Yenişehir´de Bir Öğle VaktiSevgi Soysal

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.738
Gösterim
Adı:
Yenişehir´de Bir Öğle Vakti
Alt başlık:
Bütün Eserleri 3
Baskı tarihi:
Temmuz 2012
Sayfa sayısı:
272
ISBN:
9789750501227
Kitabın türü:
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Sevgi Soysal, 1974 Orhan Kemal Roman Ödülü’nü kazanan Yenişehir’de Bir Öğle Vakti’nde, çok boyutlu bir toplumsal kesiti sanki hiç zorlanmadan edebiyata aktarmış gibidir. Gözlemlediği alabildiğine gerçek insan portrelerini, birbirinden kopukmuş gibi duran hayatlarından alıp, zekice bir kurguyla buluşturur. Bu çerçevenin içine de, Ali, Doğan ve Olcay’dan oluşan bir üçgen kurar; o dönemin sorularını, abi-kardeş, arkadaş ve sevgililik ilişkileri üzerinden yansıtır. Ve ortaya, insanın “sol” tarafını sağlam kılan bir roman çıkar.

(Arka Kapak)
Türk edebiyatında modern bir roman olarak övgüyü hakeden bu eser zaten Orhan Kemal roman ödülüne layık görülmüş. Yetenekli ve sıradışı yazarımızı çok genç yaşta, benim de içinde olduğum kırk yaşında kaybetmişiz. Bu memlekette sıradışı bir kadın olmak üstüne bir de sanatçı olmak ve bu özellikte eserler vermek kolay iş olmamakla beraber, genç yaşında sanatçılığının hakkını vermiş yazar. Benim nazarımda sanatçının özgün yapıtlar verebilmesi, sanatının ve kültürünün hakkını verebilmesi için kurulu düzene muhalif olması ve eleştirilerini korkusuzca yapması şarttır. Yakasını mevcut iktidarın hükmedenlerine kaptırmış kişiden sanatçı değil ancak yandaş olur. ( Kimisi yandaşı sert bulduğundan “uyumlu” diyor, bu da başka bir rezillik.)

Roman, Ankara’nın bir mahallesinde, bir kavak ağacının yıkımı sırasında orada oluşan kalabalıktan kişiler üzerinden, o zamanın sosyolojik ve kültürel durumunu irdeliyor.. O dönemin durumunu Adalet Ağaoğlu da Dar Zamanlar üçlemesiyle irdelemişti. Toplumun kültürel yapısının birey üzerindeki baskısı ve bireyin şekillenmesindeki rolü bir anlamda. Bunun yanında kültürler arasındaki çatışmalar, bu çatışma arasında kalmışlar, “yolunu bulmuşlar” ve yolunu arayanlar da var romanda.

Yazarın sade diliyle anlattığı psikolojik ve sosyolojik durumlar her okuyucuda ayrı bir farkındalık yaratacaktır. Bu da yazarın roman yazımındaki gücünü gösteriyor.
Bu kitap ile fuardaki kitapçının tavsiyesi üzerine tesadüfen tanıştım. Son derece sade ve akıcı bir dile sahip. Kitapta; yolları bir şekilde kesişen pek çok farklı karakter psikolojik ve sosyolojik olarak analiz edilmiş. Eski Ankara sokaklarında geçen hikayede bir de karakterleri buluşturan ağaç metaforu kullanılmış.

Benzer kitaplar

Yazar kısa bir zaman aralığında Yenişehir'de bulunan insanlardan ve olaylardan bahsetmiş. Genellikle geriye dönüş tekniği kullanılmış. Farklı sınıflardan insanların portlerini başarılı bir şekilde ortaya koymuş. Betimlemeler ve psikolojik tahlilleri başarılıydı.
Tüm sadeliğinin içinde derinlik barındıran bir roman bu...
Önce bölüm bölüm farklı tiplemelerde bazı karakterlerle tanıştıyor bizi Sevgi Soysal. Devrilmek üzere olan kavak ağacının etrafında geçen kısa bir kesitte, bir öğle vaktinde birbirlerinden ayrı, bağlantısız gibi gözüken tüm bu karakterler arasında bazen kısa bazen uzun süreli bazı etkileşimler oluyor. Ve kitabın sonlarına doğru aslında hepsinin bir bütün oluşturduğunu fark ediyoruz. Sonrasında kitap 3 karakter üzerinde yoğunlaşıyor.Eminim ki Ali, Doğan ve Olcay arasında geçen sohbetler, sistem hakkındaki eleştiriler hoşunuza gidecektir.
Fazla detayına girmek istemediğimden bu sohbetlerden bahsetmek istemiyorum. Fakat Sevgi Soysal'ın tutuklu olduğu zamanlarda kaleme aldığı bu eser dönem hakkında fazla sıkmadan, bunaltmadan bir izlenim edinmenizi sağlayacaktır.
Eğer bir gün yolum Ankara'ya düşerse ve Yenişehir'de Piknik lokantası hala var ise muhakkak orada bir yemek yiyip bu karakterleri yeniden anımsamak isterim. Sizlere de onlarla tanışmanızı tavsiye ederim.
Sevgi Soysal'ın okuduğum ilk kitabı. Öncelikle kitabın çok güzel bir dili var. Yani sokakta konuşulan, hepimizin hakim olduğu dili okuyor ve tanıdık yaşamları inceliyoruz. Kitapta tek bir olayı birden fazla kişinin gözünden kendi hikayeleriyle birlikte anlatıyor. Tam olarak toplumumuzun bir portresini çizmekle kalmayıp, her kesimden insanın sorunlarına da değiniyor. Bize anlattığı hayatları bir metafor ile sunuyor ve hepsinin kaderini birleştiriyor.
****spoiler

Roman boyunca devrilmek üzere olan kavak ağacı iktidarı temsil eder..Romanda da kavak ağacının etrafındaki insanlar tek tek anlatılır. Okuyucu, romanın sonunda kavak ağacının. u insanlardan birinin üstüne düşeceğini düşünürken, hiç anlatılmayan bir karakterin üstüne düşer. Bu karakter işçi sınıfının temsilidir.. Bu yönüyle iletmek istediği mesajı sevdim.
12 Mart dönemini anlatan önemli yapıtlardan birisi. Yenişehir'de devrilen bir çınar ağacı metaforisi üzerinden dönemin Ankarasını siyasal ortamını onların içinden birisi olarak anlatmakta Sevgi Soysal.
Ankara’da doğup büyüyen bir kimse olarak şehrimi anlatan her eser ilgimi çekmiştir, ancak Soysal’ın bu kurgusu Yozgat’ta da geçse, Paris’te de geçse aynı şevkle okurdum. Elbette o zaman biraz anlam bütünlüğünü kaybedebilirdi. Zira Soysal, bu şahane eserde özellikle benim gibi 90larda doğan ve kısacık bir zamanla milletimizin yaşadığı siyası iç çatışmanın en yoğun dönemini tecrübe edinemeyen kimseler için muazzam, didaktik bir gösteri sunuyor. Joyce’un Ulysses’te yaptığına benzer şekilde, derinliği olan birçok karakteri tek bir güne, Yenişehir’de Bir Öğle vaktine sığdırıyor. Tüm karakterlerin yolları kesişiyor ve sınırsız bir okuma, anlama ve öğrenme şansı sunan, 1970’lerin Ankara’sını, o dönemin her kesiminden insanları ve toplumsal çatışmayı gözler önüne seriyor. Bahsederken bile heyecanlandım. Her şeyimle tavsiye ediyorum.
Çok nayif bir kitap diyerek incelemeye başlamak istiyorum..Tam olarak hangi yılda geçtiğini bilemesek de eski zamanlarda Ankaranin günlük yaşamına çok güzel insan incelemeleri ile ışık tutan bir kitap. Ali,Doğan,Olcay,Mevhibe Hanım,Necmi,Mevlut ve niceleri ile insanın içine işleyen incelikle işlenmiş bir olay örgüsü. Boyacı Necmi'nin şu sözleriyle bitiriyim incelememi:Kalabalığın merakı yoktur. Merak yarışı vardır.. Okuyun okutturun..
“Bu dünya o kadar karışık değil. İşte senin, belki de ‘duvar’ diye nitelendirdiğin karışıklık, ürkütücü filan değil. Basbayağı anlaşılabilir bir şey. Ve anlamana yardımcı olan kitaplar var. Okuyabilirsin onları. Ne okuduğunu anlayınca da duvardan muvardan ürkmezsin, tamam mı?”
Sevgi Soysal
Sayfa 118 - İletişim Yayınları
Elini tuttu. Hep el ele tutuşurlarmış gibi yadırgamadılar bunu. Öyle, iki vücutta ayrı ayrı dolaşan kan, ansızın iki vücutta birden dolaşmağa, daha büyük, daha güzel, daha canlandırıcı bir gezi yapmağa başladı. Ellerinden birbirlerine aktardıkları özsuyunun verdiği sevinçle yürüdüler.
“Benimle bir şey içer misiniz?”
“İçki içecek param yok.”
“Sizi ben çağırdım.”
“Olabilir, ama benim paramın olmaması önemli.”
“Canım başka zaman da siz çağırırsınız beni.”
“Mesele burda ya, başka zaman da param olmaz benim.
"O zaman kimde para varsa o verir. Lafı mı olur bunun?”
“Tabii, olmayan için lafı olur.”
Sevgi Soysal
Sayfa 173 - Bilgi Yayınevi
...sesle irkildi: «Ağbeyler, ablalar ve de bilumum vatandaşlar... Bakınız! Türkiye altmış altı vilâyet üç yüz doksan kaza gezdim, ve de bin beş yüz köy gezdim, bulamadım başıma göre bir taç, Allah değil namerde, merde etmesin muhtaç... müslüman kardeşlerimle, şurda camide cuma namazını beraber eda ettik... Bu sebep münasebetiyle sözlerimde yalan, riya ve de hakikati hilaf asla aramayın. Şimdi sabahleyin kalkiyorsunuz, başinizda bir ağri, belinizde bir sın hissediyorsunuz da, alacak ilaç bulamıyorsunuz. Mağazalarda, eczanelerde bulamadığınız harika ilacı fabrikamız siz sayın müşterilerine, sadece yüzelli kuruş mukabilinde takdim ediyor... Şimdi ablalar, beyağbiler, şu elimde gördüğünüz kavanozu, soldan sağa şöyle bir, şöyle iki, şöyle üç kez çevirdiğim zaman, Afrika'nın balta girmemiş ormanlarında otuz altı avcıyı on dört gün peşinde koşturan, engerek yilanı ile mâruf bu yilan kafasını kavanozdan çıkarıp hanım ablalarını beylerini selamlayacak... Yalınız, önce bir nazar buyurarak şu elimde gördüğüm kutuları...
Basit bir kıskançlıktı bu aslında. Bir lâbirent içinde geçen anlamsız çabalama yılları sonunda, kendi başına gördüğünü sandığı ışığı başkalarıyla paylaşmağa yanaşmak istemiyordu. Bir düşünceyi, bir buluşu, bir kurtuluşu, inancı, aydınlığı, dostluğu, sevgiyi, bu en insanca ve paylaşılması en gerekli şeyleri bile, yenemediği bir mülkiyet duygusuyla sadece kendisine alıkoymak istiyordu.
Sevgi Soysal
Sayfa 204 - Bilgi Yayınevi
Ben memur olmak inekliğine düşsem aynı şeyi yaparım. Sadece daha akıllıca biçimde. Devletin parasını zimmetine geçirmek için ille muhasip olup sonra yakalanarak hapse düşmek gerekmez. Bak onun yerine müteahhitlik yaparsın. Bir ihaleye girer, sonra devlete, üstüne aldığın işi iyice pahalıya mal edersin. Her şey usulüne göre olur. Her işin altında yüksek memurların imzaları olur. Zimmetine para geçirmiş olan zavallı muhasebecinin suçunu tespit edip onu adaletin pençesine veren yüksek memurların. Üstüne üstlük çevrede akıllı adam, işbilir adam diye saygı görürsün.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yenişehir´de Bir Öğle Vakti
Alt başlık:
Bütün Eserleri 3
Baskı tarihi:
Temmuz 2012
Sayfa sayısı:
272
ISBN:
9789750501227
Kitabın türü:
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Sevgi Soysal, 1974 Orhan Kemal Roman Ödülü’nü kazanan Yenişehir’de Bir Öğle Vakti’nde, çok boyutlu bir toplumsal kesiti sanki hiç zorlanmadan edebiyata aktarmış gibidir. Gözlemlediği alabildiğine gerçek insan portrelerini, birbirinden kopukmuş gibi duran hayatlarından alıp, zekice bir kurguyla buluşturur. Bu çerçevenin içine de, Ali, Doğan ve Olcay’dan oluşan bir üçgen kurar; o dönemin sorularını, abi-kardeş, arkadaş ve sevgililik ilişkileri üzerinden yansıtır. Ve ortaya, insanın “sol” tarafını sağlam kılan bir roman çıkar.

(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 125 okur

  • BilgeSevgi
  • Sergen Yıldırım
  • pina
  • asil yaşayan
  • Gunse Arslan
  • Murat Uğurlu
  • Beyhude
  • Deniz Ateş
  • Işık Selin ORHUNTAŞ
  • Işıl Yavuz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.1
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%12.9
25-34 Yaş
%38.7
35-44 Yaş
%30.6
45-54 Yaş
%8.1
55-64 Yaş
%1.6
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%68.8
Erkek
%31.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.8 (11)
9
%24.5 (13)
8
%35.8 (19)
7
%17 (9)
6
%1.9 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0