·
Okunma
·
Beğeni
·
1.022
Gösterim
Adı:
Yengeç Yürüyüşü
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
214
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059658911
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Baskılar:
Yengeç Yürüyüşü
Yengeç Yürüyüşü
İkinci Dünya Savaşı'nın son aylarında, 30 Ocak 1945 günü, Baltık Denizi'nde tüm zamanların en büyük deniz faciası yaşandı. Sovyet ordularının önünden kaçan binlerce Doğu Prusyalı mülteciyle birlikte yaralıların ve görevlilerin tıkabasa doldurduğu Wilhelm Gustloff gemisi, eksi on sekiz derece soğukta bir Sovyet denizaltısı tarafından torpillenerek battı, on bine yakın yolcudan pek azı kurtuldu. Günter Grass, bu facia üzerine yapılandırdığı romanına, gemi torpillendikten hemen sonra bir erkek çocuğu dünyaya getiren Tulla Pokriefke'nin öyküsüyle başlıyor. Tulla'nın oğlu Paul Pokriefke, olaydan tam elli yıl sonra, bir yandan bu felaketle sıkı sıkıya bağlı olan kendi kişisel tarihini anlatırken, bir yandan da bugüne dek "tabu" sayılan bir konuya -felaketin boyutuna ve savaş kurbanı sivil Alman halkının çektiği acılara- cesaretle el atıyor. 1936'da ve 1995'te işlenen, birbirine benzeyen iki cinayet bağlamında Naziler ve Neo-Naziler, Hitler iktidarı ve günümüz Almanyası'nın siyasal konumu, internetten beslenen antisemitizm kadar gemiye adını veren Nazi yönetici Wilhelm Gustloff'un ve gemiyi torpilleyen Rus komutanın öyküsü de romanın dokusuna katılıyor. Günter Grass, savaş suçlusu olarak damgalanan Almanların acılar çekmiş bir ulus olduğunu vurgularken, yurdundan sürülen ve unutulan insanların yazgılarını toplumsal belleğin yüzeyine çıkarıyor. Yengeç Yürüyüşü, bir anma ve anımsatma kitabı: Savaşı ve insan olmanın bedelini.
214 syf.
Savaşın ortasında batan bir gemi, ölen binlerce insan, savaşın her kesimi ne kadar derinden etkilediğini anlatan bir kitap.
Tarih kitabı gibi, nerdeyse her ayrıntı yazılmış. Kitap orta kalınlıkta olmasına rağmen beni çok yordu. Özellikle geçmiş ve şimdiki zaman geçişleri ve isimler konusunda. Yarım bırakmamak için direndim ve haliyle çok uzun sürede bitirdim. Konu yürek burkuyor ama kitap akıp gitmedi.
248 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Günter Grass, olayın yaşandığı zamanlarla günümüzü iç içe geçirerek kitabın başından sonuna kadar bir yürüyüş gerçekleştiriyor.
Yengeç Yürüyüşü‘nde bizi tarihe şahit ediyor. Wilhelm Gustloff faciasını gün yüzüne çıkarıyor ve bunu yaparken savaşın herkesi etkilediğinin de altını çiziyor. O günlerin psikolojisini olabildiğince sıcak, derinden ve sizi de işin içine dahil ederek, sorgulatarak, sorularına cevaplar arayarak anlatıyor.
O günleri anlamak istiyorsanız, acılara yakından bakmak istiyorsanız okumanız gereken bir kitap.
214 syf.
·Puan vermedi
30 Ocak 1945.
İkinci Dünya Savaşı sırasında Rus denizaltısı tarafından torpidolarla batırılan Wilhelm Gustloff gemisi.
Bu bir sivil gemisi ve içerisindeki 9000 kişinin ölümü tarihi kayıtlara sıradan bir olay kadar geçmemiş. Yani kitapta da anlatıldığı gibi bir Titanic kadar ses getirmemiş bir olay.
Halbuki batış yönüyle bakıldığında çok daha vahim bir olay Gustloff'un batışı.

Yengeç Yürüyüşü. Yana doğru yavaşça giderek ilerlemek demek. Bir kitaba bir isim ne kadar yakışabilir denirlirse işte o kadar yakışır ve yerinde olur.

