Yılanı Öldürseler

·
Okunma
·
Beğeni
·
8.820
Gösterim
Adı:
Yılanı Öldürseler
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
102
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807046
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Yılanı Öldürseler
Yılanı Öldürseler
Yılanı Öldürseler
Yılanı Öldürseler
Hasan aile onuru uğruna akrabaları ve köylülerin baskısıyla annesini öldürmek zorunda kalır. Dokuz yaşında işlediği bu cinayeti hiçbir zaman aklı almayacak, kabullenmeyecek ve anlamlandıramayacaktır. Toplumsal cinnetin bir çocuğu katil olmaya sürüklemesinin romanı Yılanı Öldürseler kurban kavramına odaklanır. 

"Zengin yaratısı, Yaşar Kemal'i herkese seslenen zaman ötesi büyük klasiklere yaklaştırmaktadır." 
- Michel I. Makarius, Jeune Afrique, (Fransa) 

"Yılanı Öldürseler'deki derinlik hem ekonomik ve toplumsal yanları gösterilerek işlenen temanın anlamsal yoğunluk taşıması, hem de roman kişilerinin karakteristik özelliklerinin başarıyla işlenmesinden kaynaklanır." 
- Feridun Andaç, Yazınsal Gerçekçiliğin Boyutları- 

''Yaşar Kemal'in sanatı, kimi yerlerde acı, kimi yerde şiirsel dokunuşlarlar keskin, haşin, kontrollü, sertçe boyanmış.''
-The Listener-
Tekrar selam beybisiler .. Sahaftan topluca aldığım Yaşar Kemal kitaplarını yavaş yavaş hatmetmekle geçiyor günlerim bu sıralar işyerinde Çankırı ve Çorumlular rahat verdiği müddetçe... Bugün kısa diyerek elime aldığım bu kitabıyla bir başka darbe daha yedim Yaşar Kemal' den.. Siyasi tarih ve tarih üzerine okuduğum yıllarımı sorgulatır oldu bu sene bana Cengiz Aytmatov , Cengiz Dağcı ve Yaşar Kemal .. Umarım ömür yeter de külliyatı okuyup çaktırırız tabutumuza çivileri .. Fazla zamanınızı almayayım diyorum .. Lafı dolandırmadan konuya giriyorum ..

Bugün bu kitabı bitirdikten sonra Yaşar Kemal' in hayatına da bakayım dedim .. Bir 50 60 sayfa kadar da onu okudum .. Çocukluk , yani ortaokul yıllarına kadar geldim .. Ve bu kitabıyla örtüşen bazı noktalar gözüme çarptı .. Sizler de bilin istiyorum .. Okursanız ne ala .. OKUMAYANIN EVİNE BOMBA DÜŞE ..

Yaşar Kemal, 1915 ' te Rusya' nın Osmanlıyı püskürtmesiyle yerinden yurdundan olan bir aileden geliyor .. Önce Van' a ordan türlü türlü yerleri geçip , çöller aşıp Çukurova' ya kadar geliyorlar .. Yolda geçirilen türlü badireleri buraya yazsam ne ben de derman kalır, ne sizin gözünüzde yaş .. İnanılmaz zorluklarla yerleşiyorlar Çukurova' ya .. Bilenler biliyordur da bilmeyenler için söyleyeyim , bu adamın işi gücü Çukurova..Malzemesi kırsal yaşam , çimentosu ezilen köylü - işçiler ve yaşamları , çektikleri sıkıntılar , halkın cehaleti ve uygulanan akla mantığa uymayan örf ve adetler ..Biliyorum çok "ve" kullandım .. Atlatıcaz bunları da yaza yaza =)) (Bu örf ve adetler + cehalet kısmını sağ cebine koy ilerde lazım olacak .. ) Payı da paydası da hep ezilen kesim..Bunu da hiç dolandırmadan , "Sonradan ben SOSYALİST savaşıma girdiğimde hiçbir kasaba soylusu , zengini benimle konuşmazken ... " diyerek açık açık belirtiyor verdiği röportajında .. Saflar belirlenmiş yani sizin anlayacağınız tee o dönemden .. Bu kısa ama içi baya zehir zemberekle sıvanmış öyküyü okurken birşeyi daha fark ediyorsunuz ki bu ADAMdaki betimleme ve hayal gücünün ucu bucağı yok.. Nükleer reaktör gibi .. Her satırı , satırdaki her nesneyi öyle güzel işlemiş , öyle güzel tasvirini yapıp önünüze koymuş ki film gibi akıyor okurken anlatılanlar.. Bir ara ÖREN BAYAN LOGOSUNA dönüştüm mü acaba diyip aynaya baksam mı diye durup düşünesim geldi.. Oya gibi işliyorsunuz .. Kitap okumak denmez buna .. O kadar diyim sen anla canım kardeşim .. Anlatım demeyim ama cümle yapısı itibari ile tam olarak kendisi ile henüz ileri düzeyde haşır neşir olamadık .. Alışma safhasındayız..Ama bu bile yetti... Hem de BAYA BAYA !! Bu kopukluk , kullandığı yöre ağzından kaynaklanmıyor pek tabii.. Çünkü Fakir Baykurt' tan şive ve ağız yapılarına , Aziz Nesin' den de o dönem yazarlarının kullandığı kelimelere aşinayım .. Nasıl ki Fakir Baykurt ve Kemal Tahir diyalogların , Aziz Nesin abzürtlüklerin ve yapılan ince göndermelerin , iğnelemelerin , Sabahattin Ali de o dönemin aynasıysa ,Yaşar Kemal de betimlemelerin şahı benim gözümde .. Sevenleri kızar mı bilmem ama bunu bir yergi cümlesi olarak almasınlar mümkünse .. Ben bazı yerlerde Sabahattin Ali etkisini baya baya hissettim .. Zaten kendisi de " Ben KUYUCAKLI YUSUF okumasaydım , Teneke ' yi yazamazdım da demiş .. Ulan kısa yazam dedim yine bir dünya yazmışız ..

DİKKAT SPOILER LI ALAN!

Kısa keselim ve kitaba gelelim .. İlk kez okuyacaklar bu ne biçim inceleme diyebilirler ... İncelemelerimde normalde spoiler vermem .. Güle oynaya okur bitiririz .. Lakin bu incelemede mecburen spoiler veriyorum .. Bağlayacağım nokta itibari ile vermek zorundayım .. Zaten kitabın arka kapağında yazmışlar çatır çutur ama yine de taksiratımız affoluna..

Biliyorsunuz ki halkımızın bugüne dek başındaki en büyük baş belası CEHALET ve buna bağlı olarak toplumumuzun , özellikle kırsal bölgelerimizde yaşayan halkımızın genlerine kodlanmış , artık yaşamlarımızın bir parçası olmuş örf ve adetler .. Şimdi kalkıp Türk dediğin ananesi ile yaşar kıvamında yorumlar etmeyesiniz diye örnek de veriyorum .. Misal kan davası ..Misal kız kaçırma !! Kitap bu iki adı batasıca olgunun etrafında şekilleniyor .. Doğuya gitmeye gerek yok .. İç anadoluya gidin .. HALEN DAHA evleneceği kişinin kararını kendisi veremeyen genç insanlar göreceksiniz .. Birbirlerini nikahta gören ve buna görücü usülü diyen insanlar var bu ülkede hala .. Hiç sevmediği insanlarla yaşayıp , hiç sevmediği insanlardan çocuk sahibi olup , hayatını doğmuş çocuğuna adamış , kocasının kölesi olan insanlar var halen .. Kitabımızın başlıca iki kahramanı işte bu saydığım şahıslardan .. Esme isimli bir ana ve oğlu .. Ve sonrasında yaşananlarla olayın bir kan davasına evrilmesi anlatılanlar .. Olay öyle bir raddeye geliyor ki artık köy halkı bu oğlana ÖZ ANASINI öldürtüyor .. Bu bağlamda , bu romanı bir TURKISH Kırmızı Pazartesi DİYE ADLANDIRSAM sanırım cuk oturur.. Çünkü söz konusu köyde bu cinayetin işleneceğini köylüleri geçtim ,öldürülecek kadını da geçtim , horoz ve tavuk ahalisinden kelli kümes eşrafı dahi biliyor .. İŞTE BU ROMANDA ÖYLE BİR CEHALET , ÖYLE BİR YOZLAŞMIŞLIK , ÖYLESİNE BİR YOLDAN ÇIKMIŞ İNSANOĞLU okuyacaksınız ..

İnceleme burada bitti bitmesine ama biz bu dramı bir yerden daha biliyoruz ..STAR WARS FANLARI TOPLAŞIN!!!! =)) Tam olarak bu şartlar altında oluşmasa da biz bu yoldan çıkmışlığı, Galaksiyi titreten ve esiri olduğu nefreti ile canından çok sevdiği Padme' yi ölüme yollayan DARTH VADER 'dan da biliyoruz ... Kitabı bitirince geçenlerde çevirdiğim bir alıntı geldi direkt aklıma .. Buyrun okuyun ..

Not : Kitabı okuyup , YILANI ÖLDÜRENLER çok daha iyi anlamlandıracaklardır aşağıda geçen metaforları ..

Karanlık CÖMERTTİR... Sunduğu İLK hediye "gizliliktir" : gerçek yüzlerimiz tenimizin altındaki karanlıkta saklanır, gerçek kalplerimizse daha derinlerdeki gölgelerde.Ama en büyük sırrımız GİZLİ DOĞRULARIMIZI korumaktan değil, diğerlerinin doğruları BİZDEN SAKLAMASINDAN kaynaklanır.

KARANLIK BİZİ , BİLMEYE CÜRET EDEMEYECEĞİMİZ ŞEYLERDEN KORUR.

İkinci hediyesi rahatlatıcı yanılsamadır ..Gecenin kucağındaki hoş rüyaların gevşekliği , günün haşin ışığının geri çevirdiği hayal gücünün güzelliği...Ama en büyük tesellisi , karanlığın geçici olduğu yönündeki yanılsamadır: her gecenin sonunda yeni bir gün doğar.Aslında GEÇİCİ olan gündüzdür. Gündüz bir yanılsamadır.

Üçüncü hediyesi ışığın kendisidir: günler kendilerini bölen gecelerle , yıldızlar da içinde devindikleri sonsuz siyahlıkla tanımlanırken , KARANLIK IŞIĞI KUCAKLAR.Onu kendi benliğinin merkezinden çekip çıkarır .Işığın her zaferinde asıl kazanan KARANLIKTIR.

Karanlık CÖMERT ve SABIRLIDIR..ADALETİN İÇİNE ACIMASIZLIK TOHUMLARINI EKEN, MERHAMETİN İÇİNE HORGÖRÜ VE NEFRET DAMARLARINI SIZDIRAN ve sevgiyi şüphe tanecikleri ile ZEHİRLEYEN şey , KARANLIKTIR .Karanlık SABIRLIDIR.Çünkü en ufak bir yağmur damlası bu tohumların filizlenmesine neden olacaktır.Karanlık sabrını korur ve tohumlar filizlenir, çünkü onların büyüdüğü toprak , üzerlerini örten bulutlar, onlara ışık veren yıldızların ardında bekleyen karanlıktır...Karanlığın sabrı sonsuzdur . Eninde sonunda, "YILDIZLAR DAHİ SÖNER."

Karanlık CÖMERTTİR ,SABIRLIDIR ve her zaman GALİP GELENDİR: HER ZAMAN GALİP GELİR çünkü HER YERDEDİR..Şöminende yanan odunun içinde ve ateşin üstünde kaynayan suyun içindedir ; sandalyenin ve masanın ayağının , yatağının üstündeki çarşafların altındadır..Gün ortasında güneş altında yürürken kendi ayaklarına tutunan karanlık seninle birliktedir.EN KARANLIK GÖLGEYİ, EN PARLAK IŞIK DÜŞÜRÜR..

Gelgelelim karanlık CÖMERTTİR, SABIRLIDIR ve her zaman GALİP GELİR "ama" gücünün yüreğinde zayıflığı yatar ...Onu durdurmak için tek bir mum yeterlidir. Sevgi bir mumdan fazlası demektir ve sevgi , yıldızları yeniden alevlendirebilir..

İşte böyle KOKOCAMBOLAR .. DEMEK Kİ NEYMİŞ ? Star Wars elinde lazer tabancası, efenime söyliyeyim FLORASANLARLA (HAY BUNU BANA DİYEN DİLİN KOPSUN SENİN BEAA!!) ile cenk eyleyen zibidileri anlatmıyormuş ..

KARANLIĞA SELAM OLSUN !!

Geçen biri soruyordu bu ışın kılıcı renklerinin manası ne diye .. Yeri geldi cevaplayayım ..

MOR : Bilgelik
Yesil : Çeviklik
Kirmizi : Öfke
Sarı : HASRET !!!! BEĞENEMEDİN Mİ?!?! =))

Esen kalın İŞSİZ KALIN !!!
ESME ....
#SPOİLER
Ne güzel bir isim dedim daha kitaba başlarken .
Adın dağlarda yankılansın. .
ESME ...
ESME ...
ESME ....
Sonra anladım ki daha doğarken adını "ürkerek _korkarak " koymuşlar. .Korkmuslar güzelliğinden de ES diyememişler ..ESME deyip kanatlarını kırıvermişler ... yılanın başını baştan ezelim "Deli rüzgar gibi ESME'sin"demişler meğer ...
............güzelsin ESME
........... yılan'sın ESME
...........Evin ocağın batsın ESME

Ilk defa Yaşar Kemal okumuş bir "acemi" olarak hikayeden etkilenmemek mümkün değil ..çok yabancısı olduğum bu hikayelere alışmak için üstün bir çaba sarfediyorum ...yerli okumak ..özellikle belli bir kültürü olan topraklara girip orada nefes almak benim için zor oluyor ..
yine de böyle bir hikaye ile Tanıştığım Yasar Kemalin kalemi bende bir toplu cinnet , baskı, bu kötücül iklim (yöre-töre)
Çokça yazılan ölüm -öldür kelimeleri içimi çok ta acıtmadan hayat buluyor .

Suçlu kimdir ? diyorum aklımca. .
Hasanın suçu nedir ? Henüz altı yaşında ..babasını görmüş başında bir kurşun. .babası..nar çiçekleri gibi dağılmış sofranın üzerine ...
Hasan ne olacak ? diyorum ..
Hasan delirecek. ..Hasanın aklı Anavarza kayalıklarından düşecek, gidip gidip gelecek ...
Hasana silah alacaklar ,at alacaklar
At binmeyi , öldürmeyi ögretecekler..
"Öldür Hasan öldür " artık senin yaşam sebebin bu ...."git ananı öldür "
Çünkü Mustafa öldüremez Ali öldüremez dayılarından korkar onlar "sen öldür " "ana'nı öldür "

"Kadınları çocuklarına öldürtürler" ne acı bir kelime ...yazılması acı okunması acı. .

Olsa olsa ESME suçlu diyorum .. Halil onu altı adamıyla zorla kaçırdı ama ...olsun
ESME güzel ESME suçlu ..

Afyonlu şerbetle anca karı etti kendine ama ..olsun
ESME güzel ESME suçlu. .

Hiç sevdin mi ? diye sormadılar ama ...olsun
ESME ! INADINA GÜZEL, DOMUZUNA SUÇLU!

uzun uzun yazdım ne güzel ne mutlu... yazdım ki içim soğusun .. kimse sevmesede ben severim ESME'yi yanlız kalmasın ,saçını bir başına taramasın , ölümden korkmasın ..

https://youtu.be/XKAwmmdAKN4
(ESME için - )

Dip Not

"Anavarza'da
kim kalmışsa yılan yağsın üstüne,ateş yağsın çekirge yağsın, solucan, kaplumbağa,böğürteç, kertiş yağsın. ..

Adana selden ...
Ceyhan yelden ....
Misis yılandan ...
Tarsus bataktan gitsin ...

"Kıydınız ESME'ye. .
"Kıydırdınız ....
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.429 Oy)19.194 beğeni43.792 okunma3.061 alıntı184.702 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.624 Oy)8.901 beğeni28.975 okunma864 alıntı140.900 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.514 Oy)8.110 beğeni23.005 okunma855 alıntı90.798 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.792 Oy)13.519 beğeni34.841 okunma3.466 alıntı147.430 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.367 Oy)9.329 beğeni25.924 okunma1.863 alıntı119.987 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.707 Oy)5.808 beğeni19.849 okunma845 alıntı102.229 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.963 Oy)8.933 beğeni26.554 okunma2.715 alıntı115.978 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (5.033 Oy)5.447 beğeni17.492 okunma1.020 alıntı60.761 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.627 Oy)9.128 beğeni25.566 okunma1.594 alıntı128.300 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.760 Oy)11.505 beğeni28.701 okunma1.620 alıntı150.397 gösterim
İyi akşamlar değerli 1000Kitap Ailesinin üyeleri…

İlk kez Yaşar Kemal okudum arkadaşlar. Büyük yazara haksızlık yapmışım, azıcık da olsa suçlandım… Kitapla ilgili konuşacak olursam kitap kısacık bir roman 112 sayfadan oluşuyor. İçindeki resimleri çıkarırsak 90 sayfa ya vardır ya yoktur. Resimler demişken kitabın resimlerini Abidin Dino yapmış. Hem de ne yapmış. Çok güzel ve çok değişik tarzda.

Yazara gelirsek Yaşar Kemal’ in üslubu da Aytmatov gibi harika. Roman gözünüzün önünde canlanıyor. Kendine has Anadolu diliyle mükemmel bir betimleme. Sürükleyici bir anlatımı var. Yazarın toplumu iyi bildiği aşikâr; zaten konudan bu anlaşılıyor. Toplumdaki insan psikolojisini, toplum baskısını ve töreyi ( Kan Davası ) üstüne basa basa çok iyi anlatmış. Bu konulardan hariç içinde ahlak kuralları, namus, din, kadının yeri, babanın önemi ve aile şerefi gibi öğeler de yer alıyor.

Konuya geçtiğimizde ise bir çocuğun aile ve toplum baskısıyla bir katil olması, töre cinayeti işlemesini ele alıyor. Çocuğun cinayet için gelgitleri öyle güzel ki... Köy yerinde dul kalan çok çok güzel bir kadının çilesini okuyacaksınız. Kadının töreyi bildiği halde çocuğunu öylesine çok sevmesi, her şeye rağmen töreyi umursamazlığı.. Harika bir anne sevgisini anlatıyor. Hüzünlü bir hikaye. Elbette ki tavsiye ediyorum. Zaten minicik bir kitap hemen bitecek emin olun. İnceleme sonu alıntım ise;
“Bir adamın kıymeti parayla ölçülür mü, bir adamın değeri dünya malıyla ölçülmez, ölçülmez ama, gözü kör olsun biz adam öldürmeyi zanaat edinmişiz, ne yazık, onun için para vereceksin”

İyi okumalar 1000Kitap Ailesi…
Yılanı Öldürseler... herkes kurtulacak...
Yaşar Kemal, Çukurova'daki bir köyde yaşanan töre cinayetinin kan, kan diye bağıran ve uğruna yalanlar dizen köylülerin el birliği ile küçücük bir yüreğin masumiyetinin çalınışını kaleminin ustalığı ile anlatmış...

Dillere destan güzelliği ile sevdasından, köyünden koparılan Esme'ye reva görülen evlilik hayatının başlangıcını okurken, kadına verilen sözüm ona değerin ne kadar acı olduğunu, onun yaşadığı çöküşü kimsenin görmeyişini, delikanlı Halil'in ona nikah bile yapması ne kadar büyük bir lütufmuşcasına, yaptığı eylemin unutulmasına sebep oluyor. Esme'nin duygularının hiç bir önemi yok, önemli olan Halil'in onunla evlenip çoluk çocuğa karışması...

İntikamın zehrini tadan Halil'in kanı yerde mi kalmalı? Onun ölümüne sebep olanlardan mutlaka kanı sorulmalı...

Hasan masum, saf daha neyin ne olduğunu bilmeyen küçücük ruhuna her gün zerk edilen zehir ile babasının kanını nasıl yerde bırakmaması gerektiği damarlarına önce akrabaları, sonra ise bütün köylü tarafından hayalet hikayeleri ile doldurulur. Babasının ruhunun efsane gibi olan hikayelerine her gün bir yenisi eklenerek, Hasan'a anlatılır...

Esme, güzelliği ile dillere destan Esme evladı Hasan için her zorluğa göğüs germeye çalışsa da akıbetinin ne olacağının bilinci ile Hasan'a daha çok sarılmaktan başka çaresi yoktur dur...

Toplumsal baskının ne kadar güçlü olduğunun en iyi örneklerinden biri olan eser, üstadın yalın dili ve sayfalardaki resimlerle bir çırpı da okunup bitiyor ve arkasında Hasan'ın hayatının ne derece acımasız olduğunun boşluğunu bırakıp, zihnimizdeki yerini alıyor...
Yılanı Öldürseler. Sürü psikolojisini, toplum baskısını, ataerkil zihniyetin doğurduğu ayrılıkları öldürseler. Öldürseler de, toplum baskısından muzdarip, kendi kendisiyle yüzleşmekten aciz tek bir fert kalmasa.
Yine kısa ama bir o kadar derin ve dolu olan Yaşar Kemal romanı. Toplumsal ahlâk yapısı çok akıcı bir dille anlatılmış. Hâlâ böyle baskıların, şiddetlerin, olayların olduğu bugün içinde, okunması, üzerinde düşünülmesi gereken kitaplardan biri.
Bir çocuğun yaşadığı çevre ve akrabaları tarafından annesini öldürmeye "zorlamanın" hikâyesidir Yılanı Öldürseler. Esme köyün en güzelidir. Köylülerden Allah'ın onu özene bözene yarattığını düşünenler vardır. Onu gören, onu öldürmek şöyle dursun; kötü bir şey söylemekten korkar, ona vurulmaktan kendilerini alamazlar.
Çukurovalı Halil de tutulmuş bu sevdaya. Ama Esme yüzünü dönmüş her zaman. Halil 7 kişiyi peşine takıp Esme'yi kaçırıp ırzına geçer. Olanlar böyle başlar ya, Esme 1 yıl hiç konuşmaz, kimsenin yüzüne bakamaz artık. Konuşmaya başladığında sanki hiçbir şey olmamış gibi güler esme. Hayatın attığı kazıklar karşısında tebessüm ederek cevap veren insanlar gibi. Oğlu Hasan'ı kucağına alır ve her şeyi unutuverir.

Aşk ne yaparsa yapsın, yerinde duramaz, kalp kapleri, kaderler kaderleri buluşturur bu kâinatta.
Hayatta bazı şeyler "iz" olarak kalmaya devam eder biz ne kadar karşı koysak da. Kaçınılmazlardan kim kaçabilir ki...

Abbas. Esme'nin asıl sevdiği... Birbirlerini çok sever, gece gizliden gizliye görüşürler. Halil'in bunu öğrenmesi uzun sürmeyip, hapise attırmış Abbas'ı.
Esme, Halil ve Hasan yemek yerken silah sesi duyulur. Halil'in başı sofraya düşmüştür artık. Esmeyi kolundan tuturup götüren bir adam, Hasan'ı babasıyla baş başa bırakır..
Artık çanlar, Esme için çalacak, ondan daha fazla, kışkırtıcı bir şekilde Hasan baskı altında olacaktır...
Yine normal bir konudan ince mesajlar vermiş Yaşar Kemâl.
Keyifli okumalar.
Ah bir yılanı öldürseler...
Bu kitabı okumaya başladığınızda sonu ne olacak diye değil, sonunda gerçekleşecek olay neden ve nasıl gerçekleşiyor diye okuyorsunuz. Çünkü kitabın arka kapak yazısında 9 yaşında küçücük bir çocuk olan Hasan'ın annesini öldürdüğünü açıkça belirtiyor.

İnsanlar ne çok sever konuşmayı, olmayanı oldurtmayı. Bire bin katıp yeni efsaneler yaratmayı. Her şeye bir suçlu aramayı... Yaşar Kemal Anadolu'nun yıllarca kanayan yarası olan kan davası ve kadının değersizliğini öyle şairane anlatmış ki, kitabı noktası virgülüne kadar her karesini zihninize kazımaya çalışıyorsunuz.

Esme güzelliği dillere destan, köyünün en güzel kızıdır. Halil ise onu zorla kaçırıp, ona sahip olmuş sözde yiğit delikanlı gerçekte ise karakter yoksunu, yüzüne bakılmayacak erkek bozmasıdır. Esme bu kadar güzel olunca isteyeni çoktur haliyle. Ona deliler gibi aşık olan Abbas'ın Halil'i öldürmesiyle bütün hikâye başlar. Bütün köy, Halil'in annesi, kardeşleri bunu Esme'nin yaptırdığını düşünüp töre gereği onu öldürmek isterler. Ama bilirlerki onu öldürenin sonu hapishanedir. Gözü dönen aile bunu yalnızca küçücük bir çocuk olan oğlu Hasan'ın yapmasını ister. Bu yüzden akla hayale gelmeyecek hikayelerle aklına girmeye çalışırlar. Babasının hortlaması mı, annesinin namusszluğu mu, babasının kanın yerde kalması mı...

Hasan ise annesini hep korumaya çalışır. Çocuk saflığıyla annesine kol kanat germeye çalışır. Ne kadar dayanmaya çalışsa da zihniyeti, fikri olmayan cahil amcalarının, babaannesinin, köylülerin laflarına kanar.

Kan davası uğruna sönen yaşamlar, çekilen acıların küçük bir örneği sadece bu kitap. Küçük bir çocuğun eline kalem kitap vermek yerine tüfek verip, ona sevgiyi, yaşamı, güzelliği öğretmek yerine annesini öldürmeyi öğreten bir toplum bu toprakların sonu olur. Hasan'a en çok baskıyı yapanın babaannesinin olması ise en büyük ironi belki de. Kadının değeri erkekler gösterdiğinde değil ilk önce hemcinsleri gösterdiğinde olur. Çünkü bizi en iyi biz biliriz. Eğer bizler kadın olarak birbirimize hak ettiğimiz değeri göstermiyorsak bunu erkeklerden nasıl bekleyebiliriz?

Bu kitap herkesin okuması gereken okuduktan sonra kendisini sorgulaması gereken bir yapıt. Dili sade, Anadolu söyleyişlerine bolca yer veriyor. Hatta "yunmak" yıkanmakmış bunu buradan öğrendim diyebilirim :) Sizlere de çok şey öğreteceğine eminim.
İyi okumalar.
Yaşar Kemal'in Çukurovası'nda bu defa kan var! Üstüne üstlük ortasında küçücük Hasanla...

Bu hikayesinde kan davalarını ele almış sevgili Yaşar Kemal. Öylesine gerçekçi anlatıyor ki insan okurken "BATSIN KANINIZ DA DAVANIZ DA! YETER!" dedirtiyor. Ortada kalmış Hasan'ı da olaya karıştırmaları, beynini yıkamaları da ayrı bir köpürtüyor insanı. Hurafeler, dedikodular diz boyu... İnsanın içi açıyor. Ah cahillik! Kör cahillik diyorum.

Velhâsıl Yaşar Kemal ne yazarsa içinde de yaşatıyor.
"Halka kim zulmediyorsa etmişse, halkı kim eziyor ezmişse, onu kim sömürmüş sömürüyorsa, feodalite mi burjuvazi mi.. Halkın mutluluğunun önüne kim geçiyorsa ben sanatımla ve bütün hayatımla onun karşısındayım. Ben etle kemik nasıl birbirinden ayrılmazsa, sanatımın halktan ayrılmamasını isterim. Bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum."
Bu muhteşem cümleleri kurmuş büyük usta Yaşar Kemal. Dediği gibi her romanında halktan karakterlerle, Anadolu'nun bağrında geçen halka dokunan olayları yazmış. Öyle yalılarda büyüyen insanlar göremezsiniz ya da davetlerde gezen insanlara rastlamazsınız onun eserlerinde. Ya bir memur vardır başrolde ya köylüler ya da bu eserde olduğu gibi kan davası güden insanlar.
Yüzüme tokat yemiş bir hisle okuduğum bu kısa roman Hasan'ın babası Halil'in ölümüyle başlıyor. Hiç suçu olmamasına rağmen Hasan'ın annesi Esme sorumlu tutuluyor bu ölümden. Ve küçük Hasan'dan babasının kanını yerde bırakmamasını istiyorlar. Ama ne istemek her gün köyde başka bir söylenti, Esme için türlü iftiralar, Halil'in hortladığını söyleyenler. Ne için? Küçük Hasan'ın ellerine annesinin kanını bulaştırmak için... Eserde kan davası dışında kadının yeri, erkeğin önemi, büyüklerin ailedeki rolü, annelik olgusu gibi pek çok yan kavram işlenmiş.
Peki toplumsal baskı bir insana neleri yaptırabilir? Ne kadar ileri boyuta taşınabilir? Bir çocuk annesini öldürebilir mi? Bu kitapta hepsi acı bir şekilde anlatılıyor.
Yaşar Kemal, toplumun bireye uyguladığı baskının neler yaptırabileceğini Hasan’ın başından geçenler ile acı bir biçimde anlatmış.
İlk Yaşar Kemal okumamı Yılanı Öldürseler ile yapmış bulunmaktayım. Diğer kitaplarını da önümüzde ki zaman diliminde okuyacağım. Okul ve işin verdiği yoğunluk yüzünden kitaplardan biraz uzaklaşmışken birden elimde bulduğum bu kısa fakat anlatılanlar ve verilen mesajla oldukça uzun bir kitap oldu benim için...

