Yazmalı Defter

·
Okunma
·
Beğeni
·
666
Gösterim
Adı:
Yazmalı Defter
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
94
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059315685
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alakarga Yayınları
Yazmak, dünyanın sırlarını keşfetme dürtüsünden kaynaklanabilir. Bildiğiniz gibi, insanlık bu işe bütün ömrünü adamıştır; gezip dolaşmak, keşfedip ele geçirmek, sonra da başka bir yeri yine ele geçirmek. Dünyanın keşfedilecek sırrı mı kaldı, demeyin. Bütün bu olup bitenlere rağmen, dünyamız hâlâ sırlarla doludur. Gerçi bana kalırsa, bu kadar keşif yeter; insanın artık durup boş ve sessiz manzarayı izlemesi yeğdir. Gerçekten, kimi zaman, artık bilmediklerimizin gelip bizi keşfetmeleri gerektiğini düşündüğüm olur.
94 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Faruk Duman'ın yeni kitabı bir öykü kitabı değil, bir deneme kitabı. 43 bölümden oluşan kitabında Faruk Duman yazı nedir, yazar neden yazar ve edebiyatın amacı nedir, sorularının etrafında döne döne önümüze çok güzel düşünceler koyuyor.

Duman'ın edebiyatı bir ormanda yaşayan imgelerden oluşuyor. Bir dil işçisi olarak yazarın bize gösterdiği, ya da işaret ettiği bütün imgeler, bütün gerçekler veya bütün hayalleriyle onların taşıyıcı, yüklenicisi olan kelimelerin tamamı bu ormanın inşası için gayret gösteriyor. Bu orman; hayvanların hayvan, insanların insan, ağaçların ağaç olduğu bir yer olabildiği gibi, her birisinin başka birşeye ya da kimseye de dönüşebildiği bir dil ormanı; seslerin, fısıltıların; avcıların ve avların birbirine karıştığı bir mekân burası. Yazarın kalemi gibi bu orman da iç içe geçmiş, birbirine dolaşan sakinleriyle bize hem gerçek olanı anımsatıyor hem de gerçek olmayanı düşündürüyor.

Faruk Duman'ın son eseri işte bu anlamda onun dil ormanının tadına varabilmiş herkes için bir soluklanma arası gibi; oturup okunmuş olan bütün eserler, okunan bütün yazarlar ve her zaman hayatımızın bir parçası olan "neden edebiyat var?" sorusunun cevabını sindire sindire okumak ve anlayabilmek için bir vesile, bize uzanan bir şefkatli el, bir açıklama gayreti içeriyor.

Kitabın başında, ilk bölümde önümüze bir düşünürün sözü çıkıyor: "yazmak, ölmek gibidir biraz". Sonra yazar ekliyor: "ama daha az yalnız ölmek". Kitabın tamamı bütün yan yolları ve diğer fikirlerle beraber aslında bu tema üzerinden sürüyor. Bir inşa gayretiyle yazan yazar kurduğu evreni savunur, bu savunma hem bir öz savunmadır, hem de kurulan dünyanın savunmasıdır, diyor Duman. Peki bu evren inşası nasıl başlar? Bir nesneyle. Duman bu noktada kendinden örnek veriyor: bulduğu bir konserve kutusunu atmayarak onu kendi haline bırakıyor, ondan kendi hikâyesini anlatmasını bekliyor ve bu sırada, o nesne başka birşeye dönüşüyor: yani yazarın inşa etmeye çalıştığı evrende bir başka şeye, şeylere işaret edecek bir vesileye, bir aracıya dönüşüyor: yani, Duman özelinde, onun ormanında bir ağaca, öldürmekle hayat bulan bir avcıya, ya da nesli tükenmiş bir parsa dönüşüyor.

Yazmak ölmek gibiyse de biraz, "yazmanın ölüme direnmenin bir yolu olduğu önermesini de pek önemsememiş oluyor"uz biraz, oysa ölümle yazmak arasında bir bağlantı kurulabilir mi? Ölümle giden herkes, ve varolan herşey ve nesne aynı yazgıyı paylaşır: "yazılarımızı kendimizle birlikte sonsuz boşluğa armağan ederek bu dünyadan çekip gideriz". O halde "dünyanın canlı ya da cansız nesneleri üzerine kalıcı hesaplar yapmanın hiçbir anlamı yoktur", "asıl mesele, kalanlara güzel ölümle birlikte, belki onların da böyle bir ölümü tercih edeceklerini düşünerek bir nesne bırakmaktır". Yazar, yazmakla yaşamını sürdürmek arasındaki sıkı ilişkiyi devam ettirir. Onun yazmak dışında başka bir seçeneği yoktur, bu anlamda yazmak, " köşeye sıkışmış insanın tepkisidir". İşte bu yüzden yazar hikâye anlatır ya da dinler, bu onun için bir "kurtuluş yöntemi"dir: "Daha az yalnız ölmek için bundan daha iyi fırsat bulunamaz". Daha az yalnız ölmek için çabalarken aslında yazarın amacı " okurun daha güzel ölmesini sağlamaktır", çünkü "iyi bir okur, öldüğü zaman, aklının bir yerlerinde hep canlı cümleler bulur". O kelimelerin kaybolup gitmeyeceği kesin gibidir; zira "iyi edebiyat bozulmaz". "Okur, ölüm günü geldiğinde, Azrail gelip kapıyı çaldığında yalnızca kendi yaşamının görüntülerini izlemez. Meşhur film şeridinin içinden Anna Karenina da geçer. Ya da, onun zihninde kim yer ettiyse artık; Raskolnikovlar, İnce Memedler, Murtazalar..." İşte bu yüzden, "okuyanlar, okumayanlara oranla daha güzel ölürler".

