Yerli Yersiz Cümleler

9,5/10  (28 Oy) · 
50 okunma  · 
40 beğeni  · 
3.171 gösterim
Bu kitap önce “Yersiz Cümleler” adıyla tasarlandı. Niyetim sağda solda kalmış ve hiç yayınlanmamış onca cümleyi bir araya getirmek, bir bakıma onlardan kurtulmaktı.

Fakat cümle bu. Bir kez kapısından girince gazete ve dergilerde kalmış yazıları da taradım. Derken hızımı alamadım, bütün kitaplarımı okudum yayımlandıklarından sonra ilk kez, “Yerli Cümleler”e de el attım.

Sonra? Bütün cümleler yerli-yersiz birbirine karıştı.

Böylece binlerce cümleyle baş başa kaldım. Hepsini mümkün mertebe temalara ayırarak bir senaryo dâhilince sıralamaya çalıştım.

İçlerinde nerede, ne zaman, nasıl yazdığımı bugün gibi hatırladıklarım vardı, avucumun içine mıh gibi çakılmış olanlar. Ve hiç de hatırlamadıklarım. Bana öyle karanlık geldiler ki. Bunları ben mi yazmışım, sahi, ne zaman? Neden yazdığımı unutmuşum çünkü, hiç unutmayacağım sandığım şeyi.

Üstelik tahmin etmediğim bir şey daha oldu ve yerinden edilen, bağlamından kopan cümleler yeni manalarla yüklendi, bambaşka tasniflere girdi. Yerinde doğaya ilişkin bir cümle aşk bahsine uygun düştü örneğin, yazıya ait olan insanlığa.

Yeni bir okuma, dahası yeni bir yazma.



(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2017
  • Sayfa Sayısı:
    464
  • ISBN:
    9786050826081
  • Yayınevi:
    Timaş Yayınları
  • Kitabın Türü:
Sabriye Yabancı 
23 Oca 12:38 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yeni kitaplarını büyük bir merak ve özlemle beklediğim yazarlar vardır benim. Yeni bir eser yazdığında kayıtsız kalamadığım hemen okumak istediğim. Ancak bazen hemen mümkün olmaz bu, vaktini bekler yarım kalan kitapların, işlerin bitmesini ve daha geniş vakitleri. Bekiroğlu'nun son kitabı da epeydir elimde ancak daha verimli bir okuma için yarı yıl tatilini bekledim dört gözle ve beklediğime de değdi doğrusu.
Bekiroğlu bu kitabında, yazdığı ancak kıyıda köşede kalmış ve yayımlanmamış cümlelerini ve daha önce farklı kitaplarda yayımlanmış cümlelerini toplamış ve farklı bağlamlarda hoş bir bütün oluşturmuş. Buraya kadar olan kısım kiyabın tanıtımlarında da rahatlıkla bulabileceğiniz bilgiler.
Yazarın daha önce okuduğum cümlelerinin ve bunlara eklediklerinin bendeki çağrışımları ise şöyle:


Yazıcı cümlelerini sıralarken ardı ardına okuyucu yerli yersiz cümleleri kendi hayat hikayesindeki yerine oturtuyordu en güzeli de buydu.

İçindeki yangını gönülden hissettiğim yazdıklarıyla mekan ve zamanlar aşarak yolculuk ettiğim kâh lâ sonsuzluk hecesi dediğinde yaratılışın sırrına cân ile olmasa da kelâm ile erdiğim Yusuf u Züleyha da ibret aleminin kuyularına indiğim.

Neticede söyleyişindeki güzelliğe tutulup da vazgeçemediğim kelam sahibi Bekiroğlu.

Kendi deyişiyle: Kumaşım şiirden örülü ama elbisem nesir. Güftem şiir ama bestem düzyazı benim.
(İşte tam da bu yüzden bu denli çok sevdiğim )

Şiirleri seviyorsanız bu kitabı beğeniyle okursunuz şiirden hoşlanmıyorsanız sıkılabilirsiniz belki. Ancak yine de deneyip sizin karar vermeniz en doğrusu.

Ama şunu da belirtmeden geçemeyeceğim kitabı okurken yazarın Nar Ağacı romanını ne kadar özlediğimi farkettim daha önce iki kez okudum tekrar okumaya niyetlendim. Okumadıysanız tavsiye ederim mükemmel bir kitap.

Beyza Özcan 
03 Şub 22:14 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Raflarda yerini alır almaz dahil etmiştim kitaplığıma. Hani normalde liste yaparım, okurum. Yok bu sefer öyle olmadı. Kitabevine gittim. Bir telaşla aldım ve başladım okumaya.
Ne zaman ki Nazan Bekiroğlu alsam elime, içimde tuhaf bir heyecanla başlıyorum onu okumaya. Sanki daha okumadan kelimelerin kalbime çarpacağını hisseder gibi...
Bir dinginlik, bir kırılganlık..
İhtirastan uzak, iktifa eden, rikkatli bir ruha bürünüyor gönlüm her sayfada.
Yitip giden kelimelerimi yeniden bulmuşcasına mütebessim bir hâl alıyorum.

Satır aralarında bekleyip, duvarlarla bakışmalarımızı anımsıyorum hatta.
O anlarda şöyle geçmişti içimden; "Yine iyi hayatta kalmış bu kadın. Ölmemiş. Ya da delirmemiş. Bu kadar naif yaşamak, düşünmek için uygun bir yer değil çünkü dünya."

Yalnız hayıflandığım bir nokta vardı. Keşke bu zarif kalemin bütün kitaplarını okuyup, en son okusaymışım bu kitabını. Belki o zaman Nigar Hanım'ı daha iyi anlardım. Mor Mürekkibi... Bilemedim. Yine de pişman değilim. Kitapta Nar Ağacı'ndan, Mücella'dan, Kelime Defteri'nden izler bulduğumda biraz daha rahatladım. En azından ben bu kalemi tanıyorum dedim. Bir de altı çizili satırlarla burada rastlaşınca daha bir arttı mutluluğum. Kitap tekrirlerden ibaret değil, yanlış anlaşılmasın. Nazan Hanım bu defa daha çok gitmiş o satırların üstüne, daha bir açmış kalbini sanki. Kim bilir bu yüzden belki 'Yerli Yersiz Cümleler' için; "Benden geriye tek kitap kalacaksa bu o olsun isterdim" demişti.
Ezcümle kalbine temayül etmek isteyen, sığlıktan bunalan, kelime arayan, bulamamaktan yakınan, 'hayatımda bir incelik olsun' diyen tüm okurlar, vakit kaybetmeden alıverin kitaplığınıza.

Altı çizili satırlar;
"Söz hale yetmiyorsa, hal insanın içinde kalıyor, yetiyorsa edebiyat oluyor. "
"Ömrü boyunca hayatı, varlığı, oluşu bir imaj sağanağının arasından seyreden biri sonunda düz cümlelerle konuşmak istiyorsa o artık şiirle birlikte aşkı da kaybetmiş demektir. "

Burak 
 26 Kas 2017 · Kitabı okudu · 30 günde · Beğendi · Puan vermedi

Yazarlığının yirminci yılında, bir yazar "Benden geriye bir kitap kalacaksa bu olsun istedim." diyorsa eğer o kitap gerçekten özeldir.

Nar Ağacı kitabı ile kendisini tanıdığım ve sonrasında hayranı olduğum Nazan Bekiroğlu'nun bu son kitabını büyük bir keyifle okudum. Bana kalırsa, bir solukta öyle okudum geçtim denecek bir kitap değil kesinlikle . Ben bölüm bölüm, sindire sindire yaklaşık bir ayda okudum. Bu kitapta yazarın daha önceki kitaplarından aşina olduğumuz bir çok bölüm de karşımıza çıkıyor. Yusuf ile Zülayha'dan, Habil ile Kabil'e, Nar Ağacı'nın Büyükhanım'ından Nun Masalları'nın hattatına kadar birçok kahramanının üzerinden; aşka, ölüme, hasrete, iyiliğe, kötülüğe, deliliğe, yaşama, tarihe ve birçok konuya yönelik çok anlamlı cümlelerle bizi tekrar etkiliyor.

Bunların haricinde yazarın " İçlerinde nerede, ne zaman yazdığımı bugün gibi hatırladıklarım vardı, avucumun içine mıh gibi çakılmış olanlar. Ve hiç de hatırlamadıklarım. Bana öyle karanlık geldiler ki. Bunları ben mi yazmışım, sahi, ne zaman ?" dediği binlerce anlamlı cümle bizleri bekliyor.

Hani diyorsunuz ya hocam, "Yazarken okuyucuyu hesaba kattığım tek nokta, ona karşı samimiyetsizlik etmemek bilincidir." diye, ben o samimiyeti sonuna kadar hissettim. Daha nice güzel eserler vermeniz dileğiyle...

İbrahim Deniz 
31 Oca 21:25 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Nazan Bekiroğlunu yıllar önce La kitabını kitapçıda görüp bir cümlesini okuduğumda hayatıma dahil ettim. Her eserini okuyup hepsinde günlerimi geçirdin. Bu eseride tanım olarak okuyup bitirdim. Lakin kaldırmak fikri bu esere uzak kalacak. Baş ucunda yerini alıp ufuklara dalınmak istendikçe açılıp bir iki cümle yutulmaya çalışılacak...
Nazan hoca’nın okuduğunuz ilk eseriyse her cümle size anlam bolluğunda tatlı düşünceler bırakacak. Fakat diğer eserlerini daha önce okuyan bir kişi olur olmadık yerlerde diğer kitapların düşüncesine dalacak. Bir yusuf okuduğunuzda ilk göreceğiniz züleyha olacak...
Mutlak belirtmeliyim ki okuyup geçilecek bir eser değil. Sayfaları defalarca açıp içinde kaybolacak cümleler seçmek isteyeceksiniz yıllar sonrasında bile...
Kitabın temel hususlarını anlatmayı sevmediğimden fazla bilgiden ziyade izlenimlerle paylaşmayı tercih ediyorum. Özel bilgi isteyenler olursa da bilhassa yardımcı olurum.

Mine Arapoğlu 
08 Kas 2017 · Kitabı okudu · 13 günde · 10/10 puan

Nazan Bekiroğlu benim en sevdiğim, yeni tek bir cümlesini dahi hevesle beklediğim bir yazardır. Mücella'dan sonraki yanık bekleyişe su serpti Yerli Yersiz Cümleler. Nazan Hoca'nın daha önceki kitaplarında ya da gazete yazılarında yer alan kısa cümlelerin yanısıra hiç yayımlanmamış cümleler de var kitapta. Aşka dair, yazıya dair, insanlığa, dünyaya dair bir cümleler topluluğu Yerli Yersiz Cümleler.
Güzeldi, tavsiyedir her zaman. Ama içimde Nazan Bekiroğlu romanlarına olan susuzluğum halâ devam etmekte, inşallah yakın zamanda bir de romanın kelimeleri düşer yazıcının defterine...

Nazan Bekiroğlu kalbimin iyelik eki:) Yine çok güzeldi seninle vakit geçirmek.Her sayfasını her kelimesini sıkılmadan okudum.Bütün kitaplarından ayrı bir tat vardı içinde.Bir yemek yaparsın tüm malzemeleri katarsın ya yerli yersiz cümleler de öyle bir kitap oldu benim için.Benim söylemek istediğim her şeyi o bana söyledi...

Sena 
20 Oca 03:18 · Kitabı okudu · 9/10 puan

20. Yılında Nazan Bekiroğlu’nun gerek kitapları gerekse arşivlediği cilt cilt defterlerini tek tek tarayarak oluşturduğu cümlelerin kitabı; yerli yersiz cümleler. Oldukça beğeniliyor ki Nazan hoca hayranları zaten külliyata katacaklardır ve hemde baş ucundan ayırmayacaklardır. Şahane olmuş.

Yağmur 
06 Ara 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Guzel bir kitaptı.Spoi içerebilir.Aşk,edebiyat,insan,insanlık,doğa,sanat ve şükretme konuları işlenmiş ve yazar kendini,hislerini o kadar güzel aktarmış ki..Okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım ve her şeye çevrimdışı olmuştum.Keyifli okumalar.

fNt 
28 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Nazan Bekiroğlu'nun kitaplarında altını çizdiğiniz her cümlenin bir kitapta toplandığını düşünün...
Arayıpta bulamadığım kitaptı benim için. Bulmuşa döndüm. Mükemmeldi

Cemal Eldeniz 
01 Oca 14:20 · Kitabı okumadı · Beğendi · 10/10 puan

Zamansız gelen birkaç kelamın dünden bugüne varlığı.. Sahiden herşey yerinde mi her güne atılan bir imza varlığından şüphesizce benliğini gün yüzüne çıkarmakta adeta

Kitaptan 257 Alıntı

Sabriye Yabancı 
22 Oca 14:10 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Sabır ile tahammül arasındaki mesafe çok derindir ve sabır, çoğu kez zannedildiği gibi, boyun eğmeyi değil mücadeleyi gerektirir, ama ahlâkla mücadeleyi.

Yerli Yersiz Cümleler, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 245 - Timaş Yay.)Yerli Yersiz Cümleler, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 245 - Timaş Yay.)
mavera 
08 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Şiir susmaktı. Sustum bu yüzden. Anlaşılmazlık yaftası boynuma asılı kaldı..

Yerli Yersiz Cümleler, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 54)Yerli Yersiz Cümleler, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 54)
emin 
17 Şub 21:18 · Kitabı okuyor

Dostluğa Dair
Epey zamandır dostum diyebileceğim birkaç kişiyle bile artık telefonla, mesajla değil; bence iletişimin en sağlıklı ve kazasız belâsız yolu olan hâl diliyle, kalp diliyle konuşuyorum. Onlar beni anlıyorlar, ben onları.

Yerli Yersiz Cümleler, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 286)Yerli Yersiz Cümleler, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 286)
Muharrem Okumuş 
28 Eki 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Öyle yabancı gelir ki bir zamanlar yazdığımız satırlar. Usulca kapatırsınız defterin kapağını.

Yerli Yersiz Cümleler, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 24 - Timaş Yayınları)Yerli Yersiz Cümleler, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 24 - Timaş Yayınları)
mavera 
15 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Elinde olan kıymetini bilmiyor, kıymetini bilecek olana da vermiyorlar. Felek işte!..

Yerli Yersiz Cümleler, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 264)Yerli Yersiz Cümleler, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 264)

Bir Yudum Kitap
Ben de bu dünyaya düşmüş biriyim. Kimi zaman şeytan dokunmuş düşünü hayra yoramayan Havva, kimi zaman af dileyerek kırk yıl gözyaşı döken  dem gibiyim.
“Ben neyim?” diye gelmedimse de dünyaya, belli,
“Ben neyim?” diye diye gideceğim.
Parmaklarımın ucunda yükselerek bir pencere aralığından, batan güneşi gördüğüm günden beri, gökyüzünün rengini, yeryüzünün derdini seçebilirim; ışıklı, bulutlu, denizliyim.
Dalgaların ve yağmurun dilini az çok bilirim fakat neyi bildiğim gibi nereli olduğumun da henüz farkında değilim.
Sahibinden yitik havza; rüyalar devşiririm. Dağılır mürekkebim beyaz örtüler üzerinde. Bir türlü bir araya gelemediğimi fark ederim.
Her ben dediğimde “Affola,” diyesim geliyor oysa.
Ben desem bile bu bambaşka bir ben oluyor. Azaplardan azabennâr seçiyorum. Nâr üzeri dört elif. İmlâları bozuyorum.
Zamanın hızı kesmez beni, dili acıtmaz, mesafesi durdurmaz. Elimi uzatsam, kendi kaderime dokunacağım.
Ben ki, hep özne oldum ömrümün cümlesinde, lâkin hiç eylem olamadım.
Kadrajında yer tutsam da kartonunda yerim olmadığını bildiğim fotoğraflarda bile gülümsedim objektife.
Bildim bilinmesi gerekeni. Ama yaşamaya sıra gelince adamakıllı tökezledim.
Eylemim yok, baştanbaşa teoriyim. Ama işte! .Tepeden tırnağa yara olan da benim.
 “Hiç yara almam,” sanırken aldığı yaralardan tanınan biriyim ben.
En şaşılacak yerde kurağa düşmesem adım çöl olmazdı.
Kimi taş gemi oldum cam ırmakların üzerinde yüzmeye kalkıştım; kimi cam ırmak oldum taş gemilerin bağrımda yüzmesine alıştım. Şeyhimiz Galip bizden şanslıydı. Ateş denizinde mumdan gemiler yüzdürürken hangi tarafın zararlı çıkacağını baştan biliyordu. Oysa biz, cam ırmağında taş gemi yüzdürürken sadece ırmağın değil geminin de incindiğiyle şaşkın kaldık.
 Ben ki kırk yıldır tufanda dalga, illâ’da lâ, Kerbelâ’da belâyım. Bahtı da tahtı da müjdeleyen Hüma değildim. Turnaydım, gölgem vardı. Habbeyi kubbe eden, ha demeden hayran olan bir kalbin sahibiyim ben.
Bir şeyin içinde ya tam varım ya yok’um. Kıyısında kalamıyorum. Her şey kalbine hızla çarpan ama aynı hızla da geri çekilen. O ben’im işte.
Aceleciydim. Son bölümünden başladım elime tutuşturulan ilk kitabı okumaya.
 Gözlerime kum doldu. Körebeyim. Emen benim, beni vuran el benim.
Ukde düğüm. Benim hâlim düğüm düğüm. Kördüğüm.
Ezelde ne yapmış olmalıyım? Neyin sözünü vermiş olmalıyım? Bilmiyorum ki.
Susuzluktan yandığımda içtiğim suyun bengisu, ölüm döşeğindeyken kapısına düştüğüm doktorun Lokman olmadığını öğrendiğimde dünyanın cennet olmadığını anladım. Çilenin içinden parladı bu bilgi. Çok da kullanışsızdı. Ama değdi.
Öyle yanlış kapılar çaldım, dünyalar bir araya gelse anlamayacaklara öyle güzel hikâyeler anlattım ki. Helâl ü hoş edelim mi şimdi?
Gece geçtiğim yollara sabah olup da gündüz gözüyle baktığımda gördüm uçurumları. Cahilin cesareti. Şimdi sağa çektim bekliyorum.
Dönüp bir an bakıyorum geriye. Hayret, taş kesilmemişim. Sadaka dağıtmaya alışkın kırk yıldır yanılmış Züleyha. Bu kez de elinde paslı bir ayna, geçmez iki akça.
Gafletin bir kefareti olsa katbekat ödeyebilirim. Ama yok.
Kendimi dağlara, taşlara, ağaçlara aşikâr ettim, şerh ettim, tekrar ettim, ezber ettim. Gün gelip ret, gün gelip inkâr ettim. Özge cemal bulamayıp, dönüp yine kendime nazarla muhabbet ettim.
Hâlâ içimde dar günlerimin kırkıncı odası hâlâ yüreğimde çatlamayan sabır taşı. Hayret! Tufan kopmuş çoktan ama boğulan olmadı.
Kocaman bir bulut geldi, üstümde durdu. Sesim geliyor, kendim görünmüyorum.
Yalandır anlaşılmaz olduğum; kalbim açık, dersim açık, yazım açık. Ama kim bir hikâye kahramanına dönüştürüldüğünde kendisini zahmetsiz tanıyabilir?
Benim işim hep güzellik değil, sadece gül alıp gül satmam, tahmin bile edemezsin. Yine de kendi özgeçmişimi yazabilecek en uygun kişi olduğum hususunda endişeliyim.
Bu gece çok ağlayacağım, bunu tarihler yazmayacak ama kâtipler yazacak. Tarihler yazmasın. Ben kendimin tanığıyım. Ama bana hangi lisanla sual edeceksiniz şimdi?
Bak şimdi, ben dünyanın hay u huyuna bir gönül huzuruyla hoşça tebessüm edebileceğim kadar ölümün bana yakıştığı yerdeyim. Gül devrim, lâle devrim geçti, şimdi nergis devrimdeyim.
Ben buraya bıçak sırtında yürüye yürüye, sehiv secdesinde bile yanıla yanıla, mahya kandillerinin şiddetli rüzgârda kopup düşeceğinden korka korka geldim.
Rüzgârdan kanatlarım vardı. Hiç korkmadım. Hiç tereddüt etmedim. Hiç titremedi elim. Oysa yüküm ağırdı.
En arandık odanın anahtarını elceğizimle attım denize. Kurumasın, huyumdu.
Elmasları daha parlasın diye düğün töreni geceye bırakılmış kraliyet gelini değildim ben. Ben bugüne düşe kalka, bata çıka, serapa kusur serapa hata, zor geldim.
Aman Allah’ım! Nerelerden geçmişim ben? Nasıl tırmanmışım? Nasıl düşmemişim? Nasıl dönmüşüm geri? Kapatmasın kimse gözlerimi ki göreyim.
Bildiklerim bir yana, kim bilir bilmeden nelerin yanından geçip gitmiştim.
Dünya beni hiç terk etmeyecek bir korku bırakmışken bu dağlara, keşke o dünyanın gelip geçiciliğine dair iki kelâm da ben edebilseydim.
Gelen geçti, yiten bitti. Son baharını göreceğimden endişe ettiğim sardunya bana, ben sardunyaya kaldık sonunda.
Geçtim içinden hayatın. Şimdi o koşsun arkamdan...

Yerli Yersiz Cümleler, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 15 - Timaş Yayınları)Yerli Yersiz Cümleler, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 15 - Timaş Yayınları)

Kitapla ilgili 1 Haber