Kitabın konusuna gelirsek (Bundan sonrası Spoiler olabilir.) Hasan’ın annesi Esme çok güzel bir kadındır. Onu gören sevdaya düşer. Hem de karasevda ’ya… Bunlardan biri de Hasan’ın babası Halil’dir. Esme Abbas’ı sevdiği için onu sevmemiştir. Evlenmek istememiştir. Halil de çareyi kaçırmakta bulmuş. Tabi zorla güzellik olmaz. Halil bunu canıyla ödemiştir. Abbas Halil’i öldürür. Halil’in annesi, kardeşleri, akrabaları hatta köylü bile suçlunun Esme olduğunu düşünür. Halil’in kardeşleri Esme’yi öldüremez. Herkes annesini öldürmesi için Hasan’a baskı yapar. Önceleri buna anlam veremeyen, yapmak istemeyen Hasan bir anda annesine namluyu doğrultur ve silahı ateşler. Cahil bir toplumun nasıl hayat kararttığına biz okurlar da böylece şahit oluyoruz…
Nasıl başlamalı böyle bir romana? İnanın bilmiyorum. Kitabın etkisinden çıkamadığım için hâlâ yazarken ellerim titriyor. Kitap, toplumun dayattığı kuralların, törelerin, sürü psikolojisinin verdiği zihniyet ve kadının toplumdaki yerini, daha doğrusu toplumun gözünde bir yer edinemediğini sertçe yüzümüze vuruyor. Zihniyet dediğimiz bu kör karanlıkta her geçen gün daha da batıyoruz. Adına töre denilen lanet olası şeyin, küçük bir çocuğu bile nasıl kendi içine çekip kirlettiğine şahit oluyoruz.

Her ne kadar kitabın konusuna aşina olsam bile romanın sonuna kadar içimde hep bir umutla Hasan'ın annesini alıp gideceği fikri oluştu. Ama malesef Hasan'ın o küçük yüreği toplumun dayattığı baskılara daha fazla karşı gelemedi ve acı son gerçekleşti. Kitabı okurken "Kırmızı Pazartesi" romanındaki baş karakter Santiago Nasar'ın ölümü canlandı gözümde. Toplumlar her ne kadar farklı olsa da adına töre dediğimiz şeyde ölüm tek gerçek gibi görülüyor.

Öldürüleceğini bildiği halde çocuğunu bırakıp gitmeyen annenin o yüreğindeki sevgi kadar insanlık olsaydı dünya çok daha iyi bir yer olurdu. Ve eğer Halil'in Esme'ye yaptığının yanlış olduğunu gören bir toplum olsaydı o zaman eşitlik ve özgür ilişki arasındaki bağı görebilirdik.

Yazar olayları o kadar gerçek ve çarpıcı şekilde anlatmış ki hayran kalmamak elde değil. Yer yer betimlemelerle Çukurova'da gibi hissettim kendimi. Tarhana kokuları olduğum yere kadar geldi. Kitabın sonuna kadar Hasan'ın içinde bulunduğu ikilemleri, iç sesini bastırmak için verdiği mücadeleyi iliklerime kadar hissettim.

Şimdi her şeyi bir kenara bırakıp henüz kirlenmemiş baharlar istiyorum. Ne diyordu Tarancı:
"Memleket isterim.
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun."
Ben de memleket isterim
Anaların öldürülmedigi, çocukların içinde gülüp oynadığı, kan, gözyaşı ve acının olmadığı, kadınların içinde özgürce yaşayabildiği ve her mevsim papatyaların açtığı.

Yaşar Kemal'in sevgi kokan dünyasına kapı aralamak istiyorsanız yolunuz Roquentin ablaya düşsün:)
Yaşar Kemal'in sıcaklığının yüreğinizi ısıtması dileğiyle. :)
Uzun aradan sonra Yaşar Kemal okumak, ne kadar özlemişim, okurken İnce Memed serilerini hatırladım. Sanki Abdi ağa bir yerlerden çıkıverecek gibi hissettim. Bir insan nasıl katil yapılır bu kadar güzel işlenir, Yaşar Kemal klasiği ve anlatım tarzı. Dağda bayırda, otlar, çiçekler, böcekler, kuşlar, betimlemeler.... Kitabı bırakıp Çukurova'ya gidesi geliyor insanın. Kurguda çok güzeldi. Olay sonrasına, öncesine giderek zaman içinde konuyu aktarış ayrı bir ustalıktı... Bir de kadının güzelliğini (Esme) nasıl anlatmaktır öyle, ister istemez kafanda bir kadın yaratıyorsun.
Spoiler İçerir
Merhabalar Edebiyatımızın betimleme ustası olan Yaşar Kemal’in Yılanı Öldürseler eserinde de mükemmel üslubunu resmen konuşturmuş.Sürü psikolojisini,toplum baskısını,töre-gelenek görenekler ve bayanların toplumdaki yerine değinilmiştir.Kitap 102 sayfadan oluşan kısa roman ancak etkisi çok uzun süren bir eser.Yazar kendine has Anadolu diliyle kaleme almıştır.Kitapta en beğendiğim yönü en iyi ressamlarımızdan olan Abidin Dino’ya ait çizimlerinde yer alması olmuştu.Kitap konu olarak ise Esme isminde bir genç bayanın evlilikte verilmeyen değer ve aşağılanma dile getiriliyor.Halil Esme ile evlenmeden önce Esme’yi seviyordu ancak Esme sevmiyordu Halil de Esme’ye taciz ederek evliliğe mecbur bırakmıştır.Evliliklerinin sonucunda Hasan dünyaya gelir çocuğu sayesinde biraz olsun avunacak bir şeyler bulur ama sevgi adamı yani Abbas’ı unutamaz ve gizliden gizliye görüşmeye devam eder.Abbas Halil’i öldürür ve Hasan da babasının katilinin peşine düşer.
Ana fikir olarak benim yaptığım çıkarım şöyledir ; Toplumdaki baskıların insanları ne kadar etkilediğini ve kadına değer verilmeyişini göz önüne sermektedir.
Keyifli Okumalar Dilerim
Hem uyduruyorlar, uydurduklarını bile bile, az sonra da uydurduklarını gerçeğe çevirip inanıyorlardı.
Yaşar Kemal
Sayfa 72 - YKY, 8.Baskı
Ben öpmeye kıyamazdım oğlumu, belediler kızıl kana.
Yaşar Kemal
Sayfa 85 - Yapı Kredi Yayınları 15.Baskı Ocak 2012
Susmanın büyük ustası olmuştu. Konuşunca da, adamını bulunca veryansın ediyordu konuşmaya.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yılanı Öldürseler
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
102
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807046
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Yılanı Öldürseler
Yılanı Öldürseler
Yılanı Öldürseler
Yılanı Öldürseler
Hasan aile onuru uğruna akrabaları ve köylülerin baskısıyla annesini öldürmek zorunda kalır. Dokuz yaşında işlediği bu cinayeti hiçbir zaman aklı almayacak, kabullenmeyecek ve anlamlandıramayacaktır. Toplumsal cinnetin bir çocuğu katil olmaya sürüklemesinin romanı Yılanı Öldürseler kurban kavramına odaklanır. 

"Zengin yaratısı, Yaşar Kemal'i herkese seslenen zaman ötesi büyük klasiklere yaklaştırmaktadır." 
- Michel I. Makarius, Jeune Afrique, (Fransa) 

"Yılanı Öldürseler'deki derinlik hem ekonomik ve toplumsal yanları gösterilerek işlenen temanın anlamsal yoğunluk taşıması, hem de roman kişilerinin karakteristik özelliklerinin başarıyla işlenmesinden kaynaklanır." 
- Feridun Andaç, Yazınsal Gerçekçiliğin Boyutları- 

''Yaşar Kemal'in sanatı, kimi yerlerde acı, kimi yerde şiirsel dokunuşlarlar keskin, haşin, kontrollü, sertçe boyanmış.''
-The Listener-

Kitabı okuyanlar 1.439 okur

  • Ayşegül
  • Mustafa Borazan
  • Serap Göksu
  • sevgilikavun
  • Samet Türkyurdu
  • Kübra S
  • Fadime Saçlı
  • Sudem Aktaş
  • Kitap perisi
  • Jekyll Hyde

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.6
14-17 Yaş
%4
18-24 Yaş
%19.2
25-34 Yaş
%33.7
35-44 Yaş
%26.3
45-54 Yaş
%8.2
55-64 Yaş
%1.9
65+ Yaş
%2.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%61
Erkek
%38.9

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%38.7 (196)
9
%20.2 (102)
8
%20.6 (104)
7
%10.9 (55)
6
%4.5 (23)
5
%2.4 (12)
4
%0.2 (1)
3
%0.8 (4)
2
%0.2 (1)
1
%0.4 (2)

Kitabın sıralamaları