Yedikıta - Sayı 073 (2014 Eylül)

·
Okunma
·
Beğeni
·
28
Gösterim
Adı:
Yedikıta - Sayı 073
Alt başlık:
2014 Eylül
Baskı tarihi:
Eylül 2014
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çamlıca Basım Yayın
Sultan İkinci Abdülhamid tarafından otuz yılı aşkın bir zaman saltanat ve hilafet merkezi olarak kullanıldı Yıldız Sarayı. Burası, Dolmabahçe Sarayı gibi tek bir yapı halinde değil; Topkapı Sarayı gibi geniş bir koruluk içine yerleşmiş saraylar, köşkler, idari yapılar ve parklardan oluşmaktaydı. Yıldız Sarayı Abdülhamid Han’ın 1909 yılında 31 Mart Vakası'ndan sonra tahttan indirilmesi üzerine İttihat ve Terakki taraftarlarınca yağmalanmış ve kısmen yakılmıştı. Sarayın makus talihi için bu bir başlangıçtı. Hanedan üyelerinin yurt dışına sürülmesinin ardından, 1924 yılında çıkarılan kanunla saraylar ve kasırlar “milletin malı (!)” sayılmış, yani devlet adamlarının insafına terk edilmişti. Böylece Yıldız Sarayı, günümüze kadar ulaşan hastalıklı bir anlayışın esiri olacaktı: Harap olmaktan kurtaralım, turizme kazandıralım, yabancılara hizmet verecek hale sokalım…

Sarayın, tarihî ve en önemlisi manevî değeri hiçe sayılarak İtalyan yatırımcı Mario Serra’ya gazino ve kumarhane yapmak üzere kiralamasına kimse itiraz etmemişti. Serra, diğer bölümler için hazırlık yaparken ilk olarak Şale Köşkü’nü gazino olarak “İstanbul sosyetesinin ve ecnebilerin hizmetine(!)” açtı. Avrupa’da ilan edilerek daha fazla ecnebiyi ağırlaması düşünülen mekânda dans, içki âlemi ve sefahat uç noktalara ulaşmıştı. Bugün inanması oldukça güç olan bu hadise o devirde gazetelerde ilan edilmiş, açılışını İçişleri Bakanı Mehmet Cemil (Uybadın) Bey ile Belediye Başkanı Muhiddin (Üstündağ) Bey yapmışlardı. Hatta bu sefahate tepki çekmemek için ilk günün bütün oyun hasılatı Darülaceze’ye bırakılmıştı. Özel bir kulüp olarak işletmeye açılan Yıldız Sarayı’nın serencamını Tarihçi-Yazar Ömer Faruk Yılmaz’ın kaleminden, hiç yayınlanmamış belgeleriyle, hayretler içinde okuyacaksınız.

Bu ay, yine birbirinden ilgi çekici yazıları sayfalarımıza taşıdık. Prof. Dr. Ali Birinci, tarihçilik ve yayıncılık adabına dair fikirlerini; Prof. Dr. Fethi Gedikli, günümüzün sembol eserlerinden Darülfünun’u; Belgeselci-Yazar İsmail Kahraman, İran’da “cihanın yarısı” denilen İsfahan şehrini; Dr. Sacit Uğuz bir rüşdiyenin eğitim serüvenini; Tarihçi-Yazar Selman Soydemir kültür dünyamızın önemli isimlerinden Muallim Cevdet’i; Sema Varlı, ülkemizde modern tıbbın temellerinin nasıl atıldığını; Yasin Özkan, Kafkas Kartalı Şeyh Şamil’in esaretten kurtulmasında Osmanlı sultanının yardımını Yedikıta okuyucuları için kaleme aldı. Tecrübe Konuşuyor bölümünde ise ilmî faaliyetleri, akademi ve kültür sahalarındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Feridun Emecen’le kıymetli bir sohbet gerçekleştirdik.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yedikıta - Sayı 073
Alt başlık:
2014 Eylül
Baskı tarihi:
Eylül 2014
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çamlıca Basım Yayın
Sultan İkinci Abdülhamid tarafından otuz yılı aşkın bir zaman saltanat ve hilafet merkezi olarak kullanıldı Yıldız Sarayı. Burası, Dolmabahçe Sarayı gibi tek bir yapı halinde değil; Topkapı Sarayı gibi geniş bir koruluk içine yerleşmiş saraylar, köşkler, idari yapılar ve parklardan oluşmaktaydı. Yıldız Sarayı Abdülhamid Han’ın 1909 yılında 31 Mart Vakası'ndan sonra tahttan indirilmesi üzerine İttihat ve Terakki taraftarlarınca yağmalanmış ve kısmen yakılmıştı. Sarayın makus talihi için bu bir başlangıçtı. Hanedan üyelerinin yurt dışına sürülmesinin ardından, 1924 yılında çıkarılan kanunla saraylar ve kasırlar “milletin malı (!)” sayılmış, yani devlet adamlarının insafına terk edilmişti. Böylece Yıldız Sarayı, günümüze kadar ulaşan hastalıklı bir anlayışın esiri olacaktı: Harap olmaktan kurtaralım, turizme kazandıralım, yabancılara hizmet verecek hale sokalım…

Sarayın, tarihî ve en önemlisi manevî değeri hiçe sayılarak İtalyan yatırımcı Mario Serra’ya gazino ve kumarhane yapmak üzere kiralamasına kimse itiraz etmemişti. Serra, diğer bölümler için hazırlık yaparken ilk olarak Şale Köşkü’nü gazino olarak “İstanbul sosyetesinin ve ecnebilerin hizmetine(!)” açtı. Avrupa’da ilan edilerek daha fazla ecnebiyi ağırlaması düşünülen mekânda dans, içki âlemi ve sefahat uç noktalara ulaşmıştı. Bugün inanması oldukça güç olan bu hadise o devirde gazetelerde ilan edilmiş, açılışını İçişleri Bakanı Mehmet Cemil (Uybadın) Bey ile Belediye Başkanı Muhiddin (Üstündağ) Bey yapmışlardı. Hatta bu sefahate tepki çekmemek için ilk günün bütün oyun hasılatı Darülaceze’ye bırakılmıştı. Özel bir kulüp olarak işletmeye açılan Yıldız Sarayı’nın serencamını Tarihçi-Yazar Ömer Faruk Yılmaz’ın kaleminden, hiç yayınlanmamış belgeleriyle, hayretler içinde okuyacaksınız.

Bu ay, yine birbirinden ilgi çekici yazıları sayfalarımıza taşıdık. Prof. Dr. Ali Birinci, tarihçilik ve yayıncılık adabına dair fikirlerini; Prof. Dr. Fethi Gedikli, günümüzün sembol eserlerinden Darülfünun’u; Belgeselci-Yazar İsmail Kahraman, İran’da “cihanın yarısı” denilen İsfahan şehrini; Dr. Sacit Uğuz bir rüşdiyenin eğitim serüvenini; Tarihçi-Yazar Selman Soydemir kültür dünyamızın önemli isimlerinden Muallim Cevdet’i; Sema Varlı, ülkemizde modern tıbbın temellerinin nasıl atıldığını; Yasin Özkan, Kafkas Kartalı Şeyh Şamil’in esaretten kurtulmasında Osmanlı sultanının yardımını Yedikıta okuyucuları için kaleme aldı. Tecrübe Konuşuyor bölümünde ise ilmî faaliyetleri, akademi ve kültür sahalarındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Feridun Emecen’le kıymetli bir sohbet gerçekleştirdik.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Muharrem Okumuş

Kitap istatistikleri