Geri Bildirim

Yerdeniz BüyücüsüUrsula K. Le Guin

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.637
Gösterim
Adı:
Yerdeniz Büyücüsü
Alt başlık:
Yerdeniz Üçlemesi 1
Baskı tarihi:
Kasım 2011
Sayfa sayısı:
188
ISBN:
9789753420570
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Wizard Of Earthsea
Çeviri:
Çiğdem Erkal İpek
Yayınevi:
Metis Yayınları
"Sanırım Yerdeniz Büyücüsü'nün en çocuksu yanı, konusu: Büyümek.
Büyümek, benim yıllarımı alan bir süreç oldu; bu süreci otuzbir yaşımda tamamladım-ne kadar tamamlanabilirse; o yüzden de çok önemsiyorum. Çoğu genç de önemser. Ne de olsa esas işleri budur: Büyümek."
Ursula K. Le Guin'in Yerdeniz adlı kitabını okuyorum. Bu kitap 6 kitaptan oluşan bir serinin bir araya getirilmiş hâli. Her gün bir bölüm okuyarak on gün içerisinde tamamlamış oldum birinci kitabı.

Yerdeniz Büyücüsü, Yerdeniz diyarının en büyük büyücüsü olan, halkın bildiği adıyla Çevik Atmaca'nın ya da gerçek adıyla Ged'in öyküsü. Tipik bir Le Guin özelliği olarak mekân, diyar ve karakter isimleri yine yazara özgü. Kitabın tamamına yayılmış olan kendine özgü üslûp hiç teklemiyor; yazar bu yeni dünyayı ağır ağır kuruyor önümüzde; Yerdeniz biz bakarken, okurken varolmaya başlıyor. Yine bir Le Guin özelliği olarak acele etmeyen dil, folklorü önemseyen ve bütün ağırlığını insana, insanın hikâyelerine, kendi hikâyelerini anlatan doğaya ve fantastik kurgunun vazgeçilmezi olan doğaüstü canlılara ya da örneğin ejderhalarına can veriyor, onları gerçekçi kılıyor, öyle ki konuşan ejderhalar da en az susan insanlar kadar gerçek geliyor bize. Le Guin bunu ağırdan alan, acele etmeyen, ikna etmek, inandırmak için karalamayan, sıkış tıkış bir üslûptan itinayla uzak duran o anlatım diliyle, edebi süsüyle yapıyor. Gördüğüm şey, bu dilin ve üslûbun okuduğum diğer kitaplarında da aynı olduğu yazarın.

Yerdeniz Büyücüsü bir büyücünün öyküsü evet, ama bir yandan da büyüyen bir çocuğun öyküsü; onun çocukluktan ergenliğe, ve oradan delikanlılığa geçişinin öyküsü. Bu öykü bir yandan da kendi karanlığına, gölgene temas etmenin, o karanlıktan ve kötülükten güçsüz kalmanın, yarım kalmanın öyküsü. Ged'in Yerdeniz'in nice adasına, toprağına uzanan yüzleşme ve cesaret öyküsünde nice dinin, inancın bize söylediği bir hakikati görüyoruz: bizler kötülüğümüz ve iyiliğimizle bir bütünüz ve tamız, bizi insan yapan da bu. Kötülük kınansa ve yerilse de varlığı daha iyi ve daha güçlü olmanın kaçınılmaz bir vasıtası belki de. Ged'in hakikate doğru akıp giden öyküsünde çok güzel bir yüzleşme, çok güzel bir idrak etme süreci de anlatılıyor. Ve bu, söylediğim gibi, Ursula K. Le Guin'in fısıltılı, bize anlattığı o rüzgârlarla taşınan, diyardan diyara uzanan güzel diliyle anlatılıyor; kitabın sonuna dek oldukça iyi bir lezzetle yazılmış çok güzel bir öykü okuyoruz. Ben çok beğenerek okudum.

Yerdeniz'i okuyan herkesin çok sevdiği Çevik Atmaca, yani Ged kusurları ve zaaflarıyla yüzleşebilen, yaşadıklarının sorumluluklarını alabilen, kendisine emanet edilen sırrı ya da sırları lâyıkıyla taşımaya çalışan ve bu uğurda gayretini esirgemeyen bir genç büyücü.Serinin diğer kitaplarında da Ged'in yetişkinlik dünyasından hikâyelerin anlatıldığını düşünüyorum. Seneler önce izlediğim Yerdeniz'den Hikâyeler adlı animasyonda izlediğim buydu. O filmde de Ged'i çok sevmiştim. Ged, yazarın anlattığı en güzel karakterlerden birisi gerçekten de.

