·
Okunma
·
Beğeni
·
505
Gösterim
Adı:
Yerlerde Bir Aziz
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
108
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055159238
Kitabın türü:
Çeviri:
Işıl Yüce
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Monokl
On üçüncü yüzyılda sıradan bir tüccarın oğlu olarak İtalya'da doğan Assisili Françesko, ailesini, tüm zenginliğini, hatta kıyafetlerini bile arkasında bırakıp Tanrı'nın sesini izler. Fakat onu özel kılan şey Tanrı'yı aşağıda, alçak gönüllülükte, yoksullukta aramasıdır. Christian Bobin'in şiirsel bir anlatımla önümüze serdiği işte bu yola çıkışın hikâyesidir. On üçüncü yüzyıldan yirminci yüzyıla zamanın hikâyesi, Aziz Françesko'nun uzun yolu ile ulaşılan insanın hikâyesi, anne ve babanın, çocuk ve ailenin, kadın ve erkeğin, doğa ve hayvanın, aziz ve imparatorun, din ve ticaretin, deli ve akıllının; herkesin ve her şeyin hikâyesidir. Yerlerde Bir Aziz; hepimizin hikâyesi.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Fare kediden korkar, kedi köpekten korkar. Diğerleriniz de farklı değilsiniz, ahlakınız altında terliyor, ilkeleriniz altında korkudan titriyorsunuz. Başlangıçta korku vardı ve korku kanunla birlikteydi ve korku sizin eşsiz kanununuzdu. Beni izle, birazdan gideceğim. Artık sizin kanunlarınız önünde diz çökmeyeceğim.
Çocuk, melekle birlikte gitti ve köpek onları takip etti. Bu cümlede ne meleği ne de çocuğu görürsünüz. Bu cümlede yalnızca köpeği görürsünüz, onun neşeli doğasını gözünüzde canlandırırsınız, o iki görünmezi takip etmesini izlersiniz: Çocuk, aldırmazlığı nedeniyle görünmez olmuştur; melek, sadeliği nedeniyle görünmez olmuştur. Köpek, evet, onu görürüz. Arkalarında. Geride. Diğer ikisini takip etmektedir. İzlerini takip ediyor, bazen ise etrafta dolanıyor, yolda onlardan uzaklaşıyor, bir su birikintisi veya bir tilkinin önünde duraklıyor, ardından iki adımda diğerlerine yetişiyor, çocuğun ve meleğin eteklerine yapışıyor. Başıboş, şen şakrak. Çocuk ve melek peşi sıra yürüyorlar. Belki çocuk, gün ışığında bir kör gibi, görünür dünyanın içine giren meleğin çok rahatsız olmaması için, ona yol göstermek için, elini tutuyor. Ve çocuk mırıldanıyor, aklından geçenleri anlatıyor, melek gülümsüyor, başıyla onaylıyor, ve köpek hala arkalarında, bazen sağ taraftan bazen sol taraftan, onları takip ediyor.
Bu köpek İncil'de yer alıyor. İncil'de çok fazla köpek yoktur. Balinalar, keçiler, kuşlar ve yılanlardan bahsedilir ama çok az köpek vardır. Hatta bir tek bunu bilirsiniz, yollarda dolaşan, iki efendisini takip eden: Çocuk ve melek, gülüş ve sessizlik, oyun ve zarafet.
Erkekler kadınlardan korkar. Bu, hayatları kadar uzaktan gelen bir korkudur. Yalnızca kadının bedeninden, yüzünden ve kalbinden duyulan korku değil, aynı zamanda hayat ve Tanrı korkusu olan ilk günün korkusudur bu. Zira bu üçü birbirine çok yakındır: Kadın, hayat ve Tanrı. Bir kadın nedir? Kimse bu soruya nasıl yanıt vereceğini bilemez. Kadınlar tarafından dünyaya getirildiği, onlar tarafından beslendiği, uyutulduğu, gözetildiği ve teselli edildiği için onları tanıyan Tanrı dahi bu soruya nasıl yanıt vereceğini bilemez. Kadınlar Tanrı değildir. Kadınlar tam anlamıyla Tanrı değildir. Tanrı olmaları için çok az şey eksiktir. Bir erkeğe kıyasla onlarda çok daha az şey eksiktir. Kadınlar hayattır, Tanrı'nın gülümsemesinin çok yakınındaki hayattır. Kadınlar Tanrı'nın yokluğunda hayatı koruma altına alır; geçici hayatın duru hissiyatından, sonsuz hayatın temeli olan o hissiyattan sorumlulardır. Ve erkekler, kadınlara karşı duydukları korkularını yenemeyen, bu korkuyu baştan çıkarmalarla, savaşlarla veya işle yendiklerini düşünen ama asla gerçekten üstesinden gelemeyen, kadınlara karşı sonsuz bir korku duyan, kadınlar hakkında neredeyse hiçbir şey bilememeye, hayattan ve Tanrı'dan neredeyse hiçbir şey alamamaya mahkûm olan erkekler.
Baba olmak ise baba rolünü oynamaktır. Anne olmak mutlak bir gizemdir, hiçbir şeyle bir araya gelmeyen bir gizemdir, hiçbir şeyle ilişkilendirilmeyen bir mutlaklıktır, kötü annelerin bile yerine getirdiği, imkansız olan ancak yine de gerçekleştirilen bir görevdir. Kötü anneler dahi mutlağın yakınındadır, Tanrı'yla yakınlık içindedir ki bu, yerlerini doldurma, rütbelerini koruma arzusuyla yanıp tutuşan babaların asla tecrübe edemeyecekleri bir şeydir. Anneler bir rütbeye, bir yere sahip değildir. Çocuklarıyla aynı anda doğarlar. Çocukları üzerinde, babaların sahip olduğu gibi bir önceliğe, deneyim önceliğine, toplumda birçok defa oynanmış olan bu komediye sahip değillerdir. Anneler hayatın içinde çocuklarıyla birlikte büyür ve çocuk, doğumundan itibaren Tanrı'ya eşit olduğu için, anneler anında azizlerin azizi özelliğine kavuşur. Her şeyden tatmin olmuşlardır ve onları tatmin eden her şeye karşı kayıtsızlardır. Eğer ki tüm saf güzellikler aşktan ortaya çıkıyorsa bu durumda aşk nereden gelmektedir, onun cismini oluşturan madde nedir, onun doğaüstü niteliğinin doğasını meydana getiren nedir?
Öldürülmeden öldürmek, kaybetmeden kazanmak: Bu iki iş, hayatı yönetir. Aşk bağı ise bu ikisinin sadece bir çeşididir. Aşk bağı cinsiyetler arasındaki savaş ve ticaret bağıdır. Veya daha doğru bir deyişle: Aşk bağı yoktur çünkü aşk da yoktur. Aşk yoktur çünkü kederden başka bir şey yoktur -dünyada bir şey ifade etmiyor olmanın verdiği kederden; imparator, papa ve onların tebaaları arasında eşit şekilde paylaşılmış olan kederden. İmparator ben der. Papa ben der. Küçük yaştaki çocuk ben der. Ve üçü birden, imparator, papa ve süt çocuğu, aynı kum havuzu içinde ölümüne savaşır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yerlerde Bir Aziz
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
108
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055159238
Kitabın türü:
Çeviri:
Işıl Yüce
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Monokl
On üçüncü yüzyılda sıradan bir tüccarın oğlu olarak İtalya'da doğan Assisili Françesko, ailesini, tüm zenginliğini, hatta kıyafetlerini bile arkasında bırakıp Tanrı'nın sesini izler. Fakat onu özel kılan şey Tanrı'yı aşağıda, alçak gönüllülükte, yoksullukta aramasıdır. Christian Bobin'in şiirsel bir anlatımla önümüze serdiği işte bu yola çıkışın hikâyesidir. On üçüncü yüzyıldan yirminci yüzyıla zamanın hikâyesi, Aziz Françesko'nun uzun yolu ile ulaşılan insanın hikâyesi, anne ve babanın, çocuk ve ailenin, kadın ve erkeğin, doğa ve hayvanın, aziz ve imparatorun, din ve ticaretin, deli ve akıllının; herkesin ve her şeyin hikâyesidir. Yerlerde Bir Aziz; hepimizin hikâyesi.

Kitabı okuyanlar 13 okur

  • aptalkuş
  • Nilay Turan
  • Rosemary
  • SÜMEYYE YILDIZ
  • Berf
  • sefa koçuk
  • Yasin
  • Erdem Toprak
  • Virginia_ Simone
  • Yusuf Berkman

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (1)
9
%20 (1)
8
%40 (2)
7
%20 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0