Yedinci Gün

7,8/10  (192 Oy) · 
548 okunma  · 
122 beğeni  · 
2.346 gösterim
Çizgilerin kürelere, zamanın sonsuzluğa, sonsuzlukların da hayâllere dönüştüğü bir hikâyedir bu. Sıradan insanların sıra dışılığı, bilinen hikâyelerin düşlere dönüşümü, zaafların asîlleşmesi, erdemlerin ardındaki günâhkârlık tüm içtenliğiyle akacak zihinlere. İnsan olmanın en zayıf ve en yüce yanları, bir hikâyenin dokunuşuyla bir kez daha bilinebilir olacak. İhsan Oktay Anar, bu yeni düşüyle sizleri bir kez daha şaşırtacak. Çizgilerde değil kürelerde gezinecek, bilinen zamanların bilinmeyen anlarına yolculuk edeceksiniz. Alışık olmadığınız bu dünyanın kapısından girdiğinizde âşinalık hissedecek, sadeliğin ihtişâmına teslim olmanın rahatlığıyla kendinizi akışta yolculuk ederken bulacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    2012
  • Sayfa Sayısı:
    240
  • ISBN:
    9789750510861
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınları
  • Kitabın Türü:
Zehra Baysan 
03 Haz 2017 · Kitabı okudu · 9 günde · 7/10 puan

İhsan Oktay Anar'ın okuduğum ilk kitabıydı. Kitabın başında, hatta genelinde o kadar çok Arapça-Farsça kelime barınıyordu ki doğruyu söylemek gerekirse böyle devam etmesi halinde kitabı asla bitiremeyeceğimi düşünmeye başlamıştım. Bir yandan kitabı okumaya çalışıyor diğer yandan bilmediğim kelimeleri anlamlarıyla birlikte defterime not ediyordum. Neyse ki kitabın sayfaları ilerledikçe bilmediğim kelimeler de azalmaya, okumam kolaylaşmaya başlıyordu. Kitap; Baba, Oğul, Hayalet olarak 3 bölümden oluşuyor. II. Abdulhamid döneminden başlayıp son bölümde Cumhuriyet yıllarına dair izler taşıyan bu tarih içerikli kitabı anlatımından ötürü olmasa da kurgusundan ötürü beğendim. Ancak romanın ne için yazıldığı konusunda pek bir fikir sahibi olduğum söylenemez. Çünkü yazar, kitabı sanki okuyucuya bir şey anlatmak için değil de şahsi fikirlerini yansıtıp kendisini okumak için yazmış hissiyatı verdi. Haliyle bana da belirli bir kitleye yazılmış gibi gelmedi, yer yer halka atıfta bulunan yazar, aynı şeyi devlet için de yapmıştı. Kitapta tarafı tutulan bir kitle, kesim yoktu. Örneğin, 131. sayfada "Allâhû Teâlâ devletimize, vatanımıza, milletimize zevâl vermesin!" diyen İhsan Oktay Anar, 172.sayfada "Vatanı uğruna yaşayan birine köpek, yine vatanı uğruna ölene de köpek leşi muamelesi yapmak, gâliba bir devlet geleneğiydi." diyebiliyordu. Okurken kitabın birbirinden bağımsız görünen bu üç bölümünün son sayfalarda birbiriyle bağdaştırılması ise kitabı bir bütün haline getirmişti. Okunmaya değer bir eser olduğunu düşünüyorum. Okumak isteyenlere tavsiye ederim.