Yeminli Kitap

10,0/10  (1 Oy) · 
1 okunma  · 
1 beğeni  · 
114 gösterim
İncecik yumurta kabuğunu içgüdüsel gücüyle kıran canlılara hayretle bakarız. Bir de insanın en büyük serveti olan aklını kullanmayanlara...
Bazen de kat kat (Toplumsal baskı ve yanlışlarıyla) sarmalanmış ve granitleşmiş kabuğu kırmak için canını dişine takan nadide insanlara... Böyle nadide birinin zoru başararak yazdığı kitaba iki satır yazı yazmak benim için onurdur. Beni onurlandırdınız. Sağ olun. Azminizin ve çalışmanızın devamı dileğimle...

Fevzi YAVUZ / Emekli Eğitimci / Dörtyol'un Sesi Gazetesi

Kül üflendikçe cevher çıkar meydana, yazar oldu köyde yetişen bir ana.
Teşvik olsa külü deler her kadın, fırsat olsa üretebilir her kadın.
Olanaksızlıklar arasında kendine bir ışık arayan ve emeğini ortaya seren,
Hatice Peköz’ü kutluyor, edebiyat yaşamında başarılarının devamını diliyorum.

Mehmet Işıkoğlu / Şair - Yazar

Sevgili Hatice Peköz’ün neleri başarabileceğini tahmin etmek olanaksız. Azim ve kararlılıkla her geçen gün yeni başarılara doğru yürüyor. Daha güzel ve yaşanabilir bir çevre, doğayla uyumlu bir yaşam, kalıcı bir dünya barışını yaratma yolunda kendisine başarılar diliyorum...

A. Oktay Demirkan / Türkiye Çevre Platformu Dönem Sekreteri

Gılgamış Destanı’nda ''kıyamete kadar yıkılmayacak bir ev yapabilir misiniz?” der. Afrika’da bir kişi öldüğü zaman ''Bir kütüphane öldü'' denir. Kıyamete kadar ölmeyecek bir eserse kitaptır. Söz uçar ,ama yazı kalır. Ölenle bilgi, birikim tecrübe de onunla birlikte gömülür. İşte kitabın önemi buradadır. Bölgemizin son yıllardaki keskin kalemlerinden biri olan Hatice Peköz'ün ''Yeminli Kitap''la geleceğe verdiği mesaj takdire şayandır.
Kutlarım...

Ahmet Hintoğlu / Şair - Yazar
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2010
  • Sayfa Sayısı:
    138
  • ISBN:
    9786055702892
  • Yayınevi:
    İkinci Adam Yayınları
  • Kitabın Türü:
Hatice Elveren Peköz 
 13 Mar 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Küllerdeki Resimler
Canım annem benim! “Vicdan sahibi olmanın başlıca kuralı adaletli yapıcı ve paylaşımcı olmaktı. İnsan olmanın ilk koşulu ise hoşgörülü merhametli ve adil olmakla başlar” derdi.
O, aç insanlar kadar aç olan bütün canlıları düşünürdü. Sofrada çok zaman ekmek parçacıkları bulundurur, pencere kenarı duvar diplerine ekmek kırıntıları bırakırdı.
Kışlar sert ve soğuk geçerdi bizim oralarda. Oysa sevgili anemin varlığıyla sıcacık olurdu küçük yuvamız.
Şimdi ise küllerdeki resimler, öykülerin saklısında kaldı. Yaşamımı şekillendiren, renklendiren ve izdüşümde kalan mutluluk resimleri…
O ise, içinde bulunduğu şartlara göre haillerini, umutlarını, özlemlerini, düşlerini, kırıklıklarını, hayallerini ve çocuklarının mutlu geleceğini çizerdi küllere. Sonra umudu vaat eden öyküler anlatırdı. Onun küllere çizdiği resimlerle, evimiz bir cümbüş bir şenlik havasına dönüşürdü.
Resimlerin, her mevsimde bir başkaydı rengi. Bir ressamın tablosundan çıkmışçasına manalı bir derinliğe sahipti. İnsanın düş ve hayal gücümüzü genişleten, masalsı düş dünyasının kapılarını aralayan ve ressamları bile kıskandıran, anlatım gücüne sahip olan imzasız resimler…