Adı:
Yeniyetmə
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
642
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789952267198
Kitabın türü:
Çeviri:
Azerice Çeviri: Məmməd Qocayev
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Qanun Nəşriyyatı
“…Biz artıq çöl qapısına çatmışdıq, mənsə elə hey onun ardınca gedirdim. O, qapını açdı; ani olaraq içəri dolan külək şamımı sön­dürdü. Bu vaxt birdən onun əlindən yapışdım; lap qaranlıq idi. O diksindi, amma susurdu. Əlinə sarı əyildim, qəfildən əlini həris­liklə öp­məyə başladım, bir neçə dəfə, çoxlu-çoxlu öpdüm…”

Dü­nya ədəbiyyatının nəhəng simalarından olan Fyodor Dosto­ye­vs­kinin məşhur “Yeniyetmə” romanı İnsan sevgisinin in­tizarında olan, həyatda ilk sərbəst addımlarını atmağa çalışan gəncin könül çırpıntıları haqqında kədər və ehtiras dolu hekayətdir.

Roman həm də Dostoyevski dühasının siqlətini, insan psixo­lo­gi­yasının gizlinlərini duymaq baxımından çox maraqlıdır.
Aldıktan sonra bayağı bekletip öyle okuduğum bir kitaptır. Niye bilmiyorum, gözüm mü korktu ne oldu, kim bilir? Yine de nereden baksanız yedi yıl önce filan okumuşumdur. Ama sevdiğim kitaplar arasına kesinlikle girdi. Zaten Dostoyevski'yi çok severek okurum, bu kitap da beni şaşırtmadı. Hatta ben ''Delikanlı''yı ''Karamazov Kardeşler''den daha çok severim.

Öncelikle karakterimiz çok başarılı tasvir edilmiştir. Durağan değildir, karakteri değişim gösterir. Gerçek bir insan gibi hatalar yapar, hep iyi bir profil çizmez. Tek bir konu etrafında gitmez kitabımız, yan olaylar da oldukça fazladır. Okurken meraka düşer, şimdi ne olacak derken sayfaları çevirip durursunuz. Dostoyevski öyle bir anlatır ki, karakterlerle beraber oradan oraya koşar durursunuz. Örneğin; bir müzayede sahnesi vardı, sanki ben de karakterin arkasına oturmuşum da onu izliyormuşum gibi hissetmiştim. Öyle bir anlatım...

Kesinlikle tavsiye ediyorum. Kitap oldukça kalın, fakat gözünüzü korkutmasın; çok akıcı. Konu ilgi çekici,yazarı da Dostoyevski; daha ne olsun.
Zor bir kitaptır diğer kitaplarına göre okumak daha zordur. İngiliz tarihçi yazar Edward Hallet Carr, Delikanlı romanı için şöyle der: " Dostoyevski sıradan bir filozof ve mükemmel bir psikologsa, diyebiliriz ki, Delikanlı diğer büyük romanlarından daha fazla incelenmeye değer ve eleştirmenlerin elbirliğiyle onu en düşük dereceye indirmeleri yanlıştır. Fakat, yazarının mükemmel usta olduğu bir alanda bulunmasına rağmen, Delikanlı bir başarısızlık olarak kabul edilmelidir“.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.256 Oy)19.002 beğeni43.214 okunma2.982 alıntı182.243 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.868 Oy)8.820 beğeni26.241 okunma2.646 alıntı114.189 gösterim
  • Sefiller
    9.1/10 (4.302 Oy)5.081 beğeni16.934 okunma3.508 alıntı109.019 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.519 Oy)8.801 beğeni28.589 okunma827 alıntı139.074 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.638 Oy)5.740 beğeni19.592 okunma835 alıntı100.709 gösterim
  • İnsan Neyle Yaşar
    8.4/10 (4.225 Oy)4.108 beğeni15.720 okunma1.378 alıntı76.136 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.677 Oy)13.371 beğeni34.410 okunma3.377 alıntı145.500 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.542 Oy)9.048 beğeni25.256 okunma1.558 alıntı125.888 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.239 Oy)9.206 beğeni25.495 okunma1.780 alıntı118.134 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.679 Oy)11.420 beğeni28.421 okunma1.557 alıntı149.033 gösterim
Okumak istediğim son Dostoyevski kitabıydı. Büyük bir hevesle aldım. Bir hevesle açtım kapağını. Ancak üzülerek söylemem gerekli ki kendimi bu kadar özdeşleştirdiğim bir yazarın okuduğum son kitabında aradığım şeyi bulamadım. Bunun da birkaç nedeni var.

İlk olarak, bu kitap Dostoyevski'nin tarzına uygun değilmiş gibi geldi bana. Dürüst ve iyi bir şekilde yaşamanın budalalık olarak karşılandığı bir dünya yaratan ve Budala'yı yazan, Suç ve Ceza'da Raskolnikov üzerinden vicdani problemlere eğilen ve onların temelini kazıyan, baba katilliği üzerinde dönen Karamazov Kardeşler'de dinin temellerine saldıran, dinden cevap isteyen bir Dostoyevski'ye göre bu kitap biraz boş kalmış gibiydi. Tam olarak bir vicdani, ahlaki ya da felsefi bir sorun yoktu. Aranan sorgulanan çok güçlü sorular yoktu. Franz Kafka'nın Amerika'sını okumuş gibi hissettim.

İkinci olarak da karakter ve olay problemleri. Karakterler neden bu romanda olduğunu bilmiyormuş gibiydi. Gereksiz eklemeler çoktu ve bunların romanın gidişatına etkisi çok azdı. Karakterlerin belirli özellikleri neredeyse yoktu ve belli ideoloji temsilleri çok azdı. Aynı zamanda olaylar da saçma bir şekilde ilerliyordu. Olaylar bir anda oluyor, hiç ilgisi olmayan kişiler olaylara etki ediyordu ki bu bence Dostoyevski'nin yazdığı diğer kitaplara göre aşırı bir zayıflık.

Ancak Dostoyevski bir filozof(bence) yerine psikolog olsaydı, bu kitap yazdığı eserler arasında çok büyük bir ilgi görürdü. Çünkü Dostoyevski bu romanda çok başarılı bir psikolog olduğunu açıkça ortaya koymuş. Yüzlerin bir anlık hareketlerinden, kıyafetlerdeki küçük bir değişiklikten, söylenen ve hatta söylenmeyen kelimelerden çıkan sonuçlara baktığımızda bunu reddetmemiz imkansız.

Daha çok şey söylenebilir ama bana göre asıl önemli olanlar bunlardı. Önsöz ve sonsöze biraz göz gezdirdim ve yararlı şeyler var gibi duruyor. Oradan daha iyi açıklamalar bulabilirsiniz.

Pek de okumanız gerekmiyor bence. Yine de benim gibi bir Dostoyevski takıntılısı iseniz okumadan geçmeyin.
Hayatımda okuduğum en ağır kitaplardan biriydi. Dosto bu romanında olayları uzatmış da uzatmış gibi geldi bana. Bir ara yarıda bırakmayı bile düşündüğüm oldu.
Bambaşka insanlarla tanışıp bambaşka hayatların içine girmek isteyenler için bir seçenek daha. Tıpkı her Dostoyevski kitabı gibi. Biraz kalınca ve karmaşık, yorucu. Bir o kadar da güzel. Kahramanların aralarındaki ilişkilere sasiracagiziniz, olay orgulerinde kaybolup, beklenmedik sonuçlarla karsilasacaginiz, baş kahramanın kendi ağzından yazdığı güzel bir roman.
Not: Elbette tavsiye ederim!
Eveeet!, yazarında sıkça ifade ettiği gibi evli bir kadının yasal olarak illegal, gönül olarak legal birlikteliğinden dünyaya gelen bu delikanlı oldukça zeki ve bir ülküsü bulunan gençti. Çocukluk döneminde ebeveyn yokluğunu sıkça çeken delikanlımız yaş ilerledikçe "okuma yazma" öğrenişiyle karakteri oturmaya başlıyor.. Yatılı bir okula yazılarak devam eden macerası orada soylu ailelerin çocuklarıyla birleşince bir ayrım ortaya konuyor yatılı okulun sahibi tarafından.. Okulda kalmasına izin verirken aynı zamanda kendi zevklerini ve el ayak işlerini yerine getirttiren bu sahip onu tam bir genç bir uşak konumuna sokuyor. Arkadaşları tarafından fark edilen bu ayrım hemen alay ve dayak ile küçük çocuklarda tepkimeye yol açıyor.. Yer yer dayak ve alaycı hatta aşşağılayıcı sözlere fazla dayanamayan delikanlımız, " Yetti canım bu saçmalık deyip " , annesini de bu karardan önce görüp, yatılı okul sahiplerine yalvararak " Onu yetiştirin, merhamet edin ve onu okutun, Tanrı sizinle olsun " diyerek yerlere eğilmesiyle bir hayli körükleniyor ve bir akşam şimsekli bir gecede okuldan çok çok uzakta başlıyor hikaye...


Dediğim gibi gayet zeki bir çocuk olduğu için delikanlımız, hayıflanıp sızlanacağına ailesinin yokluğunun sebebini öğrenmeye çalışıyor, bilgiler topluyor. Karşılaştığı bu gerçeklere üzülmeyip kendi ülküsünü oluşturuyor. İleride bu ülküye ihaneti görülüyor fakat hala peşine düşebilecek bir genç olarak kalıyor. Zaman sizlere kendi yalanlarınızı söyletir..
Bir çok yerde sahidi oldum bu saheserde de olduğum gibi ve ne üzücü kendini beğenmişlik, ne üzücü yokluğunu hissettiğimiz çocukluk dönemi hatıralarını büyüyünce yakalamaya çalışmamız, oluşan zaafımız. Yazar bir çok yerde gözümde defalarca alçalıyor fakat gururlu bir genç olduğunu düşünmekten vazgeçmiyor.
Belki de alçaklığı benim vicdan duyguma göreydi pek tabiki bu daha mantıklı bir açıklama! Üniversite hayatına başlamadan ülküsu adina yollara düşen bu genç gerek intaharlarla karşılaşsada aslinda güçlü bir karakter olduğunu segiliyor, fakat ülküsünün aslinda aile özleminin doğurduğu inanılmaz açlık olduğunu görmüyor onlar ne yapsarsa yapsın unutuyor , affediyor ve bir kulp bulup bizlere sunuyor.. saygilar bu gerçekleri görenlere saygilar..
Dünden beri beynimi zorlayan sorular var. Okumak, özellikle de klasik okumak bize ne kazandırır? Çeviriler ne kadar verir romanların tadını? Sadece Türkçe yapıtlar okumak daha mı mantıklı? Bütün bunlar aklımı karıştırdı durdu fakat yukarıdaki cümleyi okuyunca anladım ki çeviri de olsa böyle bir öğüt veriyorsa bir kitap asla burun kıvırmamak gerekir. Hele hele bu kadar büyük bir yazarın kitabına çeviri diye uzaklardan bakmak büyük hata. Şimdilik çevirmenlerin ellerinden tutup onların feneriyle yolu bulmak da aslında hiç fena bir iş sayılmaz. Tabi ki edebi hazzı tartışmak söz konusu değil ama ne mümkün...
Ancak tükenmişsek, artık acı çekme yetimizin sonuna değin acı çekmişsek ve yaşamın bütününü kor gibi yakan tek bir yara olarak duyumsuyorsak, eğer çaresizlik soluyorsak ve umutsuzluğun ölümlerini ölmüşsek işte o zaman okumalıyız Dostoyevski'yi. Ancak tükenmişlikten ötürü yapayalnız kalmışsak ve yaşama felce uğramışcasına bakıyorsak, o yaşamı artık vahşi, güzel acımasızlığıyla kavrayamıyorsak ve ondan artık hiçbir şey almak istemiyorsak, işte o zaman bu korkunç ve görkemli yazarın müziğine açız demektir... Ancak o zaman onun korkutucu ve çoğu zaman da cehennemden farksız dünyasının olağanüstü anlamını yaşayabiliriz.
İlk öncelikle bu kitabı okuyacaksanız baştan dikkatlice ve derin bir şekilde okumanızı tavsiye ederim. Yoksa anlamakta bayağı güçlük çekersiniz.Onun dışında sevebileceğiniz bir kitap.
Kitap çok güzeldi. Tabii okumak için büyük bir çaba harcadım ilk önce. Ama sonra kitabı elimden bırakamadım. Eğer okumadıysanız okumanızı öneririm.
Bu defa da Arkadiy Makaroviç Dolguriky’n inişli-çıkışlı, değişken ruh halinin yansıtıldığı, tam bir delikanlı (yeni yetme) romanıyla karşı karşıyayız. Her ne kadar uçarı hareketleri olsa da Arkadiy bir ‘Amacı, ülküsü’ olduğunu sık, sık belirtir. Ve kitabın sonunda da bu yolda ilerlediğini gösterir.
Dostoyevski’nin romanlarında sıkça görülen baba sorunu, burada da karşımıza çıkıyor. Gayri meşru bir çocuk olan Arkadiy, babası Versilov’a (Andrey Petrovic) hayranlıkla karışık bir geçmiş hesaplaşması içindedir. Karakterlerin detaylı kişilik analizleri ve betimlemeleri; Dostoyevski’nin ne kadar iyi bir ruh bilimci olduğunu tekrar gözler önüne seriyor.
Gerçekten okurken yoruldum. Belki benim ıskaladığım bir şeyler vardır. Yazan Dostoyevski olmasa yarım bırakırdım. Yine tekrar ediyorum belki benim yakalayamadığım şeyler olmuştur kitapta. Ama yine de bazı psikolojik durumları anlatması çok hoştur , altını çizdim etkilendim.
Belki hatıra olarak ele alınması kitabı sıkıcı yapmıştır. Yahut suç ve ceza , Karamazov kardeşler gibi kitabın sonuna kadar sizi merak ettiren büyük bir olay olmaması da bir problem olabilir.
Deyirsiniz:"Bəşəriyyətə qarşı ağıllı münasibət də mənim mənfəətimdir"; bes eger bütün bu ağıllı şeyleri,bütün bu kazarmaları ağılsız hesab edirəmsə,onda necə?
İnsan kendinden utanmasını ve övünmesini bilmeli, çünkü kişi kendinin yargıcıdır.
En basit düşüncelerin en zor anlaşıldığını söylemiştim size...
Dostoyevski
Sayfa 145 - İletişim
...şimdi, tüm dürüst insanlar çıldırmış durumda. yalnızca vasat ve yeteneksizler yaşamdan keyif alıyor...
Əlbəttə,cəmiyyətə alışmamışam,hətta heç nəyə alışmamışam...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yeniyetmə
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
642
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789952267198
Kitabın türü:
Çeviri:
Azerice Çeviri: Məmməd Qocayev
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Qanun Nəşriyyatı
“…Biz artıq çöl qapısına çatmışdıq, mənsə elə hey onun ardınca gedirdim. O, qapını açdı; ani olaraq içəri dolan külək şamımı sön­dürdü. Bu vaxt birdən onun əlindən yapışdım; lap qaranlıq idi. O diksindi, amma susurdu. Əlinə sarı əyildim, qəfildən əlini həris­liklə öp­məyə başladım, bir neçə dəfə, çoxlu-çoxlu öpdüm…”

Dü­nya ədəbiyyatının nəhəng simalarından olan Fyodor Dosto­ye­vs­kinin məşhur “Yeniyetmə” romanı İnsan sevgisinin in­tizarında olan, həyatda ilk sərbəst addımlarını atmağa çalışan gəncin könül çırpıntıları haqqında kədər və ehtiras dolu hekayətdir.

Roman həm də Dostoyevski dühasının siqlətini, insan psixo­lo­gi­yasının gizlinlərini duymaq baxımından çox maraqlıdır.

Kitabı okuyanlar 522 okur

  • Fyodor Amcaaaa
  • Shahane
  • Qəmər_

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0.8 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları