Yedinci Gün

7,7/10  (111 Oy) · 
351 okunma  · 
69 beğeni  · 
1.512 gösterim
Çizgilerin kürelere, zamanın sonsuzluğa, sonsuzlukların da hayâllere dönüştüğü bir hikâyedir bu. Sıradan insanların sıra dışılığı, bilinen hikâyelerin düşlere dönüşümü, zaafların asîlleşmesi, erdemlerin ardındaki günâhkârlık tüm içtenliğiyle akacak zihinlere. İnsan olmanın en zayıf ve en yüce yanları, bir hikâyenin dokunuşuyla bir kez daha bilinebilir olacak. İhsan Oktay Anar, bu yeni düşüyle sizleri bir kez daha şaşırtacak. Çizgilerde değil kürelerde gezinecek, bilinen zamanların bilinmeyen anlarına yolculuk edeceksiniz. Alışık olmadığınız bu dünyanın kapısından girdiğinizde âşinalık hissedecek, sadeliğin ihtişâmına teslim olmanın rahatlığıyla kendinizi akışta yolculuk ederken bulacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    2012
  • Sayfa Sayısı:
    240
  • ISBN:
    9789750510861
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınları
  • Kitabın Türü:
Yadigar Soydan 
 21 Şub 21:28 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 8/10 puan

İhsan Oktay Anar klasiklerinden biri daha diyebiliriz kısacası. Bilmiyorum ama ben bu yazarın kurgusuna, hayal gücüne, kelimeleri kullanış biçimine hayranım. Aslında kitabı okumadan önce sayfada yer alan incelemeleri okumuş ve kitap hakkında sıkıcı ve anlaşılmaz olduğuna dair bilgiler görmüştüm. Fakat okurken gördüm ki, dil bakımından gerçekten okuduğum İhsan Oktay Anar kitapları arasında,çok rahat anlaşılan bir kitap. Betimlemelerin ve cümlelerin uzunluğu gözünüzü korkutmasın, dikkatli bir şekilde okunduğunda o kadar rahatlıkla anlaşılıyor ki, resmen cümleleri beni mest etti. Seviyorum bu yazarı.
Kitabın içinde sanki birbirinden bağımsızmış gibi görünen kişiler ve olaylar olmasına rağmen, tabiki de kitabın sonunda tüm karakterler bir araya gelerek parçalar tamamlanmış oluyor. Malum ne de olsa bu da yazarın tarzı.. :)

DERYA 
19 May 22:50 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Birşey ne kadar zorsa,seni ne kadar zorluyorsa işte o kadar değerli,o kadar güzeldir...Evet zordun...Evet her babayiğidin harcı değildin...Evet ağırdın...Evet şirazem kaydı...Evet beynimde yangınlar,ruhumda kıvılcımlar çıktı ama hepsine değecek kadar güzeldin,şahaneydin...Sübhanallah,maşallah,alim Allah,estafurullah,mazallah,tövbe bismillah derken birde baktım kitap bitmiş...İlk İhsan Oktay anar kitabımdı...Devamı tabiki gelsin...Yolculuğumuz ömürlük olsun inşallah...Gelsin sıradaki kitaplar...

Ferah 
27 Şub 2015 · Kitabı okudu · 795 günde · Puan vermedi

Yazarın, Suskunlar eserinden sonra merakla alıp okuduğum başka bir romanı...II. Abdulhamid döneminin anlatılmasıyla başlayan roman, cumhuriyetin ilk yıllarının anlatımıyla sona eriyor.

silaes 
 12 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 6/10 puan

238. sayfaya kadar bitsin artık diye direnirken, tam bu sayfanın sonunda ''haydaağğ'' diye tepki vermeme sebep oldu ve sadece kitabın son iki sayfasından zevk aldım.

Okuduğum ilk İhsan Oktay Anar kitabıydı ve bu yazarı okumaya başlamak için ideal bir kitap değildi. ( Benim açımdan.) Çünküsü kısa bir sürede bitirebileceğim kitabı ''bak burda farsça tamlama kullanmış bak bu kelime Fea'il vezni bak burda Fe'ale vezninin ismi failini yapmış diye diye okuyamadım ve bu işle uğraşmak şu an yapmak istediğim son iş. 'Kitabın ilgimi çeken taraflarından birisi ise ''5 dk da kısa dünya tarihi kısmıydı. Dili çok ağdalı. Sevemedim...

Ayşegül BENGÜ 
07 Oca 13:49 · Kitabı okudu · 6 günde · 9/10 puan

Dili yazarın diğer kitaplarına göre oldukça ağır geldi ve zaman zaman koptuğum oldu. Anlayamadığım veya tam kuramadığım bağlantılar yazarın diger kitaplarına göre bu kitabının daha sönük olmasindan kaynaklı değil. Tam tersine daha anlayabilecek kapasiteye erişememiş olmamdandir.

hüseyin ilkand tavşan 
23 Tem 10:18 · Kitabı okudu · 9/10 puan

İhsan Oktay Anar'ın üslübuna uygun şekilde yazılmış bir İhsan Oktay Anar kitabı :)) Önceden yazarın herhangi bir kitabını okumamış olan arkadaşlara uyarı, kitap aşırı Osmanlıca vs. kelime içermektedir!!! İhsan Oktay Anar okurken ben kendimi ingilizce bir roman okuyor gibi hissediyorum çünkü ikisinide kelimesi kelimesine değil genel hatlarıyla anlayabiliyorum, birini İngilizce hakimiyetimin üst düzey olmayışından diğerini Osmanlıca ile alakam olmamasından :)) Dil konusunu geçersek kitap eğlenceli. Biraz karmaşık bir hikayesi olmasına rağmen çoğu kısım akıcı geçiyor. (ahhh bide şu dil sıkıntısı olmasa) Bakmayın öyle ağdalı bir dili olmasına, dili eski bile olsa İhsan Oktay Anar'ın kitapları gayet fantastiğe yakın hatta ciddi anlamda fantastik öğeler barındıran kitaplardır. Spoiler verme korkusuyla kitabın kendisinden ziyade yazarı anlatmış olsam da şöyle ufak bir tüyo vereyim kitapta zaman yolculuğu tadında bir muhabbetten tutun da kitabın özünü oluşturmasa da vampir hikayesine kadar pek çok öğe var ve bunlar Osmanlı Dönemi'nde geçiyor. Yazarı sadece bir kez okuyunca kalitenin tadını alacak ve diğer kitaplarını da okumak isteyeceksiniz.

Zeynep Aydemir 
31 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

İhsan Oktay Anar’ı Puslu Kıtalar Atlası’yla tanıdım. Kaç defa okuduğumu hatırlamıyorum kitabı.

İhsan Oktay’ın en iyi kitabı değil bu. İhsan Oktay’ı daha önce okumamış, okuyup da anlamamış olanların kitabı da değil. Belirtmekte fayda görüyorum; İhsan Oktay Anar'ın kötü kitabı yok. Diğer yazdığı kitaplara göre kötü olanı olabilir o kadar (:

Her şeyden önce dili çok ağır. Eski Türkçe kelimelerden geçilmiyor ki, çok severim ben o kelimeleri. Hani yabancı dil öğrenirken derler ya, “Cümlenin gidişinden kelimenin anlamını çıkar” diye. Öyle okudum kitabı. Kelimelerin çoğunu daha önce hiç duymamış olmama rağmen anlamlarını biliyormuşum gibi rahat rahat okudum kitabı.

Yalnız en büyük hatamı kitabı parça parça okuyarak yaptım. Oysa bütünlüğünün korunması gereken bir öyküydü. Ben sürekli ara verdim, aynı anda ikinci bir kitabı okumaya çalışmak gibi bir hataya da düştüm. Mundar ettim caanım kitabı. O yüzden diyorum ya, bir kere daha okumam lazım.

Semih K 
01 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Kitabı okurken beni görüp merak eden arkadaşlarıma kitaptan bir paragraf okuduğumda dilinin fazla ağır ve sıkıcı olduğu yorumlarını bol bol duydum. Ancak bu kitabın beni en çok çeken tarafı eski gibi görünen anlatımın yanında modern bir sürrealist roman izlenimi vermesi. Kitabın başını, sonunu veya amacı gibi konuları düşünmeden okunulması gereken bir roman. Çünkü bu konularda sizi doyuma ulaştırmayabilir.

Müjgan Şahin 
22 Oca 00:18 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yazarın ilk romanı Puslu Kıtalar Atlası'nı okuyup hayran olmuş bir okuyucu olarak Yedinci günü büyük bir hevesle okudum ama ilk kitabı kadar beğenmedim.

okuryazar 
16 May 10:33 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Uzun zamandır kitaplıkta bekliyordu yedinci gün... elime alıp alıp bıraktığım zamanlarda oldu itiraf etmeliyim:) sebebi ise dili ağır gelecek diye düşündüm hep ve 2017 okumalarıma İhsan Oktay Anar ile başlamaya karar verdim... ilk başlarda evet zorlandığım doğrudur sonra kitabın içine girince gördüm ki İhsan Oktay Anar yine zekasını,bilgisini ve hayalgücünü ustalıkla kullanmış... ll. Abdülhamit dönemiyle başlıyor ve tarih turu devam ediyor..Sıradan insanların sıradışılığı, bilinen hikayelerin düşlere dönüşümü,zaafların asilleşmesi, çizgilerin kürelere,zamanın sonsuzluğa, sonsuzlukların da hayallere dönüştüğü bir hikaye diyor arka kapak yazısında.
Şunu belirtmeliyim ki yazarla tanışmamış olanlar için ilk okunacak kitabı değil.. ve ısrarla yine diyorum okuyun, okutunuz, okumak bu dünyada ayrıcalık..
"Aşk hakikiyse eğer. Masallar da hakikidir ve onların hakiki olduğuna artık inanıyorum. Lütfen bana istediğiniz masalı anlatınız, inanırım. Cüceleri, büyücüleri devleri anlatınız artık inanırım. Beni sevdiğinizi anlatınız, çocuk gibi inanırım. "

2 /

Kitaptan 38 Alıntı

Ferah 
10 Mar 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

''Çünkü hayatının değişmeyeceğini gayet iyi biliyor, buna da kader diyordu. Zaten kader, bir memurun sabit geliri gibiydi; fiyatlar yükselip alçalsa bile maaş, yani kader değişmezdi.''

Yedinci Gün, İhsan Oktay AnarYedinci Gün, İhsan Oktay Anar
silaes 
12 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

Çünkü, mağlupken mazlum, galipken zalimdiler.

Yedinci Gün, İhsan Oktay Anar (Sayfa 197 - iletişim)Yedinci Gün, İhsan Oktay Anar (Sayfa 197 - iletişim)
Yadigar Soydan 
16 Şub 22:21 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Evvelce dokuz çocuğu kovmuş olan pastacının daha bir ay önce işe aldığı bu oğlan, yakasının ense tarafına esrarengiz bir demir halka dikili beyaz bir önlük giymişti. İşte pastacı el kantarının kancasını bu halkadan geçirip oğlanı havaya kaldırarak her hafta tartıyor, abur cubura düşkün çocuk şişmanlamışsa onun harama el uzattığına hükmedip veled-i zinayı işten atıyordu. Ancak şimdiki çocuk, işe girmeden önce pantalon ceplerine taş doldurarak ağırlığını, dolayısıyla ustası dükkanda yokken yiyeceği pasta miktarını beş okka kadar arttırmıştı.

Yedinci Gün, İhsan Oktay Anar (Sayfa 35)Yedinci Gün, İhsan Oktay Anar (Sayfa 35)
DERYA 
18 May 10:53 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Düştüğüm yerden bir avuç toprak almadan kalkmam...

Yedinci Gün, İhsan Oktay Anar (Sayfa 105)Yedinci Gün, İhsan Oktay Anar (Sayfa 105)
Ceyda 
14 Tem 00:35 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ama ben aşk kadar sabırsız, âşık kadar da sabırlıyım.

Yedinci Gün, İhsan Oktay Anar (Sayfa 92 - İletişim)Yedinci Gün, İhsan Oktay Anar (Sayfa 92 - İletişim)
DERYA 
19 May 01:52 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Eğer yemyeşil ağaçlar cennetse...Rengarenk ve huzurlu evler ve mabetler cennetse...En önemlisi,meleklerin yaşadığı yer,o masmavi ve engin deniz kadar güzelse...Cennet asla kaybolmazdı...

Yedinci Gün, İhsan Oktay Anar (Sayfa 166)Yedinci Gün, İhsan Oktay Anar (Sayfa 166)
Bulutizm 
04 Şub 00:26 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Erkeğin kadını seçtiği cemiyet batarken, kadının erkeği seçtiği cemiyet refaha eriyordu.

Yedinci Gün, İhsan Oktay AnarYedinci Gün, İhsan Oktay Anar

"Vaktiyle Galata’nın İç Azap Kapısı’nda, Ceneviz kavminin asırlar önce inşâ ettiği surlar yıkılırken, dokunulmaması için belediye memurlarına 34 lira koklatılmış, kasvet ve günah kokan bir kâgir kule vardı. Kulenin hemen bitişiğindeki iki katlı ahşap ev bir kapı ile kuleye açılıyor, böylece ikisi bir bütün teşkil ediyordu. İşte burası, banker ve tefeci Culyano Efendi’nin hem evi hem de bürosuydu."

Yedinci Gün, İhsan Oktay Anar (Sayfa 48 - İletişim)Yedinci Gün, İhsan Oktay Anar (Sayfa 48 - İletişim)
4 /