Yani, yazarın nesnelerinin içine dalarak o hikâyeye, öyküye kendini bırakan bizler, bir sarhoşlukla, bir baş dönmesiyle debelenip durulur ve kendimizi o ormanda, o parsın, ağaçların arasında, herşeye ama herşeye sırnaşan sisin içinde buluruz. Kimleri unutamıyorsak okudukça, kimlerin adını anıyorsak, ölümümüz güzel olabilsin diye bu çamurlu, korkutucu dünyada, onların ölümleriyle ve masumiyetleriyle de sarınıp daha güzel ölmeye çalışırız. Demem o ki; bunca zamandır, Gusev okyanusun diplerine doğru iniyorsa usul usul, Martin Eden okyanusun bir yerlerinde sessiz sedasız hakikate bakıp herşeyden vazgeçiyorsa; Gabriel, Greta'ya sarılıp camlara vuran karların minik seslerini dinleyerek uykuya dalıyor ve kar bütün İrlanda'nın ve mezarların üzerine yağıyorsa, Zeze de Portuga kadar bir gölge olduysa çoktan, sevilesi Çehov karakterleri merhametle, sevgiyle bize tebessüm ediyorsa hatıralarımızın kenarından köşesinden, ve koca bir ömür bir vâveyla gibi boşluklara salınıp bitirildiyse, bütün bahçe evlâtlarla, bütün hafıza kaybolup gidenlerin güzel ve aziz hatıralarıyla doluysa ve her biri, tek tek özleniyorsa, o zaman ben de rahatça güzel öldüğümü söyleyebilirim. Ölürken Faruk Duman'ın ormanına ait olabildiğimi bilmek, ve orada bir küçük kovuk bulabilmek, sis herşeyi hepimizi örtüp yukarılara, o güzel canlı dallara doğru yükselirken sevdiğim bütün roman ve hikâye kahramanları gibi zihnimden çıkmayan ve güzel ölene dek çıkmayacak olan o parsın adımlarını duyuyorum ben de; bu ormanda hepimizin kendi güzel ölümünün gerçekleşeceği o âna dek ağır ağır nefes alıp verecek, yakın ya da uzağımızda sevdiğimiz nice güzel dost ve yarenle tebessüm edip, sislerin arasından "iyi ki edebiyat var" diyeceğiz....
94 syf.
·19 günde·Beğendi·Puan vermedi
Öykü kitaplarından tanıdığım bir yazarın deneme alanındaki ilk kitabına başladım. Daha ilk yazıda içeriğini seveceğimi anladım. Keyifle devam etmemi sağlayan ilk cümleler:

Marc Auge , yazmak ölmek gibidir biraz, diyor. Ama daha az yalnız ölmek. Yazmanın yalnızlığı azaltan bir yanı var mıdır? Elbette. Romanın, öykünün kahramanları yalnızca okura değil, yazara da yoldaşlık ederler.
94 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Edebiyat insanı korkutur , bunda, okurun onda bir ayna özelliği sezmesinin payı büyüktür .
Doğrusu , aynaya bakmak cesaret isteyen bir iştir.”
syf 48

Yazmalı Defter, Faruk Duman’ın yazma eylemi üzerine kaleme aldığı denemelerinden oluşuyor.
Yazanların okuyanlardan daha çok şey bulabileceğini düşünüyorum.
94 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Öykü kitapları ödül almış olan yazarın deneme türünde yazdığı bir kitap. Bu kitapla yazarın kalemiyle tanışmış oldum. Kitap ince ,bölümler halinde yazılmış , akıcı ,anlatım açık ve anlaşılır ,birkaç saatte okunacak bir tür. Ben kitaplarından farkli bir anlam çıkarmıştım fakat deneme konusu tamamen yazı nedir , neden yazı yazarız, edebiyatın amacı , türevleri v.s. gibi konulara bir bakış açısı kazandırmış. Deneme türünü çok severek okumam ama konu itibariyle çok keyif aldım okurken. Dünyaca ünlü yabanci ve yerli yazarlardan da örnekler vermiş. Türü sevenler de çok arası olmayanlar da rahatlıkla.okuyabilirler.
94 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Yazmalı Defter Fatih DURMAN tarafından kaleme alınmış, kısa bir bir oturuşta bitebilen bir deneme kitabı yeni bitirdim. 43 bölümden oluşan bu deneme kitabında DURMAN, yazı nedir, yazar neden yazar ve edebiyatın amacı nedir, sorularının etrafında döne döne önümüze çok güzel düşünceler koyuyor.insan yazarak aslında ne yapar? Önce, hem yazarak hem okuyarak kendi ömrümüzü kendimizce güzel geçirmeye, bu ömrü güzel noktalamaya hazırlanırız.

