Adı:
Yeniyetmə
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
642
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789952267198
Kitabın türü:
Dil:
Azerice
Ülke:
Azerbaijan
Yayınevi:
Qanun Nəşriyyatı
“…Biz artıq çöl qapısına çatmışdıq, mənsə elə hey onun ardınca gedirdim. O, qapını açdı; ani olaraq içəri dolan külək şamımı sön­dürdü. Bu vaxt birdən onun əlindən yapışdım; lap qaranlıq idi. O diksindi, amma susurdu. Əlinə sarı əyildim, qəfildən əlini həris­liklə öp­məyə başladım, bir neçə dəfə, çoxlu-çoxlu öpdüm…”

Dü­nya ədəbiyyatının nəhəng simalarından olan Fyodor Dosto­ye­vs­kinin məşhur “Yeniyetmə” romanı İnsan sevgisinin in­tizarında olan, həyatda ilk sərbəst addımlarını atmağa çalışan gəncin könül çırpıntıları haqqında kədər və ehtiras dolu hekayətdir.

Roman həm də Dostoyevski dühasının siqlətini, insan psixo­lo­gi­yasının gizlinlərini duymaq baxımından çox maraqlıdır.
750 syf.
·10 günde·8/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Dostoyevski'nin hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz:
https://youtu.be/0i9F0L1dcsM

Delikanlı kitabını bitirdikten sonra kendi düşüncelerime uygun bir görüş aramak amacıyla internet keşfine çıktım. Edward Hallett Carr'ın Delikanlı kitabı için demiş olduğu:

"Dostoyevski'nin hiçbir romanında bu kadar kişi yoktur ya da hiçbir romanında, kitap kapatıldıktan sonra okuyucunun aklında kesin bir izlenim bırakan bu denli az kişi yoktur,"
cümlesine kesinlikle katılıyorum.

Öncelikle kitaba İletişim Yayınevi'nden sahip olmayanlar için internette zar zor bulduğum, Dostoyevski severlerin kesinlikle okuması gereken çok faydalı bir adet önsöz ve sonsöz bırakıyorum.
ÖNSÖZ- Delikanlı Üzerine Notlar / Joseph Frank: https://docplayer.biz.tr/...evski-delikanli.html
SONSÖZ- Psikolog Olarak Dostoyevski / Edward Hallett Carr (s.231'den başlıyor):
https://issuu.com/...t_carr_-_dostoyevski

Kitabı bitirdikten sonra 65 sayfa inceleme yazısı okumak istemeyenler için bu 2 değerli yazıdan anladıklarımı size sunmak istiyorum.

Delikanlı kitabı, toplum mühendisi Dostoyevski için Ecinniler köprüsünü geçtikten sonra Karamazov Kardeşler hedefine varmadan okunması gereken son kitaptır. Kronolojik okumanın elzem olduğu bu dev isimde Öteki kitabındaki alter ego ve çift kişilik göndermelerine, Kumarbaz kitabındaki kumar tutkusuna, Suç ve Ceza'daki derin psikolojik buhranlara, Ecinniler kitabındaki politika, devrim, milliyetçilik ve din konularındaki dönemin siyasi anlayışına tanıklık etmek Delikanlı'nın parçalarını tamamlayabilmek için büyük bir önem taşır. Pek tabii ki Karamazov Kardeşler'in de buna dahil olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Gücün kaynağı olarak muazzam bir servet kaynağı ülküsünün Rus kültüründe Rothschild adıyla anılmasının 1850'lerde başladığını düşündüğümüzde, 1875 tarihinde basılmış olan Delikanlı kitabı için II. Aleksandr'ın 1861'de serfliği kaldırıp milyonlarca köylüyü özgürlüğüne kavuşturmasının epey önemli olduğunu söyleyebilirim.
Hatta Delikanlı'da 408. sayfada geçen:
"Bir Rus, kendisi için beylik, kökleşmiş yaşantı çemberinden dışarı çıkınca, sudan çıkmış balığa döner, ne yapacağını, ne edeceğini bilemez." cümleleri de toprak köleliği sisteminden çıkmış Rusların içine düştüğü başıboşluğu anlatır. Ayrıca Carr'ın Dostoyevski biyografisinde dediği gibi köylü Ruslar ilk kez bir Dostoyevski romanında bu kadar detaylı bir şekilde anlatılmıştır.