Tarihsel bir roman olmasının yanında geçmiş ile bugünü karışık şekilde vermesi, olay kahramanlarının isimlerinin karışıklığa yol açması kitabın gidişatını bir yengeç yürüyüşüne döndürüyor. Sabır gerektiren bir kitap
Günter Grass'ın Yengeç Yürüyüşü ve Remarque'nin Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok adlı kitaplarını aldım. Günter Grass çok güzel bir giriş yapmış kitaba, o yüzden ilk onu okumaya başlayacağım.
214 syf.
·2 günde·7/10
2 Dünya Savaşında batırılan bir gemiyi konu alan kitabın özellikle ilk sayfaları çok karışık bir anlatıma sahipti. Yazar geçmiş ve şimdiki zamanı o kadar iç içe kullanmış ki , kişileri ve olayı algılamak oldukça zor oldu. Kitabın 2. yarısı daha akıcı bir şekilde ilerledi.
Annesi batan gemiden sağ kurtulan ve akabinde doğum yaparak kendisini dünyaya getiren yazarın, geçmişi araştırması ve bu arada annesi ve oğluyla olan ilişkisi ana konuyu oluşturmakta.
Dönem kitabı okumayı sevenlere (kitabın başında bıraz sabırlı ve dikkatli olmak koşuluyla) tavsiye ederim.
214 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
2. Dünya savaşı sonlarında batırılan bir gemiyi anlatan ve gerçekle kurguyu birleştiren sürükleyici bir eser.
Nobel ödüllü Alman yazarın Titanikten 10 kat daha fazla kayıp verilen bu gemiyi ustaca işlemesi ve savaşa farklı bir açıdan bakması hayranlık uyandırıcı.
Esas karakterin annesi ve oğlu arasında kalışı, ebeveyn sorumlulukları ve savaş üzerine kurulan-yıkılan hayatlar konularının işlendiği güzel bir kitap. (Yer ve kişi isimleri okurken biraz yorucu olabilir ama pes etmeyin.)
Keyifli okumalar..
214 syf.
·3 günde·10/10
30 ocak 1945 günü Sovyet denizaltısı tarafından batırılan Alman seyahat gemisi Wilhelm Gustloff. Ve bu gemide ölen çoğunluğu kadın ve çocuk yaklaşık 9000 kişi. Bu kadar insanın ölümüne, yapılan ihlallere ve savaşın başka bir yönüne rağmen Titanik kadar bilinen bir olay değil fakat ne kadar acı bir olay olduğu su götürmez bir gerçek.
Kitabımız bu gerçek üzerinden ama aynı zamanda kurgu bir olayı anlatıyor. Ben kitapta ne olup bittiğini anlatmayı çok sevmediğim için kısa kesiyorum fakat 2.dünya savaşı dönemine ilgili olanlar çok sevecektir, ben çok beğendim yazarın diğer kitaplarına da mutlaka bakacağım.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yengeç Yürüyüşü
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
214
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059658911
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Baskılar:
Yengeç Yürüyüşü
Yengeç Yürüyüşü
İkinci Dünya Savaşı'nın son aylarında, 30 Ocak 1945 günü, Baltık Denizi'nde tüm zamanların en büyük deniz faciası yaşandı. Sovyet ordularının önünden kaçan binlerce Doğu Prusyalı mülteciyle birlikte yaralıların ve görevlilerin tıkabasa doldurduğu Wilhelm Gustloff gemisi, eksi on sekiz derece soğukta bir Sovyet denizaltısı tarafından torpillenerek battı, on bine yakın yolcudan pek azı kurtuldu. Günter Grass, bu facia üzerine yapılandırdığı romanına, gemi torpillendikten hemen sonra bir erkek çocuğu dünyaya getiren Tulla Pokriefke'nin öyküsüyle başlıyor. Tulla'nın oğlu Paul Pokriefke, olaydan tam elli yıl sonra, bir yandan bu felaketle sıkı sıkıya bağlı olan kendi kişisel tarihini anlatırken, bir yandan da bugüne dek "tabu" sayılan bir konuya -felaketin boyutuna ve savaş kurbanı sivil Alman halkının çektiği acılara- cesaretle el atıyor. 1936'da ve 1995'te işlenen, birbirine benzeyen iki cinayet bağlamında Naziler ve Neo-Naziler, Hitler iktidarı ve günümüz Almanyası'nın siyasal konumu, internetten beslenen antisemitizm kadar gemiye adını veren Nazi yönetici Wilhelm Gustloff'un ve gemiyi torpilleyen Rus komutanın öyküsü de romanın dokusuna katılıyor. Günter Grass, savaş suçlusu olarak damgalanan Almanların acılar çekmiş bir ulus olduğunu vurgularken, yurdundan sürülen ve unutulan insanların yazgılarını toplumsal belleğin yüzeyine çıkarıyor. Yengeç Yürüyüşü, bir anma ve anımsatma kitabı: Savaşı ve insan olmanın bedelini.

Kitabı okuyanlar 48 okur

  • Vera72
  • Serkan
  • Nly
  • özgür yıldız
  • Sîdar Ronahî
  • Ceyda Akbaş
  • Seyfullah Tıkman
  • İbrahim samancı
  • lehdar
  • Hacer Özer

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%5 (1)
9
%20 (4)
8
%5 (1)
7
%20 (4)
6
%10 (2)
5
%5 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0