Yılanı Öldürseler

·
Okunma
·
Beğeni
·
33,8bin
Gösterim
Adı:
Yılanı Öldürseler
Baskı tarihi:
Ekim 2020
Sayfa sayısı:
102
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807049
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Yılanı Öldürseler
Yılanı Öldürseler
Yılanı Öldürseler
Yılanı Öldürseler
Yılanı Öldürseler
Hasan aile onuru uğruna akrabaları ve köylülerin baskısıyla annesini öldürmek zorunda kalır. Dokuz yaşında işlediği bu cinayeti hiçbir zaman aklı almayacak, kabullenmeyecek ve anlamlandıramayacaktır. Toplumsal cinnetin bir çocuğu katil olmaya sürüklemesinin romanı Yılanı Öldürseler kurban kavramına odaklanır.

“Zengin yaratısı, Yaşar Kemal’i herkese seslenen zaman ötesi büyük klasiklere yaklaştırmaktadır.”
Michel I. Makarius, Jeune Afrique, (Fransa)

“Yılanı Öldürseler’deki derinlik hem ekonomik ve toplumsal yanları gösterilerek işlenen temanın anlamsal yoğunluk taşıması, hem de roman kişilerinin karakteristik özelliklerinin başarıyla işlenmesinden kaynaklanır.”
Feridun Andaç, Yazınsal Gerçekçiliğin Boyutları

“Yaşar Kemal’in sanatı, kimi yerlerde acı, kimi yerde şiirsel dokunuşlarla keskin, haşin, kontrollü, sertçe boyanmış.”
The Listener

“Şiddetli, yaratıcı enerjinin sürüklediği, özlü bir kısa roman.”
102 syf.
·2 günde
İnsan varsa cehalet var. İnsan varsa aşk var. Cehalet varsa aşk yok. Aşk varsa insan var. Cehalet varsa hem hüzün hem mutluluk var. Aşk varsa sadece mutluluk. Aşkın doğurduğu mutluluğun adı hüzündür. O yüzden aşk varsa sadece mutluluk var. Cehaletin var kıldığı mutlulukla aşkın var kıldığı mutluluk farklı olgular. Aşk mutluluk, cehalet mutluluk. Kelimeler aynı. Ancak birini okurken dudaklarda tebessüm, diğerini okurken kalpte sızı. Hazin bir hikâyeden, derin bir felsefe çıkar mı? Cehaletin olduğu yerde felsefenin eli kolu bağlıdır, aşkın olduğu yerde de. Yine aynı olgu, ancak farklı tepkiler veriyor vücut. Hepsi incecik bir çizginin etrafında. Çizgi geçilirse, "Yılanı Öldürseler, Yılanı Öldürseler" der insanoğlu. Aşk olsun da, cehalet olmasın.
Kitabı incelemek yerine konuyu inceledim ama...
102 syf.
·10/10 puan
Tekrar selam beybisiler .. Sahaftan topluca aldığım Yaşar Kemal kitaplarını yavaş yavaş hatmetmekle geçiyor günlerim bu sıralar işyerinde Çankırı ve Çorumlular rahat verdiği müddetçe... Bugün kısa diyerek elime aldığım bu kitabıyla bir başka darbe daha yedim Yaşar Kemal' den.. Siyasi tarih ve tarih üzerine okuduğum yıllarımı sorgulatır oldu bu sene bana Cengiz Aytmatov , Cengiz Dağcı ve Yaşar Kemal .. Umarım ömür yeter de külliyatı okuyup çaktırırız tabutumuza çivileri .. Fazla zamanınızı almayayım diyorum .. Lafı dolandırmadan konuya giriyorum ..

Bugün bu kitabı bitirdikten sonra Yaşar Kemal' in hayatına da bakayım dedim .. Bir 50 60 sayfa kadar da onu okudum .. Çocukluk , yani ortaokul yıllarına kadar geldim .. Ve bu kitabıyla örtüşen bazı noktalar gözüme çarptı .. Sizler de bilin istiyorum .. Okursanız ne ala .. OKUMAYANIN EVİNE BOMBA DÜŞE ..

Yaşar Kemal, 1915 ' te Rusya' nın Osmanlıyı püskürtmesiyle yerinden yurdundan olan bir aileden geliyor .. Önce Van' a ordan türlü türlü yerleri geçip , çöller aşıp Çukurova' ya kadar geliyorlar .. Yolda geçirilen türlü badireleri buraya yazsam ne bende derman kalır, ne sizin gözünüzde yaş .. İnanılmaz zorluklarla yerleşiyorlar Çukurova' ya .. Bilenler biliyordur da bilmeyenler için söyleyeyim , bu adamın işi gücü Çukurova..Malzemesi kırsal yaşam , çimentosu ezilen köylü - işçiler ve yaşamları , çektikleri sıkıntılar , halkın cehaleti ve uygulanan akla mantığa uymayan örf ve adetler ..Biliyorum çok "ve" kullandım .. Atlatıcaz bunları da yaza yaza =)) (Bu örf ve adetler + cehalet kısmını sağ cebine koy ilerde lazım olacak .. ) Payı da paydası da hep ezilen kesim..Bunu da hiç dolandırmadan , "Sonradan ben SOSYALİST savaşıma girdiğimde hiçbir kasaba soylusu , zengini benimle konuşmazken ... " diyerek açık açık belirtiyor verdiği röportajında .. Saflar belirlenmiş yani sizin anlayacağınız tee o dönemden .. Bu kısa ama içi baya zehir zemberekle sıvanmış öyküyü okurken birşeyi daha fark ediyorsunuz ki bu ADAMdaki betimleme ve hayal gücünün ucu bucağı yok.. Nükleer reaktör gibi .. Her satırı , satırdaki her nesneyi öyle güzel işlemiş , öyle güzel tasvirini yapıp önünüze koymuş ki film gibi akıyor okurken anlatılanlar.. Bir ara ÖREN BAYAN LOGOSUNA dönüştüm mü acaba diyip aynaya baksam mı diye durup düşünesim geldi.. Oya gibi işliyorsunuz .. Kitap okumak denmez buna .. O kadar diyim sen anla canım kardeşim .. Anlatım demeyim ama cümle yapısı itibari ile tam olarak kendisi ile henüz ileri düzeyde haşır neşir olamadık .. Alışma safhasındayız..Ama bu bile yetti... Hem de BAYA BAYA !! Bu kopukluk , kullandığı yöre ağzından kaynaklanmıyor pek tabii.. Çünkü Fakir Baykurt' tan şive ve ağız yapılarına , Aziz Nesin' den de o dönem yazarlarının kullandığı kelimelere aşinayım .. Nasıl ki Fakir Baykurt ve Kemal Tahir diyalogların , Aziz Nesin abzürtlüklerin ve yapılan ince göndermelerin , iğnelemelerin , Sabahattin Ali de o dönemin aynasıysa ,Yaşar Kemal de betimlemelerin şahı benim gözümde .. Sevenleri kızar mı bilmem ama bunu bir yergi cümlesi olarak almasınlar mümkünse .. Ben bazı yerlerde Sabahattin Ali etkisini baya baya hissettim .. Zaten kendisi de " Ben KUYUCAKLI YUSUF okumasaydım , Teneke ' yi yazamazdım da demiş .. Ulan kısa yazam dedim yine bir dünya yazmışız ..

DİKKAT SPOILER LI ALAN!

Kısa keselim ve kitaba gelelim .. İlk kez okuyacaklar bu ne biçim inceleme diyebilirler ... İncelemelerimde normalde spoiler vermem .. Güle oynaya okur bitiririz .. Lakin bu incelemede mecburen spoiler veriyorum .. Bağlayacağım nokta itibari ile vermek zorundayım .. Zaten kitabın arka kapağında yazmışlar çatır çutur ama yine de taksiratımız affoluna..

Biliyorsunuz ki halkımızın bugüne dek başındaki en büyük baş belası CEHALET ve buna bağlı olarak toplumumuzun , özellikle kırsal bölgelerimizde yaşayan halkımızın genlerine kodlanmış , artık yaşamlarımızın bir parçası olmuş örf ve adetler .. Şimdi kalkıp Türk dediğin ananesi ile yaşar kıvamında yorumlar etmeyesiniz diye örnek de veriyorum .. Misal kan davası ..Misal kız kaçırma !! Kitap bu iki adı batasıca olgunun etrafında şekilleniyor .. Doğuya gitmeye gerek yok .. İç anadoluya gidin .. HALEN DAHA evleneceği kişinin kararını kendisi veremeyen genç insanlar göreceksiniz .. Birbirlerini nikahta gören ve buna görücü usülü diyen insanlar var bu ülkede hala .. Hiç sevmediği insanlarla yaşayıp , hiç sevmediği insanlardan çocuk sahibi olup , hayatını doğmuş çocuğuna adamış , kocasının kölesi olan insanlar var halen .. Kitabımızın başlıca iki kahramanı işte bu saydığım şahıslardan .. Esme isimli bir ana ve oğlu .. Ve sonrasında yaşananlarla olayın bir kan davasına evrilmesi anlatılanlar .. Olay öyle bir raddeye geliyor ki artık köy halkı bu oğlana ÖZ ANASINI öldürtüyor .. Bu bağlamda , bu romanı bir TURKISH Kırmızı Pazartesi DİYE ADLANDIRSAM sanırım cuk oturur.. Çünkü söz konusu köyde bu cinayetin işleneceğini köylüleri geçtim ,öldürülecek kadını da geçtim , horoz ve tavuk ahalisinden kelli kümes eşrafı dahi biliyor .. İŞTE BU ROMANDA ÖYLE BİR CEHALET , ÖYLE BİR YOZLAŞMIŞLIK , ÖYLESİNE BİR YOLDAN ÇIKMIŞ İNSANOĞLU okuyacaksınız ..

İnceleme burada bitti bitmesine ama biz bu dramı bir yerden daha biliyoruz ..STAR WARS FANLARI TOPLAŞIN!!!! =)) Tam olarak bu şartlar altında oluşmasa da biz bu yoldan çıkmışlığı, Galaksiyi titreten ve esiri olduğu nefreti ile canından çok sevdiği Padme' yi ölüme yollayan DARTH VADER 'dan da biliyoruz ... Kitabı bitirince geçenlerde çevirdiğim bir alıntı geldi direkt aklıma .. Buyrun okuyun ..

Not : Kitabı okuyup , YILANI ÖLDÜRENLER çok daha iyi anlamlandıracaklardır aşağıda geçen metaforları ..

Karanlık CÖMERTTİR... Sunduğu İLK hediye "gizliliktir" : gerçek yüzlerimiz tenimizin altındaki karanlıkta saklanır, gerçek kalplerimizse daha derinlerdeki gölgelerde.Ama en büyük sırrımız GİZLİ DOĞRULARIMIZI korumaktan değil, diğerlerinin doğruları BİZDEN SAKLAMASINDAN kaynaklanır.

KARANLIK BİZİ , BİLMEYE CÜRET EDEMEYECEĞİMİZ ŞEYLERDEN KORUR.

İkinci hediyesi rahatlatıcı yanılsamadır ..Gecenin kucağındaki hoş rüyaların gevşekliği , günün haşin ışığının geri çevirdiği hayal gücünün güzelliği...Ama en büyük tesellisi , karanlığın geçici olduğu yönündeki yanılsamadır: her gecenin sonunda yeni bir gün doğar.Aslında GEÇİCİ olan gündüzdür. Gündüz bir yanılsamadır.

Üçüncü hediyesi ışığın kendisidir: günler kendilerini bölen gecelerle , yıldızlar da içinde devindikleri sonsuz siyahlıkla tanımlanırken , KARANLIK IŞIĞI KUCAKLAR.Onu kendi benliğinin merkezinden çekip çıkarır .Işığın her zaferinde asıl kazanan KARANLIKTIR.

Karanlık CÖMERT ve SABIRLIDIR..ADALETİN İÇİNE ACIMASIZLIK TOHUMLARINI EKEN, MERHAMETİN İÇİNE HORGÖRÜ VE NEFRET DAMARLARINI SIZDIRAN ve sevgiyi şüphe tanecikleri ile ZEHİRLEYEN şey , KARANLIKTIR .Karanlık SABIRLIDIR.Çünkü en ufak bir yağmur damlası bu tohumların filizlenmesine neden olacaktır.Karanlık sabrını korur ve tohumlar filizlenir, çünkü onların büyüdüğü toprak , üzerlerini örten bulutlar, onlara ışık veren yıldızların ardında bekleyen karanlıktır...Karanlığın sabrı sonsuzdur . Eninde sonunda, "YILDIZLAR DAHİ SÖNER."

Karanlık CÖMERTTİR ,SABIRLIDIR ve her zaman GALİP GELENDİR: HER ZAMAN GALİP GELİR çünkü HER YERDEDİR..Şöminende yanan odunun içinde ve ateşin üstünde kaynayan suyun içindedir ; sandalyenin ve masanın ayağının , yatağının üstündeki çarşafların altındadır..Gün ortasında güneş altında yürürken kendi ayaklarına tutunan karanlık seninle birliktedir.EN KARANLIK GÖLGEYİ, EN PARLAK IŞIK DÜŞÜRÜR..

Gelgelelim karanlık CÖMERTTİR, SABIRLIDIR ve her zaman GALİP GELİR "ama" gücünün yüreğinde zayıflığı yatar ...Onu durdurmak için tek bir mum yeterlidir. Sevgi bir mumdan fazlası demektir ve sevgi , yıldızları yeniden alevlendirebilir..

İşte böyle KOKOCAMBOLAR .. DEMEK Kİ NEYMİŞ ? Star Wars elinde lazer tabancası, efenime söyliyeyim FLORASANLARLA (HAY BUNU BANA DİYEN DİLİN KOPSUN SENİN BEAA!!) ile cenk eyleyen zibidileri anlatmıyormuş ..

KARANLIĞA SELAM OLSUN !!

Geçen biri soruyordu bu ışın kılıcı renklerinin manası ne diye .. Yeri geldi cevaplayayım ..

MOR : Bilgelik
Yesil : Çeviklik
Kirmizi : Öfke
Sarı : HASRET !!!! NE O ? BEĞENEMEDİN Mİ?!?! =))

Esen kalın İŞSİZ KALIN !!!
102 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
ESME ....
#SPOİLER
Ne güzel bir isim dedim daha kitaba başlarken .
Adın dağlarda yankılansın. .
ESME ...
ESME ...
ESME ....
Sonra anladım ki daha doğarken adını "ürkerek _korkarak " koymuşlar. .Korkmuslar güzelliğinden de ES diyememişler ..ESME deyip kanatlarını kırıvermişler ... yılanın başını baştan ezelim "Deli rüzgar gibi ESME'sin"demişler meğer ...
............güzelsin ESME
........... yılan'sın ESME
...........Evin ocağın batsın ESME

Ilk defa Yaşar Kemal okumuş bir "acemi" olarak hikayeden etkilenmemek mümkün değil ..çok yabancısı olduğum bu hikayelere alışmak için üstün bir çaba sarfediyorum ...yerli okumak ..özellikle belli bir kültürü olan topraklara girip orada nefes almak benim için zor oluyor ..
yine de böyle bir hikaye ile Tanıştığım Yasar Kemalin kalemi bende bir toplu cinnet , baskı, bu kötücül iklim (yöre-töre)
Çokça yazılan ölüm -öldür kelimeleri içimi çok ta acıtmadan hayat buluyor .

Suçlu kimdir ? diyorum aklımca. .
Hasanın suçu nedir ? Henüz altı yaşında ..babasını görmüş başında bir kurşun. .babası..nar çiçekleri gibi dağılmış sofranın üzerine ...
Hasan ne olacak ? diyorum ..
Hasan delirecek. ..Hasanın aklı Anavarza kayalıklarından düşecek, gidip gidip gelecek ...
Hasana silah alacaklar ,at alacaklar
At binmeyi , öldürmeyi ögretecekler..
"Öldür Hasan öldür " artık senin yaşam sebebin bu ...."git ananı öldür "
Çünkü Mustafa öldüremez Ali öldüremez dayılarından korkar onlar "sen öldür " "ana'nı öldür "

"Kadınları çocuklarına öldürtürler" ne acı bir kelime ...yazılması acı okunması acı. .

Olsa olsa ESME suçlu diyorum .. Halil onu altı adamıyla zorla kaçırdı ama ...olsun
ESME güzel ESME suçlu ..

Afyonlu şerbetle anca karı etti kendine ama ..olsun
ESME güzel ESME suçlu. .

Hiç sevdin mi ? diye sormadılar ama ...olsun
ESME ! INADINA GÜZEL, DOMUZUNA SUÇLU!

uzun uzun yazdım ne güzel ne mutlu... yazdım ki içim soğusun .. kimse sevmesede ben severim ESME'yi yanlız kalmasın ,saçını bir başına taramasın , ölümden korkmasın ..

https://youtu.be/XKAwmmdAKN4
(ESME için - )

Dip Not

"Anavarza'da
kim kalmışsa yılan yağsın üstüne,ateş yağsın çekirge yağsın, solucan, kaplumbağa,böğürteç, kertiş yağsın. ..

Adana selden ...
Ceyhan yelden ....
Misis yılandan ...
Tarsus bataktan gitsin ...

"Kıydınız ESME'ye. .
"Kıydırdınız ....
102 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10 puan
"Sen çıkmasaydın karşıma, ben insanlığı unutmuş gitmiştim."

Selamlar! Yaşar Kemal, okumayı çok istediğim ve bir türlü fırsat bulamadığım (bunun için gerçekten üzgünüm) bir yazardı. İnce Memed serisini uzun zamandır okumak istesem de öncelikle ince bir kitabına başlamak istedim. Bunun için Yılanı Öldürseler iyi bir tercihdi.

Kitap benim için bir zamanların Çukurovasının toplum analiziydi aslında. Töre ve namus adı altında aslında tamamıyla toplum baskısının insanı ne hallere getireceğini okuduk. Elalem baskısı insanı kafayı yedirtecek hale getiriyor, bunu bu kitapta görebilirsiniz. Namus için öldürmenin bile meşru hale geldiği bir toplumun acımasızlığı kitap boyunca beni derinden sarstı. Özelikle bunu 9 yasındaki bir çocuğa yaptırmak... bilemiyorum çok etkileyiciydi. İnsanların sürekli ama sürekli namus bekçiliği yapmaları ama aslında kendilerine dönüp hiç bakmamaları çok üzücü. Ama toplum bunu hiçbir zaman aşamıyor maalesef.

Kitap ne anlatıyor peki? Güzeller güzeli Esme aslında Abbas'ı sevmektedir. Ama zorla(!) Halil ile evlendirilir. Abbas Halil'i öldürür ve Esme'nin dokuz yasındaki oğlu Hasan babasının intikamını almak için annesini öldürme baskısını hisseder. Çevresi küçücük çocuğun beynini yıkamak için Halil hortladı der. Halil bir gün hortlak, bir gün yılan, bir gün it... Bu baskıya daha fazla direnmeyen Hasan ise namusunu temizler...

Kitabın akıcılığını ve Yaşar Kemal'in dilini çok sevdiğimi belirtmeden geçmeyeyim. Okumak isteyenlere kesinlikle tavsiyedir. Keyifli okumalar diliyorum. :)
102 syf.
·Beğendi
Yılanı Öldürseler
Yaşar Kemal ile tanışma kitabım olan Yılanı Öldürseler beğendiğimi belirterek başlıyor ve incelemeye geçiyorum.
Öncelikle kitapta ağır basan "namus, kanın yerde kalması" kavramları bize kitabın ne üzerine olduğunu açıklıyor.
Kitap, Çukurova'da geçen, Hasan'ın hikayesi de denilebilir mi? Bence denilir. Hasan'ın annesi Eseme, Abbas, Halil, Büyük Ana ve köy halkından oluşan kişiler zümremiz Hasan'a neler yapacak neler?
Hasan kaçacak ama kurtulacak mı?
***Spoiler***
Eseme dünyalar güzeli bir kadındır. Eseme'nin aşığı bir gün çocuğu ve Eseme'nin gözünün önünde kocasını öldürür. Hikâye burada başlar. Toplum Hasan'a türlü laflar söyler. Babasının katili anasıdır toplumun gözünde. Eseme ölmedikçe babası her gün hortlayacak bir gün yılan bir gün köpek olacak. Peki Eseme ölecek mi? Büyük Ana Eseme ölsün diye neler yapacak ve Eseme ölecek mi? Hasan kitabın sonunda neler yaşamış olacak?
***
Harika betimlemelerle en ufak duygu durumunu kaçırmadığınız, çok değerli bir kalemin eseri. Yaşar Kemal'i tanıyabildiğiniz kadar erken tanıyın derim.
Elbette kendi değinmek isteğim bir kaç şey daha var. Baskı? Baskı insana neler yaptırır? Bu toplumda hâlâ sınır bilmez insanların konuştukları yanlış cümleler bir insanı delirtmez mi? Ah, kitap o kadar derin anlamlar içeriyor ki... Hepinize iyi okumalar dilerim başka bir kitapta buluşmak üzere.
Yılanı Öldürseler Yaşar Kemal
102 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
“İnsan bu, düşmanlık içinde boğulur.”

Yaşar Kemal ile tanışma kitabım olan Yılanı Öldürseler,günlük yaşantımızda sıkça karşı karşıya kalabileceğimiz toplumsal bir baskının insanı nasıl da cinnet noktasına getirip hayatı boyunca belki de yapamayacağı ya da yapmayacağı bir şeyi nasıl yaptırabileceğini aynı zamanda bu baskı gücünün birey üzerindeki anlamlandırma çabası üzerinde de yoğunlaşarak,gerçekçi bir serüvene kapı aralıyor .
Öncelikle şunu belirtmem gerekirdi ki,Yaşar Kemal ile nasıl bu kadar geç kaldım diye sorguluyorum kendimi,kaleminin akıcılığı ve dilinin şiirselliği benden tam not aldı. Hali hazırda yazarın en çok bilinen dörtlü kitap serisi olan İnce Memet,bir an önce okumak için tarihleri kendimce belirledim bile.
Gelelim kısaca kitabın konusuna,henüz 6-7 yaşlarından olan Hasan’ın annesinin eski sevdiği tarafından öldürülen babası Halil’in intikamını alması için ailesi ve akrabaları hatta köylüler tarafından bir baskı oluşturulur. Annesi Esme ise güzelliğiyle nam salmış bir köylü kızıdır ki bu güzellik kendisinin öldürdüğünü düşünüldüğü kocasının akrabaları tarafından tutulan katilleri bile etkiler, onu öldüremezler. Bu iş sadece çok küçük yaşlarda olan Hasan’a kalır. Babası Halil’in kanı yerde kaldı ruhu hortladı kâh yılan oldu bu sebepten kâh bir çekirge diyerekten cinnet eşiğine gelen Hasan’ın annesini öldürmesine kadar geçen gel-gitlerine tanık oluyoruz sayfalarca.
Yukarıda da belirttiğim gibi,toplum tarafından dayatılmış bir cinnetin insana neler yaptırabileceğinin kurbanı olan 9 yaşındaki anne katili Hasan’ın,ileriki yaşlarda hâlâ anlamlandıramamasından ve aklının kabul vermemesinden daha iyi anlıyoruz.

Okumalısınız dediğim bir kitap olduğunu söyleyebilirim sizlere,özellikle siz de benim gibi henüz bir tanışmışlığınız yok ise yazarla güzel bir başlangıç olacaktır Yılanı Öldürseler.
Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar dilerim.
102 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bu romanın konusu ile Yaşar Kemal'in gerçek hayatı benzerlik taşır. Yaşar Kemal henuz küçük yaştayken babası bir cinayete kurban gider tıpkı romanın kahramanı Hasan gibi. Romanlarında özellikle Ince Memed serisinde surekli Osmaniye Hemite ve Anavarza bölgelerinden bahsetmesinin sebebi de çocukluğunun geçtiği yerler olmasıdır.

Yaşar Kemal kitapları bir solukta okunacak kadar akıcı ve surukleyicidir. Tavsiye ederim ...
102 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Cehaletin topraktan fışkırdığı, kötülüğün ellenip ayaklandığı, çirkinliğin dile gelip konuştuğu bir kitaptan herkese merhabalar!

Yıllardır kendi edebiyatımıza ihanet edildiğini düşünüyor ve hatta bu ihanete katıldığım için kendimi de suçlu buluyorum. Ancak düşünüyorum; lisede Yaşar Kemal kitabını okumayı geçtim ismini duymadık, ünivesite -ki Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü- boyunca kısa bir şekilde toplumcu gerçekçi yazar denildi, ne eserlerini tanıdık ne kendisini... Neden liselerde, üniversitelerde bu kadar değerli kalemlerimizle tanıştırılmıyoruz? Ve hatta neden edebiyat derslerinde yazar-eser ezberlerinden, eser içeriklerinden sıyrılıp kitap okutularak tahliller yapılmıyor? Üniversitede geçen koskoca 4 yılda Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatını işlemedik desem yeridir. Öğrencilerimizle ise yalnızca bireysel çabalar sonucu bu eserleri tanıştırabiliyoruz. Çooook (az demiyorum çok) şeyin değişmesi gerekiyor edebiyat dersinin işlenmesine dair. Neyse sistem konusuna girince çıkamıyorum işin içinden. Yaşar Kemal ile 2019'da Üç Anadolu Efsanesi eserini okuyarak tanıştım -kendimi bir kez daha kınıyorum- lisedeki tüm sınıf düzeylerinde zorunlu tutarak yazılı sınavda soru soracağımızı söylememiz epeyce öğrencimiz tarafından okunmasını sağladı. Bu yüzden öğrencilerimi kendimden daha şanslı buluyorum, erken yaşta tanıştılar Yaşar Kemal'le.

Kitap, başkahraman Hasan'la ilgili küçük bilgiler ve acı bir hikâyeyle başlıyor. Başlarda karmaşık bir örüntü halinde görünen kitapta taşlar yavaş yavaş yerine oturuyor. Yaşar Kemal, geriye dönüş tekniğini ustaca kullanmış, zamanda ve mekanda zikzaklar çizerek romanı bir sinema düzleminde içimize işlemiş. Bunun yanında büyülü gerçekçilik akımının etkisi de kendisini hurafeler, uydurmalar, batıl inançlarla göstermiş.

Ülkemizde sık görülen kan davası ve namus(!) cinayeti kitabın ana konusu; okurken delirdiğim, çileden çıktığım ve bu ülkenin topraklarında hala bu olayların yaşandığını bildiğim için insanımızdan tiksindiğim çok şey çıktı karşıma. İnsanların, amaçlarına ulaşmak için yalanlar söylemesi, korku yayması; bu korkulara, bu yalanlara kendilerinin de inanması ve nihayet kötülüğün amacına ulaşması... Bir çocuğu 6-7 yaşında silahla tanıştırmak, ona aklının yeteceğinden fazla yükler yüklemek... Kadın, erkek; genç, yaşlı; oğlan, kız demeden bütün köyün bir infaz için çabalaması... Ve çocuk zihninin tüm direnişlerine rağmen beyninin kirletilmesi, delirtilmesi... Hepsinden öte "iftiralar" yaratıp bunlara inanmak, inandırmak... Şöyle bir şey duyan 9 yaşındaki bir çocuk ne hisseder:

"Sen bilmiyorsun yavrum, sen çocuksun yavrum, beni dinle yavrum, çocuksun ya, büyüdün de, babayiğit bir erkek oldun, senin gibi bir yiğidin anası başka erkekleri yatağına alır mı, gel gel, daha gel de kimsecikler duymasın, anan her gece bir erkeği yatağına alıyormuş, bütün köylü görmüş, görmeyen, duymayan, bilmeyen yok. Ne dersin buna Hasan... Babanın kanı yerde kaldı, anan dünya güzeli, kimse ona kıyamıyor, kıyamasınlar. Ya sen, sen ne olacaksın, elin yüzüne nasıl bakacaksın şu dünyada? Herkes senin ananı... Sana orospu analı Hasan demezler mi sen ölünceye kadar. Ne diyorsun Hasan? Alnındaki bu kara lekeyi kıyamete kadar nasıl temizlersin Hasan?"

Olmaz demeyin, bunlar yaşanıyor Ortadoğu kültüründe. Aşağıdaki alıntıyla devam edelim:

"Köylü onun anasının orospuluğunu bir ay iki ay durmadan konuştu. Sözcükler dönüyordu kafasında Hasan'ın, güzel bir kadının bacakları, yüzü, kaşları gözleri. Ve erkeklerle sarmaş dolaş olmuş, çırılçıplak... Delirir gibiydi ya, gene de köylünün anası üstüne durup bıkmadan anlattıklarını dinliyordu. Dinlemese ölecekti. Köylü büyükanasına bağlanmıştı bir büyüyle, o ne konuşursa köylü de bire bin katarak onu konuşuyordu. Büyükanasının korkunç tutkusunun altındaydı bütün köy, Hasan da... Anası ölecekti. Anası..."

Ya şu aşağıdaki çirkinlik; dedikodu kültürünün, iftiranın ete kemiğe bürünmüş hali olan bu cümleler ne hissettirir insana?

"Ne demiş fıkara, ben bir dul kadınım, demiş, erkeklere muhtaçlığım var, demiş. Ayıptır bir oğulun anasını seyreylemesi ya, ne yapayım, erkeklere muhtacım, kocamı da öldürdüler."

"Erkeksiz de duramam, demiş."

"Duramaz o."

"Dalap Arap kısrağı gibi o."

"Bir köyün bütün erkeğini elinin altından geçirir de bir gecede..."

Bu ülkede boşanmış ya da eşi hayatını kaybetmiş bir kadın olmak hep zor olmuş ve hala da öyle. Ana babalar öz kızlarını kabul etmiyor "Bizden çıktı çıkıştı, ne yapayım dul kaldıysa" diye; "Elin piçini getirip başıma bela mı edeceksin?" diye boşanmış kızının çocuğunu kabul etmeyen ana babalar var... Ve bu yüzden, böylesi çirkin düşünceler yüzünden dayak yemesine, hakaretlere uğramasına, insan yurduna konmamasına rağmen evliliğine katlanan kadın var. Ve biliyoruz ki bu konuda medyada gördüklerimiz aslında olanın küçük bir parçası...

Dile getirmeye çalıştığım şeyler zihnimde karmakarışık, cümleleri toparlamam bu yüzden çok zor. Yazabildiklerim, hisettiklerimin ufacık bir kısmını ancak yansıtıyor şu an. Okuduğunuzda siz de benzer sarsıntılarla karşılaşırsınız diye tahmin ediyorum. Yılanı hep birlikte öldürebilmek dileğiyle, keyifli okumalar diliyorum!
102 syf.
·2 günde·8/10 puan
İyi akşamlar değerli 1000Kitap Ailesinin üyeleri…

İlk kez Yaşar Kemal okudum arkadaşlar. Büyük yazara haksızlık yapmışım, azıcık da olsa suçlandım… Kitapla ilgili konuşacak olursam kitap kısacık bir roman 112 sayfadan oluşuyor. İçindeki resimleri çıkarırsak 90 sayfa ya vardır ya yoktur. Resimler demişken kitabın resimlerini Abidin Dino yapmış. Hem de ne yapmış. Çok güzel ve çok değişik tarzda.

Yazara gelirsek Yaşar Kemal’ in üslubu da Aytmatov gibi harika. Roman gözünüzün önünde canlanıyor. Kendine has Anadolu diliyle mükemmel bir betimleme. Sürükleyici bir anlatımı var. Yazarın toplumu iyi bildiği aşikâr; zaten konudan bu anlaşılıyor. Toplumdaki insan psikolojisini, toplum baskısını ve töreyi ( Kan Davası ) üstüne basa basa çok iyi anlatmış. Bu konulardan hariç içinde ahlak kuralları, namus, din, kadının yeri, babanın önemi ve aile şerefi gibi öğeler de yer alıyor.

Konuya geçtiğimizde ise bir çocuğun aile ve toplum baskısıyla bir katil olması, töre cinayeti işlemesini ele alıyor. Çocuğun cinayet için gelgitleri öyle güzel ki... Köy yerinde dul kalan çok çok güzel bir kadının çilesini okuyacaksınız. Kadının töreyi bildiği halde çocuğunu öylesine çok sevmesi, her şeye rağmen töreyi umursamazlığı.. Harika bir anne sevgisini anlatıyor. Hüzünlü bir hikaye. Elbette ki tavsiye ediyorum. Zaten minicik bir kitap hemen bitecek emin olun. İnceleme sonu alıntım ise;
“Bir adamın kıymeti parayla ölçülür mü, bir adamın değeri dünya malıyla ölçülmez, ölçülmez ama, gözü kör olsun biz adam öldürmeyi zanaat edinmişiz, ne yazık, onun için para vereceksin”

İyi okumalar 1000Kitap Ailesi…
102 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Ah bir yılanı öldürseler...
Bu kitabı okumaya başladığınızda sonu ne olacak diye değil, sonunda gerçekleşecek olay neden ve nasıl gerçekleşiyor diye okuyorsunuz. Çünkü kitabın arka kapak yazısında 9 yaşında küçücük bir çocuk olan Hasan'ın annesini öldürdüğünü açıkça belirtiyor.

İnsanlar ne çok sever konuşmayı, olmayanı oldurtmayı. Bire bin katıp yeni efsaneler yaratmayı. Her şeye bir suçlu aramayı... Yaşar Kemal Anadolu'nun yıllarca kanayan yarası olan kan davası ve kadının değersizliğini öyle şairane anlatmış ki, kitabı noktası virgülüne kadar her karesini zihninize kazımaya çalışıyorsunuz.

Esme güzelliği dillere destan, köyünün en güzel kızıdır. Halil ise onu zorla kaçırıp, ona sahip olmuş sözde yiğit delikanlı gerçekte ise karakter yoksunu, yüzüne bakılmayacak erkek bozmasıdır. Esme bu kadar güzel olunca isteyeni çoktur haliyle. Ona deliler gibi aşık olan Abbas'ın Halil'i öldürmesiyle bütün hikâye başlar. Bütün köy, Halil'in annesi, kardeşleri bunu Esme'nin yaptırdığını düşünüp töre gereği onu öldürmek isterler. Ama bilirlerki onu öldürenin sonu hapishanedir. Gözü dönen aile bunu yalnızca küçücük bir çocuk olan oğlu Hasan'ın yapmasını ister. Bu yüzden akla hayale gelmeyecek hikayelerle aklına girmeye çalışırlar. Babasının hortlaması mı, annesinin namusszluğu mu, babasının kanın yerde kalması mı...

Hasan ise annesini hep korumaya çalışır. Çocuk saflığıyla annesine kol kanat germeye çalışır. Ne kadar dayanmaya çalışsa da zihniyeti, fikri olmayan cahil amcalarının, babaannesinin, köylülerin laflarına kanar.

Kan davası uğruna sönen yaşamlar, çekilen acıların küçük bir örneği sadece bu kitap. Küçük bir çocuğun eline kalem kitap vermek yerine tüfek verip, ona sevgiyi, yaşamı, güzelliği öğretmek yerine annesini öldürmeyi öğreten bir toplum bu toprakların sonu olur. Hasan'a en çok baskıyı yapanın babaannesinin olması ise en büyük ironi belki de. Kadının değeri erkekler gösterdiğinde değil ilk önce hemcinsleri gösterdiğinde olur. Çünkü bizi en iyi biz biliriz. Eğer bizler kadın olarak birbirimize hak ettiğimiz değeri göstermiyorsak bunu erkeklerden nasıl bekleyebiliriz?

Bu kitap herkesin okuması gereken okuduktan sonra kendisini sorgulaması gereken bir yapıt. Dili sade, Anadolu söyleyişlerine bolca yer veriyor. Hatta "yunmak" yıkanmakmış bunu buradan öğrendim diyebilirim :) Sizlere de çok şey öğreteceğine eminim.
İyi okumalar.
102 syf.
·Puan vermedi
Spoiler İçerir
Merhabalar Edebiyatımızın betimleme ustası olan Yaşar Kemal’in Yılanı Öldürseler eserinde de mükemmel üslubunu resmen konuşturmuş.Sürü psikolojisini,toplum baskısını,töre-gelenek görenekler ve bayanların toplumdaki yerine değinilmiştir.Kitap 102 sayfadan oluşan kısa roman ancak etkisi çok uzun süren bir eser.Yazar kendine has Anadolu diliyle kaleme almıştır.Kitapta en beğendiğim yönü en iyi ressamlarımızdan olan Abidin Dino’ya ait çizimlerinde yer alması olmuştu.Kitap konu olarak ise Esme isminde bir genç bayanın evlilikte verilmeyen değer ve aşağılanma dile getiriliyor.Halil Esme ile evlenmeden önce Esme’yi seviyordu ancak Esme sevmiyordu Halil de Esme’ye taciz ederek evliliğe mecbur bırakmıştır.Evliliklerinin sonucunda Hasan dünyaya gelir çocuğu sayesinde biraz olsun avunacak bir şeyler bulur ama sevgi adamı yani Abbas’ı unutamaz ve gizliden gizliye görüşmeye devam eder.Abbas Halil’i öldürür ve Hasan da babasının katilinin peşine düşer.
Ana fikir olarak benim yaptığım çıkarım şöyledir ; Toplumdaki baskıların insanları ne kadar etkilediğini ve kadına değer verilmeyişini göz önüne sermektedir.
Keyifli Okumalar Dilerim
102 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Hayasızlığın, arsızlığın, namussuzluğun bir topluluğu ne hale getirebildiğine yönelik yazılmış, derinliği bir hayli fazla olan Yaşar Kemal'in eseri ''Yılanı Öldürseler''.
Peki kimdir, nedir bu yılan? Tek suçu güzel olmak olan Esme mi? Şuursuzca, hayasızca ona iftira atıp, namussuz diyenler yılandan daha beter değil midir? Bunlar öyle bir yılan ki zehirli dilleriyle insan sokan, haysiyet ve şeref celladı yılanlar.
Bir insanda ne eksikse, en çok neyin yokluğunu çekiyorsa diline onu dolar, sürekli o şeyden bahseder. İşte hikayenin geçtiği bu Çukurova köyünde de ahali sürekli namustan dem vuruyor çünkü kendileri namus konusunda noksandır. Fakat nankör insan, aşağılık insan kendisine dönüp şöyle bir bakmaz da yanındaki yöresindeki insanlara dil uzatır. Yanlış olmasın psikolojide buna ''yön değiştirme'' diyorlardı sanırım. İçlerindeki bütün pisliği, bütün zehri Esme adlı kadına kanalize eden bu köylüler, cehaletin derin bataklığına sıkışıp kalmanın ne vahim işlere sebebiyet vereceğini tüm gerçekliğiyle ortaya koyan bir portre çiziyor adeta.
Bu harika eserin ardından ''Çağrı'' filminde Hz.Hamza rolüyle hafızalara kazınan Anthony Quinn'in başrolünde olduğu ''Zorba'' filmini incelemesini yaptığımız bu eserde anlatılan ve verilmek istenene mesaja benzer olması açısından izlenebilir. Ayrıca bu filmin yapılmasına vesile olan ve ilham veren Nikos Kazancakis'in aynı adlı eseri Zorba da okunabilir.
Keyifli okumalar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yılanı Öldürseler
Baskı tarihi:
Ekim 2020
Sayfa sayısı:
102
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807049
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Yılanı Öldürseler
Yılanı Öldürseler
Yılanı Öldürseler
Yılanı Öldürseler
Yılanı Öldürseler
Hasan aile onuru uğruna akrabaları ve köylülerin baskısıyla annesini öldürmek zorunda kalır. Dokuz yaşında işlediği bu cinayeti hiçbir zaman aklı almayacak, kabullenmeyecek ve anlamlandıramayacaktır. Toplumsal cinnetin bir çocuğu katil olmaya sürüklemesinin romanı Yılanı Öldürseler kurban kavramına odaklanır.

“Zengin yaratısı, Yaşar Kemal’i herkese seslenen zaman ötesi büyük klasiklere yaklaştırmaktadır.”
Michel I. Makarius, Jeune Afrique, (Fransa)

“Yılanı Öldürseler’deki derinlik hem ekonomik ve toplumsal yanları gösterilerek işlenen temanın anlamsal yoğunluk taşıması, hem de roman kişilerinin karakteristik özelliklerinin başarıyla işlenmesinden kaynaklanır.”
Feridun Andaç, Yazınsal Gerçekçiliğin Boyutları

“Yaşar Kemal’in sanatı, kimi yerlerde acı, kimi yerde şiirsel dokunuşlarla keskin, haşin, kontrollü, sertçe boyanmış.”
The Listener

“Şiddetli, yaratıcı enerjinin sürüklediği, özlü bir kısa roman.”

Kitabı okuyanlar 8,7bin okur

  • güld
  • Sema Güngör
  • di tenim
  • zєуηєρ
  • Berfin
  • Esra pervaneli
  • Berkenin prensesiyim çünkü sevgilim ❤
  • Nazan Tüfekçi
  • Namütenahi
  • Erkin

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%4.6
13-17 Yaş
%4
18-24 Yaş
%19.2
25-34 Yaş
%33.7
35-44 Yaş
%26.3
45-54 Yaş
%8.2
55-64 Yaş
%1.9
65+ Yaş
%2.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%61
Erkek
%38.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.1 (758)
9
%22.6 (570)
8
%23 (580)
7
%10.3 (260)
6
%4.2 (107)
5
%1.8 (45)
4
%1 (25)
3
%0.6 (14)
2
%0.1 (3)
1
%0.3 (7)

Kitabın sıralamaları