Puşkin'in Byelkin Öyküleri'nde 1. tekil şahıs anlatıcının kullanılması gibi Delikanlı'daki Dolgorukiy karakteri de Rusların kendi kendilerini yine kendisine anlatması gibi algılanabilir. Hiçbir şeyden haberi olmayan ve bir kolu sosyalizm, diğer kolu da Rothschild serveti ülküsü tarafından çekilen delikanlı karakteri, 19.yüzyılın ikinci yarısında Rus düşünce dünyasında entelijansiya olarak kendini göstermiş kısmı temsil ediyor gibi görünen Versilov, eski kutsal ve Ortodoks Rusya'yı temsil eden Makar ve ailesi, 1870'de tarım merkezli Rus ekonomisinin sanayileşme dalgasıyla değişmeye başlamasını karşılayan Stebelkov karakteri, Lambert karakterinin bedenselliği ve maddeciliği ile bir karakter gökkuşağına dönüşür. Bu yüzdendir ki, Carr'ın dediği kesin bir izlenim bırakmama olayını kitabı bitirdikten sonra net bir şekilde yaşadığımı söyleyebilirim. Çünkü Ecinniler kitabının incelemesinde de bahsettiğim Neçayev devrimciliği fırtınası devamında gelen 1870ler neslinin Neçayevizmi artık ilginç bulmadığını bildiği bir Dostoyevski ile birlikte baba Versilov aracılığıyla aktarılır.

Peki neden Delikanlı okunmalı?

İnsancıklar'daki lirik gerçekçiliği görmeden, Öteki'deki ve Suç ve Ceza'daki kişilik bölünmesini, çift kişiliği görmeden, Ev Sahibesi'ndeki Ordınov'un bakışlarıyla karşılaşmadan, Beyaz Geceler'deki şehir tasvirleriyle, Budala'daki Mışkin, Rogojin, Filippovna karakterleriyle, sosyete ve idam mahkumu sahneleriyle tanışmadan, Kumarbaz'daki bir Dostoyevski denklemi olan tutkunun en istisnai duygusu olmasıyla karşılaşmadan, yeraltına inmeden, Ölüler Evinden Anılar'daki kürek mahkumlarının acıklı seslerini duymadan, Stepançikovo Köyü'ndeki kara mizahla ve yine Suç ve Ceza'daki id, ego, süper ego merdiveniyle tanışmadan, Ecinniler'in dev politika köprüsünden geçmeden, köprü geçildiği sırada Delikanlı kitabındaki karakter gökkuşağıyla tanışmadan köprünün karşı tarafında bulunan Karamazov Kardeşler tarafına kanatlanmanın bir anlamı olmayacaktır.

Üstte linkini verdiğim iki yazıdan anladığım kadarıyla Ivan Karamazov da aynı Versilov karakteri gibi çelişkili sözler sarf eden bir karakterdir. Din ile milliyetçilik sorgulamaları arasında kalan Dostoyevski'yi en iyi anlamlandırabilme kitabı olabilecek Karamazov Kardeşler için yüksek ülkünün istediği ahlaki-ideolojik aydınlanmanın eksik tarafı Delikanlı'da bulunan Makar karakteri, Dostoyevski'nin babasına duyduğu hem gücenme hem de sevme karşıtlıkları Dolgorukiy'in üvey babası Versilov ile arasında yaşadığı aile içi etkileşimler ile birlikte Hegelci tez-antitezin yüksek sentezde buluşması yüksek ve aşağı ögelerin birlikte kullanıldığı Delikanlı kitabında tamamlanır, diyebilirim.

Bu iki muhteşem yazıyı okuduktan sonra Dostoyevski'nin aklındaki psikolojik gelgitlere Edward Hallett Carr'ın Dostoyevski biyografisinde belirtmiş olduğu:
"Günah duygusunu bir yana bırakırsanız kurtuluşa ulaşamazsınız." cümlesiyle rahatlıkla ulaşabileceğimizi söylemeliyim. Ne kadar anlamlı ve gizleri açığa çıkaran bir cümledir bu!
666 syf.
·Beğendi·9/10
Aldıktan sonra bayağı bekletip öyle okuduğum bir kitaptır. Niye bilmiyorum, gözüm mü korktu ne oldu, kim bilir? Yine de nereden baksanız yedi yıl önce filan okumuşumdur. Ama sevdiğim kitaplar arasına kesinlikle girdi. Zaten Dostoyevski'yi çok severek okurum, bu kitap da beni şaşırtmadı. Hatta ben ''Delikanlı''yı ''Karamazov Kardeşler''den daha çok severim.

Öncelikle karakterimiz çok başarılı tasvir edilmiştir. Durağan değildir, karakteri değişim gösterir. Gerçek bir insan gibi hatalar yapar, hep iyi bir profil çizmez. Tek bir konu etrafında gitmez kitabımız, yan olaylar da oldukça fazladır. Okurken meraka düşer, şimdi ne olacak derken sayfaları çevirip durursunuz. Dostoyevski öyle bir anlatır ki, karakterlerle beraber oradan oraya koşar durursunuz. Örneğin; bir müzayede sahnesi vardı, sanki ben de karakterin arkasına oturmuşum da onu izliyormuşum gibi hissetmiştim. Öyle bir anlatım...

Kesinlikle tavsiye ediyorum. Kitap oldukça kalın, fakat gözünüzü korkutmasın; çok akıcı. Konu ilgi çekici,yazarı da Dostoyevski; daha ne olsun.
  • Ecinniler
    8.8/10 (490 Oy)567 beğeni1.581 okunma4.379 alıntı29.541 gösterim
  • Kazaklar
    8.0/10 (428 Oy)367 beğeni1.521 okunma1.048 alıntı12.408 gösterim
  • Başkasının Karısı
    6.8/10 (378 Oy)268 beğeni1.455 okunma580 alıntı19.861 gösterim
  • Meyhane
    8.1/10 (420 Oy)371 beğeni1.650 okunma675 alıntı10.909 gösterim
  • Çocukluk
    7.9/10 (490 Oy)442 beğeni1.907 okunma1.276 alıntı16.223 gösterim
  • Nana
    7.3/10 (367 Oy)343 beğeni1.751 okunma563 alıntı18.300 gösterim
  • Don Quijote
    8.6/10 (2.397 Oy)2.392 beğeni9.715 okunma5.232 alıntı64.293 gösterim
  • Ölüler Evinden Anılar
    8.4/10 (1.116 Oy)1.214 beğeni4.285 okunma4.724 alıntı33.149 gösterim
  • Ev Sahibesi
    7.3/10 (714 Oy)560 beğeni2.650 okunma1.994 alıntı15.116 gösterim
  • Yer Demir Gök Bakır
    8.8/10 (359 Oy)331 beğeni1.300 okunma452 alıntı10.012 gösterim
666 syf.
·Beğendi·9/10
https://youtu.be/U1TYHX4WjaU
Dostoyevski'nin beş büyük romanından biri olan Delikanlı'yı inceledim bu videoda. İnsan ilişkileri, benlik bilinci, kimlik sorunu gibi bir çok derin mevzuyu yine Dostoyevski'nin sıra dışı anlatımıyla okuyabileceğiniz bir roman bu. Din, inanç ve siyaset konularına, diğer büyük romanlarına oranla, daha az değinmiş bu romanda. Yine eşsiz kahramanlar yaratmış ve insan psikolojisinin derinliklerine inmemizi sağlamış.
Rus edebiyatının ve bence Dünya edebiyatının en iyisi olan bu yazarı okuduktan sonra kitap beğenmek zor. Her romanında bana eşsiz duygular yaşatan Dostoyevski'yi dilim döndüğünce anlatmaktan gurur duyuyorum. Kanalımı ziyaret etmeyi unutmayın lütfen.
666 syf.
·Beğendi·9/10
Delikanlı ilginç bir kitaptı bir çok yönden tartışmamız açısından doğru bir seçim.Dostoyevski'nin kaleminin tarzından en çok çıktığı romanmış.Hiç bir romanında bu kadar karakter olmaması bunda bir etken.Psikolojik inceleme özelliği sayesinde insanda belli başlı karakterlerin hislerini derinden hissetme durumu meydana getiriyor.
Kitapta temelde 2 konu bence kilit noktalar biri Dogruwky'nin Versilov(babasına) duyduğu yüceleştiren sevgisi bir diğeri de Dogruwky'nin "ülküsü".Bana kalırsa bu 2 kilit noktada roman süresince gelişmeye uğradı ve finalde bitmesi gerektiği gibi bitti.2 temel noktayı ele alıp bunu karmaşık bir aile öyküsüne yedirip arka planda da Rusya,dünyanın hali gibi konularla bağdaştırmak oldukça kompleks ve özel bir kurgu.Delikanlı'yı okuyupta çıkarımlar yapmak her insanın harcı değil.Psikolojide "öteki" kuramıyla yazılmış,belki bunu gruptan psikolog arkadaş varsa daha iyi açıklayacaktır.Ulusların gelişimi,çöküşü,milliyetçilik olgusu gibi durumlarında analizleri benim oldukça ilgimi çekti.
Parmak basmak istediğim önemli bir nokta kitapta çok başarılı anlatımların yanı sıra bir çok eleştirmen tarafında da düşünüldüğü gibi sanatsal yetersizlikler bulunmasıydı.
Versilov karakteri tam özünü yansıtamıyordu,bunun nedeninin kitapta anlatıldığı gibi Versilov'un ruh değişimine neden olan ruhsal bozukluğu da olabilir.Versilov'un tam bir karakter olmasındansa farklı 2 insanı okuyormuş gibi hissetirmesi kurgunun bir parçasıda olabilir.Eğer ki kurgunun parçasıysa bu muazzam bir kurgu demektir.Değilse de eleştirmenler gibi sanatsal bir eksiklik olduğu anlamına gelir.Herkesin bu konuda düşüncelerini duymak isterim.Sevgiler..
720 syf.
Kitaplığımın derinlerde bulmuştum. Başlayıp başlayıp bitiremediğim, ya şehir değişikliğinden ya da başka şeylerden dolayı hep unuttuğum bir kitaptı. Bu kez disiplinli bir şekilde okudum, okurken her bir cümlesine ayrı ayrı hayran kaldım. Keşke Rusça okuyabilme imkanım olsaydı, herkese tavsiye ederim Delikanlı'yı.
666 syf.
Zor bir kitaptır diğer kitaplarına göre okumak daha zordur. İngiliz tarihçi yazar Edward Hallet Carr, Delikanlı romanı için şöyle der: " Dostoyevski sıradan bir filozof ve mükemmel bir psikologsa, diyebiliriz ki, Delikanlı diğer büyük romanlarından daha fazla incelenmeye değer ve eleştirmenlerin elbirliğiyle onu en düşük dereceye indirmeleri yanlıştır. Fakat, yazarının mükemmel usta olduğu bir alanda bulunmasına rağmen, Delikanlı bir başarısızlık olarak kabul edilmelidir“.
666 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Bir süredir uzak kaldığım Dostoyevski okumalarına, beş büyük romanından (Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler, Budala, Ecinniler ve Delikanlı) biri olan ve en zayıfı olarak bilinen Delikanlı’yla döndüm.
Dostoyevski, Sibirya’dan hapis arkadaşı D.I.İlyinski’nin başından geçen olaylarla Karamazov Kardeşler’in ilk taslağını oluşturmuşken Bir Yazarın Günlüğü’nde Ocak 1876 tarihli notunda “Nikolay Alekseyeviç Nekrasov benden, Oteçestvennıye Zapiski (Yurt Notları) için bir roman yazmamı istediğinde, neredeyse Babalar ve Oğulları’na başlıyordum ama kendime engel oldum; iyi ki olmuşum, çünkü hazır değildim. Bu arada fikrimin ilk teşebbüsü olan Delikanlı’yı yazıyordum.” der. Delikanlı, Dostoyevski’nin politik görüşleriyle taban tabana zıt görüşleri olan Nekrasov’un gazetesinde basılmış ve politik bakımdan karşı çıkılmasından korktuğundan; ahlak, ahlak ülküsü, politika ve din ile bunların birbirleriyle ilişkilerini, diğer romanlarının aksine derinlemesine irdelemediği, yüzeysel dokundurmalarla iktifa ettiği, bu konulara ilişkin sayfalar oluşturan tiradların bulunmadığı, ağırlıklı olarak olaylardan ve diyaloglardan müteşekkil bir roman.
Edward Hallet Carr, bu romana ilişkin Dostoyevski biyografisinde; “Eğer Dostoyevski sıradan bir filozof ve mükemmel bir psikologsa, diyebiliriz ki, Delikanlı diğer büyük romanlarından daha fazla incelenmeye değer ve eleştirmenlerin elbirliğiyle onu en düşük dereceye indirmeleri yanlıştır. Fakat yazarının mükemmel usta olduğu bir alanda bulunmasına rağmen, Delikanlı’nın bir başarısızlık olduğu kabul edilmelidir. Kalemini tarafsız konulara hapseden tedbirli olma kaygısı, dehasının hareketine önemli bir engel olmuştur.”
Dosteyvski; “Birinci şahıstan yaz. ‘Ben’ kelimesiyle başla.” diye yazarak notlarına, anlatıcı konusundaki önemli sorunu da çözüme kavuşturuyor. Birinci şahıs anlatıcı okura hitaben; “Dayanamadım artık, yaşam yolunda ilk adımlarımın anılarını, elinizdeki bu anıları yazmaya karar verdim.” diyerek başlar ve “son bir yılda başından geçenleri en ince ayrıntısına varana dek yazmak ihtiyacının, her şeyden önce, içinde duyduğu çok güçlü, önüne geçemediği bir istekten doğduğunu” belirtir.
Arkadiy Makaroviç Dolgorukiy isimli piç ‘Delikanlı’mız liseyi yeni bitirmiş yirmi bir yaşındadır. ‘Yasal babam, Versilovların eski kölesi Makar İvanoviç Dolgorukiy’dir. Her ne kadar sözcüğün tam anlamıyla yasadışı bir evlat olduğumdan kimsenin bir kuşkusu yoksa da, yasal bir babamın olması yasal bir evlat sayılmama yetiyor.’
Efenim bu 50 yaşındaki köylü köle Makar İvanoviç evlenmek istiyor(kölelerin evliliği efendilerin isteğine bağlı) ve Sofya Andreyevna ( 18 yaşında köle kız ve Piçimizin annesi) birkaç yıl önce öksüz kalmış, yine Versilovların köle köylülerinden babası son nefesini vermeden önce Makar İvanoviç’i çağırıp kızını göstererek “Büyüt ve evlen onunla.” demesinmiymiş. Sonuç olarak Makar İvanoviç ile Sofya Andreyevna evleniyorlar. Gel zaman git zaman 25 yaşında, iki çocuklu dul, soylu efendi Andrey Petroviç Versilov köye teşrif ediyor ve kendi ifadesiyle ‘aralarında bir aşk serüveni falan geçmeden, her şeyin öylece oluverdiği’ bir şekilde Sofya Andreyevna’yı iğfal ederek “Piç Delikanlı”nın tohumunu atıyor.
Piç Delikanlı, doğar doğmaz, sağda solda, yurtlarda eğitiliyor liseye kadar. Anne ve babasını bir iki kez görüyor 21 yaşına kadar. Sürekli hayaller aleminde yaşayan ‘Piç Delikanlı’mız Tuşar isimli birinin evinde eğitim görürken; ilk dayağını yiyor, piçliğini keşfediyor, uşak gibi kullanılıyor.
Romanın önemli topiclerinden biri olan ‘dilenci gibi yaşa ama Karun kadar zengin, güçlü ve yalnız ol’ şeklinde özetlenecek ‘Rothschild ülküsü’nü ediniyor.
Anıların anlatılmaya başlandığı 19 Eylül’de biyolojik babası tarafından liseyi okuduğu Moskova’dan Petersburg’a çağrılıyor ve olaylar akıyor… Yaşlı ve zengin, üvey kızkardeşi Anna Andreyevna’nın hamisi ve parası için evlenmeye çalıştığı bir prensin yanına hiçbir iş yapmadığı bir işe veriliyor. Babasının hem aşık hem düşman olduğu, bu yaşlı prensin kızı Katerina Nikolayevna’ya kendisi de aşık oluyor. Kraft isimli bir genç tabancayla kendisini vuruyor, Olya isimli bir genç kız kendini asıyor…
Parasını batırmış Versilov’un kazanmak üzere olduğu veraset davasını vicdanen haksızlığa sürükleyecek ve Katerina Nikolayevna’nın babasıyla arasını açıp parasız kalmasına neden olacak “ İKİ MEKTUP” yine romanın ikinci önemli topic.
Eli yüzü düzgün şekilde bir özeti yapılamayacak kadar girift ve kaotik bulduğumdan içerikten çıkıp yeniden genel yargılara geçiyorum.
Mükemmel bir psikolog olarak addedilecek Dostoyevski’nin bu romanında yine; ayılıp bayılan histerik kadınlar, bir aşırı gururlu bir dilenci ruhlu insanlar, yeraltı, öteki, henüz Freud’un bulmadığı ve Dostoyevski’nin “eş” dediği insan ruhundaki ikiliğin aşağı öğesini oluşturan bilinçsiz insan ya da bilindışı cehennemi, Oedipus kompleksi, Rus ruhu…
BİR DÜŞÜNCE: Acaba Oğuz Atay, Günlük’ünde yazmayı planladığını söylediği, yazmak için okumalar yaptığı, notlar aldığı “Türkiye’nin Ruhu” isimli muhayyel kitabının fikrini; çok sevdiği, yeni tanıştığı insanlara yönelttiği ‘Dostoyevski okudun mu?’ sorusuna menfi cevap verenlere ehemmiyet vermeyecek kadar çok sevdiği, Dostoyevski’nin romanlarında sıkça geçen “Rus Ruhu” olgusundan mı edinmiştir? Bence gayet olası.
BİR ÖNERİ: Neden Dostoyevski okumalıyız diyenlere https://www.youtube.com/watch?v=X9JJimrhNUM
666 syf.
·4 günde
Dostoyevski benim için ayrı bir parantez mi demeliyim yoksa bizim için mi demeliyim karar veremedim.. çünkü; insanoğlunun ruhunu çok iyi anlıyor. Tabi bu durum diğer yazarlarla kıyasladığım anlamına gelmiyor.

Neden Albert Einstein, "Dostoyevski bana diğer bilim adamlardan daha fazla şey öğretti." dediğini çok iyi anlıyorum.

Kitap;
İletişimsizliği ve sevgisiz büyümenin getirdiği bunalımların kötü alışkanlıklara yönelmesine sebep olan dramatik bir öykü..

Yazarın bazı sayfalarından çıkamadım belkide çıkmak istemedim. Üzerinde durup düşündüren, biraz beyin fırtınası yapmamızı tetikleyecek türden..( kitabın kalan yarısından kuşkum yok! )

Hamuru fazla diye;) biraz zamanımı alır yada bana zaman kaybettirir mi diye düsünmeyin. Aksine size zaman kazandıracak bi kitap.!
666 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Dostoyevski’nin Delikanlı romanını az önce bitirdim.Etkisini sindirmeye çalşıyorum. Bu esnada da düşündüklerimi yazayım ki okuyacaklar veya okusam mı diye düşünenlere fikir vermesini istiyorum.
Klasikleri okumayı seviyor veya istiyorsanız ve Dostoyevski’den neler okumalıyım gibi bir sorunuz varsa suç ve ceza, karamazov kardeşler, ecinniler, yeraltından notlar ve özellikle budala'yı okumanızı öneririm.Ardından diğer yazarların klasikler arasına girmiş eserlerini dolaşın.Ondan sonra,Dostoyevski başka ne yazmış merak ederseniz Delikanlı ile devam edin.
Roman çok akıcı değil, çünkü tam anlamıyla boyutlandırılmamış veya açıklanmamış) çok sayıda karakter içeriyor. ama azmedip içine girince, roman daha hızlı akmaya başlıyor, kıyısından geçilmiş karakterleri ve öykülerini de öğrendikçe daha çok seviliyor.
Dostoyevski’nin olayları bir karmaşa içinde sunması, kitabın son bölümünde heyecanlanmaya mahal veriyor.Bu heyecan damağınızda oldukça lezzetli bir tat bırakıyor. olur da bu kitabı herhangi bir yerde görürseniz ve elinize alıp inceleme şansına sahipseniz mutlaka okuyun. Bu kitaba zaman ayırmanın hiç de kötü bir fikir olmadığını siz de fark edeceksiniz..
Delikanlı'nın çevirisi ergin altay tarafından yapılmış. gayet akışkan bir şekilde yapılan çeviri de okuyucuyu metinden uzaklaştıracak tek bir nokta bile yok.İletişim yayınlarının çeviri konusundaki hassasiyeti kocaman bir alkışı hak ediyor kanımca...
603 syf.
·4 günde·9/10
“Başkalarını yargılayabilmek için önce yargıç olmak, yargıç olabilmek için de acı çekmek gerekirmiş.”

Yazarın bu eserinde konuya giriş yapıp “bunu sonra anlatacağım” diye devam eden satırlarının sıklığı olayları takip etmenin zor olacağına dair bir ipucu gibiydi aslında.
Daha önce Dostoyevski okumamışsanız bu kitapla başlamamanızı öneririm. Sürükleyici ve akıcı değil. Zorlanarak okuduğumu itiraf etmeliyim. Sık sık geriye dönerek yeniden okuduğum çok sayfa oldu.
Kahramanların fazlalığı, onların iç dünyalarının karmaşıklığı, kurgunun dağınıklığı ve Dostoyevski ‘nin eserlerinde psikolojiyi fazlalıkla kullanması düşünüldüğünde epey sakin kafayla okumak gerekiyor.
Eserin temel konusu gayrı meşru bir çocuk olarak dünyaya gelen baş kahramanın delikanlı çağında yaşadığı aile ilişkileri, toplumsal değerlere kafa tutan davranışları ve iç çatışmaları. Elbette daha fazlasını bulacaksınız. İyi okumalar dilerim.
666 syf.
·11 günde·7/10
Okumak istediğim son Dostoyevski kitabıydı. Büyük bir hevesle aldım. Bir hevesle açtım kapağını. Ancak üzülerek söylemem gerekli ki kendimi bu kadar özdeşleştirdiğim bir yazarın okuduğum son kitabında aradığım şeyi bulamadım. Bunun da birkaç nedeni var.

İlk olarak, bu kitap Dostoyevski'nin tarzına uygun değilmiş gibi geldi bana. Dürüst ve iyi bir şekilde yaşamanın budalalık olarak karşılandığı bir dünya yaratan ve Budala'yı yazan, Suç ve Ceza'da Raskolnikov üzerinden vicdani problemlere eğilen ve onların temelini kazıyan, baba katilliği üzerinde dönen Karamazov Kardeşler'de dinin temellerine saldıran, dinden cevap isteyen bir Dostoyevski'ye göre bu kitap biraz boş kalmış gibiydi. Tam olarak bir vicdani, ahlaki ya da felsefi bir sorun yoktu. Aranan sorgulanan çok güçlü sorular yoktu. Franz Kafka'nın Amerika'sını okumuş gibi hissettim.

