Yeryüzü Ayetleri (Seçme Şiirler)

·
Okunma
·
Beğeni
·
11183
Gösterim
Adı:
Yeryüzü Ayetleri
Alt başlık:
Seçme Şiirler
Baskı tarihi:
Ağustos 2015
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750709142
Kitabın türü:
Çeviri:
Makbule Aras
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Yeryüzü Ayetleri
Yeryüzü Ayetleri
o günler geçip gitti
o günler, kirpiklerimin arasından

"Benim için en önemli şey şiirdir. Ve şiir, kendime ve kişiliğime karşı duyduğum en büyük sorumluluktur. Hayatıma vermek zorunda olduğum yanıtların en önemlisidir aynı zamanda."
- Furuğ

"Furuğ'un konuları genellikle hayat, ölüm, mutluluk, keder, doğanın güzelliği, toplumsal baskı ve çirkinlikler, umut, umutsuzluk gibi evrensel temaların yanı sıra kadın ve sevişmenin mistik güzelliğini de kapsar."
- Ayten Mutlu

"İçerik açısından Furuğ, İran ve dünyadaki ererkilliğe karşıtlığın doğrudan anlatımıdır. İran'da tamamen biriciktir, dünyada ise kadın biriciklerin arasında."
- Rıza Berahani
 
120 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Her yazarın,her kitabın 'doğru zamanı' var mıdır? Pek emin değilim, ama bazı yazarlarla,bazı kitaplarla doğru zamanda tanıştığımı düşünüyorum. Mesela Godot'yu Beklerken'i okuyabilecegim en dogru zamanda okudugumu düşünüyorum. Mesela Hayri İrdal ile tam vaktinde tanıştığıma eminim. Mesela Sait Faik'e geç kalmış olduğumu farkettim.
Ve Füruğ Ferruhzad... Onunla da malesef dogru zamanda karşılaştım. Neden mi malesef diyorum? Anlatayım;
Önce nasıl karar verdigimden bahsetmek istiyorum. Gecenlerde okudugum kitap ve yazarlara göz gezdirirken kadın yazarların epey az bir yer tuttuğunu gördüm ve biraz da kadınların dünyasına misafir olmak istedim. Buna önce Neval Es Saddavi'nin Sıfır Noktasında Kadın eseriyle başladım. Firdevs adında, kendisinden yaşça büyük biriyle evlendirilen 'çocuk gelinin' ,toplum tarafından suça oradan da dar ağacına sürüklenişini anlatıyor.
Sonra da Furuğ'u okumaya karar verdim. Bilenler vardır O da bir çocuk gelin. 16 yaşında evlendirilmis ,18 yaşında anne olmuş,toplumsal dayatmalara maruz kalmış ve özgürlüğü şiirde aramış, özgür bir hayatı şiirle yaşamaya çalışmış bir kadın.
Dün kitabı okuyacağım vakit etraf epey sessizdi, yukarı mahallede düğüne gitmiş çoluk çocuk. Tam kitaba başlayacagım vakit düğünün gelin ve damadının fotografı geldi telefonuma,uzun zamandır bir fotograftan bu kadar etkilendigimi hatırlamıyorum. 14-15 yaşında bir kız,bir erkek,bir gelin, bir damat... Kitabı kapattım ve kalakaldım çünkü elimde hayatı kararan bir kisinin kitabını okurken simdi iki cocugun daha kararacak hayatını haber almıştım.
Evet 16 yaşında bir cocuk gelin olan Furug ile karşılaşmamız malesef dogru zamana denk geldi.

'Muhafazakar bir toplumun icine dogmuştur Furuğ; despot bir asker olan baba,gelenekselliğin sınırlarından çıkmayı başaramamış baskıcı bir eş,toplumsal ikiyüzlülük,nesnelleştirilmeye çalışılan kadın...'
Yaşam gayesini şiir olarak belirlemis ve onu şu şekilde tanımlamış;
"Benim icin en önemli şey şiirdir ve şiir, kendime ve kişiliğime karşı duyduğum en büyük sorumluluktur."
Kendini 'akasya salkımlarının gelini' olarak tanımlayan Furuğ da degeri sonradan anlaşılanlardan. Bunu da şiirle anlatıyor tabi;
"Gül,bülbül ve siir ülkesinde
Yaşamak bir nimettir
Hele ki
Varlığın,yıllar yıllar sonra kabulleniliyorsa"

Velhasıl kelam çok uzattım farkındayım,Furuğ'un hayatından kesitler bulunan bu kitabı edebiyat sevenler mutlaka okumalı, sevmeyenler de okumalı tabi şiir bu :)
120 syf.
"Şiir acı yüklü sözdür."

Kendimi bildim bileli şiirle hemhal olmuş biri olarak şiir okurken hayli seçici davranıyorum. Çünkü şiir deyince insanın yürek yaralarına dokunan insan ile hemhal olabilmiş ruhta iz bırakabilen süslü olmayan sadeliği ile insanı yormayan sözcükler geliyor aklıma. Şiir bir düz yazı değildir hiçbir zaman. Şairin hissettiklerini hissetmemiz imkansızdır lakin şiiri okudukça insan kendi soluğunda hissedebilmeli diye düşünüyorum duygu yüklü kelimelerin tadını.

Her şiir okuyuşumda şairin ruhunda bir gezintiye çıkmış gibi hissederim kendimi. Her sözcüğün içinde saklı kalmış hüzünleri aşkları mutlulukları ve belki en çok acıyı aramaya çıkarım. Her mısrada bir iklim yaşanır sanki ve boşluklar yorgun ruhun nefes alış verişleridir.

Şairler karmaşık bir ruhi yapıya sahip şahsiyetlerdir kanımca. Kendi benliklerini arayış içinde olduklarından yazarken başka bir dünyadanmış gibi yazarlar ki bu şairimiz de kendine has dünyanın perdelerini aralamak istemiş ve derin bir nefes içine sığdırmak istemiş yaşadığı ve anlatamadığı ne varsa.

Şair çok acı çekmiş ki kelimelerin çoğu verdiği anlamın altında kaybolup gitmiş. Umuda dair kırıntılar kendini hissettirse de gecenin karanlığını mürekkep yapmış kendine. Sırtında özgürlüğün zehirli hırkası ve ruhunda açılmış derin yaraların sessizliği ile iyileşmek istememiş sanki. Daha çok kanatmış yaralarını şiirlerle. Öylesine pervasızca kurmuş ki bazen cümleleri bir idam mahkumun çaresizliğini ve umursamazlığını yaşar gibi yazmış..

Sığmamış yere göğe çoğu zaman. Sustukça çoğalmış yalnızlığı ve yalnızlığını göremediği çocuğu yerine koymuş. Özledikçe basmış bağrına canı yandıkça daha çok özlemiş..

Şiirler şairden şair ise şiirlerden yorgun. Okumalı evet ama güneş doğarken...

https://www.youtube.com/watch?v=fLJCaM8Qcvo
120 syf.
·4 günde·Puan vermedi
20. yüzyılın en önemli Fars şairi bence Füruğ'dan başkası değil. Sadece şiirleri değil cesur yaşam hikayesiyle insanın yüreğine dokunuyor. Kitabında ifade rahatlığı, sadeliği ve içtenliği ile kadın sorunlarını ele almış, toplumsal eleştirilerde bulunmuştur.
120 syf.
Furuğ --> Türkçesi soy, Osmanlıcası aydınlık, nur anlamına gelen kelime. Öncelikle bunu paylaşarak başlamak istedim.

https://youtu.be/HpKBlm-mQ2c
--->Kendi sesinden<---

Kitabın incelemesinden ziyade size yazardan bahsetmekle başlamak istiyorum. (Pek inceleme yazma deneyimim yoktur. Huzurunuza sunduysam kusurlarıyla affola.)

İranlı şair, yazar, oyuncu, yönetmen, ressam olan Furuğ Ferruhzad 5 Ocak 1935 yılında Tahran'da gözlerini açmış. Hayata tutunmak için şiirlerine anlam katan, onları canlandıran, ahenkle dans ettiren kadındır Furuğ. Bir kadın olarak kendi kararlarını veremeyen adeta paslanmış, örselenmiş bir kafes içine hapsedilmiş olan bu kadın o paslı kafes içinde kendi için şiirlerden oluşan bir pencere yapmıştır. -Hayata şiirleriyle tutunmuştur lafı burada devreye giriyor işte.-

Furuğ 16 yaşına geldiğinde aşık olur. Evde yaşadığı tutsaklığı bırakıp aşkı için başka bir tutsaklığı seçme kararı alır. Lakin ordu mensubu olan babası henüz 16 yaşında olmasından dolayı karşı çıkar Furuğ'a ve eğer bir sene daha beklerse ressam olan Perviz Şapur'a kavuşabileceğini söyler. 17 yaşına geldiğinde aşık olduğu Pervizle evlenir bir yıl sonra oğlu Kamyor dünyaya gelir. Oğlu iki yaşında iken "Günah" isimli şiiri yayımlanır bu şiirinin konusu (Bir kadının evli olmadığı bir adamla ilişkisinin olması) o dönemin yönetim ve ahlak kurallarına ters olduğu için ailesi ve toplum tarafından suçlamalara maruz kalır. Furuğ bu suçlamalara dayanamaz ve intihar eder. Hastane tedavisinden sonraki süre zarfında eşi Pervizle aralarında çok büyük anlaşmazlıklar olur ve boşanma kararı alır. Boşanma sonrası oğlu Kamyor'un velayeti babaya verilir ve hayatının sonuna dek çocuğunu bir daha göremez. Bir süre Italya'da kalan Furuğ döndüğünde İbrahim Gülistan ile tanışır o dönemin ünlü şair ve yönetmenlerindendir. Üstelik evlidir yani Furuğ bir kez daha toplum tarafından onaylanmaz ve suçlanır.

Furuğ her anda şair olunması gerektiğini dile getirmiştir. Bunu da şu sözlerle ifade etmiştir:
 "Şair olmak,insan olmak demektir. Şiirleri, günlük yaşamıyla bağdaştıramayan kimilerini tanıyorum yani sadece şiir yazdıklarında şairlerdir. Sonra bitiyor... Kendi kendime 'Sanki bir tabak pilav için bağırmış olmasınlar' diyorum."

 Sessizliğe şiirlerindeki çığlıklar ile yanıt vermiş olan bu güzel kadın, 13 Şubat 1967 tarihinde öğleden sonra saat 14.30’da stüdyoya gitmek için hızla seyir halindeyken karşısına çıkan okul aracına çarpamamak için direksiyonu kırmış, aracından fırlayıp, boynunun kırılmasıyla 32 yaşında hayata gözlerini yummuştur. Ardından o serviste kendi gibi yetişmesini istediği öğrenciler bırakmıştır.

Gelelim elimde tuttuğum kitaba incelemesini yazarken bile kapağından bana gözündeki ışıkla bir şeyler anlatmaya çalışan Furuğ ile birlikte yazıyorum bu satırları.
--Söylemeden geçemeyeceğim o kadar sıcak bir gülümseme ki bu altında derin anlamlar var bakarsan değil anlarsan görürsün der gibi bakıyor. Bu sıcak gülümseme damağımda sıcacık, acı lâkin yanında çifte kavrulmuş lokumu olan bir fincan türk kahvesi tadı bırakıyor adeta.--

Bu eserde Furuğ Ferruhzad'ın son iki eseri olan "Bir Başka Doğuş" ve "İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına" adlı eserlerinden seçmeler yapılmış. Öyle ki özgünlüğünün bozulmaması için bir tarafı Farsça bir tarafı Türkçe olarak verilmiş bir eser Yeryüzü Ayetleri. İsmi o kadar ilgimi çekmişti ki hemen bir boşluk yaratıp okumam gerekiyordu. Geç oldu ama öyle oldu. :) Kitapta betimlemelere o kadar kusursuz yer verilmiş ki okuduğum her dize zihnimde canlanıyordu. Bu betimleme yeteneği sayesinde ressam ve yönetmenliğe yönelmiştir Furuğ ya da ressam oluşu böyle güzel betimleme yapmasına sebep olmuştu kim bilir.

 Furuğ belki de onu anlamak istemeyen toplumun, sahteliklere kanmaya müsait ruhları, merhamete aç, emin oldukları, kesin kıldıkları gerçeklerin farkında değiller. Oysa Furuğ onların kalplerine kuşattığı zırhı tek bir kurşunla def edecekti.

Sadece Furuğ'un göreceği kalplerin anahtarını şuraya bırakıyorum. İçinizdeki Furuğ'un vedalardan önce geleceğine eminim. Hep beklemekteyim, güvenime düğüm atan Furuğlar geldiği vakit vedalara bir müddet veda edeceğimiz vakittir.

 Son dizesinde bile şu yazıyor;
"İNANALIM SOĞUK MEVSİMİN BAŞLANGICINA" daha ne kadar açıklayıcı olabilirim diye haykırıyor.

Furuğ'un ilhamlarının ardındaki zat-ı şahaneye selamlarımı iletiyorum... :)

Mandalin dostum, bana doğum günümde bu kitabı hediye ettiğin, Furuğ'u biraz daha yakından tanıma fırsatı verdiğin için ne kadar teşekkür etsem az. İlhamlarından bir parça çalıp soframa ekledim. Afiyetler olsun. O halde bu incelemeyi sana hediye edeyim 24 ayar altın kalpli, Büyücü Howl :D

https://youtu.be/2u2st45dbW4
Bu da benden size dinlemenizi tavsiye ederim.

Furuğ'un gülümseyişi tadında kucak dolusu kavun çekirdeğiyle selamlıyorum...
120 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
Güzel kadın füruğ feruhzad ve gözleri kadar derin şiirleri, her okuduğunuzda daha iyi anlayabileceğiniz ve yeni şeyler fark edebileceğiniz bir şair füruğ, dili biraz ağır gelebilir fakat sevgili Makbule Aras çok iyi çevirmiş bence. Bitmemesi için çok uğraştım asla sıkılmadım, ve çok şey gördüm şiirlerinde; direnişi gördüm, kadınlığı, anneliği, aşkı, dinî, özgürlüğü ve en çok kuşların pencereden özgürce uçup gidişini...
120 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Füruğ Ferruhzad, en sevdiğim kadın şair belki de. Hüznün ve çaresizliğin şairi. Kısacık ömründe türlü acılarla uğraşmak zorunda kalmış acılı bir şair, bir kadın, bir anne. Şiiri yaşadığı acılara ortak, belki de bir dayanak olarak görmüş olacak ki mısralarında acıları pek derin hissedilir. Füruğ'u tanıyanlar bilir. Füruğ'un büyük acısı oğluna duyduğu hasrettir. Benim de içimi en çok sızlatan budur.
"Öğlene doğru oğlumu görmek için evden dışarı çıktım ama onu bulamadım. Bu görüşmeden korktum. Ama eve geri döndüğümde beklediğim gibi olmadı, onu masada, annem ve babamla birlikte yemek yerken gördüm. Küçük ve solgundu. Elleriyle yüzümü okşadı ve ben vücudumda bir şeyin parça parça eridiğini hissettim. Daha sonra onun yanına oturdum. Niçin yemek yiyemediğimi bilmiyorum. Ellerim buz kesmişti. Ellerimin uzun süre onun ellerine, yüzüne alnına dokunamayacağını düşündükçe vücudumu tepeden tırnağa dizginlenemeyen vahşi bir acı tırmalıyor gibiydi. Öğle yemeğinden sonra birlikte yatağa uzandık ben her zamanki gibi ona hikâye okudum. O durumda bile. Eğer ben gidersem kim onun saçlarını tarayacak? Kim ona güzel elbiseler dikecek? Kim ona fil, dumanlı araba ve üç tekerlekli bisiklet resmi çizecek? Kim onu benim kadar sevecek, diye düşünüyordum"
İşte Füruğ' un bütün hayatı oğlu Kamyar'a böyle hasret geçmiştir. Tüm bunlara rağmen Füruğ dik durmuş güçlü bir kadındır. Şiirlerinde bu kadın direnişini de görmek mümkündür. Bence Füruğ her yönüyle bilmemiz gereken değerli bir kadın, bir şair, bir kadın, bir anne...
"Kuş ölür, sen uçuşu hatırla!"
120 syf.
İran'ın suskun şairi Furuğ Ferruhzad uzun zamandır okumak istediğim bir şair idi , o kadar istedim ki pdf formatında okudum kitabını,
bir kez daha anladım ki pdf veya ebup formatında okumak bana göre değil.
Bu nedenle nitelikli bir okumada gerçekleştirimedim.
Ama kitabı genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim. Genel olarak aşk , yanlızlık , herşeye ragmen umut , masum sevgi , ölüm , ayrılık temaları bulunuyor.
Şairin hayatınındaki dönütlerin simgeleri gibi şiirleri çoğu .
Okuyucuya samimiyeti ve yalın dilini çok net geçirebiliyor.
Her dizisinde kendine yenileyen
yeşeren umudu var .

İran devriminden yaşamış olması daha özgün oluşunu sağlamış gibi görünsede
kafesinde gökyüzüne hasret , yaralı bir kuş gibi Furuğ Ferruhzad .
Bana Yılmaz Odabaşının kitabı Şarkısı Beyaz hatırlattı.
Ah Nermin
Ah heryerde seni görüyorum!!

tüm varlığım karanlık bir ayettir benim seni
kendinde tekrarlayarak
yeşermenin ve çiçeklenm enin sonsuz gündoğumuna götürecek . (S.85)

Ve kendini ne denli betimlediginin şiiri

ve bu, benim
yalnız bir kadın
soğuk bir mevsimin başlangıcında yeryüzünün kirlenmişliğini
ve gökyüzünün yalın, kederli umutsuzluğunu
ve bu beton ellerin güçsüzlüğünü
anlamanın eşiğinde (S.103)

Kendi sesinden bir şiiri
https://m.youtube.com/...be&v=HpKBlm-mQ2c
Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar ..
120 syf.
·610 günde·10/10
Kitabın içeriği ve şiirler hakkında görüşlerimi belirtmeden önce biraz Furuğ'dan bahsetmek istiyorum çünkü bir şiiri onu var eden kişiden ayrı incelemek doğru olmaz.
Furuğ Ferruhzad İran sınırları içinde yaşamış ve yaşamı boyunca toplumun baskısı üzerinde hissetmiş bir Kadındır...
Genç yaşta yaptığı evlilik iyi sonuçlanmamış boşanmayla son bulmuştur. İran'nın kanunları ve kuralları cinsiyet ayrımı üzerine kurulduğundan Furuğ'a yaşamı boyunca çocuğunu bir daha görememe cezası verilmiştir...
Ve malesef Furuğ oğlundan uzak bir yaşam sürmek zorunda bırakılmıştır.

*Şayet bir gün, ey gökyüzü kanatlanırsam bu sessiz evden, ağlayan çocuğa nasıl söylerim; 'tutsak bir kuşum vazgeç benden...'

Furuğ'un şiirlerinde bolca isyan, asilik ve toplumsal eleştirilere denk geleceksinizdir. Dönemin yüksek makamında bulunan bir çok insan tarafından dışlanmıştır Furuğ...
Bu öyle bir dışlanmadır ki Furuğ, vefat ettiğinde din adamları cenazesini kıldırmayı bile red etmişlerdir.
Furuğ şiir yazmak dışında gazetecilik, resim ve sinema gibi faaliyetlerle de ilgilenmiştir. Cüzzamlıların dışlandığı vakitlerde 'Ev Karadır' adlı belgeseli çekip ödül almıştır. Bu belgeselde furuğ şiirlerini seslendirmiştir. İzlemenizi kesinlikle öneririm, izleyince hayata bakış açınızın değişeceğine inanıyorum bu nedenle sizlerle paylaşmak istiyorum.
(https://youtu.be/XJGABtligKk)

Furuğ bu belgeselin çekimlerinde tanıştığı cüzzamlı bir ailenin çocuğunu evlat edinmiştir...
****
* Arsızlıkla damgalanan boş kinayelere gülen bendim kendi varlığımın sesi olayım istedim yazık ki “kadın”dım...
****
Ve malesef Furuğ da diğer ince ruhlu insanlar gibi erken ayrıldı tutsak hissettiği bu dünyadan...
32 yaşında bir trafik kazasından hayatı kaybediyor Furuğ....
( *24 T 1413 plakalı arabanla Derrus’taki Lokamnuldövle Caddesi’nden aşağı inerken, Golhek’teki Şehriyar İlkokulu öğrencilerini taşıyan arabayla karşı karşıya geliyorsun. Onlara çarpmamak için direksiyon kırıyorsun. Sen cip arabanın açılan kapısından dışarı fırlıyorsun. Başını refüje çarpıyorsun. Seni hemen Tecriş’teki Rıza Pehlevi Hastranesi’ne kaldırıyorlar ancak tıbbi müdahale gerçekleşmeden hayatını kaybediyorsun. Hayır, hayır. Hayatın sürüyor…
Cenazenin defnedilmesi için namaz kılınmalı. Mollalar cenaze namazını kılmıyorlar. Cenazen iki gün defnedilmeyi bekliyor. Sonunda şair Mehrdad Samadi cenaze namazını kılıyor...)
*****
Furuğ'la tanışmam çok değer verdiğim bir dostum aracılığıyla gerçekleşti.
"Benim payıma düşen bir perde asılmasının benden aldığı gökyüzüdür..."
Dizesiyle hayatımda yerini aldı...

Kitap; Tusak (1952), Duvar (1956), İsyan (1957), Yeniden Doğuş(1963) ve İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına (1974) olmak üzere 5 bölümden oluşmakta.
Bu şiirlerde hissedilen Aşk, hüzün, sitem, isyan, sevinç ve hissettiğimiz daha bir çok insani duyguları doğayla o kadar güzel harmanlayıp önünüze koyuyor ki etkilenmemek güç olsa gerek...
Betimlemelerinde farkındalığıyla kendini bir adım da öteye ilerletiyor furuğ...
Yaşama, tutsaklığa, ölüme, aşka,sevgiye, hüzüne ve dünyaya bir kez daha bir kadının gözlerinden bakın derim... İnanıyorum ki Furuğ ruhunuza dokunmanın bir yolunu bulacaktır:)
******
*Tüm varlığım karanlık bir ayettir benim
Seni
Kendinde tekrarlayarak
Yeşermenin ve çiçeklenmenin sonsuz gündoğumuna götürecek..

*Ve sizi Furuğ'un sesiyle baş başa bırakıyorum...
(https://youtu.be/HpKBlm-mQ2c)
120 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Aşkın, özlemin, hasretin ve sevginin vb. çok iyi bir şekilde betimlendiği, insanın ruhuna işleyen, derinden etkileyen şiirlerle dolu bir kitap.
Yavaş yavaş, tekrar tekrar okudukça başımızdan geçen derin duyguların zirvesinde buluyoruz kendimizi.
120 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
"İnanalım soğuk mevsimin başlangıcına..."
Bu dize beni İsmet Özel'in Erbain kitabına götürdü, bu başlığı seçmemin nedeni budur. Farklı ya da aykırı(?) ruhlar beni her zaman kendine karşı konulmaz bir sarmal içerisinde çekmektedir. İran Edebiyatı söz konusu olunca da o mitolojik ve masalsı yaşamlar gözlerimin önünde canlanır. Furûğ Ferruhzâd'ın okuduğum ilk kitabı. Naif ve hassas bir kalbi var. Beni hem İran Mitolojisine hem de kendi masal dünyasına sürükledi. Modern bir mengene arasında sıkışan hayatıma bir solukluk da olsa ince bir güzellik kattı. Keyifle okuyunuz.
ben yüreğini yitirmiş bu zamandan korkuyorum
ben bunca elin boşunalığını düşünmekten
bunca yüzün yabancılaşmasından
korkuyorum
ben geometri dersini delicesine seven bir öğrenci kadar
yalnızım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yeryüzü Ayetleri
Alt başlık:
Seçme Şiirler
Baskı tarihi:
Ağustos 2015
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750709142
Kitabın türü:
Çeviri:
Makbule Aras
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Yeryüzü Ayetleri
Yeryüzü Ayetleri
o günler geçip gitti
o günler, kirpiklerimin arasından

"Benim için en önemli şey şiirdir. Ve şiir, kendime ve kişiliğime karşı duyduğum en büyük sorumluluktur. Hayatıma vermek zorunda olduğum yanıtların en önemlisidir aynı zamanda."
- Furuğ

"Furuğ'un konuları genellikle hayat, ölüm, mutluluk, keder, doğanın güzelliği, toplumsal baskı ve çirkinlikler, umut, umutsuzluk gibi evrensel temaların yanı sıra kadın ve sevişmenin mistik güzelliğini de kapsar."
- Ayten Mutlu

"İçerik açısından Furuğ, İran ve dünyadaki ererkilliğe karşıtlığın doğrudan anlatımıdır. İran'da tamamen biriciktir, dünyada ise kadın biriciklerin arasında."
- Rıza Berahani
 

Kitabı okuyanlar 1.238 okur

  • Öğretmenden Notlar
  • st21th
  • Tuğçe
  • Svl
  • Enes Sysl
  • Ne Bileyim ¿
  • Suna Yenişehirli
  • Fahrenheit
  • gyurul
  • Belda Aksoy

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.6
14-17 Yaş
%1.2
18-24 Yaş
%29.7
25-34 Yaş
%42.4
35-44 Yaş
%15.8
45-54 Yaş
%4.8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%67.5
Erkek
%32.5

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%39 (146)
9
%22.5 (84)
8
%15.8 (59)
7
%6.1 (23)
6
%2.4 (9)
5
%1.1 (4)
4
%0.5 (2)
3
%0.3 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları