Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu Bütün Eserleri 5

8,7/10  (6 Oy) · 
20 okunma  · 
8 beğeni  · 
744 gösterim
Oya Baydar, Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu için yazdığı önsözde şunları söylüyor:

Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu’nu, otuz iki yıl sonra Sevgi’nin gözüyle ve yüreğiyle hatırlarken, anı yazma işi üzerine yeniden düşündüm. Neden bazı anı kitapları soğuk, ruhsuz, öğretmen edalıdırlar da bazıları sıcacıktır, insanı yüreğinden kavrar, sürükler? Sevgi Soysal’ın Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu anılarında bu sorunun cevabı var sanırım: Açıkyüreklilik, maksatlı saptırmalardan arınmış saf bir öznellik, şunları yazarsam bana ne derler kaygısından olabildiğince uzaklık, insanlara ve gerçeklere saygı. Sevgi bunu başardığı için, anıları bazen gülerek bazen hüzünlenerek, ama hep keyifle ve düşünerek okunuyor. Siyasal hamaset yapmak, kendini övüp kendini anlatmak için değil, insanı anlatmak için, insan sevgisiyle yazıyor. Sevgi’nin Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu’nu, Sevgi’nin mahpushanelerini izliyoruz; onun gözüyle, onun aklı ve duygularıyla, onun diliyle. Böylece yapıt özel oluyor, biricik oluyor, basmakalıplıktan kurtuluyor.
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2012
  • Sayfa Sayısı:
    229
  • ISBN:
    9789750501647
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınları
  • Kitabın Türü:
mısra 
 27 Eyl 2017 · Kitabı okudu

Sevgi Soysal’a 12 Mart döneminde iki kez “Buyurun” denir, ilkinde kimliksiz olduğu, ikincisinde de orduya hakaret etmek gerekçeleriyle. Buyurmamak mümkün değil, Ankara’da Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu’na konur. Burada kaldığı süre içinde yaşadıklarını bu kitapta toplar.

12 Mart dönemindeki sıkıyönetimin baskısı en çok Ankara’da hissedilir. Geceleri sokağa çıkmak yasaktır. Evler basılarak insanların tutuklandığı, muhbirler yüzünden birbirlerine güvenmeyen korkan, yalnızlaşan insanların olduğu bir şehir olmuştur Ankara.

Yıldırım Bölge Kadınlar koğuşunda Behice Boran, Oya Baydar, Sevim Onursal’ın yanı sıra Mahir ve arkadaşlarının cezaevinden kaçarak yakalanmaları sürecinde tutuklanıp yerlerinin bulunması için işkence gören yakınları, onlara yardım eden tutuklular da vardır. Yakın tarihimizle ilgili bu tanıdık isimler de kitabı okurken merakımı arttırdı. Onlara ilişkin bazı ayrıntıları okuduğumda –bunlardan biri Mahirler’e pasta götüren arkadaşının en çok bunun için dayak attıklarını söylemesiydi- buna bile kin duyulmasına anlam veremedim, üzüldüm.

Sonraki günlerde önce Mahirlerin öldürülmeleri ve Denizlerin asılmalarının koğuşta yarattığı psikolojik durum ve olayları anlatıyor yazar.

Küçük bir tutuklu katılır daha sonra aralarına Mahirler'in öldürülmelerinden etkilenmiştir ve muhbir bir komşusu kızın gösterdiği tepkiyi sıkıyönetime bildirmiştir. Sevgi Soysal cezaevi yönetimini zaman zaman mizahi bir dille eleştirir. Askeri yönetim cezaevindeki tutukluları, tutuklu er statüsünde görür ve tutuklular üzerinde askeri disiplin sağlamaya çalışırlar. Gün içerisinde havalandırmada, koğuşta rastgele zamanlarda hazırola geçmeleri gerekir. Yataklarının bozulmamış şekilleriyle bulmak isterler oysaki tutuklular koğuşta yaşamlarını sürdürmek zorundadırlar ve yatakların ilk yapıldığı şekliyle kalması zordur. Yemek masalarında herkesin oturacağı yerlerin belirlenmesini isterler. Bu uygulamaya tepkilerini gösterirler.

Sevgi Soysal özellikle bu bölümleri mizahi bir şekilde anlatıyor. Olaylara mizahi bir şekilde yaklaşımını bazı arkadaşları eleştirse de bunun kendisini aşmayı sağladığına inanıyor. Bu yaklaşımı baskılara dayanabilme gücü veriyor.

Yaşanan baskıları, işkenceden hem fiziksel hem de psikolojik etkilenmiş kadınların durumlarını, cezaevinde yaşananları, kendi düşüncelerini içtenlikle yansıtmış.

Baskıcı otoriter askeri rejimi eleştiren, çelişkileri, haksızlıkları yazarak 12 Mart dönemini ve erkek egemen toplumda kadın sorunlarını anlatan Sevgi Soysal, döneminin öncülerinden, aydın, özgürlükçü, cesur, toplumsal duyarlılığa sahip, içten bir yazar. Eserleri kendine özgü kişilik özelliklerini yansıtıyor. Kalemi güçlü olan Sevgi Soysal okunmayı sonuna dek hak ediyor.

Mektubun sonunda yine Edip’ten bir dize,
“Ben her şeyin bir bir yok olmasına o kadar çok alıştım ki.
Ve her şeyin yeniden bir bir var olmasına o kadar alışacağım ki.” S.215

.

sezen 
30 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

Sevgi Soysal "Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu " adlı kitabında 12 Mart 1971 darbesinin ardından hapishanede yaşadıklarını kaleme almış. Oya Baydar ve Behice Boran gibi o dönemin muhalif kişileriyle aynı koğuşu paylaşmıştır kendisi. Eğer 12 Mart ve askeri vesayet hakkında fikir sahibiyseniz eser anlamlı gelecektir. Konuyla yakından uzaktan ilgisi olmayanların ise hapiste bir kadının yazdığı günlükler diye yorumlaması kuvvetle muhtemel...

#Sevgi Soysal'ın nasıl bir kişi olduğunu anlamak için önce "Tante Rosa" adlı kitabından başlamanızı öneririm. Daima mizahla, ironiyle yaptığı siyasal eleştiriler bu kitapta daha da ağır basmış. Eserleri müstehcen gerekçesiyle toplatılan Sevgi Soysal düzenli aralıklarla hapishaneye girip çıkmıştır.

# Türkiye'nin durumu her zamanki gibi karışık. Bu sefer gerilim tırmandırılan konu sağ-sol davası. Kitapta Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamı, Mahir Çayan ve yoldaşlarının "Kızıldere" de katledilişinin koğuşlara nasıl yansıdığına da değinmiş Soysal.

# Komünizmle mücadele dernekleri adı altında devletin kurduğu kontrgerilla örgütleri ve muhbir vatandaşlık(!!!) olayları hakkında da bilgi veriyor yazar.

#Hapishanede yaşanan, gardiyanlar, cezaevi müdürleri, mahkumlar arasında yaşanan gerilimler yer yer komik bir şekilde anlatılmış... Yine herkes terörist, yine vatan haini, yine bölücü, yine marjinal... Egemen söylemde değişen hiç bir şey yok.

#Sevgi Soysal 1976'da 40 yaşında kanserden ölmüş. Kendisinin belki de en şanslı olduğu nokta 1980 darbesinden önce ölmüş olmasıdır. Muhtemel işkence görecekler arasındadır. Dokuz yıl içinde daha profesyonelleşen işkencecilerle karşılaşmadığı için bu çok sevdiğim yazarın erken yaşta ölmesi beni sevindirdi.

12 Mart dönemini, hapishanelerdeki baskıyı ve işkenceyi anlamak isteyenler fakat kalbi dayanmayacak olan yufka yürekli insanlar, yaşananları çok detaya inmeden anlatan, sadece bunu sezdiren bu kitabı okumalı...

Herkese iyi okumalar...

Azam 
25 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Sevgi Soysal'ın okuduğum ilk kitabıdır. Yazarın adını bir arkadaşımın okuyup, bana bahsetmesi ile duymuştum. Geçtiğimiz günlerde de sahaf da iki kitabını görünce hiç düşünmeden aldım. 12 Mart 1971 darbesinde mahkum oluyor ve hapishane de yaşadıklarını anlatıyor. O dönemde idam edilen Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının mahkumlar üzerinde yarattığı etkiyi de yazmıştı ve beni okurken bu bahsettiğim bölüm çok etkilemişti. Okumaktan keyif aldığım Oya Baydar'ın o dönem yaşadıklarına kitabın sayfalarında rastlamak da kitabı benim gözümde daha değerli kıldı. Yakın tarihe ait merakınız varsa keyifle okuyacağınız bir kitap. Keyifle okuyun.

Kitaptan 15 Alıntı

mısra 
12 Eyl 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

“Rahat”
Ama kimse bozmuyor durumunu. Herkes, yine hazrol durumunda, taş gibi.
“Rahat” Albayın sesi babacanlığını yitiriyor. Sinirlendiği belli. Havalandırma avlusunda, kadın tutuklu heykelleri dikilmiş sanki. Bu görünüm rahatsız ediyor onu. Albay önümde dikilip bağrıyor: “Rahat, dedim, sözcü, rahat, dedim.”
İyice sakin cevap veriyorum albaya.
“Biz, böyle rahatız komutanım!”

Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu, Sevgi Soysal (Sayfa 152)Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu, Sevgi Soysal (Sayfa 152)
mısra 
13 Eyl 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

Hem taşları boyar, hem hikâyeler anlatır. Çocuk hikâyeleri. Her hikâyenin sonunda da sorar.
Bundan çıkan sonuç?
“Çizmeli kedi prensin hizmetinde.”
Bundan çıkan sonuç?
“Kedilerde sınıf bilinci yok.”

Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu, Sevgi Soysal (Sayfa 122)Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu, Sevgi Soysal (Sayfa 122)
mısra 
 15 Eyl 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

“Kıskanıyorlar hepimizi ve kıskanacaklar.
Güç iştir çünkü bir tarihi insan gibi yaşamak,
Bir hayatı insan gibi tamamlamak güç iştir.
Birazdan akşam olacak sevgilim.
Bütün heybetiyle akşam olacak.
Sevgilim, diyorum, oysa kimsecikler yok yanımda.
Bilmiyorum kime sevgilim dediğimi,
Bildiğim bir şey varsa.
O kadar yeni bir anlamda söylüyorum ki bu kelimeyi.
Unutup birden zamanı ve yeri.
Onunla bir günü kutluyorum coşarak.
Onunla bir günü kutluyoruz sanki.”

Günlerdir bu dizelerini yineliyorum Edip Cansever’in. Sessizlik saatlerinin birinde, ranzamda Yeni Dergi okurken, yakaladım bu dizeleri. Yakaladım diyorum, çünkü uzun bir süredir içimde arta kalmış güzelliği korumak için gösterdiğim çabadan öylesine yoruldum ki, dışardaki güzelliklere eski açıklığımı yitirmiş olabilirim.

Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu, Sevgi Soysal (Sayfa 211)Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu, Sevgi Soysal (Sayfa 211)
mısra 
 12 Eyl 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

Aramızda küçük bir tutuklu var. Tam onüç yaşında, Yıldırım Bölge Kadınlar koğuşunda idamları yaşayan bir tutuklu.

Koğuştaki üzüntü çok hırpalamamalı onu.

Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu, Sevgi Soysal (Sayfa 141)Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu, Sevgi Soysal (Sayfa 141)
mısra 
13 Eyl 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

Havalar ısındı. Mayısa giriyoruz. Koğuştaki soğuk da kırıldı. Bahar; hayat, canlılık demektir. Oysa, bu uğursuz 72 baharı bir ölüm tanrısı gibi. Bu bahar Kızıldere’yle çakıldı beynimize. Baharın bütün fidanlarına inat, ölümü hayata kaim kılmak isteyenlerin operasyonu, Kızıldere’yle.

Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu, Sevgi Soysal (Sayfa 129)Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu, Sevgi Soysal (Sayfa 129)
mısra 
14 Eyl 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

Dikenli tellerin dışında tomsonlu erler, dikenli teller içinde birlikte jimnastik yapan kızlar.
“Şafak”çılar jimnastik yaparken Gülay bozuluyor.
“Yahu kardeşim, böyle serserilik olur mu, erlerin karşısında, bizim halk böyle şeylere bozulur…”
Nina, Gülay’ın bu görüşünde feodal moral kalıntıları buluyor.
Şafak’çılar da imnastiği sürdüremiyorlar. Yıldırım Bölge’deki erkek tutuklular da bozulmuş jimnastik işine.
“Kızlar jimnastik mimnastik yapmasın” diye haber iletmişler.
Ben de en çok buna bozuluyorum.
“Yahu erkek tayfasının buyurduğuna uyup durmasınıza, sizin kendi kafanız yok mu?”
Tabi bu görüşlerim, “feminist” bulunuyor.

Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu, Sevgi Soysal (Sayfa 179)Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu, Sevgi Soysal (Sayfa 179)
mısra 
12 Eyl 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

Ben şakanın ciddiyetle çatışır bir şey olmadığı, hatta ciddi konuların şaka açısından bakıldığında, yozlaşmayıp aksine, düşündürücü boyutlar kazandırabileceğine inanırım. Kendisiyle alay edemeyen insanın, kendisini aşamayacağını da… Ama sonuç olarak içeri düşmüş bir “burjuva aydını”yım ben. “İçinde bulunduğumuz durumu alaya almayı yakışıksız buluyorlarsa, onların bileceği iş” diyerek, kopuyorum Türkân’ın yakasından.

Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu, Sevgi Soysal (Sayfa 111)Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu, Sevgi Soysal (Sayfa 111)
2 /