İkinci olarak da karakter ve olay problemleri. Karakterler neden bu romanda olduğunu bilmiyormuş gibiydi. Gereksiz eklemeler çoktu ve bunların romanın gidişatına etkisi çok azdı. Karakterlerin belirli özellikleri neredeyse yoktu ve belli ideoloji temsilleri çok azdı. Aynı zamanda olaylar da saçma bir şekilde ilerliyordu. Olaylar bir anda oluyor, hiç ilgisi olmayan kişiler olaylara etki ediyordu ki bu bence Dostoyevski'nin yazdığı diğer kitaplara göre aşırı bir zayıflık.

Ancak Dostoyevski bir filozof(bence) yerine psikolog olsaydı, bu kitap yazdığı eserler arasında çok büyük bir ilgi görürdü. Çünkü Dostoyevski bu romanda çok başarılı bir psikolog olduğunu açıkça ortaya koymuş. Yüzlerin bir anlık hareketlerinden, kıyafetlerdeki küçük bir değişiklikten, söylenen ve hatta söylenmeyen kelimelerden çıkan sonuçlara baktığımızda bunu reddetmemiz imkansız.

Daha çok şey söylenebilir ama bana göre asıl önemli olanlar bunlardı. Önsöz ve sonsöze biraz göz gezdirdim ve yararlı şeyler var gibi duruyor. Oradan daha iyi açıklamalar bulabilirsiniz.

Pek de okumanız gerekmiyor bence. Yine de benim gibi bir Dostoyevski takıntılısı iseniz okumadan geçmeyin.
666 syf.
·14 günde·Beğendi·2/10
Şu zamana kadar okuduğum en zor kitap oldu galiba. Olayları çok karmaşık buldum. Çeviriden mi kaynaklı diye düşündüm ama cidden çok zorlayan bir kitap oldu beni. Dostoyevski’nin böyle bir eseri olması şaşırttı beni, hayal kırıklığına uğradım açıkçası...
İnsanlarda ruh güzelliği yok, olmasını da istemiyorlar. Hepsi mahvolmuş ancak herkes kendi kendi mahvoluşuyla övünüyor.
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Sayfa 125 - Engin Yayınevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yeniyetmə
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
642
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789952267198
Kitabın türü:
Dil:
Azerice
Ülke:
Azerbaijan
Yayınevi:
Qanun Nəşriyyatı
“…Biz artıq çöl qapısına çatmışdıq, mənsə elə hey onun ardınca gedirdim. O, qapını açdı; ani olaraq içəri dolan külək şamımı sön­dürdü. Bu vaxt birdən onun əlindən yapışdım; lap qaranlıq idi. O diksindi, amma susurdu. Əlinə sarı əyildim, qəfildən əlini həris­liklə öp­məyə başladım, bir neçə dəfə, çoxlu-çoxlu öpdüm…”

Dü­nya ədəbiyyatının nəhəng simalarından olan Fyodor Dosto­ye­vs­kinin məşhur “Yeniyetmə” romanı İnsan sevgisinin in­tizarında olan, həyatda ilk sərbəst addımlarını atmağa çalışan gəncin könül çırpıntıları haqqında kədər və ehtiras dolu hekayətdir.

Roman həm də Dostoyevski dühasının siqlətini, insan psixo­lo­gi­yasının gizlinlərini duymaq baxımından çox maraqlıdır.

Kitabı okuyanlar 1.306 okur

  • Vüsal Sardarov
  • Sh.krmv
  • Röya Abraham
  • Turan
  • Anar Həsrətov
  • Günel Həsənova
  • Fyodor Amcaaaa
  • Şahane
  • Qəmər_

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.3 (1)
8
%0
7
%0
6
%0.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları