlıkla sana koşar ve bağırır: ‘Şu yeni hikâyeniz güzeldi, çok güzeldi!’
İşte, sırf bunun için yazmaya değer.”
Ray Bradbury
Sayfa 127 - Altıkırkbeş Yayın
Meğer ciddi ciddi ucuz roman yazıyormuşum da farkında değilmişim. Sonradan adını ‘Fahrenheit 451’ olarak değiştirdiğim ‘The Fire Man’in ilk taslağını yazmak 1950 baharında hepsi bozuk para olmak üzere dokuz dolar seksen sente patladı.
Los Angeles’taki California Üniversitesi kütüphanesinin bodrum katındaki bir yazı odasında düzgün sıralar halinde eski model Remington veya Underwood marka daktilolar diziliydi. Daktiloların yarım saati on sentti. Parayı atıyor ve saatin tik takları eşliğinde yarım saat dolmadan bitsin diye yazıyordum. Böylece tuşlara abanmak için iki kat motivasyonum oluyordu. Vakit gerçekten nakitti. Romanın ilk taslağını aşağı yukarı dokuz günde bitirdim. 25000 kelimelik bu taslak kitabın son halinin yarısıydı.
Sentlerimi harcıyor, daktiloya kağıt sıkıştığında çıldırıyor (kıymetli vaktim boşa gitti!) ve habire kağıt sokup çıkarıyordum. Bunların arasında üst katı dolaşırdım. Divane aşık gibi koridorlarda rafların arasını arşınlar, kitaplara dokunur, elime alıp sayfalarını çevirerek kütüphanenin özünü oluşturan her şeyi iştahla içime çekerdim. Kitapların yakıldığı bir gelecek hakkında yazmak için mükemmel bir değil mi!
Ray Bradbury
Sayfa 67 - Altıkırkbeş Yayın
“Herkeste bulunan bilinçaltı dediğimiz olgunun yazarlar açısından yaratıcı boyutuna ‘esin perisi’ deriz.
Bunlar eş anlamlıdır. Ne ad verirsek verelim, yüceltiyormuş gibi yaptığımız, adına göstermelik mabetler yükselttiğimiz bireyin özü budur. Özgünlüğümüzün esasıdır. Çünkü, dünyadaki herkesi birbirinden farklı kılan, bir deneyimin algılanış, depolanış ve unutuluşunun da dahil olduğu toplamdır.”
Ray Bradbury
Sayfa 38 - Altıkırkbeş Yayın
Yapmamak ölmektir,
Veya yan gelip yatmak ve yan çizmek
Bir gün yaparım diye.
Bırak şimdi bunları!
Boş kalır yarınlar
Eğer boyamazsa insan onu varlıkla
Rengarenk bakışıyla.
Bedenin yönetsin zihnini
Köre rehberlik eden köpek gibi;
Öyleyse uygula ve tekrar et,
Ruh-kalbinin evrenini bulana dek,
Gitmek/görmek daima sonuç verir,
Unutma: Yapmak olmaktır.
Ray Bradbury
Sayfa 149 - Altıkırkbeş Yayın
“Gerçek sürattedir. Ne kadar hızlı içini dökersen, ne kadar çabuk yazarsan o kadar dürüstsündür. Düşünce ise tereddüttedir. Bekledikçe yakalamak için tuzak kurmaya değer tek tarz olan gerçeğin ta kendisi dışında bir şeyler tutturma çabaları başlar.”
Ray Bradbury
Sayfa 23 - Altıkırkbeş Yayın
“Başta kendinize haftada bir, senede elli iki hikâye yazma hedefi koyun. Bu mecrada ustalaşana kadar yazdığınız birçok şeyi atacak veya yakacaksınız. Şimdiden başlayın da bunlar aradan çıksın.
Ben eninde sonunda niceliğin nitelik getireceği kanaatindeyim.
Nasıl mı?
Michelangelo, da Vinci, Tintoretto milyonlarca eskizle nicelikten niteliğe, yani tek bir eskize ve ardından harikulade yetkin güzel portre ve manzaralara ilerlediler.
İyi bir cerrah binlerce, onbinlerce vücut, doku, organ keserek nicelik sayesinde niteliğin önemli olduğu aşamaya hazırlanır, ta ki bıçağının altına bir canlı yatana kadar.
Bir atlet yüz metrelik koşu için kilometrelerce koşar.
Nicelik deneyim kazandırır. Nitelik ancak deneyimle olur.
Önemli önemsiz tüm sanat dalları işe yaramaz eylemleri bertaraf edip özlü ifadelere ulaşmak üzerine kuruludur.
Sanatçı neyi dışarıda bırakması gerektiğini öğrenir.
Cerrah doğrudan sorunun kaynağına yönelmeyi, vakit kaybı ve komplikasyon riskini ortadan kaldırmayı bilir.
Atlet gücünü nerede harcayıp nerede saklayacağını, hangi kası kullanması gerektiğini öğrenir.
Bir yazar neden daha farklı olsun ki?
En büyük marifeti daima ne yazdığı değil, neyi yazmadığıdır, gitmek istediği yolu basit ve net duygularla ifade edebilmesidir.
Sanatçı o kadar ağır ve çok çalışır ki, sonunda parmak uçlarının kendi beyinleri ve hayatları olur.
Ray Bradbury
Sayfa 129 - Altıkırkbeş Yayın

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yazın Sanatı ve Yaratıcı Yazarlık
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059878128
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Zen in the Art of Writing
Çeviri:
Deniz Kurt
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altıkırkbeş Basın Yayın
Baskılar:
Yazın Sanatı ve Yaratıcı Yazarlık
Zen in the Art of Writing
Ray Bradbury, Mars'tan getirdiği parçaların üzerinde bulunan garip simgeleri bu sefer bizler için çözümlüyor.
Yazın hayatı boyunca moral bozucu ve keyif verici birçok uçuk kategoriyi bir araya getirme becerisiyle bizleri karşılayan Bradbury, " canavarlar, iskeletler, sirkler, karnavallar, dinazorlar ve Mars " arasındaki bağlantıları nasıl kurduğuna ilişkin ipuçlarını, herkesi aynı kuşku tüneline bindirerek anlatıyor. Her gün en az bin sözcük yazamadığımız bir yaşamdan en fazla ne bekleyebiliriz ki ?
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 98 okur

  • Seyfi Bozçelik
  • Courage dear heart
  • hikmet NOUR
  • Cihan Kam
  • luvi
  • Burak Bilici
  • REYHAN HARPUTLU
  • n.
  • Betül
  • Toykalem

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.3 (10)
9
%10.5 (4)
8
%26.3 (10)
7
%23.7 (9)
6
%7.9 (3)
5
%2.6 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0