Kitaptan bazı alıntılar;

“Yazmanın amacı hayatta kalmaktır”

“Yazmak savunmaktır.” 

”Yazmak, köşeye sıkışmış insanın tepkisidir. Orada, gidebileceği başka bir yer yoktur onun. "

“Yazmanın bir amacı da yazarın kişisel dönüşümüdür.” 

”Yazar, toplumsal baskı karşısında, dil aracılığıyla düşünsel özgürlüğünü arayan kişidir"
94 syf.
·Puan vermedi
İnsan neden vardır ve neden yazar, yazmaktaki kastı nedir. kim nasıl ve niçin yazar. Yazmanın ne kadar da önemli bir eylem olduğunu kaleme almıış Faruk duman. her okurun okuması gereken bir eser.
94 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
İnce bir deneme kitabına merhaba diyoruz ve kitabın kapağını açtıktan hemen sonra aşık oluyoruz :) yazıya dair mini denemelerden oluşuyor güzel kitabımız, okudukça bilgilerimiz artıyor. Vaktim olunca bol bol alıntı paylaşacağım :)
Yazmak güzeldir velhasıl okumak da öyle..
94 syf.
·1 günde·7/10
Yazmak hakkında savunduğu savunmadığı birçok konuyu işlemiş yazar bu denemesinde.Çok akıcı örneklerle dikkat çeken bir kitaptı.Aynı zamanda yazarla tanışma kitabım oldu.İnsan neden yazar?Yazmalı mıdır?Yazmak zorunluluk mudur?Yaşar Kemal,Orhan Kemal,Balzac,Edgar Allan Poe,Proust,Stendal gibi birçok yazardan örnekler vermiş .Farklı türde kitap arayaşında olanlar göz atabilir.
94 syf.
·2 günde·7/10
Faruk Duman’la tanıştırdı beni bu güzel kitap. Adından da anlaşıldığı üzere bol yazmalı, bol yazılı bir defter okumuş hissi uyandırıyor insanda. 43 tane mini mini denemeden oluşan kitabın 42. Denemesinde yazar diyor ki ne yazının faydasını anlatıyorum size ne de iyi bir şey olduğuna inandırmaya çalışıyorum.. aslında tam da böyle bir kitap; neden yazarız, nasıl yazarız, yazarsak ne olur yazmazsak ne olur gibi gibi bir çok soruya cevap verirken tadından yenmez örneklerle yazının olmazsa olmazlığını zaten ortaya koymuş oluyor.
Kitabı okurken yazar mutfak masasında oturmuş kahvesini içerken kendi kendine sohbet mi ediyor yoksa eline sopasını almış amfide ders mi anlatıyor ben karar veremedim, buyurun siz karar verin..
94 syf.
·Puan vermedi
Yazar, kitap boyunca neden yazmamız gerektiği üzerine kafa yorar ve bunu çağdaş Dünya ve Türk yazarların üzerinden örnekler vererek açıklamaya çalışır. Neden yazarız? Nasıl yazarız? Yazmanın amacı ve sebepleri? gibi soruları cevaplamaya çalışır. Kısacası okuyan ve yazmak isteyen herkesin okuması gereken bir deneme.
Yazmak bir arayıştır. Kişi neyi nasıl yazmaya çalışırsa çalışsın, kendinden öncekilerin yazdıkları arasında ne biçim Debelenirse debelensin, sonunda kendi dilini aramaya başlamıştır.
Faruk Duman
Sayfa 11 - Alakarga yayinlari 1. Baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yazmalı Defter
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
94
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059315685
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alakarga Yayınları
Yazmak, dünyanın sırlarını keşfetme dürtüsünden kaynaklanabilir. Bildiğiniz gibi, insanlık bu işe bütün ömrünü adamıştır; gezip dolaşmak, keşfedip ele geçirmek, sonra da başka bir yeri yine ele geçirmek. Dünyanın keşfedilecek sırrı mı kaldı, demeyin. Bütün bu olup bitenlere rağmen, dünyamız hâlâ sırlarla doludur. Gerçi bana kalırsa, bu kadar keşif yeter; insanın artık durup boş ve sessiz manzarayı izlemesi yeğdir. Gerçekten, kimi zaman, artık bilmediklerimizin gelip bizi keşfetmeleri gerektiğini düşündüğüm olur.

Kitabı okuyanlar 72 okur

  • Rəşad Natiq
  • Nur ergelen
  • Hüseyin Sabuncu
  • Buse
  • Nagihan Yanık
  • Uğur Ergün
  • Serhat
  • Cihan
  • Begüm Özlem Yaman
  • Yunus ÇİNÇİN

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.9 (7)
9
%18.8 (6)
8
%12.5 (4)
7
%37.5 (12)
6
%6.3 (2)
5
%0
4
%3.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0