Kitabı herkese öneriyorum.
Aklımın ve kalbimin bir köşesinde bayâdır bu tarz bir eser okuma isteği yatıyordu aslında ama fantastik eserleri okumak benim için; gerçek dünyaya kısa bir mola niyetiyle başlayıp,fantastik kitabı okumaya başladığım andan itibaren, kendi hayal dünyamda,mola kavramından tamamen uzaklaştığım, uzun soluklu, gizemli bir maratona dönüşüyor.Ve fark ettim ki bu tarz kitaplar insanı duygusal olarak doyurduğu kadar,zihinsel olarak yorabiliyor.Çünkü okuduğunuz fantastik dünya yazarla beraber zihninize kuruluyor ve inanıp inanmamak tamamen size bırakılıyor.Ama her şeye rağmen okuduğumda mutlu olduğum türlerden biridir fantastique...

Gelelim kitabın ana temasına;olaylar kitap boyunca adalar diyarı olan (Bu adaların isimleri tek tek düşünülmüş hatta olayların geçtiği diyarın haritası bile çıkarılmış.) büyülü bir dünyada geçmektedir.Yazar kitabını tanıtırken konusunun: büyümek olduğunu belirtmiş ve büyümenin kendisi için hiçte kolay bir süreç olmadığını ,bu işlemi otuzbir yaşında anca tamamladığını (-tabi ne kadar tamamlanabilirse) vurgulamış.Ursula K. Le Guin için büyümek önemli bir kavram,ön okumadan anladığım kadarıyla bir sonraki kitapta da aynı konu işlenmiş.Kitap zaten ana karakter olan Gontlu Ged'in çocukluğunu anlatarak başlamış hikayeye.Bu tema kitapla bütünleştiği için mi bilmem kitap boyunca benim gözüme pek batmadı.Benim dikkatimi çeken durum ise Çevik Atmaca Ged'in gölgesi ile olan husumeti oldu.Kafamın içindeki gölge hâlâ gizemini korumakta.Ged'e karanlık dünyadan,gözünü hırs,gurur,kibir gibi duyguların bürüdüğü bir anda yaptığı bir büyü ile musallat olan bir gölge var ve bu gölge kitap boyunca Ged'in peşini bırakmamakta,
zamanla Ged'in en büyük korkusu hâline dönüşmekte.

Kitaptan yaptığım çıkarımlar ise;korkularımızla yüzleşmemizin ne kadar önemli olduğu, doğru arkadaşlık kurmanın faydaları, kuramamanı zararları, karanlığın ve aydınlığın bir bütün olması,birbirine dönüşebilmesi (yin yang) meselesi oldu.

Fantastik severlere tavsiye edebileceğim kendine özgün bir eser,sevilen yazar Ursula'nın başyapıtlarından biri.Okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar dilerim.

Benzer kitaplar

Fantastik kitaplarla pek aram olmasa da yazarın çok bilinmesi ve serinin ilk kitabı oluşundan dolayı okudum. Büyücü çırağı olan çocuk Ged'in büyücülükte kendini geliştirmek için çıkmış olduğu yolculuklar konusuyla başlayıp, yavaş yavaş büyüyen tecrübeli ve saygı duyulan güçlü bir büyücü olmasıyla devam ediyor. Kitap akıcılığı çok güzel. İçerisinde geçen büyücülük terimleri özellikle " Gözbağı " kelimesi eskilerin kullandığı "Gözbayıcı" kelimesiyle aşağı yukarı aynı anlam ifade ediyor galiba. Sonuç olarak bu kitabı okumak isteyenlere tavsiye ederim. Serinin diğer kitaplarını da mutlaka okuyacağım. Bakalım devam kitaplarında ne olacak. Herkese iyi okumalar.
Yakın bir arkadaşım Ursula Le Guin hayranı. O yüzden ne zamandır okumayı düşünüyordum ve bu kadar geç okuduğuma pişman oldum. Keşke o ölmeden önce tanışmış olsaydım onun satırlarıyla. Ne fark eder ki derseniz bunu açıklayamam sanırım. Başka çok sevdiğim bir yazar olan Tolkien için böyle hissetmiyorum ama. Çünkü zaten o hayattayken benim onun kitaplarını okuma ihtimalim yoktu. Ama Le Guin'in kitapları hep kitaplığımdaydı, gözümün önündeydi ve sürekli erteledim, o öldükten sonra da hevesimi mi kaybettim artık ne olduysa bu zamana kadar erteledim ama iki gün önce yeter bu kadar erteleme dedim ve başladım.
Kitapta ilk farkettiğim şey isimlerinin önemi oldu ki Bay Rothfuss sanırım bundan biraz etkilenmiş dedim ve bu biraz moralimi bozdu çünkü Kral Katili Güncesi benim için tamamen yeni ve özgün bir dünyaydı. Ama yine de Rothfuss'un isimleri öğrenme mantığını ve üniversitesini daha çok sevdim. Evet, Le Guin'in okulu bana hiç sıcak gelmedi. Orayı hiç okul gibi düşünemedim. Hogwarts gibi bir yer bekliyordum ben sanırım. Ged'i hiç öğrenci gibi düşünemedim orada.
Ged'in bu kadar çabuk her şeyi öğrenmesini, düşmanını bu kadar çabuk yenmiş gibi görünmesini de - yıllar aldığını biliyorum ama sadece Ged bunu söylediği için yoksa bir ayda olmuş bitmiş gibi geldi bana her şey- pek tatmin edici bulamadım.
Konu güzel aslında ama bunun bu kadar kısa anlatılması ben de hayal kırıklığına sebep oldu. Bu kitabı kapattıktan sonra daha net bir şekilde anladım ki ben sürekli olaylar dönmesini, karakterin oradan oraya koşturmasını pek sevmiyorum. Bunlar illaki olacaksa bu olayların, karakterlerin ve duyguların uzun uzun betimlenmesini istiyorum. Bu kitapla sürekli Kral Katili Güncesini karşılaşırdım. İkisi de sürekli isimlerin öneminden bahsettiği için hemen bir bağ oluşmuştu zaten kafamda bir de ikisi de bir kahramanın kahraman oluş hikayesini anlattığı için . Ve ben Rothfuss'un dilini daha çok sevdim çünkü Kvothe'un ne hissettiği bana tam olarak geçiyordu. Onunla üzülüp, onunla korkuyordum. Ama Ged'in dünyasına giremedim bu yüzden hikaye beni derinden etkilemedi ve bende bir iz bırakmadı.
Yine de devam kitaplarını okumayı düşünüyorum çünkü akıcıydı. Bu yoğun günlerde aklımı pek yormadı.
Kitap ilk başladığımda her sayfa çevirişimde yavaş yavaş beni içine çekmeye başladı, sanki bir girdaba kapılmış gibi girdikçe girdim.. ilk okumaya başladıgımda Ogion’u Shannara'daki Druid’e benzettim Ged’de onun çırağına gayet uydu :) Ama Ged çok daha tecrübeli.
Kitabın asıl konusu büyümek, Ged’in olgunlaşması üzerine Ogion kitapta sadece Ged’i eğitmiyor bize de ufaktan ufaktan yol gösteriyor, bazı yerler iki kere okutturuyor kendini.
Eserde çokça isimlerden bir şeyin asıl isimini öğrenmekten bahsediyor. Ged’in hocası Kurremkarmerruk, Kadim lisanda varlıkların asıl isimlerini öğretiyor. ‘’Kim bir adamın ismini biliyorsa, onun hayatını avuçlarının içinde tutuyor demektir.’’ diye geçiyor buraya gelmeden daha aklıma Kral Katili Güncesinden Elodin geldi(üniversitedeki Baş İsimcidir). Orada da Elodin Kvothe’ye nesnelerin asıl isimlerini öğretiyordu ve birinin ismine sahip olduğunda onun herşeyine sahip olabileceğini söylüyordu. Kitap aklımıza Harry Potterı getiriyor ikiside bir okulda büyücü olarak yetişiyor, aileleri yok, en önemlisi çağlarının e iyi büyücüleri olacaklar. Yüzüklerin Efendisinide hatırlatıyor gibi.
Seri 6 kitaptan oluşuyor devamınıda yavaş yavaş okuycam hemen bitirirsem olmaz. İlk kitap oldukça hoşuma gitti devamı daha heyecanlı olacaktır. 
''Sanırım Yerdeniz Büyücüsü´nün en çocuksu yanı, konusu: Büyümek. Büyümek, benim yıllarımı alan bir süreç oldu; bu süreci otuz bir yaşımda tamamladım ne kadar tamamlanabilirse; o yüzden de çok önemsiyorum. Çoğu genç de önemser. Ne de olsa esas işleri budur: Büyümek.'' diyor Ursula Yerdeniz Büyücüsü hakkında. Gerçekten de kitapta Ged'in çocukluğundan itibaren büyüme macerasına tanık oluyoruz. Ged'in Karg'lara karşı koymak için yaptığı büyü köyün hayatını kurtarır. Zaman içerisinde Ged çevrede ünlenir. Usta Ogion eğitmek üzere Ged'i Onakçaağaç'a götürür. Kendi gücünün farkına varan Ged Ogion'dan sıkılır ve büyücülük okuluna gider. Yapmaması gereken bir büyü yapan Ged, kontrol edilemez bir varlığı peşine takar. Ve kitap boyunca bu varlıkla olan mücadelesi ve pişmanlıkları gözönüne seriliyor. Ben bu kitabı Ged'in kendini keşfetmesi, yaptığı hatanın sorumluluğunu üstlenmesi ve büyümesi olarak görüyorum. Devamı : https://birkitaphirsizi.blogspot.com.tr/...erdeniz-1-kitap.html
Bir kitap olmalı, beni alıp bu dünyanın yüzeyselliğinden soyutlamalı mı diyorsunuz. O zaman Yerdeniz serisi tam size göre. Ursula Guın'in masalsı bir anlatımla bize sunduğu Ged'in öyküsü içeriğinde bir çok mesajda barındırıyor. Üstelik yerdeniz büyücüsü Ged, kült haline gelen Harry Potter karakterinin ilk habercisi ve Hogwarts okulunun temeli.


Fevkaladenin fevkinde bir büyüme ve olgunlaşma hikayesi. Hayata ne denli dezavantajla başlarsak başlayalım, iyi hocaların, iyi arkadaşların bizi ne denli değiştirip dönüştürebileceklerine; kişinin, benliğinin olumsuz yönleriyle savaşının nasıl bitmez ve zorlu olacağına dair bir destan. Varlıkların birliği, her şeyin yıldız tozlarından olduğunun bir hatırlatıcısı; 183 sayfalık bir başyapıt: Yerdeniz Büyücüsü.

Ged'in çocukluğu doğduğu adada Gont'ta başlıyor. Oradan büyücülük okuluna kaydoluyor. Buraya gitmeden önce karşılaştığı bilge adam Ogion Usta Ged'de çok büyük düşünsel izler bırakıyor. Ged'in bir hırs sonucu serbest bıraktığı kötücül güç: Gölge.
Ged'in çocukluğu gölgeyi takibe çıktıktan ve onu yendikten sonraki evrede hırslarını, güç istencini yenip tam insan (insan-ı kamil) olmakla son buluyor.

"Ve Vetch, gerçeği görmeye başladı: Ged, ne kaybetmiş ne de kazanmıştı, ama kendi ölümünün gölgesini, kendi ismiyle adlandırarak, kendisini bütünlemişti; tam bir insan olmuştu: Tüm kişiliğinin bilincinde olan, kendisinden başka hiçbir güç tarafından kullanılamayacak veya ele geçirilemeyecek, o yüzden hayatını hayattan yana yaşayacak, hiçbir zaman yıkım, acı, nefret ve karanlığın hizmetine girmeyecek bir insan." (s.184)
Yerdeniz Büyücüsü çok basit gibi görünen ama dolu dolu bir kitap. İlk bakışta bize Çevik Atmaca'nın hikayesini anlatıyor. Bu kısacık kitap onun 7 yaşından başlayıp yetişkinliğe adım atmasına kadar süren uzun bir zaman dilimini ele alıyor. Aslında temel konusu yazarın da arka kapakta bize aktardığı gibi büyümek... Ama bu konuyu klasik bir anlamda işlemiyor. Bir kere büyülü toprakların üzerindeyiz, Yerdeniz'deyiz... Yerdeniz, Tolkein'in Orta Dünyası'nı andırıyor ama o detay seviyesinde değil. Zaten kitaptaki kadim dilde yer 'tolk', deniz ise 'inien' olarak geçiyor ve yazarın bir saygı duruşunda bulunduğunu düşündürüyor. Bir de üzerine satır aralarında gizli, biraz düşününce ortaya çıkan anlatımlar var...

Kitabı birçok açıdan çok çok beğendim. Yarattığı dünya, karakterler ve yazım dili tam anlamıyla yerli yerindeydi... Elbette sonuncusunda çevirmen Çiğdem Erkal İpek'in de katkısı büyük, gerçekten inanılmaz bir çeviri ortaya koymuş. Kitabı okurken Harry Potter'dan, Dresden Dosyaları'na ne kadar çok kitaba ilham kaynağı olduğunu görmek de beni ayrı şaşırttı ve mutlu etti.

Yorumun Devamı --> https://www.instagram.com/yaprak.onur/
Beklentimi karşılamadı olaylar hızlı gelişti son baya oldu bittiye geldi diğer kitaplardaki gibi sarsılmaz dostluklar bir grupça gezme yok tu karakter yalnız kovboy havalarindaydi diğer kitaplara devam edermiyim bilemiyorum
Yazarı ve dolayısıyla okuduğum ilk kitabını malesef ölümüyle tanıdım. En son okuduğum büyücülük kitabının Harry potter olduğunu hatırlayınca bir şans vereyim dedim. Heryaştan insanın okuyabileceği dili akıcı cümleleri net bir kitap. Beni nedense aynı yaşlarda olan karabatak ve ged in birbirini içten içe kıskanması etkiledi o an ged e üzülsem mi yoksa aşırı havalı olduğu için sevinsem mi bilemedim büyümen bu kadar sancılı olmak zorundamiydi ged
Denizden fırtınalar ve canavarlar gelir, ama kötülük gelmez. Kötülük karadadır.
Bütün hayatımızı, aslında yapmaktan başka çaremiz olmayan şeyleri rızamızla seçmeyi öğrenmekle geçiriyoruz.
Sihir, zevk için veya övülmek için oynadığımız bir oyun değildir. Şunu düşün: Bizim Sanatımızdaki her söz, her hareket ya hayır için ya da şer için yapılır. Bir şey söylemeden veya bir şey yapmadan önce, ödemen gereken bedeli bilmen gerekir!
" Yıllar ve uzaklıklar, yıldızlar ve mumlar, su ve rüzgâr ve büyücülük, insanoğlunun elindeki yetenek ve ağacın kökündeki bilgelik: Hepsi bir bütün olarak yükselir. Benim adım, seninki ve güneşin gerçek adı veya bir su kaynağının veya doğmamış bir çocuğunki; bunların hepsi yıldızlar tarafından, yavaş yavaş söylenen, muazzam bir sözcüğün heceleridir. Bundan başka güç yoktur. Başka bir isim de yoktur."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yerdeniz Büyücüsü
Alt başlık:
Yerdeniz Üçlemesi 1
Baskı tarihi:
Kasım 2011
Sayfa sayısı:
188
ISBN:
9789753420570
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Wizard Of Earthsea
Çeviri:
Çiğdem Erkal İpek
Yayınevi:
Metis Yayınları
"Sanırım Yerdeniz Büyücüsü'nün en çocuksu yanı, konusu: Büyümek.
Büyümek, benim yıllarımı alan bir süreç oldu; bu süreci otuzbir yaşımda tamamladım-ne kadar tamamlanabilirse; o yüzden de çok önemsiyorum. Çoğu genç de önemser. Ne de olsa esas işleri budur: Büyümek."

Kitabı okuyanlar 470 okur

  • Buse Eminoğlu
  • Ayşe Yalkut
  • Murat Uğurlu
  • Özge Güvendi
  • Yasemin Yavuz
  • Özlem
  • Elif
  • İlayda ilem
  • Kübra Çiftçioğlu
  • Veysel Kurkut

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.2
14-17 Yaş
%5
18-24 Yaş
%17.6
25-34 Yaş
%31.2
35-44 Yaş
%28.1
45-54 Yaş
%8.1
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%2.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%65.1
Erkek
%34.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%29.3 (51)
9
%29.9 (52)
8
%23 (40)
7
%12.1 (21)
6
%2.9 (5)
5
%0.6 (1)
4
%0.6 (1)
3
%1.1 (2)
2
%0.6 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları