·
Okunma
·
Beğeni
·
173
Gösterim
Adı:
Yengeç Konserveleme Gemisi
Baskı tarihi:
Ocak 2018
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053142836
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Kaniko-sen (『蟹工船』)
Çeviri:
Devrim Çetin Güven
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Hey, cehenneme gidiyoz lan!”

İki balıkçı güvertenin küpeştesine yaslanmış vaziyette, sümüklü böcek misali sırtını germiş, denizi kucaklayan Hakodate kentinin caddelerine bakıyordu. Balıkçılardan biri dibine kadar soğurduğu, neredeyse parmaklarını yakacak izmariti balgamıyla birlikte denize savurdu. Sarma sigara bir soytarı gibi taklalar attı, geminin yan cephesinden sekerek suya düştü. Adamın tüm bedeninden, insanın burnunun direğini kıran bir içki kokusu geliyordu.

21. yüzyılın eşiğini geçeli henüz 8 yıl olmuştu ki Japonya’da mucizevi bir gelişme yaşandı. Geçen yüzyılın ilk yarısında, daha somut bir ifadeyle 1929’da yayımlanmış bir proletarya (işçi sınıfı) edebiyatı eseri “yeniden keşfedildi”. Neredeyse 80 yaşında olan bu eser o kadar müthiş bir enerjiye ve canlılığa sahipti ki muazzam bir ilgi gördü, yazarı Kobayaşi Takici (1903-33) adeta 21. yüzyıl Japon edebiyatı mozaiğinin önemli bir parçası gibi düşünülür oldu. Bir süredir üzerine örtülen “ölü toprağı”nı silkip “yeniden doğarak”, “bir kez daha ayağa kalkan” bu eserin adı Yengeç Konserveleme Gemisi’ydi..
Alt sosyal sınıfı, emekçileri veya farklı bir tabirle proleterleri anlatan edebi eserlere (proletarya edebiyatı diye kategori oluşturanlar var) örnek olarak: Emile Zola'nın 'Germinal'ini, Jack London'ın 'Demir Ökçe'sini, Upton Sinclair'in 'The Jungle'ını verebiliriz. Şimdiye kadar kimse söylememiş fakat benim nacizane fikrime göre Arthur Koestler'in 'Gün Ortasında Karanlık' ve Soljenitsin'in 'Ivan Denisoviç'in Bir Günü' başlıklı romanları da bu olası kategoriye dahil edilebilir. Sonra efendim, alt sınıfların uğradıkları haksızlıkların edebiyata yansıması deyince ilk akla gelen isim haliyle Maksim Gorki'dir, Gorki aynı zamanda benim ağabeyim olur.

Elimizdeki romanda ise dönem Japonya'sının sosyal durumu ve proleterlerin yürek burkan yaşam koşulları anlatılmıştır. Rus savaş gemisinden bozma Japon yengeç konserveleme gemisinin işçileri, Kamçatka açıklarında yengeç avlanırken, kapitalizmin çıkarları uğruna kendi hayatlarını hiçe saymak durumundadırlar sonrası maruz kaldıkları haksızlıklar derken bütün bunlar işçileri topyekün bir baş kaldırışa, bir karşı eyleme itekler. Yazarın romanda vermeye çalıştığı mesaj belki de bu sosyalist ideoloji doğrultusunda bazı ülkelerde yönetimlere karşı düzenlenen eylemlerin, devrimlerin, ihtilallerin sebepsiz yerlere oluşmadığı, ülke yönetimlerin alt sınıfları yok sayan politikaların sosyalizm ideolojisini ve eylemlerini körüklediğidir. Japon yazar Kobayashi Takiji, kalemini bu denli sivri tuttuğu için haliyle acımasız yaptırımlara maruz kalmış. 1933 senesinde önce tutuklanıp ardından işkence görerek öldürüldüğünde henüz otuz yaşındaymış.

Japon dilini ve kültürünü, oradaki üniversitelerde eğitim görüp üstlenen Devrim Çetin Güven'e bu edebi eseri dilimize kazandırdığı için minnet borçluyuz, aynı zamanda Ayrıntı Yayınları'na da. Eserin edebi özellikleri fevkalade güzel, diyaloglarda zaman zaman kullanılan sokak jargonları da müthiş. Tavsiye ediyorum, okuyunuz diyorum...

İyi okumalar...
Bu naçizane öykü, " sömürge bölgelerine yönelik kapitalizm istilası tarihinden" bir sayfadır. Kitap yorumuma kitabın son sözüyle baslamak istiyorum. Her zaman çalışkanlıklarıyla örnek gösterilen japon halkının böyle emek sömürücü ülke olabileceğini hiç düşünmemiştim. Kapitalizmin sonuçlarının her yerde aynı olduğunun insan hayatının ve emeğin ne kadar değersiz olduğunun bir kere daha farkına vardım.
kolektif bir başkaldırının kitabı. Takici yaşadığı dönemde karşısına çıkan sömürü haberlerini harmanlayıp bir kurguda birleştirerek proleteryanın sorunlarına değinmiş. bu cefa dolu kölelik halinden kurtulmanın yolu olarak ise birlik olmanın önemini vurgulayarak çözüm olarak bize sunmuş.

yengeç konseveleme gemi (fabrikaları) 1.dünya savaşı sırasında ruslar'dan elde edilen artık harabe haline gelmiş savaş ganimeti eski hastane gemileridir. ne bir gemi olarak kabul görmedikleri için deniz hukukuna ne de fabrika kabul edilmedikleri için ticaret hukukuna tabi değillerdir. bu yüzden kapital sermayelerce daha fazla kar elde etmek uğruna ölesiye çalıştırılan fakirler için bir cehenneme dönüştürülürler.

hikayeye konu olan kahramanlar yani işçiler bireyselleştirilmemiş ve kolektif olarak kabul görmüş ve 400 kişiden oluşan ancak tek bir vücut gibi hareket eden bir kitle olarak anlatılmış. bunun için konu olan işçilerin kendi isimleri yerine tayfa tarafından birbirlerine verilen lakapları kitaba konu edilmiş. kitapta ismi geçen bir kaç karakterden başka isme raslamıyoruz ( ki bunlar zulmün baş aktörü işçi şefi asakava ve ağır şartlar neticesinde ölen işçi yamada'dır). böylelikle tek bir kişinin başarısı olarak parlatılacak algıya mahal verilememesine dikkat edilmiş.

şartların ağırlığına rağmen işçilerin isyan etmesi hiç kolay olmamıştır. günümüzde de çok sık rastladığımız milli değerler, hainlik vs. gibi kelimeler işçilerin sömürülmesi için şef asakava'nın sık sık baş vurduğu söylemlerin omurgasını oluşturmaktadır. işçiler sömürüldüklerinin farkında olmalarına rağmen asıl uyanışları kendilerinden biri olan yamada'nın şartlar dolayısı ile ölmesi, cenazesine yapılan saygısızlık ve en çok güvendikleri imparator donanmasının sermayenin yanında yer alması olmuştur.
“Hey cehenneme gidiyoruz lan!”
.
Kamçatka sularında yengeç konserveleme gemi/fabrikası Hakkō-maru’nun 400e yakın mürettabatının hak arama sürecine nasıl başladıklarını okuyoruz.
Ölümüne çalıştırılan,aç bırakılan,tecavüze uğrayan,çok kazandıran ama az kazanan işçilerin öyküsü bu.
Sağlam bir proletarya kitabı.Emekçilerin milliyetçi duyguları ile nasıl oynandığının,kapitalizmin görünen ama konuşulmayan sınırlarının ne derece kanlı olabildiğinin kısa bir özeti.
.
Yaşanmış bir olayı da konu ediniyor yazar: sos sinyallerine cevap verilmeyen bir geminin neredeyse tüm mürettebatını yitirmesini.Ve bu esnada diğer gemilerin yardım etmekten ziyade sadece durup izlediğini..
.
Kekeme karakterinin bile dilini çözebilecek denli acılardan bahsediyor Takici.Sözlerin arasında kadın haklarına değiniliyor,toplumdaki yozlaşma eleştiriliyor.
Kobayaşi Takici’nin aslında her devire hitap eden kitabının özellikle bu sıralar yeniden gündeme gelip-çok-satanlar listesine girmesini anlamlandırabilmek zor değil.Çünkü birçok insan her gün “cehenenneme gidiyor” hala.
.
Japonca aslından çeviren Devrim Çetin Güven,sokak ağzı,argo açısından oldukça yoğun olan bir kitabın çevirisini üstlenmekle birlikte beni hazırladığı açıklayıcı,detaylı “sunuş”u ile oldukça etkiledi.
.
Sonuç olarak;
“Bu naçizane öykü,’sömürge bölgelerine yönelik kapitalizm istilası tarihinden’ bir sayfadır.”
"Dostoyevski'nin Ölüler Evi bile buradan bakınca, devede kulak gibi geliyor bana."
Takiji Kobayashi
Sayfa 80 - Ayrıntı Yayınları
“Farkındasınızdır, ama gene de söyleyeyim, bu yengeç konserveleme gemisinin, tek vazifesi şirkete kazanç sağlamak değildir; beynelmilel önem arz eden fevkalade büyük mesuliyetlere haizdir. Biz mi, yani biz Japonya İmparatorluğu’nun halkı mı, yoksa Moskoflar mı daha büyük? Bunu tayin edecek teke tek bir muharebedir bizim işimiz! Ve şayet, bakın şayet, diyorum -ki öyle bir şeyin olması katiyen mümkün değildir ama bu muharebede mağlup olursak, siz Japon bebeleri, taşşaklı erkekler olduğunuzu göstermeli, karınlarınızı yarıp Kamçatka Denizi’ne atmalısınız kendinizi! Ufak tefek olabilirsiniz, ama o beyinsiz Moskofların sizi yenmesine meydan vermeyeceksiniz!''
Takiji Kobayashi
Sayfa 42 - Ayrıntı Yayınları
“Yedi sekiz yıl madencilik yaptın mıydı, toplamda dört beş yıl boyunca sürekli kör karanlığın dibinde, güneş ışığına bi kez bile temas edemeden çalışmış oluyon, dört beş yıl diyom ya, dile kolay!”
Ne var ki, her halükârda, başlarına ne gelirse gelsin ikame edilecek işçileri her vakit bolca temin edebilen sermayecilerin umurlarında bile değildi bunlar. Kış geldi mi, işçilerin madene “muhakkak” akın edeceklerini bilirlerdi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yengeç Konserveleme Gemisi
Baskı tarihi:
Ocak 2018
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053142836
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Kaniko-sen (『蟹工船』)
Çeviri:
Devrim Çetin Güven
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Hey, cehenneme gidiyoz lan!”

İki balıkçı güvertenin küpeştesine yaslanmış vaziyette, sümüklü böcek misali sırtını germiş, denizi kucaklayan Hakodate kentinin caddelerine bakıyordu. Balıkçılardan biri dibine kadar soğurduğu, neredeyse parmaklarını yakacak izmariti balgamıyla birlikte denize savurdu. Sarma sigara bir soytarı gibi taklalar attı, geminin yan cephesinden sekerek suya düştü. Adamın tüm bedeninden, insanın burnunun direğini kıran bir içki kokusu geliyordu.

21. yüzyılın eşiğini geçeli henüz 8 yıl olmuştu ki Japonya’da mucizevi bir gelişme yaşandı. Geçen yüzyılın ilk yarısında, daha somut bir ifadeyle 1929’da yayımlanmış bir proletarya (işçi sınıfı) edebiyatı eseri “yeniden keşfedildi”. Neredeyse 80 yaşında olan bu eser o kadar müthiş bir enerjiye ve canlılığa sahipti ki muazzam bir ilgi gördü, yazarı Kobayaşi Takici (1903-33) adeta 21. yüzyıl Japon edebiyatı mozaiğinin önemli bir parçası gibi düşünülür oldu. Bir süredir üzerine örtülen “ölü toprağı”nı silkip “yeniden doğarak”, “bir kez daha ayağa kalkan” bu eserin adı Yengeç Konserveleme Gemisi’ydi..

Kitabı okuyanlar 14 okur

  • Ayhan Orçun Gümüş
  • Tolga boyar
  • Elvin
  • Hülya Açılan
  • Handan Erdoğan
  • Haldun Lenger
  • Pierre Riviére
  • Sezer
  • damla hacı
  • Deep Down

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (1)
9
%40 (2)
8
%40 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0